Neler yeni

Uçurum Kenarında Yıkık Bir Ülke : Mustafa Kemal Atatürk

ls2

Tanınmış üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
2,886
Puanları
48
manda isteyenlere ve bağımsız yeni bir devleti hayal bile edemeyenlere karşı;

Atatürk;

Efendiler, ben bu kararların hiçbirinde uygunluk görmedim. Çünkü, bu kararların dayandığı bütün deliller ve mantıklar çürüktü, temelsizdi. Gerçekte, içinde bulunduğumuz o tarihte, Osmanlı Devleti'nin temelleri çökmüş, ömrü tamamlanmıştı. Osmanlı memleketleri tamamen parçalanmıştı. Ortada bir avuç Türk'ün barındığı bir ata yurdu kalmıştı. Son mesele bunun da bölüşümünü sağlamaya çalışmaktan ibaretti. Osmanlı Devleti, onun bağımsızlığı, padişah, halife, hükümet, bunların hepsi anlamı kalmamış bir takım boş sözlerden ibaretti. Neyin ve kimin dokunulmazlığı için kimden ne gibi bir yardım sağlanmak isteniyordu.

O halde ciddi ve gerçek karar ne olabilirdi?

Efendiler, bu durum karşısında bir tek karar vardı. O da milli egemenliğe dayanan, kayıtsız şartsız, bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak!

Anadoluda Kurtuluş örgütlenmesi savaşın başlaması ile ingilizler londra konferansına İstanbuldan değil Ankaradan temsilci çagırdılar (1921)

Atatürk isteseydi ingilizlerle anlaşıp anadoluda uydu bir devlet kurar, başına geçer ve sefasını sürerdi. ancak eseri ortadadır.

Bu eser ortadayken ona ''Hilafeti ve hanedanlığı yok edip, batı yanlısı bir devlet kurmak karşılığında ingilizlerle anlaştı,kurtuluş savaşı yalandır'' diyerek iftiralar diziyorlar ( Kadir Mısırkoçanı denen soysuz ve benzeri siyasal islamcı, vatansız,ahlaksız sünepeler)

Atayı sevmiyorlar adını değil anmak duymak bile istemiyorlar (diyanet bile)
**

Bende zamanında kısa bir dönemde olsa (çocuk yaşlar)bu yalanlara kanmıştım.

hala bu yalanlara kanan varsa araştırmalarını tavsiye ediyorum.
 

ls2

Tanınmış üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
2,886
Puanları
48
Memleket tahmin olunmayacak kadar bir karışıklık içinde ve ümitsizlik içindeydi. Bununla beraber herkes diplomat ve herkes çare bulur bir ukelâ halindeydi. Muharebeyle.. Muharebeyle bu seferin düşmandan kurtuluşunu, muntazam muharebeyle nihayet biteceği ihtimali hiç kimsenin zihninde yoktu. Bu bir politika meselesi olmuştu herkes politikada marifetini gösterecekti.
Atatürk İstanbul'dan ayrılırken, bütün bu temaslarının sonunda İstanbul'da bıraktığı eski ve yeni devlet adamlarının hiçbirisinde, hiç birisinde meseleyi bütün vahametiyle sonuna kadar görebilmiş ihata etmiş bir insan bulmayarak hareket etmiştir. Bundan dolayı hakikaten müteessir ve meyüs haldeydi .. İstanbul'dan hareket etmeden evvel bana gelmesi vazifeyi almış, ... ordu müfettişi olarak gelecek, bir an evvel gitmek istiyor...