Neler yeni

Tanrı, ilk sebeb ,ruh ,bilinç ,zeka ,akıl...

true blue

Aktif üye
Katılım
13 Ocak 2015
Mesajlar
500
Puanları
28
Yaş
30
Merhaba arkadaşlar, ben elbette bir ilk sebeb olduğuna inanıyorum, insanlığın ekserisi herşeyin var edicisi olarak bir Tanrıya inanmış, Tanrıya inanıyorum, ama onun ilk sebeb olduğunu düşünmüyorum, Tanrı'nın ilk sebeb olduğuna inananlar Tanrı'nın var ettikleri ile nasıl aynı boyutta buluştuklarını nasıl izah ediyorlar anlamakta çok zorlanıyorum, bana göre Tanrı bir var edici değil bir kraldır. Şöyleki ben yokluktan varlığa geçişin mimarını hayat ağacı olarak isimlendirdim. Bu hayat ağacı öyle bir güçtürki herşeyi var etmesi sebebiyle çok büyüleyici ve zengin bir cevherdir, ve bu hayat ağacı insanların; konuşması, sevmesi,zevk alması,akıl etmesi,düşünebilmesi gibi faktörler ile insana benzettikleri Tanrı tasavvurundan çok uzaktır;çünkü kendisi basit(terkip olmayan) yapısı itibariyle hayata müdahil olamamıştır ve belkide var oluşu başlatabilmesi sebebiyle sadece basit bir farkındalığa sahipti. Onun var ettiği çoklu, çeşit çeşit varlıklar(bunların içerisinde evrende gördüğümüz herşey var) hayatı bulmuş,keşfetmiş,icat etmişler ve kurmuşlardır. Tanrı ise onların fikir birliklerinin sonucu insanlığın başına getirdikleri bir kraldan başkası değildir bana göre. Yokluktan varlığa geçiş onunla başlamıştır dedim, çünkü hayat ağacının boyutu farklı olduğu için varlığının niteliği var ettikleri gibi değildir, Hayat ağacının var etmeye başlaması ile kendiliğinden farklı bir boyut da açılmış oldu ve bu yaratılan varlıklarının niteliği birbirleri ile aynı olduğu için birbirleri ile iletişime geçebilmişlerdir. Hayat ağacının boyutuna asla ulaşamayız, boyutunda tektir ve boyutunun her yerindedir ve hareketsizdir ve sürekli olarak aynı yerde yaratmaktadır ve varlığı yaratması ile artık onun için bir mekanda(hacim) oluşmuştur, onun hacmi boyutunun her yeridir, boyutunun mahiyeti asla bilinemez. Varlığının mahiyetini ve nasıl var ettiğini biz bilemediğimiz gibi aslında hayatımızı icad edenlerde asla anlayamamışlardır, Hayat ağacına ulaşılamaz ve onun varlığının niteliği değişmez.Var etmeye başladığı an var ettikleri için zaman başlamıştır, hayat ağacı için zaman bu seçenekte söz konusudur,çünkü sonradan var etmeye başladı ise yaratımdan öncesi ve sonrası olacağından bir zamanda oluşmuş oluyor, ama farkındalığı yoksa onun için zaman bir değer ifade eder mi? . Var etmeye başladıktan sonra hayat ağacında bir yaşanmışlık söz konusu oldu mu, bilemiyorum, eğer hayat ağacına bir yaşanmışlık farkındalığı atfedersek yaratılışı durdurup başlatabilecek bir farkındalığının olduğunu da kabul etmemiz gerekir. Dediğim gibi yaratmaya başlamasına neden olan sebebler kısmı tam bir muamma bana göre.

Bir başka açıdan şöyle düşünebiliriz: Hayat ağacının yaratma işi onun varlığının bir parçası olabilir, yani hayat ağacının yaratmasız hiçbir zamanının olmadığı düşünülebilir, yani hayat ağacının yaratma işi onun tabiyatının gereği bir işidir, yaratmasız hiçbir zamanı olamamaktadır, yani o kadar basit(terkip olmayan) bir yapıdadırki kesinlikle bir farkındalığı bile yoktur.

Her iki senaryoda da şöyle bir çıkmazım var: Eğer hayat ağacı yaratmaya belli bir noktada dur demediyse ve sürekli var ettiyse sürekli genişleyen ve çoğalan bir ortamda anlaşma ve ilk bilgi keşfi nasıl mümkün oldu. çünkü sürekli çoğalıyor ve genişliyoruz.Bu noktada biraz bilim kurgu gibi olabilir biliyorum, ama bir başka açıdan şöyle düşündüm: hayat ağacı kendi tabiyatı gereği çeşitli niteliklerde var edebilme yansımalarına sahipti, ama bu kadar çeşitli ve güzel var edebilme yansımalarına sahip olduğu halde boyutu farklı olduğu için var ettikleri ile iletişime geçemiyordu, o da şöyle yaptı: Bir yansımasına vücud verdi ama onu tuttu ve bırakmadı, o yansıması da bırakılmadığı için hayat ağacının mahreminde yaşadı ve hayat ağacının onun mahreminde yaşamasına müsaade etmesi sebebiyle hayat ağacının yansımalarını aynı hayat ağacı gibi kullanabildi, o yansıma hayat ağacının yeteneğini kullanarak var etti ve var ettikleri ile iletişime geçebildi, çünkü dediğim gibi mahremde yaşayan o yansıma vücud bulmuş ve diğer vücud bulanlar ile aynı boyuta gelmişti, biliyorum hayat ağacına biraz şuur atfettim. Ama hayatımızdaki bu güzelliklerin bir yerinde bir büyü-mucize olmalı değil mi? Evet şimdi bir başka sorun ile karşı karşıyayız, bu vücud sahipleri nasıl iletişime geçti, bana göre onlara gerekli olan bilgi- işlem desteğini “akıl” “hafıza” ve “zeka” verdi. Böylece bu senaryo ile sürekli genişleyen ve çoğalan varlık sorunsalını da çözmüş olduk.

Bence Bilinç ile ruh aynı şeyler değildir, çünkü insan nasılki farkındalığının az olduğu 7 yaşında acıyı hissediyorsa bilincinin geliştiği 18 yaşında da aynı acıyı hisseder, demekki ruh insanların fizyolojik gelişiminden tamamen bağımsız bir yapıdadır. bir insan beyni fizyolojik gelişimini tamamladıkça farkındalığı-bilinci artar, 1 yaşındaki bir çocuk ile ortaokula giden bir çocuğun ya da yetişkin bir bireyin dünyayı anlamlandırması aynı değildir, bilim insanın farkındalığının beyin fizyolojik gelişimini tamamladıkça arttığını belirtir,biz insanların beynin bu farkındalığının artmasını beynin başarısı olarak görmemiz dünyada herşeyin bir sebeb sonuç ilişkisi içerisinde var edilmiş olduğundan da olmuş olabilir , ben metafizik boyuta inanan biri olarak bu konuda şunları düşünüyorum:Ruh, akıl, zeka ve bilinç gibi unsurlar beynin başarısı-kabiliyeti değildir, bu soyut unsurların tamamen metafizik cevherler olduğunu düşünüyorum, peki şöyle bir soru sordum,eğer bilinç,zeka,akıl gibi unsurlar beynin fizyolojik gelişiminden bağımsızsa neden insanın bilinci ve zekası ve aklı her yaş evresinde aynı değildi. Bu konuda ise aklıma şunlar geldi, ya bu unsurlara diğer metafizik unsurlar ile müdahale edilmek suretiyle bu unsurlar yaş evremize göre köreltiliyor veya açılıyordu, ya da bu cevherler kapasite itibariyle çeşit çeşitti ve her yaşam dönemimize göre bu cevherler değiştiriliyordu ve dolayısıyla da bizim anlama,kavrama,akletme,farkına varma kapasitemiz değişiyordu Akılı,zekayı,bilinci;beyni oluşturan atomların başarısı olarak görmek atomlara çok büyük bir farkındalık; atomlara çok büyük bir güç atfetmektir.

Diyelimki elimizde çok gelişkin yapay zekalı bir robot var. İnsana özgü yetenekleri programladık diyelim . Fakat bilinci programlamadık. Bilinç bunların sonucu ortaya çıktı diyemeyiz. Tanımlanmayan hiç bir şey kendiliğinden ortaya çıkmaz. Çıkarsa bu bilim olmaz büyü olur.Aynı bunun gibi insanı oluşturan bütün malzemeler doğada vardır, insanlar 2 hidrojen ve 1 oksijen atomunu bir araya getirerek suyu oluşturabilecek mi,bunu göreceğiz, ama insan molekülleri oluşturmayı başarabilirse bir hücreyi yapabilecek mi, bir araya getirdiği molekülleri birleştirip hücrenin organellerini oluştursa bile bu organeller hareket canlılık kazanacak mı, eğer canlılık kazanırsa,canlılık bunların birleşmesi sonucu ortaya çıktı diyemeyiz,tanımlanmayan şey kendiliğinde ortaya çıkmaz, çıkarsa bu bilim olmaz büyü olur, ya da insanlık atomları birleştirip hücrenin organallerini oluşturduktan sonra o organallerden bir hücre oluşturabilecek mi, eğer hücre oluşur da canlanırsa canlılık bunların birleşmesi sonucu ortaya çıktı diyemeyiz,tanımlanmayan şey kendiliğinden ortaya çıkmaz, çıkarsa bu bilim olmaz büyü olur, ya da beyni yaptık diyelim, beyin bilince sahip olursa ya da akledebilirse, bilinç ve akıl biz beyin yaptık diye çıkmaz, tanımlanmayan hiçbir şey kendiliğinden ortaya çıkmaz. Çıkarsa bu bilim olmaz, büyü olur.

Konuya ekleme:

Aslında sizin verdiğiniz bilgilerden anladığım kadarıyla felsefecilerden ve bazı yazarlardan Tanrı'nın geri planının olduğunu yani Tanrı'nın bir yaratım olduğunu belirten düşünürlerin olduğunu öğrenmiş olduk,demekki bu sadece benim değil başkalarının da düşüncesi, ateş olmayan yerden duman çıkmaz, birşeyleri saklayanlar, insanlara yalan da söyleyebilir, tabi Tanrı ve onu seçenler bu açıklamalara bu sisteme kendilerinin geleceği için mecburdular.

Bir kere ben Tanrıyı mutlak manada iyi ve adil görmüyorum, katı uygulamaları var, sizinle konu başında tartışmamız esnasında bir sonuca ulaşamadığımızı hatırlatırım, unutmayın ki Tanrı da bir nefis yani karakter taşıyor, imtihan müessesesini de kendi nefisine- karakterine göre kurmuştur, dolayısıyla Tanrı'nın imtihan mantalitesinde mutlak manada bir adalet, iyilik arayamayız. Aslında Tanrı'nın imtihan mantalitesinde mutlak manada bir iyilik ve adalet olmaması da bir nefis sahibi olarak Tanrı'nın suçu değil, çünkü her zaman yekdiğerini seçmek her nefis-ruh sahibinin ruhunun özünde olmayabilir. Tanrı ise ilk önce kendi nefsine daha sonrada kendi cemaatinden olan ruhlara dünyada saltanat, kariyer vermek; onları, kendi nefsini ve şeriatını yüceltmek istiyor ve onlara öbür taraf için dünyada bir hatıra-anı bırakmak istiyor. Aslında Tanrı'nın ruh olduğunu Kuran'da da belirtildiği gibi sizde belirttiniz, her ruh sahibi ruhunun özünde karakter-nefis de barındırır(cinsiyet meselesi), bu İslam'da da böyledir, eğer ruhlarımızda karakterlerimiz olmasaydı bir peygamber ya da kral ruhu ile bir işçinin ruhları arasında hiçbir fark olmaz, onlar yer bile değiştirebilirdi, halbuki Tanrı'nın dünyada saltanat verdiği ruhlar-şahıslar hep kendi nefsine yakın olanlardır. Aslına bakacak olursak bencillik-saltanat mücadelesinin kaynağı varoluşun kuruluşu sırasında- var oluşta rol alan güçlerin güzellikleri keşfettikleri sırada başladı. Var oluşumuzda payı olan- evrende pozisyon alan enerji, duygularımız velhasılı mevcudatın oluşması sırasında yer alan bütün güçler diyelim, bunların hepsi aslında şuur sahibidir, eğer şuur sahibi olmasalardı, akıl ve zeka onlara anlam yükleyemezdi ve hiçbir zaman mevcudat kurulamazdı, bütün unsurlar dağınık yaşardı ve bilgi keşfi mümkün olmazdı.

Eğer mevcudatın varoluşu esnasında vazife alan hakkı olan güçlerden bir kısmı: Bizler, ruhlar gibi haz ve mutluluk yaşayamıyoruz, onlar gibi kariyerimiz olmuyor, ama bizler bu nitelikler ile var olduk, şansımız böyle, onun için diğerlerinin hayatını engellemeyelim ve sorumluluğumuz yerine getirelim demeselerdi, Tanrı'nın cemaati dışında kalıp diğer güçlerce seçilmeyen ruhlar hiçbir zaman hazlarını ve zevklerini yaşayacakları bir dünyada yaşayamayacaklardı, ama onların bu akılcı yaklaşımı Tanrı'nın cemaatinden olmayan ruhların cenneti hak etmesi için yeterli değildi, çünkü varoluşta payı olup kendilerini seçmeyen güçlerin ya da güçün de rızasını almaları gerekiyordu, işte onlar ya da o dedilerki: eğer sizler bizim seçtiğimiz Tanrı'ya ve cemaatine dünya da tarih yapmak suretiyle hizmet ederseniz biz de haklarımızdan feragat edeceğiz ve sizin zevk ve hazlarınızı yaşayacağınız bir hayat yaşamanıza izin vereceğiz, tabi zevk ve haz arayan- bu güzelliklere ulaşmak isteyen ruhlar olarak bizler de bunu kabul ettik, fakat dünya da erkek ve kadın ruhlarının hiçbir saltanat-güzellik karşısında kabul etmeyeceği başlarına gelen o kadar kötü işler varki... İşte bu durumlar için şu tahmini yürütüyorum: İnsanların hiçbir şey karşılığında kabul etmeyecekleri aklınıza gelen o kötü işleri yaşayan bedenlerin içerisinde muhtemelen ruh(hisseden her neyse) olmadığını düşünüyorum.

Zaman zaman yukarıdaki anlattığım daha doğrusu yaşadığım metafizik tecrübelerin gerçek olmadığı noktasında korkuya kapılıyorum. Ama sonra bu büyük konsensüste bizim olamayacağımız yani bizim dünyaya cebirle-kötülük ile gönderilmiş olabileceğimiz ihtimalinin gerçekliği mantık sınırlarımı zorluyor, ve diyorum ki kendime benim dünyada yaşadığım birçok sıkıntım geçti, yani ben yukarıdakilerden merhamet ve anlayış gördüm, eğer ben yukarıdakilerden merhamet ve anlayış görüyorsam yukarıdaki benim senaryom bana algılattırılan senaryoların da gerçek olma ihtimali var diyorum. Aslında "dijital" de bizlerin dünyaya zorla gönderilmediğini öğrendikleri çerçevesinde belirtti.

Ekleme: Site yönetimi bu konumun başlığını "Tanrı'nın mutlak manada iyi ve adil olmaması" şeklinde değiştirebilir, çünkü kendim Tanrı'nın cemaatinden olmasam da ve onun kanunlarının birçoğunu kabul etmesem de(cihat kanunu, recm kanunu, cariye kanunu) milyarlarca tabisi olan Tanrı'ya saygı duymam gerektiğini düşünüyorum.

Konuyu her yıl yeni felsefe.net üyeleri için uplayacağım, eğer vakit bulurda konu ile alakalı eserler okuyabilirsem konuyu geliştirip güncelleyeceğim.
 
Son düzenleme:

"ictenlik"

FSEditör
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
3,691
Puanları
38
"yokluktan varlığa geçiş" diye bi şey sözkonusu olamaz

ilk sebep diye bi şey olamaz -başlama olamaz

"yokluktan varlığa geçiş"
bu cümle size hiç bi şey ifade etmiyor mu?

---------- Mesajlar Birleştirildi at 16:51 ---------- ilk Atılan Mesaj Zamani at 16:41 ----------

ilk sebep ya da birinci sebep bir varken bu birle ilişkili
ki bu da saymayla-başlamayla

(siz bu yanılgıyı gerçekten görmüyor musunuz? )

bi şeyini birincisi ve ilkincisi sayılabilen diğer şeylerle ve sayılarla ilişkilidir

ilkinci sebep ya da -baştan- birinci sebep diyebileceğiniz (diye saymaya başlayabileceğiniz şey diğer sayımlarla ilişkili
ve ikinci-ikincil sebeplerle de sonuncul sebeplerde aynı şey ve sayıdadır-
bu sayma işlemidir
tüm sebepler ya da başlangıç sebebi ilkesi diye açıklaycağınzı şey anlamsız ve sayılamaz da
ama
sebepler başlangıçtaki-baştaki ve sondaki ya da birincisi ve ikincisi diye sayılamaz ve tüm olası sebepler birbirine eşittir
 

true blue

Aktif üye
Katılım
13 Ocak 2015
Mesajlar
500
Puanları
28
Yaş
30
"yokluktan varlığa geçiş" diye bi şey sözkonusu olamaz

ilk sebep diye bi şey olamaz -başlama olamaz

"yokluktan varlığa geçiş"
bu cümle size hiç bi şey ifade etmiyor mu?

---------- Mesajlar Birleştirildi at 16:51 ---------- ilk Atılan Mesaj Zamani at 16:41 ----------

ilk sebep ya da birinci sebep bir varken bu birle ilişkili
ki bu da saymayla-başlamayla

(siz bu yanılgıyı gerçekten görmüyor musunuz? )

bi şeyini birincisi ve ilkincisi sayılabilen diğer şeylerle ve sayılarla ilişkilidir

ilkinci sebep ya da -baştan- birinci sebep diyebileceğiniz (diye saymaya başlayabileceğiniz şey diğer sayımlarla ilişkili
ve ikinci-ikincil sebeplerle de sonuncul sebeplerde aynı şey ve sayıdadır-
bu sayma işlemidir
tüm sebepler ya da başlangıç sebebi ilkesi diye açıklaycağınzı şey anlamsız ve sayılamaz da
ama
sebepler başlangıçtaki-baştaki ve sondaki ya da birincisi ve ikincisi diye sayılamaz ve tüm olası sebepler birbirine eşittir
Doğru söylüyorsunuz yokluktan varlığa geçiş söz konusu olamaz, çünkü hiçbir şey yokken bile hayat ağacı vardı, ama unutmayalım ki hayat ağacının varlığının niteliği var ettikleri gibi değil, o bir kütleye sahip olmadığı gibi bir hacme de sahip değil, ama şu bir gerçekki o hareketsizdi ve boyutu farklı olduğu için varlığının niteliği var ettiklerine benzemiyordu,onun boyutuna asla ulaşamayız.
 
Son düzenleme:

"ictenlik"

FSEditör
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
3,691
Puanları
38
her ne kadar tam olarak kavrayamasakta
ve bizi, aklımızı, iliklerimize kadar
titretse de ve dondursa da bu kavramsızlık,
kavrama isteği ile doluluk
ve sözde köklere ve kökensizliğe de bir bakış isteği ile de doluyuz

---
"hiçbir şey yokken" de iyi bir benzetme ama hiç bir şeyin yokluğu diğer şeye/varolan şeylere nazaran bir kıyas ve söyleme ve ölçmedir
hayat ağacının var bulunuşundan ve ölçülüşünden ve kendini gözleminden/tanısından bunu sağlıyoruz-sağlayabilirdik
bir yok, bir var cetveliyle ölçülebilir

"var", olmayan şeylere kıyasla/nazaran olanı anlatır
"yok", var olan şeylere nazaran olmayanları anlatır
-"hiç olmayacak"- "hiç olmamış olan" yani olmayan şeylerin yokluğundan bile sözedilemez

"Yok", olan bi şeyin kaybı ve olana nazaran bir kayboluştur-yitmedir

hayat ağacı, hiç bir şey yokken var değildi diyemeyiz çünkü hayat ağacı kendi var olarak vardı ve başka bir şey (var ve) yok değildi buna katılıyor musunuz?
siz diyorsunuz ki bu sonradan olma sonradan oldu -bu zaman kalıbı

zamansızlıkta her şey aynıdır orda (o zaman olmayan yerde ve zamanın başlamadığı yerde) sadece hayat ağacı bulursunuz -bulmalısınız

(başka şeyin olmadığı bir durum tanımlıyor. çelişmez
- eğer hayat ağacını zaman sokmuyorsanız bu değişmez)

aksi taktirde hayat ağacının kendi içinde değişiminden-değişebilirliğinden vs. sözetmelisiniz
bu sizin hareketsizliğinizle devinsizliğinizle ve onun kendiliğiyle (sizi nbaşta söylediğinizle) çelişir
başka tanımlar bulmalı

hayat ağacı bir zaman türevi mi ve zamanda mı vardır zamanla mı başlamıştır -zaman içinde midir?
bunlar çelişkili düşünümler . Hep varolan için zaman bulunamaz
o zamana sokulamaz da
bu durumda başka nüvenin/şeyin yokluğu ya da varlığından sözedilemezdi
siz bunu söylüyorsunuz çünkü. bizzat söylüyorsanız kendiniz ona bakın lütfen

--
bu durumda diğer şeylerin yokluğundan ya da bi şeylerin yokluğundan sözedilebilir mi

elimizdeki tek (soyut ya da salt) var hayat ağacıyken elimizdeki tek yok ta yine ona karşı o -kendi o- olabilirdi
başka kaybedecek bi şeyimiz yok orda-yokedekcekte . bu saltlıkta
varlığı bulunmayan şeyin yokluğundan nasıl sözedeceğiz
bu durumda yokluk anti hayat ağacı zıtlığı -ikilemi

ya da varsa yoksa hayat ağacının zıttı-antisi ve kendisinin yokluğunu/benzerini-başkasını vb. öne sürmek olurdu

Yokluk hayat ağacı kendi varlığını sorguladığıda başka varlıkların sorgusu olarak belirir
--
hayat ağacına göre yok olanlar
-hayat ağacı gibi olmayanlar
hayat ağacı cinsinden olmayanlar
hayat ağacı tarafından hiç bilinemeyecek- ler varlık türevleri ve diğer oalsı hayat ağacı varlık biçimleri
hayat ağacı cinsinden tanımlanmayan bilinmeyen ve çözümlenemeyenler
hayat ağacı cinsinden olamayan bilinemeyen varlıklar ya da başka hayat ağaçları
ikilemleri ya da paradoksları
--
--
etraf diye bir kavram var-
hayat ağacı bir etrafta ve alanda -alan içinde tanımlanıyor görüyorsunuz ki bu bir alansızlık ya da etrafsızlık ve hacimsizlik değildir -Öyleyse bile tanım olarak bunu kendi içinde ortaya koyar
Kendi içinde etraf ve alan sağlamalı o
değilse bir tanım

---
İşin aslı alan olmayan yerden ve kendiyle dolu olmayan yerden, hayat ağacının olmadığı yerden /hayat ağacı olandan başkadan sözedilemez
hayat ağacı kendi etraf olarak ta tanımlanmalı

çoğalacaksa tek nüve hayat ağacıdır bu yerde -hayat ağacının kendisi

hayat ağacı vardı bir geçmiş kipi- zaman kipi
di li geçmiş zaman bu
bize göre biz zamandayız sonradan olmalar
sonra yok sizin tarif ettiğiniz dipte
önce bulunamaz
önce diye bi yer yok -ona göre yok
hayat ağacına göre zaman yok-önce ve sonra yok
hayat ağacı bize göre bile olsa önce denen bir yerde bulunamaz-başka bi yerde o


zamansız kipte hayat ağacı var
tek zaman bu,
başka tanım girmez

hayat ağacının öne oalrka başlangıcı bulunamzsa zamanı ve yer isaptanamz
yeri zamanla saptanamaz
onun için başlama yeri saatisaptanamaz
onu nasıl zamana hapsettiniz

geniş zaman kipinde örn. (Okumayı seve-r-im. (her zaman))
hayat ağacı vardır-her zaman

---------- Mesajlar Birleştirildi at 19:45 ---------- ilk Atılan Mesaj Zamani at 19:34 ----------

bunları anlıyor musunuz şimdi?
düşünüyor musunuz?

---------- Mesajlar Birleştirildi at 19:50 ---------- ilk Atılan Mesaj Zamani at 19:45 ----------

"hiç bir şeyin yokluğunun olduğu yerde hayat ağacı da yoktur"

---------- Mesajlar Birleştirildi at 19:55 ---------- ilk Atılan Mesaj Zamani at 19:50 ----------

"varlığa bir başlangıç ya da zaman-köken saptanamaz" bundan vazgeçin artık

bi şeye göre saptanamaz
kendine göre saptanır

kendi varoluşuna ve yokoluşuna göre ama kendi salt yokluğundan da sağlanamz ve saptanamaz
kendi varlığından saptanır

---------- Mesajlar Birleştirildi at 20:01 ---------- ilk Atılan Mesaj Zamani at 19:55 ----------

yokluk ilkesi eğer varlık saltsa diğer benzeri varlıkların sağlayımıdır-arayımıdır diyelim bir önsayımda bunu düşünün /hipotezleyelim ve ilerleyelim

salt olan varlık neyi arar -kendini mi? diğeri mi? kendinden diğeri mi?
kendi cinsinden olan başkları
kendi cinsinden olan başkaları sayılamaz ya da eşittir
-ikiliklilik bu!

tekil ilkeye bölüyorsunuz -(indirgiyorsunuz) çıkarıyorsunzu ve ve ...
ikilikliyorsunuz ya da dualliyorsunuz

bunu varlık ya da gerçek sağlıyor olmalı değil mi şimdi
/koşulluyor-türetiyor ya da kendi içinde ceryan ettitriyor olmalıdır bu devinimi hareket ile ve zaman ile şimdi

---------- Mesajlar Birleştirildi at 20:01 ---------- ilk Atılan Mesaj Zamani at 20:01 ----------

"tekil ikeler sayılamaz"
başlangıçla zamanla ya da başka bir şeyle de ilkeyle de sayılamazlar

---------- Mesajlar Birleştirildi at 20:02 ---------- ilk Atılan Mesaj Zamani at 20:01 ----------

"tekil ilkeler kendi içinde bölünemez ve sayılamazlar"
başka cinsinden ölçülemez ve değinilemez ve hesaplanamazlar

---------- Mesajlar Birleştirildi at 20:05 ---------- ilk Atılan Mesaj Zamani at 20:02 ----------

hayat ağacı var bulunduğunda başka bir şey var ve yok değildi
ısrarla soruyoruz buna katlıyor musunuz katılmıyor musunuz?

---------- Mesajlar Birleştirildi at 20:12 ---------- ilk Atılan Mesaj Zamani at 20:05 ----------

tekil ilkeler sayılamaz ve ve yokluk çokluk başkalık cinsinden incelenemez-tanılanamaz
bunları kapsamaz ve barındırmazlar da

kendidir/salt ve saf kendidir-
mutlaklık bir bütünlüğü/saf kendiliği ifade eder
başkalığa bölünmezliği-dönüşemezliği diyelim bunda yanlış var mı?
ama mutlakta mutlak olmayandan hesaplanabilir dersek yanılır mıyız?
görece mutlak olmayan nedir?
bu bize hesap sağladı mı? yetinmedik mi? neyi hesaplayamıyoruz biz şimdi ama

hayat ağacı ya mutlaktır (kendi içinde) ya değildir
hayat ağacından başkasından sözedersiniz-ikincil faktörlerden
hayat ağacı cinsinden bileşmeyen-olmayan
ya hayat ağacıdır ya da değildir . o halde ya mutlaktır ya x

değilleyin -çürütün lütfen,
 
Son düzenleme:

true blue

Aktif üye
Katılım
13 Ocak 2015
Mesajlar
500
Puanları
28
Yaş
30
her ne kadar tam olarak kavrayamasakta
ve bizi, aklımızı, iliklerimize kadar
titretse de ve dondursa da bu kavramsızlık,
kavrama isteği ile doluluk
ve sözde köklere ve kökensizliğe de bir bakış isteği ile de doluyuz

---
"hiçbir şey yokken" de iyi bir benzetme ama hiç bir şeyin yokluğu diğer şeye/varolan şeylere nazaran bir kıyas ve söyleme ve ölçmedir
hayat ağacının var bulunuşundan ve ölçülüşünden ve kendini gözleminden/tanısından bunu sağlıyoruz-sağlayabilirdik
bir yok, bir var cetveliyle ölçülebilir

"var", olmayan şeylere kıyasla/nazaran olanı anlatır
"yok", var olan şeylere nazaran olmayanları anlatır
-"hiç olmayacak"- "hiç olmamış olan" yani olmayan şeylerin yokluğundan bile sözedilemez

"Yok", olan bi şeyin kaybı ve olana nazaran bir kayboluştur-yitmedir

hayat ağacı, hiç bir şey yokken var değildi diyemeyiz çünkü hayat ağacı kendi var olarak vardı ve başka bir şey (var ve) yok değildi buna katılıyor musunuz?
siz diyorsunuz ki bu sonradan olma sonradan oldu -bu zaman kalıbı

zamansızlıkta her şey aynıdır orda (o zaman olmayan yerde ve zamanın başlamadığı yerde) sadece hayat ağacı bulursunuz -bulmalısınız

(başka şeyin olmadığı bir durum tanımlıyor. çelişmez
- eğer hayat ağacını zaman sokmuyorsanız bu değişmez)

aksi taktirde hayat ağacının kendi içinde değişiminden-değişebilirliğinden vs. sözetmelisiniz
bu sizin hareketsizliğinizle devinsizliğinizle ve onun kendiliğiyle (sizi nbaşta söylediğinizle) çelişir
başka tanımlar bulmalı

hayat ağacı bir zaman türevi mi ve zamanda mı vardır zamanla mı başlamıştır -zaman içinde midir?
bunlar çelişkili düşünümler . Hep varolan için zaman bulunamaz
o zamana sokulamaz da
bu durumda başka nüvenin/şeyin yokluğu ya da varlığından sözedilemezdi
siz bunu söylüyorsunuz çünkü. bizzat söylüyorsanız kendiniz ona bakın lütfen

--
bu durumda diğer şeylerin yokluğundan ya da bi şeylerin yokluğundan sözedilebilir mi

elimizdeki tek (soyut ya da salt) var hayat ağacıyken elimizdeki tek yok ta yine ona karşı o -kendi o- olabilirdi
başka kaybedecek bi şeyimiz yok orda-yokedekcekte . bu saltlıkta
varlığı bulunmayan şeyin yokluğundan nasıl sözedeceğiz
bu durumda yokluk anti hayat ağacı zıtlığı -ikilemi

ya da varsa yoksa hayat ağacının zıttı-antisi ve kendisinin yokluğunu/benzerini-başkasını vb. öne sürmek olurdu

Yokluk hayat ağacı kendi varlığını sorguladığıda başka varlıkların sorgusu olarak belirir
--
hayat ağacına göre yok olanlar
-hayat ağacı gibi olmayanlar
hayat ağacı cinsinden olmayanlar
hayat ağacı tarafından hiç bilinemeyecek- ler varlık türevleri ve diğer oalsı hayat ağacı varlık biçimleri
hayat ağacı cinsinden tanımlanmayan bilinmeyen ve çözümlenemeyenler
hayat ağacı cinsinden olamayan bilinemeyen varlıklar ya da başka hayat ağaçları
ikilemleri ya da paradoksları
--
--
etraf diye bir kavram var-
hayat ağacı bir etrafta ve alanda -alan içinde tanımlanıyor görüyorsunuz ki bu bir alansızlık ya da etrafsızlık ve hacimsizlik değildir -Öyleyse bile tanım olarak bunu kendi içinde ortaya koyar
Kendi içinde etraf ve alan sağlamalı o
değilse bir tanım

---
İşin aslı alan olmayan yerden ve kendiyle dolu olmayan yerden, hayat ağacının olmadığı yerden /hayat ağacı olandan başkadan sözedilemez
hayat ağacı kendi etraf olarak ta tanımlanmalı

çoğalacaksa tek nüve hayat ağacıdır bu yerde -hayat ağacının kendisi

hayat ağacı vardı bir geçmiş kipi- zaman kipi
di li geçmiş zaman bu
bize göre biz zamandayız sonradan olmalar
sonra yok sizin tarif ettiğiniz dipte
önce bulunamaz
önce diye bi yer yok -ona göre yok
hayat ağacına göre zaman yok-önce ve sonra yok
hayat ağacı bize göre bile olsa önce denen bir yerde bulunamaz-başka bi yerde o


zamansız kipte hayat ağacı var
tek zaman bu, başka tanım girmez

hayat ağacının öne oalrka başlangıcı bulunamzsa zamanı ve yer isaptanamz
yeri zamanla saptanamaz
onun için başlama yeri saatisaptanamaz
onu nasıl zamana hapsettiniz

geniş zaman kipinde örn. (Okumayı seve-r-im. (her zaman))
hayat ağacı vardır-her zaman

---------- Mesajlar Birleştirildi at 19:45 ---------- ilk Atılan Mesaj Zamani at 19:34 ----------

bunları anlıyor musunuz şimdi?
düşünüyor musunuz?

---------- Mesajlar Birleştirildi at 19:50 ---------- ilk Atılan Mesaj Zamani at 19:45 ----------

"hiç bir şeyin yokluğunun olduğu yerde hayat ağacı da yoktur"

---------- Mesajlar Birleştirildi at 19:55 ---------- ilk Atılan Mesaj Zamani at 19:50 ----------

"varlığa bir başlangıç ya da zaman-köken saptanamaz" bundan vazgeçin artık

bi şeye göre saptanamaz
kendine göre saptanır

kendi varoluşuna ve yokoluşuna göre ama kendi salt yokluğundan da sağlanamz ve saptanamaz
kendi varlığından saptanır

---------- Mesajlar Birleştirildi at 20:01 ---------- ilk Atılan Mesaj Zamani at 19:55 ----------

yokluk ilkesi eğer varlık saltsa diğer benzeri varlıkların sağlayımıdır-arayımıdır diyelim bir önsayımda bunu düşünün /hipotezleyelim ve ilerleyelim

salt olan varlık neyi arar -kendini mi? diğeri mi? kendinden diğeri mi?
kendi cinsinden olan başkları
kendi cinsinden olan başkaları sayılamaz ya da eşittir
-ikiliklilik bu!

tekil ilkeye bölüyorsunuz -(indirgiyorsunuz) çıkarıyorsunzu ve ve ...
ikilikliyorsunuz ya da dualliyorsunuz

bunu varlık ya da gerçek sağlıyor olmalı değil mi şimdi
/koşulluyor-türetiyor ya da kendi içinde ceryan ettitriyor olmalıdır bu devinimi hareket ile ve zaman ile şimdi

---------- Mesajlar Birleştirildi at 20:01 ---------- ilk Atılan Mesaj Zamani at 20:01 ----------

"tekil ikeler sayılamaz"
başlangıçla zamanla ya da başka bir şeyle de ilkeyle de sayılamazlar

---------- Mesajlar Birleştirildi at 20:02 ---------- ilk Atılan Mesaj Zamani at 20:01 ----------

"tekil ilkeler kendi içinde bölünemez ve sayılamazlar"
başka cinsinden ölçülemez ve değinilemez ve hesaplanamazlar

---------- Mesajlar Birleştirildi at 20:05 ---------- ilk Atılan Mesaj Zamani at 20:02 ----------

hayat ağacı var bulunduğunda başka bir şey var ve yok değildi
ısrarla soruyoruz buna katlıyor musunuz katılmıyor musunuz?

---------- Mesajlar Birleştirildi at 20:12 ---------- ilk Atılan Mesaj Zamani at 20:05 ----------

tekil ilkeler sayılamaz ve ve yokluk çokluk başkalık cinsinden incelenemez-tanılanamaz
bunları kapsamaz ve barındırmazlar da

kendidir/salt ve saf kendidir-
mutlaklık bir bütünlüğü/saf kendiliği ifade eder
başkalığa bölünmezliği-dönüşemezliği diyelim bunda yanlış var mı?
ama mutlakta mutlak olmayandan hesaplanabilir dersek yanılır mıyız?
görece mutlak olmayan nedir?
bu bize hesap sağladı mı? yetinmedik mi? neyi hesaplayamıyoruz biz şimdi ama

hayat ağacı ya mutlaktır (kendi içinde) ya değildir
hayat ağacından başkasından sözedersiniz-ikincil faktörlerden
hayat ağacı cinsinden bileşmeyen-olmayan
ya hayat ağacıdır ya da değildir . o halde ya mutlaktır ya x

değilleyin -çürütün lütfen,
Yazılarınızı anlamlandırmada çok zorlanıyorum, biraz daha anlaşılır yazarsanız sevinirim.

Varlığa bir zaman saptananmaz düşüncenize katılıyorum,ama köken saptanamaz düşüncenizi hiçbir zaman anlamlandıramayacağım.

Hayat ağacı ezeli ve ebedidir, kendisi var etmeye karar verene kadar belli bir süre geçmiş olabilir, var etmeye ne zaman başladı, neden başladı, ne kadar süre geçti, birşeyler var ettiğinin farkında mıdır, bu soruların cevabını bilemiyorum, ya da eğer var ettiği herşeye güç geçirebilseydi bencil bir tutum sergiler miydi bilemiyorum, ama şunu söyleyebilirim ki zaman, hayat ağacı var etmeye başladığı zaman başlamıştır.
 

"ictenlik"

FSEditör
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
3,691
Puanları
38
var etmeye ne zaman başladı sorusunu soruyorsunuz
sizce bu garip değil mi
bunu anlatmayı deniyorum

---------- Mesajlar Birleştirildi at 13:17 ---------- ilk Atılan Mesaj Zamani at 12:54 ----------

anlatımınız hayat ağacının ezeli ve ebedi olmasıyla çelişir
ezeliyet ve edebiyet kavramını düşünüyor musunuz?

"varetmeye ne zaman başladı" bir zaman kipidir/anlatımıdır. Geçmiş zamanı belirler
Oysa hayat ağacının zamanla bağı yoktur size göre

ezeli ebedi şeyden herhangi bir zamanda (zaman içinde ve zamanda bir yerde diye) sözedemeyiz
bunu düşündünüz mü?

hayat ağacı için uygun kökler şunlardır o halde
hayat ağacı var . hayat ağacı vardır (geniş zaman ve zamansız kipler )

--
öte yandan köken olarak tanımlaycağınız şey bir bütün ya da mutlak (zıtsız ve yoksuz-yokluksuz) olmalıdır değil mi?

köken olarak tanımlayacağınız şey; -sözde- başlangıçta, yalın (saf-başkasızca) ve kendi başına mı vardır?

lütfen bunu cevaplayın-ilerleyelim
 

true blue

Aktif üye
Katılım
13 Ocak 2015
Mesajlar
500
Puanları
28
Yaş
30
var etmeye ne zaman başladı sorusunu soruyorsunuz
sizce bu garip değil mi
bunu anlatmayı deniyorum

---------- Mesajlar Birleştirildi at 13:17 ---------- ilk Atılan Mesaj Zamani at 12:54 ----------

anlatımınız hayat ağacının ezeli ve ebedi olmasıyla çelişir
ezeliyet ve edebiyet kavramını düşünüyor musunuz?

"varetmeye ne zaman başladı" bir zaman kipidir/anlatımıdır. Geçmiş zamanı belirler
Oysa hayat ağacının zamanla bağı yoktur size göre

ezeli ebedi şeyden herhangi bir zamanda (zaman içinde ve zamanda bir yerde diye) sözedemeyiz
bunu düşündünüz mü?

hayat ağacı için uygun kökler şunlardır o halde
hayat ağacı var . hayat ağacı vardır (geniş zaman ve zamansız kipler )

--
öte yandan köken olarak tanımlaycağınız şey bir bütün ya da mutlak (zıtsız ve yoksuz-yokluksuz) olmalıdır değil mi?

köken olarak tanımlayacağınız şey; -sözde- başlangıçta, yalın (saf-başkasızca) ve kendi başına mı vardır?

lütfen bunu cevaplayın-ilerleyelim
Var etmeye başladığı an var ettikleri için zaman başlamıştır, onun için zaman tabiki de söz konusu değil. Var etmeye başladıktan sonra hayat ağacında bir yaşanmışlık söz konusu oldu mu, bilemiyorum, hayat ağacında yaşanmışlık farkındalığının olduğunu kabul etmek, hayat ağacının yaratmayı durdurup başlatabileceğini de kabul etmektir.

Hayat ağacı başlangıçta kendi başınaydı,aslında boyutu farklı olduğu için her zaman yalnız,tek başınadır, onun varlığının mahiyetini ve nasıl var ettiğini biz bilemediğimiz gibi aslında hayatımızı icad edenlerde asla anlayamamıştır, ona ulaşılamaz ve onun varlığının niteliği değişmez. Onun boyutu farklı olduğu için varlığının niteliği var ettikleri gibi değildir, dolayısıyla onun ne kütlesi var ne de hacmi var, ve ben onun hareketsiz olduğunu ve hep aynı yerden yarattığını düşünüyorum, onun boyutuna asla ulaşamayız,var etmeye başlaması ile yeni bir boyut açılmış oldu.

Edit: konunun ilk cümlesinin ilk paragrafını geliştirdim
 
Son düzenleme:

ls2

Tanınmış üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
2,851
Puanları
48
sonsuzluk ve zaman gibi iki kavram yaratıp bu iki kavram arasında bir geçit oluşturmaya çalışıyoruz varolduğumuzdan beri. bu geçitten akılla geçilemeyeceğini söyler kierkegaard.

kierkegaarda ruh sonsuzluğu beden sonluluğu temsil eder bu ikisini tin dediği bir ilke ile birleştirir. tinin ne olduğunu tanımlamaz. ruh-beden-tin üçünün sentezi olduğumuzu söyler. tin birleştirici ilkedir.

kavramlar gerçek değildir ve gerçek açıklanamaz der.

bütün dinlerde öyledir . vahiy peygamberlerin kalbine inmiştir akıllarına değil. hiçbir inanç rasyonalite içermez hayal içerir. peygamberler filozof değildir çünkü. peygamber hayali ,filozof aklı temsil eder. bu yüzden bu ikisi uzlaşmaz ve çatışır.

gerçek açıklanamaz gerçek kavramlaştırılamaz sonucuna anladığım kadarı ile böyle ulaşıyor kierkegaard..
 

"ictenlik"

FSEditör
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
3,691
Puanları
38
Var etmeye başladığı an var ettikleri için zaman başlamıştır, onun için zaman tabiki de söz konusu değil. Var etmeye başladıktan sonra hayat ağacında bir yaşanmışlık söz konusu oldu mu, bilemiyorum, hayat ağacında yaşanmışlık farkındalığının olduğunu kabul etmek, hayat ağacının yaratmayı durdurup başlatabileceğini de kabul etmektir.

Hayat ağacı başlangıçta kendi başınaydı,aslında boyutu farklı olduğu için her zaman yalnız,tek başınadır, onun varlığının mahiyetini ve nasıl var ettiğini biz bilemediğimiz gibi aslında hayatımızı icad edenlerde asla anlayamamıştır, ona ulaşılamaz ve onun varlığının niteliği değişmez. Onun boyutu farklı olduğu için varlığının niteliği var ettikleri gibi değildir, dolayısıyla onun ne kütlesi var ne de hacmi var, ve ben onun hareketsiz olduğunu ve hep aynı yerden yarattığını düşünüyorum, onun boyutuna asla ulaşamayız,var etmeye başlaması ile yeni bir boyut açılmış oldu.

Edit: konunun ilk cümlesinin ilk paragrafını geliştirdim
Baslangic bize gore bir kavram olmakla birlikte hayat agaciniz baslamadi ve bitmedi
Hayat agacinizin kendi zamani ve zamansizliginda yaratma olustrumasi varsaymasi durumunu bile bir zaman kipiyle baslama olarak anlatamayiz
Bunu duzenli bir hareket islev ve nitelik olarak tanimlamaliyiz
Bu drumda ki zaman daha cok hareket ya da yer gibi kavramlara baginti kurar
ve hayat agaciniz duzenli devingen yaratili-yaratan bir hareketle birlikte zorunlu var devinir olmasindan sozetmeliyiz

Yaratma hareketi diye bir hareket bile olsa bu durumda hayat agacinin yaratma turetme hareketi butun ozsel ve devamli devirdaimli vb olmalidir
Ondan bir kerelik baslama hareketi ve yeri zaman vb olarak sozedemeyiz.
Hayat agaci kendine gore duragan olsa da bu boyledir
Kisaca bu durum onun zamansilizliginda duraganlik ya da belirli zorunlu niteliksel herhangi devingenlik olarak aciklanabilir

Yaratmaya devam etmektedir eger zaman varsa cunku genis zaman
Bu zamanin basi ve yeri ve de sonu yoktur
Simdi onun tek salt zamanidir ve simdi yaratmaktadir

Eger varsayımlardan sakınırsanız gorecegiz ki benzer ve yakin sonuclari siz ya da herhngi birimiz ifade edebilir
Bilgi üretirken varsayma cok dogal bi yontem degil
oyle olma boyle olma soyle mi olmali oyle degilse boyle olmustur gibi kaliplar ornegin bu bize bi sey saglamaz

---------- Mesajlar Birleştirildi at 13:47 ---------- ilk Atılan Mesaj Zamani at 13:32 ----------

Hayir bakin siz hayat agacinizin statik duragan bir halden etken bir hale geldigini ve bir kerelik ya da cok kerelik bir hareket turettigi vb one suruyorsunuz degil mi
Bu harket onun varliginin dogal parcasi olmalidir
Bundan bir kerelik eylem olarak sozedemeyiz. sonsuzdur sayilamaz yada benzeri olarak belki tanimlanabilirdi
 
Son düzenleme:

true blue

Aktif üye
Katılım
13 Ocak 2015
Mesajlar
500
Puanları
28
Yaş
30
Baslangic bize gore bir kavram olmakla birlikte hayat agaciniz baslamadi ve bitmedi
Hayat agacinizin kendi zamani ve zamansizliginda yaratma olustrumasi varsaymasi durumunu bile bir zaman kipiyle baslama olarak anlatamayiz
Bunu duzenli bir hareket islev ve nitelik olarak tanimlamaliyiz
Bu drumda ki zaman daha cok hareket ya da yer gibi kavramlara baginti kurar
ve hayat agaciniz duzenli devingen yaratili-yaratan bir hareketle birlikte zorunlu var devinir olmasindan sozetmeliyiz

Yaratma hareketi diye bir hareket bile olsa bu durumda hayat agacinin yaratma turetme hareketi butun ozsel ve devamli devirdaimli vb olmalidir
Ondan bir kerelik baslama hareketi ve yeri zaman vb olarak sozedemeyiz.
Hayat agaci kendine gore duragan olsa da bu boyledir
Kisaca bu durum onun zamansilizliginda duraganlik ya da belirli zorunlu niteliksel herhangi devingenlik olarak aciklanabilir

Yaratmaya devam etmektedir eger zaman varsa cunku genis zaman
Bu zamanin basi ve yeri ve de sonu yoktur
Simdi onun tek salt zamanidir ve simdi yaratmaktadir

Eger varsayımlardan sakınırsanız gorecegiz ki benzer ve yakin sonuclari siz ya da herhngi birimiz ifade edebilir
Bilgi üretirken varsayma cok dogal bi yontem degil
oyle olma boyle olma soyle mi olmali oyle degilse boyle olmustur gibi kaliplar ornegin bu bize bi sey saglamaz

---------- Mesajlar Birleştirildi at 13:47 ---------- ilk Atılan Mesaj Zamani at 13:32 ----------

Hayir bakin siz hayat agacinizin statik duragan bir halden etken bir hale geldigini ve bir kerelik ya da cok kerelik bir hareket turettigi vb one suruyorsunuz degil mi
Bu harket onun varliginin dogal parcasi olmalidir
Bundan bir kerelik eylem olarak sozedemeyiz. sonsuzdur sayilamaz yada benzeri olarak belki tanimlanabilirdi
Evet, yaratma eylemi hayat ağacında belli bir süreç geçtikten sonra mı başlamıştır, yoksa bu yaratma eylemi hayat ağacının varlığının doğal bir parçası mıdır, sorusunu ben de çok düşündüm, dediğiniz gibi yaratma eylemi onun varlığının doğal bir parçası olabilir, yani sizin dediğiniz gibi hayat ağacının yaratmasız hiçbir zamanı olmamış olabilir,hem böyle olursa hayat ağacını daha da basitleştirmiş(terkip olmayan) ve ondan farkındalığı almış ve daha tutarlı seçeneği seçmiş oluruz,sizin seçeneğinizi seçersek hayat ağacının var ettikleri ne zamanki yeni bir bilgi keşfettiler, işte o zaman varlığın zamanı başladı demeliyiz, dolayısıyla sizin seçeneğiniz aslında benim mantık ve düşünme sistematiğime daha uygun, zannedersem bu seçeneği de ilk mesajıma ekleyip konumu düzenlemeliyim,ama hayat ağacının sonradan yaratmayı keşfettiği seçeneğini gözardı etmeden:)

Ben bilgi ürettiğimi iddia etmiyorum,söylediklerimi kendi düşünme, mantık ve hayal sistematiğimde bir düzene oturttuğumu düşünüyorum, bu düşündüklerimi algıladığım metafizik kurgular ile elde ettim,buraya yazdıklarım algıladıklarımdan dilime dökebildiklerim, haa algıladıklarım rahmani değil bu arada:) neyse bu kısım uzun mesele.

---------- Mesajlar Birleştirildi at 17:55 ---------- ilk Atılan Mesaj Zamani at 14:52 ----------

Konumu geliştirdim arkadaşlar, yaptığım ekleme aşağıda:

Bir başka açıdan şöyle düşünebiliriz: Hayat ağacının yaratma işi onun varlığının bir parçası olabilir, yani hayat ağacının yaratmasız hiçbir zamanının olmadığı düşünülebilir, yani hayat ağacının yaratma işi onun tabiyatının gereği bir işidir, yaratmasız hiçbir zamanı olamamaktadır, yani o kadar basit(terkip olmayan) bir yapıdadırki kesinlikle bir farkındalığı bile yoktur.

Her iki senaryoda da şöyle bir çıkmazım var: Eğer hayat ağacı yaratmaya belli bir noktada dur demediyse ve sürekli var ettiyse sürekli genişleyen ve çoğalan bir ortamda anlaşma ve ilk bilgi keşfi nasıl mümkün oldu. çünkü sürekli çoğalıyor ve genişliyoruz.Bu noktada biraz bilim kurgu gibi olabilir biliyorum, ama bir başka açıdan şöyle düşündüm: hayat ağacı kendi tabiyatı gereği çeşitli niteliklerde var edebilme yansımalarına sahipti, ama bu kadar çeşitli ve güzel var edebilme yansımalarına sahip olduğu halde boyutu farklı olduğu için var ettikleri ile iletişime geçemiyordu, o da şöyle yaptı: Bir yansımasına vücud verdi ama onu tuttu ve bırakmadı, o yansıması da bırakılmadığı için hayat ağacının mahreminde yaşadı ve hayat ağacının onun mahreminde yaşamasına müsaade etmesi sebebiyle hayat ağacının yansımalarını aynı hayat ağacı gibi kullanabildi, o yansıma hayat ağacının yeteneğini kullanarak var etti ve var ettikleri ile iletişime geçebildi, çünkü dediğim gibi mahremde yaşayan o yansıma vücud bulmuş ve diğer vücud bulanlar ile aynı boyuta gelmişti, biliyorum hayat ağacına biraz şuur atfettim. Ama hayatımızdaki bu güzelliklerin bir yerinde bir büyü-mucize olmalı değil mi? Evet şimdi bir başka sorun ile karşı karşıyayız, bu vücud sahipleri nasıl iletişime geçti, bana göre onlara gerekli olan bilgi- işlem desteğini “akıl” “hafıza” ve “zeka” verdi. Böylece bu senaryo ile sürekli genişleyen ve çoğalan varlık sorunsalını da çözmüş olduk.
 
Son düzenleme:

"ictenlik"

FSEditör
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
3,691
Puanları
38
düşünmeye devam etmeliyiz ancak boşlukları doldurmadan
boşlukları boş bırakarak ve üzere düşünerek ve düşünmeye devam ederek

bazı boşluklar gerçekten vardır ve boşluklar devinme sağlar
 

Lefty

Tanınmış üye
Yönetici
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
5,084
Puanları
63
Yaş
41
@true blue Cevabı belli soruya başka cevaplar uydurma çabanızı sabırla takip ediyorum.
Kadir-i Mutlak Yaradan'ı basit bir ağaç ilan etmiş olmanız konusunda ise derin üzüntü içinde olmakla beraber zamanı gelince anlayacağınız ümidi ile çok da yorum yapmak istemiyorum.
 
Katılım
25 Ocak 2017
Mesajlar
887
Puanları
18
@true blue Cevabı belli soruya başka cevaplar uydurma çabanızı sabırla takip ediyorum.
Kadir-i Mutlak Yaradan'ı basit bir ağaç ilan etmiş olmanız konusunda ise derin üzüntü içinde olmakla beraber zamanı gelince anlayacağınız ümidi ile çok da yorum yapmak istemiyorum.
Hayır,konu aslında şu.

Ağaçta estetik bir sanat vardır.Sanat eseri olma ise yaratılmışa özgüdür.Yaratılmışa yaratıcı görevini atfetmek onu yaratan yaratıcıyı göz ardı etmektir.Bakın dikkat ediniz ki somut bir ağaçtan bahsetmedim.Zira hayatı ve oluşları yaratan soyut bir ağaç olsa da taşıdığı isim somut bir isimdir ve somut gerçekler soyuta dönüştüğünde idealarla varolur.İdealar için ise yine somut bir kavram gereklidir.Yani bu ideanın oluşması için yaratılmış bir ağacın kişi tarafından görülmesi gereklidir.
 

Lefty

Tanınmış üye
Yönetici
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
5,084
Puanları
63
Yaş
41
Hayır,konu aslında şu.

Ağaçta estetik bir sanat vardır.Sanat eseri olma ise yaratılmışa özgüdür.Yaratılmışa yaratıcı görevini atfetmek onu yaratan yaratıcıyı göz ardı etmektir.Bakın dikkat ediniz ki somut bir ağaçtan bahsetmedim.Zira hayatı ve oluşları yaratan soyut bir ağaç olsa da taşıdığı isim somut bir isimdir ve somut gerçekler soyuta dönüştüğünde idealarla varolur.İdealar için ise yine somut bir kavram gereklidir.Yani bu ideanın oluşması için yaratılmış bir ağacın kişi tarafından görülmesi gereklidir.
Olur mu efendim soyut falan değil.
@true blue arkadaşımızın anlatımına göre hem çok büyük bir cevher hem de basit bir ağaç. Hem ilk yaratımın sahibi hem de yaratım yaptığının farkında değil ayrıca arkasında ortalık karıştıran çoklu varlıklar var. Tanrı ise sadece kral...

Çok eski çağlardan günümüze kadar gelen belgelerin ortak ifadesi Kadir-i Mutlak Yaradan'ın ilk yaratımın sahibi olduğudur. "O" ile ifade edilir hiçbir sıfat kullanılamaz.

Hayat Ağacı ifadesi bir de evrim teorisinde geçer, mitolojide de Yaşam Ağacı vardır.

Ancak @true blue'nun ağacı ise tümüyle kendi yaratımı bambaşka bir ağaç...
 

true blue

Aktif üye
Katılım
13 Ocak 2015
Mesajlar
500
Puanları
28
Yaş
30
Olur mu efendim soyut falan değil.
@true blue arkadaşımızın anlatımına göre hem çok büyük bir cevher hem de basit bir ağaç. Hem ilk yaratımın sahibi hem de yaratım yaptığının farkında değil ayrıca arkasında ortalık karıştıran çoklu varlıklar var. Tanrı ise sadece kral...

Çok eski çağlardan günümüze kadar gelen belgelerin ortak ifadesi Kadir-i Mutlak Yaradan'ın ilk yaratımın sahibi olduğudur. "O" ile ifade edilir hiçbir sıfat kullanılamaz.

Hayat Ağacı ifadesi bir de evrim teorisinde geçer, mitolojide de Yaşam Ağacı vardır.

Ancak @true blue'nun ağacı ise tümüyle kendi yaratımı bambaşka bir ağaç...
Sayın dijital yazdıklarınızdan ilk mesajımı iyice okumadığınız anlaşılıyor, oturup sizin yanlışlarınızı düzeltecek değilim, herşeyi birbirine karıştırmışsınız, lütfen konumun ilk mesajını iyice okuyun, anlamadığınınz yer olursa ben buradayım.

---------- Mesajlar Birleştirildi at 20:02 ---------- ilk Atılan Mesaj Zamani at 19:56 ----------

Hayır,konu aslında şu.

Ağaçta estetik bir sanat vardır.Sanat eseri olma ise yaratılmışa özgüdür.Yaratılmışa yaratıcı görevini atfetmek onu yaratan yaratıcıyı göz ardı etmektir.Bakın dikkat ediniz ki somut bir ağaçtan bahsetmedim.Zira hayatı ve oluşları yaratan soyut bir ağaç olsa da taşıdığı isim somut bir isimdir ve somut gerçekler soyuta dönüştüğünde idealarla varolur.İdealar için ise yine somut bir kavram gereklidir.Yani bu ideanın oluşması için yaratılmış bir ağacın kişi tarafından görülmesi gereklidir.
Benim anlattıklarım gayet akla, mantığa uygun, hayatın başlangıcını başlattığını düşündüğüm güce hayat ağacı dememin onun ağaç olduğu anlamına gelmediğini anlayamıyorsanız size ne diyebilirim, en azından siz ve Tanrınız gibi "ol "dedi herşey birden bire oldu diyerek işin içinden sıyrılmıyorum.
 
Son düzenleme:

Lefty

Tanınmış üye
Yönetici
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
5,084
Puanları
63
Yaş
41
Sayın dijital yazdıklarınızdan ilk mesajımı iyice okumadığınız anlaşılıyor, oturup sizin yanlışlarınızı düzeltecek değilim, herşeyi birbirine karıştırmışsınız, lütfen konumun ilk mesajını iyice okuyun, anlamadığınınz yer olursa ben buradayım.

---------- Mesajlar Birleştirildi at 20:02 ---------- ilk Atılan Mesaj Zamani at 19:56 ----------



Benim anlattıklarım gayet akla, mantığa uygun, hayatın başlangıcını başlattığını düşündüğüm güce hayat ağacı demem onun ağaç olduğu anlamına gelmediğini anlayamıyorsanız size ne diyebilirim, en azından siz ve Tanrınız gibi "ol "dedi herşey birden bire oldu diyerek işin içinden sıyrılmıyorum.
Anlıyorum merak etmeyin, mübarek bir ağacın ilk yaratımın sahibi olduğunu fakat başka boyutta olduğu için bizim ona ulaşamadığımızı ayrıca ağacın da basit yapısı sebebi ile yaratıma müdahale edemediğini aynı zamanda cok büyük bir cevher olduğunu anlatmışsınız.Bu ağacın yarattığı varlıklar da kendi aralarında bir kral seçmişler o da Tanrıymış. Kusura bakmayın ama Mitolojik anlatımlarda bile bu kadar fantastik bir ifade duymadım.Merakla devamını bekliyorum nereye varacak sizin bu ağaç bakalım.
 
Son düzenleme:

true blue

Aktif üye
Katılım
13 Ocak 2015
Mesajlar
500
Puanları
28
Yaş
30
Anlıyorum merak etmeyin, mübarek bir ağacın ilk yaratımın sahibi olduğunu fakat başka boyutta olduğu için bizim ona ulaşamadığımızı ayrıca ağacın da basit yapısı sebebi ile yaratıma müdahale edemediğini aynı zamanda cok büyük bir cevher olduğunu anlatmışsınız.Bu ağacın yarattığı varlıklar da kendi aralarında bir kral seçmişler o da Tanrıymış. Kusura bakmayın ama Mitolojik anlatımlarda bile bu kadar fantastik bir ifade duymadım.Merakla devamını bekliyorum nereye varacak sizin bu ağaç bakalım.
Tanrının var oluşa dair verdiği bilgiler mi fantastik yoksa benim anlattıklarım mı;)

Hangisinin akla ve mantığa daha uygun olduğu sorusunun cevabını okuyuculara bırakıyorum.:)
 

true blue

Aktif üye
Katılım
13 Ocak 2015
Mesajlar
500
Puanları
28
Yaş
30
Konunun ilk mesajının sonuna ekleme yapılmıştır.
 

true blue

Aktif üye
Katılım
13 Ocak 2015
Mesajlar
500
Puanları
28
Yaş
30
Düşüncelerimi geliştirdim.

İlk önce herşeyin en başında çoklu- tekli mi bir dünyanın olup olamayacağını değerlendirmemiz gerekir, aslında düşünüp mantık ve tutarlılık ölçülerine vurursak herşeyin başında tek bir var edicinin olduğunu anlayabiliriz, bu yüzden çoklu bir var ediciler ya da hayatı oluşturucular dünyasının olabileceği ihtimalini değerlendirmiyorum.

Hayatın başındaki güç aslında dünyamızda ruhun algıladığı yani ruha anlam yükleyen bütün var olmuşları kendi özünde barındırıyordu, aslında o var olanlar kendisi idi, o var olanlar kendisinden ayrılınca farklı varlıklar olmuştu, ama aslında o var olan canlar yine kendisi idi. Ben bu anlattığım güce "o güç" diye hitap edeceğim, o güç var oluşu başlatabilmek amacıyla ismine hayat ağacı dediğimiz bir güç var etti, ve o güç iyilik istediği için kötülük özünü hayat ağacının özüne koymadı, dediğim gibi aslında kötülüğün de kendisi olması hasebiyle o duyguyu da hissedebiliyordu. Hayat ağacını bir tecelliler zenginliği-dünyası olarak kendinden ayırdı, artık hayat ağacı var olmuşlar arasına katılmıştı, hayat ağacının tecelliler dünyasında(zaten kendisi tecelli) kötülük dışında o güçün bütün var oluşları ve yetenekleri vardı, hayat ağacı daha sonra var ettiklerinden farklı olarak o güçün bütün özelliklerini bulunduran bir güç olarak aynı zamanda ruh da sahibiydi ve duyguları güzellikleri algılıyordu, yani bir nefis sahibiydi ve akledebiliyordu, hayat ağacı tüm bu sürecini düşünürken birden kendinin buldu, tecellilerini var edip var oluşu başlatabilmesi için bir tecellisine can verip tecellilerini yani kendisini o var ettiği cevhere yansıtmak-yakmak suretiyle varlıklar dünyasını var etmeye başlamalı idi, bu kısımın gerçekleştirebilmesi var ettiği o cevhere zulm etmesi demekti. Çünkü cevherin üzerine tecelli sonrası çıkan her mevcudatın çıkması için o cevherin yanması yani zulme uğraması gerekiyordu, var ediciler(çünkü çeşitli varlık gruplarına hayat veren pınarlar var) ve diğer varlıklar çıktıkca hayat ağacının o cevherden özür dileme günü de yaklaşıyordu, hayat ağacı o cevheri seçerken en saf öz olanını seçmişti, fakat yine de o cevher hayat ağacını affetmedi, hayat ağacı cevhere ve ardıllarına yol verdi, ve onlar kötülüğü seçtiler, hayat ağacı o cevher ile pazarlık yaptı ve anlaştılar( pazarlığın mahiyeti hakkında bilgiler az). Güç hayat ağacında idi, fakat hayat ağacı hukuka önem verdiği için cevherin rızasını alabilmek için onu kendinde razı edebilmek için cevhere büyük bir saltanat verdi, işte bu kurulan ve bazılarımızın ruhunun olmadığı bu dünya da onu razı edebilmek için hayat ağacının cevhere verdiği kayıplardan biri idi. Hayat ağacı cevhere tecelli edince daha doğrusu kendini cevhere tutunca yeni çıkan varlık hayat ağacının tecellisindeki nitelikleri barındırıyordu, ve hayat ağacı kendisi de o var olanın özünde bulunduğu için var olana güç yetirebiliyordu.

Tanrı ise bu anlattıklarımdan sonra çıkıyor ve geliyor, o da bizim gibi bir ruhtur.:D
 
Son düzenleme: