Neler yeni

Neden Önemseriz?

Konu İstatistikleri

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Genel Tartışma Alanı kategorisinde Nejdet Evren tarafından oluşturulan Neden Önemseriz? başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 46,391 kez görüntülenmiş, 384 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Genel Tartışma Alanı
Konu Başlığı Neden Önemseriz?
Konbuyu başlatan Nejdet Evren
Başlangıç tarihi
Cevaplar
Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan Objectivity

Nejdet Evren

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,567
Tepkime puanı
190
Puanları
63
Yaş
57
ÖNEMSEMEK

Önemsemek; içsel ya da dışsal bir olguya değer verme, onu öncelikli bir sıraya koymadır. Önemsemenin aktif/etken ve pasif/edilgen iki tarafı vardır. Bunlardan birincisi önemseyen ikincisi ise önemsenendir. Bu durum bireyler arasındaki bir değerlendirme olduğunda ise etken ve edilgenlik sürekli yer değiştirirler. Önemseme subjektif/öznel bir yargıyı içinde barındırır. Bu yargı, sosyal çevre tarafından kişiye öğretilir. Burada çoğu kez öğretilerin dayatmaları ile karşı karşıya kalınmaktadır. Kişi bu öğretileri ve kısmen dayatmaları olduğu gibi benimseyebilir. Ancak bunu yapmayıp kendi değerleri ile bu sürece/değerler halkasına müdahale ederek/etkiyerek yeni bir değerler/önemler zinciri oluşturabilir. İlk durumdaki kişi, bu durumun ya farkındadır ya da değil. Farkında ise dışsal ve içsel zorlamalara bağlı olarak ya katlanır ya da bunları yok sayarak kendi yargısı ile örtüştüğünü düşündüğünden olduğu gibi benimsemiş olur. Sonuç olarak, önemsemenin hepsinde ortak olan taraf kişisel/öznel bir yargı barındırmış olmalarıdır.

Önemseme, hiyerarşik bir değerler sistemi yaratırken ilk sıradan başlayıp zincirin son halkalarına doğru daha az önemsenen olguları meydana getirir. Bu zincir sonsuz sayıda ilerlemez. Önemseme bir yerden sonra karşıtı ile zıtlaşır ve halka o yerde kopar. Tam o noktada önemlinin zıttı, önemsiz durmaktadır. Önemsememe/değer vermeme yargısı da, önemseme/değer verme yargısı ile eş-düzey bir yapıdadır. Aynı kaynaktan beslenirler ve fakat farklı denizlere dökülürler. O denizlerden biri ak-köpüklü, diğeri ise kara-köpüklüdür. Ortadaki halkalar ise gri tonları meydana getirirler. Ak-kara arasında bir renk tayfı oluşur.

Neden önemseriz?

Küçüksu,

19 Şubat 2009
 

şehrin yabancısı

Yeni üye
Kayıtlı Üye
Katılım
22 Şub 2009
Mesajlar
426
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
50
Ynt: Neden Önemseriz?

ÖNEMSEMEK

Önemsemek; içsel ya da dışsal bir olguya değer verme, onu öncelikli bir sıraya koymadır. Önemsemenin aktif/etken ve pasif/edilgen iki tarafı vardır. Bunlardan birincisi önemseyen ikincisi ise önemsenendir. Bu durum bireyler arasındaki bir değerlendirme olduğunda ise etken ve edilgenlik sürekli yer değiştirirler. Önemseme subjektif/öznel bir yargıyı içinde barındırır. Bu yargı, sosyal çevre tarafından kişiye öğretilir. Burada çoğu kez öğretilerin dayatmaları ile karşı karşıya kalınmaktadır. Kişi bu öğretileri ve kısmen dayatmaları olduğu gibi benimseyebilir. Ancak bunu yapmayıp kendi değerleri ile bu sürece/değerler halkasına müdahale ederek/etkiyerek yeni bir değerler/önemler zinciri oluşturabilir. İlk durumdaki kişi, bu durumun ya farkındadır ya da değil. Farkında ise dışsal ve içsel zorlamalara bağlı olarak ya katlanır ya da bunları yok sayarak kendi yargısı ile örtüştüğünü düşündüğünden olduğu gibi benimsemiş olur. Sonuç olarak, önemsemenin hepsinde ortak olan taraf kişisel/öznel bir yargı barındırmış olmalarıdır.

Önemseme, hiyerarşik bir değerler sistemi yaratırken ilk sıradan başlayıp zincirin son halkalarına doğru daha az önemsenen olguları meydana getirir. Bu zincir sonsuz sayıda ilerlemez. Önemseme bir yerden sonra karşıtı ile zıtlaşır ve halka o yerde kopar. Tam o noktada önemlinin zıttı, önemsiz durmaktadır. Önemsememe/değer vermeme yargısı da, önemseme/değer verme yargısı ile eş-düzey bir yapıdadır. Aynı kaynaktan beslenirler ve fakat farklı denizlere dökülürler. O denizlerden biri ak-köpüklü, diğeri ise kara-köpüklüdür. Ortadaki halkalar ise gri tonları meydana getirirler. Ak-kara arasında bir renk tayfı oluşur.

Neden önemseriz?

Küçüksu,

19 Şubat 2009

Önemseme ile ilgili yazılı paylaşımınızda,önemsenmek içsel olgusunun önemsenen olduğunu söylemek durumundayım.Toplumun insanlar arasındaki değer veya değersizlik durumunu belirginleştiren soyut bir durum.öznel yargının içsel olduğunu düşünüyorum ,ki zincirdeki son veya ilk halkada değil daima ortada duran ilk halkalar bunu bakış açılarında kendilerini bir yere koyarlar.
Önemsizlik somut olan sistematik sosyal egonun insana daima koyduğunuz zincirde halkanın oratsında tutar.Farklı sulara dökülenler bile yine halkanın sonun bileşkeninde buluşurlar.Ak veya kara olmak,önemsenenmenin önemsenmesidir.
 

Nejdet Evren

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,567
Tepkime puanı
190
Puanları
63
Yaş
57
Ynt: Neden Önemseriz?

İçselden kastım kişisel olandır. Örneğin kendimize ilişkin bir değer/vücut bütünlüğü gibi ya da korumak istediğimiz bir düşüncedir. Bu önemsediğimiz için söylediğiniz gibi “önemsenendir”. Ancak sizden farklı olarak bunun soyut bir durum olmadığını düşünmekteyim. Örneğin “yaşama hakkı”/”var-olma” önemli değerlerdir ve bunlar somut olgulardır. Toplumsal dayatmaların altında yatan ögelerin çoğunda gerçekte önemsiz olan olgular vardır. Bunlar hem yaşam hakkını hem de kişi özgürlüğünü kısıtlarlar. Tam da bu noktada önemli olan olgu kendisini gösterir. Genel kabul görmüş değerler çoğunlukla önemli değerler sayılırlar; ancak. bu gerçekte böyle değildir.
 

Nejdet Evren

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,567
Tepkime puanı
190
Puanları
63
Yaş
57
Ynt: Neden Önemseriz?

Önemsemenin öznel yapısı türler arasında insan türünü işaret eder. Ancak, diğer türlerin de önemsedikleri bir gerçektir. Bunun diğer türler açısındaki önemi hala tam olarak çözümlenebilmiş değildir. Örneğin balinaların karaya vurmaları bilinçli bir tepkidir ve bu, onların önemsedikleri bir olgunun her hangi bir şekilde azalması/yok olması yada onların görmek istedikleri yer/zamanda olmamasından kaynaklanan bir tepkidir. Onlardaki bilinç düzeyinin insan türü kadar olmaması eylemlerinin bilinçsiz olduğunu göstermemektedir. Yapılan gözlemlerde, Orangutanların meta-alış-verişinde bulundukları ve bu şekilde kullanım değeri taşıyan eşyayı önemsedikleri tesbit edilmiştir. Buradan hareketle gelişmiş düşünce yapısına bağlı olarak önemseme/önemsememe değerler sisteminin türler arasında da bir hiyerarşik yapılanma gösterdikleri görülmektedir. Canlı türleri arasındaki önemseme zincirinin hiyerarşik yapılanmasını bir yana bırakarak, insan türünün önemseme/önemsememe yargısının/değerler zincirinin kendisi/oluşumu/sonuçları üzerinde duracak olursak nasıl bir manzara ile karşılaşacağız?
 

chimera

Yeni üye
Kayıtlı Üye
Katılım
9 Mar 2008
Mesajlar
463
Tepkime puanı
2
Puanları
0
Yaş
54
Ynt: Neden Önemseriz?

Önemsemenin temeli bireysellik ve bencillikle çok yakından ilişkilidir.Bireysel önemsemeler bireylerin kendilerini anlamlandırma ve fikirsel özgürleşmelerini sağlar(ki en sağlıklı sosyal bireyler bu kişilerdir),bencillik tabanlı önemsemeler ise sadece 'ben' den öteye geçememektir.
 

Nejdet Evren

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,567
Tepkime puanı
190
Puanları
63
Yaş
57
Ynt: Neden Önemseriz?

Şunu ilave ederek katılyorum; şöyle ki,

Önemsemek hem bireysel hem de tarihsel/sosyal açılardan değerlendirilmek durumundadır. Her iki olgu tikel ve çoğulun diyalektik süreçleri ile açıklanabilir. Önemsemek kişinin var-olma biçimi ile egosuna seslenirken, sosyal içerik ile zenginleşir ve egosu ile çelişir. Bu çelişki tarihsel dokusunda birey ve toplumu aynı anda etkisi altına alarak her iki olguyu değiştirip, yenileyerek “neden” sorusuna verilen yanıtı sürekli güncel tutar ve önemler halkasında ilk sırayı korumasını sağlar. Bu aynı zamanda bireysel egonun aşılmasını/sosyalleştirilmesini gerçekleştirir. Birey egosunu yendikçe çoğalır ve sosyalleşirken bir o kadar değer kazanır.
 

Nejdet Evren

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,567
Tepkime puanı
190
Puanları
63
Yaş
57
Ynt: Neden Önemseriz?

Canlı/cansız tüm biçimlerin temelinde var olan atom-altı parçacıkların yoğunluk/ısı/enerji/kuvvetler arası denge gibi fizik yasalarına bağlı olarak hareketleri, devinimin kendi yasaları çerçevesinde meydana gelir ve bunların bir yargısı/önemli/önemsiz bir değerlendirmesi olmaz. Parçacıklar ile düşünen canlı türü olarak insanın davranışları arasındaki temel fark, tarihsel belleğe bağlı olan bilinçtir. Parçacıklar temel yasaları içerisinde koşullar aynı olduğu sürece kararlıdırlar. Bu kararlılık bilinçli insan için geçerli değildir. Bundan hareketle toplumsal yapı içerisinde ortaya çıkan davranışlar ve ilişkilerin kaotik bir yapıda oldukları söylenemez. Buradan şu sonuç çıkar; düşünen canlı aynı zamanda ögeleri bir araya getirerek yaratan canlıdır. Örneğin metan ve karbondioksit gazlarının doğal seyirleri üzerine etki ederek ozon tabakasının koruyucu kalkanı delinebilir ve bu şekilde dünyanın bir çöle dönmesi yaratılabilir. Ve canlı formatların yaşama şansı kalkar. İnsan, bunu yaratabilecek bilgiye sahiptir. Zira, sera etkisi denilen olgu da insan türünün doğal kaynakları çevreyi/doğayı önemsememesi sonucunda ortaya çıkan yaşamsal bir olgu değil midir?
 

Nejdet Evren

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,567
Tepkime puanı
190
Puanları
63
Yaş
57
Ynt: Neden Önemseriz?

Bu tesbit ile önemler zincirinin ilk halkasını yakalamış oluruz; Canlılık/yaşam. Yaşam, -bilinçli insandan söz ettiğimize göre-, güdüsel olmayan bir değerdir. Canlılık/yaşam aynı zamanda bir var-olmadır. Yaşamı önemsemek var olmakla eş değerde bir olgudur. Burada hemen şu soru akla geliyor. Canlı neden var-olmak ister? Yaşamı önemsemek gereklilik midir?

Canlı doğum ile “gerçek kişi” dünyaya gelmiş olur. Hakların sahibi olması ise, döllenmeye başladığı ilk saniyelerden itibaren başlar. Dölüt/zigot seçme şansına sahip olmadığına göre, var olmayı/yaşamını sürdürmeyi bilinçli olarak önemseyip/istemesini ondan bekleyemeyiz. Ancak, bu durum onun, var olma/yaşama hakkının önemsenmemesini gerektirmez. O, bilinçli bir tercih ile ortaya çıkan yeni ve farklı bir varlık olarak artık önemlidir. Buradan hemen şu tesbiti yapmamız mümkündür: Cenine müdahale ancak tıbbi zorunluluk söz-konusu olduğunda yapılmalı, değilse var olma/yaşama hakkı önemsenmelidir. Genel kanı bunun tersine bir düşünceye dayanır. Bireyler zigotun oluşumuna engel olabilecek yöntemleri biliyor iseler bu yöntem ile oluşumun başlamasını önlemelidirler. Bunu yapmıyor iseler yeni olguya keyifleri istediği için müdahale etme hakkını yitireceklerdir. Yukarıdaki soruya dönecek olursak; “canlı neden var olmak ister?” sorusuna baktığımızda ilginç bir durum ile karşılaşmış oluruz. Zigot bunu önemsemez; çünkü bir yargısı henüz oluşmamıştır. O zaman atom altı parçacıkların bağlı oldukları temel yasalar gereğince var-oluşunu sürdürecek/devinip/dönüşüp/büyüyecektir. Atom-altı parçacıkların önemseme değerleri/amaçları olmadığına göre şu sonuca varmak mümkündür: var-olmanın temelinde önemsemek düşüncesi yatmaz. Buradan başka bir sonuç daha çıkar ki o da, önemsemenin bireyin oluşum evresinde onun geliştirdiği bir düşünceler sistemi olduğudur. Bu oluşumu etkileyen faktörler/süreçler –konunun dağılmaması amacı ile- şimdilik kapsam dışı bırakılmıştır.
 

chimera

Yeni üye
Kayıtlı Üye
Katılım
9 Mar 2008
Mesajlar
463
Tepkime puanı
2
Puanları
0
Yaş
54
Ynt: Neden Önemseriz?

''şu sonuca varmak mümkündür: var-olmanın temelinde önemsemek düşüncesi yatmaz. Buradan başka bir sonuç daha çıkar ki o da, önemsemenin bireyin oluşum evresinde onun geliştirdiği bir düşünceler sistemi olduğudur.''
Var olmak için varlığı/yaşamı önemsemek oluşturduğumuz düşünce sisteminin bir parçasımı,yoksa varlığımızın bir parçası olan içgüdüsel bir olgumudur sizce?
 

Nejdet Evren

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,567
Tepkime puanı
190
Puanları
63
Yaş
57
Ynt: Neden Önemseriz?

Var-olmak düşünce sistemimizden bağımsızdır. Bu konuda hem-fikiriz sanıyorum. Biz düşündüğümüz için varız diyemeyeceğimize göre, yaşamı önemsemek kaçınılmaz olarak düşüncemizin bir parçasını oluşturacaktır. Önemsemenin iç-güdüsel olduğunu düşünmüyorum. Buddha/Buda Nirvana’ya ulaşan insan tipolojisini belirler iken tüm güdülerini yenebilen/denetleyebilen/sınırlandırabilen –gerektiğinde hiçbir şey istemeyen ve ancak olanakları ölçeklerinde her şeyini karşılıksız verebilen insan tipolojisi- ile insanlaşmayı açıklamaya ve yaratmaya çalışmıştır. Bu ise tamamen kişinin bilinçli bir tercihidir. Nefes almak dışında insanın denetim altına alamayacağı/sınırlandırıp/yok edemeyeceği bir refleksinin olmadığı kanısındayım. Önemsemek bir açıdan tercihimizi belirler. Eğer bu güdüsel bir olgu olsa idi tercihten söz etmemiz olanaklı olmayacaktı. Demek ki, önemsemek/önemsememek bir tercihtir. Yaşamı/hayatı önemsemenin tam karşısında yaşamı/hayatı önemsememek olgusu yatar.

“kişi” sosyolojik bir tanımdır ve insana özgüdür. Kişilik ise kişinin ayrılmaz bir parçası olan var-olma biçimidir. Kişi hakkı ise var-olma hakkı ile ilgilidir ve bu kişilik kazanmak ile başlar. Tür olarak insan hakkı ise salt insan olmasına bağlıdır. Bunun, onun her hangi bir iyelik bağı ile bağlı olması ya da olmaması ile hiçbir ilgisi yoktur. Demek ki, kişi toplumsal bir değer taşıdığı için önemlidir ve buradaki önem kişinin yaşamayı önemsemesinden faklı olarak toplumsal bir içeriğe sahiptir. Buradan hareketle başka bir tesbit yapabiliriz: önemseme bireysel yargılar içerseler de toplumsal bir içeriğe sahiptirler.

Yaşamak neden önemlidir sorusu hem bireysel hem de tarihsel/sosyal açılardan değerlendirilmek durumundadır. Her iki olgu tikel ve çoğulun diyalektik süreçleri ile açıklanabilir. Yaşamı önemsemek kişinin var-olma biçimi ile egosuna seslenirken, sosyal içerik ile zenginleşir ve egosu ile çelişir. Bu çelişki tarihsel dokusunda birey ve toplumu aynı anda etkisi altına alarak her iki olguyu değiştirip, yenileyerek “neden” sorusuna verilen yanıtı sürekli güncel tutar ve önemler halkasında ilk sırayı korumasını gerçekleştirir. Bu aynı zamanda bireysel egonun aşılmasını/sosyalleştirilmesini sağlar.Birey egosunu yendikçe çoğalır ve sosyalleşirken bir o kadar var-olma biçimi/yaşamayı önemsemesinin değeri artar.

Bu olguyu enine –boyuna masaya yatırıp gözlemleyeceğiz

Sayın Chimera teşekkür ediyorum, yeni açılımları sağladığınız iç
 

Nejdet Evren

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,567
Tepkime puanı
190
Puanları
63
Yaş
57
Ynt: Neden Önemseriz?

Yaşamak bir süreçtir ve o süreçte var-olma biçimi yargısal olarak değerli kabul edildiği için önemsenir. Bu yargı, bireysel, toplumsal ve tarihsel bir dokuya sahiptir. İnsan bedeni duyuları ile bir bütünlük içerisinde olup ruh denilen olgudan ayrıştırılamaz. Ruhun/duyguların/algılamaların ve bedeninin uyumlu ve özgür olması yaşamak hakkı kadar önemlidir. Bu iki olgu madalyonun iki yüzü gibidirler; ayrıştırılamazlar. Bu iki olgu bir arada olmadıkça salt yaşamak ile içeriği doldurulmuş yaşama hakkı arasında bir fark kalmayacaktır. Köle ruh/duygu/bedenin de yaşadığını görmek mümkündür. Demek ki, yaşama verdiğimiz önem ve bir açıdan anlam onu farklılaştırmaktadır. Değerler halkasında ruh/duygu/düşünce ve beden özgürlüğü yaşamak hakkına duyulan değer ile eş-düzeyde bir öneme sahip olmaktadır. Özgürlük neden önemlidir ki?
 

Nejdet Evren

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,567
Tepkime puanı
190
Puanları
63
Yaş
57
Ynt: Neden Önemseriz?

Özgürlük, üzerinde çok konuşulan, tartışılan çok sayıda tanımı olan sosyal içerikli bir kavram/bir olgudur. O kadar önemsenen bir olgudur ki, çoğu zaman eş-değer olduğu yaşama hakkının önüne geçer. Özgürlük birey ile toplum arasındaki çelişkilerin belki de en büyüğü ve en karmaşık olanıdır. Toplumların özgürlüklerinden söz etmek ancak özgür bireylerin oluşturduğu bir toplumsal doku için geçerli tanım olabilir. Bir zamanlar Site Devleti-nin yurttaşı olanların –bir açıdan elit yöneticilerin – özgür oldukları benimseniyordu. Yurttaş olmayanlar ile diğer canlı türleri arasında –ki, kastedilen hayvan türüdür- bir fark gözetilmiyordu. Köleciliği benimseyen toplumların özgürlüğü önemsemeleri köle ve efendi çıkarları/karşı-çıkarları temelinde yükselmektedir. Köle için özgürlüğün önemi, efendi için çok farklı olacaktır. Aynı durum, toprak ağası ve emekçi köylü ile patron ve emekçi arasında da faklılık gösterecektir. Demek ki, özgürlük temelinde yaşama hakkı kadar önemsenen bir değer olarak sosyal ve tarihsel bir içeriğe sahip olduğu kadar üretim ilişkilerinden de bağımsız değildir.



Özgürlük neden önemlidir sorusu hala yerli yerinde durmaktadır
 

chimera

Yeni üye
Kayıtlı Üye
Katılım
9 Mar 2008
Mesajlar
463
Tepkime puanı
2
Puanları
0
Yaş
54
Ynt: Neden Önemseriz?

Önemsemek-Var olma-yaşama hakkı-özgür yaşama hakkı ve özgürlük ile,önemsemenin sosyal içerikli yanını açımlamınızı dikkatle takip ediyorum;ki üretim ilişkileri ile geldiğiniz noktaya tamamen katılıyorum.Ancak genede salt insan olmamıza bağlı olan insan hakkı içerisinde ,yaşamayı ve özgürlüğü toplumsallağından bağımsız olarak değerlendirmek mümkün değilmidir sizce?Ben yaşamımı ve özgürlüğümü önemsiyorum çünkü insanım..Bu konuda sanki tesbitlerinizde bir eksik yan kalıyor gibi geliyor bana,yada ben bir yerde yanılıyorum halen.Bilgi paylaşımınız için ayrıca teşekkür ederim.
 

Nejdet Evren

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,567
Tepkime puanı
190
Puanları
63
Yaş
57
Ynt: Neden Önemseriz?

Önemsenen değerler halkasında özgürlük, kölelik halkasının tam karşısında durmaktadır. İlkel atalarımızdan –Austrolopitecus Africanus- bu güne kadar, topluluk halinde yaşayan insan türü, doğal yaşamdan koparak sosyal yaşamın bir parçası haline dönüşerek bir düşünceler sistemi oluşturmuştur. Doğal özgürlükler ile sosyal özgürlüklerin çelişmesi kaçınılmaz görünmektedir. Doğal belirleyiciliğin türler ve cinsler arasında güç dengesi/dengesizliği güçlü olandan güçsüz olana doğru bir egemenlik kurma ve buna uygun toplumsal kalıplar/yargılar oluşturma düşüncesini geliştirmiştir. Bu düşünce sistemleri soyutlama yaparak köleci anlayışlarını gizlemeyi başarmış/benimsetmişlerdir. Kadın türünün egemenlik altına alınması ile doğal özgürlük toplumsal özgürlüğün ilk kırılma noktasında yeni bir boyut kazanmıştır. Demek ki, özgürlük içerik olarak güçler dengesi/dengesizliği arasındaki yaşanan bir içeriğe sahiptir. Sosyal olarak bireyin konumu diğer birey/bireylerin konumu ile ölçümlenen bir değerdir. Öyle ise yaşama hakkı ve özgürlük de etkileşim içerisinde olan bireyler-arası ilişkilere göre tanımlanmak durumundadır. İnsanın biyolojik olarak bedensel varlığını yapa-yalnız bir şekilde sürdürmesi olanaklıdır. Böylesi bir insanın yaşama hakkından ve özgürlüğünden söz edilemez. Neden mi? Çünkü, Yaşama hakkı ve özgürlük en-az ikili ve çoğunlukla çoklu ilişki kalıpları için önemsenen bir değerler halkasını oluşturmaktadırlar.

Algılar/duygu/düşünceler doğumdan sonraki süreçte bireye eşlik eden, bedensel var-oluşu ile sıkı bağlantılı ve toplumda hazır bulunan değerler halkasının bireyin dünyasına eklemlenmesi ile oluşurlar. Böyle olunca çoğu kez bir yaşama hakkı ve özgürlük tanımı ile kuşatılmış oluruz. Ancak, bunun gerçek anlamda özgürlük olup olmadığını tartışarak anlayabiliriz. Özgürlük değeri, var-olma biçiminden farklı olarak tarihsel bellek/bilinç ile beslenmek durumundadır. Başka bir deyişle, canlının türüne bakılmaksızın var-olmasının değeri, özgürlük söz konusu olduğunda bir şey ifade etmez. Daha açık söylemek gerekirse, özgürlük, bireysel ve toplumsal değerlerin çatışmasına bağlı olarak gelişen bilinçli bir değerdir ve ancak bu çatışma yaşandığında bir anlam ifade eder. –Ceninin özgürlüğünden söz edilemez-
 

Nejdet Evren

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,567
Tepkime puanı
190
Puanları
63
Yaş
57
Ynt: Neden Önemseriz?

“yaşamayı ve özgürlüğü toplumsallağından bağımsız olarak değerlendirmek mümkün değilmidir”

var-olmak bir değerdir ancak “insan” ve “hak” sosyolojik/tarihsel bir içeriğe sahiptir. Yaşamayı toplumsallığından bağımsız yürütmemiz mümkün/düşünmemiz mümkündür. Özgürlüğü toplumsallıktan ayırmak olanaksızdır. Bunlar fizikteki kütle-çekim ve ivmenin ayrılmaz ikili olmaları gibidir. Şöyle ki, doğal var-oluş biçimi özgürlük değildir. Çitler ile çevrili alana kapatılan bir canlı türü ile kendi doğasında olan aynı tür arasında bir değerlendirme yaptığımızda kısıtlı ve özgür olduklarını söyleriz. Bu nicel bir karşılaştırmadır. Nitel olanı ise kendi doğasında diğer türdeşleri ile olan ilişkileri ve yaşam alanı ile ölçülendir. Kanısındayım
 

Nejdet Evren

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,567
Tepkime puanı
190
Puanları
63
Yaş
57
Ynt: Neden Önemseriz?

Özgürlük, bireyin sözlü ve eylemsel olarak kendisini gerçekleştirebileceği ve içinde bulunduğu toplumca da benimsenen yaşamsal bir alandır. Doğum ile kazanılan kişi hakkı ancak bireyin kendisini gerçekleştirmesi için duyumsadığı alan içerisinde kişilik ile olgunlaşır ve et-kemiğe bürünür. Bireyin özgürlüğü yek-diğerinin kendisini gerçekleştirmesi için duyumsadığı alanı genişletme çabası ile büyüyerek bireye geri döner. Bu nedenle toplumun kendisini gerçekleştirme düşüncesi ile birey özgürlüğünü daraltması o toplumun gerilemesine neden olacaktır. Özgürlüğün bireyin kendi alanını genişletip diğer bireyleri hiçe sayması şeklinde yapılandırılması da güçler dengesi/dengesizliği içerisinde güçlü olanın özgürlüğü ve diğerlerinin köle ruha sahip olması ve bazen de kaotik bir düzensizliğe neden olacaktır. Üretim yapısı ile de bağlantılı olduğuna göre, bireyin düşünsel ve eylemsel üretiminin özgür olması ancak bireyin gereksinim duyduğu kullanım değerlerinin toplumun tüm bireyleri için üretilebilmesine bağlıdır. Bu ise, üretim araçları üzerindeki yabancılaşmanın ve tekelin yok edilmesi ile mümkündür. Toplumsal yapı, dengeler/dengesizlikler zinciri üzerine kurulmuşlardır. Zincirin en-zayıf halkasının kopması korkusu ile statükoyu korumak eğilimi gösterir. Bu eğilim, bireysel özgürlüğü toplum adına kısıtlamayı emreder. Özgürlükler konusunda birey ile toplum arasındaki çelişki bunun sonucunda ortaya çıkar. Hiçbir birey, var-olma ve kendisini gerçekleştirme konusunda doğal yapısı gereği sahip olduğu değerden ödün verdiği için bir-araya gelmiş değildir. Bu değerler karşılıklı olarak korunabildikleri ölçüde toplumsal anlaşma/konsensüs sağlanabilir. Özgürlük bu yönü ile bir tercihler zincirini oluşturur. Özgürlük kulağa hoş gelen ve duyguları okşayan bir olgudur. Kendisini yeniden üretebilmesi için bir bireyin tüketmesi gerekeni oluşturabilmesi için toplumsal bir dayatma ile karşı karşı olduğu bir ortamda özgürlük yoktur.

Doğal var-oluş biçimi özgürlük değildir. Çitler ile çevrili alana kapatılan bir canlı türü ile kendi doğasında olan aynı tür arasında bir değerlendirme yaptığımızda kısıtlı ve özgür olduklarını söyleriz. Bu nicel bir karşılaştırmadır. Nitel olanı ise kendi doğasında diğer türdeşleri ile olan ilişkileri ve yaşam alanı ile ölçülendir.

Demek ki özgürlük, var-olma biçimi ile ilgili bir tercihtir ve bu tercih, üretime katılan tüm bireylerin -katılamayanları da gözeterek - kendilerine yabancılaşmadan kullanım değeri/yeniden üretim için tüketim değerini yaratmaları ile mümkün gördükleri bir tercihtir. Bu tercih, köleliğin tüm biçimlerine/gizlenmiş yapılarına karşı durma tercihidir. Bu tercihi, daha fazla düşünen/yaratan canlı türü olarak “insan” ın yapması hem gerekli hem de kaçınılmazdır.

Özgürlük sonuç itibariyle, bireyin kendisini gerçekleştirmesi/gerçekleştirememesi/gerçekleştirmemesi ile ilgili bilinçli bir tercih olduğu için önemlidir. Özgürlük tercihi bir değerdir ve var-olma hakkından ayrıdır.
 

chimera

Yeni üye
Kayıtlı Üye
Katılım
9 Mar 2008
Mesajlar
463
Tepkime puanı
2
Puanları
0
Yaş
54
Ynt: Neden Önemseriz?

Var olmak bir değerdir bunda hemfikiriz.
'Özgürlük sonuç itibariyle, bireyin kendisini gerçekleştirmesi/gerçekleştirememesi/gerçekleştirmemesi ile ilgili bilinçli bir tercih olduğu için önemlidir. Özgürlük tercihi bir değerdir ve var-olma hakkından ayrıdır.'.
Düşüncelerimde karmaşa yaratan bilinçli bir tercih olduğu kadar,doğal bir içgüdüden kaynaklanan özgürlük ve yaşama isteminede sahip olup olmadığımızdı.Ancak algı/duygu ve düşüncelerle oluştuğu konusunda size katılıyorum ve nerde yanıldığımı anlıyorum.
Özgürlük duygusu dediğimiz insana mutluluk veren bu duygu ve istem birey ile toplum çelişkisinde oluşan tercihlerimizin bir sonucudur diyebiliriz o halde.
 

Nejdet Evren

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,567
Tepkime puanı
190
Puanları
63
Yaş
57
Ynt: Neden Önemseriz?

Chimera,
özgürlüğü farklı bir içerikte yorumlamaya çalıştığımdan olacak ki doğal özgürlükten kopuşu resmetmek istedim. Örneğin her-hangi bir dış etmen ile sınırlandırılmayan kişi özgür olduğunu düşünür. Bu genelde böyle algılanmış/algılanması sağlanmıştır. Ben bunun bir aldatmaca/mistifikasyon olduğunu açıklamaya çalışıyorum. Gerçekten özgürlük bu değildir. Ve özgürlük bireyin çılgınca/dilediğince her istediğini yapıpması da değildir. Zaten "dilediğince" kavramı başlı başına bir içeriğe sahiptir. Bu yönelimi tetikleyen olgular, koşullar, kişinin düşünce yapısı..vs gerçekten sorunun yanıtı kolay görünmüyor. Buz dağının yüzeyi çok yer kaplamıyor, ne ki, su içindeki bölüm kocamandır. Özgürlüğü yeterince tanımlayabildiğimi de düşünmüyorum zaten. Tanımlamaya çalışıyorum. Önemsemek halkasına eklediğim değerlerden ise bunu tanımlamam gerekiyordu. Yine de açımlamayı sürdüreceğim.

teşekkür ediyorum, çok sağ ol...

katkı, eleştiri ve önerilerini bekliyorum...
 

Nejdet Evren

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,567
Tepkime puanı
190
Puanları
63
Yaş
57
Ynt: Neden Önemseriz?

Şöyle bir toparlama yapacak olursak; Önemsemek,

1-Bir değer yargısıdır,
2-Bu yargı öznel görünse de sosyal/tarihsel içeriğe sahiptir,
3-Hiyerarşik bir yapıdır,
4-Karşıtını/önemsizi içinde barındırır,
5-Bilinç/tarihsel bellek ürünüdür,
6-Bir tercihtir,
7-Amacı vardır,
8-Özgür olan ve olmayan ortamlara göre farklılık gösterir,
9-Üretim araçları ve ilişkileri ile sıkı bağlı ve onlar üzerinde etkili sonuçlar doğuran bir tercih/değer yargısıdır,
10-Üretim olmadan var-olamaz.
 
Tüm sayfalar yüklendi.
Üst