Neler yeni

Mavi Şiirler...

mavi

Yeni üye
Katılım
20 Ocak 2010
Mesajlar
63
Puanları
0
Yaş
37
I VAR I YOK


Elleriniz buluttu gözleriniz yağmurken
Ve siz
kağıttan bebekler gibi kırılgandınız
Yeşildi,
gözlerim her kaçtığında gözlerinizden...
Ve ben ne zaman sizden uzak duvarlara baksam
Kırmızı, gri burukluklar akıyordu pencereme
Ve ben hangi akşam
sigaramın son fırtını çeksem
Penceremden düşen ateş parçacıkları oluyordunuz
Parmaklarımdan düşürüverdiğim...


Önceleri yoktunuz...
Sakin bir uykunun ötesine şahit olmuyordu yatağım...
Ufacık kağıtlara yazıp duvarıma astığım
küçük yazılarım kadar bile değildiniz....
Düşüncelerimi bindirdiğim
kağıttan gemileri oldunuz çocukluğumun...
leğende yüzmeye mahkum çocuk gemilerim...
Başka gidecek yeri olmayan sevdalarım gibi..


Önce ilkokul sıralarına kurşun kalemle kazıdığım aşklarım vardı..
Mürekkepli sevdalara yol aldık şimdi...
Yatağımın ucunda son fırtı olmayan
küçük sigara parçaları... atamadığım
Kocaman kağıtlara adını yazamadığım
Boş kalan..



Oysa gözleriniz
Doyumsuz bir şiir gibiydi...
Yeşil...
Yazmalıydım
Ellerim asılı kaldı bulutunuzda
Öyküydünüz...
Gözlerimiz yağmurken
Islandı sizi yazan cümlelerim



Şimdi yoksunuz..
Ama olmalısınız...
 

mavi

Yeni üye
Katılım
20 Ocak 2010
Mesajlar
63
Puanları
0
Yaş
37
ÜÇ NOKTA

Artık yazamıyorsam..
Bu şehir çalıyor seni
sahip çıkamıyorum....
Düşününce bir kupkuru gül gibi ıssızsın...
İstedikçe hayalin bile yok...
Bilmiyorum...
Seni istemek
beni istemenle eş yoğunlukta varsayalım...
Seni istiyorum...
Peki sen neden gelmiyorsun?
 

mavi

Yeni üye
Katılım
20 Ocak 2010
Mesajlar
63
Puanları
0
Yaş
37
YARIM YAMALAK BEN..TAM BEN..

Çocuktum,
Anlamsız duruşlarım vardı. Ellerim nerede olması gerektiğinin farkında olmayan... ve bacaklarım çarpık.. Gereksiz bir çizgi film karakterine bürünesi vardı aptal sırıtışlarımın.. Ne yandan ayrılası vardı saçlarımın, ne ortadan...öylesine dağınık.... Gülmeler ve ağlamaların tam ortasında duruyordu dudaklarım.. ve yüzümde anlaşılmaz bir tereddüt..Kim olması gerektiğini bilmeyen beynimin acaip zonklamaları...

Küçüktüm.
Olaylar iz bırakıyordu vücudumun garip yerlerinde ve kocaman insanlar buna yürek diyordu.. Tanımıyordum ince kırılmaları...Konuşmalarımın ne büyük anlamları vardı ne de duyduklarımın büyük yansımaları..Gelip geçiyordu rüzgardan savrulan ,incecik kurumuş kum taneleri gibi...

Yabancıydım..
Herşeye ve herkese..Büyük kalabalıklar içinde saydam beher bardakları gibi önemsiz... Varlığımı farkeden tanrıma şükürlerimin ardından kelimelerin o son üç noktasına ulaşmak istemenin komik, sıkıntılı heyecanındaydım...

Büyüktüm...
Gereksiz mütevaziliklerden sıyrılmış kırmızı balon kıvamında ukalalıkla..Salak insanlara ve insanların salak olaylara yorum yapıyor oluşuna inanılmaz kıl bakan..Herşeyi gören ve duyan..Ama istediğini içine alan.. Çemberin dışında bırakan küçüklükleri...

Kadındım..
Tüm kapalı giysilerime inat, bakışlarımın aynadan tekrar yüzüme yansıyan dişiliğine bakıyordum..Kıvrak ve pratik zekamın bütün enstantenelere aynı anda hazır cevapta bulunuşunu izliyordum hayranlıkla..Tüm erkeksi duruşlara, konuşmalara inat dik, kadınca duruyordum...

Erkektim..
Düşüncelerim, kollarımın aksine güçlü duruyordu elimdeki narin kadehin üzerinde..Bir şarap tadı vardı üzerimde ama inatla sarhoş olmuyordu beynimin içindekiler..Bir nara atası vardı kollarımın..Yarım açık..ve bacaklarım ısrarla her an futbol oynamaya hazır duruyordu...

Çelişkiliydim..
Ne oydum ne bu..Bir yerde duramıyordum..Bir ben olasım vardı bir başkası...Bir öyle düşünesim vardı bir böyle..

Kararlıydım bugün içimdeki bu ayrı adamları, kadınları, çocukları, yaşamları tanıştırmaya..Ve ısrarlıydım kavga kıyamet hepsini aynı bedende toplamaya..İsyan çıkarmaya..Benim bu evet...evet hep aynı değilim.Aynı anda bir kayıkta açılırken evrene ters de düşsem aynı anda kahvemle soğuk terasımda olmaya kararlıydım..
Bugün kıyamet günü evet..Ama ya ben kabul edeceğim hepsinin ben olduğumu..Yada o benler benden ayrılacaklar..
Hadi bakalım kim kimi yenerse..
 

mavi

Yeni üye
Katılım
20 Ocak 2010
Mesajlar
63
Puanları
0
Yaş
37
UYUDU TERAS

Bende sancıların kaldı rüzgar varken şehirde
Ellerim sigaramın son fırtındaki tütün kokusuna karıştığında
Bilmiyordum bana çok yakın bir kentten geçtiğini
Yeniden çıktım,
terasımın en çok esen sol köşesine
Ve uzaktan bende bıraktığın aşklarımı
Mavilere üfledim gitti...
Şimdi ne zaman gece olsa
Günün tüm mavileri içimde...

Dün yine söyledim
Hiç kimsenin beni böyle güzel sevmediğini
beni dinlemeyen yastığıma

Bir sade kahve oldun acıttın içimi
Oysa kusmalar vardı midemde...
İğrençliği düşünmeden
boğazıma geldiğinde yuttum
Ve
Uyudum...
 

mavi

Yeni üye
Katılım
20 Ocak 2010
Mesajlar
63
Puanları
0
Yaş
37
KUM

Bir kum tanesinin kaderinin düşündüm hiç kum görmediğim kapalı bir ofis penceresinde..
Belki de hiç görmediğim denizleri görmüş, fırtınaya tek başına gücü yetmeyen, savrulan minicik gri kum tanesinin kaderini..Sarhoş denizlerin yeşil mavi arasındaki kararsızlığına şahit..Ve kimbilir kaç yüzyıl daha oradan oraya..

Ne garip değil mi? Evrende bir nokta kadar yer kaplayan, ne siyah ne beyaz, arada sıkışıp kalan bir öykü onunki..bazen ıslak bazen kızgın..Kim anlarki öyle değil mi kalabalıklar arasında kaybolan ve yalnız başına görünen bir anlamı olmayan herhangi bir tanenin kendince anlamını..

Evrenin en sonsuz uzaklığından baktığımda kendimin de o nokta kadar küçücük, ama düşündüğümde ne büyük bir anlamımın ve hikayemin olduğunu o kalabalıkta kim bilebilir ki..Bir sahilin tam ortasındaki kum yığınının en üstünde ya da en altında olmanın o kuleyi hiç bozmayacağını elinde kovasıyla ne anlar ki çocuklar..

Biliyorum....
 

mavi

Yeni üye
Katılım
20 Ocak 2010
Mesajlar
63
Puanları
0
Yaş
37
ELMALI ÖYKÜ

Gece gözlerin gibiydi. Mavi..
Bir masaldı yüzün..Beyaz...
Ellerin bendim,
karanlıktı..
tutamadım....

Öyle bir öyküsün ki bitmeyen...
Ve ben,
Öykünün ortasında
Bir elma ağacı...
Elmasız...
 

mavi

Yeni üye
Katılım
20 Ocak 2010
Mesajlar
63
Puanları
0
Yaş
37
ATATÜRK’ÜME
Yanılmış zamanların, kimliksiz benliklerin,
Kaybolmuş tarihlerin ortasında kalmış,
Geçip gidenlerin ardından,
Sadece gözyaşı dökmekle yetinen bir soyun
Garip, bilinçsiz, ezberci çocuklarına bakıyorum.
pencerelerin ardından...
Ağlayamıyorum, susturamıyorum gözlerimi..
Ayıramıyorum içimdeki sessiz zamanlarda
büyüyen çocukluğumu,,
Karşımdaki çerçeveden bakan asi gözlerinden...


Ey ATAM...
Çekme gözlerini üzerimden
Hatırlat her gün senin neslin olduğumu bana
Ve her zaman,
Gülümseyen, kızan, yumuşak bağırmalarını fısılda kulaklarıma...

Şimdi yoksan, varım diyebileyim...
Adını ezberlerden uzak, yoğunluğuna yaşayabileyim..
Durdurma beni, her adımının ardında kalayım..
Her düştüğümde karanlık çukurlara
Seninle yürüyen “Anadolu” canlansın önümdeki içimde..
Kalkabileyim..
Ve yalnız kaldığım her an
Konuşabileyim öğrettiğin harfleri birleştirerek,
Sen’li cümleler kurabileyim...
Aynadaki, çerçevelerdeki yansımanla..

....
Ve ben...
Tedirgin olmadım hiç...
Toprağımla küslüğüm çok oldu ama,
Hiç tavşan olmadım dağa küserken...
Elimde bayrağım
Dudaklarımda Nutkun
İçimde titremeden dimdik duran
SEN....


Bil istedim,
Her bastığımda yere, kırmızı toprakta yazan
adını gördüğümü...
Ve unutma istedim!
Adımı bilmesen de...
Beni...
Hisset istedim...
Gülümse istedim...
Küsme istedim...
Ölme istedim...
Ölme......
 

mavi

Yeni üye
Katılım
20 Ocak 2010
Mesajlar
63
Puanları
0
Yaş
37
SON DURAK

Söz geçiremedim kendime, seni severken...
Gözlerimin baktığı en son durakta oturuyordu gözlerin...
Yüzlerce otobüs geçti ellerimden.... ellerinden.....
Gidilesi son yolduk ikimiz...
Bindik....gittik....
Aşka beraber..............
 

mavi

Yeni üye
Katılım
20 Ocak 2010
Mesajlar
63
Puanları
0
Yaş
37
HÜZÜNLÜ GÜLÜMSEMELERİM’E

Dünyadaki o milyonlarca şekilsiz,
çirkin görünüşlü çiçeklerin bile..
Şifa olması gibi bin bir derde...
Artık ben de biliyordum ki gülümsemelerim,
Sahteliğin farkedilmediği zamanlarda bile
Bir çok hayata renk katıyordu sen de dahilken.....

Sevgili köpeğim Çita bile her sabah işe giderken
Ve her akşam dönerken aynı yoldan
Ellerimin boynunda gezen gülümseyişine tanık oluyor...

Bıkıp usanmadan dakikalarca sağa sola salınan kuyruğunun
Bu gülümsemenin bitmesini haketmemesi düşüncesi........
İşte HÜZÜN bu...
Bugün..BU.......
 

mavi

Yeni üye
Katılım
20 Ocak 2010
Mesajlar
63
Puanları
0
Yaş
37

DENİZCİ FENERİ

Ne zaman aklıma gelse umutsuz zamanlarım...
Bir kelebek ölür yine baktığım soğuk pencerelerde....
Yaşanmış zamanlar kaybolur gider
Ve hayata dair ne varsa saklanır perdelerin ardına...

İşte o an..
Yüreğimdeki acemi telaşları özlerim..
Aynada kendimi sevmelerimi..
İçimde dolaşan çocuklar uykuya dalar..
Ve soğuk zamanların üşümeleri sarar yine gözlerimi
Dalar giderim kentin karlı yollarına...



Ben ne zaman unutsam gülmeleri...
Yollarda asık suratlı adamlar dolaşır..
Nereye gitsem kime baksam,
İçimdeki zavallı kadın ağlar..
Ve kaybolur günün ışıklarıyla yolda oynayan çocuklar.
Sonra...
Gülümsemelerin saklandığı o kenti düşünürüm bir an
Günün ışıklarının bizi karanlığa terkedip gittiği
o aydınlık kenti..
Uykuya dalarken gözler...
Bilirim ki bir yerlerde hala uyumayan o acılı yürekler için
Bir deniz feneri yanmaktadır...
...
Deniz olasım gelir o an...
Fırtınalar durulur..
Ve bilirim ki bu melankolinin bittiği yerde bekler
Saklı mutlu kentler...
Bilirim..Bu hüzünleri görmezden geldiğimde
Yeniden oynamaya başlar içimdeki çocuklar..
Bekler...

Anlarım..
Durmuyor zaman..
Gitmeli bu yalnız yollardan...
Hayatın tam içine. Gerçeğin mutlu şehrine..
Orada duran senin fenerin...
Sende deniz...Kaçıp gidemezsin ki....
Birazdan karanlık olacak
Korkma...
Tüm zamanlar senin...
Tüm ışıklar....
Hiç bir kent kaçıp gitmedi
bu güne kadar karanlıklardan...
Ve hiç bir deniz feneri
Yanmaktan vazgeçmedi....
 

mavi

Yeni üye
Katılım
20 Ocak 2010
Mesajlar
63
Puanları
0
Yaş
37
KISA

Kaybetmelerin ardındaki kararlı sessizlik...
Gidişinin ardından kaybolan gözlerim esiri oldu susmalarının..
 
Katılım
25 Ocak 2017
Mesajlar
887
Puanları
18
Yüreği güzel [MENTION=6572]Ay[/MENTION] 'a şairin başlıktaki bütün eserleri hediyemdir.