Neler yeni

Öfkenizi Duyabiliyor Ve Yönetebiliyor Musunuz?

Epilogue

Yeni üye
Katılım
6 Ara 2009
Mesajlar
281
Puanları
0
Yaş
38
Öfke hepimizin içinde var olan, mutluluk, üzüntü, heyecan gibi bir duygudur. Duygularımızın her biri bize aittir, bize özeldir ve yargılanmamalıdır, hor görülmemelidir. Nasıl ki beş duyu organımızla dış dünyayla iletişim kuruyorsak, duygularımız aracılığıyla da iç dünyamızla iletişim kurarız.
Duyu organlarımızı görevlerini yaptığı için nasıl eleştirmiyorsak, aynı yaklaşımı bize iç dünyamızın sinyallerini veren duygularımız için de sergilemeliyiz. Mutluyken kendimizi nasıl sorgulamıyor ve eleştirmiyorsak, öfkeli olmaktan dolayı da kendimizi suçlu hissetmemeliyiz. Ne yazık ki birçok kişi, duygularını davranış gibi algılayarak kendisini yargılar.
Çalışmalarımda sık sık işittiğim bir cümle olmaktadır bu ve bunun benzeri cümleler: “Ben aslında iyi bir insanım, hassas biriyim, neden böyle öfkelendim, aşırı tepki verdim bilemiyorum”. Oysa ki, ne kadar “normal” bir durumdur öfkelenmek ve hepimizin en doğal hakkıdır zaman zaman öfkeli birisi olmak..

Öfkemizi yaşarken, onu nasıl anladığımız ve yorumladığımız önem taşır. Öfke bazı şeylerin değişmesi gerektiğini işaret eder çoğu zaman..Bizi mutsuz eden, engelleyen, kişiliğimizi gölgeleyen bir şeylere karşı isyandır içimizden kopup gelen..
Öfkenizin farkına varıp, onun dilini çözümleyebildiyseniz öfke görevini yapmıştır, yani sizi değişimin gerektiğine dair uyarmıştır, karşılığında siz de kendinizi, ilişkilerinizi ya da yaşamınızı tekrar gözden geçirerek gerekli düzenlemeleri yapmaya başlayabilirsiniz. Bunun sonucunda rahatlarsınız ve yaşamınız üzerinde kontrol sahibi olduğunuzu hissedersiniz. Ancak, öfke kontrol edilemediğinde, abartılı yaşandığında, bir kasırga gibi kontrolden çıkıp yıkıcı bir hal alır.
Öfke saldırganlık hakkı anlamına gelmemeli!

Öfkelenmeyi sizi bir şeylerin yanlışlığına ya da değişime yönlendiren alarm sistemi olarak görmek yerine karşınızdakine zarar verme, onu yok etme hakkı olarak görmek ilkel dürtülerinizi yeterince eğitememiş olduğunuzu gösterir.
Trafikte, iş yaşamlarında ya da eşleriyle iletişimlerinde kendini kaybedip öfke patlaması yaşayanların dürtü kontrol mekanizmalarını zayıf olarak nitelemek mümkündür. Bu kişiler çoğunlukla 2,5-3 yaşlarında takılı kalmıştır, çünkü öfkelerini sağlıklı biçimde yönetmeyi öğrenememişlerdir.
Aileleri ya da öğretmenleri öfkeleriyle nasıl baş etmeleri gerektiğini ya öğretememişlerdir ya da aileleri içinde öfkesini şiddetli biçimde sergileyen bir figür olmuştur ve onlar model alınmıştır.
Öfkesini başarılı bir şekilde kontrol edebilen kişilerin, öfkelendiğinde kendini kaybeden (yumruk sallayan, eşyalar fırlatan, vb.) kişilere göre farklı olan yönleri, genellikle, nerede durmaları gerektiğini bilmeleri, içinde bulundukları durumu daha fazla tahriğe olanak tanımadan ne zaman terk etmelerinin bilincine varabilmeleridir.

Öfkelerine sahip çıkar ve ifade ederler, ancak duygularının kontrolden çıkabileceğini hissettiklerinde sakinleşmek için, ya hemen oradan uzaklaşırlar, ya farklı düşünmeye çalışırlar, ya telkin edici cümleler tekrarlarlar ya da enerjilerini boşaltmak için bir odada tek başlarına bağırırlar.
Öfke yönetebilen bir duygudur

Öfke kontrol sorunu yaşayan kişilerin, bu yönlerine aşırı bağlandıklarını ve artık bir mizaç özelliği halinde kabullendiklerini görebilmek mümkündür. Sıkça “Ben böyleyim, ne yapayım, duyarsız olamıyorum, haksızlığa gelemiyorum” şeklinde cümleleri duyabilirsiniz bu kişilerden.
Bu şekildeki bir kabulleniş de tabii ki bu “sinir patlamalarının” devamlılığını sağlar. Ancak, ne zaman ki, bağırıp çağırmanın, kırıp dökmenin, şiddet uygulamanın hiçbir şeyi çözmediğini, tam tersine ilişkilerini bozduğunu, kendilerini haklıyken haksız durumuna düşürdüğünü ve zayıf gösterdiğini görmeye başladıklarında, öfkelerini kontrol etmeyi öğrenmeye de bir adım yaklaşırlar.

Önemli bir başka nokta ise öfkeye neden olan durumların ifade yolu bulup bulmadığıdır. Özellikle ima yoluyla iletişim kurmanın sıkça görüldüğü (“Ben demeden o anlasın”, “Ben söylemeden benim istediğimi yapsın” gibi) bizim toplumumuzda, buna bağlı öfke nöbetleri sıkça görülür. Oysa ki, kendi beklentilerimizi, ihtiyaçlarımızı, arzularımızı karşımızdakilere ifade etmezsek, beynimizi okumalarını beklersek, bunların yerine gelmesini beklemek bir “hayal” olur. Bütün bu ifade kanalı bulamamış beklentiler ve hayal kırıklıkları da birikerek öfkenin büyüyüp, çığ haline gelmesine neden olabilir.
Eğer siz de öfkenizi kontrol etmekle ilgili sorunlar yaşadığınızı düşünüyorsanız, kendi kendinize gözlem yapıp, notlar alabilir ve daha çok hangi durumun, kimin/kimlerin, hangi ortamın öfkenizi tetiklediğini analiz edebilirsiniz. Bu analiz yoluyla öfkenizin mesajını ya da mesajlarını keşfedebilir, değişim sinyallerine kulak verebilirsiniz ve kişisel farkındalığınız artar. Bu aşamadan sonra, benzeri durumlarda, kendinizi ve duygunuzu arka plana almadan, duygunuzu isimlendirerek, öfkenizi ve nedenini karşı tarafa iletme şansınız olur.

Örneğin: “Şu anda sana çok kızgınım, çünkü…..” ya da “…….. şeklinde davranman bana ……. hissetiriyor ve sana kızmama neden oluyor”, vb. cümleler kurarak öfkenizi sağlıklı bir biçimde ifade edebilirsiniz.
Öfkelenmek çok doğaldır, doğru şekilde ifade edilirse, bizim için yararlıdır da aynı zamanda. Aksi takdirde, çevrenizle, sizi önemseyen ve sizin önemsediğiniz insanlarla aranıza bir duvar örmekten ve iletişim problemleri yaratmaktan öteye gidemez.

Uzman Psikolog İlknur YILMAZ
 
Katılım
22 Şub 2009
Mesajlar
434
Puanları
0
Yaş
47
yazıları okuyoruz fakat birde kime ait bilsek iyi olurmu diye düşünüyorum. formda bir çok yazı yazdınız veya değişik konu açtınız.güzel paylaşımlar.bir konu açtıktan sonra kendi yazınız ise konuyu cevaplamalısınız. eleştiri veya tşklerimizi yazalım değilmi. uçup gitmesin böyle güzel paylaşımlar. saygılar..
 

Epilogue

Yeni üye
Katılım
6 Ara 2009
Mesajlar
281
Puanları
0
Yaş
38
yazıları okuyoruz fakat birde kime ait bilsek iyi olurmu diye düşünüyorum. formda bir çok yazı yazdınız veya değişik konu açtınız.güzel paylaşımlar.bir konu açtıktan sonra kendi yazınız ise konuyu cevaplamalısınız. eleştiri veya tşklerimizi yazalım değilmi. uçup gitmesin böyle güzel paylaşımlar. saygılar..
Beğeniniz için teşekkür ederim .Eleştiriye kapalı biri değilim,eleştiri iyidir.Dikkate aldığım yönünde açıklamamı sundum.Bir problem olmasa gerek diye düşünüyorum.

Saygılar .
 

köle

Yeni üye
Katılım
14 Eyl 2009
Mesajlar
150
Puanları
0
Yaş
34
Öfkelenmeyi sizi bir şeylerin yanlışlığına ya da değişime yönlendiren alarm sistemi olarak görmek yerine karşınızdakine zarar verme, onu yok etme hakkı olarak görmek ilkel dürtülerinizi yeterince eğitememiş olduğunuzu gösterir.
Trafikte, iş yaşamlarında ya da eşleriyle iletişimlerinde kendini kaybedip öfke patlaması yaşayanların dürtü kontrol mekanizmalarını zayıf olarak nitelemek mümkündür. Bu kişiler çoğunlukla 2,5-3 yaşlarında takılı kalmıştır, çünkü öfkelerini sağlıklı biçimde yönetmeyi öğrenememişlerdir.
2,5 3 yaşında takılı kalmak? İlkel dürtü? Bu yaştaki birinin öfkeyi yönetemediğini değil aksine tam olarak olması gerektiği gibi yaşadığını ve yönettiğini söylemeniz gerekir. Yazılarınızdaki kapalı ve sadece bilgi vermeyi amaçlayan tutumunuzdan yola çıkarak insan psikolojisine tamamen yanlış baktığınız fikrini çıkarıyorum. Ben daha çok kendinizi ifade etmenizi, kendi öfkenizi paylaşmanızı isterim, bizlere öfkeyi anlatmayı değil.

İlkel dürtü ve takılı kalmak gibi cümleleri nereden yola çıkarak yazıyorsunuz?
 
Katılım
22 Şub 2009
Mesajlar
434
Puanları
0
Yaş
47
2,5 3 yaşında takılı kalmak? İlkel dürtü? Bu yaştaki birinin öfkeyi yönetemediğini değil aksine tam olarak olması gerektiği gibi yaşadığını ve yönettiğini söylemeniz gerekir. Yazılarınızdaki kapalı ve sadece bilgi vermeyi amaçlayan tutumunuzdan yola çıkarak insan psikolojisine tamamen yanlış baktığınız fikrini çıkarıyorum. Ben daha çok kendinizi ifade etmenizi, kendi öfkenizi paylaşmanızı isterim, bizlere öfkeyi anlatmayı değil.

İlkel dürtü ve takılı kalmak gibi cümleleri nereden yola çıkarak yazıyorsunuz?

üzgünüm birşey anlamadım galiba; sevgili köle şimdi melisa polen, bu yazıyı kendisimi yazdı yani altında İLKNUR YILMAZ MI? anlayamadım siz onun cevap vermesini istediniz.
 

köle

Yeni üye
Katılım
14 Eyl 2009
Mesajlar
150
Puanları
0
Yaş
34
Ben yazının ona ait olduğunu düşündüm,ya da onun ilknur yılmaz olduğunu düşündüm bir an. Sadece başkasından alıntı olduğunu sonradan farkettim. Farkettikten sonra bu alıntıların bizlere bana ve foruma pek bir katkı sağlamadığını düşündüm. Ben yazıyı yazan kişiye sorular sormak isterim. Bu tarz yazılara google dan ulaşabilirim, forumda sohbet etmenin ise daha farklı amaçlara hizmet etmesi gerektiğini düşündüm. Melisa poleni birçok başlık açtığı ve birçok alıntı yaptığı için yanlış bulmaktayım. Sanırım önce bunun tartışılması gerek. Tabi benden başka sıkıntısını çeken birilerinin de olduğunu sanmıyorum, o da ayrı mevzu.
 

Turgut Saka

Yeni üye
Katılım
13 Eki 2009
Mesajlar
538
Puanları
0
Yaş
36
melisa polen in size çektirdiği sıkıntıyı anlamadım. eğer hoşunuza gitmiyorsa okumazsınız köle. melisa polen yanlış bir şey yapıyor olsa dahi şimdi neden bundan sıkıntı çekeyim onu da anlamadım :)
 

köle

Yeni üye
Katılım
14 Eyl 2009
Mesajlar
150
Puanları
0
Yaş
34
Ben yazının direk sahibiyle muhattap olmak isterim sayın enkaz. Bu yazıyı kendim yazdığım gibi. Eğer böyle olmayacaksa google dan bir sürü yazıya ulaşabilirim dedim. Bunlar gayet mantıklı değil mi?
 

Turgut Saka

Yeni üye
Katılım
13 Eki 2009
Mesajlar
538
Puanları
0
Yaş
36
haklısınız köle. sadece isteyen okur isteyen okumaz demek istemiştim, rahatsız olacak bir durum göremedim.
 

Epilogue

Yeni üye
Katılım
6 Ara 2009
Mesajlar
281
Puanları
0
Yaş
38
Ben yazının direk sahibiyle muhattap olmak isterim sayın enkaz. Bu yazıyı kendim yazdığım gibi. Eğer böyle olmayacaksa google dan bir sürü yazıya ulaşabilirim dedim. Bunlar gayet mantıklı değil mi?

sn köle unutmayalım ki ; Alıntı dediğiniz dallarında uzman kimlikler.Eğer psikoloji ile alakalı temel bilgilere sahipseniz şimdi,uzmanlar kimliklerin sayesindedir hatırlatırım.
Bu felsefi konular şiirler de olabilir vs . Forum başlığı sadece kendi kaleminiz adı altında toplansaydı dediğinize bende katılır hak verirdim size.Google yoluyla ulaşmak istediklerinize buyurun araştırıp ulaşın . Önyargılı bir tutumla çıkış yaptınız sonra bir genelleme,size bir faydası dokunmuyorsa okumazsınız ama bir genelleme yapma hakkını vermez size bu.

Saygılar .
 

köle

Yeni üye
Katılım
14 Eyl 2009
Mesajlar
150
Puanları
0
Yaş
34
Uzman kimlik olmaları beni ilgilendirmiyor. İnsanlar bu uzmanlar tarafından çoğu zaman kandırılıyorlar ve tonlarca para veriyorlar. Dünya üzerinde bir psikoloji yalanı dönüyor. Ben de bildiklerimi ve gördüklerimi ifade edebilmek için bu foruma geldim, o yüzden karşımda sorularıma cevap vericek bir takım uzmanlar görmek isterdim. Mesela bu olaylar beni öfkelendirdi, keşke şurda bi uzman olsa da öfkemi alıp yönetebilseydi.
 

Epilogue

Yeni üye
Katılım
6 Ara 2009
Mesajlar
281
Puanları
0
Yaş
38
Uzman kimlik olmaları beni ilgilendirmiyor. İnsanlar bu uzmanlar tarafından çoğu zaman kandırılıyorlar ve tonlarca para veriyorlar. Dünya üzerinde bir psikoloji yalanı dönüyor. Ben de bildiklerimi ve gördüklerimi ifade edebilmek için bu foruma geldim, o yüzden karşımda sorularıma cevap vericek bir takım uzmanlar görmek isterdim. Mesela bu olaylar beni öfkelendirdi, keşke şurda bi uzman olsa da öfkemi alıp yönetebilseydi.


Siz bu konularda bir hayli uzmanlaşmışsınız o zaman sn köle buyurun bildiklerinizi bize de aktarın ki bizde bu konuda yeti sahibi olalım.Bir faydanız dokunur bizlere belki.Öfke duyduğum nokta da olayların hemen üzerine gitmem biliyorum ki kısa bir süre sonra öfkemi dindirecek ve daha sakin,dingin bir yaklaşım göstereceğim.İnsan kendi kendisinin doktoru olabiliyor bir yerde ama bunların temelinde yine uzmanlarımız yatıyor.
 

Phi

Aktif üye
Katılım
13 May 2008
Mesajlar
1,799
Puanları
36
Yaş
38
Web sitesi
www.felsefe.net
Farkettikten sonra bu alıntıların bizlere bana ve foruma pek bir katkı sağlamadığını düşündüm.

Genellemenizin yanlis oldugunu dusunuyorum. Nedeni ise paylasilan seyleri okurken a kisi yazmis, b kisisi, yazmis aaa bu burdan alinti'dan ziyade bu paylasimdan ne anladigimiza ve bize neler kazandirdigina bakmamizin daha onem tasidigini dusunmekteyim.Yani bu yazi icin; alintinin size birsey katmamasi demek uzman bir psikologun dusuncelerinin size birsey katmamasi demekle ayni oluyor sizin tabirinizle.


Ben yazıyı yazan kişiye sorular sormak isterim. Bu tarz yazılara google dan ulaşabilirim, forumda sohbet etmenin ise daha farklı amaçlara hizmet etmesi gerektiğini düşündüm. Melisa poleni birçok başlık açtığı ve birçok alıntı yaptığı için yanlış bulmaktayım. Sanırım önce bunun tartışılması gerek. Tabi benden başka sıkıntısını çeken birilerinin de olduğunu sanmıyorum, o da ayrı mevzu
Acikcasi ben bir sikinti cekmiyorum. Konu alintiymis degilmis gibi teferruatlarada takilmiyorum, melisa polen adli uyemizinde ilginc ve gercekten birseyler ogrenilebilecek konulari foruma lanse ettigini soyleyebilirim.Bu yazilar ister onun, ister bir baskasinin olsun ve bu durumun bana kazandiracaklari hususunda bir etkisinin olacaginida dusunmuyorum.


Tabii etik cerceveler ve beseri munasebetler sonucu, genel tabiri ile ahlak dedigimiz kurallarin getirisinden dolayi bizler eger yazilari bir yerden alintiliyorsak; onu alinti olarak gosterilmesini istemekteyiz.Yine tekrarliyorum alintilama bilgi transferinde, bu bilginin islenmesinde, bu bilginin kullanilmasinda onemli etken degildir kurallari geregi yapildiginda.
 

köle

Yeni üye
Katılım
14 Eyl 2009
Mesajlar
150
Puanları
0
Yaş
34
Peki, herşey mükemmel işliyor kabul ediyorum, ama geriye tek bir şey kalıyor. O da öfkemiz. Melisa polenin insanlara hissettiği ama ifade etmeyerek sakinleşmeyi beklediği öfke, benim insanlara duyduğum öfke, ya da sizin duyduğunuz öfke. Alıntılar ve yazılar gelip geçecek, ama bizim öfkemiz bir türlü yok olmayacak. Çünkü uzmanlar bunun doğru olduğunu söylüyorlar, ve biz onlara bir türlü ulaşamıyoruz.
 

Phi

Aktif üye
Katılım
13 May 2008
Mesajlar
1,799
Puanları
36
Yaş
38
Web sitesi
www.felsefe.net
Peki, herşey mükemmel işliyor kabul ediyorum, ama geriye tek bir şey kalıyor. O da öfkemiz. Melisa polenin insanlara hissettiği ama ifade etmeyerek sakinleşmeyi beklediği öfke, benim insanlara duyduğum öfke, ya da sizin duyduğunuz öfke. Alıntılar ve yazılar gelip geçecek, ama bizim öfkemiz bir türlü yok olmayacak. Çünkü uzmanlar bunun doğru olduğunu söylüyorlar, ve biz onlara bir türlü ulaşamıyoruz.
Iste bunuda konuyu acan melisa polen'nin alintilamis oldugu konuda Uzman Psikolog Ilknur Yilmaz kendi dusunceleri ile ofkenin cikis nedenlerinden, ofkenin ne oldugundan ve bunu nasil kontrol edebilecegimizden bahsetmis.

Kisacasi siz konunun alinti olmasindan oturu, size bir katki saglamayacagini dusunerek (konuyu okumadigini farz ediyorum) ve bu sebeple hala kafanizdaki sorulari cevaplandiramiyorsunuz. Oysa alintilanan metni okusaydiniz bu sorulari suan sormazdiniz diye dusunuyorum.
 

köle

Yeni üye
Katılım
14 Eyl 2009
Mesajlar
150
Puanları
0
Yaş
34
Ben konuyu okudum. Bu yazı birçok insana yardımcı olabilir onu da kabul ediyorum. İlk gözüme çarpan şey 2,5 3 yaşında takılı kalmak lafıydı. Ben de dedimki aslında 2,5 3 yaşındaki bir çocuk öfkesini tam olarak yönetebilir. Ayrıca ilknur yılmaz hanımın bu yazdığı yazıları hayatına ne derece kattığını, öfkesini tamamen yönetip yönetemediğini öğrenmek istiyorum. Amacım buydu. Kısacası bu yazı ben daha fazla soru soramadığım için bana bir katkı sağlamıyor, ama sizlere sağlıyor. Ben psikoloji bölümünde bu kadar çok alıntı olmasını güzel bulmuyorum, siz buluyorsunuz yapacak birşeyim yok.

Umut ediyorum ki bir gün psikolog olan uzmanlar kendileri gelip burada birşeyler yazacaklar, konuşacaklar.
 
Katılım
22 Şub 2009
Mesajlar
434
Puanları
0
Yaş
47
sn köle unutmayalım ki ; Alıntı dediğiniz dallarında uzman kimlikler; diyorsunuz. bundan çıkan sonuç her alıntı yatığımız nasıl uzman olabilir? böyle bir klişe düşnce nasıl var olabiliyor. o konuda bir çok uzman olduğunu neden varsaymıyoruz. böyle bir mantık bir konuda söylenenin doğru olduğunu nasıl gösterir? kim kandırıyoruz .bir şey söyleyip yazıp onun illede doğru olduğunu savunmak..! nedir bu. neden haksızlığı yanlışlığı, bir de kendimiz yapsak bile kabul etmeyiz. hangi aynaya bakıyoruz. sevgili melisa polen nikli arkadaş.kendimiz hangi bilgi dağarcığı ile donattık ve yazdıklarımızın sadece onun doğru olduğunu gösterir?bu hezeyanlarınızı bırakınız. bir hata yapığınızda kabul etmek daha da dürüstçe olacaktır.kurduğunuz dünyada doğrular değişen ama, gerçekler sıradan olmayan; bir daha gözden geçiriniz.
 

Feylesof TeCe

Yeni üye
Katılım
31 Ara 2010
Mesajlar
982
Puanları
0
Yaş
24
Web sitesi
umumikalem.blogspot.com
Ben öfkemi artık kontrol edebiliyorum. Öfkeyi yıkıcı yapmaktansa yapıcı yapmalıyız. Bunun en bilineni spordur. Ben koşuyu tercih ettim, gayet sakinim...
 

fürü

Yeni üye
Katılım
6 Mar 2011
Mesajlar
11
Puanları
0
Yaş
31
Bu konuda çok başarısız olduğumu söyleyebilirim. Öfkenin aslında olağan ve yatıştırılabilecek bir duygu olduğunu biliyorum fakat her insanın bir yapısı vardır ya ben de hoşlanmadığım durumları dile getirmek yerine susuyorum sonucunda da öfkem içimde daha da büyüyor. Öfkemi atmak için bulaşık yıkamak, ölümüne ev süpürmek gibi uğraşlar denesem de bazen onlar bile yetersiz kalıyor.
Asıl çözüm, kaynağını bularak öfkeyi dindirmektir ama kaynak insan olunca çözüme gitmek de zorlaşıyor...
 

Feylesof TeCe

Yeni üye
Katılım
31 Ara 2010
Mesajlar
982
Puanları
0
Yaş
24
Web sitesi
umumikalem.blogspot.com
Bu konuda çok başarısız olduğumu söyleyebilirim. Öfkenin aslında olağan ve yatıştırılabilecek bir duygu olduğunu biliyorum fakat her insanın bir yapısı vardır ya ben de hoşlanmadığım durumları dile getirmek yerine susuyorum sonucunda da öfkem içimde daha da büyüyor. Öfkemi atmak için bulaşık yıkamak, ölümüne ev süpürmek gibi uğraşlar denesem de bazen onlar bile yetersiz kalıyor.
Asıl çözüm, kaynağını bularak öfkeyi dindirmektir ama kaynak insan olunca çözüme gitmek de zorlaşıyor...
Aslında kaynağa gitmek güzel çözüm olabilir ama kaynağa doğru giderken daha da öfkelenebilirsin. Öfke, mutluluk duygusu kadar insana özgüdür.