Varolus Sorunu ve Varolusculuk

evrensel-insan

Yeni üye
Kayıtlı Üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
4,110
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
65
19. Yuzyilin sonlarinda ortaya cikan, 20. yuzyilda kitlesellesen ve bugun bile felsefe de varliksal tartisma temeli olarak basi ceken varolusu ve bakis acisini, site kitlemizin tartismasina sunuyorum.

Nedir varolus, kesin, mutlak, degismez, sabit olarak ortaya konabilir mi?, konursa nasil konur; konamazsa neden konamaz?

Varolusun bilgisel, bilimsel ve bilissel icerigi var midir, varsa nedir?

Cesitleri varmidir?, yani evren, evrim, dunya, doga ve insanoglu bir varolus mudur? hangisi degil se, neden degildir?

Varolusun numenal yetisi, teleolojisi, ozel ve oznelligi; kisaca yasasi, kurali v.s. var midir?, yoksa bunlari ona insanoglu mu verir?

Varolusun insanoglu uzerinde yasamsal, ilisdkisel duzen ve sistemsel bir etkisi var midir, varsa nedir bu etkiler ve nasil etkiler?

Evet, buyrun varolusu tartisalim.

Varoluşçuluk (Egzistansiyalizm)-Existentialism

Yirminci yüzyılın ilk yarısının sonlarına doğru Fransa’da ortaya çıktı. Öncelikle bir felsefi akımdır. En önemli temsilcileri Martin Heidegger, Karl Jaspers, Jean-Paul Sartre, Gabriel Marcel ve Maurice Merleau-Ponty olmuştur. Felsefi bakımdan temelleri ise bunlardan önce Nietzsche, Kierkegaard ve Husserl gibi düşünürler tarafından atılmıştır. Varoluşçuluk 4 temel fikri savunur:

1. Varoluş her zaman tek ve bireyseldir. Bu görüş bilinç, tin, us ve düşünceye öncelik veren idealizm biçimlerinin karşıtıdır.
2. Varoluş, öncelikle varoluş sorununu içinde taşır ve dolayısıyla varlık’ın anlamının araştırılmasını da içerir.
3. Varoluş insanın içinden bir tanesini seçebileceği bir olanaklar bütünüdür. Bu görüş her türlü gerekirciliğin karşıtıdır.
4. İnsanın önündeki olanaklar bütünü öteki insanlarla ve nesnelerle ilişkilerinden oluştuğundan varoluş her zaman bir “dünyada var olma”dır. Bir başka deyişle insan her zaman seçimini sınırlayan ve koşullandıran somut tarihsel bir durum içindedir.

Varoluşçuluğun etkileri çağdaş kültürün çeşitli alanlarında görüldü. Kierkegaard’ı izleyen Franz Kafka, Das Schools, Şato, Der Prozess, Dava adlı eserlerinde insanın varoluşunu bir türlü ulaşamadığı istikrarlı, güvenli ve parlak bir gerçeklik arayışı olarak betimledi. Çağdaş varoluşçuluğun özgün temaları, Sartre’ın oyunları ve romanlarında, Simone de Beauvoir’in yapıtlarında, Albert Camus’nün roman ve oyunlarında, özellikle de L’Homme Revolte (Başkaldıran İnsan) adlı denemesinde işlendi. -Alinti-

http://bizimsity.net....o_pdf=1&id=183

Varolusculuk algisi insanoglu aklinda bir kac cesit yansiyor.

Tanrilasabiliyor. Yani mistisizm temelli bir teslimiyetcilik.
Dogallasabiliyor. Yani kalitimsal, gensel v.s. bir teslimiyetcilik
Dusunceyi dondurabiliyor- Yani bananecilik/caresizlik ve teslimiyetcilik
Teleolojiklesiyor. Yani varolusa ozsel/ozel ve oznel bir oz olarak insanoglu numenal yetisi yuklenerek amac/erek/gaye veriliyor.

Kisaca algisi metafizik olarak var ve ol kokenlerinin birlesimi.

Burada da bir celiski var?

Bir sey varsa ol nedemek?

Bir sey olmussa, var nedemek?

Ya da evren varmiydi/oldu mu nerden basliyacagiz?, ayrica oldu ise o zaman bir olduran aramak ve bir ilk aramak kisir dongusunu nasil cozecegiz?

O zaman kisaca soyle diyebiliriz. Evren var, var ile basladi ve insanoglu verdikleriyle evreni oldurdu.

Iste o yuzden var ve olmak yerine, bil. Yani evreni gozlemle ve bilgi elde edin.

Iste sinirsizlik sonsuzluk, daimilik ve bunlarin getirdigi degisim, yanlislanabilirlik te bilimsellikte buradadir.

Varolus neden bir gizem ve sirdir, bu gizem ve sir da; saklanan yada gizlenen nedir?

Varolus ta mustakil var olan varligin kendine ozgu bir serbest iradesi varolusa karsi koyabilmesi v.s. mumkun mudur?

Yoksa, varolusa bir teslimiyet mahkumiyet mi soz konusudur?
 

evrensel-insan

Yeni üye
Kayıtlı Üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
4,110
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
65
Varolus (existentialism), genelde INSANOGLU DISI BIR GUCE DINSELK YA DA FIZIK OTESI DEGIL; FENOMENAL ve FENOMENE NUMENAL YETI OZU/OZELLIGI/OZNELLIGI EKLEYEREK ONU INSANOGLU BEYNI OZELLIKLERI TASIYAN YAPAN MANTIKSAL BAKIS ACISIDIR.

Temeli pozitivizmin, MUSTAKIL VAR OLAN VARLIK YOKTUR siarina dayanir ve hersey varolusun bir parcasidir. Buradaki ana sorun, VAROLUS FENOMENINE INSANOGLUNUN NASIL BIR NUMENAL YETI YA DA KENDI OZELLIKLERINI EKLEYECEGI VE KENDISINI AKIL OLARAK BOYLE BIR BUTUNUN BIR BELISIZ PARCASI OLDUGUNA NASIL VE HANGI DOGRULAMA ILE GERCEKLESTIREREK INANMASIDIR. Fenomenolojiden turetilmistir. Nietzsche ile de baglantisi vardir. Yani her bir mustakil var olan varligin hiclenerek varolus bunyesinde kaybolmasi. Buber, Heiddeger,
 

"ictenlik"

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
4,039
Tepkime puanı
123
Puanları
63
Başlığınıza, Tanrının Tanrısı olabilir mi? başlığından davet edildiğim için geldim;

;Ama anladığım kadarıyla varoluşçuluğun temel söylemleri ile, yani temelleri ve kökleri ortaya koyulmaya ve tanımlanmaya ihtiyacı var,
Döndüm baktım ve hatta google aramaları ile de birlikte, varoluşçulukla ilgili biraz okuma yaptım, Ama kafamda gerçekten net bi tablo ve anlatım ve şu şudur, bu budur belirdi dersem yalan olur; Einstein'in bi sözü var, Altı yaşındaki çocuğa analtamıyorsan sende anlamamışsındır; Ya ben anlamıyorum ya da hiç kimse gerçekten varoluşuluğu tutup anlaşılsın diye anlatmıyor; Ya da gerçekten kafası karışmış insanların felsefesi bu; Parça parça fikirler, tezler var ortada yanılmıyorsam, Varoluş özden önce gelir gibi, Büyük bi tin yoktur, Birey tekildir ve bağımsızdır, özgürdür gibi yanılmıyorsam; İnsan savrulup bu dünyaya gelmiştir ya da ot gibi bu dünyada bitmiştir ve yeşermiştir mi bu? Tam olarak ne anlatıyor; Bana kafası karışık insanların felsefesi gibi geldi, Bu fikrin özü insanın özgür olması ve kendi için yaşaması mı? Camus'u severim ben ama çok bildiğimi okuduğumu söyleyemem ve Sartre da severim ben ama onu da çok bildiğimi ve okuduğumu söyleyemem, Bakınca şöyle düşünen bi insan gibi görünüyor bana, Ve onları okumadan, kulaktan dolmalarla benim mistik-metafizik dünya görüşleri ve algılarıyla ya da uzakdoğu felsefesi örneğin bi "Advaita Vedanta" ile ya da benzeş, Maharaj vb. nin dünya görüşü ve varlık algısı iie bunları kıyaslamam zor ve yersiz görünüyor; Ama galiba tüm bunlardan önce varoluşçuluk vardı;

Yazımlarım sadece denemeler ve düşünmeler, fikir yürütmeler olacaklar; Ve muhtemelen sesli sinemayı icat etmek için bi gramofonu söküp borusuna kablo bağlayıp plak üzerine kayıt yapmayı deneyerek başlayan mucit gibi hissederek başlıyorum yazmaya;

Varoluş özden önce gelir sorgusuna ihtiyaç yoktur; var mıdır? yok mudur?


Zaten varolduğum tek gerçekse ve gerçek gözlemse daha önemli sorular mı sormalıyım?

Varoluşuma bir amaç aramalımıyım;?
Uçan martılar gibi öylece uçarak deneyimlemelimiyim bu hayatı, Ama ya kanatlarım kırık ve acılar içindeysem, Ya cevaplara ihtiyacım varsa, Dünyada bilinmeyenler ve acılar varsa, Dünyada bi bilgi ve fikir karmaşası varsa, Savaşlar varsa, Umut yoksa, Bilim yoksa, İnsanların cevaplara ve özgürlüğe ve birleşmişliğe, ortak akla ve akıllara ihtiyacı varsa, Ama bu ihtiyaçları ben belirledim, Onların buna ve bunlara ihtiyacı var mı? Onlar bunu istiyorlar mı? Onlara sordum mu? Yoksa mutlu ve mesut gün mü geçiriyorlar, Yoksa onlar madde içinde gününü gülistan edip mutlu mesut ve sonrasızca yaşamak mı istiyorlar, Bunu mu seçiyorlar yani, Neden düşünceye, akla ve bilime ve edebiyata ve sanata önem vermiyorlar ki, Cevaplar kimde, Ben bunu anlayamıyorum,, O zaman bende bi sorun var, olmalı, Neden bu kadar umursuyor ve aldırıyorum tüm bunlara, Neden bu kadar sorular soruyorum ve yanıtlar istiyorum, Ve yanıtların matematiksel kesinliklerle donamışçasına berrak ve bilir olmasını istiyorum, Evet öğrenmeyi seviyorum da ben ama fazlası var, Çözümleyemediğim acılarım var benim, Arkasını ve kökenini bilemediğim ve hesaplayamadığım kabuslarım var benim, Bu dünyada mutlu olamazlığım var, Bedensel yetilerimin yetmezliği var, Zor yaşamak var ve belki kendim için bi yaşanabilirlirlik özgürlük ve rahatlık arıyorum da ben tüm dünyayı değiştirmem ve düzeltmem gerektiği sonucuna vardım bunun için, Cevap bu mu? İnsanların öğrenmesi için kurgulanmış bi dersse örneğin hayat ve gerçeklik neyin doğru, gerekli ve ihtiyaç olduğuna ben karar veremem, Herkes kendi iradesi ile özgürce deneyimlemeli, Ne yani ben susup oturmalımıyım öyle eylemsizce, NE yapmalıyım ben;

Ben ne yapabilirim, Ne yapmalıyım, Varlığımı, varoluşumu ve doğamı keşfetmeyemi yönelmeliyim, İnsanlığın ve bilimin hizmetinemi adamalıyım kendimi, BEnim onlara yardım etmem ve bunu düşünmeme aslında kendime yardım etmeyi düşünmem mi, Kendi cevapsızlığım ve korkularım mı? Heyy onlar yardım istemiyorlar, Cevaplara ihtiyaçları yokki Sadece deneyimliyorlar ve öğreniyorlar, Özgürce deneyimlemeye ve öğrenmeye ihtiyaçları var; O halde bene neden kendimi bu kadar bulantı ya da sorumluluk içinde hissediyorum, Neden cevaplarım olmadığı için muzdairbim; Bu benim yanılgım mı? Çıkıp, aksak penguenler gibi düşünmeden özgürce yaşamak istemez miyim ben;

Bir insan ömrünü neye vermeli, Savrulup gidiyor ömür dediğin; - Zülfü Livaneli

Varlığı çözümlemem önemli mi benim bu dünya da, Özüme, tözüme ilişkin bilgim ve kavrayışım olsa ne olur, olmasa ne olur, Ne değişir, Ne kazanır ya da ne kaybederim ben, Küçük çocuklara ne demeliyim ben, Bana sorular soruyorlar, Onlara nasıl anlatmalıyım varolumu, Çocuğum bende cevap yok büyü sende sorgula mı? Bi düş dünyasında olup olmadığını bilmeyen çocuklar var burda, Ölümden sonra ne olacağını bile kimse bilmiyor, Kimse hiç bi şey hakkında hemfikir ya da uzlaşmış değil burda, Burası bi ayrık fikirler geliştirme atölyesi midir nedir ben anlamadım, Sanki bilgi ulaşılmasın ve özgür olsun, yanıtlar ve kanıtlar olmasın diye kurulmuş bi dünya burası, Burası bi bilgisizlik ve kanıtsızlık dünyası mı? Fikirler ve düşünceler özgürce devinsin, insan sorgulamayı öğrensin, Çok sonuçlu düşünüşler ve sınamalar yapsın dünyası mı? Her şeyden şüphe edilip, her şey yargısızca sorgulansın dünyası mı? Ama kimse böyle kullanmıyor ki burayı, Matematiksel istatistikler lazım bana, Şu anda dünyada kaç kişi neyi düşünüyor, Muhtemelen biliyorum ben bu sorunun cevabını, Neden herkes onu düşünüyor; Kurulmuş maddi bi cennete benziyor burası, Fizik bedenleri tokuşturuyorlar ve adına orgazm diyorlar, Herkes seviyor bunu bu dünyada ve herkes bunun peşinde, Bunun peşinde dünyasında başka soruya ve yanıta ihtiyaç var mı? Birileri tokuşsun, diğerleri çalışsın onlara yanıt, bilim ve enerji mi sağlasın yani, Herkes çalışsın, herkes düşünsün, Herkes kendi yanıtlarını arasın ve öğrensin, Herkes kendi öğrensin, Kimse kimsenin işini yapmasın; Burası nasıl bi dünya ve geçeklik, yıllar yıllar geçti hala uzlaşılmış bi gerçeklik fikri olan insanlar bütünlüğüne rastlamadım, Benzer düşünceleri savlayanlar bile kendi içinde ve kendi dünyasında anlatamamazlıklar içinde, Neler olduğunu anlamıyorum, Bi varlık çözümleme dünyası olsa ya da bunu arasam burada olmazdım, Burada madde, arzu ya da özgürce bedensel, fiziksel deneyimi mi keşfetmeliyiz; Varlığın bizim tarafımızdan bilinmeye ihtiyacı var mı? Biz varlık içinde varlıksak bile, Her nasıl özgür irade yada bölümsel hafıza ve biliş kazanmışsak bile ayrıysak ya da değilsek bile bunlar önemli mi? Ne bizi en ileri götürür? Ne bizi en sonuca götürür; Ne yapmalı, ne etmeli, Düşünememi durduracak bi şey var mı? Dünya hiç duruyor mu?

Varoluşsuz öz, saf ya da salt niteliktir ve potansiyeldir; bu doğru mu? Bu ifade nasıl düzeltilmeli,

(Durulmayan bir kafa - tık)
 

"ictenlik"

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
4,039
Tepkime puanı
123
Puanları
63
Ne yani Satre tüm yanıtları bulsaydı ve insanlığa sunsaydı, Einstein teorisinden bomba yapılması gibi yatan bi insanlık hazır sonuçlara ulaşacaktı ve emeksiz bilgi ve öğrenmemi sağlayacaktı diyorsun, Ya da başkalarının öğrenmesinden öğrenmeyelim mi, öğrenilemez mi diyorsunz, Hiç bir şey ya da tek kaynak ya da tüm cevapları ve doğruları barındırmaz mı? Tüm hayatı ve herşeyi hatta herkesi objektif ve olgusalca ve önyargısızca incelemelimiyiz sadece, ama temel iletişim ve etkileşim tavrımız ne olacak, Nasıl bi hayat bu? Nasıl sorgulamalıyız? Nasıl sorgulamalıyız bu hayatı? Nereden başlamalıyız?, En başa dönelim, Hiç bi şeyim yok benim, Yıllarca yaşanmışlık, Kafama yığdığım çürük bilgi yığınları, Oysa bilgi taze derilip dalından mı tüketilmeli, Düşünce de meyve bahçeleri ve avlaklar mı olmalı, Bazen gidip bi daldan tatlı bi meyve gibi, hoş bi şiir sedası gibi yeni bi düşünce bulunmalı, Ama bazen av peşinde koşar gibi düşünce içinde keşif avları yapılmalı, Ne yani düşünmek zahmetli iştir çocuğum mu diyorsun, Hem sen kimsin ki, kim oluyorsun ki bunları söylüyorsun, Neden soruyorsun tüm bunları, Nereye varacaksın, Neyi değiştireceksin, Kim için ne yapabilirsin ki, Bilimsel sonuçlar değil bunlar düşünsel sonuçlar, Bunlardan atom bombaları yapılmaz, Kimse ilgilenmez bununla; Bunlardan ses ve düşünce bombaları yapılır çocuğum, Gerçek düşünsel formüllerin etkisi dşüncedeki patlamaları dünyadaki patlamlarla kıyasla, Öyle olur; İyi ve saf düşünce, arınmış düşünce; Yığınları yıkabilir ve yığınların hayatına son verebilir, Tüm bilgi, anlayış ve inanç sistemi çökümüş bi insanlık düşünüyor musun? Bunu yaratmak mı istiyorsun, Böyle bi gücün ve bilimin olsa bile kullanma bırak, bırak özgürce öldürsünler birbirlerini, Kan ve pembe-mor diziler içinde yaşasınlar, Bırak sahte cennetelerini yaşasınlar bırak, Uyandıklarında ve bilgi aramaya başlasıklarında aç ve susuz kurtlar gibi önüne gelen tüm sürüleri kıracaklardır nasıl olsa, Hem sen nasıl söylüyorsun ki bunları, bunlardan bana ne, Hem sen demiyor muydun, Onlar gibi uyuyor olsamda farkında olmasam, bu bulantılar ve acılar olmasa yaşamımda, İndra efsanesinde domuz kral gibi hayat, Uykulu bi hayatta neden uyanık ve farkında yaşanır ki, İşte bu hata, Bu hata olmalı ama ben imkanlar içinde bi cennet hayatı seçmemişim gibi görünüyor, Emin misin? Sence böyle mi? Nerelere götürebilirsin bu hayatı, Elindeki ve yaşamındaki farklı yönleri ve fırsatları ve persektifleri değerlendir, İyi bak hayatına, Bİlgi eşindemi koşuyorsun çocuk, bu dünyada bilgi geçmez, bu dünyada bilgi alınıp satılmaz çocuk, Emeksiz ve karşılıksız dağıtırsın, Karşılıksız ve emeksiz dağıttığını özgünce karşılıklayana vermelisin hem; Bilim ne analr bilgiden, tutar ondan bilgi yapar, Hem her neyse ki felsesefeyi keşfetmemişler, Düşünceden bomba yapılabileceğini ve düşüncenini ve düşünmenin dünyayı değiştirebileceğini bilmiyorlar, Kiş ibu dünyadadır, Bu dünyada bi fizik bedendedir, Oysa algısı hiç burada değildir, Düş maviliklerinde uçmaktadır algı, Nereye konacağı belli değil; İyi de niye yazıyorsun bunlardan kime ne; Nereye varır bu hikaye; Bi, varoluşçuluk sorgulaması işte bunalr, değil mi? Bi insanın iç sesisnini gerçek sesleri değil mi? Neredeyse hiç değiştirilmeden bozulmadan, düşünce ne düşündüyse ne geçtiyse aktıysa yazıldı, Tanıklık edildi devinen tüm düşünceye,

İnsanlık birlik mi olmalı diyosun sen? bunu mu görmüyorlar?

İnsanlık ne istiyorsa o olmalı; Ben durulmalıyım ve kendimi durdurmalıyım, Kendimi düşünmekten ve bi şey sanmaktan, dünyayı değiştirebileceğimi düşünmekten ve sanmaktan alıkoymalıyım, Bırakmalıyım bunu, Bi gün dünyayı kurtaracak süperkahraman değlim ben, Süper egomun uçamadığını ve kendini bile zor taşıdığını görmeliyim;

Ner yani iyi ve güzel bi dünya için bi şeyler yapmayalım mı? Savaşmayalım mı?

Biz umutlarımız ve ideallerimiz için savaşıyoruz, Ama umutlarımız ve ideallerimiz ne zaman atandı, En son ne zaman baktık onlara; Ne zaman yeniledik onları, Umut klasörünün hard diski bad sektorlerle dolu; Umudu gökyüzüne ve tüm insanlığın zihnine yedeklemeliyiz; Açınca her yerden umut çıkmalı, İnsanlar selamlarını bile değiştirmeliler, Bi hafta umut, bi hafta barış diye selam vermeliler birbirlerine, Biz unuttuğumuz tüm güzel şeyler iyeniden hatırlamalıyız;

Abi sen ne saçmalıyosun ya, Bu kafayı nerde yaptın?

Ciddiyet hastalıktır ve bulaşıcıdır, İnsan ciddiyet işini ciddiye almamalı, Bozguncu bi hayat yaşayabilir insan, Başkaldıran bi hayat, Kötü olabilir insan, Karmaşık ve bulanık ruhlu olabilir, Kendini özgürce tanımlamalı, Bi insanın en son dönüşmesi gereken şey bi süper kahraman olmak ya da ona dönüşmek, İnsanlığın en son ihtiyacı olan şey bu; Neyzen ya da Diyojen ol, Bireyselleşmiş bilinçler bi araya gelerek büyük bilinçler ve büyük ortaklıklar geliştiremeyi öğremelilier,

İyi de bunlar bu sorunun ceva bı mı?

Asimetrik girdiler bunlar, Varoluşçuluk, Tüm yaşam varolan boşlukları doldurur, Boşluk olamsa, sorulacak olamz, Düşünülecek olmaz, Çıkarımsanacak olmaz, Sonuç olmaz, buluntu olmaz, Arama olmaz, Sorma, arama, düşünme yoksa benim işim ne ki; Başka işleri becremem ben;

Ha işte, doğru yere geldik;
Evet benim işim boşluklarla, Daha çok boşluk olmalı, Daha çok cevapsızlık ve yanıtsızlık olmalı, Sorulacak daha çok soru, DÜşünülecek daha çok şey, Çıkarımsanacak ve üzerinde uzlaşılamayacak daha çok fikir ve düşünce çeşitliliği olmalı, Dünyadaki ot ve bitki çeşitliliği gibi olmalı bu, Çok tür, Çok düşünce, Ayrık düşünceler tarlası olmalı dünya;
 

"ictenlik"

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
4,039
Tepkime puanı
123
Puanları
63
Ne yani, Bilim bi bomba yapıcısı mı demek istiyorsunuz?
Ne yani öyle değil mi? Ve bomba yapıcılara güvenmem ben; Bilimin yaptığı şeyleri tartışalım isterseniz, İlaç tröstlerinin daha fazla kazanması için ilaç üretmek mi örneğin? Ya da anlaşılamayan bi uzayı anlamak için çabalayıp durmak mı? Neden insanlık barışı ya da umudu için büyük fonlar ve projeler tüketilmez bilimde, İyi de bunun ve bunların varoluşçulukla ne alakası var; Bir roman yazmıyoruz insanlık konumuza dönelim,

Varoluş sorunu?
Varoluş bi sorun mudur? Öyleyse yokoluş kendi yokluğunu seçmek ve kendini gidermek ve yoketmek mümkün müdür? Deli Dumrul hikayesi gibi bi durum olsa kim yokoluşu seçerdi, Yokoluşu seçer mi insan? İnsan ölmek için enden bekler? Neden topluca intihar etmez, Buyur Tanrı hoşgeldik; Cehennemin nerde diye sormaz,

Varoluşçuluk; Varolmacılık, var olurkene;
Var olurkene bi yoldalık ve henüz var olmamışlık, Ham bi elmada örneğin vardır ama olmaıştır henüz yenmez, Ama en kötüsü onun henüz yenmemesi değildir, Onun çekirdekleri gelcek nesillere yaşam taşıyacak kadar olgunlaşmamıştır henüz; Gelecek nesiller etohumalr ve çekirdekler bırakacak kadar olgunlaşmış ve doygunlaşmış düşünce çekirdekleri hasadı, bunu düşünebiliyor musunuz? İnsanlık başka bi insanlığın, geçmiş b insanlığın bıraktığı mirası ve düşünü okuyu duruyor, Yazmak için çatlamış çıldırmış insanların uykusuz ve sabahsız gecelerde döktüğü satırları okuyor, Satre'ı ve Camus'u okuyor örneğin insanlık ve nice diğerlerini, Ne arıyor onalrda, Neden bi dağ başında temiz havayı solumuyor ya da bi deniz kenarında martı sesi dinleyip, çocuklarla neşeli oyunlar oynayarak geçirmiyor zamanını, Nedir bu insanlığın varoluş sorgusu, Henüz yeterli ve nitelikli bi cevap üretemediği için mi? Ürettiği cevaalrda uzlaşamadığı için mi? Örneğin düşünün, İnsanlığın başına hiç bir felaket gelemdiği bi tarih çizgisi, bugünün dünyası bin yıllar yaşıyor ve muazzam bi edebiyat ve felsefe birikimi, Trilyonlarca ton kita ve veri, bunları kim okur ve değerlendirir, tutunamamış ve cevalar arayan insanlar, düşünme kapanına kısılmış insanların yazıntıları, şiire dönüşmüş insanların yazıntıları, utbol izleyerek eğlenen bi tolum var dışarıda, B ugerçek gülmeyin, Futbol izleyerek eğlenebiliyorlar, Benim kafam karışıyor ya da tuhaf geliyor bana örneğin; Sartre onarla ne verdi, Ben ne verdim o ayrı bi soru, Ben Sartre'dan az verdim evette belki Sartre elma verdi onalrada cennetten kovuldular, Hikayenin böyle olduğun usanıyorum ama;

Varolurken varolmak;
Akmak için bi çaba harcamaz su; Ve olmak için elma; Ağacın çabası vardır evet, Doğma çabası, taşlara kök salma çabası, Su bulma çabası, Büyüme çabası, Güneş arama çabası, Güneşe yön dönme çabası, Tüm bunları çabasızca doğal olumlar olarak izleriz; Sessiz bi insanlık filmi düşünüyorum, Dünyadışında gelmiş bi zeka sessizce insanlığı izliyor, Bu tıpkı maymunları ya da diğer insanları izleyen belgesel yapımcıları gibi, Ne yaptıklarını, Neyi neden yaptıklarını anlayabilir mi bilmiyorum, Uzun süre çalışması gerekir, Dünyanın tüm seslerini kısın, Tüm düşünceleri kapatın ve insanlığı izleyin, Oradan oraya koşuşturuyorlar, Eğer bi belgesel yaımcısı insanlığı gözlemleseydi çıkan ilk sonuçlardan biri şu olurdu, Patron dedikleri insanlar için sabahtan akşama kadar çalışıp, yorgunca evlerine dönüyolar ve kavga edip küskün ve yalnız kırılmış çocuklar ve ezilmiş umutlar bırakarak arkalarında uyuyorlar her gece, Öylece uyuyorlar, Günde sekiz saatlerini uyuyarak geçiriyorlar, Bu eski bi alışkanlı kve gelenek olmalı, Heey birisi uyumadan dinlenme makinası ya da ilacı icat etmelii Çok para var bu işte, Hazır sektör, Hemen birileri el atmalı; İyi de varoluşçuluk bunun neresinde;

Bi İnsana bi şey söylenmeliyse en çok ne söylenmeli,
Heey kardeşim gel Birlikte bi arada yaşamanın bi yolunu, formülünü bulalım ama hemen bulalım başkası bulmadan çok para var bu işte;
Hemen yarın, hiç bir insanın bu dünyadaki yaşam özgürlüğünden ve lüksünden ve diğer şeylerinden hatta arzularından vazgeçmediği ama daha çok insanın bi arada mutlu özgür ve özgün yaşam deneyimlediği bi dünya kurulamaz mı? bunun gibi sorualr çoğaltılaiblir, Matematik var, Bilim var, Bilim adamı var, DÜşünce insanı var, Uzaya araç gönderen teknoloji var ama mutluluk yok, Bi arada özgürce yaşama yok; DÜşünsenize biri bana uzaya insan gönderecek araç tasarla dese bu imkansız der kaldırıp atarım ama bana da yarın tüm insanların mutluluğu ve barışı o akdar kolay gözüküyor ki, Ama bu bilim dünyası denilen paralele dünyaya bu çok uzak ve imkansız gözüküyor olamlı, Atom parçalamak kolay ama insanlık barışı zor; Milyarlarca dolar barışa ve savaşsızlığa harcansa ne olur; Tüm dünya ekilse dikilse, hayvan çeşitliliği atrıtılsa, kırk milyarı barış uyum ve huzur içinde besleyemez mi dünya neyi paylaşamıyoruz, Varoluşçuluğu soran herkes bu soruların yanıtlarını arıyor, İnsanlığa öyle bi düşünce getirecekler ki bi gün, Evet işte bu diyecek insanlık;

Herkesin oyun oynadığı bi dünyada herkes öğrenir ve herkes eğlenir, Çocuklar hiç bir kitap okumaz dil öğrenmek için; İşleri güçleri oyundur ama her şeyi ve tüm olan biteni öğrenirler ve öğrenmeye de devam ederler, Organik malzemeleri bırakmış, toğrağı bbırakmış çizgi filmlerle oynayan ve bilgisayar ekranlarıyla büyüyen bir nesilden söz ediyorum, Filozoflar çıkaracak; Sartre oyun uzmanı olacak; Camus internetin kitabını yazacak; Varoluş ve yaşam, Tüm boşlukları dolduran şey; Elimizde var ve farkındayız ve bilinmezimiz, Birileri yaşatmıyor sanki onu bize, Birileri onu bize çileye dönüştürmüş ve tutup hesap soramıyoruz ona, Yaşamımızı ve özgürlüğümüzü geri alamıyoruz elinden onun, ERşimli bi çağ, Tuutp internete hey millet yarın tüm dünya ayağa kalkalım, iş bırakalım dünyay ıdurduralım hadi barış yaalım demeyi deneyin; Sosyla medya hatta ya da site yapın; Duyarsız, kör ve sağır olan kim? Neden? Neden beş milyar kulağa giden ve ulaşan bi sesi myo kbenim, kim kısar sesimi, Dünyanın tüm meydanlarında neden barış şarkılar ısöyleyemem, Nedne barış nidaları atamam ben, Neden barış için savaşmak iradem bile küllenmeden kırılmış, doğmadan yamultulmuş;

Varoluşumu bunları yanıtladıktan sonra mı sorgulamalıyım önce mi?
Hayır hepsi bi arada, ortaya karışık;
 

"ictenlik"

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
4,039
Tepkime puanı
123
Puanları
63
Bi boşluk gördüğümde doldurmayı seviyorum ben;
Boşluktaki o şey silindiğinde, boşluk yeniden boşalabilir ve boş kalabilir;

Daha büyük boşluklara mı ihtiyacımız var bizim,
Boşluklarımız bize yetmiyor mu?
boşluklarımızın büyüklüğü bize yetmiyor mu?
İyi bi resim çizmek için yeterince iyi bi tuvalimiz yok mu?
Bizden öncekinden daha iyisini yazmadıysak bi kita yazalım, Dört yüz sayfalık her sayfası boş bi kitap ve ilk sayfasına şunu yazalım, ben Sartre okusum sizde okuyu ve aydınlanın, bunu basalım, Ve Sartre'ı onurlandıralım, ona bi selam söyleyelim, Henüz Sartre'dan iyi söyleyecek bi şeyim yok; Siz neler okuyorsunuz, DÜnya antolojisi fikir antolojisi bi ömürle okunmaya yetmez, En iyileri sağaltalım; Onalrı birbirimize salık verelim, ama hepimiz yazmalıyız ve okumalıyız;

Bi mimar bilir, çağın ve çağların en iyi mimarlarını onarın eserlerini nceleyebilir ve öğrenebilir onalrdan, Eğer çağındaysa ve yaşıyorsa gidip ondan da öğrenebilir, ama bi mimar öldükten sonra binalar yaamaz, Her çağın devrin iyi mimarları olmalı; Bende iyi tasarlayan varsa gidip ona tasarlatmalıyım, Hatta tasarladığım bi şey varsa gidip ona sormalıyım, usta bu nasıl olmuş bi baksana; Her devrin ustaları; Söz ustaları, saz ustaları, caz ustaları;

Boşlukları doldurmayı seviyorum ben; Boşluğa, üç boyutlu boşluğa kimsenin görmediği düşler resimler çiziyorum, Üç boyutlu oyuncaklar çizebilirim çocuklar için ama onalr görmezler hiç bunu, Bİlmezler benim onalra, onlar için boşlua oyuncaklar çizdiğimi,

Boşlukları doldurmayı seviyorum ben, Bi boşluk dolu olmalı dolulukla ama yine de boş olmalı, Hava gibi yer kaplamaya nama hayati olan şeyler, doldurulmalı yaşama, Nefes aldırmalı, Nefes alınmıyor bu dünyada, Şimdi dışarı çıkacaüım, Neşeli çocuklar dünyası değil bu, Nedne çıakyım dışarı, İçeride düşüncelere gömülmeliyim, Kara kara düşünmeliyim, Oyun oynayarak aşılmaz bu işler, Hem dünyada büyükler oyun oynamak istemiyorlar, BÜyük parkları yok hiç; BÜyüklerin birlikte oyun oynayabildiği hiç bir park var mı bu dünyada? bu büyükler hiç bunalmaz, sıkılmaz mı? Evde oturmaktan patlamaz mı bunlar; Evde nereye koşturacağını, nereye sığacağını bilmeyen uyumlanmamış çocuk kalmış bi büyük yok mu? Herkes büyüklüğü uyumlanmış, Büyüklüğü inisiye olmuş, NE hastalık bu büyüklük, Büyüklük hastalığı bu, Çağın ve çağların vebası, Vebadan fazla insan öldürdü bu hastalık, DÜşünceleri kararttı, köreltti;

Boşlukları doldurmayı seviyorum ben, Hele de yukarıda varoluş sorunu ve varoluşçuluk yazıyorsa onun altı dopdolu hatta domdolu olmalı, Yaşamak olmalı orda, Yaşamak fışkırmalı oradan; Dopdolu felsefe, düşün, tartışma olmalı, Duyan gelmeli, Heey bi forumda varoluşçuluk başlığı var had itartışalım, gelişelim öğrenelimi Nerdee; Ben olsam varoluşun adını oyun yaardım hemen yarın, oyun akrışması ndiye ona başka bi isim bulurdum örneğin varoluş, Çocuklar oyuna varoluş derdi ama yinede sıkılmaz bırakmazdı onlar bu işi, Hadi varoluş oynamaya gidiyoruz, Heey bize hadi oyun felsefesi tartışmaya gidiyoruz, Oyun sorunu tartışılıyor oarada; Hemen yarın hemen Bakanlar Kuruluna önerge verilip bu dünyada varoluş adı oyun felan yapılmalı, gerçek adı saklambaç felan olmalı, Nerede ey düşünen beyinler, Kaç teori üretti insanlık içindüşünsel, Kaç oyun türetti, Ciddiyet hastalığından muzdari insanlık, Büyüklük hastalığından muzdarip insanlık;

Kuzuların ağılına kurt sokulmaz, Varoluşun bilgisi bu ağıla nasıl insin, Nasıl girsin;

Varoluşçuluk; Varolmacılık Oyunu;
Oynayan, Oyuncular, kimler ve herkes, eğlenen sıfır;
 

"ictenlik"

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
4,039
Tepkime puanı
123
Puanları
63
Varoluşçuluk;
Olduğunda tadından şüphe etmediğin meyve gibi kendi varlığının olmuşluğundan, varolmuşluğundan olgunluk ve doygunluk, mutluluk ve onur duymak hali arayışı; Hem de bu dünyada arıyor insanlar bunu, Önce çıkıp güzel bi dünya yapmalılar; Savaş parkları vermişler çocuklara oyun bahçesi diye, Bilgi bahçesi diye kan ve gözyaşı bahçeleri ekiyorlar, Öğün diye kan ekmeği yutuyorlar, kin suyu içiyorlar; Kim nasıl uyur, Kim nasıl rahat ve huzurlu uyur bu dünyada, Kabuslar boğuyor adamın aklını, Ama kabuslarını unutmuş;

Varoluşçuluk;
Varoluşun tüm sorularının tüm cevaplarının listesi;

İşte burada bi liste olsun, bunlar koşulsuz doğrular olsun, Şimdi buradan bilinmeyenle dünyayı aydınlatma, kurtarma ve barışa ve refaha eriştirme hızını hesapla;

Barış koşulsuz doğru;
İyilik koşulsuz doğru;
Mutlluluk ve neşe koşulsuz doğru;
Oyun oynayan çocuklar, koşulsuz doğru;

İşte yazdım reçeteyi insanlık, Git kullan sabaha akşaşam bi şeyin kalamzi Bİ hafta yat dinlen evinde istirahat et, Kalkınca ilk iş barış duşu al; Barışla yıkan, Öğününe ekmeğine barış ve emek kat,

İşte yazdım reçeteyi insanlık, Ah bi barış kardeşlik yap, Ne varoluş bilgisi ki ne varoluş bilgisi, Göğün yere inmedik bilgisi kalmaz; Acı yapmaya bilgi bağışlayan gökyüzü, Doluluk yapmaya boşluk bağışlayan hiçyüzü;

Varoluşçuluk; Çocuğun oyun oynaması, ARtı mutluluğu bi çocuğun yeryüzünde, Ağlayacak bi çocuğun o ağlayışının gerçekleşmemsi, Üzülecek bi çocuğun gözyaşının önceden hesaplanabilerek durduracak koruma kalkanı kurulması;

Savaştan bombalar yeryüzü, Aklım düşüncem kanyüzü kangölüyüzü, İnsan kanı bu; İnsan kanı içinde boğluyorum ben; Mutsuzluğunuzun denizinde düşüncelerim, Ama bakıyorumda mutlu görünüyorsunuz;

Varoluşçuluk; Kaç asker sordu bunu, Kaç asker siperde bunu düşündü, Başına mermiler yağan kaç insan varoluşçuluk sorguladı; Kaç çocuk oyun oynadı bombalardan kaçarken, Bombalardan kaçmaca oyunu; Yeryüzü insan kimsin bilmiyorum, Acımı dindirecek durduracak bi şey yap; Bana yardım et; Nasıl canın yanmadan, aklın uyuşuk bunları görerek yaşayabildiğini nasıl bunun içinde varolabildiğini ve varkalabildiğini bana da anlat; Nasıl yediğin içitiğin her lokma kanmışçasına yemden yutmadan yiyebildiğini içebildiğini bnaa da anlar, Bana da öğret,

Varoluşçuluk; Yitmiş akıllar senfonisi; Varoluşçuluk dağına tırmanan akıllar, GÜney yamacında denenecek; Zirveye erişilip bayra dikilecek, resim çekilecek; Yalnı tırmanılacak oraya, Dönüşte manzara insanlar anlatıalcak, Ama insanlar bilecek ki varoluşçuluk buzullarına tırmanıldı; DÜşüncesinde tımandığı bi dağın resmini çekti Varoluşçu, DÜşüncesinde boğuştuğu bi kaplanın izleniminin resmini çekti, Ama resim düşüncesinde kaldı, Dışarıya baskı yapmıyor düşünce; Düşünceden resim çıktısı alınamıyor; İnsanlar varoluşçunun tırmandığı dağın fotoğraflarını görmek istiyor;

Varoluş Sorunu mu önce gelir bu dünya sorunu mu?
Varoluş sorununun çözüm yolları?

Varoluş sorun-u, bilini gibi sorun-u, sorunuzun sorun u, emir kipi olarak sorun ifadesi;
Çözümü yanıtlarda olmalı ama yanıtlar almak için önce sorular üretmek gerekiyor, kim düşünecek şimdi, Aman canım işin mi yok;

Varoluşçuluk dağı/platosu;
Karlı bi kış gününde, İki ülke orduları burada cenge tutuştu; Yüzbinlerce akıl donarak öldü;
 

evrensel-insan

Yeni üye
Kayıtlı Üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
4,110
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
65
Varolus ta senin dusunce sistemin ile pek uyum saglamadi anlasilan; o zaman seni toptan varliktan kurtarma adina, asagidaki basliga bir goz at.

http://www.felsefe.net/felsefe/74001-metafizik-varlik-tartismasinin-sonu.html

Cunku sonucta iki ana emir temelinde karar kilacacaksin; ya varlik temelli "var, ol ve inan" ya da bilgi temelli " bil" yukaridaki basligi da oku. Bakalim oradan nasil bir dusunce ureteceksin?

O da olmazsa, en son hepimizin de uyesi oldugu insanoglunu deneeyecegiz. :) Yani onun alternatifsizligini

Ondan sonraki gelen durum ise cagdas olan olacak.
 

"ictenlik"

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
4,039
Tepkime puanı
123
Puanları
63
bugün daha iyi anlıyorum varoluşçuluğu, bir tık; benden; seviyorum
 

"ictenlik"

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
4,039
Tepkime puanı
123
Puanları
63
peki bence Orhan Veli varoluşçudur
peki sence Muse varoluşçu mudur?
 

odinhan

Yeni üye
Uzaklaştırılmış
Katılım
8 Nis 2015
Mesajlar
60
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Sen ne anlan varoluşçuluktan evree!!

bak bir değişiklik yapıyorum ve sana seçme hakkı veriyorum;

şimdi bu nicimle sana sövim mi övüm mi? sen seç :tongue: ehehe :)

Alper Usta; dedektör çalışmıyor! bir dost :smile:
 

"ictenlik"

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
4,039
Tepkime puanı
123
Puanları
63
kuantum kesinsizlikler dünyası
kuantum kesintisizlikler dünyası
 
Son düzenleme:

"ictenlik"

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
4,039
Tepkime puanı
123
Puanları
63
Nedir varolus, kesin, mutlak, degismez, sabit olarak ortaya konabilir mi?, konursa nasil konur; konamazsa neden konamaz?
varoluş durumu mutlak değilse konulamaz
yani varoluştan ve gerçek yaratımdan/varoluştan yani kararlılıklık ve stabilite ve (kararlı ve stabil genel geçer bi varoluştan ) önceki kaosu deneyimliyorsak
yaratmanın yaratması ya da

varoluşun mutlak olarak ortaya konulması zaten bilince bağlı aksi gözlem, gözlem zaman dışında olur-mekan dışında olur-olmalı
mutlak gözlem mutlaktır ve mutlak mutlaktır; gerçek içinde dışında; dışında gerçek yoksa ve gerçeksizse mutlak gerçeksiz olur ve gözlemde

Varolusun bilgisel, bilimsel ve bilissel icerigi var midir, varsa nedir?
her şey bilgidir-bilgi her şeydir ya da bir diğeri
varoluş- o başka bir şeyi kanıtlar der maharaj yani bu durumda kendini kanıtlamaz- kendini kanıtlayanı kanıtlar ya da yeteneğini ve niteliğini

Cesitleri varmidir?, yani evren, evrim, dunya, doga ve insanoglu bir varolus mudur? hangisi degil se, neden degildir?
herşey bir varoluştur ya da değildir ancak herşey (nispeten daha yüksek) bir varoluşun parçası ya da uzuvları ve azasıdır ya da gelecek/geleceğinin (geçmişteki) parçasıdır ya da geçmişidir-kalıtıdır-geçişidir/bölünemez-bölünemez;
varolumun geçmişi ve zaman kuramı- öncellik
burası bir çeşit yedek parça/öndüşünme uzayı olmalı

Varolusun numenal yetisi, teleolojisi, ozel ve oznelligi; kisaca yasasi, kurali v.s. var midir?, yoksa bunlari ona insanoglu mu verir?
varoluşun yetisi kendisidir? bilinçtir ya da nedir? zihin içinde ya da dışında tanımlanamaz kendisidir ve ifade ettiği zamandır ve herşeydir bir diğeridir
yasa görecedir
bi işlerlik kuralı
gerçek yasa özgür varlıktır ya da özge oluştur bir diğeri
yasa kendinin ifadesidir ve yasayı ifade eder

Varolusun insanoglu uzerinde yasamsal, ilisdkisel duzen ve sistemsel bir etkisi var midir, varsa nedir bu etkiler ve nasil etkiler?
sorguyla soru arasında fark var, merakla sorgu arasında fark var; merak ile doğarsa doğar; açıklar
gerçek merak; herşeyi sormak niye bilmek için sormak anlamak için sormak
ve gerçekten öğrenmek ve merak etmek niye-çocuk bekler örneğin istanbul'un ne kadar uzaklıkta olduğunu büyüklerin kavrayışı için yada ne kadar uğraşla yüksek matematik öğrenilir ki

insanoğlu diye bir şeyi bölmek
insanoğlunu sahasının ortasına top gibi konmuş görmek

Bir sey varsa ol nedemek?
Bir sey olmussa, var nedemek?
var -ol- olma bunlar bizim kavramlarımız ne yani kavramsız mı düşünelim, oturup karar mı verelim

kavramlar sınırlıdır ancak temel ve mutlak olarak bir başlama olamayacağı konusunda hemfikiriz,
evren için bir başlama görebiliriz ancak onu oluşturan neden için bulamıyoruz
tanrı için bulamıyoruz
yada maddeyi oluşturan neden için ve kimimizin farklı görüşleri ya da dilleri ve anlatımları var sadece ama hep olma kavrayışımız

eğer o şeye hiç olmayan ve hep olana ya da her ne diyeceksek ona/buna 'var' ve ona 'olan' ya da 'hep olan' diyeceksek ki o 'hiç' adı bile alabilir alıyor bu ayrım yapılmalı önce de
ki bi kabaca bilinç diyoruz ona bu bir isimdir

biz bu durumda bi kere daha insanı tartışamayız; varoluş demek ya da kavramlarla uğraşmak niye her ne varsa işte onun kökü kökeni ve neliği tartıştığımız
bilinç demek bile bir isimlendirme ve uzlaşma önemli başka bir ad "a" adı "b" adı alabilir bu bu addır sadece

bakın brahman tümvarolandır dediğinizde biz insan buna bir ad verdik

soru tüm bu bütünlüğe (herşeyiyle ve öncesi sonrası-nedeni çıkmazı- ve olması olmamasıyla herşeyiyle) ne ad verelim
a-brahman
b-var
c-varolan
d-olan-olmuş
d- bilinç
e-madde
ve
z-ruh
vs.
Ya da evren varmiydi/oldu mu nerden basliyacagiz?, ayrica oldu ise o zaman bir olduran aramak ve bir ilk aramak kisir dongusunu nasil cozecegiz?
evren yok mu var mı? bir varsayım ve geliştirilen tüm kuramlar bir önerme ve önermeler önermeleri açar- dövmez-dövmemeli
daha çok düşünmek daha çok düşünmektir ve daha içten düşünmek ve sorgulamakta bunu yapmaktır,
bir diğeri yargılamak kimi neyi yargılıyorsun sen niye
o senden farklı mı?
farklı bir varoluşta mı?
az bilmek çok bilmek hikayesi?
geçin bunları geçin
bilinle bilmeyende bir olur-olmalı-olacak-herkes birdir-aynı şeydir işte

O zaman kisaca soyle diyebiliriz. Evren var, var ile basladi ve insanoglu verdikleriyle evreni oldurdu.
insanoğlu verdikleriyle garip
garip bi ifade ve sulu evren herşeyiyle evrendir ve bi bütündür ya nedir?
bilinmez işte bilmiyoruz demekte ne var?
aramamızı istiyor o halde evreni direk hattan o evren kardeş
insan kadar taş ve su da var ve varlık -varlık adılı ve bütün ve ifade herşeyiyle her a sıyla bütün

varlıkta bi insan görmek teolojiktir artık
katrilyon tane gezegen var ve hepsinde hayat var yazıyoruz yoksa da öyle yazıyoruz bi olduğunu-olacağını ve olabilceğini düşünün
tüm bu böcekler de ne yapıyor burda insana mı çalışıyor; varlıkta bir akım ve kavrayış aramak bu olur

Iste o yuzden var ve olmak yerine, bil. Yani evreni gozlemle ve bilgi elde edin.
evreni yaşa ya da hayatı yaşa ve devin;
hayatı erteleme !
her ne istiyorsan canın ne çekiyorsa- istiyorsa a seçeneği onu yap ilk aklına geleni taşı yukarı ve çıkar üstlere her zaman koş durma koş
madde var ve gerçek var keyfini çıkar ve çok takılma bu varlık senin
kim sana bilgi soruyor? sınav mı bu kardeşim; kağıt mı var elimzide dolduracak ki?
ve bu evren senin- sana kimsenin verdiğini ve hesap sorduğunu gördün mü?
nasıl istiyorsan öyle yaşa, kimseye sorma, yak ve yık istersen -ne istersen onu yap istencine karşı koyma ve giderme bastırma önüne çıkan durumu seç ve yaşa ve beyaz yasayı/tavşanı takip et, arzularına gem vurma gider , ye iç doy yaşa

bilgi merakı olan tabi ki bilginin peşine düşsün
Iste sinirsizlik sonsuzluk, daimilik ve bunlarin getirdigi degisim, yanlislanabilirlik te bilimsellikte buradadir.
oradadır, orası neresi ki?
kendinden başka kimseye yasa koyucu olma ve karışma ve bağımsız evrenini ve hayalini-tümecini yarat ve varol -yaşa
herkesin kafasındaki-bulut-evren özgürdür/farklıdır bu bir evreler evreni -özgür düşünme ve görme bakma yaşama-dokunma-araştırma dönüştürme evrenidir
koşullulluk kazanma
yeti kazanan varlık ve yeti geliştiren varlık-sizin böyle bağımsız kuram ve görümleriniz yok ki
gerçekliği çok parabollü ve katlı ve tutumlu ve akıcı düşünmeye başlayın iyi edersiniz ve değişecek
değişecek değişecek heryer yerle bir olacak hazırlanın hazırlanın artık

gerçeği sarsmak aklı sarsmaktır öyle değilse de öyle yazmaktır-düşünmektir-bakmaktır; sınırsız düşünmekten sözediyoruz sadece
ben bunu yazabilirim değil mi öylece ve buna ne inanıyorum ne inanmıyorum öylece yazdım sadece bu;
hiç bir şey bilmiyorum;

Varolus neden bir gizem ve sirdir, bu gizem ve sir da; saklanan yada gizlenen nedir?
sır olmasa açık olur değil mi? sır nedir? kapak mı? açmak gerekir;
herşeyin görüldüğü yerde nedir?
herşeyin görüldüğü yerde herşey olmaz çünkü herşey olmaz olmamıştır çünkü gizem yoktur gizem yoksa bu varoluş ve bir boşluğa ve yapmamışlığa artık bakarsın

herkes korku filmi sever- korkmaktan mı korkar korkuyu mu sever
kimi macera ve aksiyon sever, döven adamlar

varoluşta insanın ve aklın kendinden başkasını saklanamaz

varolus ta mustakil var olan varligin kendine ozgu bir serbest iradesi varolusa karsi koyabilmesi v.s. mumkun mudur?
neye karşı koyacak ama kendine mi? varloştan bağımsız ve farklı mı? içiçe mi?
gerçeklik koşullarına olabildiğince karşı koyar ve dener
ve öğrenir ve elinden -ruhundan kalbinden ne geliyorsa onu yapar-debinir-dener denesin bunu
denemek cevap vermek ve yapmaktır ve görmektir; denemek yapmaktan sözediyoruz cevaplamak için eylem
gerçekliğin özyapısını değiştirmekse ölüm bir çıkıştır
yaşayamayan ölür ne var bunda ölüm hakkını geri getirelim ve kalanlar kalsın örneğin- bu bir yasa değil mi_ kolay ölüm ve ölümsüz ölüm örneğin; uzlaşalım

Yoksa, varolusa bir teslimiyet mahkumiyet mi soz konusudur?
buna siz karar verin buna karar veriliyor ve görülüyor
 
Son düzenleme:

evrensel-insan

Yeni üye
Kayıtlı Üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
4,110
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
65
Sana toplu yanit verecegim.

Senin tum yaptigin varolusu kendi aklinin kendine inandirdigin sekilde konusturmak degil midir?

Yani senin tum sorulara verdigin yanit, senin yanitindir.

Bunun varolusun yaniti oldugunu soylemen de buna kendini inandinmandir.

Ayrica varolusu fenomenal yapisindan alip ona numenal yetenekler verirsen, bu da idealizmdir.

Evrene gelince;

Kafani yukari cevirip baktiginda gordugun evrendir ve dunya mekani da bir parca olarak bu mekanin bunyesindedir.

Evren mekan olarak zamana ihtiyac duymaz ve zamandan bagimsizdir.

Zaten zaman evrende bir parca olan insanoglunun bir uretimidir.

Evren daimidir yani zamansal bir basi ebediligi ezeliligi v.s. soz konusu degildir.

Daimiligi de kesintisiz olmasidir.

Yani insanoglu yukariya baktigindan beri evreni gormektedir.

Eger senin varolus algin ve inancin evrense ve ona numenal yeti yukluyorsan, bu da panteizmdir.
 

"ictenlik"

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
4,039
Tepkime puanı
123
Puanları
63
bazen bir çubuk parçasının yanıtı onu bükmektir
bi şey izm bu saçma
hiç bir izmimi yok ben izmim ya da izmsizim kendimim ve her izm benim olabileceği gibi ben her izimden de izler ve izmlerde taşıyabilirim
benim neci izim olduğumun ne önemi var ki
siz bilgiyle mi ilgleniyorsunuz ve bilgiyle ilgilendiğinizimi sanıyorsunuz gerçekten artık soruyorum size
bu kategorilerden vazgeçin o zaman birlikte araştıralım
eğer iyi niyetliyseniz ve hükümcü değil bi şeyin araştırmacısı iseniz ve birilerinin bi kuramları bi şeyleri kanıtlamaya çıkarlamaya ve yükseltmeye ayartmaya/bölmeye-yüceltmeye girişmemişseniz ve saf merak peşindeyseniz ve kafanızda her kuramınız yerle bir olsa geçse hala gülecekseniz ve benim gibi ve benim kadar yanılmaya hazırsanız buyrun
eğer bunlarsa
sizde izmin işi ne? ne oturur sizin evde izm - o izim bu izim neyse neymiş bane ne -ben benim

ben isterseniz yanıt vermeyip susabilirim ki böylesi daha eğlenceli mi bilmiyorum
benim yzamama karışacak mısınız
doğrulamada doğrulama
ödevim ya da borcum mu var;
rahatsız ediyorsam yazmayayım
işinize gelmiyorsa da yazmayayım söyeleyin buyrun hepiniz de

paramparça olacak sözlerimiz yeryüzüne dağılacak ve saçılacak ve biz bunu
 
Son düzenleme:

evrensel-insan

Yeni üye
Kayıtlı Üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
4,110
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
65
Ben senin bir izmin var demedim.

Yazdiklarinin izm olarak ne oldugunu yazdim.

Insanoglunun kendini ve algiladigi herseyi ortaya koydugu tek sey bilgidir.

Ben sana boyle bir sey demedim, diyemem de!

Burasi bir kitle platformu uye olan herkes her basliga istedigini yazabilir.
 

"ictenlik"

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
4,039
Tepkime puanı
123
Puanları
63
yav benim aklıma kim karşı koyabilir nasıl düşünneme ben bunu
kim bana bilim diyebilir
 

evrensel-insan

Yeni üye
Kayıtlı Üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
4,110
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
65
yav benim aklıma kim karşı koyabilir nasıl düşünneme ben bunu
kim bana bilim diyebilir
Bak ben sana teolojik cevabi vereyim.

Eger senin varolusun nesnel/somut ise;

Ne oldugu belirsizse- deism

Eger madde ise- hyloteizm

Eger evren ise- panteizm

Evren ile oznelligi ic ice ise-panenteizm

Eger varolusun oznel/soyut ise;

Aklin bir urunu ise- Tasavvuf/mistisizm

Insanogluna etkisi var ise- Teizm
 

"ictenlik"

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
4,039
Tepkime puanı
123
Puanları
63
ben size bir soru soracağım
bir kez olsun bu varlığı sizin ve bizim birlikte bir içiçe yaptığımızı ve tüm bu olanların saçma bile anlamlı olduğunu varsaysanız ya da düşünseniz ne yanıt verirdiniz ya da ne yapardınız örneğin
bir kez olsun evren benim ve dünya benim ve ben benim/ben özgürüm bağımlı da değilim deyin ne yapardınız

araştırmaya başlardınız sanırım daha iyisini yapmak ve yaşamak içinde ve kuramları çökertirdiniz sanırım ve aştırma arardınız varlık için değil mi ve coşkunluk biliş herşey ve diğerleri içinde çünkü diğerleri de sizsiniz ve sizi yaşıyorlar bu kuramda
 

"ictenlik"

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
4,039
Tepkime puanı
123
Puanları
63
Bak ben sana teolojik cevabi vereyim.

Eger senin varolusun nesnel/somut ise;

Ne oldugu belirsizse- deism

Eger madde ise- hyloteizm

Eger evren ise- panteizm

Evren ile oznelligi ic ice ise-panenteizm

Eger varolusun oznel/soyut ise;

Aklin bir urunu ise- Tasavvuf/mistisizm

Insanogluna etkisi var ise- Teizm
benim varoluşum yok senin varoluşun ve bizim-hepimizin varoluşluluğu o -bu
ben ve sen eşbakışız birbimize bakan çift yarık gibi eşgözlemciyiz farklı varoluş için birlikte eş ve farklı yumak-gözlem -yumakları- topluyoruz birlikte ve sen ve ben farklı ve ayrı değiliz ve birlikte seniz ve beniz de
nokta
ben sana ben bakıyorum; nokta budur
ben sana aynı ben bakıyorum