Neler yeni

Günah kavramı nedir?

tazmanyayahnisi

Yeni üye
Katılım
20 Eyl 2017
Mesajlar
152
Puanları
0
Günah kavramı nedir,Günah kelimesinin dilsel gelişimi türkçeye girişi gündelik hayatda kullanılması üzerine ahkam kesecek bir filozof var mı acaba...?
Günah ve kötülük ilişkisi nedir?
Dinlerdenmi hayatımıza girmiştir yoksa toplumsal kurallardan mı kaynaklanmaktadır...?
Niye bazılarımız kendimizi korurken bazılarımız adam öldürür,zina yapar,hırsızlık yapar bu doğuştan mıdır yoksa sonradan mı öğrenilmiştir...?
 

Lefty

Tanınmış üye
Yönetici
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
5,086
Puanları
63
Yaş
41
Günah kavramı nedir,Günah kelimesinin dilsel gelişimi türkçeye girişi gündelik hayatda kullanılması üzerine ahkam kesecek bir filozof var mı acaba...?
Günah ve kötülük ilişkisi nedir?
Dinlerdenmi hayatımıza girmiştir yoksa toplumsal kurallardan mı kaynaklanmaktadır...?
Niye bazılarımız kendimizi korurken bazılarımız adam öldürür,zina yapar,hırsızlık yapar bu doğuştan mıdır yoksa sonradan mı öğrenilmiştir...?

Günah ve sevap tekamül sisteminde yapılması gerekenler ve gerekmeyenleri temsil eder hatta "günahına girme" deyimi vardır yani birisine haksızlık yapma, kötü düşünme, iftira etme anlamına gelir. Günah kavramını korkutma unsuru olarak kullanıp, insanlar üzerinde baskı oluşturmaya çalışıyorlar ve bu kavram ile umutsuzluk aşılamaya çalışıyorlar oysa ki önemli olan vicdan muhasebesi ile neyi yapıp, yapmayacağının kararını verebilmektir. Kendi yaşamının kontrolünü kaybettirecek hatalardan uzak durmaktır. İdrak genişliği ve vicdan devrede ise zaten günah kavramı hayatını etkilemez çünkü davranışların ona göre şekillenir. Bilinçsiz insan çok hata yapar ve günaha girer. İnançlı olmakla da ilgisi yoktur, yaşamı boyunca erdemli davranan herkes büyük ölçüde günahtan uzak kalmayı başarabilir.

"Kötülük" konusunda da Yrd. Doç. Dr. Yaylagül Ceran Karataş'ın ilgimi çeken bir yazısını paylaşmak isterim.

Kötülük inşa mı, doğa mı? | Dosya | Lacivert Dergi
 
Katılım
21 Ocak 2018
Mesajlar
590
Puanları
18
Günah, sevap gibi kavramların daha çok geniş insan kitlelerini yönetmeyi kolaylaştırmak için uydurulmuş kavramlar olduğuna inanıyorum. Aynı şekilde vicdanın da doğumumuzdan beri yavaş yavaş beynimize kazınan ve bize benimsetilen toplum kurallarının bir ürünü olduğunu düşünüyorum. İçgüdüsel kısmından emin değilim, insan evrimi sırasında genlere işlemiş olabilir (Yavru hayvanlara karşı oluşan istemsiz merhamet gibi)

Dinlerin odak noktası toplumlardır ve kendi kurallarını dayatmak için bir ödül ceza sistemi oluşturması gerekir.
 

Lefty

Tanınmış üye
Yönetici
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
5,086
Puanları
63
Yaş
41
Günah, sevap gibi kavramların daha çok geniş insan kitlelerini yönetmeyi kolaylaştırmak için uydurulmuş kavramlar olduğuna inanıyorum. Aynı şekilde vicdanın da doğumumuzdan beri yavaş yavaş beynimize kazınan ve bize benimsetilen toplum kurallarının bir ürünü olduğunu düşünüyorum. İçgüdüsel kısmından emin değilim, insan evrimi sırasında genlere işlemiş olabilir (Yavru hayvanlara karşı oluşan istemsiz merhamet gibi)

Dinlerin odak noktası toplumlardır ve kendi kurallarını dayatmak için bir ödül ceza sistemi oluşturması gerekir.
Vicdanlı davrandığımız zaman duyduğumuz huzur ve tam tersi durumdaki ciddi rahatsızlık dikkate alınırsa sonradan edinilmiş gibi görünmüyor.
 
Katılım
21 Ocak 2018
Mesajlar
590
Puanları
18
Vicdanlı davrandığımız zaman duyduğumuz huzur ve tam tersi durumdaki ciddi rahatsızlık dikkate alınırsa sonradan edinilmiş gibi görünmüyor.
Kişi doğumundan itibaren insan topluluğunun içinde yaşıyor. O insan topluluğuyla yaşıyor, o insan topluğuyla çalışıyor, o insan topluluğuyla öğreniyor. Bir süre sonra artık o kişi de o insan topluluğunun bir parçası oluyor. O insan topluluğunun düşüncelerini, ahlak kurallarını istemsizce benimsiyor.
Sizin de böyle olduğunuzu düşünüyorum o insan topluluğunun içinde olduğunuz için kendi ahlak kurallarınızı belirleyememişsiniz. Hazırda var olan ahlak kurallarını benimsemiş; o kurallara uyunca seviniyor, uymayınca üzülüyorsunuz. Çünkü siz artık o toplumun bir parçasısınız ve ahlak kurallarının yanlış olabileceğini düşünmeden yaşıyorsunuz, çünkü artık o ahlak kuralları değişemeyecek ölçüde düşüncelerinize işlemiş.

Yanlış anlaşılmaktan korktuğum için belirtmek isterim:

Yukarıdaki yazımda hiçbir ahlak kuralının yanlış veya doğru olduğunu yazmadım.

Toplumumca bana benimsetilmek istenen ahlak kurallarını benimsemiyorum ancak o toplumun içinde yaşamak için o ahlak kurallarına uymam gerekli.

Uç noktalar haricinde vicdanımın olduğunu düşünmüyorum. Bana mutluluk veren şeyler büyük çoğunlukla faydama olan şeyler oluyor.
 

Lefty

Tanınmış üye
Yönetici
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
5,086
Puanları
63
Yaş
41
Kişi doğumundan itibaren insan topluluğunun içinde yaşıyor. O insan topluluğuyla yaşıyor, o insan topluğuyla çalışıyor, o insan topluluğuyla öğreniyor. Bir süre sonra artık o kişi de o insan topluluğunun bir parçası oluyor. O insan topluluğunun düşüncelerini, ahlak kurallarını istemsizce benimsiyor.
Sizin de böyle olduğunuzu düşünüyorum o insan topluluğunun içinde olduğunuz için kendi ahlak kurallarınızı belirleyememişsiniz. Hazırda var olan ahlak kurallarını benimsemiş; o kurallara uyunca seviniyor, uymayınca üzülüyorsunuz. Çünkü siz artık o toplumun bir parçasısınız ve ahlak kurallarının yanlış olabileceğini düşünmeden yaşıyorsunuz, çünkü artık o ahlak kuralları değişemeyecek ölçüde düşüncelerinize işlemiş.

Yanlış anlaşılmaktan korktuğum için belirtmek isterim:

Yukarıdaki yazımda hiçbir ahlak kuralının yanlış veya doğru olduğunu yazmadım.

Toplumumca bana benimsetilmek istenen ahlak kurallarını benimsemiyorum ancak o toplumun içinde yaşamak için o ahlak kurallarına uymam gerekli.

Uç noktalar haricinde vicdanımın olduğunu düşünmüyorum. Bana mutluluk veren şeyler büyük çoğunlukla faydama olan şeyler oluyor.
Ahlak kavramı, toplum tarafından belirlenir ve zamanla değişir, gelişir. Ortak bir ahlak tanımlaması yapmak tabii ki çok zordur. Sizin ifade ettiğiniz ahlak anlayışı, Teleolojik ahlak yani sonuç odaklı, benimki ise Deontolojik ahlak anlayışına yakın görünüyor. Kendi eylemlerinizin getirdiği fayda ile ilgileniyorsunuz, iyi ya da kötü davranış ayrımınız yok. Benim gibi düşenenler ise her davranışın ahlaki bir sorumluluk içermesi gerektiğini savunuyoruz. Kendi haklarımdan çok başkalarının yaşam haklarını da çok önemsiyorum. Siz ise anladığım kadarı ile, ahlak kavramına ben merkezcil yaklaşıyorsunuz. (Egosantrizm ya da beniçincilik; benmerkezcilik her şeyi kendine dayandırmak, kendine bağlamak, kendine indirgemek, her şeyde kendi görüş açısından hükümde bulunmak, her şeyde kendini esas almak ve kendi fikrini, mantığını ve duygusunu hareket noktası, örnek, ölçü ve merkez almak eğilimi olarak tanımlanır. Vikipedi)

Bu yazdıklarım bağlamında sizin ahlak anlayışınız daha çok bireysel ve duygusal tatmine odaklı, ben ise bütünün faydasını daha çok önemsiyorum fakat bu demek değildir ki toplum kuralları her zaman en doğru olandır. Böyle bir iddiam yok ve karşı çıkılması gereken noktada da fikirlerimi açıkça söyler, hiç kimseden de çekinmem. Yaşamımı nasıl yaşayacağıma ailem dahi karışamaz, kendi kurallarımı kendim belirlerim ayrıca benim doğup-büyüdüğüm çevre çoğunlukla Ateist ya da başka din mensuplarından oluşuyor. Babam ve kardeşim, kuzenlerim hep Ateist görüşü savunuyorlar, mühendislik okumalarının bu görüşte etkisi nedir bilmiyorum fakat hepsi mühendis hem de yüksek mühendis olduğuna göre mutlaka bir bağlantısı olmalıdır. Böyle bir çevrede yetişme şansım olmasaydı belki hiç bir zaman sorgulama ve kendi yolumu kendi çizme seçeneğim de olmayacaktı. Bana dayatılan ahlak kuralları hiç olmadı, kendi kurallarımı kendim belirledim. Toplum içinde de aynı şekilde doğru olduğuna inanmadığım hiç bir davranışı onaylamadım, kabul görmek gibi derdim de hiç olmadı.

Faydacılık peşinde koşanlar ise ( sizi hedef almıyorum) eğer bir tatminsizlik yaşarsa o düşünceyi-nesneyi-insanı-toplumu hemen terk eder, başka arayışa girer. Günümüzde bu sahtelik aldı başını gidiyor. Fr. Paulhan'ın "Ahlakın Ahlaksızlığı" diye bir kitabı var. Bu kitapta yazar, özgürlük savaşçılarının şayet gücü ele geçirirse bir öncekilerden daha baskıcı olduklarına vurgu yapmaktadır. Ahlak savunucuları da şu an en ikiyüzlü davrananlardır aslında, çoğu söylemleri lafta kalmakta; asla eyleme geçmemektedir. Kendi yaşamlarında uygulayamadıklarını başkalarına dayatırlar.

Ahlak kuralları olmadan da toplumlar büyük bir kaosa ve belirsizliğe sürüklenir yani toplumsal vicdan devreden hiç çıkmamalıdır. Toplum mutlu olmazsa o toplum içinde birey de asla huzur bulamaz. Mutlu olmasından kasıt dayatmalarla insanları etki altına almak değildir az önce ifade ettiğim toplumsal vicdan kriteri dikkate alınmalıdır. En büyük ahlaksızlık: aç bırakılan toplumlar-savaşlar sonrası iyilik meleği modunda yardım kampanyaları düzenlemektir. Bu insanlar niye aç bırakılıyor diye düşünen yok, birileri Porsche ile gezerken bazıları bir ekmek bile bulamıyor. Aç insanlar için üzüldüğünü söyleyenler ardından gidip 1500 TL'ye parfüm almaktan çekinmiyor. Silah üreticileri son teknoloji çalışırken, "Savaşa Hayır!" demek, bana hiç samimi gelmiyor. Dünyanın kaynakları tükenmek üzere zaten ve niteliksiz nüfus artışı sebebi ile yakında su bile bulamayacağız.

Vicdan; iyi ve kötüyü ayırmada en güvenilir yapıdır. Bu yapıyı çok uç noktalar harici yok sayarsanız zamanla yaşamınızın kontrolünü de kaybedersiniz ve vicdan, çok önemli bir yaşam anahtarıdır.
 
Son düzenleme:

M3CSL

Üye
Katılım
30 Ağu 2016
Mesajlar
239
Puanları
18
İnsanlar üst mertebelere ulaştıkça akıl vicdan muhasebesi ile günah sevap faydalı zararlıya ulaşabilir, ancak insanların büyük çoğunluğu bu seviyede olmadığı için İNSAN HAYATINI KOLAYLAŞTIRMAK İÇİn Din yani Kuran indirilmiştir.Olumsuz yanlarını yanında getirsede olumlu yanları daha çoktur.

---------- Mesajlar Birleştirildi at 12:06 ---------- ilk Atılan Mesaj Zamani at 09:24 ----------

Günah ve sevap tekamül sisteminde yapılması gerekenler ve gerekmeyenleri temsil eder hatta "günahına girme" deyimi vardır yani birisine haksızlık yapma, kötü düşünme, iftira etme anlamına gelir. Günah kavramını korkutma unsuru olarak kullanıp, insanlar üzerinde baskı oluşturmaya çalışıyorlar ve bu kavram ile umutsuzluk aşılamaya çalışıyorlar oysa ki önemli olan vicdan muhasebesi ile neyi yapıp, yapmayacağının kararını verebilmektir. Kendi yaşamının kontrolünü kaybettirecek hatalardan uzak durmaktır. İdrak genişliği ve vicdan devrede ise zaten günah kavramı hayatını etkilemez çünkü davranışların ona göre şekillenir. Bilinçsiz insan çok hata yapar ve günaha girer. İnançlı olmakla da ilgisi yoktur, yaşamı boyunca erdemli davranan herkes büyük ölçüde günahtan uzak kalmayı başarabilir.

"Kötülük" konusunda da Yrd. Doç. Dr. Yaylagül Ceran Karataş'ın ilgimi çeken bir yazısını paylaşmak isterim.

Kötülük inşa mı, doğa mı? | Dosya | Lacivert Dergi
Guzel yazı
Sokratın dediği gibi kötülüğün kaynağı bilgi eksikliğidir,İnsan tekamül halindedir, kendini geliştirmezse kötülüğe yatkın olur kendini geliştirirse iyilik ağır basar,Dinin bireysel olması bu açıdan önemlidir, sen değişirsen etrafın ve senin etrafa bakış açın değişir.
 
Katılım
26 Ocak 2018
Mesajlar
126
Puanları
0
Yaş
42
bana göre günah ve sevap kavramları. dinsel bir kavram olduğu için tanrıyla hiç bir bagı olmuyan sadece .insan aklının basit bir ürünüdür. günah ve sevap kavramları yerine ben adaletli ve ahlaklı iyilik şiddetli
zeki ve yobaz olarakta kötüyü sembolıze etmek olduğunu düşünüyorum. bu anlmda bu bakış acısından
bu konuyu irdelersek ahlak derken aklın ve mantığın dogru kullnılmasından kaynaklanan bir olgu olduğunu anlamak aslında hiçte kolay değildir.
konuyu şöyle özetlersek bir insanın iyi olmasını istiyorsak yanı onun kötü olmasını istiyorsak onu adaletli ve dogal olarak yetiştiemeliyiz. bir insan nasıl? kötü olur. çok kolay bir soru bir insan okudugu ve yasadıgı ve gördüğü herşeyi sorulamak zorundadır.eger sorgulamıyorsa çok ciddi bir sorun vardır.
dürüst ve ahlaklı ve egitimli bireyler sorgular. ama içinizde kötüluk olsa bile bunu acıga çıkarmamamak elimizdedır. dünyanın en iyi ve en kötü insanı bile yer değiştirir. işte buda bizi karakter olarak belırler. tek yoluda. kötüye o imkanı vermemektır. yani sistemleri kötü kurarsak kötülerde kötülüğünü kullanması için onlara bir sans verırız. aklımzı dogru kullnırsakl sistemlerde iyi olucagından kötülerın kötüük içgüdüsü asla ortaya çıkmıyacaktır. bunun sonucundada iyilik ve kötülük kavramı yerine barıscıl ve ahlak sistematık olarak altyapıyı oluşturucaktır.sonuç olarak kötü yada iyi insan yoktur iyiyi iyi yapanda kötüyü kötü yapanda sistematık akıllardır.
yalnı ve yalnı burda çok önemli bir konuyu unutmamak zoundayız. ahlak kavramına
cinsel ahlak olarak baktığımızda. bu bize aslında tanrınında şifrelerını sunar ama anlamak zordur.
örnekliyelım ve bagdastıralım. akıl yoksa ahlakta yoktur. akıl varsa ahlakta vardır.
ahlak varda iyilikte vardır. ahlakın altyapısı bozuksa kötülükte vardır. herşey elimizde vericegım örnege çok dikkat! edin lütfen.
sistemlerı bu sekılde kötü olarak kullanmaya devam edersek. 50 yıl içinde iyilerın neslı tamamen tükenerek sadece kötülerin hüküm sürdüğü bir çölde yaşıyor olucaz.
ama sistemleri değiştimek için her zaman elimizde bir sans vardır. bu sansı yumurta kapıya dayanınca değil. çok daha önceleri yapmamız gerekıyordu. ama bana göre artık çok geç kalındı.
70 yıl içinde insanlar ya bu sistemlerı yok edicek doga tekrar kendıne gelıcek ( heryer beton oldu toprak ölüyor)yada yenı bir gezegen bulamazlarsa insan nesli sonsuza dek yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir.
son birşey daha eklemek istiyorum musadenızle az önce ne? dedik sistemleri kötü kurarsanız
yani siz bir ev alırsınız ama bunun vergısını ödemek içinde bir formül bulursunuz. siz bir toprak alırsınız bunun içinde burdan nasıl? zengın olurum gibi rütüller yaratarak sistemi bu sekılde pasifize değildie aktivize edip paradox yaratırsanız işte ozaman dinlerın tabırıyle günah işlemış olursunuz. şunu asla unutmayın sorumlu oldumuz tek varlık tanrıdır. insanlar değil. insanlar doguruyu bulmak için burdalar. ve tanrıda hakımdır. tanrı savcıdır. tanrı avukattır. ve tanrı polıstır askerdir. seyırci değil. bana göre insanlıgın en büyük hatasıda bu olmuştur. tanrının asli görevini tanrıya bırakmamak. bunun çok agır faturalarını çok net görüyoruz. saygılarımla( gerçegı arıyan adam)

---------- Mesajlar Birleştirildi at 20:02 ---------- ilk Atılan Mesaj Zamani at 19:37 ----------

Guzel yazı
Sokratın dediği gibi kötülüğün kaynağı bilgi eksikliğidir,İnsan tekamül halindedir, kendini geliştirmezse kötülüğe yatkın olur kendini geliştirirse iyilik ağır basar,Dinin bireysel olması bu açıdan önemlidir, sen değişirsen etrafın ve senin etrafa bakış açın değişir.[/QUOTE]

bu irdeleme bir bakıma dogru bir bakımada oldukça yanlış bir düşünce sorgulama teknıgıdır. soktatesler her zaman yetişmiyor ama sokrateslerde hata yapabiiyor. :)
aslında böyle irdelersen konuya hakim olucaksın bence
insan kendını geliştirmezse yada geliştirirse kavramları günümüzdekı akın ve mantığın kullandığı sosyolojık kavramlardır.
bu kavramlar öznesel reel değildir. sadece sistematık bir altyapıdır. etrafında hiç kımse yoksa ve yalnızsan ve bundan 1 milyın yıl önce yaşıyorsan neyi? ve aklı nasıl? geliştirebiirsinki.
sokrates işte tamda burda çok fecı bir hata yapmıştır. senın değişmen için önce aklı ve mantığı kullanman gerekır. akıl ve mantık yoksa iyi yada kötü olunmaz. bence asıl sorgulamamız gereknleri unutuyoruz. bunu herkes unutuyor. nasıl? olduda askıl ve mantık kavramları zamana ve cografı kosullara baglı olarak oluştu. gizl ibir elmı? degdı değdı bu hosapieslere yada neandertallere bundan 15000. yıl bir uzaylı gelıp aklımzı ve mantığımızı kullanmayımı? ögretti bize imkansızmı? tam tersine çok güçlü bir tezdır.
 
Son düzenleme:

ericas

Yeni üye
Katılım
25 Ocak 2018
Mesajlar
2
Puanları
0
Günah kavramı; vicdan, empati gibi kavramlardan yoksun insanları kontrol altında tutabilmek adına, yapılan kötülükler karşılığı ilahi bir varlığın cezalandırmasına inanıştır.
 

M3CSL

Üye
Katılım
30 Ağu 2016
Mesajlar
239
Puanları
18
bana göre günah ve sevap kavramları. dinsel bir kavram olduğu için tanrıyla hiç bir bagı olmuyan sadece .insan aklının basit bir ürünüdür. günah ve sevap kavramları yerine ben adaletli ve ahlaklı iyilik şiddetli
zeki ve yobaz olarakta kötüyü sembolıze etmek olduğunu düşünüyorum. bu anlmda bu bakış acısından
bu konuyu irdelersek ahlak derken aklın ve mantığın dogru kullnılmasından kaynaklanan bir olgu olduğunu anlamak aslında hiçte kolay değildir.
konuyu şöyle özetlersek bir insanın iyi olmasını istiyorsak yanı onun kötü olmasını istiyorsak onu adaletli ve dogal olarak yetiştiemeliyiz. bir insan nasıl? kötü olur. çok kolay bir soru bir insan okudugu ve yasadıgı ve gördüğü herşeyi sorulamak zorundadır.eger sorgulamıyorsa çok ciddi bir sorun vardır.
dürüst ve ahlaklı ve egitimli bireyler sorgular. ama içinizde kötüluk olsa bile bunu acıga çıkarmamamak elimizdedır. dünyanın en iyi ve en kötü insanı bile yer değiştirir. işte buda bizi karakter olarak belırler. tek yoluda. kötüye o imkanı vermemektır. yani sistemleri kötü kurarsak kötülerde kötülüğünü kullanması için onlara bir sans verırız. aklımzı dogru kullnırsakl sistemlerde iyi olucagından kötülerın kötüük içgüdüsü asla ortaya çıkmıyacaktır. bunun sonucundada iyilik ve kötülük kavramı yerine barıscıl ve ahlak sistematık olarak altyapıyı oluşturucaktır.sonuç olarak kötü yada iyi insan yoktur iyiyi iyi yapanda kötüyü kötü yapanda sistematık akıllardır.
yalnı ve yalnı burda çok önemli bir konuyu unutmamak zoundayız. ahlak kavramına
cinsel ahlak olarak baktığımızda. bu bize aslında tanrınında şifrelerını sunar ama anlamak zordur.
örnekliyelım ve bagdastıralım. akıl yoksa ahlakta yoktur. akıl varsa ahlakta vardır.
ahlak varda iyilikte vardır. ahlakın altyapısı bozuksa kötülükte vardır. herşey elimizde vericegım örnege çok dikkat! edin lütfen.
sistemlerı bu sekılde kötü olarak kullanmaya devam edersek. 50 yıl içinde iyilerın neslı tamamen tükenerek sadece kötülerin hüküm sürdüğü bir çölde yaşıyor olucaz.
ama sistemleri değiştimek için her zaman elimizde bir sans vardır. bu sansı yumurta kapıya dayanınca değil. çok daha önceleri yapmamız gerekıyordu. ama bana göre artık çok geç kalındı.
70 yıl içinde insanlar ya bu sistemlerı yok edicek doga tekrar kendıne gelıcek ( heryer beton oldu toprak ölüyor)yada yenı bir gezegen bulamazlarsa insan nesli sonsuza dek yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir.
son birşey daha eklemek istiyorum musadenızle az önce ne? dedik sistemleri kötü kurarsanız
yani siz bir ev alırsınız ama bunun vergısını ödemek içinde bir formül bulursunuz. siz bir toprak alırsınız bunun içinde burdan nasıl? zengın olurum gibi rütüller yaratarak sistemi bu sekılde pasifize değildie aktivize edip paradox yaratırsanız işte ozaman dinlerın tabırıyle günah işlemış olursunuz. şunu asla unutmayın sorumlu oldumuz tek varlık tanrıdır. insanlar değil. insanlar doguruyu bulmak için burdalar. ve tanrıda hakımdır. tanrı savcıdır. tanrı avukattır. ve tanrı polıstır askerdir. seyırci değil. bana göre insanlıgın en büyük hatasıda bu olmuştur. tanrının asli görevini tanrıya bırakmamak. bunun çok agır faturalarını çok net görüyoruz. saygılarımla( gerçegı arıyan adam)

---------- Mesajlar Birleştirildi at 20:02 ---------- ilk Atılan Mesaj Zamani at 19:37 ----------

Guzel yazı
Sokratın dediği gibi kötülüğün kaynağı bilgi eksikliğidir,İnsan tekamül halindedir, kendini geliştirmezse kötülüğe yatkın olur kendini geliştirirse iyilik ağır basar,Dinin bireysel olması bu açıdan önemlidir, sen değişirsen etrafın ve senin etrafa bakış açın değişir.
bu irdeleme bir bakıma dogru bir bakımada oldukça yanlış bir düşünce sorgulama teknıgıdır. soktatesler her zaman yetişmiyor ama sokrateslerde hata yapabiiyor. :)
aslında böyle irdelersen konuya hakim olucaksın bence
insan kendını geliştirmezse yada geliştirirse kavramları günümüzdekı akın ve mantığın kullandığı sosyolojık kavramlardır.
bu kavramlar öznesel reel değildir. sadece sistematık bir altyapıdır. etrafında hiç kımse yoksa ve yalnızsan ve bundan 1 milyın yıl önce yaşıyorsan neyi? ve aklı nasıl? geliştirebiirsinki.
sokrates işte tamda burda çok fecı bir hata yapmıştır. senın değişmen için önce aklı ve mantığı kullanman gerekır. akıl ve mantık yoksa iyi yada kötü olunmaz. bence asıl sorgulamamız gereknleri unutuyoruz. bunu herkes unutuyor. nasıl? olduda askıl ve mantık kavramları zamana ve cografı kosullara baglı olarak oluştu. gizl ibir elmı? degdı değdı bu hosapieslere yada neandertallere bundan 15000. yıl bir uzaylı gelıp aklımzı ve mantığımızı kullanmayımı? ögretti bize imkansızmı? tam tersine çok güçlü bir tezdır.[/QUOTE]

Etrafında hiç kimse olmaması nasıl olucak,hz Ademden beri insanlar çoğalıyor, hadi diyelim çölün ortasındasın, yıldızlara güneşe dağlara vs bakarak insan bazı kavramlara ulaşabilir.Hz İbrahimin yaptığı gibi..
 
Katılım
26 Ocak 2018
Mesajlar
126
Puanları
0
Yaş
42
Etrafında hiç kimse olmaması nasıl olucak,hz Ademden beri insanlar çoğalıyor, hadi diyelim çölün ortasındasın, yıldızlara güneşe dağlara vs bakarak insan bazı kavramlara ulaşabilir.Hz İbrahimin yaptığı gibi..[/QUOTE]

sanırım müslümansınız nedense? hiç sasırmadım. ademle havvanın varolması bir kere
teolojık olarakta tıbbende aklende mantıkende imknasızdır. :)
şöyle izah edim. daha iyi anlamanız. ademle havva eşleştiler diyelım ve 7 tane çocukları oldu .3 kız 4 erkek. eee sonra ne? oucak cocuklar nasıl? ürüyecek. tabıkı kendı aralarında eşleserek ama tibben akraba eviligınden dogan cocukların gen haritası tamamen bozulduğu için ne? olucak ademle havvanın torunları sakat dogucak özürlü dogucak. peki? sonra ne? olucak. ademle havva ölücek cocuklarıda ölücek. torunlarda açıktan ölücek işte bu kadar basit ademle havvanın asla varolamıyacagını sana çok net ispatladım. ama işine gelirmi? orasını bilemem. :)