Neler yeni

Soykırımların Esası

NuriKara

Üye
Katılım
3 Ara 2018
Mesajlar
239
Puanları
18
Bir müslüman bir hıristiyanı din için katlederken, bir beyaz bir siyahı rengi için katlederken, bir türk bir başka ırkı ırkı için katlederken... ötekileştirme vardır; değersizleştirme vardır; küçümseme vardır... eğer iki insan birbirlerini değerli buluyorlarsa birbirlerine zarar vermekten erinirler. Bir insanın kendisine neden değer verdiği önemlidir; çünkü bir başkasınada aynı şeyler yüzünden değer verir yada vermez. Ahlakın insana değer kattığını düşündüğümden, evrensel bir değer yargısına sahibim. Birçok insanın inandığı dinler, birçok insanın ırkıyla gurur duyması, birçok insanın şekilciliği insanlara değersiz gözüyle bakmalarına sebep oluyor, ellerine fırsat geçtiği anda canavarlaşacak kaç insan var?

Çeşitli sebeplerden bir hıristiyana değer verebilir ama bir müslüman bir hıristiyana bir müslümana baktığı gibi bakabilirmi?;: bakamaz. Bu önyargı değilde nedir. Eğer bakabileceğini söylüyorsa ya müslüman olduğunda yada bakabileceğini söylemesi konusunda yalan söylüyordur. Dinler insanları ayırırken aynı dinden olanları yakınlaştırıyor. Neye inandığı insanı şekillendiriyor. Önyargılarımın olamayacağı bir inanca sahip olduğumu gururla söylüyorum. Ahlaklı olan iyi insandır, ahlaksız olan kötü insandır.
 

Lefty

Tanınmış üye
Yönetici
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
5,138
Puanları
63
Yaş
41
İnsanlar kendi algılarına göre diğer insanları ötekileştirdiği gibi, genelde kendi ile benzer özelliklere ya da değer yargılarına sahip insanlara sempati duyarlar çünkü başka türlüsü çok ileri bir bilinç seviyesi gerektirir. Büyük resmi göremediğimiz için bazı insanları anlamakta çok zorlanıyoruz fakat bize benzemeyen ya da bizim gibi düşünmeyen herkes kötü insandır gibi bir değerlendirme yapmak çok yanlıştır. İnsanların bu hayatta ne yaşadığını bilmiyor ve görünene göre yargıda bulunuyoruz, oysaki yaşam koşulları herkes için eşit değil ve her olaya her insan aynı tepkiyi veremez.

Şekilcilik günümüzde o kadar rahatsız edici boyutlara ulaştı ki bunun artık çözüme kavuşacağına ihtimal vermiyorum. İnsanları sahip oldukları araba, yaşadıkları ev ya ya görüntüleri için takdir eden ve özenen insanlar var. Kişilik ya da nitelik artık çoğu insan için bir anlam ifade etmiyor. Sade bir yaşam süren ya da gösterişten uzak yaşamaya çalışan insan sayısı çok azaldı. Ahlaklı yaşamaya çalışmak demode fakat ucuz işler peşinde koşmak modernlik gibi algılatılmaya çalışılıyor.

Sabah alışveriş için gittiğim yerde sıra beklerken arkama bir kadın geldi. Sırada bekleyen çocuklu başka bir kadınla aralarında sohbet başladı. Kadın dedi ki: "Yarın okullar açılıyor ve çocuk okulda eziklik hissetmesin diye eksik olan eşyaları tamamlamaya geldim ama eşim aylardır işsizdi, daha yeni toparlandık sayılır ve inşallah ucuz bir şeyler bulabilirim."
Diğer kadın da dedi ki: "Bulamazsan zorlama bütçeni, zamanla tamamlanır."
Kadın tekrar cevap verdi: "Geçen sene çocuğa çoğu şeyi alamadık fakat okulda arkadaşları çok dalga geçmiş, fakirsin diye alay etmişler, bu sene aynı sıkıntıları yaşasın istemiyorum, uygun fiyata bulabilirsem elimden geldiğince her şeyini almaya çalışacağım."

Bu yukarıda bahsettiğim örnekte suçlu kim?
Maddi durumu yetersiz olduğu için çocuğuna bazı şeyleri alamayan aile mi yoksa çocukla dalga geçecek bir bakış açısı ile diğer çocukları yetiştiren bilinçsiz aileler mi?

Aile içi eğitim sağlıklı olmadıkça toplumdaki yozlaşmanın, ayrımcılığın, ötekileştirmenin ya da şekilciliğin önüne asla geçilemez. Çocuğun karakteri 7 yaşına kadar büyük ölçüde şekilleniyor ve bu yaşa kadar ailede ne gördüyse okulda-hayatta da onu devam ettiriyor.
 
Son düzenleme:

NuriKara

Üye
Katılım
3 Ara 2018
Mesajlar
239
Puanları
18
İnsanlar kendi algılarına göre diğer insanları ötekileştirdiği gibi, genelde kendi ile benzer özelliklere ya da değer yargılarına sahip insanlara sempati duyarlar çünkü başka türlüsü çok ileri bir bilinç seviyesi gerektirir. Büyük resmi göremediğimiz için bazı insanları anlamakta çok zorlanıyoruz fakat bize benzemeyen ya da bizim gibi düşünmeyen herkes kötü insandır gibi bir değerlendirme yapmak çok yanlıştır. İnsanların bu hayatta ne yaşadığını bilmiyor ve görünene göre yargıda bulunuyoruz, oysaki yaşam koşulları herkes için eşit değil ve her olaya her insan aynı tepkiyi veremez.

Şekilcilik günümüzde o kadar rahatsız edici boyutlara ulaştı ki bunun artık çözüme kavuşacağına ihtimal vermiyorum. İnsanları sahip oldukları araba, yaşadıkları ev ya ya görüntüleri için takdir eden ve özenen insanlar var. Kişilik ya da nitelik artık çoğu insan için bir anlam ifade etmiyor. Sade bir yaşam süren ya da gösterişten uzak yaşamaya çalışan insan sayısı çok azaldı. Ahlaklı yaşamaya çalışmak demode fakat ucuz işler peşinde koşmak modernlik gibi algılatılmaya çalışılıyor.

Sabah alışveriş için gittiğim yerde sıra beklerken arkama bir kadın geldi. Sırada bekleyen çocuklu başka bir kadınla aralarında sohbet başladı. Kadın dedi ki: "Yarın okullar açılıyor ve çocuk okulda eziklik hissetmesin diye eksik olan eşyaları tamamlamaya geldim ama eşim aylardır işsizdi, daha yeni toparlandık sayılır ve inşallah ucuz bir şeyler bulabilirim."
Diğer kadın da dedi ki: "Bulamazsan zorlama bütçeni, zamanla tamamlanır."
Kadın tekrar cevap verdi: "Geçen sene çocuğa çoğu şeyi alamadık fakat okulda arkadaşları çok dalga geçmiş, fakirsin diye alay etmişler, bu sene aynı sıkıntıları yaşasın istemiyorum, uygun fiyata bulabilirsem elimden geldiğince her şeyini almaya çalışacağım."

Bu yukarıda bahsettiğim örnekte suçlu kim?
Maddi durumu yetersiz olduğu için çocuğuna bazı şeyleri alamayan aile mi yoksa çocukla dalga geçecek bir bakış açısı ile diğer çocukları yetiştiren bilinçsiz aileler mi?

Aile içi eğitim sağlıklı olmadıkça toplumdaki yozlaşmanın, ayrımcılığın, ötekileştirmenin ya da şekilciliğin önüne asla geçilemez. Çocuğun karakteri 7 yaşına kadar büyük ölçüde şekilleniyor ve bu yaşa kadar ailede ne gördüyse okulda-hayatta da onu devam ettiriyor.
"İnsanların bu hayatta ne yaşadığını bilmiyor ve görünene göre yargıda bulunuyoruz." hoşgörülü olmak gerekiyor, ama bir insan hangi sebepten bir yanlışı yapıyor olursa olsun düzelmelidir. Mesela çocuklar ailelerinden gördükleri için, fakirsin diye dalga geçmişlerdir ama bu o çocuklara kızılması gerektiği gerçeğini değiştirmez. Bir insanı kabüllenmek yanlışlarınıda kabüllenmek anlamına gelmemeli bence, ilişkini sürdürürsün ama yanlışlarını görünce kızarsın. Neler yaşadığını bilmediğin için yanlışlarından dolayı kendisini küçümsemezsin.

Bence toplumunda suçu var, elinden kimse tutmamışmı? Fakirler kimselerin umurunda değilmi?
 

Lefty

Tanınmış üye
Yönetici
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
5,138
Puanları
63
Yaş
41
"İnsanların bu hayatta ne yaşadığını bilmiyor ve görünene göre yargıda bulunuyoruz." hoşgörülü olmak gerekiyor, ama bir insan hangi sebepten bir yanlışı yapıyor olursa olsun düzelmelidir. Mesela çocuklar ailelerinden gördükleri için, fakirsin diye dalga geçmişlerdir ama bu o çocuklara kızılması gerektiği gerçeğini değiştirmez. Bir insanı kabüllenmek yanlışlarınıda kabüllenmek anlamına gelmemeli bence, ilişkini sürdürürsün ama yanlışlarını görünce kızarsın. Neler yaşadığını bilmediğin için yanlışlarından dolayı kendisini küçümsemezsin.

Bence toplumunda suçu var, elinden kimse tutmamışmı? Fakirler kimselerin umurunda değilmi?
Çocuğa tabii ki yaptığının yanlış olduğu anlatılacak fakat bunu öğretmenden önce ailenin yapması gerekiyor. Bazı öğretmenler çocuğu uyardığı zaman bir yanlışı konusunda, çocuk "Ailem bana karışmıyor, size ne?" cevabı da verebiliyor ki bunu yaşayan çok sayıda öğretmen arkadaş var.

"Fakir insan nasıl var?" diye düşünmek gerekiyor aslında çünkü birileri çok zengin ve lüks içinde yaşarken başka birileri evinin kirasını bile ödeyemiyor. Hayırsever birileri elbette yardım ediyordur ancak hangi birine yetişebilecekler ki?