Seneca

mavimor

Aktif üye
Kayıtlı Üye
Katılım
15 Şub 2008
Mesajlar
1,456
Tepkime puanı
1
Puanları
38
Yaş
41
Seneca:


Milattan önce 5 ve Milattan sonra 65 yılları arasında yaşamış ünlü Romalı düşünür. Stoacı ahlak görüşüyle tanınan Seneca, ahlakının temeline doğaya uygun yaşama ilkesiyle, bir bilge idealini yerleştirmiştir. Zamanın toplumunu bir vahşi hayvanlar topluluğu olarak gören Seneca, bilge kişisini, kendi kendine yeten, hazza olduğu kadar eleme karşi da duygusuz, korku bilmez, evrenin gerçek efendisi, erdemi özgür iradesinin sonucu olan ve ölümden korkmayan kişi olarak tanımlamıştır. Başka bir deyişle, her ne kadar Stoacı maddeciliği benimsemiş olsa da, Tanrı'nın aşkın olduğunu öne süren Seneca, pratik felsefeyi öne çikarmis ve gerçek erdemle değerin, dışarıda değil de, insanın içinde olduğunu belirtmiştir. Harici iyiler ve zenginlikler, insana mutluluk sağlamazlar.
 

Phi

Tanınmış üye
Y.Admin
Onursal Üye
Katılım
13 May 2008
Mesajlar
1,681
Tepkime puanı
72
Puanları
48
SENECA’NIN HAYATI

M.Ö. 4 yılında İspanya’nın kültür merkezi Cordoba’da doğdu. Mısır valisinin eşi olan teyzesi tarafından küçük yaşta Roma’ya getirildi ve onun terbiyesi altında büyüdü. Babası, aynı adla anılan, L. Anneus Seneca, Augustus ve Tiberius çağlarının ünlü söylev ustasıydı. Seneca, ailesinin varlıklı olması sebebiyle o dönemin ünlü felsefecilerinden ve söylev ustalarından ders aldı. Daha sonra felsefe eğitimine ağırlık verdi. Pythagorascı Sotion’dan dersler alarak onun gibi etyemez oldu ve ruhun ölümsüzlüğüne inandı. Sonrasında güzel kokulardan, şaraptan, istiridyeden, mantar yemekten ve yumuşak bir yatakta uyumaktan vazgeçti.
Seneca’nın felsefeye aşırı düşkünlüğü babasını endişelendirmişti. Çünkü İmparator Tiberius gençliği saran bu felsefe akımlarına hiç sıcak bakmıyordu, garip kılıklı ve tavırlı insanları Roma’dan uzaklaştırıyordu.
Seneca’nın yaptığı perhizlerden dolayı zaten zayıf olan bünyesi daha da bozulmuştu, sağlığı iyice kötüye gidiyordu. Babası oğlunun sağlığını düzeltmek ve felsefeden uzaklaştırmak için onu ilk önce Pompei’ye, sonra Mısır’a gönderdi.
Roma’ya MS 31’de döndü. Seneca kendini siyasete verdi ve quaestorluk (idam cezası vermeye yetkili hâkim) elde ederek mahkemede avukatlığa başladı.
Kıskanç İmparator Caligula’nın1 deyimiyle ‘kum taneleri’ gibi akıp giden üslubu Seneca’nın ölüm nedeniydi. Böyle başarılı bir konuşmacının kendi Roma’sında yeri yoktu. Ancak saraydaki bazı kişiler Seneca’nın hasta bir insan olduğunu ve çok az bir ömrü kaldığını söyleyerek İmparator’u zor ikna ettiler ve ünlü filozofun yaşamını bağışlattılar.
Seneca, Caligula’nın ölümünden sonra başa geçen Claudius zamanında hakkında yapılan iftira nedeniyle M.S. 41 yılında Korsika’ya sürgüne yollandı. Sürgündeki yaşamını felsefe yapıtları yazarak, bilimle ve şiirle uğraşarak geçirdi.
Neron’un annesi Agrippina, oğlunun eğitiminde önemli rol oynayacağını düşünerek Seneca’yı sürgünden çağırdı. Seneca, Neron’un eğitimini üstlendi. M.S.54 yılında Neron 16 yaşında imparator ilan edilince, Seneca muhafız kıtası komutanı Afranius Burrus ile birlikte idarede söz sahibi oldu. Bu arada Neron anormal davranışlar içine girmişti ve annesi Agrippina’yı öldürtmüştü. Bunun ardından Burrus’un da zehirlenerek öldürülmesi Seneca’yı saray yaşamında tek başına bıraktı. Bunun üzerine tüm servetini İmparator’a bırakarak özel yaşama çekilmeye karar veren Seneca, bu düşüncesini Neron’a açtı ama reddedildi.
MS 64’te meydana gelen büyük Roma yangınından sonra bu önerisini yinelediği halde imparator tarafından ikinci kez reddedildi. Ancak Seneca bu kez kararlı davrandı ve siyasetten ayrıldı.
MS 61-65 yılları çalışmaları için verimli bir dönem oldu. Ancak MS 65 yılında Neron’a karşı düzenlenen bir suikast girişimine adı karıştığı için, imparator tarafından ölüme mahkûm edildi.
Bütün yaşamı boyunca ölümün hiçe sayılması gerektiğini savunan Seneca bu emri metanetle karşıladı ve M.S. 65 yılında damarlarını keserek kendini öldürdü.
Seneca, görünüşte görkemli olduğu kadar, varlığını iyi yaşamaya, sefahate harcaması yüzünden, ahlakın yozlaştığı Roma’nın çökmeye sürüklendiği bir çağda yaşadı. Rüşvet, talan açıkça mevcuttu. İnsanlar zenginlik hırsına kapılmıştı, parayla her şey yapılabilir haldeydi. Yozlaşmadan gençler de payını almıştı. Gladyatörlerin arenada dövüşmeleri halk tarafından rağbet görmekteydi. Kölelerin sayısı artmıştı. Kendisine kötü davranılan köleler efendilerine her türlü kötülüğü kendilerinde yapma hakkı bulmuşlardı. Soylulara ölüm ve sürgün cezaları verilmekteydi.
 

Slash

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,799
Tepkime puanı
317
Puanları
83
Stoacıların bu görüşü bugün de geçerliligini korumaktadır. Olayların gidişatı değiştirilemez belki ama vereceğimiz tepki ve duygularımızın kontrolünü sağlayabiliriz. Yaşam doğru kullanılmalı ki insan yaşlandığı zaman geçmiş için üzülmesin. Kötü koşullar değişmiyorsa yine de sağlam durmalıdır, böylece güzel günler geldiğinde ayakta durabilecek gücü kendimizde bulabilelim.
Amerikalı savaş pilotu James Stockdale Vietnam'da esir düşüp korkunç işkencelere mağruz kaldığında, okulda öğrendiği bu felsefe ile ayakta kalmayı başardığını söylemiştir.
 
Son düzenleme:

Slash

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,799
Tepkime puanı
317
Puanları
83