Neler yeni

Harun Yahya Hoca doğru söylemiş

true blue

Üye
Katılım
13 Ocak 2015
Mesajlar
464
Puanları
18
Yaş
30
Peki ne demiş:



Ben de aynı görüşteyim, Dünya'da ruhu olmayan insanlar olduğu görüşündeyim, dolayısıyla bu da ruh olmasa da maddenin canlı olduğu anlamına gelir, peki ruhu olmayan insanlar ne yapıyor, ruhu olmayan insanlar hiçbir ruhun cennet karşılığında bile kabul etmeyeceği kötülükleri yapıyorlar ve o kötülükleri yaşıyorlar, mesela tecavüz olaylarında, mesela hiçbir ruhun cennet karşılığında bile işlemeyi kabul etmeyeceği kötülükler de ruhu olmayan insanlar var.

Peki Tanrı'nın Dünya'da böyle bir sistem kurarken nasıl bir amacı var diye bir soru da sorabiliriz:

Tanrı aslında amacını ayetlerde açıklıyor, mesela bu ayetlerden birinde MUCADELE Suresi 21. ayetde "ben ve elçilerim galip geleceğiz" diyor kısacası Tanrı Dünya'da kendi dinini kendi adını ve kendi cemaatini yüceltmek yükseltmek istiyor ve TAnrı'nın cemaatinden olmayan insanlar da cennet karşılığında bu amaca boyun eğdiler. Yani Tanrı'nın cemaatinden olmayan yani Tanrı ehli olmayan ruhlar Dünya'da tarih yapıyorlar, buradan da Dünya'daki yaşamın Tanrı'nın çıkarına hizmet etmediğinin düşünülemeyeceği de ortaya çıkar.
 

ls2

Aktif üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
2,778
Puanları
38
Zencilerin ruhu yok! kadınların ruhu yok ! denilen dönemler olmuş. günümüzde bile hayvanların ruhu yok inancı var öyle değil mi?
ruhu olmaya her türlü eziyet mubah mıdır, ruhu olmayan acı çekmez mi?

tehlikeli sularda yüzüyorsunuz efenim! kimin/neyin ruhu var, kimin/neyin ruhu yok nasıl karar verilecek ? dayanak nedir?

Dayanağınız Kuran ise biliniz ki kurandan insanın ruhu olduğunu tartışmasız biçimde çıkarmanız mümkün değildir. neden illa ruhumuz olması gerekiyor. işte trilyonlarca hücreden oluşan bedenimizle burdayız. Herşeye gücü yeten Allahın bizi ahirete taşımak için illa madde ötesinde,parçalanmayan, bölünmeyen,kaybolmayan birşeye mi ihtiyacı var? 100 milyon hücreden bir beden yapan ve bunun dağılmasına izin vermeyen Allahın böyle bir yapıya ihtiyacı yoktur.

Ayrıca daha öncede yazdım. bakınız tasavvufcu masalcıların insanın ruhu olduğuna Kurandan dayanak yaptıkları isra 85 için ilk tefsircilerden mukatil bin süleyman ne demiş



https://resmim.net/preview/xg6b2W.png

büyük melek diyor adam. o zamanlar inanılan büyük melek diye bir melek varmış, milet onu sormuş peygambere gelen ayette bu.

ilk tefsirciler mi daha iyi bilir yoksa şimdikiler mi? sorunun cevabını size bırakıyorum

Müfessirler ve tefsir kitapları listesi | Yenişehir Wiki | FANDOM powered by Wikia
 
Son düzenleme:

true blue

Üye
Katılım
13 Ocak 2015
Mesajlar
464
Puanları
18
Yaş
30
Zencilerin ruhu yok! kadınların ruhu yok ! denilen dönemler olmuş. günümüzde bile hayvanların ruhu yok inancı var öyle değil mi?
ruhu olmaya her türlü eziyet mubah mıdır, ruhu olmayan acı çekmez mi?

tehlikeli sularda yüzüyorsunuz efenim! kimin/neyin ruhu var, kimin/neyin ruhu yok nasıl karar verilecek ? dayanak nedir?

Dayanağınız Kuran ise biliniz ki kurandan insanın ruhu olduğunu tartışmasız biçimde çıkarmanız mümkün değildir. neden illa ruhumuz olması gerekiyor. işte trilyonlarca hücreden oluşan bedenimizle burdayız. Herşeye gücü yeten Allahın bizi ahirete taşımak için illa madde ötesinde,parçalanmayan, bölünmeyen,kaybolmayan birşeye mi ihtiyacı var? 100 milyon hücreden bir beden yapan ve bunun dağılmasına izin vermeyen Allahın böyle bir yapıya ihtiyacı yoktur.

Ayrıca daha öncede yazdım. bakınız tasavvufcu masalcıların insanın ruhu olduğuna Kurandan dayanak yaptıkları isra 85 için ilk tefsircilerden mukatil bin süleyman ne demiş



https://resmim.net/preview/xg6b2W.png

büyük melek diyor adam. o zamanlar inanılan büyük melek diye bir melek varmış, milet onu sormuş peygambere gelen ayette bu.

ilk tefsirciler mi daha iyi bilir yoksa şimdikiler mi? sorunun cevabını size bırakıyorum

Müfessirler ve tefsir kitapları listesi | Yenişehir Wiki | FANDOM powered by Wikia
Ruh algılayan, hisseden bir unsurdur. Karakterimizde ruhumuzda bulunur, ruhu kaldırırsak biz olmayız.Ben dediğimiz ruhtur. Adnan Oktar'a göre ruh başımızdadır, ve şekil alabilme özelliğini barındırdığından insanın fiziki yapısına bürünmüş olarak insanın başında bulunur. 5 duyu ile aldığımız uyarıcı elektrik sinyalleri, beyinde insanın fiziki yapısını almış olan ruhun ilgili bölgelerine ulaşarak algılamayı oluşturur.:)

Kimin ruhu var, kimin yok sorusu , ya da dayanağı benim/bizim için önemli değil diye düşünüyorum; çünkü bana/bizlere, toplumda infial yaratan kötülükleri yaşayanların ve o kötülükleri yapanların ruhunun olmadığına inanmak güç veriyor. Nasıl örnek verdiğiniz tefsir alimi Kuran'da ve sünnet'de olmayan tasavvufi ve israili kaynaklardan alıntı yapıyorsa biz de felsefe yaparak bu fikirlere ulaşıyoruz. @Lefty hocam Dünya'da kötülük yapanların ve kötülük yaşayanların bazılarının görevli olduğunu söyledi, ezoterizmin bu bilgisi benim iddia ettiğim inanca kapı aralıyor. Lefty'nin iddia ettiği bu bilgi gaibte daha detaylı anlaşmaların konsensüsün olabileceği noktasında bize ümit veriyor.Kötülüğü yapmak ve yaşamak ruhlar tarafından istenmediği için görevli ruhlara yaptırılacak kadar bir anlayış ve konsensüs varsa ben de diyorum ki toplumda infial oluşturan kötülükleri yapanların ve bu kötülükleri yaşayanların ruhunun olması da bu büyük konsensüs fikrine terstir.:)
 

ls2

Aktif üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
2,778
Puanları
38
Ruh algılayan, hisseden bir unsurdur. Karakterimizde ruhumuzda bulunur, ruhu kaldırırsak biz olmayız.Ben dediğimiz ruhtur. Adnan Oktar'a göre ruh başımızdadır, ve şekil alabilme özelliğini barındırdığından insanın fiziki yapısına bürünmüş olarak insanın başında bulunur. 5 duyu ile aldığımız uyarıcı elektrik sinyalleri, beyinde insanın fiziki yapısını almış olan ruhun ilgili bölgelerine ulaşarak algılamayı oluşturur.:)

Kimin ruhu var, kimin yok sorusu , ya da dayanağı benim/bizim için önemli değil diye düşünüyorum; çünkü bana/bizlere, toplumda infial yaratan kötülükleri yaşayanların ve o kötülükleri yapanların ruhunun olmadığına inanmak güç veriyor. Nasıl örnek verdiğiniz tefsir alimi Kuran'da ve sünnet'de olmayan tasavvufi ve israili kaynaklardan alıntı yapıyorsa biz de felsefe yaparak bu fikirlere ulaşıyoruz. @Lefty hocam Dünya'da kötülük yapanların ve kötülük yaşayanların bazılarının görevli olduğunu söyledi, ezoterizmin bu bilgisi benim iddia ettiğim inanca kapı aralıyor. Lefty'nin iddia ettiği bu bilgi gaibte daha detaylı anlaşmaların konsensüsün olabileceği noktasında bize ümit veriyor.Kötülüğü yapmak ve yaşamak ruhlar tarafından istenmediği için görevli ruhlara yaptırılacak kadar bir anlayış ve konsensüs varsa ben de diyorum ki toplumda infial oluşturan kötülükleri yapanların ve bu kötülükleri yaşayanların ruhunun olması da bu büyük konsensüs fikrine terstir.:)
eyvallah. bu tek tanrıcı dinlerden önce herşeyin ruhu olduğuna inanılan inanç sistemi yaygındır. dağlardan ormanlardan tutunda suya,toprağa tüm canlılara kadar.. bu tek tanrıcı dinlerin annesi olmasada babanneside bu pagan inanışlarıdır. şimdi çıkıpta kötülerin ruhu yok demek bunada uygun değil. felsefede yapacak olsak birşeyler üzerine inşa etmemiz lazım düşünceleri.. zaten kutsal metinleri kendileri dayanak yapan üfürükçülerinde taktiği budur. kutsal kabul edilen şeylerden sözde referans alarak daha inandırıcı gözükmeye çalışırlar..
 

Lefty

Tanınmış üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,941
Puanları
48
Kimin ruhu var, kimin yok sorusu , ya da dayanağı benim/bizim için önemli değil diye düşünüyorum; çünkü bana/bizlere, toplumda infial yaratan kötülükleri yaşayanların ve o kötülükleri yapanların ruhunun olmadığına inanmak güç veriyor. Nasıl örnek verdiğiniz tefsir alimi Kuran'da ve sünnet'de olmayan tasavvufi ve israili kaynaklardan alıntı yapıyorsa biz de felsefe yaparak bu fikirlere ulaşıyoruz. @Lefty hocam Dünya'da kötülük yapanların ve kötülük yaşayanların bazılarının görevli olduğunu söyledi, ezoterizmin bu bilgisi benim iddia ettiğim inanca kapı aralıyor. Lefty'nin iddia ettiği bu bilgi gaibte daha detaylı anlaşmaların konsensüsün olabileceği noktasında bize ümit veriyor.Kötülüğü yapmak ve yaşamak ruhlar tarafından istenmediği için görevli ruhlara yaptırılacak kadar bir anlayış ve konsensüs varsa ben de diyorum ki toplumda infial oluşturan kötülükleri yapanların ve bu kötülükleri yaşayanların ruhunun olması da bu büyük konsensüs fikrine terstir.:)
Adnan Hoca ile Lefty Hoca'nın yan yana gelmiş olması ne büyük talihsizliktir böyle, benim de bir kedim var ama; hem dört ayaklı hem de erkek.:)

Şeytan da bir ruhsal varlıktır yani görevli olanların da ruhu olduğu gibi kötülerin de ruhu vardır çünkü tüm evren ruhun tekamülü için mevcuttur, canlı-cansız ayrımı bizim zihinlerimizde olup, cansız algıladıklarımız bile ruhun kontrolündedir.

Kötülük kavramı bu dünyaya özgü olduğu için sonrasında kötülük diye bir durum söz konusu değildir. İyilik ve kötülük bir bütün olup, tekamül aracıdır. Konsensüs yok sadece görevli ve yönetici varlıklar var fakat kötü değiller yani şeytan da bir görevli ve kendi üstüne düşeni yapıyor.

Tekrar vurguluyorum; Dünya'nın yapısı ikilemler üzerine kurulu yani özellikle kötülük var edilmiş değil. İyiliğin olabilmesi için kötülüğün olması zorunlu yani kadının olması için erkeğin ya da erkeğin olması için kadının var olması gibi. Kötülüğü yok etme şansınız yok çünkü tüm ikilemleri ortadan kaldırmanız gerekiyor ki o zaman Dünya'da yaşam var olamaz. İyilik ve kötülük beraberdir yani her şerde bir hayır vardır.
Yaşamı yok ettiğiniz an kötülük de yok olur, insan da var olamaz.

 
Son düzenleme:

Lefty

Tanınmış üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,941
Puanları
48
"En mükemmel adalet vicdandır.” demiştir Victor Hugo ve çok da doğru söylemiştir. Vicdanı olmayan insanlar kötülük yapar, ruhu olmayanlar değil.
 

xmatrix

Üye
Katılım
19 Ocak 2017
Mesajlar
48
Puanları
6
[FONT=Verdana, sans-serif]Sorular...... Sorular.... Sorular....[/FONT]


[FONT=Verdana, sans-serif] Bu dünyada yaşanan her şey için ; Hem kötüler için Hemde iyiler için cevaplar vardır... Kötü bir insanda kendi cevabını , İyi insanda kendi cevabını kurgulayabilir... Her iki yöne gitmek içinde nedenler öne sürebiliriz.. Zaten amaçta budur... Dış etkenlerin değil ruhun içindeki cevherin veya karanlığın ortaya çıkması amaçlanmaktadır.. Yoksa salt gerçek bilinse özgür irade nasıl tecelli edecekdiki.. [/FONT]


[FONT=Verdana, sans-serif] Bu konu başlığı altında , kötülüğün nedeni hakkında kurgulanan çözüm ortaya konmaktadır.. Aslında fark edersek her şeye çözüm açıklamalar üretebiliriz.. Fakat gerçek Allah'ın ilmin de saklıdır.. Allah Kuran'da Hiçbir şey göründüğü gibi olmayabilir (hızır hikayesi) diyerek bu konuya değinmiştir..[/FONT]
 

true blue

Üye
Katılım
13 Ocak 2015
Mesajlar
464
Puanları
18
Yaş
30
"En mükemmel adalet vicdandır.” demiştir Victor Hugo ve çok da doğru söylemiştir. Vicdanı olmayan insanlar kötülük yapar, ruhu olmayanlar değil.
Zaten ruhu olmayınca insan olmuyor hocam, ruh olmayınca sadece fiziki vücudumuz yani maddeden oluşan insan ortada kalıyor, madde de yani kuarklar, kuarkların oluşturduğu proton, nötron, atomlar, elementler bileşenler, moleküller canlı ve hareket kabiliyeti olduğu için insan bedeni ruh olmasa bile hareket ediyor.


Not: Bu arada kuarklar dedim bildiğim kadarı ile maddenin en küçük yapı taşı kuark, daha yenileri de bulunabilir, fakat bilim adamları bir yerden sonra en son yapı taşına ulaşacak, kuarklar son olmasa da kuarkları oluşturan öncelleri sonsuza kadar gitmez.
 

Lefty

Tanınmış üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,941
Puanları
48
Zaten ruhu olmayınca insan olmuyor hocam, ruh olmayınca sadece fiziki vücudumuz yani maddeden oluşan insan ortada kalıyor, madde de yani kuarklar, kuarkların oluşturduğu proton, nötron, atomlar, elementler bileşenler, moleküller canlı ve hareket kabiliyeti olduğu için insan bedeni ruh olmasa bile hareket ediyor.

Not: Bu arada kuarklar dedim bildiğim kadarı ile maddenin en küçük yapı taşı kuark, daha yenileri de bulunabilir, fakat bilim adamları bir yerden sonra en son yapı taşına ulaşacak, kuarklar son olmasa da kuarkları oluşturan öncelleri sonsuza kadar gitmez.
Madde konusu o kadar karışık ki daha henüz net konuşmak mümkün değil.

Bildiğim kadarı ile araştırılan atom altı parçacıklardan bazıları; Esir, Higgs, Kuark, Anti Madde, Muon, Gluon, Karanlık Madde, Eter ve Eter Altı, Foton, Nötrino, Lepton, Takyon (Tachyon), Gyron (Jayron)

Tuhaf olan maddenin büyük bir bölümünün boşluktan oluşması ve bu gerçeğin de İmam Rabbani tarafından dile getirilmiş olmasıdır.


"Maddenin içi, dolu gözüktüğü halde aslında boştur." İmam Rabbani (1563 – 1624)

"Madde, sonsuz denecek ölçüde parçalanabilir." Nazzam (792 – 845)

Dünya sanıldığı gibi ilkellikten gelişmişliğe doğru gitmiyor aslında ve tufan sonrasında Amerika'yı yeniden keşfetmek gibi bir süreç yaşıyoruz.

Madde ruh olmadan hareket edemez, ruh cansız olanı da hareket ettiren-var edendir yani maddenin gelişim süreci ruh sayesinde mümkündür. Gözlemci olmadan bu Dünya yok olur, yoğun konsantrasyon sahibi bir düşüncenin ürünüyüz.

Masa sabit duruyor ve cansız kabul ediyoruz fakat ruh onu var edendir, ruh konsantrasyonunu çekerse madde dağılır ve görünmez olur. Canlılarda beden içinde ruh olmaması demek hepimizin bildiği ölüm anıdır, ruh gittiği an beden dağılmaya başlar.

Yapay zeka aklınızı karıştırmasın çünkü o tümüyle bir insanı taklit edecek özelliklere sahip olacak fakat yine ruhun desteği ile yani ruhu olmayacak ama cansız madde gibi ruh arka planda destek verecek.
 

true blue

Üye
Katılım
13 Ocak 2015
Mesajlar
464
Puanları
18
Yaş
30
Sizin daha önce söylediğiniz Ahzab Suresi 72. ayet: "Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, (sorumluluğundan) korktular. Onu insan yüklendi." ayeti yani insanların ve insanın Dünya'da yaşayacakları kaderi kabul ettiğini gösteren bu ayet Dünya'da insanların ve insanın kaderini bir anlaşma ile kabul ettiği anlamına da gelir, yani herkesin üzerinde anlaştığı bir insanlık ve insan kaderi vardır. Bu ayet de aslında Dünya'nın kaderi üzerinde tüm mahlukatın fikir birliği edindiğini ve bir konsensüsün olduğunu gösterir.

Dolayısıyla Dünya'ya zorla gönderilme yoksa bir konsensüs vardır. Aslında bu konsensüste kötülük yaşayan ve kötülük yapanlardan bazılarının ruhunun olmadığına işarettir, çünkü konsensüsün/ anlaşmanın olması ruhların başlarına gelecek herşeyi kabul etmeyeceği anlamına gelir. İşte bu kabul etmedikleri dünya hikayeleri/parçalarında bu işlevi yerine getiren ruhsuz bedenler vardır.
 

Lefty

Tanınmış üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,941
Puanları
48
Sizin daha önce söylediğiniz Ahzab Suresi 72. ayet: "Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, (sorumluluğundan) korktular. Onu insan yüklendi." ayeti yani insanların ve insanın Dünya'da yaşayacakları kaderi kabul ettiğini gösteren bu ayet Dünya'da insanların ve insanın kaderini bir anlaşma ile kabul ettiği anlamına da gelir, yani herkesin üzerinde anlaştığı bir insanlık ve insan kaderi vardır. Bu ayet de aslında Dünya'nın kaderi üzerinde tüm mahlukatın fikir birliği edindiğini ve bir konsensüsün olduğunu gösterir.

Dolayısıyla Dünya'ya zorla gönderilme yoksa bir konsensüs vardır. Aslında bu konsensüste kötülük yaşayan ve kötülük yapanlardan bazılarının ruhunun olmadığına işarettir, çünkü konsensüsün/ anlaşmanın olması ruhların başlarına gelecek herşeyi kabul etmeyeceği anlamına gelir. İşte bu kabul etmedikleri dünya hikayeleri/parçalarında bu işlevi yerine getiren ruhsuz bedenler vardır.
Dünya'ya zorla gönderilme yok sadece unutma süreci var. Yönetici varlıkların oluşturduğu bir yapı var fakat kötülük denen kavram sadece Dünya'nın var olduğu boyutta geçerli yani Cennet ve sonrasında kötülük yok.

Kötülük yaşayan insanlara bir bakın, mesela; Hz. İsa, Hallac, Bruno gibi çok ileri düzey tekamüldeki varlıklar eziyet gördü yani ruhlarının olmaması mümkün müdür? Ruh yoksa tekamül de yoktur çünkü tekamül eden ruhtur.

Ruhsuz beden diye bir şey olmadığı gibi ruh olmasaydı cansız da olmayacaktı. Kötüler de kötülük yapmak sureti ile tekamül ediyor, kimisi görevli kimisi kendi tercihi ile ama sonuçta ruhları var. Ruhu olmayan insan olabilir mi, böyle bir adaletsizlik olur mu? Kötülük yapanın ruhunun hafızasına kayıt edilecek yaptıkları ve cehennemde o ruh ile arınacak, şayet görevli ise de yine öteki tarafta yaptığı kötülükler ruhsal hafızadan silinecek.

Kötü insan belki iyi bir insana dönüşecek zamanla ya da kötülük yaşayan o yaşadığına karşılık başka büyük bir bedelden kurtulacak yani ruh olmadan Dünya'da yaşam mümkün değildir.

 

ls2

Aktif üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
2,778
Puanları
38
[FONT=Verdana, sans-serif]Sorular...... Sorular.... Sorular....[/FONT]


[FONT=Verdana, sans-serif] Bu dünyada yaşanan her şey için ; Hem kötüler için Hemde iyiler için cevaplar vardır... Kötü bir insanda kendi cevabını , İyi insanda kendi cevabını kurgulayabilir... Her iki yöne gitmek içinde nedenler öne sürebiliriz.. Zaten amaçta budur... Dış etkenlerin değil ruhun içindeki cevherin veya karanlığın ortaya çıkması amaçlanmaktadır.. Yoksa salt gerçek bilinse özgür irade nasıl tecelli edecekdiki.. [/FONT]


[FONT=Verdana, sans-serif] Bu konu başlığı altında , kötülüğün nedeni hakkında kurgulanan çözüm ortaya konmaktadır.. Aslında fark edersek her şeye çözüm açıklamalar üretebiliriz.. Fakat gerçek Allah'ın ilmin de saklıdır.. Allah Kuran'da Hiçbir şey göründüğü gibi olmayabilir (hızır hikayesi) diyerek bu konuya değinmiştir..[/FONT]
Tasavvuf gemisiyle bende bir süre seyahat ettim. islam limanından binmiştim bu gemiye ama açık denizde yol aldıkça anladım ki bu gemide müslüman yok :) yani tasavvuf kendi başına bir din veya felsefedir dostum. din naslar (açıklık, emir, hüküm) bütünüdür.teolojiside bunlar ekseninde yapılır. tasavvuf başka bir dindir.
 

xmatrix

Üye
Katılım
19 Ocak 2017
Mesajlar
48
Puanları
6
Tasavvuf gemisiyle bende bir süre seyahat ettim. islam limanından binmiştim bu gemiye ama açık denizde yol aldıkça anladım ki bu gemide müslüman yok :) yani tasavvuf kendi başına bir din veya felsefedir dostum. din naslar (açıklık, emir, hüküm) bütünüdür.teolojiside bunlar ekseninde yapılır. tasavvuf başka bir dindir.

Dediğiniz mümkün.. İslam gemisine binseniz de içinde Müslüman olmayanları görebilirsiniz..Sonuç olarak... Kaynaklar sadece yol göstericidir.. içinde insan unsuru olan kaynaklar hataya müsaittir.. İyi eğitilmiş bir akılda seçenekleri doğru elemine ederek sonuca ulaşabilir.. Bir kaynağın tamamı bozuk diyemeyiz.. Ama içindeki kusurların ayıklanması mümkündür...
 

ls2

Aktif üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
2,778
Puanları
38
Dediğiniz mümkün.. İslam gemisine binseniz de içinde Müslüman olmayanları görebilirsiniz..Sonuç olarak... Kaynaklar sadece yol göstericidir.. içinde insan unsuru olan kaynaklar hataya müsaittir.. İyi eğitilmiş bir akılda seçenekleri doğru elemine ederek sonuca ulaşabilir.. Bir kaynağın tamamı bozuk diyemeyiz.. Ama içindeki kusurların ayıklanması mümkündür...
Naif bir cevap, güzel bir bakış açısı.. yüreğinize sağlık..

Kalbimin tüm iyi niyeti ve aklımın tüm gücü ile (ikisinide tanrının verdiğini kabul edersek bana bahşedilen kadarı ile yani) Tanrıyı aradım..kutsal metinlerde,teolojide,felsefelerde ve tanrı adına söylenen herşeyde..

tüm bunlardan sonra, Tanrı adına yapılan felsefelere tabiki sözüm yok. bu gayet insani bir çabadır ve Tanrıya ulaşmak için bir doğru yol kabul edilecekse bu ancak akıl ve felsefedir. vahiy,ilham veya İsa gibi sözde doğrudan iletişimler Tanrıyı arayan insanlara yapılmış kötülüklerdir. bu yalanları atanlar ve destekleyenler- iyi niyetle yola çıkmış olsalar bile- insanlığın tanrı arayışına kötülük yapmışlardır diye düşünüyorum.. ve diğer korkunç soru(bana göre); bir Tanrı varsa kendi adına yapılan bu söylemlere nasıl izin veriyor!?

ben bu mantaliteyi yürüterek öyleyse tanrı yok demiyorum, öyleyse tüm bu zamana kadar tasavvur ettiğimiz gibi bir tanrı yok diyorum..

Not: düşünce yapim gereği en fazla bilinmezci olurum. hiçbir zaman Tanrı yok veya yaratan yok diyebileceğimi sanmıyorum..
 
Son düzenleme:

xmatrix

Üye
Katılım
19 Ocak 2017
Mesajlar
48
Puanları
6
Naif bir cevap, güzel bir bakış açısı.. yüreğinize sağlık..

Kalbimin tüm iyi niyeti ve aklımın tüm gücü ile (ikisinide tanrının verdiğini kabul edersek bana bahşedilen kadarı ile yani) Tanrıyı aradım..kutsal metinlerde,teolojide,felsefelerde ve tanrı adına söylenen herşeyde..

tüm bunlardan sonra, Tanrı adına yapılan felsefelere tabiki sözüm yok. bu gayet insani bir çabadır ve Tanrıya ulaşmak için bir doğru yol kabul edilecekse bu ancak akıl ve felsefedir. vahiy,ilham veya İsa gibi sözde doğrudan iletişimler Tanrıyı arayan insanlara yapılmış kötülüklerdir. bu yalanları atanlar ve destekleyenler- iyi niyetle yola çıkmış olsalar bile- insanlığın tanrı arayışına kötülük yapmışlardır diye düşünüyorum.. ve diğer korkunç soru(bana göre); bir Tanrı varsa kendi adına yapılan bu söylemlere nasıl izin veriyor!?

ben bu mantaliteyi yürüterek öyleyse tanrı yok demiyorum, öyleyse tüm bu zamana kadar tasavvur ettiğimiz gibi bir tanrı yok diyorum..

Not: düşünce yapim gereği en fazla bilinmezci olurum. hiçbir zaman Tanrı yok veya yaratan yok diyebileceğimi sanmıyorum..


Burada iyilik adına yazı yazan (sizinde) herkesin yüreğine sağlık..

Bireysel fikirlerde hata olasılığı daha yüksek yüzdeye sahiptir.. Bunun için amacımız burada kolektif zekaya ulaşıp daha gerçekçi cevaplar bulmak.. Tabi bu en azından benim amacım ..


Bizim aklımız ne kadar eğitimli olsa da yinede hata yapabilir.. Çünkü evrensel bilgi ve her şeyi kapsayan bir bilgi alt yapımız yok.. Böyle bir bilgi alt yapısı ancak yaratıcı kaynakta olabilir..
Yaratıcı kaynaktan bir vahiy geldiğini düşünüyorsak eğer bunu bizim kısıtlı bilgi alt yapımızla sorgulamamız haliyle hatalara yol açacaktır.. Biz geçmişteki insanların ne hissettiğini biliyormuyuz.. Şimdiki zamanda çeşitli kültürdeki insanların çeşitli inanışlardaki insanların hatta yanımızdaki insanın bile ne düşündüğünü ne hissettiğini bilemiyoruz.. Evrensel bir akıl ancak geçmişi , geleceği ve bütün farklılıkları bilip uygun vahiyler indirecektir.. Bunlar bize ters gibi gelebilir.. Ama insan denen muammanın el kitabı onun elinde.. Çünkü yaratan o.. Onun için en uygun kullanım el kitabını da o hazırlayabilir ancak..


Bizim aklımızın kalıplarını oluşturan bilgi veya çağdaşlık kalıpları acaba nereye kadar doğru.. Paketi güzel içi kof bir çağdaşlık insan denen bu makineye ne kadar çözüm olabiliyor.. Öncelikle bunları düşünmemiz gerek sanırım.. Sorgulayan yapı sorgulanmadan başka şeyleri sorgulaması büyük hatalara yol açabilir..Bunun farkında olursak. Olaylara bakışlarımızı daha kolektif daha bilimsel daha genel hale getirdikçe bütündeki uyumu fark etmemiz daha olasıdır..
 
Son düzenleme:

ls2

Aktif üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
2,778
Puanları
38
Burada iyilik adına yazı yazan (sizinde) herkesin yüreğine sağlık..

Bireysel fikirlerde hata olasılığı daha yüksek yüzdeye sahiptir.. Bunun için amacımız burada kolektif zekaya ulaşıp daha gerçekçi cevaplar bulmak.. Tabi bu en azından benim amacım ..


Bizim aklımız ne kadar eğitimli olsa da yinede hata yapabilir.. Çünkü evrensel bilgi ve her şeyi kapsayan bir bilgi alt yapımız yok.. Böyle bir bilgi alt yapısı ancak yaratıcı kaynakta olabilir..
Yaratıcı kaynaktan bir vahiy geldiğini düşünüyorsak eğer bunu bizim kısıtlı bilgi alt yapımızla sorgulamamız haliyle hatalara yol açacaktır.. Biz geçmişteki insanların ne hissettiğini biliyormuyuz.. Şimdiki zamanda çeşitli kültürdeki insanların çeşitli inanışlardaki insanların hatta yanımızdaki insanın bile ne düşündüğünü ne hissettiğini bilemiyoruz.. Evrensel bir akıl ancak geçmişi , geleceği ve bütün farklılıkları bilip uygun vahiyler indirecektir.. Bunlar bize ters gibi gelebilir.. Ama insan denen muammanın el kitabı onun elinde.. Çünkü yaratan o.. Onun için en uygun kullanım el kitabını da o hazırlayabilir ancak..


Bizim aklımızın kalıplarını oluşturan bilgi veya çağdaşlık kalıpları acaba nereye kadar doğru.. Paketi güzel içi kof bir çağdaşlık insan denen bu makineye ne kadar çözüm olabiliyor.. Öncelikle bunları düşünmemiz gerek sanırım.. Sorgulayan yapı sorgulanmadan başka şeyleri sorgulaması büyük hatalara yol açabilir..Bunun farkında olursak. Olaylara bakışlarımızı daha kolektif daha bilimsel daha genel hale getirdikçe bütündeki uyumu fark etmemiz daha olasıdır..
Dostum ;vahyi (esasta inancını/içsel bağlılıklarını) savunmak için şu yazdıkların bile vahyin başarısızlığının kanıtıdır.

vahiy yöntemi sadece başarısız da değildir. aynı zamanda hayatın ve insanın temel prensiplerinede aykırıdır. (değişim ve gelişim)

İnsan ideallerle doludur, tarih ise kan ve şiddetle. (ideallerden bahseden sözde vahyin tanrısı gene başarısız)

dünyada inanç çeşitliliği ortadadır. ( ideallerden ve tek hakikatten bahseden vahyin tanrısı gene başarısız)

uzatmadan mantığımızı kullanalım;

Bir Tanrı nasıl bu kadar başarısız olabilir?

şahsi cevabım; başarısız olan tanrı degildir, sözde tanrı adına konuştuğunu iddia eden insanoğullarıdır..
 
Katılım
21 Ocak 2018
Mesajlar
562
Puanları
18
Bir insanı, birkaç insanı birkaç düzine insanı, yüzlerce binlerce milyonlarca insanı gerçeğe(!) inandırmak büyük bir başarı.

Bir insanı, birkaç insanı birkaç düzine insanı, yüzlerce binlerce milyonlarca insanı gerçeğe(!) ulaştırdıktan sonra kutlu(!) emelleri bu insanlarla gerçekleştirmek ayrı bir başarı.

Somut verilerle kanıtlanmış verileri inanılmış hayallerle çürütmek(!) ayrı bir başarı.

İnsanlara doğru yolu gösteren ve bu yolun sonunda ona güzellikler vadederek insanlara uğruna yaşamak için iyi(!) bir neden vermek ayrı bir başarı.

Dinilerin ve o dinlerin tanrılarının(peygamberler ve çevresindekiler) aklıma İlk gelen başarıları yukarıdakilerdi. Haklarını yememek lazım yaptıkları işler çok güzel olmasa da küçük yalanlarla büyük
işler başarmışlar.

*** Yukaridaki yazımda hiçbir şekilde dine sallama, dini çürütme, dini kötüleme gibi amaçlarla hareket etmedim. Yazdıklarım kendi düşüncelerimdir.
 
Son düzenleme:

xmatrix

Üye
Katılım
19 Ocak 2017
Mesajlar
48
Puanları
6
Dostum ;vahyi (esasta inancını/içsel bağlılıklarını) savunmak için şu yazdıkların bile vahyin başarısızlığının kanıtıdır.

vahiy yöntemi sadece başarısız da değildir. aynı zamanda hayatın ve insanın temel prensiplerinede aykırıdır. (değişim ve gelişim)

İnsan ideallerle doludur, tarih ise kan ve şiddetle. (ideallerden bahseden sözde vahyin tanrısı gene başarısız)

dünyada inanç çeşitliliği ortadadır. ( ideallerden ve tek hakikatten bahseden vahyin tanrısı gene başarısız)

uzatmadan mantığımızı kullanalım;

Bir Tanrı nasıl bu kadar başarısız olabilir?

şahsi cevabım; başarısız olan tanrı degildir, sözde tanrı adına konuştuğunu iddia eden insanoğullarıdır..





Yaratıcı neyi başaramadı sence... Herkesin kurtulacağını mı vaat etti başaramadı... Yoksa bize dünyada cennetimi vaat etti başaramadı.. Neyi başaramadı.. Sadece senin sınavını vaat etti sana... Dahada başka bir şey vaat etmedi.. Hatta yardımcı olsun diye sana vahiyler indirdi.. Senin özgür iradene müdahale etmek isteseydi ederdi.. Ama onun amacı senin özgür iradenin tecellisi.. Başaramayan tanrı değil sanırım insanoğlu oluyor bu durumda..


Zaten insanoğlu bu dünyanın cazibesine kendini kaptırınca cenneti de bu dünyada aramıştır.. Dünyayı her şey kabul eden zihnimiz bir elbise provasında olduğunun farkında değil.. Esas yaşamın için elbiseni burada kendin seçeceksin.. Ateşten mi yoksa nurdan mı sen karar vereceksin..


Daha önce dediğim gibi bu dünyada Allah senin özgür iradenin özgür seçimlerini yapması için her türlü ortamı sunmuştur sana.. Kötülük yap diye vahiy indirmemiştir.. Bu herkesin yanılgısı din var savaşta var düşüncesi insani bir yanılgı.. Din bir güçtür büyük toplulukları etkilen bir araya getiren bir güçtür.. Toplulukların aynı düşüncede bir araya gelmesi onların birlikte hareket ederek büyük bir güce sahip olmasını sağlar.. Bu aynı düşünce milliyet olabilir din olabilir v.s. Her şey olabilir.. İşte bu gücün farkında olan karanlık güçler insanın saflığından , duygusallığından faydalanarak kendi çıkarları için savaşların ortaya çıkmasına sebep olmuştur..


Tanrı değil insan başaramadı ... Vahiy değil onu hedefine götüremeyen insan başaramadı.. Ama bu değil ki herkesi kaybettik.. Kurtuluşa gidenlerde olmuştur olacaktır..


Bu dünyada iyi ve kötü hep olacak ikisinin savaşı da hep olacak.. burası Cennet değil cennet ve cehennemin bir arada var olduğu bir nokta.. Ama ayrılacak , zamanı gelince cehennem de cennette birbirinden ayrılacaktır.. Cehennem de ateş yoktur herkes bu dünyadaki yaktığı ateş kadar ateşi kendi cehennemine götürecektir..


Vahiy değişim ve gelişmeye ayak uyduramıyor diyorsunuz..Hojam gelişim demek bilimsel ve teknik gelişimdir.. Buna hiç bir vahiy karışmaz hatta destekler.. Vahiy insan yaşamındaki ilişkiler üzerine gelmiştir.. Buda teknik gelişmeler şeklinde değilde , ahlaksal değişimlerdir.. Burada büyük gelişmeler olmaz iyi olan her şey her zaman iyidir.. Kötü olansa kötüdür.. Çağdaşlık kisvesi altında ahlaksal değişimlerde daha önce dediğim gibi paketi güzel içi kof düzeltiyorum :) küf yapıdadır..
 

ls2

Aktif üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
2,778
Puanları
38
Yaratıcı neyi başaramadı sence... Herkesin kurtulacağını mı vaat etti başaramadı... Yoksa bize dünyada cennetimi vaat etti başaramadı.. Neyi başaramadı.. Sadece senin sınavını vaat etti sana... Dahada başka bir şey vaat etmedi.. Hatta yardımcı olsun diye sana vahiyler indirdi.. Senin özgür iradene müdahale etmek isteseydi ederdi.. Ama onun amacı senin özgür iradenin tecellisi.. Başaramayan tanrı değil sanırım insanoğlu oluyor bu durumda..
Yaratıcı en temel şeyi başaramadı. vahiy uygulamasını.

musevi ve iseviliği geçiyorum konu uzamasın die. islama bakalım. son elçiyi gönderdim ona inanmayanı cehenneme atacam diyor. o vakit bu son denemesinde bir insanüstülük beklemem normaldir çünkü bu son vahiy iletişiminin güvenirliği,meşruiyeti tartışılır hale gelirse ''dinimi tamamladım-son elçi-son elçiye inanmayan cehenneme'' söylemleri ilahi adalete yakışmayacak konuma düşecektir.

Bu konuda çok şey söyleyebilirim ama tek argüman sunacağım. ilk tefsirci Ebu Bekirdir Ayşede onun kızıdır, Ali damadıdır,ilmin temsilcisi kabul edilir bazı çevrelerce. peki ne olmuştur. Ayşe ve Ali taraftarları savaşmıştır. ee ne olmuş canım eskiden savaşsız geçen yıl mı var, veya nefslerine düştüler savaştılar falan. yukarda ilk yazdıklarımı hatırlayınız;

''..dinimi tamamladım-son elçi-son elçiye inanmayan cehenneme''

daha peygamber dünyadan göçer göçmez vahiy sistemini sarsıntıya uğratacak şeyler bunlar. ki şu anda devasa bir sunni-şia ayrımı. ya bu mezhepsel ayrımıda geçtim. vahiy sistemi anında yıpranmaya başlıyor. hangi ilahi adalet bu sistemi dayanak alıp insanları cehenneme atacak?

Daha önce dediğim gibi bu dünyada Allah senin özgür iradenin özgür seçimlerini yapması için her türlü ortamı sunmuştur sana
üzerine düşünelim.. bir yaratıcı var.. iki insan yarattı. mesela biri kabil öbürü habil..biri iyiliği seçti diğeri kötülüğü.. neden biri iyiliği öbürü kötülüğü seçti? bakınız siz yaratıcısınız, habilide kabilide tüm hücrelerine kadar siz yarattınız. sonra biri iyiliği seçti öbürü kötülüğü? soruyorum; yaratıcının hiç mi sorumluluğu yok bu seçimlerde? ben özgür irade verdim onlar kendi seçti!? iyi güzel ama yaratıcı sizsiniz! tasarım size ait nasıl oluyor bu? bu dengeyi nasıl kurdunuz? tövbe var,günah sevap dengesi var,vicdan var falan denilir birde işin içine kader ve sonsuz ilim katılıp iş iyice çorba yapılır. ama bunlar bana göre iyiliğe ödül,kötülüğe ceza verebilmeyi hakkaniyetli yapabilecek kadar yeterli değil.


Bu herkesin yanılgısı din var savaşta var düşüncesi insani bir yanılgı.. Din bir güçtür büyük toplulukları etkilen bir araya getiren bir güçtür.. Toplulukların aynı düşüncede bir araya gelmesi onların birlikte hareket ederek büyük bir güce sahip olmasını sağlar.. Bu aynı düşünce milliyet olabilir din olabilir v.s. Her şey olabilir
Savaşların sebebi çeşitlidir elbet..ihalenin sadece dine bırakılması abesle iştigaldir.. Herkesin ve herşeyin yaratıcısı olduğunu söyleyen bir tanrının; benim yolumda savaşın demesi,diğerlerini sanki kendi yaratmamış gibi onların öldürülmesine, köle yapılmasına,mallarının ganimet olarak alınmasına izin vermesi ..üzerine düşünmeli..bu tanrı herkesin tanrısından çok bölgesel veya ırksal veya milli bir tanrı gibi davranmaktadır..buradan gene vahiy sistemine dönelim, vahiy sisteminda başarısız olan tanrı bu konuda özeleştiri yapmak yerine, onlara gafil,sapmış,kafir,inkarcı,kötü niyetli felan diyerek en son gönderdiği dini için savaşanlara cennet vaadediyor diğerlerininde yeri zaten malum..


Vahiy değişim ve gelişmeye ayak uyduramıyor diyorsunuz..Hojam gelişim demek bilimsel ve teknik gelişimdir.. Buna hiç bir vahiy karışmaz hatta destekler.. Vahiy insan yaşamındaki ilişkiler üzerine gelmiştir.. Buda teknik gelişmeler şeklinde değilde , ahlaksal değişimlerdir.
hayır kastım sadece bilim teknik değil. mesela; perde arkasından konuşun kadınlarla diyor,mesela hırsızın elini kesin diyor,mesela erkek 4 kadın alırken,kadına böyle bişi yok,kadınlara evden çıkmamayı tavsiye ediyor,kadının şahitliği erkeğe göre yarım ve daha birçok şey dostum..

uzun yazmayı sevmem ama bayağı uzadı kusura bakma:)
 
Son düzenleme:

xmatrix

Üye
Katılım
19 Ocak 2017
Mesajlar
48
Puanları
6
Yaratıcı en temel şeyi başaramadı. vahiy uygulamasını.

musevi ve iseviliği geçiyorum konu uzamasın die. islama bakalım. son elçiyi gönderdim ona inanmayanı cehenneme atacam diyor. o vakit bu son denemesinde bir insanüstülük beklemem normaldir çünkü bu son vahiy iletişiminin güvenirliği,meşruiyeti tartışılır hale gelirse ''dinimi tamamladım-son elçi-son elçiye inanmayan cehenneme'' söylemleri ilahi adalete yakışmayacak konuma düşecektir.

Bu konuda çok şey söyleyebilirim ama tek argüman sunacağım. ilk tefsirci Ebu Bekirdir Ayşede onun kızıdır, Ali damadıdır,ilmin temsilcisi kabul edilir bazı çevrelerce. peki ne olmuştur. Ayşe ve Ali taraftarları savaşmıştır. ee ne olmuş canım eskiden savaşsız geçen yıl mı var, veya nefslerine düştüler savaştılar falan. yukarda ilk yazdıklarımı hatırlayınız;

''..dinimi tamamladım-son elçi-son elçiye inanmayan cehenneme''

daha peygamber dünyadan göçer göçmez vahiy sistemini sarsıntıya uğratacak şeyler bunlar. ki şu anda devasa bir sunni-şia ayrımı. ya bu mezhepsel ayrımıda geçtim. vahiy sistemi anında yıpranmaya başlıyor. hangi ilahi adalet bu sistemi dayanak alıp insanları cehenneme atacak?

Sayın Hojam Allah din getirerek deneme yapmıyor .. Farklı tarihte farklı toplumlara vahiyler getirerek o zamana uygun uyarıları insanlara ulaştırıyor.. Sayın hojam vahiy insan üstü olursa anlayacak olan o kapasitede değilse nasıl olacak bu dediğiniz.. Ulaşım aracı olarak hayvan kullanmayı bilen inanlara Ferrari kullanım kitapçığı göndermen ne kadar mantıklı hojam.. Göndermek kolay , anlayan önemli sonuçta... Zaten Kuran'dada bununla ilgili olarak matematiksel (19 mucizesi gibi) mucizeler gönderilmiştir.. İnsanoğlu matematikten artık anladığı için yaratıcı , yarattığı herşeye attığı matematiksel imzasını Kuran'ada atmıştır..Onun için Kuran evrenin kitabıdır..






üzerine düşünelim.. bir yaratıcı var.. iki insan yarattı. mesela biri kabil öbürü habil..biri iyiliği seçti diğeri kötülüğü.. neden biri iyiliği öbürü kötülüğü seçti? bakınız siz yaratıcısınız, habilide kabilide tüm hücrelerine kadar siz yarattınız. sonra biri iyiliği seçti öbürü kötülüğü? soruyorum; yaratıcının hiç mi sorumluluğu yok bu seçimlerde? ben özgür irade verdim onlar kendi seçti!? iyi güzel ama yaratıcı sizsiniz! tasarım size ait nasıl oluyor bu? bu dengeyi nasıl kurdunuz? tövbe var,günah sevap dengesi var,vicdan var falan denilir birde işin içine kader ve sonsuz ilim katılıp iş iyice çorba yapılır. ama bunlar bana göre iyiliğe ödül,kötülüğe ceza verebilmeyi hakkaniyetli yapabilecek kadar yeterli değil.

Sayın hojam önce şunu anlamamız gerek insan bütünüyle sonradan var edilmiş bir yapıda değilidir.. “Ruhumdan ruh üfledim” bu söz insanı bir makineden öteye götürür.. İnsanoğlu bütünüyle sonradan var edilen bir makine olsa Allah her istediği ayarı hatasız yapacaktır muhakkak.. Ama insanda yaratıcıdan miras bir yapı var.. İnsan tanrıdır demek istemiyorum.. Ama saf özgür irade ve farkındalık özelliği Yaratandan mirastır.. insanoğlunun özgürlükten payı olduğu için sorumludur.. Düşünsene yaratıcı makine yaratacaksa bunun sınav anlamı olurmu .. Hatta bu yaratımın değerli bir yönüde olmaz sanırım.. .








Savaşların sebebi çeşitlidir elbet..ihalenin sadece dine bırakılması abesle iştigaldir.. Herkesin ve herşeyin yaratıcısı olduğunu söyleyen bir tanrının; benim yolumda savaşın demesi,diğerlerini sanki kendi yaratmamış gibi onların öldürülmesine, köle yapılmasına,mallarının ganimet olarak alınmasına izin vermesi ..üzerine düşünmeli..bu tanrı herkesin tanrısından çok bölgesel veya ırksal veya milli bir tanrı gibi davranmaktadır..buradan gene vahiy sistemine dönelim, vahiy sisteminda başarısız olan tanrı bu konuda özeleştiri yapmak yerine, onlara gafil,sapmış,kafir,inkarcı,kötü niyetli felan diyerek en son gönderdiği dini için savaşanlara cennet vaadediyor diğerlerininde yeri zaten malum..

Burada vahiyde bir başarısızlık yok.. yine insani başarısızlık.. Allah vahiy gönderiyor insan çıkarına göre tahribat ediyor .. Bu durumda yaratıcının suçu ne oluyor dostum.. Özgür irade işte böyle bir şey.. dünya hevesleri ile her türlü çıkar için şeytana yenik düşebiliyor..


Zaten Allah bunun farkında .. Bunun için her türlü af edilme kapılarını ardına kadar açık tutuyor.. tekki insanın dünyalık nefsinin kendine yaptırdıklarını fark etsin.. Kibiri bırakıp tevazuyu öğrensin..
İşte özgür irade bu kadar zorlu bir miras.. Hem yüce hem ağır bir miras..








hayır kastım sadece bilim teknik değil. mesela; perde arkasından konuşun kadınlarla diyor,mesela hırsızın elini kesin diyor,mesela erkek 4 kadın alırken,kadına böyle bişi yok,kadınlara evden çıkmamayı tavsiye ediyor,kadının şahitliği erkeğe göre yarım ve daha birçok şey dostum..

uzun yazmayı sevmem ama bayağı uzadı kusura bakma:)



konunun detaylarına girdikçe haliyle uzuyor.. Bu söylediklerinizle ilgili detaylar İnternet sitelerinde mevcut benim değinmek istediğim başka bir yönü var olayın....


Diyoruz ki çağdaşlık.. Peki çağdaşlık nedir.. Hani insanlar bazı bilgileri ön koşulsuz anında kapar ya buda onun gibi bir şey.. Nedenine gelince mesela diyelim ki moda.. insanlar modaya uymak için hangi mantıksal nedenlere sahiptir.. Moda için neden; sadece sürü psikolojisidir.. Sürünün önde gidenleri (Sanatçılar,ünlü insanlar vs.) örnek olur insanlara.. Beğenilme , takdir görme , sürüden dışlanmama nedenleri ile insanlarda buna uyar.. İşte çağdaşlık böyle bir dindir mantık aramadan inanman gerekir.. 4 kadın alma çağ dışı , her gece biriyle sabahlamak çağdaşlıktır... El kesmek çağ dışı , yetim hakkına el uzatma çağdaşlıktır.. Aile kurma çağ dışı , yalnız yaşamak çağdaşlıktır.. Örnekleri çoğaltabiliriz.. Bizim anladığımız çağdaşlık bu işte.. Halbuki çağdaşlık bumu .. Belki haberlerde duymuşundur.. Amerika halkının çağdaşlık seviyesini ölçmek için bir araştırma yapmak istemiş.. İnsanlara sorular hazırlamışlar.. Bu soruların cevaplarına göre çağdaşlık seviyesi ölçülecek.. Sorular sence ne olabilir dersin.. Sadece bilimsel ve teknik konuları içeren sorularmış.. İşte çağdaşlık budur hojam....