Neler yeni

İntihar Etme Hakkı

Katılım
21 Ocak 2018
Mesajlar
590
Puanları
18
Konu, şu ekşi sözlük konusunda gördüğüm video ve bu videoya yapılan yorumlar nedeniyle aklıma takıldı.

Videoda bir kadın intihar etmek amacıyla trenin önüne atlıyor ve bir kahraman(!) adam, kadını trenin önünden çekiyor ve kadın yaşıyor. Bu videonun üzerine gördüğüm onlarca yorum adamı kahraman ilan ediyor, övüyor da övüyor.

Peki neden?
Adam neden kendi canını riske atarak başka bir bireyin kararını yok sayıyor ve harekete geçiyor? Bu kurtarıcı kişinin amacı yanlış olan bir şeyi mi düzeltmek? İntihar etmek yanlış bir şey mi?

Videodaki kurtarıcıyı öven yorumlar yapan kişiler, kurtarıcıyı neden övüyor, adam ne kendisi için ne de kurtardığı kişi için faydalı bir iş yapmamış. Hadi intiharı bir polis engellemiş olsa anlaşılır bir nedeni var: devlet vatandaşa yaptığı yatırımı vatandaş ölene kadar ölene kadar ondan vergi olarak çıkaracak, yani devletin bu işten bir çıkarı var.

Sonuç olarak:
Hayatanı riske atan adam, hayatıyla oynadığı kumarı kazandı ve kahraman ilan edildi, muhtemelen şimdi kendisinin kahraman olduğunu düşünüyor ve hayatının geri kalananında da bu anısını övünçe anlatacak.

İntihar etmek isteyen kadın, kaçmak istediği hayatına zorla geri döndürüldü, muhtemelen bir süre sonra tekrar intihar edecek ve bu sefer başarılı olacak.

Düşüncesiz halkımız, kendi düşüncesi dışındaki düşüncelerin varlığından habersiz şekilde "Bugün de güzel bir şey oldu." diyerek düşüncesiz mutluluğuna devam edecek.
 

Lefty

Tanınmış üye
Yönetici
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
5,083
Puanları
63
Yaş
41
Mantık çok basit: İntihar etmeye çalışan kişinin ruh sağlığının bozuk olduğu herkes tarafından gayet iyi bilinir ve o insan yaptığı yanlıştan döndürülmeye çalışılır. Kahraman olmaya çabalamakla ilgisi yoktur, bu bir refleks ayrıca intihar değil de kadın kazara raylara düşseydi yine birileri atlayıp kurtarmaya çalışacaktı.

İntihar etmeye kalkışan kişi sağlıklı düşünemez ve yaşadığı acı ile baş edemeyeceği hissine kapılır. Bu durumdaki birine yardım etmeye çalışmak tabii ki en doğrusudur.

Her insan her olaya aynı tepkiyi vermez fakat kurtaran kişi demek ki hem soğukkanlı hem de vicdanlı bir insanmış, duruma seyirci kalamadı. Emin ol insanlar bu tip fedakarlıkları kahraman olmak için yapmazlar, insani ve ani bir tavırdır.

Raya atlayan çok sevdiğin birisi olsaydı şayet, hiç şüphesiz kurtaran kişi senin de kahramanın olacaktı...

Böyle duyarlı insanların sayısı arttıkça Dünya çok daha güzel bir yer olacaktır.

Kadın da eminim pişman olmuş ve psikiyatri desteği almaya başlamıştır çünkü onun önem vermediği hayatı için, hiç tanımadığı başka birisi canını riske attı, bu mesajı doğru okumak gerekiyor.
 
Son düzenleme:
Katılım
21 Ocak 2018
Mesajlar
590
Puanları
18
Mantık çok basit: İntihar etmeye çalışan kişinin ruh sağlığının bozuk olduğu herkes tarafından gayet iyi bilinir ve o insan yaptığı yanlıştan döndürülmeye çalışılır. Kahraman olmaya çabalamakla ilgisi yoktur, bu bir refleks ayrıca intihar değil de kadın kazara raylara düşseydi yine birileri atlayıp kurtarmaya çalışacaktı.

İntihar etmeye kalkışan kişi sağlıklı düşünemez ve yaşadığı acı ile baş edemeyeceği hissine kapılır. Bu durumdaki birine yardım etmeye çalışmak tabii ki en doğrusudur.

Her insan her olaya aynı tepkiyi vermez fakat kurtaran kişi demek ki hem soğukkanlı hem de vicdanlı bir insanmış, duruma seyirci kalamadı. Emin ol insanlar bu tip fedakarlıkları kahraman olmak için yapmazlar, insani ve ani bir tavırdır.

Raya atlayan çok sevdiğin birisi olsaydı şayet, hiç şüphesiz kurtaran kişi senin de kahramanın olacaktı...

Böyle duyarlı insanların sayısı arttıkça Dünya çok daha güzel bir yer olacaktır.

Kadın da eminim pişman olmuş ve psikiyatri desteği almaya başlamıştır çünkü onun önem vermediği hayatı için, hiç tanımadığı başka birisi canını riske attı, bu mesajı doğru okumak gerekiyor.
Kişinin ruh sağlığı çevreye zarar vermiyorsa sadece kendisini ilgilendirir. Kişinin -başkalarına göre- yanlışı kendi sorumluluğundadır. Kendi fikrimize göre başka insanları ruh sağlığı bozuk olarak görmek düşüncesizliktir. İntiharın yanlış bir şey olduğu, intihar edenin de psikolojik sorunlu olduğu toplum tarafından nesillerin zihinlerine kazınmış, yarı mantıklı bir görüştür.

İntihar düşüncesi sadece acı kaynaklı değildir; kişi, herhangi bir nedenden ötürü, bilinçi şekilde yaşamına son vermek isteyebilir. İntihar düşüncesi duygu temelli olsa bile, intihar kararı kişisel bir karardır. Bu karar kişinin aşık olurken, gülerken, sinirliyken verdiği kararlar kadar normaldir.

Kurtarıcının vicdanlı ve ani bir karar aldığı görülebilir, ancak yaklaşan trenin önüne aniden atlayıp kurtarıcı olmaya çalışmak hiç de soğukkanlı ve mantıklı bir davranış gibi gözükmüyor.

Raya atlayan sevdiğim birisi olsaydı tabii ki de kurtarılmasını isterdim. Çünkü sevdiğim kişiler bana fayda sağlarlar ve bu faydanın herhangi bir nedenden ötürü yok olmasını istemem.

İntihar edenin de, kurtaranın da hayatları umrumda değil, olayın doğruluğunu yanlışlığı da beni ilgilendirmediği için umrumda değil. Ancak, kişilerin sadece kendilerini ilgilendiren şeyleri yaparken başkasının gelip " doğrusunu ben bilirim" deyip olaya müdahil olması samimi ve doğru gelmiyor.
 

ls2

Tanınmış üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
2,850
Puanları
48
Uç bir örnek vereyim; atalarımız yamyam olsaydı bizlerde yamyam olacaktık. şu an bize iğrenç gözüken yamyamlığa bakışımız o zaman çok farklı olacaktı ve yamyamlığımızı bir şekilde meşrulaştıracaktık.

bizler insanız öğrenmeye muhtaç canlılarız. ögrenmeye muhtaç olmamız bizi bir şekilde dogmalara da muhtaç kılar. dogma derken illa kültürlerden veya tanrılardan bahsetmiyorum bugün bilim bile intihar eden kişiyi sağlıksız sayarken kendi dogmalarını dayanak alır. peki bilimin ''sağlıklı insan'' tanımlamasının sarsılmaz dayanağı nedir? tabiki yoktur. bireyselliğin ve özgürlüğünün bilincine varan insanı sarıp sarmayabilecek hiçbir kurum yoktur. (en büyük kurumlar olan aile,tanrı,ahlak bile)

Ancak uygulamada bu böyle değildir bunlar yenilmez tanrılardır..ve Tanrılar daima haklıdır..hatta en haklıdır..
 

M3CSL

Üye
Katılım
30 Ağu 2016
Mesajlar
238
Puanları
18
Kişilerin yaşamına karışılması doğru değil ancak o kişinin sağlıklı karar verip vermediği,o anlık kararı olup olmadığı bilinmediği için yardım edilmek isteniyor ve bence normal.
 

Lefty

Tanınmış üye
Yönetici
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
5,083
Puanları
63
Yaş
41
Kişinin ruh sağlığı çevreye zarar vermiyorsa sadece kendisini ilgilendirir. Kişinin -başkalarına göre- yanlışı kendi sorumluluğundadır. Kendi fikrimize göre başka insanları ruh sağlığı bozuk olarak görmek düşüncesizliktir. İntiharın yanlış bir şey olduğu, intihar edenin de psikolojik sorunlu olduğu toplum tarafından nesillerin zihinlerine kazınmış, yarı mantıklı bir görüştür. İntihar düşüncesi sadece acı kaynaklı değildir; kişi, herhangi bir nedenden ötürü, bilinçi şekilde yaşamına son vermek isteyebilir. İntihar düşüncesi duygu temelli olsa bile, intihar kararı kişisel bir karardır. Bu karar kişinin aşık olurken, gülerken, sinirliyken verdiği kararlar kadar normaldir. Kurtarıcının vicdanlı ve ani bir karar aldığı görülebilir, ancak yaklaşan trenin önüne aniden atlayıp kurtarıcı olmaya çalışmak hiç de soğukkanlı ve mantıklı bir davranış gibi gözükmüyor. Raya atlayan sevdiğim birisi olsaydı tabii ki de kurtarılmasını isterdim. Çünkü sevdiğim kişiler bana fayda sağlarlar ve bu faydanın herhangi bir nedenden ötürü yok olmasını istemem. İntihar edenin de, kurtaranın da hayatları umrumda değil, olayın doğruluğunu yanlışlığı da beni ilgilendirmediği için umrumda değil. Ancak, kişilerin sadece kendilerini ilgilendiren şeyleri yaparken başkasının gelip " doğrusunu ben bilirim" deyip olaya müdahil olması samimi ve doğru gelmiyor.
İntihar etmek bir seçim değildir, intiharın başlıca sebepleri ruhsal-fizyolojik rahatsızlıklar ve bu rahatsızlıkların yarattığı aşılamaz çaresizlik hissidir. Beyin böyle bir süreçte normal çalışmıyor ki hangi bilinçli seçimden bahsediyorsun? Sen hiç mutlu birinin ya da mutlu değilse bile karamsar birinin durup dururken intihar etmeye çalıştığını duydun mu? O aşamaya gelebilmesi için beynin artık normal şekilde çalışmıyor olması gereklidir.

İki beyin arasındaki farkı görüyor musun? Psikolojik sorun yaşayan kişilerin beyni ile sağlıklı bireyin beyni aynı şekilde çalışmaz ve bu durumda olan kişiler genel olarak intihar etmeye meyillidir.

What Is Depression?



Ortada sağlıklı bir karar yok ve bu sebeple başkasının hayatına müdahale edilmiyor, sadece yaptığı yanlışı fark edemeyecek durumda olan bir insana yardımcı olunmaya çalışılıyor.

Videoda bahsi geçen kişi çok soğukkanlı davrandı çünkü bu tip panik durumlarında insanlar ne yapacaklarını şaşırır ve donup kalırlar. Kurtaran kişi zamanla yarıştı o an ve büyük bir cesaret gösterdi.

Kadın sağlıklı düşünemiyordu, kim bilir ne yaşadı ve kaldıramadı ancak birileri görmezden gelseydi, şu an "İnsanlık öldü mü, nerede bu insanlık?" diye o konuyu tartışıyor olacaktık.

İntihara kalkışmak maalesef acı bir çığlıktır ve birilerinin bunu fark edip engel olmaya çalışması sadece takdir edilebilir.

Kurtaran kişi üniversite öğrencisi bir gençmiş ve kendisini tebrik etmek gerekiyor, böyle insanların sayısının artmasını diliyorum.
 
Son düzenleme:

Kara Kalem

Üye
Katılım
1 Haz 2011
Mesajlar
83
Puanları
6
Merhaba,

İntihara dair genelde bireyselliğe, kişinin içindeki bulunduğu ruh haline dair vurgular yapılsa da temelinde/nedeninde toplumsal ilişkilerin yansımasıyla ilintilidir. Her intihar vakası özgül ilişkileri, yaşanmışlıkları barındırsa da insanları yaşamına son vermesinin genel eğilimleri belirtilebilir. İntihar yanlış bir tercih olsa da dolaylı yoldan toplumun en azından çevresinin intiharı düşündürebilecek ya da o sapkınlaşan halinden sıyrılmasına etken olamadığından payı vardır. (Nörolojik/yapısal sorunların neticesinde olanları elbette tenzih ediyorum)

İntiharı düşündüren sorun karşısında kendimizi güçsüz, sorunu toplumsal bağından yalıtık hissediyoruz? İlk karşılaştığımız önemli diye atfettiğimiz sorunları ve çözümlerini hatırlayalım. Çeşitli zamanlarda sorunlara çeşitli önem verdiğimizi, çözülemez sorunların nasıl çözülebildiğini hatırlayalım. Hayatın ana çelişkisi-sorunu tali sorunları nelerdir? Bu kadar önemli sorunlarla insanlık tarihinde bu çelişkiyle karşılaşan ilk kişi miyiz? Bizim uğruna delirebileceğimiz hatta intiharı düşündüğümüz sorun yada sorunlar bir başkası için bu derece sorun olmayabilir. Sorunların bu anlamda insana etkileri için göreceli bir yanı da vardır. Bu çelişkiyle/sorunla ne zamandır mücadele ediyoruz? Ne tür araçlarla sorunu çözmeye çalıştık? Sorunu algılama ve çözme sürecinde hatalarımıza özeleştiri verdik mi ? İnsanın toplumsal bağı/yaşama isteği sadece biriyle olan ilişkimizden ibaret değildir, olamazda. Bence yaşam görüşümüz, davranışlarımız .. toplum içinde var olmamız, bir çok kişiyi dolaylı/dolaysız yollardan etkiliyor.

Kusura bakmayın ama söylemek zorundayım. İntihar egoizmdir, korkaklıktır, kendinden kaçıştır, topluma saygısızlıktır. Egoizmdir, çünkü sorunun varolabilirliği onu çözülebilirliğini de beraberinde getiriyor, onu algılayarak ve doğru araçlarla sorun karşısında en azından daha güçlü olursun. İntihar korkaklıktır, çünkü sorunu çözmek için mücadele etmek yerine kaçmak korkaklıktır.

Topluma saygısızlıktır, çünkü sorunu çözerek daha güçlü bir insan olmak ve sorunlarınla ilgilenen insanlar olduğu kadar, çevrene benzer sorunlarla karşılaşan insanlara destek olmak bir yükümlülüktür, çünkü insan toplumsal bir varlıktır.
 

meyelan

Üye
Katılım
25 Ağu 2013
Mesajlar
792
Puanları
18
Kusura bakmayın ama söylemek zorundayım. İntihar egoizmdir, korkaklıktır, kendinden kaçıştır, topluma saygısızlıktır. Egoizmdir, çünkü sorunun varolabilirliği onu çözülebilirliğini de beraberinde getiriyor, onu algılayarak ve doğru araçlarla sorun karşısında en azından daha güçlü olursun. İntihar korkaklıktır, çünkü sorunu çözmek için mücadele etmek yerine kaçmak korkaklıktır.

Topluma saygısızlıktır, çünkü sorunu çözerek daha güçlü bir insan olmak ve sorunlarınla ilgilenen insanlar olduğu kadar, çevrene benzer sorunlarla karşılaşan insanlara destek olmak bir yükümlülüktür, çünkü insan toplumsal bir varlıktır.
Merhaba efenim,
Güzel güzel okuyordum ,aman ne ala güzelce tahlil edilmiş diyordum ...ki;yukarıda paragrafla pufff diye dağıldı konu.
Bir konu hakkında KESİNLİK arzeden cümle kurmak için sağlam bir otorite olmak gerek,otorite değilsek tecrübe etmişsek,BENCE/BENİM DENEYİMİM neticesinde demek gerek.
Şimdi bu cepheden bakınca bahsettiğiniz basit çözümlü,intihar sonuçlu seçenekte mesela.Kişinin algısı ,bilinci,deneyimleri,hayatı ,vizyonu,seratonini hatta- bu çözümü algılayacak düzlemde mi?Korkak mı''açılım yapamayacak kadar tıkalı''mı?
İntihar fikrine gelecek kadar,öz/benlik sevisini,saygısını ,duyumsamasını kaybeden bireyi görmezden gelen topluma karşı saygı kaygısı taşımak zorunda değil.Belki toplum führer gibi düşünse kendine iyilik yapar hatta.''Zayıfa acımak doğaya ihanettir''belki...bence
 

Lefty

Tanınmış üye
Yönetici
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
5,083
Puanları
63
Yaş
41
Merhaba,

İntihara dair genelde bireyselliğe, kişinin içindeki bulunduğu ruh haline dair vurgular yapılsa da temelinde/nedeninde toplumsal ilişkilerin yansımasıyla ilintilidir. Her intihar vakası özgül ilişkileri, yaşanmışlıkları barındırsa da insanları yaşamına son vermesinin genel eğilimleri belirtilebilir. İntihar yanlış bir tercih olsa da dolaylı yoldan toplumun en azından çevresinin intiharı düşündürebilecek ya da o sapkınlaşan halinden sıyrılmasına etken olamadığından payı vardır. (Nörolojik/yapısal sorunların neticesinde olanları elbette tenzih ediyorum)

İntiharı düşündüren sorun karşısında kendimizi güçsüz, sorunu toplumsal bağından yalıtık hissediyoruz? İlk karşılaştığımız önemli diye atfettiğimiz sorunları ve çözümlerini hatırlayalım. Çeşitli zamanlarda sorunlara çeşitli önem verdiğimizi, çözülemez sorunların nasıl çözülebildiğini hatırlayalım. Hayatın ana çelişkisi-sorunu tali sorunları nelerdir? Bu kadar önemli sorunlarla insanlık tarihinde bu çelişkiyle karşılaşan ilk kişi miyiz? Bizim uğruna delirebileceğimiz hatta intiharı düşündüğümüz sorun yada sorunlar bir başkası için bu derece sorun olmayabilir. Sorunların bu anlamda insana etkileri için göreceli bir yanı da vardır. Bu çelişkiyle/sorunla ne zamandır mücadele ediyoruz? Ne tür araçlarla sorunu çözmeye çalıştık? Sorunu algılama ve çözme sürecinde hatalarımıza özeleştiri verdik mi ? İnsanın toplumsal bağı/yaşama isteği sadece biriyle olan ilişkimizden ibaret değildir, olamazda. Bence yaşam görüşümüz, davranışlarımız .. toplum içinde var olmamız, bir çok kişiyi dolaylı/dolaysız yollardan etkiliyor.

Kusura bakmayın ama söylemek zorundayım. İntihar egoizmdir, korkaklıktır, kendinden kaçıştır, topluma saygısızlıktır. Egoizmdir, çünkü sorunun varolabilirliği onu çözülebilirliğini de beraberinde getiriyor, onu algılayarak ve doğru araçlarla sorun karşısında en azından daha güçlü olursun. İntihar korkaklıktır, çünkü sorunu çözmek için mücadele etmek yerine kaçmak korkaklıktır.

Topluma saygısızlıktır, çünkü sorunu çözerek daha güçlü bir insan olmak ve sorunlarınla ilgilenen insanlar olduğu kadar, çevrene benzer sorunlarla karşılaşan insanlara destek olmak bir yükümlülüktür, çünkü insan toplumsal bir varlıktır.
Mücadele edecek gücü kendinde bulamayan bir insanı korkaklıkla nitelemek doğru olmaz çünkü konuda bahsi geçen örnekteki gibi, gidip o raylara oturmak kolayca sergilenebilecek bir davranış değildir ve o aşamaya geldiyseniz artık sağlıklı düşünemiyorsunuz demektir. Hepimiz sorunlar yaşıyor ama birçoğumuz asla intiharı düşünmüyoruz çünkü beyin sağlıklı çalışıyorsa bizi problemi çözmeye yöneltir. Yaşam koşullarımız veya geçmiş deneyimlerimiz birbirinden çok farklıdır, bu sebeple her insan her olaya aynı şekilde tepki veremez. İntihar aşamasına gelen kişi, kendini zor gelen durumdan kurtarmak istiyordur çünkü çözüm bulunabileceğine asla ihtimal veremeyecek kadar çaresiz hissedeceği bir aşamaya gelmiştir. Ne toplumu düşünebilir ne de sevdiklerini... İntihar bir seçim değildir.

Kendimizden örnek verelim, ne kadar zor şartlarla karşılaşırsak karşılaşalım genel olarak o sorunu aşmaya çalışırız hatta ölmek aklımıza bile gelmez. Örneğin uçak kazası sonrası ormanda mahsur kalan bir insan her koşulda yaşamak için çabalarken, villasında intiharı düşünen kişiyi farklı yapan beynin çalışma şeklidir yani korkaklık ile ilgisi yoktur.

National Geographic dergisinde bir yüz nakli hikayesi vardı. Aldatıldığı için intihar etmeye çalışan kız, yüz nakli ile hayata döndürüldü diye bir yazı çıkmıştı. Bahsi geçen bu kişi o an için yaşadığı travma sonucu sağlıklı düşünemedi fakat beyin normale dönünce de yüzünün o haline rağmen yaşama tutundu çünkü beyin normal çalışıyorsa insanı hayatını sürdürmeye yöneltir yoksa her sorun karşısında birileri intihar etmeyi düşünürdü. Kısacası beynin yapısı kolay kolay bozulmaz fakat yoğun stres, travma, depresyon v.s sonucu beyinde değişim başlar, bu önlenemezse de intihar aşamasına gelinebilinir.

Hep söylediğimiz gibi tekrar edelim; şayet sorunlarla baş edemeyecek kadar kötü hissediyorsanız mutlaka uzman yardımı almalısınız. Çevre, toplum ya da koşullar bizleri hayattan kopartacak güçte değildir fakat bunun için sağlıklı çalışan bir beyine ihtiyacımız vardır yoksa her şey intihar için sebepmiş gibi algılanabilir.

***

22 yaşındaki Katie Stubblefield'ın yüz nakli olmak zorunda bırakan durum sevgilisi tarafından aldatıldığını öğrendikten sonra av tüfeğiyle intihar etmesi. 17 yaşındayken intihar eden Katie, yüzüne ateş ederek intihar etmeye çalıştı. Zorlu ameliyatlar sonrası hayata döndürülmesi başarılsa da onu eski görünüşüne kavuşturmak imkansızdı.

Ve "Hayatın bana tanıdığı bu ikinci şansı, verdiği bu yeni yüzü kutsamak, çok iyi bir şekilde sonuna kadar sahiplenmek istiyorum. Beynim zaman zaman reddetmeye çalışsa da aynadaki görüntümün ben olduğumu beynime karşı inatla savunuyorum. Eğitimimi tamamlamak ve psikyatri okuyarak İntihar Danışmanı olmayı hedefliyorum" diyor.

https://fotogaleri.haberler.com/aldatildigini-ogrenince-av-tufegiyle-intihar-etti/


 
Son düzenleme:

Kara Kalem

Üye
Katılım
1 Haz 2011
Mesajlar
83
Puanları
6
meyelan/Kara Kalem

İntiharı; kişinin intiharı etmesi ya da intihar ettiği süreçteki beyin fonksiyonlarının buna meyletmesi üzerinden irdelenmesi bizi sonuçlar üzerinden intiharı yorumlamamıza rol açar. İntiharın; kişinin çevresel ilişkileri nedeniyle kaynaklandığı ve yaşadığı ‘sorunu’ aşıp aşamaması, geçirdiği tecrübelerden ne derece ders alabildiği, sorgulama mekanizmasının işletebildiğine ve daha sayılabilecek bir çok çevre-insan ilişkileriyle ilintilidir.

Kapitalist toplumlardaki intihar oranlarının oldukça artış göstermesi; ilaç endüstrisindeki kâr mantığından sürekli ve daha fazla ilaç tüketimine yönlendirilmesi, deney aşamasında olan ilaçları insanlar üzerinde denenerek kobay haline getirmesi, bir ilacın herhangi bir hastalığı iyileştirme oranına kapılıp, yan etkileri görmezden gelinmesi ya da farkında olunmaması, GDO’lu yiyeceklerin egemenler aracılığıyla genel bir eğilim haline getirilmesi, hava kirliliği, işsizlik.. ve daha bir çok sayabileceğimiz sistemin dayattığı fiziksel ve bilinçsel olumsuzluklar gerek intihara gerekse depresyonlara neden olmaktadır. Bu bağlamda kişinin bilinci, deneyimlerinden yararlanabilme yetisi de bahsettiğimiz nesnel koşulların sınırlandırılması, biçimlendirilmesi üzerinden okunmalıdır. Sorunu nedenlerinden değil de sonuçları üzerinden kavrandığında ya da durumu bir toplumsal süreç değil de bireysel bir hata olarak (bireyden tamamen bağımsız olduğunu söylemiyorum elbette) , tek bir olayın, durumun sonucu gerçekleştiğini iddia ederiz. İntihar, depresyon ve sayabileceğimiz diğer sapkın durumlar için toplumun rolünü göz önünde bulundurmak da gerekir. (Otorite konusunu farklı başlıkla konuşalım, konu oldukça dağılır.) Egemenlerin her toplumsal sorunda olduğu gibi intiharı da bireyselliğe indirgeme çabaları, sistemlerinin aklama gayretlerindendir. Toplumsal sorunlar birbirlerinden bağımsız gibi görünseler de öz itibariyle çarpık işleyişin sonucudur. Sorunu yaratan insan çözümü de bulacak olandır, mücadele etmek yerine kaçmak korkaklıktır. Bu durumun idrak edilememesi intihara meyilli olan kişi kadar toplumun da sorunudur.

‘’ Zayıfa acımak doğaya ihanettir''belki...bence’

İnsanı diğer yaşam türlerinden ayrıştıran kendi tarihselliğinde evrildiği-geliştiği primitif şartların devamında toplumsal koşulların ürünü olmakla birlikte, aynı zamanda koşulları ihtiyaçları ışığında değiştirerek varlığını devam ettirebilmesidir. Doğada güçlü hayvanların zayıfları üzerindeki kurduğu egemenliğini bunun doğanın genel yasaları olarak formülleştiremeyiz. Doğa; yaşam koşullarının oluşmasından milyarlarca yıl önce de vardı. Bununla beraber yaşam formlarının gelişmesinin kriteri güçlü olanın değil doğa koşullarına uyum sağlayabilen formların varlığını devam ettirdiklerini biliyoruz. Aksi bir iddia dinazorların ( yada geçmişte olan fakat günümüzde yok olan fiziki güçlü bir yaşam formunun) yok oluşunu karıncaların hayatta olmasını ya da homo-sapiens denen insanlığın atalarına göre oldukça zayıf güce sahip olmasını açıklayamayız,

‘toplum führer gibi düşünse kendine iyilik yapar hatta.’
Bu cümlenizi biraz daha açarsanız, daha ayrıntılı konuşma imkanı yakalarız.

Dostlukla.
 

meyelan

Üye
Katılım
25 Ağu 2013
Mesajlar
792
Puanları
18
İntiharı; kişinin intiharı etmesi ya da intihar ettiği süreçteki beyin fonksiyonlarının buna meyletmesi üzerinden irdelenmesi bizi sonuçlar üzerinden intiharı yorumlamamıza rol açar. İntiharın; kişinin çevresel ilişkileri nedeniyle kaynaklandığı ve yaşadığı ‘sorunu’ aşıp aşamaması, geçirdiği tecrübelerden ne derece ders alabildiği, sorgulama mekanizmasının işletebildiğine ve daha sayılabilecek bir çok çevre-insan ilişkileriyle ilintilidir.
İntihar bir sonuçtur zaten.Kişiyi intihar kararına sürükleyen bireysel etmenleri tartışıyorsak eğer,kalıtımsal bozukluklardan başlar komşunun intihar hakkında ettiği sohbetin zihnimizde yaptığı kalıntıya kadar gidebiliriz.
Sosyal medyada yaygın sosyal deneylere bakarak ,toplumun duyarlı,hassas,insana saygılı vs...insanlardan oluştuğunu zannetmeniz de sizin iyimserliğiniz.
Daha birkaç yıl önce ellerimde ölmüş bir genç kızı,oraya sürükleyen o duyarlı toplumdu mesela.Lisede sıra arkadaşımın intiharını ailesiyle olan mükemmel iletişimi sağlamıştı.Her gece acillere hıran keşan yetiştirilen geriatrik ve adölesan vakalarda ;yaşlılarını bağrına basmayı bırakmış.gençlerden de uzağa düşmüş toplumun aynasıdır.
Bireyine sahip çıkan ,onu kollayıp gözeten,yarasını saran bir toplum mu istiyorsunuz?Bu şekilde vakaları bitirmek mi istiyorsunuz..işte sadece bunu anladım yazınızdan.
Öte yandan konu başlığınız da intihar etme hakkı yazıyor.Bırakalım kim bıkmışsa gitsin ,ama bıktığını da bize /geride kalanlara tüm gerçekliğiyle ispat etsin.
‘toplum führer gibi düşünse kendine iyilik yapar hatta.’
‘’ Zayıfa acımak doğaya ihanettir''
Adolf Hitlerin Kavgam kitabında yazar bu cümle.
Benim kullanma sebebim ise ,hayattta kalmamak için çaba gösteren canlı ,zaten bulunduğu tür için çabalayamaz ,bırakın seçimini yapsın minvalinde.