Küçük Şeyler...

Konu İstatistikleri

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Serbest Kürsü kategorisinde odun tarafından oluşturulan Küçük Şeyler... başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 571 kez görüntülenmiş, 16 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Serbest Kürsü
Konu Başlığı Küçük Şeyler...
Konbuyu başlatan odun
Başlangıç tarihi
Cevaplar

Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan odun

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
İnsanlar, farkındalıklarının farkına vardıklarından beri epeyi bir zaman geçmesine rağmen, hălă birbirini kesmeye, tecavüz etmeye, öldürmeye, kendi dini inançlarını ve yaşam tarzını başkalarına dikte etmeye devam ediyor. En yakışıklı tanrı didişmesi, en doğru din kavgası ve savaşı günümüzde bile tüm hızıyla devam ediyor ve bu gidişatın devam edeceği de ortada.

Bunlar yetmiyormuş gibi...
Seçilmiş siyasetçiler/yöneticiler saçma sapan gerekçelerle masum insanların ölmesini göze alarak, komşularına savaş ilăn edebiliyor. Diğer yandan hergün tabiatın ırzına geçiyoruz, anasını ağlatıyoruz ve hayvanların canına okuyoruz; bariz bir şekilde baş göşteren iklim sıcaklığının artışının birincil sorumlusu bizleriz. Dünyanın dört bir yanında küçüklü büyüklü lüzumsüz savaşlar cereyan ediyor.

Bu verilerinin ışığında, kendimizden aşağıda gördüğümüz hayvanlardan da pek bir üstünlüğümüz olmadığı ortada. Hatta bazı hal ve hareketlerimiz, onlarınkinden de geride. Sırf spor/zevk adına hayvanları avlıyoruz, sırf hayali varlıklar uğruna hayvanları boğazlıyoruz.
Yamyamlık, bencillik ve çıkarcılık genlerimizde var galiba...

İnsanlar gerçek karakterlerini ne zaman gösterirler, hiç düşündünüz mü?
Kendimin de deneyimlediğim ve ilk aklıma gelenler şunlar:
- trafikte araba kullanırken
- hotelde yemek zamanı hazırlananan açık büfenin önünde
- trafik lambasında beklerken
- her hangi bir kuyruk sırasında
- daha fazla gücü eline geçirdiği zaman
- toplu taşıma araçlarına inip binme esnasında

Halbuki insanı insan yapan, küçük şeylerdir aslında.
Bir jest, içten gelen bir gülücük, kendi sırasını başkasına vermek, empati, yardımlaşma vb...
 

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
Olayları olduğundan daha karamsar görmek veya dramatikleştirmek, çoğu insana özgü bir alışkanlık galiba ve bu nedenle hayattaki güzel anları ve küçük şeyleri gözden kaçırıyoruz. Başka nedenleri de yok değil. Mesela iş hayatının dayadığı monoton bir düzen, hayatta kalmak için para kazanma zorunluluğu, kariyer yapma derdi ve gelecek kaygısı gibi sebepler yüzünden hayatı dolu dolu yaşayacağımıza, hayat yanımızdan gelip geçiyor.

Halbuki hayatımız milli piyangodaki en büyük ikramiyeyi kazanmaya benziyor; her gün yeni yeni bir durum ve yeni bir şanş. Çünkü her gün evden çıktıktan sonra sağ salim dönüp dönmeyeceğimiz bile meçhul.
 

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
Bazen toplu taşıma araçları ile bazen de kendi arabam ile işe gidip gelmekteyim. Direksiyonun başına geçince bazı insanlara bir haller oluyor, gerçek kişilikleri dışa vuruyor diyebilirim. Vurdum duymaz bir şekilde aşırı hız yapan mı dersiniz, sinyal vermeden sağa sola dönen mi dersiniz, aniden önünüze geçen mi dersiniz, habire korna çalarak kafanızı şişirenler mi dersiniz, park yerinizi kapan mı dersiniz ve daha neler.
Herkeste bir koşturmaca; kimsenin aklına acızık soluklanmak, sakinleşmek veya yavaşlamak gelmiyor.
İlginç bir hayvan türüyüz!:D
 

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
Herhangi bir kuyrukta kendi sırasının gelmesini beklemeyip, ha bire uyanıklık yaparak öne geçmeye çalışanları gördükçe, beni hep bir gülme tutuyor. Sanki iki dakika daha fazla bekleseler, bir tarafları eksilecek. Bu tip insanlar, herhangi bir acil durum anında, başkalarının ezilmesini göze alarak ilk önce kendini kurtarmaya kalkar. Bunlar empatiden yoksun olanlar.
 

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
Hayat/yaşam çok zalim bir şey. Bir tarafta keyif yapan ve gününü gün edenler, diğer tarafta her an ölme/öldürülme tehlikesi yaşayanlar. Şu an itibarı ile Avrupa´nın doğusunda yaşanan istila/savaş nedeniyle kimbilir kaç insan ve çocuk ölmüştür. Kimbilir kaç tanesi en azından canını kurtarmak derdindedir.

Hayat böyle bir şey işte; ince bir çizgiye benziyor. Sansınız yaver gidiyorsa çizginin doğru tarafında oluyorsunuz ancak tersi durumda hayatınıza bile mal olabiliyor.

Doğanın kendisi zaten çok gaddar ancak bunu daha da gaddarlaştıran biziz aslında. Biz küçük şeylerle yetinmesini bilmiyoruz, biz imparatorluklar kurma hayallerinin peşinden gidiyoruz, biz utanmatan sıkılmadan masum çocukların ölmesini engellemiyoruz.
 

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
Değişik kültürler ve diller, zenginlik derler. Ben bu iddiadan o kadar emin değilim açıkçası, çünkü değişiklik/yabancılık aynı zamanda tarihler boyu düşmanlığı ve güvensizliği de beraberinde getirmiştir. Sebebi basit; insanlar bilinmezden hep ürkmüşlerdir/korkmuşlardır.

Mesela uzaylılar dünyayı ziyaret etmeye kalksalar ve amaçları barışçıl olsa dahi, onlara ilk etapta çekimser hatta düşmanca yaklaşım sergileriz.

Günümüze kadar hatırı sayıda ve çok farklı yapısı olan dilleri piyasaya sürmüşüz. Kime sorsanız, muhtemelen büyük çoğunluk kendi dilinin güzel olduğunu iddia edecektir. Halbuki dışarıdan bakan bir uzaylı için, hepsi aynıdır.

İşte tüm mesele bu. Uzaylı olmadan, hepimizin aynı olduğunu bir anlayabilsek ve bu dünyanın kimsenin malı olmadığnı kavrayabilsek, savaş/istila gibi üzücü olayların önüne geçilme olanağı sağlanacaktı.

Dramlar, hayat söndüren olaylar aslında hep küçük şeylere önem verilmeyişinden kaynaklanıyor. Zamanla hepimizi üzen büyük şeylere dönüşüyor.
 

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
Herkesin bildiği şöyle bir atasözü var: "Ağlamayan çocuğa meme vermezler." Tamam, çocuk %100 annesine bağımlı olduğu ve kendini belli etmesi için ağlamaktan başka çaresi yok. Peki, yetişkin insanlar neden bağırmaya veya isyan etmeye zorlanıyor. Öyle ya, karnı tok ve yatacak yeri olan birisi neden isyan etsin ki?

Demek mevzu sadece bir insanın karnının tok olması değil, çünkü birisinin hergün et yeme imkanı varken, diğerinin ayda bir belki de hiç imkanı yoktur. Ayda bir et yeme imkanı olan birisi bile, her imkana sahip olanları zamanla kıskanacak hatta onlara düşmanlık bile besleyecektir. İş mevzusunda olsun, para mevzusunda olsun ve daha nice başka durumlarda da bunlar yaşanıyor. Bir kesim güllük gülüstanlık içinde yaşarken, diğerleri onları imrenek izliyor.

Bunları neden yazıyorum? Çünkü hergün işe gidenler veya gitmek zorunda olanlar bilir. Araba ile veya toplu taşıma araçları ile olsun farketmez. Yukarıdaki sebeplerden ötürü ortaya çıkan bıkkınlık/bezginlik onların davranışlarına da yansıyor. Bilhassa araba ile gidenler bir nevi canavara dönüşüyorlar. Korna çalıyorlar, hızlı gidiyorlar, dönerken sinyal vermiyorlar. Her şeyden önemlisi asabileşiyorlar.

Diğer yandan sayıları 200´ü geçen büyüklü küçüklü ülkeler var. Kimisi bir kasaba büyüklüğünde, kimisinin toprak büyüklüğü koskocaman olmasına rağmen hălă yayılmacı bir siyaset güdülüyor. "Aman da hepsi benim olsun" zihniyeti ülkeler seviyesinde de kendisini gösteriyor.

Halbuki, dünyanın hepsi senin olsa, ne yazar?
 

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
Herkesin bildiği bir atasözü daha var: "Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol":)
Mevzu internet olunca bu özlü sözün pek bir anlamı kalmıyor. Tamamen devre dışı oluyor, çünkü ortam anonim olunca, güzünü yuman ağzını açıyor. Bilhassa nefret, kin ve ırkçılık söylemleri almış başını gidiyor. Nefret, son yıllarda toplumlarda öne çıkan bir durum haline gelmiş vaziyette.

Azınlıklara, seçkinlere ve yabancılara karşı güdülen nefretteki artış, kuşkusuz, nefret edenlerin kendilerini anonim olarak ifade edebildiği ve yankı bulabildiği sosyal medyayla da bağlantılı. Anonimlik zırhının arkasına gizlenenler, bunun verdiği cesaretle, kendilerinden olmayanlara nefretlerini kusmaktan geri kalmıyorlar.

Böyle sanal ortamlarda aslan kesilenler, muhtemelen gerçek hayatta fare moduna giriyorlar. Halbuki hiç gereği yok, çünkü böyle yapınca sadece kendilerini kandırmış oluyorlar aslında.
 

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
Objektiflik veya tarafsızlık biz insanlara göre değil gibi, çünkü mesela en basitinden şu Ukrayna savaşı, daha doğrusu Rusya´nın Ukrayna´yı silahlı istilası...
Kim hangi tarafa sempati besliyorsa, közü kara karşı tarafı her bakımdan küçük düşürmeye ve öcü gibi göstermeye çalışıyor. Halbuki piyasaya sürülen haberlerin çoğunluğu yalan ve birilerinin uydurması. Gerçek ve tarafsız haberlere ulaşmak, savaş ortamlarında çok zordur.
Dediğim gibi...biz insanların yemediği nane yoktur. Savaş esnasında ölen zivilleri, çocukları soran pek yok. Kibirlik, çokbilmişlik, kin ve nefret o seviyeye ulaşmış ki herkes haklı çıkma peşinde. İnternet ve sanal ortamlar "İşte yine nasıl da koydum" minvalinde.
Yazık.
 

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
Atalarımız ne demişti?
- Yapılan bir yanlışı, başka bir yanlışla savunmak geri zekalılıktır.

Kendi yaptığı pisliği örtbas etmek için, diğerlerinin geçmişte yaptıkları yanlışlıkları ortaya sürenler var.
Eee, bu neyi değiştiriyor? Hiçbir şeyi; kendi yaptığı pislik hălă ortada duruyor.
Harbiden insanların bazı davranışları o kadar ilkel ki.
 

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
Bir pasta düşünün ve bu pastanın neredeyse yarısını kapmış olmanıza rağmen, gözünüz hălă diğer yarısına takılıp kalır.
İşte tam olarak bu zihniyete sahip siyasetçiler/yöneticiler günümüzde bile hălen mevcut. Bunlar yüzünden asırlardan beri bu dünyaya uzun soluklu bir barış gelemedi maalesef.
 

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
Garip bir canlılar topluluğu olduğumuz muhakkak. Bencillik mi, çokbilmişlik mi, sözde uzmanlık mı....hepsinden herkeste aşırı derecede var gibi. Diğer yandan, mütevazilik mi, dürüstlük mü...bunları arasak da kolay kolay bulamayız.
Maalesef biz buyuz; bu özellikler yüzünden asırlardan beri birbirimizi bir hiç uğruna yok etmeye çalışıyoruz.
 

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
Hani umut dünyası derler ya...tüm yaşamımız boyunca küçüklü büyüklü hedeflerimiz ve umutlarımızla yaşamla mücadele ediyoruz. Bazı umutlarımız gerçekleşse de çoğunluğu hayal olmaktan öteye gidemiyor maalesef. Zaman içerisinde hedeflerimizi kăh değiştiriyoruz kăh onlardan tamamen ümidimizi kesiyoruz.
İşte tam bu nedenlerle küçük şeylerin kıymetini azıcık bilirsek, hedeflerimizi de daha makul/rasyonel temele oturtma imkanına kavuşuruz.
 

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
Ara vermek, mola, soluklanmak...uzun lafın kısası, gündelik eylemlere bir süreliĝine ara vermeyi herkese tavsiye ederim. Rahatlıyorsunuz, boşalmış olan pilinizi yeniden doldurma imkanına kavuşuyorsunuz.

Toplam yedi günlüĝüne bambaşka bir diyara gittim ve kuş gibi hafifledim diyebilirim. Tertemiz köy havasını ciĝerlerime çektikçe üzerimde birikmiş olan tüm aĝırlıĝı üzerimden attım diyebilirim. Bu sayılı günleri hiçbir şeye deĝişmem. Ne süper bir yat, ne bir villa ne de lüks bir araba beni bu kadar mutlu edebilirdi. Bir kere daha küçük şeylere önem vermenin kıymetini öĝrenmiş oldum.
 

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
Paylaşmasını bilmek, belki acilen öĝrenmemiz gereken en önemli şeylerden birisi. Çünkü tarihin tozlu sayfalarına geriye doĝru baktıĝımızda çoĝunlukla hep tersini yapmışız. Hep bana, hep bana, demişiz ki bunun doĝal bir arzu/duygu olduĝunun farkındayım elbette. Ancak bunu yaparken onardıĝımızdan daha fazlasını da kırmışız.

Barışmak yerine savaşmayı, yaşatmak yerine öldürmeyi, sevmek yerine nefret etmeyi, onarmak yerine kırmayı tercih etmişiz çoĝu kez. Günümüzdeki durum da pek farklı deĝil. Demek ki hâlâ öĝrenememişiz paylaşmasını.

Kimbilir, küçük şeylerle mutlu olabilmek veya yetinmek, biz insanlara ters geliyordur belki. Elimizdekini paylaşmak doĝamıza aykırı gibi.
 

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
Gösteriş meraklısıyız. Paylaşmaktan ziyade bize ait olanları başkasına göstermesini seviyoruz. Bu bir araba olabilir, son model bir akıllı telefon olabilir, bir mücevher olabilir, bir ev olabilir, çok şey olabilir. Hatta para bile olabilir elbette.

Gösterişi önemsediĝimiz kadar paylaşmaya önem verseydik, bu dünya bambaşka bir yer olurdu. Paylaşmasını öĝrenmek, küçük şeylere önem vermekten başlar.
 
Son düzenleme:

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
Karıncayı veya bir sineĝi ezerken kılımız hiç kıpırdamazken, bir kedinin, kuşun veya köpeĝin kötü muamele görmesine tahammul edemiyoruz. Hemen yaygarayı basıyoruz.

Peki, neden bu tür çifte standart uyguluyoruz?
Karıncanın veya sineĝin diĝer canlılardan ne gibi bir farkı var da onları pek önemsemiyoruz?

Bunların sesi soluĝu pek çıkmıyor diye olmasın?!
Halbuki bunların da diĝerleri kadar yaşam hakları var ve bunlar da içinde yaşadıĝımız ekosistemin bir parçası. Haliyle bu küçük canlılar da iyi muameleyi hak ediyorlar.
 
Tüm sayfalar yüklendi.
Sidebar Kapat/Aç

Yeni Konular

Advertising

Yeni Mesajlar

Üst