kendimizce/aforizmalar

Nejdet Evren

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,780
Tepkime puanı
170
Puanları
63
Yaş
57
Kızılderili ana/atalarım der ki; "insan önemsediği şeyin sesini duyar" kalabalık olsa da bu ses duyulur....tartışmak ayırşmayı değil düşünsel çoğalmayı sağlar, ne ki "tartışma kültürü" varsa!, insan her daim sosyaldir; sosyal doğar, giydirmeler bu nedenledir ki insanın "tarihsel belleği"ni törpüler. görünen köy kılavuz istemez, görünmeyen köye kılavuz gerekmez...
 

Nejdet Evren

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,780
Tepkime puanı
170
Puanları
63
Yaş
57
Mide ve beyin karşıt diyalektiğe sahiptir, biri aç diğeri toktur, hangisinin aç olmasına dair istenç değiştirmek ya da köle kalmak arasında tercih yapmaktır...
 

Nejdet Evren

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,780
Tepkime puanı
170
Puanları
63
Yaş
57
“üretici güçler” ve “üretim araçlarının gelişmişlik düzeyi” ile “üretim ilişkileri” nin ne olduğunu toplumsal mücadele zemininde bilmek ve buna göre eylemde bulunabilmek her zaman önem arz etmiştir; bu ayrışım ve etkileşimleri, değişim ve dönüşümü empas etmek bilimsel felsefeden, bilimsel sosyo-ekonomik-politikten köktenci bir şekilde uzaklaşmak demektir, ki bu uzaklaşma er ya da geç sağ ya da sol tabir edilen sapmaya neden olur ve sonuç her zaman kayıptır...Marksizm bugün yüzelliyıl öncesi kadar elzem ve güncel olan bir bilim felsefesini sunmaktadır. Dünya gezegeninin yaşanılabilir olması isteniyorsa eğer, beşyüzyıllık “kapitalist ayraç” ın artık sonuna gelindiği ve kapitalist ekonomi ile atık yürünemeyeceği, emperyalist yayılımcılığın tüm insanlığı, doğayı tehdit eden bir virüs olduğu, bunun covid-19 dan hiç farklı olmadığının bilinmesi gerekmektedir. Kapitalist biriktirme/sermaye elzem bir vaka olsaydı bugün yaşanılan tüm olumsuzlukların hiç birinin olmaması gerekirdi; bugün dünya gezegeninde yaşanılan tüm olumsuzlukların tek nedeni kapitalist biriktime, ekonomik-politik öngörüsüzlük ve açlığın sonucudur. Öyle ise onu, kapitalizmi yer küreden ila-nihaye uzaklaştırmak gerekir. Bunun için önceden yazılmış bir formül, reçete yok ve gerekmekmemektedir...Ne ki, farklı olabilecek bir ekonomik-politik-sosyal düzleme dair inanç, bilgi ve beceri ile kararlı bir şekilde mücadele edilebilinirse eğer sonraki kuşaklara yaşanılabilir bir dünya bırakmak mümkün olacaktır; değilse gelecek kuşaklara cehennemsi bir dünya bırakan bir kuşak olarak lanetlenmek kadar acı bir şey olamaz...
 

Nejdet Evren

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,780
Tepkime puanı
170
Puanları
63
Yaş
57
İnanmak insanı huzurlu kılar ve aynı ölçüde köleleştirir, insan huzur ve kölelik arasında sıkışır kalır; huzur ve özgürlüğün aynı anda gerçekleşemeyeceğini gördüğünde huzursuzlanır, tüm inancını yitirmeye başlar ve özgürlüğe adım alır; lakin bu da yetmez, özgürlüğün inançsızlık temelindeki yargının bilinemediği bir zeminde bulur kendini, betona çakılmıştır, bir yol bir çıkış bulmak için çırpınır, yollar karmaşıktır seçemez, hem inancını hem de inançsızlığını aynı anda yitirir; dalgalar kıyıya inançla mı vurur bilemez, durgun ve kimliksiz olarak kulak kabartır, olmak nedir ki?
 

Nejdet Evren

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,780
Tepkime puanı
170
Puanları
63
Yaş
57
inanç, bilmediğimize dairdir; bildiğimize inanmamız gerekmiyor...bu nedenle" bildiğimiz her şey inançtır" şeklindeki görüşünüze katılamayacağım.
 

Muad'dib

Yeni üye
Kayıtlı Üye
Katılım
23 Ara 2018
Mesajlar
6
Tepkime puanı
3
Puanları
3
Şu ana kadar bildiğimiz ve doğru bellediğimiz her şey, mevcut ve her şeyi kapsayan bilgide bir zerreden fazlası değildir. Geriye kalan okyanus içindeki herhangi bir kap suya göre bizim bilgimiz inançtan öte değildir. O kap içindeki bilginin bile herhangi bir zerresi bizim bilgi dediklerimizi bir kenara atabilir. Bu durumda bizim bilmek zannettiğimiz hal, aslında bildiğimize inanmaktır. Cümlenin başındaki "her şeyi bilmeden" ön koşulu buna atıftır.
 
Son düzenleme:

Nejdet Evren

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,780
Tepkime puanı
170
Puanları
63
Yaş
57
evren sonsuz olduğuna göre ve mutlak olmadığına göre bilgi de sınırsız olacak ve hiç bir zaman tümünün bilinmesi söz konusu olmayacaktır. bu durum bilgi ve inancın örtüşmesini gerektirmemektedir. bilmediklerimizin devasa çokluğu bildiklerimizi gölgeleyemez ve onu inanç düzetine indirgeyemez.
 

Muad'dib

Yeni üye
Kayıtlı Üye
Katılım
23 Ara 2018
Mesajlar
6
Tepkime puanı
3
Puanları
3
"İnanç düzeyine indirgeyemez" Talihsiz bir cümle olmalı, çünkü inanç, bilgiye muhtaçtır bilgi de inanca muhtaçtır. Kuru kuruya ben inandım hali bilgi eksikliğindan dolayı dalgalı bir ruh ve akla sebep olur. Inancı olmayan insanın da bilgiye ulaşma ihtimali azdır. Çünkü kolayca vazgeçebilir.

Ve bilgiden emin olma hastalığı değil midir zaten insanları birbirine düşüren ya da dayatmaya vesile olan. Peki, karşıt iki bilincin elde ettiği bilgilerden hangisi gerçek, ne ya da neler karar veriyor buna? Kanıtlar mı? Hangi bilgi ile elde edilen kanıtlar peki bunlar? Ya da kanıtların kabul görmemesi, bilgiyi değersiz mi kılıyor? Bilgi sahipleri de kanıtları görmezden gelmiyor mu? Onların bilgilerine olan inançları tam olmuş olmuyor mu?
 
Son düzenleme:

NuriKara

Aktif üye
Kayıtlı Üye
Katılım
3 Ara 2018
Mesajlar
520
Tepkime puanı
99
Puanları
28
Şu ana kadar bildiğimiz ve doğru bellediğimiz her şey, mevcut ve her şeyi kapsayan bilgide bir zerreden fazlası değildir. Geriye kalan okyanus içindeki herhangi bir kap suya göre bizim bilgimiz inançtan öte değildir. O kap içindeki bilginin bile herhangi bir zerresi bizim bilgi dediklerimizi bir kenara atabilir. Bu durumda bizim bilmek zannettiğimiz hal, aslında bildiğimize inanmaktır. Cümlenin başındaki "her şeyi bilmeden" ön koşulu buna atıftır.
Yine de burada ince bir şey var. Neden inanacağımızı belirlerken, farklı sebeplere başvurabiliriz.

Ek olarak diğer bir incelik ise inandıklarının arasında çelişki olmamalıdır.

Bilgiden emin olamasak da çelişkilerden uzak ve de güzel sebeplerle edineceğimiz inançlara sarılmalıyız.
 

Nejdet Evren

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,780
Tepkime puanı
170
Puanları
63
Yaş
57
bir şeyi gerçekleştirebileceğine dair bir inanç/ısrarlı irade, bilinmeyene duyulan inanç ile aynı değildir; bilmenin gücü inancın gücünden bana göre daha fazla olduğundan "indirgenemz" dedim; elbette katılmayabilir ve tam tersini düşünebilirsiniz, saygı duyarım; lakin sizin eleştirilerinizi dikkate alarak kendi doğrularımı açıklamaktan da sakınmam. örneğin iki hidrojen atomuyla bir oksijen atomunun tepkimesinden bir damla su tanecğininin oluşacağına dair bilgi inancı gerektirmeyecek kadar açıktır, bir adım daha ileri gidelim, mesela bir arkadaşınız size bir yerlerde olduğunu söylüyor ve siz onun gerçekte nerede olduğunu bilmiyorsunuz, inanabilirsiniz ancak buradaki inanç bilgi düzeyinde bir kesinliği içermez, yüzde bir de olsa içinde barındırdığı şüphe bilgiye yenik düşecektir...
 

Muad'dib

Yeni üye
Kayıtlı Üye
Katılım
23 Ara 2018
Mesajlar
6
Tepkime puanı
3
Puanları
3
lakin sizin eleştirilerinizi dikkate alarak kendi doğrularımı açıklamaktan da sakınmam
Tabi ki, açıklamamanız bana kötülük olur zaten.

Su örneğine şu şekilde de bakabiliriz. Elementlerin varlığının farkına varılmadan önce suyu bütün zanneden kişi ile hidrojen ve oksijeni bilen kişi, ondan sonra nötron protonların farkındaki, ondan sonra kuarklar vs. daha altlara gidince ne ile karşılaşılabileceği ve bu karşılaşılacak olanın yukarda neyi değiştireceği konusunda bilgi sahibi miyiz?
 

Nejdet Evren

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,780
Tepkime puanı
170
Puanları
63
Yaş
57
kuantum fiziği olasılıklardan söz eder, bu durum çoklu gerçeğin aynı anda var olabileceğini gösterir, fotonun dalga ve parçacık özelliğini aynı anda gerçekleştirmesi bunun kanıtıdır ve gözlemlenerek atom-altı parçacık düzeyinde mikro dünyanın keşfi makro dünyanın keşfi ile örtüşmek eğilimindedir. bilim adımlarla ilerler, ne ile karşılaşacağı ihtimalini değerlendirse de bunu önemsemez, karşılaşacağı günü bekler ve filozofun dediği gibi "her çözüm ancak sorun ortaya çıktığında güncelleşir" o gün karşılaştığı ile ilgilenmeye başlar ve bu böyle devam eder gider...
 

okur-yazar

Moderatör
Moderatör
Katılım
9 Eyl 2011
Mesajlar
1,098
Tepkime puanı
14
Puanları
38
Yaş
32
Üniversite Bölümü
Görsel İletişim Tasarımı
red etmeyi bilmeyenler, gün geldiğinde neden red edildiklerini de anlamayacaklardır.
Hayır diyebilmek gerekiyor. Duygusal bağımlılık düşünsel bağımlılığa da yol açtığı için hür düşünme ve sorgulamaya engel olur. Birey olamamanın neticesi reddedememek ve kendini reddettirmek yani duygusal bağımlılık kurma ihtiyacıyla iletişmek. Bu da gerçek iletişim değildir. Hastalıktır bir nevi ya da zayıflık. Ancak zayıflığın fazlası ölüm olduğu için hastalık demek de abartı olmaz.