Neler yeni

Nihilist Manifesto

K

kuzeys

Ziyaretçi
" Biz, şeytanın iyi niyetiyiz."
NİHİLİST MANİFESTO

Giriş
İnsan diğer canlılardan evrimin kendisine yaptığı sürpriz sonucu, gelişiminin başlangıcından itibaren yabancılaştı ve bu yabancılaşma günümüze kadar artarak devam etti ve doruk noktasında kendisiyle birlikte tüm doğayı dibe çekmeye başladı. İnsanın kendini ve doğayı anlamlandırma çabası bu doğrultuda kendisine ve doğaya bir felaket faturası olarak kesilse de herşey bitmiş değil.
Okuyacağınız metin hasta insanlık için bir reçete olma iddiası taşımıyor aksine biz kanserli hücrelerin daha da gelişmesini ve mevcut insanlığı tüm değerleriyle tarihe, kendisine ait tarihle birlikte gömmesini istiyoruz. Olan olması gerekendir kuşkusuz ancak bizler insanın iradesini, kendi iradesini gereksizleştirene kadar kullanmaya kararlıyız.

AMAÇLARIMIZ
Bilindiği gibi her parabolun bir tepe noktası vardır ve her eğri o noktadan itibaren başladığı düşüşe geçmek zorundadır. İnsanlığın gelişimi de parabollerle benzeştirilebilir ve bu nokta artık yabancılaşmanın doruk noktasıdır. Daha fazlasında bu yabancılaşmayla birlikte insanlıkta yokolacaktır.

1) Her türlü ilişki kurma biçimiyle bugünkü insanlık kendisinin ayakbağıdır. Bizler tüm bu ilişkileri ve genel olarak insanı kendisine düşman eden ilişkiler bütününü yokederek insanı (dikkat edin insanlığı değil) özgür bırakmak istiyoruz.
2) Gerçek değiştirilebilir bir olgudur ve biz bundan yararlanarak onun biçimini ve içeriğini değiştirmek istiyoruz. Ancak her türlü genelleştirme özgürlüğün ayakbağı olduğundan gerçeğin herhangi bir yönünün her hangi bir bilimle genelleştirilmesine karşı çıkıyoruz. Nihayetinde insan gerçeğe ihtiyaç duymayana kadar bu sürece katlanmak zorunda olduğumuzu biliyoruz. Amacımız gerçeği bir felsefi kategori olmaktan çıkararak ondan kurtulmak.
3) Her canlı doğanın ürünüdür, bu yönüyle ona birşey yüklenmesini ( anlam, nitelik, din, kültür, beceri ve hatta isim) kabul etmiyoruz. Her özgür bireyin toplumdan bağımsız kendi yolunu ve gerçeğini yaratabileceği bir yaşam amaçlıyoruz.
4) İnsanın toplumsal bir yükümlülük ve gereklilik olarak çalışma yaşamanın ve boğucu endüstriyel ilişkilerin içine çekilmesini reddediyoruz. Toplu çalışma ünitelerini yoketmek ve insanın başka insanlara karşı sorumluluğunu çalışma biçimiyle yerine getirmesine karşı çıkıyoruz. Çalışmayı bireysel bir isteğe terkediyoruz.
5) Erkek ve kadını( birbirleri karşısında) her türlü duygusal, kültürel, dinsel, ahlaki ve bütün olarak toplumsal sorumluluklarından kurtararak birbirlleri karşısınd özgür bırakmak istiyoruz. Bu alanda tanımlanan aşk,sevgi vs gibi insanın kendi uydurmalarının dışına çıkararak sonsuz cinsel özgürlüğü olmazsa olmaz bir özgürlük alanı olarak görüyoruz.
Cinsel yasakların hayvanlarla insanları birbirlerine yabancılaştıran ve insanı hasta ve saçma bir ilişkiler ağının içinde boğduğunu düşünüyoruz.
6) Aileyi dağıtmak istiyoruz.
7) ulusların insanlığın gelişim sürecinin kaçınılmaz basamakları olduğunu ama artık çıkacak başka basamak kalmadığını ve bu anlamda insanlığın uluslar olarak bölünmesini saçma ve gereksiz görüyoruz. Yeni nihilist dilin yaratılmasıyla bu saçma ayrışmanın aşılmasını amaçlıyoruz.
:cool: Her türlü devleti ve ayrıca insanın doğa ve kendisi karşısında en kücügünden en büyüğüne her örgütlenmesini dağıtmayı amaçlıyoruz.
9) Bu amaçlar da dahil olmak üzere her amacın insanın sonsuz evrende kendini oyalama aracı olduğu olduğunu biliyoruz ve bunlara değer yüklemeyi saçma buluyoruz.
10) Ne yaparsak yapalım herşey saçmadır ancak nihilistler olarak saçma olmayan bir şey bulunabileceğini umuyor ve bunun için intihar etmiyoruz. Nihilist özgürleşme gerçekleşmeden bu saçma olmayan "şey"in bulunamayacağını düşünüyoruz.

SAVAŞ YÖNTEMLERİ
Hiçbir yöntemi diğerinden üstün görmüyor ve her türlü örgütlü veya örgütsüz savaş yöntemlerine saygı duyuyoruz. Her nihilistin bu toplumu ve insanlığı yıkmak için yeni savaşım yöntemleri geliştirmesini ve bunları paylaşmasını umuyoruz.

İYİ NİHİLİST KİMDİR
Toplumdan ve onun her kurumundan (alt yapı ve üst yapı olarak) nefret eden ve yıkılması için elinden geleni yapan.
Hiçbir şeye kendi amaçaları ve yöntemleri de dahil anlam yüklemeyen, hiç kimseyi ve hiçbir düşünceyi yüceltmeyen. Herşeyin karşıtıyla varolduğunu bilen ve karşıtından kurtulduğunda kendi yabancılaşmasına izin vermeden kendisini yoketmek isteyendir..

GERÇEK NİHİLİST KİMDİR
Vakit kaybetmeden intihar eden nihilisttir.

AYRICA...
bu düşünceler tartışılmak için ortaya atılmıştır. Tüm nihilistleri bu görüşlere eleştri yöneltmeye çağırıyoruz.

YIKMAK İÇİN YIKACAĞIZ. ! KURMAK ZORUNDA OLDUĞUMUZ İÇİN KURACAĞIZ !
 

fides

Yeni üye
Katılım
15 Şub 2008
Mesajlar
1,780
Puanları
0
Web sitesi
www.felsefe.net
Ynt: nihilist manifesto

Kaynak belirtilmemiş.Bu nihilist manifestoyu sen mi oluşturdun kuzeys? Bu nerenin nihilizmi? :D
Bazı şeyleri yıkalım edelim diyor ama alternatif şeyler sunmuyor? Aileyi nasıl yıkmayı düşünüyo mesela? Onun yerine ne gibi alternatif var?

GERÇEK NİHİLİST KİMDİR
Vakit kaybetmeden intihar eden nihilisttir.
Bu nesnel anlamda mı kullanılmış yoksa psikolojik olarak var olan şeylere karşı çıkmakla intiharın gerçekleştiğini mi düşünülüyor?

1) Her türlü ilişki kurma biçimiyle bugünkü insanlık kendisinin ayakbağıdır. Bizler tüm bu ilişkileri ve genel olarak insanı kendisine düşman eden ilişkiler bütününü yokederek insanı (dikkat edin insanlığı değil) özgür bırakmak istiyoruz.
Bencil olun mu diyor burda?

3) Her canlı doğanın ürünüdür, bu yönüyle ona birşey yüklenmesini ( anlam, nitelik, din, kültür, beceri ve hatta isim) kabul etmiyoruz. Her özgür bireyin toplumdan bağımsız kendi yolunu ve gerçeğini yaratabileceği bir yaşam amaçlıyoruz.
Buna göre : ""Biz, şeytanın iyi niyetiyiz." gibi dini terimlerle yani dini kabullenmişlikle (şeytanın varlığını kastetim) kendisini nitelendirmemesi gerekmez mi? Ayrıca nasıl seslenelim birbirimize "hiişşt, pişşt " diye mi? Gene alternatif yok.

4) İnsanın toplumsal bir yükümlülük ve gereklilik olarak çalışma yaşamanın ve boğucu endüstriyel ilişkilerin içine çekilmesini reddediyoruz. Toplu çalışma ünitelerini yoketmek ve insanın başka insanlara karşı sorumluluğunu çalışma biçimiyle yerine getirmesine karşı çıkıyoruz. Çalışmayı bireysel bir isteğe terkediyoruz.
Sence böyle bir şey olsa kim çalışır? Tembellik varken. Demek ki insanı cezbeden şeyler var "para" gibi? Bu arada bu nihilist arkadaşlar nasıl alış veriş yapacaklar? Yani ticaret nasıl dönecek?

5.Cinsel yasakların hayvanlarla insanları birbirlerine yabancılaştıran ve insanı hasta ve saçma bir ilişkiler ağının içinde boğduğunu düşünüyoruz
Yani burada da insan hayvanlaşsın mı diyoruz. Şimdi bunlara: "Ya sen hayvan mısın?" diyince kızmıyorlar hata hoşlarına gidiyor öyle mi? Daha yakın olmak için onlara dışarda kediler gibi çöp konteynrına girip çöpte yerler mi :D Gerçekten anlamadım yakın olmak istiyorlar ya! Biz küçükken hocalarımız sınıfa kızınca: "Yahu azcık uslu durun. Hayvandan farkınız olsun" diyordu :D Tabi benim zamanımda hayvan ve insan arasında duran kocaman bir fark vardı :)


6) Aileyi dağıtmak istiyoruz.
Aileyi birey kaç yaşındayken dağıtacak. Yani bu bireyin bazı biyolojik istekleri de olabiliyor.Süt içmesi yemek yemesi vs...

7) ulusların insanlığın gelişim sürecinin kaçınılmaz basamakları olduğunu ama artık çıkacak başka basamak kalmadığını ve bu anlamda insanlığın uluslar olarak bölünmesini saçma ve gereksiz görüyoruz. Yeni nihilist dilin yaratılmasıyla bu saçma ayrışmanın aşılmasını amaçlıyoruz
Nihilist dil: kedi, köpek, ayı diliyle mi oluşturulacak?Hayvanlara hem böyle daha yakın olunur :D
:cool: Her türlü devleti ve ayrıca insanın doğa ve kendisi karşısında en kücügünden en büyüğüne her örgütlenmesini dağıtmayı amaçlıyoruz.
Şimdi örgütlenmeyi dağıtmayı amaçlıyorlarsa neden nihilist başlığı altında örgütlenmeye çalışıyorlar? Yani böyle bir düzen oldu diyelim bu da nihilist örgütlenme olmuyor mu?


9) Bu amaçlar da dahil olmak üzere her amacın insanın sonsuz evrende kendini oyalama aracı olduğu olduğunu biliyoruz ve bunlara değer yüklemeyi saçma buluyoruz
Bak güzel bir özeleştiri kendileri bilem kendilerine ve amaçlarına değer vermiyor.

10) Ne yaparsak yapalım herşey saçmadır ancak nihilistler olarak saçma olmayan bir şey bulunabileceğini umuyor ve bunun için intihar etmiyoruz. Nihilist özgürleşme gerçekleşmeden bu saçma olmayan "şey"in bulunamayacağını düşünüyoruz.

GERÇEK NİHİLİST KİMDİR
Vakit kaybetmeden intihar eden nihilisttir.
İkisi tezat değil mi? Yoksa dediğim gibi nesnel bir tanım değil mi?


Bu akım benim bildiğim nihilizmden çok farklı.Neden kendilerine nihilist diyorlar? Bir de bunlar satanizm hakkında ne düşünüyorlar?
:D
 
K

kuzeys

Ziyaretçi
Ynt: nihilist manifesto

öncelikle manifesto bana ait değil, kaynak belirtmeminde iki temel sebebi var bir başka bir forumun reklamını yapmamak iki metin sadeceköpek isimli bir arkadaşımızın ve o forumun üyelerinin eseridir. Sanırım bu tür kaynaklar felsefe.net'e biraz aykırı olmakla birlikte türk dil kurumunun ve aileden sorumlu devlet bakanının sevmediği şeyler :)

nihilizm noktasına gelince bence nihizlimi yanlış biliyorsunuz yada sadece nitchez' yada bazarovdan ibaret olarak değelendiriyorsunuz. Oysa bana göre ne nitchez nede turgenyevin çocuğu nihislittir. Nihilizmi bir dönem çarlılık rusyasında narodyacılığı içerisinde kalmış bir siyasal akım olarakta görebiliriz. Yada salt anlamıyla hiççilik olarak görebiliriz. Biz nilizmi nasıl görürsek görelim öğretilmiş dünyanın öğretilmiş değerleriyle kavrar ve buna göre açıklayabiliriz.

nihilizm temel olarak varoluşcu felsefeyi baz alır. Ve sonrasına karışmaz. Kendine ait ve dair olan her şeyi yıkar yada yapılandırır. J.Satre'nin masa örneğini felsefeyle uğraşan yada varoluşçulukla iligilenen herkes bilir sanırım.

satre masayı tanımlarken onun salt amacından uzaklaştığını ve amaç dışı sistemsel tabularla donatıldığı ileri sürer. Nasıl mı .
ilk başlangıçta sadece dirseğimizi, kül tablamızı koydumuz dört bacaklı üzerinde düz bir tabaka olan masa dediğim şey insanın temel ihtiyaçlarından kaynaklı kendiliğinden tasarlanmış ve dönem içerisinde anlam dolu yüklemler ile onurlandırılıp.
Bu masanın bende çok anısı vardır- rahmetli teyzem teeeee abdülhamit zamanında yaşan dedemden yadigar almış- çok kıymetli ev değerli bir masa olmuştur.
yada odamın en güzel dekoru yada bunun markası doğtaştır cüzdan yakar gibisinden basit ve sade anlamından uzaklaşıp kıymetli pahabiçilemez durumlara gelmiştir.

Ve bu hale gelirken sahip olduğumuz diğer şeyler gibi bize sahip olmuştur. Toplum içerisinde yaşayan hiç kimseye evenin yada arabasının kapısını açık bırakarak oradan uzaklaşamaz. çünkü yukarıda dediğim gibi sahip olduğumuz şeyler bir dönem sonra bizlere sahip olur.

Ve sahip olmakla birlikte dairlik ve aidiyetlik duygularımızı belirler. İnsanın işini görebilmesi için tasarlanan bir nesne bir dönem kendi varoluşu için insanı tasalar. Çoğumuzun okulu bitirp sağlam büyük güçülü bir şikette iş başı yapıp hayatımızı tasarlamaya çalıştığımız gibi. Oysaki doğada insanın gereksinimleri o kadar azdır ki içerisinde yaşadığımız medeni dünyanın üretim ve tüketim kültüründen dolayı nerede-nasıl- niçin yaşadığımızı dahi bilemeyiz. Bunları bilsek dahi hiç bir şeyi değiştiremeyiz çünkü bu kantitatif olarak üretim araçları ve ile özel mülkiyet ilişkilerinin kökeninde yatıp oradan beslenmektir.

Ama tüm bunları ve bu şeyleri bilincimizle değerlendirebilir onları kendi öz varoluş amaçlarında ele alıp yarattığımız tüm anlamları hiçleştirebiliriz. Ve buna sürekli devrimcilik düşünceside dahildir. Bir şey yapmak adına başka bir şey oluyorsak , sadeleşmek adına her geçen gün kalabalıklaşıyorsak işte o zaman yukarıda denildiği gibi Vakit kaybetmeden intihar eden nihilisttir diyebilirim.

bu forumdaki nihilizm başlığını okuduğum zaman nicelizmden başka bir şey göremedim. Nicelizm'de nihilizm gibi varoluşçu felsefen beslenir ve bu felsefeye göre açılımlarını sunar yada sunmaz. Bu noktasıyla birbirlerine dağlar kadar yakın şeyler olup aralarında dağlar kadar fark vardır.

nihilizm nedir ne değildir gibisinden konuşmak çok doğru olmaz çünkü herkesin varoluşsal süreci ve açılımları yalnız ve yalnız kendisinedir.nihistler klasik anlamda örgütlenmez yada gelişmezler. Onlar bir başka şeyin nedeni değil kendi kendisinin nedeni olan şeyler noktasında ilerler.

nihilizm ve nicelizm konusunda kaynak vermek gerekir ise,

www.hasat.org arşivi türkiyedeki en iyi nicelist ve nihislist derlemeleri ve uygulamları a'dan z'ye tüm varlığıyla içeridir. bu konuya dair tartışmaları http://hasat.org/forum/Nihilist_Manifesto-k3445.html adresinden okuyabilirsiniz.
 

Nejdet Evren

Aktif üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,612
Puanları
36
Yaş
55
Ynt: nihilist manifesto

hiç-likten varlık/olgu açıklanamaz; hiç, yoktur/olmayandır.
 

sümeyra

Yeni üye
Katılım
5 May 2009
Mesajlar
149
Puanları
0
Yaş
39
Ynt: nihilist manifesto

''Ve bu hale gelirken sahip olduğumuz diğer şeyler gibi bize sahip olmuştur. Toplum içerisinde yaşayan hiç kimseye evenin yada arabasının kapısını açık bırakarak oradan uzaklaşamaz. çünkü yukarıda dediğim gibi sahip olduğumuz şeyler bir dönem sonra bizlere sahip olur.

Ve sahip olmakla birlikte dairlik ve aidiyetlik duygularımızı belirler. İnsanın işini görebilmesi için tasarlanan bir nesne bir dönem kendi varoluşu için insanı tasalar. Çoğumuzun okulu bitirp sağlam büyük güçülü bir şikette iş başı yapıp hayatımızı tasarlamaya çalıştığımız gibi. Oysaki doğada insanın gereksinimleri o kadar azdır ki içerisinde yaşadığımız medeni dünyanın üretim ve tüketim kültüründen dolayı nerede-nasıl- niçin yaşadığımızı dahi bilemeyiz. Bunları bilsek dahi hiç bir şeyi değiştiremeyiz çünkü bu kantitatif olarak üretim araçları ve ile özel mülkiyet ilişkilerinin kökeninde yatıp oradan beslenmektir.''
sevgili kuzeys..
herhangi bir şeye ''sahip olmak'' olgusunu tartışmaya açmak tartışmayı daha net kılacaktır düşüncesindeyim.Sahip olma doğamızda mı vardır yoksa kapital maceranın bir ürünümüdür?ben insan doğasında sahip olma duygusunun var olmadığı inancındayım.insanın arabasının kapısını açık bırakıp uzaklaşamamasının nedeni tamamen sömürü düzeninin bir sonucudur dolayısıyla temel felsefesi varoluşçuluğa dayanan nihilizmi bu örnekle ilişkilendirmek doğru bir yaklaşım olmayacaktır.Çünkü varoluşçu felsefe insan doğasıyla ters düşmeden yolunu bulmasına temel olan bir varlık sergiler.Örneğimizde yıkıcı bir sistemin izleri durmaktadır dolayısıyla insan doğallığıyla değil,öğretilmişliğiyle hareket etmektedir.
 
K

kuzeys

Ziyaretçi
sevgili sümeyra; insanın doğasında sahip olma güdüsünün olduğunu bende düşünmüyorum insanın doğasını ve düşününcelerini o insanın yaşamış olduğu nesnel koşullar ve toplumlar belirleyip şekillendirebilir ancak. birey görünüşte kendisinin her türkü yaşamsal ve sosyal hakkını korumak amacı ile onurlandırılmış kollektif bir irade ve o iradeden taşınanlarla gelişir ve büyür. Bu anlamda nihilistlerin bir takım olaylara karşı çıkışındaki temal nokta doğa tabiat değil toplumsal endüstri'nin yaratmış olduğu ürünlere karşıdır. Araba ve masa örneği bunu betimlemek için verilmiş basit ve sade birer örnektirler. Bunları açıp açmamak bireyin kendi insiyatifidir. Ayrıca ben nihilizm varoluşçuluktur diye bir iddeada bulunmuyorum sadece onunla aynı temel bileşenleri içerir. Ben kişisel olarak nihilizmi spinozanın töz ve modus ilişkisi veya ibn arabinin vahdet-i vücut felsefelerinede yaklaştırıp ilişkilendirebilirim. Buradaki en temel fenomen kendi kendisinin nedeni olan şeyler ile başka şeylerin nedeni olan şeyleri dikkatlice seçip kullanabilme yetisine sahip olmaktır. bir nihislit olarak nihilizmi tanımlaycı yada belirleyici şeyler söyleme hakkım olmadığını düşündüğüm gibi başka nihilistlerinde hakları olmadığı düşünüyorum. Sadece varolan gerçek ve onun insanın içini kaldırabilen açılımları ve bu açılımların etkileri üzerinde durulabilir gibi bir inanışa sahibim. Bu anlamda ne olduğu söylemediğim ama ne olmadığını söylebileceğim şey hakkında :) diyebilceğim şeyler anarşist sloganlardan pek farklı olmaz - sadece tüm samimiyetimle diyebilirimki bu dünyanın çivisini biz çakmadık -yalnızca sökebiliriz.

Bir gün bizde bir çivi çakacak olursak eğer bilinki varolan düzenin temsilcileri ile aynı statüde olup bakuni'nin ifade etmiş olduğu gibi -yönetenler gibi yönetilenlerde aynı değer yargılarını paylaşır - bizde aynı değer yargılarını paylaşır ve o şey oluruz.

ayrıca nejdet arkadaşıma şunu söylemek istiyorum;
hiç-likten varlık/olgu açıklanamaz; hiç, yoktur/olmayandır. derken hiçlik- varlığın karşılığıdır eğerki hiçlik olmasaydı varlıkta olmazdı. varolan her şey yalnızca karşıtları ile birlikte vardır.
 

nil sarı

Yeni üye
Katılım
15 Eyl 2009
Mesajlar
24
Puanları
0
Yaş
33
hiçlik varlığın karşıtı değildir kanımca,ayrıca var olan herşey karşıtıyla vardır demişsin kuzeys..buna kesinlikle katılmıyorum; karşıtlık diye birşey yoktur,herşey diğerlerinden bağımsız olarak vardır.
 

Nejdet Evren

Aktif üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,612
Puanları
36
Yaş
55
hiç, bir olgu değildir. varlığın örtülenmiş/ve karşı durulmak istenilen rütbelerinin/elbiselerinin/yüklenimlerinin tek-tek sökülerek "hiç"lik denilen bir zemnide öz-üne kavuşturulabileceğine yönelik yaklaşım temelinde varlığın yok edilme süreci ile örtüşmektedir. varlığın karşılığına hiç-liği değil yok-luğu koyabiliriz; ki, yok olmak ise bir değişim/dönüşümdür. var olan yok, yok olan da var olmaz belirlemesi bu yönü ile açıklayıcıdır. evrenin/kozmoson kendinden var-oluşu, yaratılmayı gerektirmemektedir. bu var-oluş dingin devinir/hareketin nedenidir.
 
K

kuzeys

Ziyaretçi
:) sayın nil sarı siz ben eşyanın tabiatından söz etmiyorum ben düşüncenin bir başka deyişle insanın tabiatından söz ediyorum ki diğer türlüde düşünmüş olsak bir bardağı bardak yapabilen tek olgu onun varoluş amacından öte böyle bir cisimin oluşudur. Eğer o cisim yok ise ortada o hacime ve kütleye dair herhangi bir iddea söz konusu olmaz zaten.Bu anlamda benim sözünü ettiğim hiç'lik var'da yok olmak var iken yokta var olmak değil tam aksine varolanın -yaradılış amacı sınırlarını geçtiği ve üzerimde amacından çok daha fazla etkiler kurduğudur.

insan doğasınından basit bir örneği alalım mesela - doğru'nun doğru olabilmesi için yanlış diye bir kavramın olması gerekmektedir. yada güzelin güzel olabilmesi için çirkin diye bir sıfatın söz konusu olması gerekmektedir.

sayın nejdet ; hiç'lik bir olgu değil demişsiniz yukarıda eşyanın tabiatı için söylediklerimi baz alırsanız yokluk olmayan-bilinmeyen-yaratılmamış - yada + değer katılmayı bekleyen nötür bir şey'dir. Bu anlamda nihilizm yokluğu değil varolanı tartışır ve bunu kendi içerisinde hiç'leştirir. hiçbir cisimin ve varlığın yok etme kaygısı taşımadığı gibi var etme kaygısıda taşımaz çünkü o insanın sürekli belirlemeye ve belirlenmeye programlanmış doğasını ret eder. Her şeyi kendi özünde daha sade ve yalın biçimde arar ve bulduğu noktada ya kullanır yada kullanmaz. Genel anlamda benim sözünü ettiğim nihilizm eyşanın kullanılışı kadar, kavramlar ve onların dolduruluş biçimleriylede alakalıdır.

yani sizin dediğiniz gibi hiçlikten varlığı açıklamıyorum aksine varlığı sizden daha dikkatli ve bilinçli bir şekilde kabul edip, ele alıyorum ve amaç ,istem ,yaradılış esasları vs. dışına çıktığı noktalarda ondan ve türevlerinden uzaklaşıp insan neslinin temel zorundalıklarını hatırlayıp ihtiyaç noktasında üretim-tüketim ve kullanım ilişkisini olumluyorum.
 

fides

Yeni üye
Katılım
15 Şub 2008
Mesajlar
1,780
Puanları
0
Web sitesi
www.felsefe.net
kuzeys ben sorularıma yeterince cevap alamadım :(
Ayrıca bu yeni nihilistler sadece sanal olarak mı örgütleniyorlar? Kimler bunlar? Sakın, nick verme! :) Ne kadar teorik bilgiye sahip? Ne kadar güvenilir kişiler? (Teorik açıdan.)
 
K

kuzeys

Ziyaretçi
fides seni tatmin edici bir açıklamada bulunamadığım için özür dilerim öncelikle, hata bende nihilizm başlığına nihilizm'in genel hatlarıyla bir tanımlamasını koymamışım.

http://www.felsefe.net/forum/felsefe-akimlari/230-nihilizm-2.html

buradaki nihilizm tanımlaması benim için ve nihilistler için bir şey ifade etmesede nihilizm'İn duruşu ve genel hatları noktasında fikir verebilecek içeriğe sahiptir. Nihilistlerin nerede nasıl örgütlendiklerinin bence hiç bir değeri yoktur güvenilir olup olmamalarınında. Benim kahramanım sergey naçeyew .Ama buna rağmen ondan en büyük kazığı yemiş insan olan bakunin sevgisini ve alkışını kazanmış yegane kişidir. Bu anlamda nihislitlerin kendileride düşünceleri gibi yargılanamaz. Çünkü nihilizm nicelist açıdan ben'liğin ta kendisidir.
Nihilistler için çoğu zaman hakaretlerin, aşağılamaların, toplumsal doktorinlerin ve inançların hiç bir önemi yoktur.Çünkü onlar evrenin ortasında benliklerini arayan zavallıllarda olabilir tanrının ta kendiside. Ve örgütlenme mekanizmaları hiyreraşik yada marksit ögütlenme mekanizmalarına benmez illaki bir şeye benzetilecekse troçki'nin kendiliğindenciliği devinimi el alıp kendilerini ve ben'liklerini sorgularken dünyaya çatan insanların yaşadığı her yerde birbirlerini tanıyıp sonu gelmez dehlizlerlde kaybolabilirler yada içtikleri biraların etkisiyle sızıp kalabilirler.Yada düşüncenin ve felsefenin içini boşaltıp insanlara büyük bir iyilikte bulunma lütufunu gösterebilirler.

şaka bi yana fides dönem dönem hepimiz nihilist yada nicelist unsurlar taşırız. Bilime, doğaya ve insana karşı inancımızı yitirebiliriz ve kendimizi büyük bir boşluk içerisinde yabancılaşma vebasına yakalanmış bir şekilde bulabiliriz. Benim varsaydığım nihilizm kişinin dibe vurduğu acıları ve sorunları ile savaşmak yerine onların üzerinden akıp geçmesine izin verip çağdaş yaşamdan uzaklaşıp doğa ile tümleşebilmesidir.
 

fides

Yeni üye
Katılım
15 Şub 2008
Mesajlar
1,780
Puanları
0
Web sitesi
www.felsefe.net
Kuzeys konuyu anarşist açısından ele almışsın. Naçev'den Bakuni' den hatta komünizmden girmişsin. Naçev için kişisel düşüncelerini anlam açısından onun biyografisi eklendiğinde söylersin.Eminim Bakuni için de Naçev için de söyleyecek bir şeyler vardır....Tabi bu üslubunu bırakarak!
Şimdi hepimizde o düşünceden biraz bu düşünceden biraz var. Şöyle ki: "Bu ülkenin doğal kaynakları sömürülüyor." dediğim zaman sen beni milliyetçi/ülkücü kısmına mı sokacaksın?Burda etiketleme yanlışlığı çıkıyor.
Ama sen benim sorularıma cevap vermiyorsun ki? Sadace konuyu çarpıtıp ajitasyona bağlıyorsun.Ki bu yeni nihilist dediğin şeyde ""şey"" diyorum buna teori olarak oldukça çürük çünkü...Bir kategoriye koyamıyorum. Bahsettiğin yeni nihilislerde kişinin kendisine saygısı yok insan olarak bile kendisine itirazı var ki hayvanlaşmayı olağan/olması gereken bir şey olarak görüyor. Bir ara Miroğlu yasaları vardı şimdi de yeni nilist yasaları çıktı:)
 
K

kuzeys

Ziyaretçi
:) sevgili fides,uslup ve tanımla konusundaki rahatsızlığını emin ol çok iyi anlıyorum ama sorunda burada başlıyor zaten. Bizler çağdaş dünyanın yada sınıflı toplum yapısının getirdiği kurallara, dogmalar, doktorinler ve kanunlarla uğraşıyoruz zaten. Sen bu ülkenin doğal kaynakları sömürülüyor derken evet bağnaz anlamda olmada bir şovenizm-körü körüne anlamında değil-bağlılık gösteriyorsun. Bu senin yurtdaşlık hakkın olabilir ve benimde senin bu yurtdaşlık hakkına saygı duymam gerekebilir.Hatta sana bu kaynakları biz bu coğrafyanın yurtdaşları olarak kullanacak olsak yine üretim fazlasıyla kullanacağız ve yaşadığımız evrene geleceğe doğaya zarar vereceğiz diyebilirim. Yada yurttaşlık kavramını bunun sebep-sonuç nedensellik ilişkilerini inceleyebilirim. Ve kanımca hepsini kullansamda bir arpa boyu yol almış olmam.Çünkü öğretilmiş, sınırlandırılmış, biçimlendirilmiş bir dünyanın ve toplumun hegomanyası ile karşı karşıyadırım ve hiç bir belirleyicilik gücüm yoktur mevcut sisteme iteat etmemek dışında. Çünkü senden önce benim bilincim savunur yurtdaşlık kavramını ve bu üst bilincinin gerekliliğini.Bana düşen düzen-sizlik- içerisinde yasalara ve topluma uymak yada uymamak arasında bir seçimdir.hangisinin doğru hangisinin yanlış olduğu söyleyip belirleyicilik özelliğimi kullanıp cumhuriyetin kuralları içerisinde kullanmaktır.Ve doğal olarak kişileri ve düşünceleri etiketlemek.

Ama hayır ben kimseyi etiketlemiyorum, hatta tanrı'nın oğlunu aramıza imanlılar topluluğu için değil yer yüzünün en karanlık en utanılası kişileri, hırsızlar, gaspçılar, fahişler, onun bunun çocukları için gönderdiğini düşünüyorum ve her kötü ve yanlış düşüncenin özünde doğruluk ve geçerlilik payı içerdiğine dahi inanıyorum. Bu anlamda benim için suç ve suçlu kötü ve iyi kavramları yoktur. Seçenekler ve o seçenekleri yaratan toplumsal dinamiğin fenomeni olan yasa ve tabiat kurucular vardır. Sen buna monarşi, olgiarşi, burjuva diktatörlük hatta cumhuriyet dahi diyebilirsin. Ve kendi yaşamımdan sorumlu olduğum hayat parçası içerisinde belirleyicilik fenomenine bulaşmadan çok daha fazlasını düşünüp ifade edebilirim ve çoklarına göre kendi karanlığımı yaşayıp nictchez'in üst insanını öldürebilirim.

Biliyorum ısrarla daha domatik nesneler-kurallar-biçimler teori istiyorsun fides ama yok böyle şeyler. Talmutun kendisi çığrından çıkmış insana gelmişti ve bir dönem sonra bu yasalardan sıkılan insanlar başından sonundan ortasından kendilerine sıkıntı veren yerleri değiştirmişlerdi. Hatta yaşadığımız ülkede -ılımlı islam düşüncesine bakarsak-bu kuran için bile geçerli bir varsayım sayılabilir.Bu anlamda varolanı kabul edip ve varolanın üzerindeki fazla anlam taşmasını kaldırmaktır diyebilirim nihilizm kabaca. Ve herhangi bir yasası yoktur koysalar bile brecht'in şiirinen kaçan kocaman kızıl bir ayı onu yutup ormandaki kuşları tekrar serbest bırakacaktır :)

Ayrıca bu başlıkta kendimi bir ideolojinin neferiymiş gibi hissetmeye başladım ama yok öyle bir şey benim nihilist olamam diğer nihilist düşünceleri yada vs düşünleri kabul etmem ve gerçeklemem anlamına gelmez ve hep şuna inanırım ak sakallı ihtiyarın dediği gibi teorinin griliğinden pratiğin yeşilliği görünmez fides bu anlamda senden ricam en sağlam düşünceni bir başlıkta açman yada varsa bana göstermen benimde nihilizm gibi çürük bir teoriyi kullanarak senin sağlam teorinin insanlık için nerde neyi nasıl yanlış yaptığını ve doğru sonuçlar gibi görünen yanlış sonunçları değerlendirmem olabilir.

Ayrıca miroğlu yasalarını çıkaran nihilizm değil sizin yasalarınız , biz yasa koymayız sadece yıkarız.

bu anlamda biz-siz olayı taraf anlamında değil katoik anlamda :p
 

fides

Yeni üye
Katılım
15 Şub 2008
Mesajlar
1,780
Puanları
0
Web sitesi
www.felsefe.net
Kuzeys Nihilis manifestosu'nu açıklarken belli bir kural yığınından maddelerle sıralanmış bir ileti eklediğine göre demek ki burada da kurallar var. Yıkmak için ev mi yapılır? İnsan evi oturmak için, yaşamak için yapar. Bu da Miroğlu yasaları gibi sanal bir karakter taşıyor. Sen bu manifesto da yanlış eleştirilecek bir şey bulmuyor musun? Bazı şeyleri sosyolojik olarak eleştirebilirsin amenna da sırf olan ve olması gereken şeyleri yıkmak/ dışlamak için dışlamak olmaz. Toplumu ayakta tutan bazı etik davranışlar/kurallar vardır ve bu olması gerekendir ayrıca. Bu manifestoda yıkın bunları diyor. Ama ne yapın demiyor? Ortalığın kaos olmasını mı çözüm olarak görüyor?Benim teorim sağlam demedim çünkü ortaya teorik bir düşünce bana ait olan bir şey yapmadığım için çürük diyemeyeceğim. Ben nihilizm mi çürük teoriden oluşuyor dedim yoksa senin "Nihilist Manifesto" mu çürük kurallardan oluşuyor dedim(kastettim)?
 
K

kuzeys

Ziyaretçi
sevgili fides ozaman şöyle yapalım sırayla gidelim :)

bildiğin gibi diyalektik akış içerisinde doğa ile çelişkilerini bitiren insan ortak paylaşım ve yaşam alanlarında kendisi ile birlikte olan çelişkilerini yaratıp sınıflı toplum yapısını oluşturmuştu.İlkel komünal toplumdan, köleci topluma, köleci toplumdan feodal topluma ve son olarak kapitalist topluma kadar ulaşan insanlık tüm edinimlerini ve tecrübelerini doğaya katmaya çalıştığı amaç ve anlam doğrultusunda edinirken devletin, ailenin ve özel mülkiyetin kökeni inşa ederek çağdaş ve medeni yaşam çatısı altında doğa ile olan savaşının çok çok çok ötesine giderek kendi içindeki fütürist savaşına kadar sürdürdü.Bizim bu gün kapitaslit üretim ilişkileri diye adlandırdığımız şey sadece emperyalizm ile açıklanabilen bir şey değil çünkü bundan önceki üretim ilişkilerinde insan şimdikinden çok farklı bir tablo çizmiyordu. Çünkü o dönemlerde de devlet , aile ve özel mülkiyet vardı. Tabikii savaşlar ve yıkımlarda.Bunu biraz açarsam şöyle diyebilirim.Mesela savaşları ve insanların düşmanlıklarını ele alacak olursak bu düşmanlıklar bireysel düşmanlık değil toplumsal yaşayış biçimlerinden kaynaklanan rastlantısal düşmanlıklardır. Çünkü öz itibari ile bireyin birey ile bir düşmanlığı değil devletlerin devletler ile düşmanlıkları vardır. İnsanlar bağımsızlık içerisinde yaşarlarken aralarında barış yada
savaş durumunu uyandıracak toplumsal ilişkilere girmezler çünkü savaşı doğuran insanlar arasındaki ilişkiler değil olaylar arasındaki ilişkilerdir. Olaydan kastım o insanın yaşamış olduğu familyanın, klanın, site'nin kent'in ahalisinin yaratmış olduğu durum ilişkileridir. Ve bu durum ilişkisini belirleyen yegane objede mülkiyetten başka bir şey değildir.Aile konusunda ise şöyle bir fenomen vardır.Aileyi-evliliği kabaca belirli çıkarlar doğrultusunda varolan bireyler olarak kabul edersek her çıkarın farklı ilkeler doğrultusunda bir araya geldiğinide kabul etmemiz gerekmektedir. ve iki özel çıkarın uyuşması üçüncü bir kişinin çıkarına karşıdır.çünkü ortada mekanik bir işleyiş -miroğlu yasaları olmasada doğanın kaçınılmaz güç ve denge yasaları vardır. Ve birey doğada daha basit yalın düz çıkarlar içerisinde yaşarken, topluluk halinde daha aç iştahlı ve saldırgan çıkarlarla haraket eder. En önemlisi bir dönem toplumsal ilişki biçimi düünüp tasarlayıp geliştiren birey bir dönem sonra kendi yarattığı şirketin parçası olur ve bağımszılığını, ve benliğini yitirir.Şimdi biz sınıflı toplum ilişkilerinin beslendiği temel unsurları yok edebilirsek insanı tekrar özgür bırakıp ait olduğu doğaya yolcu edebiliriz.

1) Her türlü ilişki kurma biçimiyle bugünkü insanlık kendisinin ayakbağıdır. Bizler tüm bu ilişkileri ve genel olarak insanı kendisine düşman eden ilişkiler bütününü yokederek insanı (dikkat edin insanlığı değil) özgür bırakmak istiyoruz.

metinin yazarı ben olmadığım için kendi algılama göre açıklıyorum, bunu kişilerin birbirleri üzerinde kurdukları tahakkümler olarak düşünebilirsin. İletişim içerisinde olduğun insanı bir şekilde varola sisteme hayata düzene bağlayabilirsin. Fides bana haftaya mp3 çalarımı getir demem bile senin bir hafta önceden bir şeye programlamamdır. Yada sevgilime benimle evlenirmisin demem onun bağımsızlığını ve doğallığında kendi bağımsızlığımı yok edip onu esir alıp metalaştırmamdan başka bir şey değildir. Veya sevgilimden bana sadık kalmasını beklemek onun cinsel özgürlüğüne müdehalede bulunmaktan başak bir şey değildir. Yani insanlar bir şeyler yaparken bir şeyleri yıkıyorlar ve doğallığında kendi sorunlarını kendi oluşturuyorlar.

3) Her canlı doğanın ürünüdür, bu yönüyle ona birşey yüklenmesini ( anlam, nitelik, din, kültür, beceri ve hatta isim) kabul etmiyoruz. Her özgür bireyin toplumdan bağımsız kendi yolunu ve gerçeğini yaratabileceği bir yaşam amaçlıyoruz.

sevgili fides sen bu nicki almasaydına taşıdığını düşündüğün özellikleri (inan, vefa ,sadakat ) ikinden değilde yazdıklarından görebilirdik. Ben şahsen isim olayına çok takmamakla birlikte isimler ve kişiler üzerine yüklenen anlam ve misyonları son derece gereksiz ve yersiz buluyorum ve kendi nikimi anlamıyla seviyorum :). Biz şeytanın iyi niyetiyiz derken vurgulan şey iranlı yazar ali şeriatinin- sizi rahatsız etmeye geldim kitabındaki vurguda olabilir :)

4) İnsanın toplumsal bir yükümlülük ve gereklilik olarak çalışma yaşamanın ve boğucu endüstriyel ilişkilerin içine çekilmesini reddediyoruz. Toplu çalışma ünitelerini yoketmek ve insanın başka insanlara karşı sorumluluğunu çalışma biçimiyle yerine getirmesine karşı çıkıyoruz. Çalışmayı bireysel bir isteğe terkediyoruz.

bana göre tembellik, insan doğasının bir ürünü değil sınıflı toplum ilişkilerinin bir ürünüdür. Ve vücut enerjisinden çok toplumsal eşitsizlikten ve adaletsizlikten beslenir. neyin nasıl olacağını ben yada birileri değil kaosun ta kendisi doğanın kendi yasaları belirler.

5.Cinsel yasakların hayvanlarla insanları birbirlerine yabancılaştıran ve insanı hasta ve saçma bir ilişkiler ağının içinde boğduğunu düşünüyoruz

yoruldum sonra yazarım :)
 

nil sarı

Yeni üye
Katılım
15 Eyl 2009
Mesajlar
24
Puanları
0
Yaş
33
sevgili kuzeys insanlığı çepeçevre saran bir mülkiyet hastalığı olduğu,her kuralın her doktrinin her değer sisteminin insanı insandan,doğadan koparan bir yanı olduğu noktasında sana katılıyorum..fakat şunu anlayamıyorum doğrusu; insana insan dememizin bir manası vardır ve bu mana bir sebebe bağlı olarak gelişmiştir tarihsel sürece baktığımızda,dolayısıyla insan doğadan kopmadan fakat ayrışarak ''insan'' kalmayı başarabilmelidir,doğru olan budur.Kuralsız yaşam mümkündür fakat sistemsiz mümkün değildir çünkü doğallığın bir getirisidir bu.
yıkıp yeniden koyma düşüncenizde de bu vardır,yeni bir sistem kurma kıpırtısı..peki bu ne kadar doğaldır?insan eliyle kurulan sistemler ağını(kapitalist,monarşik,teotik...ne olursa olsun) yine insan eliyle yıkmak,yerine yenisini koymak,yenisinin insan doğasına uygun olduğunu planlayarak yapmak,burada şunu sormak geliyor insanın içinden;yıktığınız sistemin insan doğasına uygun olmadığına nasıl karar verdiniz?
 
K

kuzeys

Ziyaretçi
sevgili nil; sende'de fides arkadaşımızda bir şeyleri yıkıp parçaladıktan sonra yerine ne kuracağız yada bir şey kurulacak diye bir düşünce var.Neyin doğru neyin yanlış olduğunu ben dahil birileri karar vermeye başladığı zaman bu kararların kağıda alınması için kurulacak ilk kurum sekretaryadır ve akabininde sekter bir hiyerarşi ve güç eksinininde bir hakimiyet.Çünkü alışılagelmiş toplum yasaları bunu böyle salık vermektedir. Böyle bir süreç doğanın ve insan yapısının kaçınılmazı ise şahsen ben böyle bir sürece dahil olmayı tercih etmem. Mesela oy sandığına gitmem çünkü benim için oy kullanmak bu yöneticileri ve bu sistemi buluduğu konuma getirmek ve zıt'ta olsak onlarla aynı sorumluluğu ve misyonu paylaşmak demektir.Ve benim bir tuğlanın üzerine bir tuğla daha koymam yeni bir yapı farklı bir oluşum olmakla birlikte varolanın tamamlayıcısı pozizyonundadır. En önemlisi taraf'tar olmamadır. Ve bir hengamenin içinde kaybolmaktır.

yersiz bir örnek olacak ama kör bir düğüm mantıkla yada kurguyla çözülemez insan gözü ipin yapısı ve rengi ve sıklılığı nedeniyle ipin geçiş kanallarını kestiremez ancak o ipi çitileyip bollaştırırsak o düğüm kendiliğinden çözülebilir ve hiç zorlanmadan açılabilir. Bunun bana göre sosyolojik açılımı kaostur. Yasaları yıkabiliriz ama yıkılanların yerine yasa koymaz zorunda değiliz. Doğanın ve insanın kendiği tabii yasaları vardır ve bize doğru yolu ve minimalize edilmiş kuralları sistematik bir şekilde ancak onlar gösterebilir. İnsan ihtiyaçları öz itibariyle belirlidir ve birbirlerini tetikleyicidir ama gelin görün kü her çağın kendi doğruları ve alışkanlıkları vardır.

şu an için sizin doğrularınız ve alışkanlıklarınızdan düşünecek olursak ben hayaleprest olamanın dışında maceraperest bir yapıya sahip oluyorum. Ve kendi kaderimle oynuyorum. Oysa sistem içerisinde hayal ve macera özgür bir düşün parçası değil ücreti karşılığı satılan bir hobidir. Mesela felsefe kişilerin kendini toplumdan ve günlük hayattan soyutladığı şizoid kimliklerin bir uğraşı olamakla birlikte akademik anlamda çağımızın ışıdığır. Yinede felsefecilere ayrılan fonlar bütçeler ve olanaklar bir takımın amigolarının bir maç için harcadıkları uçak ücretinin değeri kadar yoktur.

Çünkü başta filizoflar ve akademisyenler geldiğimiz noktayı insanlık evrimin en parlak ve en yüksek noktası olarak kabul görürler ve cumhuriyet ve demokrasi ışığı altında düşünceyi plastik boyalarla renkten renge sokarlar. Bakınız size çok basit siyasi gibi görünen ama aslında sosyologların ve filizofların günlük yaşama dair yön vermesi gereken basit bir olay.

ülkemizde ve dünya sürmekte olan ekonomik kriz'in deklare edildiği zamanlarda -lütfen kurumları ve kavramları bugünkü asimile olmuş haliyle değilde öz nitelikleri ve açılımları ile ele alın- sosyalist enternasyonel üyesi olan CHP partisi ve benzeri sosyal demokrat partiler çıkıp kapitalizmin çökmeye başladığını ve alt emperyalist ülkelerin bodoslama çakıldığını açıklayan bildiriler dağıtıp bu sistem artık çökmüştür demediler.Aksine bunun bir geçiş sıfırlanma süreci olduğunu söyleyip sistemin restorasyonu için seferberlik ilan ettiler. -burada bahsettiğim chp nin solcu olması filan değil yada marksistlerin senelerdir yıllardır bunu zaten söyledikleri kimsenin dikkate almadığı filan da değil-

burada söz ettiğim başta köşe yazarları, aydınlar, şairler ve düşünürler olmak üzere toplum içerisinde kentsoylu diyebilceğimiz seçkin insanlar yüzlerce düşünce içerisinden bir tanesini insanlık ailesine sunamadılar ve onların sözde muhatapları çıkıp olması gerekenleri söyleyin efendiler diyemedi. Bu çaresizlikleri sistemin ezici baskın gücünden kaynaklı değil kendi düşüncelerinin fikirlerinin ve açılımlarının yetersizliğindendi.

Sürekli dünya için daha iyisini düşünmek ve onun için düşünmekten başka bir şey yapmamak kişioğlunun masturbasyon yapıp kendini tatmin etmesinden başka bir şey değildir. Rasyonalizmin sıfıra indiği yerlerde bilimde gücünü kaybeder.

ortaya çıkan tabloya bakacak olursak eşitlenmiş gibi bir pozizyonumuz var
çağdaş yapıcı düşünce - ama fakat lakin vs. ilişkisi içerisinde eli kolu bağlanmış kısıtsızlık içerisinde şairin gösterdiği düşün ilinin bilmek ülkesinde briç oynamakta ..
çağdaş yıkıcı düşünce- ise futürist bir manifesto ile birlikte insan karanlığının hüküm sürdüğü her yerde kişi'lerin ben'liklerine ışık tutmakta ve toplum yapısını her geçen gün dahada sarsıp yıkmakta.
ve yokolan her şey kendiliğinden tekrar bir biçimde varolmakta..

sevgili nil sarı, gördüğün gibi tümcelerimde yüklemleri sıfatları zamirleri oturtmak dışında herhangi bir karar söz konusu değil sadece varolanın dönem dönem elitist anlamda açılımı zaman zamanda sokak diliyle ortaya konuluşu.

dario fo'nun bir anarşistin kaza sonucu ölümü adlı oynunda söylediği gibi;
başımız dimdik yürüyoruz çünkü boğazımıza kadar pislik içindeyiz .
 

nil sarı

Yeni üye
Katılım
15 Eyl 2009
Mesajlar
24
Puanları
0
Yaş
33
eğer bir sistemi yerinden oynatmaksa niyetin ya da yıkmaksa,bu muhakkak onu beğenmediğin içindir..eğer beğenmiyorsan beğendiğin ve istediğin başka bir olgudan söz etmek gerekir ki bahsetmişsin ''insanın doğal gelişimi içerisinde kendiliğinden oluşacak bir oluşum'' bu da bir müdahaledir,yıkıyorsan yıktıklarının kurucularına müdahale ediyorsun demektir,bu yeni inşa(!) hiyerarşi hastalığının yaydığı kokudan başka bir koku yaymayacaktır.
ayrıca ''yıkmak için geliyoruz ve eğer yıkıyorsak kurmak zorundayız'' bu söz sana ait değilmiydi,başka bir forumda okudum sanırım.
 
K

kuzeys

Ziyaretçi
:) sevgili nil gandhi olsam ingilizlerden yediğim tokatın bir sesi bir çağırışımı bir tepkisi ve o tepkinin bir etkisi vardır.halk türkülerinden birinde sana kutsal gelen bin yıllık çınar bir fiske vuruluşuyla yıkılır bir gün diyor ve öncesi yada sonrası paraflarda ekliyor bu düzeni biz kurmadık ama yıkacak olan biziz diye.. emin ol bir sonraki düzenide kuracak olan biz değiliz hem istesekte izin vermezler zaten günü gelir birileri karlı kayın ormanında içtikleri rakı masalarından kalkarlar ve kraldan daha kralcı olup -eva peron filmindeki gibi kral öldü yaşasın kraliçe diye haykırırlar. Bunun için diyebilirimki ben tüm iktidarların karşısındayım bu iktidar benim iktidarım olsa dahi. O yazıyı okuduğun forum benim sorumluluğumda olmakla birlikte binlerce üyesi ve onbinlerce mesajı ile 5 senelik birikimini bir gece kızağa çekip sıfırlanmıştır ve adminide yöneticileride üyeleridir.Kendi mesajlarımı ve bir çok nihilist arkadaşın istekleri doğrultusunda tüm mesajlarını komple silinmiştir-konular kopuk yada eksik görünebilir- öz itibariyle ben karşı devrimci rolümü sistem beni yutana dönüştürene kadar sürdürmeyi düşünüyorum. Bu gün M-L ihtilal haraketini başlatsalar korkularımı - kaygılarımı bastırabildiğim kadar onlarla haraket ederim sanırım ve onlar iktidarlarını ilan ettikleri gün onları olumsuzlamaya başlarım. Bu sana anarşist bir yaklaşım olarak gelebilir ama örgütlenmeleri ve kollektifleşmeleri noktasında anarşizmde bir mülkiyet ilişkisi taşır ve sistemleşir. Yeryüzünde bu kadar fazla sistem variken emin ol ki minimalize edilmiş anarşist sistemde bana çok fazla geliyor. Ama sen diyeceksin illaki bir sistem olacak diye - yarın ne getirir bilinmez ve olmayanın soruları cevapları gibi olana kadar gün ışığına çıkmaz, çıkmasında zaten görmüyormusunuz daha varsayım halindeyken bile kendimizi bir dünya paradoks içerisine sokuyoruz ve sürekli tembel ve miskin bir devinim içerisinde kalıyoruz.
 

nil sarı

Yeni üye
Katılım
15 Eyl 2009
Mesajlar
24
Puanları
0
Yaş
33
dünyanın en çok ihtiyaç duyduğu duruş militarist duruştur bu nokta çok önemlidir fakat bu sistemi yerinden oynatmaktan başka bir işe yaramayacaktır..aklıma kurandan bir ayet geldi bu noktada..sen yeryüzünde bozgunculuk çıkartacak bir varlık mı yaratacaksın dediğinde melekler,tanrının cevabı şu olmuştur;siz bilmezsiniz ben bilirim..tanrı bizimle dalga mı geçiyor düşünmeden edemiyorum;)