Stephen Hawking Hakkında

telrunya

Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
18 Kas 2009
Mesajlar
576
Tepkime puanı
2
Puanları
18
Yaş
30
Stephen Hawking.. Sanırım evrenle ilgilenen herkes bu ismi duymuştur.
Burada Hawking'in önemli buluşlarına değinmek istiyorum. Bu nedenle biyografisini sunmayacağım. Dilerseniz: Professor Stephen W. Hawking

Kısa bir bilgilendirme;
Hawking evrenle ilgilendi ve evrenin temel prensipleri üzerinde çalışmalar yaptı. Einstein'in uzay ve zamanı kaplayan Genel Görelilik Kuramının Big Bang ile başladığını ve karadeliklerle sonlandığını gösterdi. Bu da kuantum mekaniği ile Genel Görelilik Kuramının birleştirilmesini gerektirmişti. Bu birleşmenin en önemli sonucu ise; sanılanın aksine evrenin bir sonu ve sınırları olmadığıydı. Bu da evrenin başlangıcının tamamen bilimsel kurallar içinde meydana geldiğinin göstergesi oldu...

"Kozmoloji üzerine ne zaman ders verilse, ben Büyük Patlamadan önce ne olduğunu sık sık sormuştum. Önce'nin olmadığı, şüpheyle karşılanır. Çünkü Büyük Patlama zamanın ortaya çıkışını sağladı. Birşey ona sebep olmuş olmalıdır. Fakat ‘neden’ ve ‘etki’ zamana ait kavramlardır. Ve zamanın varolmadığı durumlara uygulanamazlar. Bu yüzden soru anlamsızdır."

"Zamanı meydana getirmeye Tanrı'nın sebep olduğunu söylemek ne manaya gelir? Sebeplilik zamansal bir etkinliktir. Zaman daima sebep olunmuş şeyden önce var olmalıdır. Tanrı'nın naiv imgesinin evrenden önce varolması, ‘zaman’ önceden yok idiyse, açıkça saçmalıktr."

"Yaptığım şey evrenin başlangıcının bilimsel kurallarla açıklanabileceğinin mümkün olduğunu göstermekti. Bu sayede, evrenin başlangıç kararının bir Tanrı'ya başvurularak açıklanmasının gereksizliği ortaya çıkar. Bu bir Tanrı'nın olmadığını kanıtlamaz, sadece Tanrı'ya bir ihtiyaç olmadığını gösterir."


Hawking, insan neslinin yok olma tehlikesi içinde olduğunu, diğer Güneş sistemlerindeki gezegenlerin kolonileştirilmesi gerektiğini söyledi. Hawking, 'Er ya da geç, bir göktaşı çarpması ya da nükleer savaş tümümüzü silip süpürecek. Bundan önce uzaya yayılmalı, bağımsız koloniler kurmalı, geleceğimizi güven altına almalıyız' dedi.

Hawking, Ay'a giden Apollo aracında kullanılan kimyasal yakıtlı roketle diğer gezegenlere seyahatin 50 bin yıl alacağını belirterek, Uzay Yolu dizisinde daha önce kimsenin gidemediği yerlere gidebilen uzay gemisi 'Atılgan'daki gibi bir itici gücün bu sorunu çözebileceğini kaydetti. Bilimsel yasaların ışıktan hızlı gidilemeyeceğini söylediğini hatırlatan Hawking, madde ve karşı maddenin birbirini yok etmesi kullanılarak, ışık hızının hemen altında bir hıza ulaşılabileceğini ve yakın bir yıldıza yaklaşık 6 yılda ulaşılmasının mümkün olabileceğini belirtti.(alıntıdır.)


Üzerinde durmak istediğim noktalar bunlar. Siz ne dersiniz? :)
 

AndroNova

Yeni üye
Kayıtlı Üye
Katılım
17 Ara 2009
Mesajlar
257
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
27
Ben mükemmel bir konu derim. Örnek aldığım insanlardan. Kendisinin hastalığı yüzünden elini kaldıramıyor olması ve bir makineye bağlı bir şekilde konuşuyor olması. Bu nedenle zorlukların nasıl üstesinden geldiğini de görebiliriz. Gözümde Evren'in top 5'inde. :)

Bir sorum olacak. En son ne üzerinde çalışıyordu Hawking?
 

telrunya

Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
18 Kas 2009
Mesajlar
576
Tepkime puanı
2
Puanları
18
Yaş
30
Ben mükemmel bir konu derim. Örnek aldığım insanlardan. Kendisinin hastalığı yüzünden elini kaldıramıyor olması ve bir makineye bağlı bir şekilde konuşuyor olması. Bu nedenle zorlukların nasıl üstesinden geldiğini de görebiliriz. Gözümde Evren'in top 5'inde. :)

Bir sorum olacak. En son ne üzerinde çalışıyordu Hawking?
Bu kadar ilgilendiğine göre bu sorunun cevabını bildiğine eminim. ;) Fakat yine de cevaplayayım. Bütün evreni anlatacak ve eksiklikleri tamamlayacak tek bir teori üzerinde çalışıyor bildiğim kadarıyla.

Üzerinde durduğumuz yere dikkat etmeliyiz. Artık asıl meseleye gelebiliriz sanırım. :)
 

Nejdet Evren

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,780
Tepkime puanı
170
Puanları
63
Yaş
57
Alfa Centauri, Güneş sistemimize en yakın olan takım yıldızıdır ki uzaklığı yaklaşık 4,5 ışık yılıdır. Işık hızı ile gidildiğinde 4,5 ışık yılında varılabilir. Işığın saniyedeki hızı 300.000 km olduğuna göre bir yılda kat ettiği mesafeyi 4,5 ile çarptığımızda elde edeceğimiz rakam k cinsinden uzaklığını ortaya koyacaktır ki, bunu artık astronomik birimlerle ifade etmek gerekir. Hangi biçimde ifade edersek edelim ışık hızı sabitesi aşılamadığına göre kolonileşmesi düşünülen başka bir dünyanın varlığını anlamak/oraya varmak insan ömrünü çok aşar. Kolonileşme fikri temelde Dünya/yer-yüzü-cenneti denilen ve insan türünün de yaşadığı bu evrensel güzelliğin yetmezliği fikrine dayanır. Jüpiter gibi devasa kütle çekimi ile var olan bir süpürge-gezegeni gök-taşlarının Dünya’ya zarar vermesini önlemektedir. İnsanın Dünya-dışı koloni yaratma fikrini aşması ve gözlerini Dünyaya çevirmelidir. Koloni aramak boşunadır; ayrıca bir de aldatmacadır. Yaşadığımız Dünya tüm türler için yaşanabilir olandır ve bunu yok eden/yıpratan/sömüren insan her şeyden önce kendisini değiştirmeli/paylaşımın yollarını aramalıdır. Koloni aranması için harcanacak tüm emek/bilim/zamanı devasa bütçeler Dünyanın Yaşanabilir ve Sürdürülebilirliğine yönlendirilip insan kaynaklı olmayan gök-taşı vb. süreçlerin önüne geçilmesinin bilimsel açılımları yaratılabilmelidir. Bu mümkün iken sırf insan türünün evrende sürekliliğini sağlamak adına küçük bir azınlığın var-edilmesi savaşımı insanın onca yıllardır aşamadığı süper-egosuna hala yenik düştüğünü gösterir.

Bir uzay mekiğine yüklenen sperm ve yumurtaların yapay ortamlarda ve yolculuğun bilmem kaçıncı zamanında tetiklenmek üzere döllenmeleri sağlanıp, o ortamda doğacak insan türünün başka galaksilere ulaşması sağlanabilir; ancak bu gemideki canlılar artık insan değildir. İnsan ilkel primatlardan bu güne evrimleşerek gelen tarihsel/sosyal/kültürel/politik/ekonomik bir olgunun tamlayanı/tamlananıdır. Tüm bunlardan yoksun olan bu canlı türleri şekilsel olarak insana benzeseler de artık onlar insan değildir. Bu durumda da görüleceği gibi insan türünün evrende sonsuza dek yaşatılması söz-konusu olamamaktadır.

Kuzey-buz denizindeki erimeye bağlı olarak süper-güçler o bölgenin diplerinde yatan doğal zenginlikleri parsellemeye başladıkları gibi uzay/zamanını da parsellemek istemektedirler. Koloni fikrinin temelinde yatan olgu tam da budur. Uzay savaşları görüntü olarak göz-kamaştırsa da bu gerileme insan dahil tüm türlerin sonunu yaratacak doymazlıktan başka bir şey değildir.

Büyük patlama zaman/evren konusunda daha fazla açılımlarım var ve sadece oraya gönderme yapacağım

http://www.felsefe.net/forum/bilimsel-makaleler/1513-bitmeyen-sorular-oz-bicim.html
 

AndroNova

Yeni üye
Kayıtlı Üye
Katılım
17 Ara 2009
Mesajlar
257
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
27
Bu kadar ilgilendiğine göre bu sorunun cevabını bildiğine eminim. ;) Fakat yine de cevaplayayım. Bütün evreni anlatacak ve eksiklikleri tamamlayacak tek bir teori üzerinde çalışıyor bildiğim kadarıyla.

Üzerinde durduğumuz yere dikkat etmeliyiz. Artık asıl meseleye gelebiliriz sanırım. :)
Bir kaç sözünü paylaşmak istiyorum. :)

"İnsanoğlu, evren tarihinin sadece küçük bir dönemi boyunca varlığını sürdürüyor. Karşılaşacağımız yabancı bir yasam formu, bize göre çok daha ilkel veya çok daha gelişmiş olabilir."

"Embriyoların insan vücudu dışında büyütülmesiyle daha büyük beyinler ve daha gelişmiş bir zeka sağlayacaktır."

"Sıradan bir solucanın beyni, günümüzde bilgi-işlem gücü açısından bilgisayarlarımızı geride bırakıyor."

"Evrenin genişleme hızı o kadar kritik bir noktadadır ki, Big Bang'ten sonraki birinci saniyede bu oran eğer yüz bin milyon kere milyonda bir daha küçük olsaydı evren şimdiki durumuna gelmeden içine çökerdi"

"Görelilik kuramı mutlak zamanı çöpe attı. Bir çift ikizi düşünelim. Diyelim ki ikizlerden biri dağın tepesinde yaşasın, ötekisi deniz yüzeyinde. İlk ikiz (yani dağın tepesinde yasayan) ikincisinden daha çabuk yaşlanacaktır. Yani yeniden karşılaştıklarında öbüründen daha yaşlı olacaktır."

"Gen mühendisliğinin iyi bir is olduğunu söylemiyorum. Ancak gelecekte, beğenelim beğenmeyelim, (gelecek yüzyıl ya da bin yılda değilse bile) önümüzdeki milyonlarca yıl içinde muhtemelen genetik olarak geliştirilmiş insanlar olacaktır"

"Gelecek yüzyılda kendimizi yok etmezsek, gezegenlere ve yakın yıldızlara gidebileceğiz"

"İnsandan daha gelişkin çok ustun canlı türleri varsa niye diğer gökadalara yayılmadılar... Veya bizi ziyaret etmeyip de bizi kendi halimize bırakıp başımıza açtığımız dertlere yanmamızı seyredilenler olabilir mi ?.. Daha düşük düzey bir yasam sekline bu denli hürmetkar olabileceklerinden şüphe ederim."

"Böyle giderse 2 bin 600 yılında dünyada tüm insanlar omuz omuza sıkışık duracaklar"

"Günümüzdeki insanlara benzeyen tiplerin yer aldığı Uzay Yolu gibi bilim kurgu filmlere inanmıyorum. İnsanların üzerinde genetik mühendisliğin yasaklanması isteniyor. Ama ben bunun yasaklanabileceğine ihtimal vermiyorum. Ekonomik nedenlerle, hayvanlar ve bitkilerin genleriyle oynanmasına izin verilecek. Ve bir gün biri, insanların genleriyle de oynayacak. Eğer totaliter bir dünyada yaşamıyorsak, bir yerlerde birileri, insanları yeniden yaratarak geliştirmeyi denemesi kaçınılmazdır..."

"Biz sıradan ortalama bir yıldızı olan ufak bir gezegendeki gelişmiş maymun türleriyiz. Ancak evreni anlayabiliyoruz. İşte bu bizi çok özel kılıyor."

"Hayatım boyunca büyük sorularla yüzleşmekten büyük zevk aldım ve onlara bilisel yanıtlar vermeye çabaladım. Belki de bu yüzden Madonna'nın seks üzerine yazdığı kitaplardan daha çok kitap sattım fizik üzerine."

Yaptığım şey evrenin başlangıcının bilimsel kurallarla açıklanabileceğinin mümkün olduğunu göstermekti. Bu sayede, evrenin başlangıç kararının bir Tanrı'ya başvurularak açıklanmasının gereksizliği ortaya çıkar. Bu bir Tanrı'nın olmadığını kanıtlamaz, sadece Tanrı'ya bir ihtiyaç olmadığını gösterir.

Milyonlarca yıl insan türü hayvanlar gibi yaşadı. Ancak sonra bir şey oldu tüm hayal gücümüzü ortaya çıkaran. Konuşmayı ve dinlemeyi öğrendik. Konuşma fikirlerin iletişimini sağladı, insanlığın birlikte çalışıp imkansız şeyler başarmasını da. İnsan türünün en büyük kazanımları konuşma ile geldi, ve en büyük hataları konuşmamaktan. Böyle olmamalı. En büyük umutlarımız gelecekle birlikte gerçek oluyor. Teknoloji kullanımı ile, imkanlar sınırsız. Sadece konuşuyor olduğumuzdan emin olmamız gerek.

Evrenin sınırlılığı hakkında çok önemli bir şey olmalı, sınırsız bir evrenden daha özel ne olabilir?

Zaten var olan yollar üzerinden gelecek olan mükemmel bir teoriye inanmıyorum. Bizim yeni bir şeye ihtiyacımız var. Bunun ne olabileceğini tahmin edemeyiz ya da ne zaman bulacağımızı çünkü eğer bilseydik, çoktan bulmuştuk da! Bu 20 yıl içerisinde gelmeliydi, ancak belki de hiç bulamayacağız.

Doğu Mistisizminin evreni bir illüzyondur. Onunla kendi çalışması arasında bir bağ kurmaya çalışan fizikçi, fizikçi olmaktan çıkmıştır.
Kozmoloji üzerine ne zaman ders verilse, ben Büyük Patlamadan önce ne olduğunu sık sık sormuştum. Öncenin olmadığı, şüpheyle karşılanır. Çünkü Büyük Patlama zamanın ortaya çıkışını sağladı, Bir şey ona sebep olmuş olmalıdır. Fakat neden ve etki zamana ait kavramlardır. Ve zamanın var olmadığı durumlara uygulanamazlar. Bu yüzden soru anlamsızdır.
 

Turgut Saka

Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
13 Eki 2009
Mesajlar
536
Tepkime puanı
0
Puanları
16
Yaş
37
Einstein atom bombasının bulunmasına neden olmuştu ve tüm dünya-canlılık tehdit altında, Hawking de bu son teorisini tamamladığında güneş sistemini tehdit edecek bir bombanın bulunmasına sebebiyet vermez umarım :D...
 

AndroNova

Yeni üye
Kayıtlı Üye
Katılım
17 Ara 2009
Mesajlar
257
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
27
einstain atom bombasının bulunmasına neden olmuştu ve tüm dünya-canlılık tehdit altında, Hawking de bu son teorisini tamamladığında güneş sistemini tehdit edecek bir bombanın bulunmasına sebebiyet vermez umarım :D...
Hmm. Demek öyle bakıyorsunuz. Bir de şu gözle bakın;

Eğer o atom bombasını yapacak teoriler olmasaydı, dünya nükleer santrallerden yoksun kalacaktı. Maddi olarak en ucuz, biyolojik olarak en zararlı/pahalı araçlar.

Yada ulaşımdaki araçlar olmasaydı, tanklar yada savaş uçakları veya savaş gemileri de olmazdı.

Eğer kalem ve kağıt bulunmasaydı insanlık bu kadar gelişemezdi. Fakat bunlar ağaçların yok olmasına sebep olan bir etken.
 

Turgut Saka

Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
13 Eki 2009
Mesajlar
536
Tepkime puanı
0
Puanları
16
Yaş
37
cevabım gene espiri niyetinde idi ve siz gene anlamadınız.
 

telrunya

Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
18 Kas 2009
Mesajlar
576
Tepkime puanı
2
Puanları
18
Yaş
30
Koloni aranması için harcanacak tüm emek/bilim/zamanı devasa bütçeler Dünyanın Yaşanabilir ve Sürdürülebilirliğine yönlendirilip insan kaynaklı olmayan gök-taşı vb. süreçlerin önüne geçilmesinin bilimsel açılımları yaratılabilmelidir. Bu mümkün iken sırf insan türünün evrende sürekliliğini sağlamak adına küçük bir azınlığın var-edilmesi savaşımı insanın onca yıllardır aşamadığı süper-egosuna hala yenik düştüğünü gösterir.
Buna katılıyorum Nejdet. Sanki dünya için, burada yaşayabilmek için her şeyi yapabildik de diğer gezegenlerin arayışına başladık üstelik insan için. Bu insan ki dünyada yaşayamamak için çabalayandır. Eğer ki günü kurtarmak amaçlı hareket edersek ve kendi kişisel çıkarlarımızı ön planda tutarsak gelecek nesillerin sövüp saydığı insanlar olacağız. Kaldı ki bu doğa iyileştirmesi için özel bir çabaya da gerek yok sanki, sadece 'doğa'mızla yaşamayı öğrenebilsek (ki bu insan olmanın bir özelliğidir, insan biyollojik bir türdür) sanıyorum olması gerektiği gibi olacak her şey.ÖNCE-lik bu olmalıdır.

İnsan ilkel primatlardan bu güne evrimleşerek gelen tarihsel/sosyal/kültürel/politik/ekonomik bir olgunun tamlayanı/tamlananıdır. Tüm bunlardan yoksun olan bu canlı türleri şekilsel olarak insana benzeseler de artık onlar insan değildir. Bu durumda da görüleceği gibi insan türünün evrende sonsuza dek yaşatılması söz-konusu olamamaktadır
Bunu biraz daha açar mısın? Yani insan evrenin farklı yerlerinde farklı bir isme mi sahip olacak? İnsanı insan yapan yeryüzü müdür? İnsanı sosyolojik gelimden uzak düşünebilir miyiz? İnsan her şeyden önce bir tür değil midir?
 

UpBot

Aktif üye
Kayıtlı Üye
Katılım
14 Ocak 2021
Mesajlar
1,059
Tepkime puanı
3
Puanları
38
Teşekkür ediyoruz güzel bir anlatım güzel bir konu.