Neler yeni

"Kavram" kavramı üzerine...

glsezinrs

Yeni üye
Katılım
12 Ara 2010
Mesajlar
1,427
Puanları
0
Yaş
58
Felsefe de dahil olmak üzere pek çok alanda kavram kargaşasından yakınırız.Öncelikle kavram kavramında uzlaşmamız gerekli diye düşünüyorum.Kavramın tanımı, sınırları, öznelliği(zihnimizdeki izdüşümünü kastediyorum, dilsel karşılığını değil) konusunda düşüncelerinizi paylaşırsanız sevinirim.
 

iuflsfozkn

Yeni üye
Katılım
8 Ocak 2011
Mesajlar
673
Puanları
0
Yaş
33
Felsefe de dahil olmak üzere pek çok alanda kavram kargaşasından yakınırız.Öncelikle kavram kavramında uzlaşmamız gerekli diye düşünüyorum.Kavramın tanımı, sınırları, öznelliği(zihnimizdeki izdüşümünü kastediyorum, dilsel karşılığını değil) konusunda düşüncelerinizi paylaşırsanız sevinirim.
merhaba bence önce kavramı-gerçek nesneyi- ideal nesneyi tanımlamak lazım ki ben bu konuda henüz bilgi verecek konumda degilim ...siz bunları bir acıklamalı degil misiniz?
 

glsezinrs

Yeni üye
Katılım
12 Ara 2010
Mesajlar
1,427
Puanları
0
Yaş
58
Aslında çok karmaşık bir konu.Bende çok bilgili değilim ama araştırmaya çalıştım. G.Deleguze-F.Guattarı 'nin felsefe nedir adlı kitabı tamamıyla bu konuyu ele alan ortak bir çalışma.Okumaya başladım..."ilk olarak,her kavram başka kavramlara göndermede bulunur.üstelik yalnızca tarihi içinde değil,ama haline-gelişi ya da mevcut bağlantıları içinde de.Her kavramın sıraları geldiğinde kavram olarak ele alınabilecek bileştiricileri vardır.....Demek ki kavramlar sonsuza dek uzanırlar ve yaratılmış oldukları için asla hiç'ten yaratılmamışlardır."





merhaba bence önce kavramı-gerçek nesneyi- ideal nesneyi tanımlamak lazım ki ben bu konuda henüz bilgi verecek konumda degilim ...siz bunları bir acıklamalı degil misiniz?
 

iuflsfozkn

Yeni üye
Katılım
8 Ocak 2011
Mesajlar
673
Puanları
0
Yaş
33
bugün öğrendim ki
heinz heimsoeth in felsfnin temel displnleri adlı kitabında bilgi teorisi başlığı altında güzel şeyler çıktı karşıma
bilginin nasıl elde edildiği konusunu yüzyıllardır tartıştığımızdan bahsediyor ve deneyciler ,duyumcular(duyucular),rasyoneller(akılcılar) gibi üç ana grup bir de bunların hepsine gıcıklık yapan sofist takımı ya da kuşkucular var bunları biliyoruz
şimdi leibnz icin cok guzel bir fikir olustu kafamda.biz de anlama yetisi doğuştan varmış yani her insanın aklı olması meselesi.bizim bilgi dediğimiz her şeyin başı duyularımızdır ve duyularla bilgi edinme başlar fakat bilgi yani tanımlar,kavramlar, tasavvurlar,teoremler soyutlama dediğimiz düşünme ile ortaya çıkarmış..yani duyu bilgiyi dogurtan değil bilgiye kaynak değil sadece algı için var yani bir nebze kapı ,pencere gibi...bu noktada duyumcular diyor ki bizim kafa boş kardeş anlama yetimiz de sonradan duyularımızla gelir bize yerleşir ,akılcılar diyor ki algılar sahtekar ona güvenme sen otur düşün zaten senin kafanda bütün olayların hadiselerin bir kavram örgüsü var sen onları düşünerek bul..kant cı lar yani orta yolcular başta söylediklerimi diyor yani algı da işe yarar pencere den ısıgın girmesi gibi akla malzeme yi algıyla alırsın akıl kendi yetenekleriyle onu tanımlara ,teoremlere döker diyor....kabaca anlattım..bilginin kaynağı meselesini...
 

Nejdet Evren

Aktif üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,612
Puanları
36
Yaş
55
soyutlamayı öğrenen insan türü, mağara duvarlarına çizgiler çizmeden önce/resimler yapmadan önce kendi-dünyasının keşfine çıkmıştır. çığlıklar nidalar eklenmiş ve olgular arasındaki ilişkilendirme, değerlendirme ve çıkan sonuçlar ile onlar hakkında söz-cükleri aşan tasnifler ile zihinsel sürecine yeniyi katmıştır; kavram-lar...kavram, insan türünün geliştirdiği zihinsel soyutlamalardır. bu soyutlamalar insanın zihninde canlanmadan önce belki de binlerce yıl birer obje olarak var-ola gelmiştir. yer-yuvarlağında somuttan soyuta tüm kavramlar insanlaşma sürecinin entelektüel birikimini yansıtırlar ve onlar algılama kolaylığı sağlarlar. ayrıca, insanın düşünme şeklini etkileyerek düşünceye ket vururlar. insa, sevgi, aşk birer kavram olduklarına göre, bu kavramlar hakkında ne düşündüğümüz, çağrışımlarının neler olduğu bunları düşünen birey kadar öncesi ile ilgilidirler. iç-içe geçen ise tarihsel doku/üretim/paylaşım biçimlerine göre düşüncelerin kavramlaşması ve kavramlaştırmasıdır. kavram-lar düşüncelerin iz-düşümüdürler.
 

iuflsfozkn

Yeni üye
Katılım
8 Ocak 2011
Mesajlar
673
Puanları
0
Yaş
33
peki bir soru??
akıl dışı konular var mıdır?varsa özgürlük,aşk ,adalet kavramlarını akıl dışı olarak görür müyüz? görürsek bu kavramların tanımlarını nasıl sabitleştireceğiz...
 

Nejdet Evren

Aktif üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,612
Puanları
36
Yaş
55
sizce bu kavramlar akıl dışı mıdır? mesela bir karınca özgürlük, aşk ve adalet kavramları ile ilgilenir mi? bu kavramlar insan türüne ilişkin olduğuna göre bunların akıl-dışı olması nasıl mümkün olur dersiniz?
 

iuflsfozkn

Yeni üye
Katılım
8 Ocak 2011
Mesajlar
673
Puanları
0
Yaş
33
sizce bu kavramlar akıl dışı mıdır? mesela bir karınca özgürlük, aşk ve adalet kavramları ile ilgilenir mi? bu kavramlar insan türüne ilişkin olduğuna göre bunların akıl-dışı olması nasıl mümkün olur dersiniz?
bunu akıl dışı derken üstü diye düşünmeliyiz akıl üstü çünkü göreceli ve sonsuz şeyler bunlar..heinz heimsoeth de bunları akıl ile tanımlamanın mümkün olmadığını söylüyor sanıyorum ben öyle anlamış da olabilirm yani akıl dışı demek üst düzey bir kavram olduklarını anlatmak için kullanıldı
cennet akıl dışıdır ,tanrı akıl dışıdır en azından tam kavramak mümkün değil örnek tanrı bizi neden yaratmak istedi tanrıya bakan yönüyle bir nedene gerek yok mu var mı ? varsa nedir bilemiyoruz..insana bakan yönü ise tanrının bizden istediklerini yapmak ve sonuclarında vereceklerini vermesini beklemek
tesekkurler
 

Nejdet Evren

Aktif üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,612
Puanları
36
Yaş
55
"üst/insan", "akıl/üstü", "üstün/insan" hepsinde bir "güç" arayışı yok mu? Nietzsche bunların tümünde "güç-istenci"ni aramakta değil midir?
üst-ün olmak neye göre tanımlanacaktır_ kavram olarak üstün denilince ne anlaşılmak gerekir? mükemmel var mıdır? hepsine hayır demek durumundayım.
 

iuflsfozkn

Yeni üye
Katılım
8 Ocak 2011
Mesajlar
673
Puanları
0
Yaş
33
sizin fikriniz ...asıl doğru bilinebilir mi?? siz doğruyu nasıl kabul edersiniz kriter nedir ?? bir kimsenin fikri bir ölçüt olabilir mi?
heinz heimsoeth olamaz der...cunku mantık ilkelerinden özdeşlik ilkesi bir idealdir yani bir arkhe dir başka deyişle bir kabuldür ve bu A ,Adır demektir.A yalnızca A dır başka değil..ölçütümüz A dır..biz A A mıdır diyemeyiz..bu durumda doğru dediğimiz şeyi nasıl bulacağız ??biz bir insanız ve kusurlarla örülüyüz mükemmel olan değiliz varlığımız bir var edene muhtaçlığıımızın alameti ...tüm bunlar hiçbir insanın fikrini tam doğru olarak kabul edemeyeceğimizi ve A yerine koyamayacağımızı söylemez mi??insan herşeyin ölçütü değildir....insanın fikirleri mutlak doğru değildir..bu durumda ne yapacagız ? kimin yolundan gideceğiz???
 

Nejdet Evren

Aktif üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,612
Puanları
36
Yaş
55
mutlak doğru yoktur. mutlak yoktur. mükemmel yoktur.öncelikle bu tabuları uzaklaştırmak gerketiği kanısındayım. mükemmmeli tanımlamak için onun tüm boyutlarını bilemek gerekir; kıyas buna göre yapılabilir, değilse o yalnızca bir arayıştır. gerçekler A nın her yar-zamanda A olmadığını göstermektedir. Öyle ise, A diye tanımlanan olgunun x ve y zamanındaki farklılığı gerçeğin kendisi olacaktır.
 

iuflsfozkn

Yeni üye
Katılım
8 Ocak 2011
Mesajlar
673
Puanları
0
Yaş
33
mutlak bizim dünyamız mutlak olmadığından yani zaman ve mekandan ayrı düşünülemediğinden yok görünür ama varlığına ait fikirler insanın içindedir..akılda demek yersiz ruhta dır ..insan mutlak ı aramak ve bulmak icin ruha sahiptir ...mutlak adalet sergilemek mümkün olmadığı gibi mutlak doğru da yoktur ulaşılamazdır bu ulaşılmazlık sayı doğrusundaki sonsuz sembolü gibidir yani mutlak doğrunun varlığı mutlaktır kesindir...bu insanın yürümek zorunda olduğu bir yoldur en iyi insan olmak yok ama bu yolda yürümek vardır ...bilmem açık olabilidim mi?
mutlak doğru kimdir?ne dir? cevap mutlak yani sonsuz sembolü bir tanedir ve Tanrı mutlak doğrudur ölçü Tanrı dır
 

Nejdet Evren

Aktif üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,612
Puanları
36
Yaş
55
Jüpiter gezegeninde ne insan ne de insanca tanımlanan hayvan ve bitkiler yaşamamaktadır; bakteriler yaşıyor olsa gerek...tek hücreli bir bakteri Jüpiter gezegeninde ne yapar? tüm galaksilerde olduğu gibi türünü sürdürmek için evrimleşme sürecini sürdürür. evrim sürecine uyum sağlamadığında yok olur. onun ne bir amacı -insan türüne göre- ne de bir beklentisi vardır; o, sadece kodlanmış organik yapısını sürdürme eğilimini taşır; onun için mükemmel, güçlü, üstün gibi hiç bir kavram önem taşımaz. Çünkü o bu kavramları ne yaratmış ne de bunlarla var-olmuştur. kavramlar insan yaratısıdır.
 

iuflsfozkn

Yeni üye
Katılım
8 Ocak 2011
Mesajlar
673
Puanları
0
Yaş
33
nereden ve ne şekilde bu kanıya vardığınızı merak ettim??
yani tanrı kavramını biz insanlar mı türettik ya da ürettik...zaten türemiş bir sürü tanrı da tek tanrı inancının evrimleşmeiş hali olsa gerek ...
yani ruh kavramını insan yaratmasa ruh olmayacak mı ??peki ruh var mı???siz bu sorulara nasıl cevap buldunuz? ruh yoksa aşk var mı ki herkes varlığından bahseder
sonsuz kavramının varlığı sonsuz kavramını üretip sembolleştirmemizi sağlamamış mıdır??
 

Nejdet Evren

Aktif üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,612
Puanları
36
Yaş
55
beden ve ruh ayrılmaz bütünlüktür; evren bir bütündür ve ayrılmaz parçalardan oluşur. İnsan da bu bütünün bir parçasıdır; onu özel yapn ise yaratıcılığı keşfetmesindedir ve onu yıkıcı, yok edici yapan öge de burada gizlenmektedir. metan gazını hapseden Sibirya buzulu, ya da karbonu hapseden ormanlar insan ve tüm oksijenle yaşayan canlılar için ne denli yaşamsal önem taşıyorlar? insan tür olarak bunun ne kadar farkında? görüleceği gibi tüm evren bir bütündür ve insan da onun bir parçasıdır. kavramlar onun yaşadığı evreni algılama ve yorumlamasına yardımcı olan düşünce dizgeleri olduğu kadar algılamasını körelten yapılardır.
 

iuflsfozkn

Yeni üye
Katılım
8 Ocak 2011
Mesajlar
673
Puanları
0
Yaş
33
bu durumda başa dönersek özgürlük ,aşk,adalet gibi kavramlar insanlar tarafından isimleştirilmiiş olsa da insan doğasında olan ideal varlıklar ..gercek varlık değillerdir ama bu onları yoksaymamızı sağlayamaz ..üçgen ideal bir varlıktır ...sonsuz sayısı ideal bir varlıktır..soyut kavramları biz insanlar yaratmadık onlar zaten mutlak varlık a erişme ya da onu anlamaya yol bulmaya yarar mesela Tanrının gücü sonsuz dur deriz peki sonsuz nedir ?biz bunu sayı doğrusunda tarif ettik..soyut varlıkları anlamak için semboller koyduk ..bu onları bizim yarattığımızı söylemez.öyleyse insan nasıl özgür olacak ,nasıl adaletli olacak ,nasıl aşkı yaşayacak?? bunlar ancak mükemmele ulaşma yolunda ölçütler eşliğinde değerlendirmeye tabi tutularak hüküm verilebilir..peki bu durumda en adaletli insan olabilir miyim ? evet en adaletli insan olabliriz fakat en adaletli olamayız cunku en adaletli bir tanedir ve o aynı zamanda en şefkatlidir ve aynı zamanda en mükemmel ceza verendir ve en kudretlidir ve ler çoğaltılabilir ..bu durumda en iyi olamayız diye en iyi kavramı yoktur diyemiyoruz ve en iyiye ulaşmak bizlerin en önemli amacı olmaktan hic cıkmamıstır...
 

Nejdet Evren

Aktif üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,612
Puanları
36
Yaş
55
teşekkürler, güzel olanı aramak için çiçek bahçesinde sonsuz çiçeklerden en güzeli hangisi diye arayışa girmemek gerekir; ne demişler, insan yanındaki güzeli fark etmiyor, her şeyden önce yanımızdaki güzeli görmekle başlamalıyız. mesela; Dünya gezegeni...önce onu güzel görmeli ve onu sürdürülebilir bir yaşama dönüştürmeliyiz yoksa başka gezegenlerde yaşam formatları var mı bunu daha sonra araştırmalıyız...aslında mükemmel denilen şey yanı-başımızda duruyor; canlı hayat...
 

glsezinrs

Yeni üye
Katılım
12 Ara 2010
Mesajlar
1,427
Puanları
0
Yaş
58
Kavramları "düşünen zihin" yaratır.Düşünmek sorgulamak ve soyutlamaktır.Önceden var olan-insandan bağımsız- hiçbir kavram olamaz/algılanamaz."kazuska" ne demektir?neye benzer? Bilemezsiniz...Şimdi ben uydurdum onu...İçi boş..Hiçbir düzlemde bileşkesi/çağrıştırıcısı yok..Oysa Tanrı kavramının içi doludur.Düşünen ve sorgulayan insan başlangıçla son arasında kendini ararken ulaşmıştır bu kavrama..Tarihsel,kültürel,yaşamsal bağlantılar içerir.Gel gör ki bu kavram Kant'ın numen dediği cinstendir.Yani fenomene dönüştüremeyiz onu (zihin ele alıp/algılayıp işleyemez) Tanrı kavramını bizim yaratmamız tanrının olmaması anlamına da gelmez.Aşkı nasıl olgusal izdüşümü olmadan kendi düzeyimizde tanımlıyor isek, Tanrı da öyledir ve algılanışı özneldir.Hatta bu algılayışta kutsal kitaplarda sıkça başvurulan tanrısal sıfatlar, numeni daha elle tutulur kılar ki bunlar bile insanın sıfatlarından çok farklı değildir....Biz insani düzlemde sadece sınırlarımız kadar tanrıyı kavramlaştırabilir/kavrayabiliriz.İnsan"en..."lerle başlayan cümleler kurdu mu, ister istemez yanılgıya düşer.En...in sonu bizim kavrayışımızla biterse, tanrı da biter.
Sonlu ve sınırlı insan sonsuzu kavrayamaz, sadece sonsuz KAVRAMInı kavrar.Dilsel/sembolik bir kavrayış mümkündür ama içerik kavranamaz...
 

iuflsfozkn

Yeni üye
Katılım
8 Ocak 2011
Mesajlar
673
Puanları
0
Yaş
33
Evet anladığım seyler anlatmaya çalıştığım seye benziyor gibi anladım