Neler yeni

kurban.. bayram mı..

paslıçivi

Yeni üye
Katılım
13 Şub 2012
Mesajlar
241
Puanları
0
Yaş
52
yarın sabah kurban kesecekler..
bir an için o zavallı hayvanın yerine kendinizi koyun..
vicdanınız hala rahatsa sorun yok..
ben insanlıktan istifa ediyorum..
beslenmek için evet ama inanç gereği..
umarım bir gün insanoğlundan daha zeki bir canlı evrilir ve inancı gereği insanoğlunu kurban eder..
yarın kurban kesecekler, hayvanın taşaklarını paslıçiviye gönderin..
canı taşak çorbası istiyor..
allahınız kabul etsin..
 

okur-yazar

Yeni üye
Katılım
9 Eyl 2011
Mesajlar
2,158
Puanları
0
Yaş
49
paslıçivi millet inanç gereği kesince hayvanı çöpe mi atıyor? İnsanlar beslenmiyor mu? Burada asıl sorun hayvanlara yapılan cahilane eziyetlerdir.
 

paslıçivi

Yeni üye
Katılım
13 Şub 2012
Mesajlar
241
Puanları
0
Yaş
52
sevgili Kaan Doğan.. benim derdim can alınması değil, "insandan öte" kavramlar için can alınması..
bana dersen ki; bu koyunlar "insanoğlu rızası" için kesiliyor, hiç bir şey demem ama allah rızası(insandan öte) için kesilirse dananın kuyruğu kopuyor..
bugün insandan öte kavram için hayvan kesen yarın dini, milleti vatanı, inancı, ideolojisi vs için can almaya devam ediyor..

vatan uğruna, millet uğruna, göreceli ahlak uğruna, ideoloji uğruna kısaca "insandan öte" kavramlar için alınan canlar çöpe değil de nereye gidiyor?
 

sakal

Yeni üye
Katılım
8 Nis 2012
Mesajlar
2,585
Puanları
0
Yılbaşında hindileride kesmeyelim yazııııık..içini doldurup vitrinimize koyalım ne güzel olur..
 

Ozzy152

Yeni üye
Katılım
24 Eki 2012
Mesajlar
12
Puanları
0
Yaş
29
Uzaylı kavramı ..farklı hayatlar var mı nitekim bilemiyorum göremediğimiz için ..amma !
keşke onların soyunda şöyle bir adet olsa da ..her yıl dünyaya inip ,üstün teknolojileri ile kurbanlık insanları alıp bi götürse ...koyunlar insana ; insanlar koyuna bakardı o zaman ..

tooplu kıyımın babası olacak ,tabii ki yazık .
 

Aydın

Yeni üye
Katılım
5 Haz 2012
Mesajlar
95
Puanları
0
Yaş
26
Hırsızın elini kesen,dinden çıkanın kafasını kesen neden hayvanları katletmesinki ?
 

okur-yazar

Yeni üye
Katılım
9 Eyl 2011
Mesajlar
2,158
Puanları
0
Yaş
49
İlk mesajınızda zavallı hayvan diye konuya girince ben derdinizin can alınması olduğunu zannetmiştim. Merak etmeyin hangi kavram için can alınırsa alınsın sonuç itibari ile o yeniyor. Bu kurbanlık için geçerli ama sadece. İnsan canının alınması ise vahim.

İster bir heykelin rızası, ister bir insanın rızası, ister bir tanrının rızası için kesilsin, sonuç itibariyle insanlar bu kesilen hayvanları yiyerek karınlarını doyuruyor.

Kurban ve bayram anlayışları ise benim nezdimde çok farklıdır. Bayram kişinin içsel buluşlarında, farkındalıklarında yaşadığı tarifsiz neş'edir ve kurban da kişinin şartlanmalarını her yıktığı, kendi yarattığı illüzyondan uyandığı, nefsine özdisiplin kazandırdığı, kendi hayvanını kestiği, uyandığı her andır.

Kendi kurbanını kesen kendi bayramını yaşar.

Hayvanın kesilmesi semboliktir benim için. Bazı ezoterik bilgilere göre de hayvan kesimi anında fışkıran kandan dolayı orada ani bir enerji çıkışı oluyor, bir aura oluşuyor ve orada bulunan insanların farkındalıklarına bu yardımcı oluyor. Çok daha eskiden de insanlar kurban edilirdi bu yöntemlerle. Bu benim bir yerden okuduğum bir bilgidir ama, ne kadar doğru bilemiyorum. Bugün kurbanın anlamı ise artık insanların ve genellikle fakir, imkanı olmayan insanların karınlarının doymasıdır.

Dünya, insanlık eğer vejeteryan yoluna girer ve bunun şahsi farkındalığa olan faydalarını görürse, bu gidişatta kurban geleneği bitebilir fakat et gıdası önemlidir, içerisindekilere ihtiyacımız var daha güçlü, enerjik olmak için, o yüzden de et yemek bitmez ve bununla birlikte kurban geleneği de bitmez.

paslıçivi, biraz uçmuşsunuz son cümleleriniz ile. Ne yani kurban kesen, kestiren ve yiyen potansiyel insan katili mi? Bu bağdaştırmanız biraz zorlama olmuş.
 

paslıçivi

Yeni üye
Katılım
13 Şub 2012
Mesajlar
241
Puanları
0
Yaş
52
İlk mesajınızda zavallı hayvan diye konuya girince ben derdinizin can alınması olduğunu zannetmiştim.
sevgili Kaan.. can alınması nasıl benim derdim ya da başka birinin derdi olabilir ki?
can almak bu yaşadığımız dünyada bir seçenek/tercih değil bir zorunluluktur..
ben bir hekim olarak hergün antibiyotik yazarak milyarca mikroorganizmanın(mikrop) canını alıyorum
herkes sinek, haşere, parazit ilacı kullanıyordur sanırım, bu da bir can almadır..
çoğunluk et yiyiyor, et yemek canlı öldürmektir
et yemeyenler bitki yemek zorunda, bitki yemek bir can almadır..
bir tek insandışı canlılar "kendinden öte" değerler/kavramlar için can almazlar, çünkü egoda değil ilk benliklerinde yaşarlar..
tüm canlılar yaşamda kalmak zorundadırlar ve bunun için tek seçenek organik madde tüketmektir
organik madde karbon atomu içerir, karbon atomu canlılığın temel taşıdır..
"-ben her türlü can almaya karşıyım" diyen bu dünyada yaşayamaz ve ölümü tercih etmek zorundadır..
çünkü yaşam için organik madde tüketmek zorundadır yani beslenmek zorundadır..
varoluşun düzeni böyle, hep söylerim "kaos bir zorunluluktur" diye..
biribirimizi bir şekilde yemek ve mücadele içinde olmak zorundayız, bundan kaçış şimdilik yok..

insanoğu türü olarak yaşamda kalmaya çalışmak kadar doğal bir dürtü ve hak olamaz..
işte burda insanoğlu türü yani "hepimiz" değil sadece "biz temelli" bir anlayış olan insandan öte kavramlar için can alınması söz konusudur..

burda vitrindeki görünen amaç herkesin beslenmesi, et yemesi gibi görünebilir ama ben şimdiye kadar kurban etini bir gayrimüslimle paylaşan görmedim, zira islam da gayrimüslime sıcak bakmaz.. gerçi bu dünyada başka dine sıcak bakan bir din uygulamada yoktur, lafta çoktur.. o etin bile dağıtılma kuralları vardır ve bence hiç hoş/insani/vicdani değildir.. hepimizci değil benci/bizci bir benlik modelini yansıtır..
 

okur-yazar

Yeni üye
Katılım
9 Eyl 2011
Mesajlar
2,158
Puanları
0
Yaş
49
Bir anlığına sırf dine karşı olmak (hissiyatı ile) için can almayı dert edindiniz gibi algıladım zavallı hayvan diyerekten. Bu olabilir. Yanlış anlamışım demek ki. Evet kişi vejeteryan olsa bile sonuç itibari ile bitkileri öldürmek zorunda yaşamak için.

Bu arada ilaç yazan bir hekim misiniz anlayamadım? Bu ilaçların insanlara zararını henüz yeni yeni öğreniyor ve araştırıyorum. Biraz daha donanımlı olarak sizinle bu konuyu konuşmayı isterdim fakat henüz bu konuda yeterli değilim. Yakın zamanda Irwing Kirsch'in Antidepresan Efsanesinin Sonu adlı kitabını bulup okumayı planlıyorum. İlaç şirketlerine sızan yazar tüm sırları ifşa ediyor.

İnsanlığın genelinin yakın zamanda kinesiyolojiyi keşfetmesini ve artık ilaç kullanmayı terk etmesini umuyorum. Chi enerjisi doğrulan sağlıklı insan hastalanmaz ve hastalanırsa da insan bedeni kendi kendisini iyileştirmeye yatkındır. İlaçların hepsi gereksizdir. Türkiye'de sisteme uymayan aklı başında, araştırmacı, tek tük farkındalık sahibi hekimler ortaya çıkmaya başladı. Sisteme uymadığı için sistem tarafından dışına atıldıkları da oluyor, sistem içinde kalıp en azami şekilde ilaç yazan da oluyor. İlaçlar insanlıktan çıkmış olanlar içindir. Yani hayat boyu kendisine (zihinsel, duygusal, bedensel, ruhsal sağlığına) bakmamış olanlar içindir.

İslam'da gayrimüslime sıcak bakılmaz demişsiniz. Muhammed hicret ederken rehberliğini bir putperest yapmıştı. İslam geleneğinde emaneti ehline teslim etmek diye bir tabir vardır. Ve her emanetin sahibi de Müslüman olmak zorunda değildir. Bu yüzden Müslümana bakarak İslam'ı yargılamak pek hoş değil benim nezdimde.

Dünya vejeteryan olsa idi ve sadece Müslümanlar kurban kesip et yiyor olsa idi, herhalde kıyamet kopardı. O zaman da acaba burada can almak doğaldır felsefesini yapıyor olur muyduk merak ediyorum açıkçası.
 

Turgut Saka

Yeni üye
Katılım
13 Eki 2009
Mesajlar
538
Puanları
0
Yaş
36
yarın sabah kurban kesecekler..
bir an için o zavallı hayvanın yerine kendinizi koyun..
vicdanınız hala rahatsa sorun yok..
ben insanlıktan istifa ediyorum..
beslenmek için evet ama inanç gereği..
umarım bir gün insanoğlundan daha zeki bir canlı evrilir ve inancı gereği insanoğlunu kurban eder..
yarın kurban kesecekler, hayvanın taşaklarını paslıçiviye gönderin..
canı taşak çorbası istiyor..
allahınız kabul etsin..
ne avcılık işe ile uğraşanlar bu kadar eleştirilir ne kasaplar... eskiden şeriatin kestiği parmak acımaz idi şimdilerde bilimin kestiği bacak...
hakkınız var, sayın paslıçivi. aslında insanlıktan her gün istifa etmek gerek...
para için kesilen hayvanları düşünsek... para için bir hayvanı kıtır kıtır kesmek, inanç için doğramaktan daha kötü olamaz mı? ya daha kötüsü; zevk için yapılanı?
işin aslı, dinen doğru düzgün bir açıklama getirmeyi beceremem,, ama benim dinimde ve geleneğimde kurban kesmek aslına bakılırsa en güzel beslenme şeklidir. şahsen o kurbanı kesilirken görürüm ve eve gidince de onun kavurmasını bir güzel yerim. bu şekilde en azından bir şey yememin aslında bir şeyi ellerimle öldürmek olduğunu en gerçekçi şekliye görebilirim. bir şey yemenin ve yaşamanın nasıl bir sorumluluk olduğunu ve benim yaşamam için dünyada nelerin olup bittiğini küçük bir özetle görmüş olurum. ve bu durumu aslında belki sadece inanç ile açıklayabilirim ki bu kadar ciddi bir meseleyi herhangi bir bilim dalı yada ideoloji açıklayamaz ya da bu konu hakkında sorumluluk edinemez. tabi klasik besin zincirini bir açıklama sayıp ona güvenemem en azından bu beni tatmin etmez ya da bana polayannaca bir rahatlık da vermez. yani yaşamak için öldürmek eylemini tanımlak ile yaşamak için öldürme eyleminde bulunmak ayrı ayrı şeylerdir...
açıkçası ergenliğe giren bir genç kesinlikle ve kesinlikle en azından bir kurban kesimine götürülmelidir. kesilirken gördüğü bir hayvanın etinden yemelidir. ya da hayatı boyunca et yememelidir.
 

Turgut Saka

Yeni üye
Katılım
13 Eki 2009
Mesajlar
538
Puanları
0
Yaş
36
eklemeden edemeyeceğim,
ilaç şirketleri ya da hayvan deneyi yapan tüm bilimsel kuruluşlar her ayın belli bir günü, deney-gözlem için öldürdükleri-sakatladıkları maymunların, farelerin, domuzların, atların, ineklerin ve belki insanların... vs fotoğraflarını yayınlasalar ve tabi bir envanterini yapsalar ve daha da samimice bu tip deneyleri insanların gözü önünde ya da canlı olarak bir tv kanalından yayınlasalar, eminim ki bilimden de deney-gözlem denen şeyden de nefret etmeye başlarız, insanlığımızdan istifa eder, yılda beş kurban bayramı yapılsa dahi ciddiye alınacak bir şey olarak görmeyiz...
şöyle bir düşünüyorum şimdi... üzerinde kanser ilacı denenecek olan bir maymunun kafesten kaçtığını ve e-5 te trafiği alt üst ettiğini...ya da ileride ışınlanmaya çalışılan bir gergedanın cidden ışınlanıp bizim evin içine girdiğini...
 

Jokers

Yeni üye
Katılım
27 Eki 2012
Mesajlar
24
Puanları
0
Yaş
23
Hırsızın elini kesen,dinden çıkanın kafasını kesen neden hayvanları katletmesinki ?
Evet burası bir din forumu değil fakat bunu demeden geçemiyeceğim, kardeşim bi kere İslam dininde kafirlerin kafası kesilecek diye bir ayet yoktur, bu tamamen uydurmadır. Evet hırsızın eli kesilir, zina yapana sopa vurulur, 2 sini aynı anda yapana ve üstelik adam öldürenin ise elleri çapraz kesilip, gözleri oyulur. Bunlar şeriat olan ülkelerde hala uygulanmaktadır ve uygulansında bu bir kuraldır, ama görüyorsunuz ki Türkiyemizde Din özgürlüğü vardır ve bunlar uygulanmamaktadır, hatta üstüne dinimize, Allah'ımıza, peygamberimize küfür edenlere bile göz yumulmaktadır. Sen çok yanlış düşünüyorsun.

O hayvanlara yazık diyen arkadaşım, sen o etleri yerken, salamları, sucukları ve birçok etten yapılan şeyleri yerken bunları düşünüyormuydun ? Biraz mantıklı olun, Kur'an-ı Kerim'de kurban bayramı ile ilgili 9 tane ayet vardır ve Allah yolunda giden hayvanlara yazık değildir ve üstüne sevapdır. Benim tek anlamadığım durum böyle şeyler sadece bayramlardamı aklınıza geliyor? Kasaplar neredeyse her ayda 3-4 tane kesiyor, siz o etleri alırken, yerken aklınıza gelmiyor ? Sadece bayram günlerindemi geliyor? Lütfen biraz mantıklı düşünün..
 

paslıçivi

Yeni üye
Katılım
13 Şub 2012
Mesajlar
241
Puanları
0
Yaş
52
sevgili dostlar..
yazılanlara baktımda benim sanki islam karşıtı, kurban kesme karşıtı, bilimin/tıbbın kölesi, körkütük taraftarı gibi bir algı sezinledim..
ben ne islam karşıtıyım ne kurban kesme ne de bilimin körkütük uşağı..

-benim tarafım çok net: insanoğlu tarafı
-karşı durduğum taraf da çok net: insandan öte kavramları insandan öne/üste çıkarmak..

burda zaman ve coğrafya olarak islam dininin kurban bayramı yaşandığı için o örnek seçilmiştir, yoksa başka bir dinin/inancın/ideolojinin yaptığı insandan öte kavramlar içinde pozisyonum aynı..

noel için hindilerin kesilmesi gibi, şayet bu inanç için kesiliyorsa..

benim islama olan yakınlığım neyse hrisityanlığa museviliğe hinduizme ateizme budizme olan mesafem aynıdır..

benim ulaştığım bilince göre bunların hiçbirinin diğerine bir üstünlüğü vs yoktur, hepsi aynı bilinç düzeyidir..
nedir o bilinç düzeyi? varoluşa anlam ve içerik verme bilinçaçıklığı.
diğer bir tabirle "varoluşun anlamı nedir" sorusuna verilecek cevap..

kişi bu bilinçaçıklığında yaşadığı sürece bu izmlerden ideolojilerden birine taraf olmak ve tutunmak zorundadır zaten.. müslümansa islamın, ateiste bilimin, budistse budizmin, kölesidir zaten..

benim taraf olduğum bilinçaçıklığında varoluşa anlam ve içerik verme diye bir şey yok..
varoluşun gizemini/bilinemezliğini ve epistemolojik gerçekliği kabullenip bu bilinç düzeyini terketmek var..

artık "varoluşun anlamı nedir" sorusuyla uğraşmak cebelleşmek yok, çünkü bu sorunun cevabı yok ve verilecek her cevap bir inançtır..
ve enönemlisi bu cevaplar insanoğlu arasında bölücülük bozgunculuk yapar.. bakın benim islama/kurbana karşıymış gibi görünen bu yazımda islam taraftarları/sempatizanları hemen savunmaya geçti.. zamanında ben de müslümandım sizi çok iyi anlıyorum..

benim bahsettiğim bilinç düzeyinde ne idealistler gibi bir din tanrı kavramı var ne de mateyalistler gibi ateizm ve madde var..
bahsettiğim bilinç düzeyi tüm bunların dışında ve ötesinde..
insandan öte, insanın üstünde bir değerein kölesi olmayıp insan merkezli bir bilinçaçıklığı
ne herhangi bir dinin taraftarlığı ve köleliği var ne de bilimin taraftarlığı ve köleliği..
ille de bir taraftarlık ve kölelik arıyorsanız tek cevabı var.. insanoğlunun taraftarlığı ve köleliği
ama bu insanoğlu taraftarlığı şu veya bu kısmi insanlar için değil tüm dünya insanlığından bahsediyorum..

dünya insanlığı için birlik ve beraberliği için hayvan da kesicez, bitki de doğruyacağız, bilimin ilerlemesi için canlılar üzerinde deney de yapıcaz..
ama tüm bunlar dünya insanoğluna hizmet etmek için olacak..
o tanrıya, şu ölüm sonrası yaşama, bu bilimsel statüye, o ideolojiye hizmet etmek için değil..

masamızın üzerinde binlerce yıldır duran bu varoluşa anlam ve içerik verme bilinçaçıklığının iki ana parçası idealizm ve materyalizmi elimizin tersiyle temizleyip masanın üzerine sadece insanı koyucaz..

yani ne yaparsak yapalım bu dünya insanoğlu için olacak.. insandan öte hiç bir kavramı/değeri insandan daha üstün görmiyeceğiz.. buna inandığınız tanrılar dahil..

şimdi sen nediyorsun birader diyebilirisniz ya da bunları söylemek kolay da, bu durma nasıl geleceğiz, daha doğrusu bu bilinç düzeyinin varlığından haberdarmıyız, haberdar olsak bile böyle bir bilinç düzeyine insanoğlu kendi isteğiyle çıkabilir mi?

işte bende bunu dile getiriyorum, bu sizin özgür iradenizde değil, zamanında benim de özgür irademde olmadığı gibi..
bunu ancak bu bilinç düzeyine çıkıp deneyimleyince kavrıyorsunuz ve insanlara bunu istediğiniz kadar anlatın o kişi kırılma noktasında değilse sadece size karşı çıkıp eleştirecektir, sizi dışlayacaktır.. bu derin uykuda rüya/kabus gören bir insanı dışarden dürtmeden güzel seslerle uyandırmaya benzer, kişiyi uyandıramazsınız aksine rahatsız edersiniz.. kişi ancak o kabustan uyanırsa sizin yaptığınız şeyin kıymetini anlayacaktır..

bilmiyorum zihnimdekileri aktarabiliyormuyum ama kırılma noktasında bir kaç kişiye bile ulaşabilirsem benim için mutluluk olacak..
 

Jokers

Yeni üye
Katılım
27 Eki 2012
Mesajlar
24
Puanları
0
Yaş
23
paslıçivi;113521 o tanrıya' Alıntı:
Bu lafını söylerken biraz abartı kaçmıssın, burda islam dininden olan var, hristiyandan olan var, yahudiden olan var kardeşim ve bu dinler Allah üzerine ibadet yapıyor demek daha mantıklıı..
 

paslıçivi

Yeni üye
Katılım
13 Şub 2012
Mesajlar
241
Puanları
0
Yaş
52
Bu lafını söylerken biraz abartı kaçmıssın, burda islam dininden olan var, hristiyandan olan var, yahudiden olan var kardeşim ve bu dinler Allah üzerine ibadet yapıyor demek daha mantıklıı..
sevgili Jokers, sanırım "hizmet etmek" kavramını uygun görmedin, onun yerine "allaha ibadet etmek" kavramı daha uygundur diyorsun, dediğin gibi olsun sorun yok..
ama ister islam olsun ister hrisityanlık ister allah, ister musevilik ister diğer doğu dinleri ve onların tanrıları, ister nonteizm sonuç değişmiyor..
bu saydıklarımızın hepsi insandan öte, insandan üstün görünen kavramlar..
siz insandan öte bir kavramı alır ve yüceltirseniz dünya insanlığında barışı kardeşliği sağlayamazsınız, yapacağınız tek şey ayrımcılıktır, bölücülüktür ve bozgunculuktur..

ve bu insandan öte yüceltirlne değerlerde sadece dini inanç kavramı yok, milliyetçilik var, etnik kimlik var, göreceli ahlak namus vs var. tüm bunlar insanoğlunu böler biribine düşürür..

haa banane insanoğlu kardeşliğinden, ben inancıma göre yaşar öbür dünyalara hazırlanırım derseniz diyecek bir şeyim olmaz, olamaz..
 

Jokers

Yeni üye
Katılım
27 Eki 2012
Mesajlar
24
Puanları
0
Yaş
23
ve bu insandan öte yüceltirlne değerlerde sadece dini inanç kavramı yok, milliyetçilik var, etnik kimlik var, göreceli ahlak namus vs var. tüm bunlar insanoğlunu böler biribine düşürür..

haa banane insanoğlu kardeşliğinden, ben inancıma göre yaşar öbür dünyalara hazırlanırım derseniz diyecek bir şeyim olmaz, olamaz..
Şimdi kardeşim din ayrı, dediklerin aydırıdır.. Din kişiden kişiye değişiyor biliyorsunuz, görüşler, fikirler sizin alta belirtmiş olduğunuz "banane insanoğlu kardeşliğinden" siz bu cümleyi kurarken belirtmek istediğiniz şey galiba Dinine ibadet yapan milliyetçiliği, namusu vb şeyleri yapmaz sanıyorsunuz.. Fakat çok yanlış düşünüyorsunuz bilindiği üzerine Atatürk'de bir müslümandı fakat sizin dedikleriniz herşeyi yaptı, yaptırdı. Ve birçok insan böyledir, ben bir müslüman olarak şahsen sadece dinini düşünene başka hiçbirşeye önem vermiyene namusuna, saygsına, sevgisine vb. gibi şeylere önem vermiyene bende kızarım bende ona saygısızlık yaparım..

Galiba siz bir ateist yada deistsiniz, benim inanada saygım vardır, inanmıyanada saygım vardır fakat ta ki inanmıyan inana saygısızlık yapana kadardır, "öbür dünyalara" derken çoğul bir ek kullanmışsınız, ahiret tekdir.

Yani benim demek istediğim şudur ki; Dinine ibadet yapanlarda, sizin saydıklarınızın hepsini yapabilir, fakat onlara göre Din herşeyden önce gelir ve gelmelide ..
 

paslıçivi

Yeni üye
Katılım
13 Şub 2012
Mesajlar
241
Puanları
0
Yaş
52
Şimdi kardeşim din ayrı, dediklerin aydırıdır.. Din kişiden kişiye değişiyor biliyorsunuz, görüşler, fikirler sizin alta belirtmiş olduğunuz "banane insanoğlu kardeşliğinden" siz bu cümleyi kurarken belirtmek istediğiniz şey galiba Dinine ibadet yapan milliyetçiliği, namusu vb şeyleri yapmaz sanıyorsunuz..
hayır vurgulamak istediğim bu değildi..
din, tanrı, ölümsonrası yaşamlar, milliyetçilik, göreceli ahlak, politika, siyaset bunların hepsi "insandan öte" kavramlardır..
ve bu kavramların birini veya birden fazlasını sahiplenip insandan daha değerli hale getirirseniz dünya insanlığında barışı sağlayamazsınız demek istiyorum..

Galiba siz bir ateist yada deistsiniz,
hayır ben ne bir dine mensubum ne de o bahsettiğiniz nonteist akımlara.. yani müslüman hrisitiyan budist olmadığım gibi ateist deist veya panteist falanda değilim.. yukarıda da bahsettiğim gibi bunlar idealizm ve materyalizmin alt başlıklarıdır ve "hayata anlam ve içerik verme bilinçaçıklığıdır"

benim bulunduğum bilinçaçıklığı hayata anlam ve içerik verme tabanlı değil "insanlaşma/aydınlanma" tabanlıdır..
ben hayatın ne anlam geldiğiyle ilgilenmiyorum, o tabandan bakıldığında bilinemezciyim

"öbür dünyalara" derken çoğul bir ek kullanmışsınız, ahiret tekdir.
öbür dünya kavramı bildiğiniz gibi din kavramının içindedir ve dünyadaki bazı dinlerde (budizm ve hinduizm) öbür dünyalar tek değildir ve sonsuz yaşamlar vardır.. siz ahiret tektir derken semavi dinlere göre tek ahiret inancı vardır demek istediniz sanırım.. ben tüm dünya dinlerini kastediyorum.. çünkü o dinlere inananlarda senin benim gibi insan ve binlerce yıldır milyarlarca insan inanıyor..
 

okur-yazar

Yeni üye
Katılım
9 Eyl 2011
Mesajlar
2,158
Puanları
0
Yaş
49
İnsanı yüceltmek de bir tabuya dönüşebilir. Sonuç itibari ile tanrı derken zihnimizde bir şey belirir, bilim derken zihnimizde bir şey belirir ve insan derken de aynısı gerçekleşir. Ya her şeyi yüceltmek ya da hiç bir şeyi yüceltmemek yanlısıyım. Bir şeyleri düşürüp bir şeyleri yükseltmek yanlısı değilim.

Sonuç itibari ile hiç bir ateist bir dindardan ya da hiç bir dindar bir ateistten hayat hakkında bir şey öğrenemeyeceğini iddia edemez.

Her insandan bir şey öğrenilir, bu tabulu bir insan dahi olsa. Mühim olan öğrenenin kendi tabularını bir kenara bırakıp verenden alacağına bakmasında. Aksi halde kişi karşısındakinin görüşüne, duruşuna takılır ve söylediklerini duymaz. Bunu siyaset alanında görüyoruz. Anlayış yok. Ama anlayışın olduğu yerde de siyaset olmuyor ve objetif, tarafsız görüş oluyor. Kişi tarafsız olmuyor, kişi taraflı olabilir fakat anlayışı taraflılığının önüne geçince tarafsız görebiliyor aksi halde kendi tarafından görür ve baktığını göremez, ancak bakışı ne ise baktığı yerlerde de onu görür.

Ama elbette tarafsız bakış yetmeyebiliyor, bilgi eksikliği de tarafsız bakışa engel teşkil edebiliyor.

Din sadece yüzeyi ele alındığında hurafeden ibarettir fakat felsefesi ele alındığında o zaman anlam kazanır ve işe yarar. Zihindeki dinden, şartlanmadan kurtulmak gerekir ya da kişi o şartlanmada ise en azından bulunduğu dinin felsefesine inip oradan kendisini bilmelidir ama iki arada bir derede kalırsa işte o uyku halidir. Böyle -meli, -malı'lı konuşuyorum ama benim gördüklerim bunlar, elbette farklı çok yöntem vardır, kişi kendi hayatında yürüyerek bunları tecrübe edecektir. Sonuç itibari ile kendini bilmek kendinden geçiyor, başkasından değil.

Kendini bulmak, bilmek, görmek, sevmek, ermek için kurban kesmek gerekiyor; başka yolu yok. Kişi kendindeki hayvanının kurbanını keserse oradan bir algı açıklığına erişir, işte bu algı açıklığına erişme halinde yaşanan neş'e, huzur kişinin kendi kurban bayramını kutlamasıdır. Kurban nasıl kesilir? Herkese göre değişir. Kişinin en zorlandığı şeyi yapması gerekir yani hayatında nerede sorumluluk almıyorsa oradan sorumluluk alarak. Sorumluluk almama sebebi korkudur. Kişi böylece korkuları ile yüzleşir ve bu yüzleşme egoyu kırmak, nefsi, hayvanı kesmek, kurban etmektir, böylece kişi yüzleştikçe irade sahibi olur. Ne kadar büyük hayvan keserse o kadar irade sahibi olur. O kadar özsaygısı tam insan olur. Yani aydınlanır.

Gerçek anlamda hayvan kesmek ise çok eski mistik bir gelenektir. Eski insanlar bunun daha farkındaydı. Hayvanın boğazı kesilirken ani bir kan fışkırır, işte o alanda bir aura, enerji alanı oluşur, tıpk dolunay zamanında suyun yükselmesi, insanın algısının açılıp, bilinç düzeyinin yükselmesi gibi, kurban kesimi sırasında da bu gerçekleşir. Bu mistik yolda araçlardan bir araçtır sadece. Geçmişte erenler bunu keşfetmiş ve uygulamış. Şimdi başka bir hal aldı.

Mitolojilerde de böyle anlatımlar vardır. Fakat bu anlatımlar özden mi gelme yoksa özü bilenler hakikati anlatmak için bu anlatımları mı kullandılar bilmiyorum. Ama bildiğim hakikat her dilde, her ağızda, her mecazda anlatılabilinir. Mühim alan karşımızdaki insanın anlayacağı dilde konuşmak.

Bazı felsefeciler sırf felsefe terimleriyle, bazı dindarlar sırf Osmanlıca, diğer daldakiler de hep kendi terimleri ile konuşuyorlar ve ısrar ediyorlar bunda bazen. Tıpkı Nurcuların Nur risalesini Çağdar Türkçe'ye çevirmemeleri gibi. İşte burada dil ve mecaz mı önemli yoksa insanın anlaması mı tartışması ortaya çıkıyor. Tıpkı devlet mi önemli yoksa insanın hakları mı tartışması gibi.

Sevgiler ve esenlikler.
 

paslıçivi

Yeni üye
Katılım
13 Şub 2012
Mesajlar
241
Puanları
0
Yaş
52
sevgili Kaan, düşünce ve bilinç düzeyi olarak ortak noktadaysak bu başlıktaki konuşulanlar artık ayrıntı olarak kaldı..
bizim asıl konuşmamız gereken "insanoğlu nasıl insanlık mertebesine yükselir, yükseltilebilir" konusunu konuşmaktır..
yoksa bize ne tanrıdan, kurban kesiminden milliyetçilik kavramından.. bunlar teferruatdan başka br şey değildir..
asıl görmemiz gereken resmi ıskalamayalım.
-insanoğlu niçin binlerce yıldır insanoğlu olarak kalmış ve sadece çok sınırlı sayıda kişi insan mertebesine yükselebilmiştir?
-bu mertebeye yükselmek kişinin kendi arzu/istenci dahilinde olan bir şey midir?
-bu seviyeye çıkamayan insanlara kızalımmı acıyallımmı yoksa çok farklı bir yaklaşım mı sergileyelim?

evet sevgili Kaan benim bu konuda düşüncelerim var ve zaman zaman sitede paylaşıyorum.. sen bu konuda neler düşünüyorsun öğrenmek isterim.

not: sevgili ferdinand bardamu, yazımın tamamını değil de site kurallarına uymayan kısmı düzenleyip/kesip yayınlarsan sevinirim, ama çok da önemli değil..
 

okur-yazar

Yeni üye
Katılım
9 Eyl 2011
Mesajlar
2,158
Puanları
0
Yaş
49
Artık ayrıntılardan sıyrılıp sadede gelmenize sevindim paslıçivi.

yoksa bize ne tanrıdan, kurban kesiminden milliyetçilik kavramından.. bunlar teferruatdan başka br şey değildir..
asıl görmemiz gereken resmi ıskalamayalım.
Şimdi belki şaşıracaksınız, inanamayacaksınız ama konunun başında beri sizin cümlelerinizi, yaklaşımınızı doğru bulmamama rağmen bu cümlenize katılıyorum. Eğer başından beri okuduklarımı anlayanlar oldu ise buna şaşırmayacaktır fakat buna şaşıranlar belki şimdi ne demek istediğimi anlamışlardır. Evet, gereken resmi ıskalamayalım fakat eleştirmek için de eleştirmeyelim. Eleştiri bir eleştiri olmadığında yapıcı olur aksi halde yıkıcı olur. Yapıcı olan pozitife odaklanmıştır ve pozitife giderken eleştiri yapıcı olur fakat odak negatife doğru olunca o vakit yıkıcı bir eleştiri yaratırız ve sırf karşı olmak için karşı oluruz ve kendimizi ele veririz, aslında öyle demek istemediğimizden söz ederiz falan filan fakat burada kişi sadece kendisi ile savaşır, başka kimse ile değil. Kişi ne yaparsa kendine yapar. Ben sizi anladım, sizin derdiniz insan ve hakikat, tamam, o zaman insandan konuşalım, hakikatten konuşalım, bırakın kurbanı murbanı teferruatı...

Resmi görmek teferruatı bilmek fakat ona takılmamaktır, resmi görmemek ise teferruata takılmak ve onu bilmemektir. Kişi bildiği şeye takılmaz, onu bilir ve terk eder ama bilmediği şey zihninde takılır ve kişi "ben bilmiyorum, bildiğim şey hiç bir şey bilmediğimdir" diyemez. İnsanın en büyük belası takılmaktır, akamamaktır. Akışa teslim olan bırakır, terk eder, akar. Takılmak muhaliflikte, dirençte ısrarcı olmaktır. Muhalifliğe odaklanan muhalif olduğu şeyi anlayamaz, teferruatını göremez, resimdeki parça oluşunu bilemez.

Kişi görüşlerinden, kişiliğinden sıyrılmadıkça (her görüşe karşı olmak, her kalıba karşı olmak da bir görüştür, kalıptır / ideolojilere karşı olmak da bir ideoloji yaratmaktır - zihin çok kurnazdır, insanı çok güzel aptal yerine koyar) olanı olduğu gibi göremez, olanı kendi gibi görür, kendi durduğu görüşten görür, bakışı gördüğüdür ve kişi gördüğüne göre tavır alır yani kendine aldığı tavırdır her sözü, her hareketi. Hayat kendimize olan tavrımızdan ibarettir o kadar. Sorumluluk tamamen bizde.

Şimdi ilginç sorularınıza gelelim.

-insanoğlu niçin binlerce yıldır insanoğlu olarak kalmış ve sadece çok sınırlı sayıda kişi insan mertebesine yükselebilmiştir?
Bu bir teferruattır. Sizin dışınızda olan bir şeydir. Başkalarının aydınlanması ile neden ilgilenesiniz ki? Başkaları aydınlanmıyor diye onları eleştirmek ya da onları aydınlanmaya zorlamak onlara zulüm değil midir? Sokrates'in dediği gibi birisini zorla mağaradan çıkartırsanız gözleri ışıktan acımaz mı ve canı acıdığı için size zarar verir vermez mağaraya bir hışımla geri dönmek istemez mi? O zaman sizin canınız acıdığında burada siz mi haklı olmuş olursunuz yoksa o mağaraya kaçan mı? Peki burada eğer siz onu suçlarsanız burada gerçekten kaçan siz mi olmuş olursunuz yoksa o mağaraya kaçan mı? İşte buradaki farkındalık aslında sizin de mağarada olduğunuzun farkındalığıdır. Başkasını aydınlanmıyor diye suçlamak ve onu mağara dışına hırsla itmeye çabalamak aslında durduğunuz yerin farkında bile olmamaktır. Siz mağaranın dışında durup o kişiyi dışarı çekmiyorsunuz, siz mağaranın içinde durup diğer kişiyi mağaranın dışına itmeye çabalıyorsunuz. Siz mağaranın dışında olsanız anlayışlı olursunuz (burada "siz" derken sizi kastetmiyorum) ve teferruata takılmazsınız, onu anladığınız için ama anlayışlı değilseniz, bilmezsiniz ve teferruata takılırsınız yani takıldığınız şeyi dışarıda görür, dışarıyı suçlarsınız ve sizin deneyiminiz dışı olan şeylere, dışınıza yönelirsiniz, içinizde çözmeniz gerekenleri görmezsiniz ve içinizden dışarı yansıttıklarınız ile iç problemlerinizi dış dünyayı değiştirmeye çalışarak çözmeye çalışırsınız fakat iç çözülmeden istediğiniz kadar uğraşın, tüm dünyayı cennet haline getirin yine de içinizi çözemeyeceksiniz, o boşluk hep olacak. Tek yapılması gereken içe bakmak ve içte bir sıçrayış yaşamak o kadar ama içe bakmak yürek ister, kişi kendisi ile yüzleşebilmek için her şeyden vazgeçebilecek psikolojiye, hazma hazır olmalıdır. Tek gerçek hazır olmak ya da olmamaktır. Hazır olan sıçrar ve gerçeği görür, hazır olamayan ise gerçeğin etrafında hayat boyu dolanır ve gitmesi gereken yeri hep erteler. Erteleyenler ise hayatlarında en ufak şeyleri bile ertelemelerinden belli olur.

-bu mertebeye yükselmek kişinin kendi arzu/istenci dahilinde olan bir şey midir?
Bu da bir teferruat sorusu. Bu soru "bu mertebe" diye ifade ettiğiniz şeye erişen kişinin dert ettiği bir soru değil, erişemeyen bir kişinin dert ettiği teferruatımsı bir sorudur. Bu tamamen felsefedir. Felsefe yapmaktır. Erişen kişinin umrunda bile olmayan bir soru. Ve cevabı ne olursa olsun ne fark eder? Bu soruya bir cevap herkes bulabilir. Düşünür, taşınır ve bir cevap verir: A, B ya da C ve belki de Z der. Peki ya sonra? Bitti.

-bu seviyeye çıkamayan insanlara kızalımmı acıyallımmı yoksa çok farklı bir yaklaşım mı sergileyelim?
Sadece seyreyleyin, izleyin sevgili paslıçivi. Bir şey yapmanıza gerek yok. Sadece insanlarda kendinizi izleyin. Kimleri erişmiş, kimleri erişmemiz diye yargılıyorsunuz, bunu yaparken kendinizi nereye koyuyorsunuz, her şeyi izleyin ve kendinizi ile yüzleşin. O seviyede iseniz o seviyeye çıkamayanlar sizin derdiniz değildir zaten, keyfinizi bozmayın, dengenizi bozmayın ama o seviyede değilseniz başkalarını dert etmeyi de bırakıp artık kendi sorumluluğunuzu alın, suçlamayı bırakın, ertelemeyi bırakın ve aynaya bakın.