Mizah Nedir?

rainbow64

Yeni üye
Kayıtlı Üye
Katılım
6 Şub 2010
Mesajlar
331
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
33
Mizah birçok kaynakta kişiye mutluluk duygusu veren , kendini kısa veya uzun süreli meşguliyet sağlayan işlerin sorumluluğundan uzaklaştıran ve insanın kendini iyi hissetmesine yol açan bir kavram olarak tanımlanıyor.
Bana kalırsa mizah sadece var olandan değişik olan yani normalden farklı olan ya da başka bir deyişle alıştığımızın dışında olmuş tek bir olay, söz, resim, kavram veya bunların hepsinin bir arada bulunduğu yapıdır.İnsanlar da bu yüzden mizahı komik bulurlar .
Kısacası mizah değişik olandır.

Örnek vermek gerekirse, Nasreddin Hoca fıkraları. Her zaman olagelen durumlardan farklı bir şekilde olaylara yaklaştığı için mizah tarihimizde yer edebilmiştir. Örnek fıkra ise herkesin bildiği göle maya çalma hikayesidir.

Sizin düşünceleriniz nelerdir ?
 
M

monaliza

Ziyaretçi
Bence mizah; güldürürken düşündüren, eğlendirirken , öğreten önemli bir ifade tarzı.
Mizah/karamizah
Yeter ki güldüreyim derken ucubeleşmesin insan.
Kalite dahilinde yapıldığında çok hoşlandığım şey.
Kıssadan hisselere tuz biber yapıldığında tadına doyulmayan.
 

Aksiyom

Yeni üye
Kayıtlı Üye
Katılım
4 Tem 2009
Mesajlar
569
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
29
Mizahın, insan yapısındaki diğer herşeyden -birkaç saniyeliğine de olsa- uzaklaşarak bir durumun aşılmasını sağladığını çok iyi biliyoruz.
Mizah duygusunu geliştirme ve olayları mizahi bir ışık altında görme çabası da, yaşama sanatında ustalaşırken öğrenilen bir hile gibi..
Hııı buarada etrafımdaki insanlar güldüğünde güller açıyor bende. :)
 

Nejdet Evren

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,562
Tepkime puanı
188
Puanları
63
Yaş
57
mizah, doğrudan eleştirinin rafineri/elenmiş şeklidir. onunla insanların görmek isteyip de gösteremedikleri dile getirilir; bu nedenledir ki insanı gülümsettiği kadar düşünmeye sevk-eder. eleştirirken güldürebildiği için hoş karşılanır. padişah sofralarındaki "soytarı" lar gibi hem eleştirilenin hem de eleştirenin duygularına hitap eder. aykırı olması onun doğasının bir gereğidir; değilse, çarpıcı olamaz ve amacına ulaşamaz. her sanat dalı gibi mizahın da bir yönelimi vardır ve o yönelim toplumsal iz-düşmeler ile kendini ortaya koyar. toplumsal iz-düşümleri ise, öğretici olması ile önem kazanır. mizah bu yönü ile düşünceyi /söz ve görseli sorgulamaya yönelten bir anlatım tarzı olarak ortaya çıkar. "ağlanacak halimize güleriz" denir, işte mizah kısacası budur.
 

gungoryus

Yeni üye
Kayıtlı Üye
Katılım
4 Eki 2010
Mesajlar
9
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
34
mizah olmayana gülmek olana da bakmaktırr...
 

Feylesof TeCe

Yeni üye
Kayıtlı Üye
Katılım
31 Ara 2010
Mesajlar
926
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
27
Benim mizahım penguen ve uykusuz dergileridir. Mizah zihinlerde ışık yakmalı, suratlarda tebessüm yaratmalıdır.
 

durkheim

Yeni üye
Kayıtlı Üye
Katılım
7 May 2011
Mesajlar
8
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
41
mizah, beynin bireye, topluma, tabiata, dünyaya ve evrene tersten bakabilme algısıdır. Olağan olan şeyler zaten beyin için normaldir ve beynin buna tepkisi de olağan olacaktır ancak tersinden farklı bir boyutla bakabilmek işte Mizah'tır...
 

Feylesof TeCe

Yeni üye
Kayıtlı Üye
Katılım
31 Ara 2010
Mesajlar
926
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
27
Mizah, bize 80'li yıllarda ailelerimizin yasak üçlüsü arasında yer alan maddedir. O üç madde:
1- Siyaset
2- Alkol
3- Mİzah
 
E

evrensel-insan

Ziyaretçi
Tarihte bir dusunur, kendisi ile alay edenler icin soyle demis "en buyuk olgunluk kisinin kendisi ile alay edebilmesidir."

Mizah bir sanat olarak sanatcinin yasam ile ilgili her turlu konuyu bir cesit nukte katarak ve cizime tasiyarak ortaya koymasidir.

Mizah sanati bir yerde bizdeki bir atasozunu cagristirir "gule gule gul sokmak", yani gulduru ve dusundurucu bir anlatim ya da cizim ile bir kisi ya da konu mizaha tasinir. Mizah hem "ince" hem de pratik bir zeka gerektirir.

Iste bu temelde mizah genelde bilgisi, birikimi, deneyimi, bilinci v.s. olan ve dusunce uretebilen beyinlerin bir ortaya koyumudur.

Mizahta amac, sadece guldurmek degil; ayni zamanda dusundurmektir.

Bizim zamanimizda, girgir ve Abdulcanbaz vardi. Avanak Avni'nin koka kola'dan sarhos olmasi girgir'in bir semboluydu.

Eger bir toplum, beyin olarak mizaha bir sinirlama getiriyor, ya da kendisinin ya da dusuncesinin mizahini saygi ile karsilayabilecek kadar olgunlugaerisememisse; o toplum dusunmeyen toplumdur.

Mizahta ahlak ve mizahta etik degerlere karsi bir algi temelli mizaha yanasim, mizah ufkunun kisitlanmasi demektir.

Sonucta mizah yasamin kendisidir ve yasami yasayan karakterlerdir. Mizah ta kaynagini bunlardan alir.
 

glsezinrs

Yeni üye
Kayıtlı Üye
Katılım
12 Ara 2010
Mesajlar
1,358
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
60
.

Bizim zamanimizda, girgir ve Abdulcanbaz vardi. Avanak Avni'nin koka kola'dan sarhos olmasi girgir'in bir semboluydu.

Eger bir toplum, beyin olarak mizaha bir sinirlama getiriyor, ya da kendisinin ya da dusuncesinin mizahini saygi ile karsilayabilecek kadar olgunlugaerisememisse; o toplum dusunmeyen toplumdur.

Mizahta ahlak ve mizahta etik degerlere karsi bir algi temelli mizaha yanasim, mizah ufkunun kisitlanmasi demektir.

Sonucta mizah yasamin kendisidir ve yasami yasayan karakterlerdir. Mizah ta kaynagini bunlardan alir.
Nihayet Abdülcanbaz okuruna rastladım sitede..Pek sevindim..Cihanyandı Saliha'yı düşünüp birlikte gülümseyebiliriz..Gözlüklü Sami de cabası..
 

Nejdet Evren

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,562
Tepkime puanı
188
Puanları
63
Yaş
57
Mizah, bir sanat dalı olarak diğer tüm sanat dallarında olduğu gibi bir ötekine/topluma/topluluğa hitap eden güldüren, eğlendiren ve düşündüren yaşama dair bir bakış açısıdır. Bu bakmanın, yorumlamanın ve eleştirinin özelliği zayıflayan ögeleri inceldiği yerden koparmadan ortaya çıkarmaktır. Bu nedenledir ki mizah anlayışı her toplumda/toplulukta ayrı bir karaktere sahip olur. Onun varlığı, toplumsal hoş-görme ile doğrudan orantılıdır. Düşünmek de öyle değil mi? Eleştirinin yapıcı yanı ile çarpık olanı düzeltme eğiliminde olan mizah, gerek çizgisel gerek sözel ve gerekse görsel tüm alanlarında kendini çarpıtarak bu eğriliğe dikkat çeker; bu incelme,onun düş ve duygu zenginliği ile doğrudan orantılıdır. Düşteki zenginlik, çeşitlilik duygu zenginliği ve çeşitliliği ile örtüştüğünde kırılacak kadar ince bir doku ortaya çıkar. Tam bu noktada mizah, kırılgan olanın ta kendisidir. Bu nedenle hor-görüye dayanıklı değildir; kapanır ve kırılır. Minyatürlerin içine-içine gizlense de, mikro dünyalarda yine varlığını sürdürebilir; işte mizah denilen sanat, tam da böyle bir şeydir. İnce, yapıcı ve kırılgan....