Empati

chimera

Yeni üye
Günümüzde empati denildiğinde akla tanınmış hümanist psikolog ve danışan merkezli terapinin kurucusu Carl Rogers ve onun konuya ilişkin çalışmaları gelmektedir. Psikoterapi alanında empatik iletişim kurma becerisiyle ünlenmiş Rogers’ın adı ile empati kavramı adeta özdeşleşmiştir. Rogers’a göre empati durumu, bir kimsenin içsel referans çerçevesini doğru olarak algılamak, onun duygusal unsurlarını ve anlamlarını o kimse kendisi imiş gibi yaşamak ve bu ‘’imiş gibi’’ olma koşulunu mutlaka yerine getirmektir.
Empati sıklıkla sempati, acıma, özdeşim kurma ve karşısındaki kişiyle yer değiştirme kavramlarıyla karıştırılır. Bu kavramların birbirinin yerine kullanıldığı da olur. Sempatide bir yandaşlık söz konusudur, empatide ise karşımızdaki kişinin duygularını anlamak söz konusudur. Sempatide karşıdaki kişinin duygularını anlamış olalım olmayalım, ona hak verme durumu vardır. Wsychogrod sempatiyi ‘’ortak duygu’’ olarak tanımlamıştır. Acıma sempatinin bir şekli sayılabilir ancak burada bir yandaşlıktan çok bir ast-üst ilişkisi vardır. Birisine acıdığımızda, o kişi için üzülür ve böylece (belki de bilinçaltında) kendim daha şanslı veya üstün hissederiz. Özdeşim kurma, birey bir başka kişi (örneğin bir kılavuz, akıl danışılan) veya gruba (örneğin belli bir dinin, bir siyasi partinin ya da bir kulübün üyeleri) yaklaştığında veya yöneldiği durumlarda güçlü bir duygusal bağla sonuçlanan kişilerarası bir süreçtir. Özdeşim kumanın aşırı olduğu durumlarda, diğer kişinin grubu veya adetleri, kişinin egosunun yerine geçer. Yer değiştirme empatiyle en sık karıştırılan kavramdır. Rogers da ilk çalışmalarında empatiyi yer değiştirme şeklinde tarif etmiştir, oysa Stein, empatinin bireyin kendisini diğerinin yerindeymiş gibi düşünmesi ve hissetmesinden çok daha karmaşık bir süreç olduğunu bildirmektedir.

Bir kişinin karşısındaki bir kişiyle (özellikle de bir danışmanın danışanla) empati kurabilmesi için gerekli olan 3 temel öğe vardır:

a) Empati kuracak kişi, kendisini karşısındakinin yerine koymalı, olaylara onun bakış açısıyla bakmalıdır. Bunu gerçekleştirmek için de, empati kurmak istediği kişinin rolüne girmeli, onun yerine geçerek olaylara onun gözüyle bakmalıdır. Karşımızdaki kişinin rolüne girerek empati kurduğumuzda, o kişinin rolünde kısa bir süre kalmalı, daha sonra tekrar kendimize dönmeliyiz. Aksi halde empati kurmuş sayılmayız.

b) Empati kurmuş sayılmamız için karşımızdaki kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru anlamamız gereklidir. Karşımızdakinin yalnızca düşüncelerini ya da yalnızca duygularını anlamamız yeterli değildir. Çünkü karşımızdakinin rolüne girerek onun ne düşündüğünü anlamamız, bilişsel nitelikli bir etkinlik (bilişsel rol alma/bilişsel perspektif alma), karşımızdakinin hissettiklerinin aynısını hissetmemiz ise, duygusal nitelikli bir etkinliktir (duygusal rol alma/duygusal perspektif alma). Bilişsel rol alma, duygusal rol almanın ön şartı sayılabilir. Buna ‘’köprü kurma’’ aşaması da denilmektedir ve empati sürecinin en önemli aşamasıdır.

c) Empati kurduğumuz kişinin duygularını tam olarak anladığımızı ona ifade etmemiz gerekir. Eğer bunu yapmazsak, empati kurma sürecini tamamlamış sayılmayız. Zaman zaman karşımızdaki kişiye onu anladığımızı ifade etmekte yani uygun empatik tepki vermekte güçlük çekeriz. Bazen karşımızdakinin duygusunu tam olarak içimizde hissetmiş olsak bile, uygun olmayan bir yüz ifadesi ya da sözlerle bunu ona iletiriz, ya da içimizdeki duygumuzla beden dilimiz çelişir. Böyle bir durumda doğru empati kurmuş ancak bunu yeterince iletememiş oluruz. Empatik tepkide bulunmanın başlıca iki yolu vardır: Yüzümüzü- bedenimizi kullanarak karşımızdaki kişiye onu anladığımızı ifade etmek ve sözlü olarak ifade etmek. İkisini birlikte kullanmak her zaman daha etkilidir.

Empatinin öğretilebilir bir süreç olup olmadığı da araştırmacılar tarafından tartışılan bir konudur. Davis’e göre empati öğretilemez, ancak kendinin farkında olma, başkaları için yargılayıcı olmayan olumlu düşünme, iyi dinleme becerileri ve kendine güvenme gibi tutum ve davranışların arttırılmasının, empatik olmayı isteyen danışmanların gelişiminde önemlidir. Bir görüşe göre, ancak doğuştan yardımsever bir kişi empatik olabilir, ikinci bir görüşe göreyse terapötik koşullar sonrada eğitimle öğretilebilir (Truax ve Mitchell, 1971). Rogers (1951, 1975), ilk çalışmalarında empatinin öğretilebilir bir beceri olduğunu anlatmış, daha sonraki eserlerinde ise empatinin beceriden ziyade bir varoluş tarzı olduğu görüşünü benimsemiştir.

Yapılan araştırmalara göre, yardıma ihtiyacı olan (zor durumda bulunan) kişilerle empati kuranlar, kurmayanlara oranla daha fazla yardımda bulunmaktadırlar. Empati kurmanın yardım davranışına nasıl dönüştüğü konusunda başlıca iki kuramsal açıklama vardır. Bunlardan birincisine göre, sıkıntı içinde bulunan kişi ile empati kuran kişi, karşısındakinin durumunu anladığı için sıkıntı duyar ve bu sıkıntıyı gidermek için o kişiye yardımda bulunur. İkinci açıklama ise şöyledir: Sıkıntıda bulunan kişi ile empati kurarak onun durumundan haberdar olan kişi, diğergram bir davranışta bulunarak, sıkıntıdaki kişiyi rahatlatmak amacıyla ona yardım eder. Yukarıdaki açıklamalardan birincisine göre, yardım davranışının temelinde egoist bir güdü , ikincisine göre ise diğergram bir güdü bulunmaktadır.

Empatik yardım davranışının temelinde, her iki güdü birlikte yer almaktadır. Yani sıkıntı içerisinde olan biriyle karşılaştığımızda, hem o kişiyi gözlerken duyduğumuz kendi sıkıntımızı gidermek, hem de rahatlamak amacıyla yardım ediyor olabiliriz. Bazen de yerine ve zamanına göre bu iki güdü kaynağından birisi bizi ışına yöneltiyor olabilir. Eğer empatik davranışının temelinde yukarıda belirtildiği gibi egoistik ve diğergram olmak üzere iki güdü birlikte yer alıyorsa, bunlardan birincisi ruh sağlığımızı korumaya, ikincisi ise yardım konusunda toplumsal değerleri sürdürmeye yarıyordur.

İdeal bir danışmanın her şeyden önce empatik olması gerekir. Carkhuff (1969), doğru empatik anlayışın iki düzeyini ayırt etmektedir. Karşılıklı alıp verme düzeyinde, danışman danışanın tamamen ya da kısmen ayırdında olduğu yaşantı ve duygularına ilişkin anlayışını iletmektedir. Ekleme düzeyinde ise, danışman danışanın ayırdında olmadığı ancak örtük bir şekle ifade ettiği güdüleri, yaşantıları ve duyguları ile ilgili anlayışını iletir. Egan, karşılıklı alıp verme düzeyini başlangıç düzeyde doğru empati olarak adlandırmıştır. Başlangıç düzeyde doğru empati, danışanın duygularının ve bu duyguların altındaki yaşantıları ile ilgili olarak başlangıçtaki temel anlayışın iletilmesidir. Danışman, danışanın kendisine açık olarak ya da kısmen ifade ettikleri üzerinde durur ve bundan anladıklarını kendi kelimeleriyle danışana yansıtır. Danışanın üstü örtük ifadelerinin altında yatanları bulmaya çalışmaz. Bu Egan’ın (1975) gelişimsel modelinin I. Aşaması’nda kullanılır ve I. Aşamada danışman bunun ötesine geçemez. Başlangıç düzeyindeki doğru empati, saygı ve içtenlikle birleştiğinde danışanla kolay raportun kurulmasını sağlar, güvene ve açık olmaya yol açar. Carkhuff’a (1969) göre, bu tarz bir empati danışanın kendini keşfetme düzeyini yükseltir. Şüphesiz ki, kişiyi doğal olarak, kendisinden daha iyi anlayabilmek pek kolay ve mümkün bir iş değildir. Fakat önemli olan, danışanın duygu ve davranışları altında danışan için yatan anlama en yakın doğrulukta onları kavrayabilmek, o anlamlı duygu ve düşüncelerin varlığının tespit edildiğini danışana iletebilmek ve danışanın bunları görmesine yardım edebilmektir. Onları kişi açısından görüp, kişiye aktarabilmektir.

Empati özellikle varoluşçu ve hümanistik yaklaşımın danışan merkezli terapilerinde olmazsa olmaz bir kavramdır. Sadece hümanistik psikoterapilerde değil, tüm psikoterapi ekollerinde empatinin önemi, özellikle de ilk seanslarda danışanla kurulması gereken empatik ilişkinin önemi vurgulanmaktadır. Empatik anlama, öğrenmesi oldukça zor bir ustalıktır; planlı ve dikkatli bir eğitim ve uygulama yoluyla geliştirilebilir. Özellikle mesleğe yeni başlayan danışmanlar ilk başlarda empatik ilişki sürecinde zorlanabilirler ancak kişinin farkındalığı ve deneyimi arttıkça, kendini geliştirdikçe başarısı da artacaktır. Bir psikolojik danışman / terapist hiçbir zaman yerinde saymamalı, yeniliklere açık olmalıdır. Terapistin empati yeteneğini arttırmakta, şiir ve hikaye gibi edebi eserler okumanın; çeşitli insan grupları ve şartları içinde kişileri anlama hususunda zengin yaşantılar kazanmanın büyük yardımı vardır. Danışanla danışman arasında yaş, cinsiyet, sosyal sınıf kültür, kişilik değişkenleri gibi çeşitli farkların kişiyi engelleyebileceğini söyleyenler varsa da, bu konudaki araştırmalar, bu fikri pek desteklememektedir. Empatik anlayış dikkatli, devamlı, aktif dinleme, dostane ilgi duyma ve anlama ister.

Yararlanılan Kaynaklar:

DAVIS, Carol M. (1990) Empati Nedir, Empati Öğretilebilir mi? (What is Empathy and an Empathy Be Taught?) Yrd. Doç. Dr. Özcan Sezer& Psk. Serhat Damar (Çev.), Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt 6. Sayı: 9.

EGAN, Gerard (1975) Psikolojik Danışmaya Giriş (Ed. Füsun Akkoyun), California: A Divison of Wadsworth Publishing Company. Inc.

YILDIRIM, İbrahim (1992) Psikolojik Danışma Rehberlik Programı Öğrencileri ile Psikoloji Programı Öğrencilerinin Empatik Eğilim ve Empatik Beceri Düzeyleri H.Ü. Eğitim Fakültesi Dergisi, Sayı 7, Sayfa. 193-208.

(Alıntıdır)
 
Ynt: Empati

Sn Chimera,yazınızı ilgiyle okudum.Empati duygusunun bulunmadığı yerde "kayıtsızlık ve egoizm" olduğunu söyleye bilirmiyiz?Empatinin ne denli önemli-anahtar bir bilişsel yetenek olduğu anlaşılıyor.Son zamanlarda gelişen "duygusal zeka" kavramının temelinde de "empati" var.Bilgi edinme kitap okuma-eğitim alma yolu ile edinilebiliyor.Empati ise hem doğuştan bir yetenek hem de çevrenin çocuğun kendisini göstermeye yönelik davranışlarına veilen "aynalama" tepkisi ile kazanılıyor sanırım.Ne dersiniz?
 

chimera

Yeni üye
Ynt: Empati

Sevgili Sailor arkadaşım,empati konusu hümanizm ve iletişim anlamında önemli bir anahtardır diye düşünüyorum.Var olan bir yetenek mi yada kazanılabilirmi olmasından ziyade sahip olmamız gerektiğinden hareketle,sevgi ve iletişim adına bir çabadırda aynı zamanda empati.Ancak Empatik davranış beceresini yakalamak ve geliştirmek kendimizi geliştirmek ve tanımak kadar zorlu bir süreçtir.Empati duygusunun bulunmadığı yerde kayıtsızlık ve egozim olduğu düşüncesine katılıyorum.Özellikle toplumu ve çevresini anlayıp yorumlayamayan,kendisini ifade edemeyen,benmerkezli düşünme ve yaşama biçimi geliştiren,sevgiden uzaklaşan insanların,kısaca hepimizin empatiye ihtiyaci var.
 
Ynt: Empati

chimera ' Alıntı:
Sevgili Sailor arkadaşım,empati konusu hümanizm ve iletişim anlamında önemli bir anahtardır diye düşünüyorum.Var olan bir yetenek mi yada kazanılabilirmi olmasından ziyade sahip olmamız gerektiğinden hareketle,sevgi ve iletişim adına bir çabadırda aynı zamanda empati.Ancak Empatik davranış beceresini yakalamak ve geliştirmek kendimizi geliştirmek ve tanımak kadar zorlu bir süreçtir.Empati duygusunun bulunmadığı yerde kayıtsızlık ve egozim olduğu düşüncesine katılıyorum.Özellikle toplumu ve çevresini anlayıp yorumlayamayan,kendisini ifade edemeyen,benmerkezli düşünme ve yaşama biçimi geliştiren,sevgiden uzaklaşan insanların,kısaca hepimizin empatiye ihtiyaci var.
Sn Chimera,empatinin olmadığı kimi kişilik bozukluklarına bakarsak empatinin varlığının insanın insan olma sürecinde ne denli önemli yer tuttuğunu görebiliriz.Narsistik kişilik bozukluğu sanırım bilirsiniz,empati duygusundan mahrumiyeti ile tanınır.Sosyopati de de empati duygusu eksiktir.Ancak bildiğim kadarı ile eksik olan empati duygusu ile sınırlı değil bu bozuklukta.Bu şahısların kendilerine yönelik tehdit ve korku algılarında ciddi bir bozukluk var.Empatinin olmayışı nesne ilişkilerinde ben ile ötekinin sınırlarının "ayrılamayışı/silinmesi" ile sonuçlanıyor.Nesne üzerinde mutlak hakimiyeti olduğu duygusuna sahip narsistik bireylerin varlığı konuyu bilen bir uzman gözüyle bakıldığında gerçekten ürkütücü boyutlarda sanıyorum.

Ben psikiyatri uzmanıyım.Bir de sitem var."varoluscupsikoterapi.net" ziyaret ederseniz sevinirim.Orada da Kohut ve narsistik kişilik bozuklukları ile ilgili kısa bir makale bulunuyor.

Siz empati düzeyi ile narsizm arasında böyle doğrudan bir ilişki kuruyor musunuz?Hayatta gözlemleriniz empati yoksunluğunun hangi boyutlarda olduğunu gösteriyor.Ve son olarak insanları bu konularda bilgilendirmek ,empati yeteneklerenin gelişmesini sağlamak mümkünmüdür.Yani empati tanımını verip malumatla destekledikten sonra çevremizdeki insanlar empati yapmakta giderek daha usta olurlar mı?Ne dersiniz?
 

chimera

Yeni üye
Ynt: Empati

Sn.Sailor,
Bahsetmiş olduğunuz Kohut'a göre narsistik gelişim süreci adlı yazınızı ilgi ile okudum. Her ne kadar kişilik bozuklukları ya da genel anlamda psikoloji ile ilgili akademik bilgiye sahip olmasamda, insana ve yaşama dair olanı anlamaya ve yorumlamaya çalışıyorum.'Narsistik kişilik bozukluğunda ideal ebeveyn imagosunun yerini tutacak nesne arayışı ömür boyunca sürebilir.' Tesbitinizdeki neden/sonuç ilişkisine baktığımızda sonuç sosyal hayatdan kopma, iletişimsizlikdir. Her nekadar bu kişilik bozukluğunun oluşum süreci ile empati eksikliği arasında direkt bir ilişki kuramasamda narsistik kişilik bozukluğu olan kişilerde empatik davraniş yetisi oluşmadığı bir gerçek.
Empati yoksunluğununun bireyler üzerindeki kişisel bozukluklara yol açması ya da sonucu olarak ortaya çıkması ve bu bireylerden oluşan sosyal toplumlar üzerindeki etkileri ortadadır. Birkaç örnek vermek gerekirse;sosyal boyutu ile bakarsak ırkçılığa varan aşırı milliyetçilik düşüncesinin sonucu yapılan katliamlar,kendisi gibi düşünmeyenleri öldürme/yoketme mantığı. Bireysel anlamda bakarsak günümüz evlilik kurumlarının geldiği boyutlar(eşlerin birbirini öldürmesi ile bile noktalanabiliyor),daima mutsuz ve anlaşılmadığını düşünen gençler(uyuşturucu kullanımı yaygınlığı).
Empatik yetenek sonradan kazanılabilirmi? Bu yorumlaması zor bir konu ancak;kişisel olarak geliştirilebileceği kanaatindeyim. Bu yetinin mahrumiyetinin sonuçları ve varlığının insana neler katabileceğini yorumlayıp,empatik davranışa yaşam biçimimizde yer vermek bu anlamda bizi geliştirecektir diye düşünüyorum. Yaşam biçimimizde bir şekilde varsa bizimle yaşayan insanlarada bir şekilde ulaşacaktır.
 

Nejdet Evren

Aktif üye
Empati/Determinist hata/İnsan

EMPATİ/DETERMİNİST HATA/İNSAN


Empati, bilinen genel tanımı ile davranış bilimlerinde kişinin düşünce düzleminde bir davranışı değerlendirmeye tabi tuttuğunda kendisini o kişi ile özdeşleştirerek, kendisini o kişinin yerine koyarak, içselleştirme yapmak suretiyle ve belki de o-na ilişkin düşünceler ile bir değerlendirme yapması girişimidir.

Ne demiş atlarımız? " yiğidi öldür, hakkını yeme!" bu ata sözünde doğru olmayan iki yön ve bir empati var sanki... "öldürmek" asla olmamalı. Bu eylem canlı türünün doğal seçmeciliğinde /seleksiyonunda gözlemlense de insan türüne yakışmamaktadır. Bu nedenle bu ata sözünü şöyle değiştirmek gerekir: " canlıyı yaşatmalısın, eğer bunu başaramıyorsan, kenara çekil! "

Her sonuç bir yeni başlangıcı içinde taşırken her olgunun, düşünce ve davranışın bir değil birden fazla nedeni vardır. Neden ve sonuç sürekli eklenerek kesintisiz ve sarmal bir süreçte çoğalırlar.Ve düz bir çizgide ilerlemeleri söz konusu değildir. Fizik bilimlerindeki bazı kesinlikler, zorunlu sonuçlar sosyal olgularda her zaman ve çoğu kez doğrudan uygulanamazlar. Gerçi kuantum fiziği ile fizik dünyada da olasılığın geçerli olduğu ortaya konulmuş bulunmaktadır.

Su kaç derecede kaynar ? sorusuna hemen 100 derece yanıtı gelecektir. Oysa ki bu derece deniz seviyesi için belirlenen bir sabitedir. Rakım arttıkça su daha az derecelerde kaynar ve buhara dönüşür. Ancak her durumda H2O nun kaynama ve buhara dönüşmesi ile hidrojen ve oksijen elementlerine dönüşmeleri kaçınılmazdır.

Empati yapılırken kaçınılmazlık/determinist bir yaklaşım sergilendiğinde her davranışın benimsenmesi gündeme gelir ki o zaman haklı-haksız, yanlış-doğru, güzel-çirkin, iyi-kötü hiçbir zamana ayrıştırılmaz olur. Bu durumda yanlış olana sür-git olanak tanınmış olur ki empati olmaktan çıkar. Empati yapılırken yanlış olana sür-git izin verilmemesi için kişinin içinde bulunduğu etkiler karşı gösterdiği ve gösterebileceği tüm tepkiler sosyal ve psişik olarak değerlendirme kapsamına alınmalıdır. Yanlışa sür-ğit izin vermek aslında o kişiye yapılan bir haksızlık ile sınırlı değildir bu aynı zamanda kendine ve diğerine karşı yapılmış bir haksızlık olacaktır.

Ne kimseden kahramanlık beklenebilir ne de kahramanlığın bir ölçüsü vardır. ? hiç kahramana gereksinim duyulmaması daha iyi olmaz mıydı? ?

Bir kaya tırmanışında aynı ipe tutunan iki dağcının ipin kopmaya/aşınmaya başlaması ile gelişen yaşamsal risk üzerine, her ikisinin aynı ipe tutunmalarının olanaksızlaşması ve yalnızca birini taşımaya elverişli/elverişsiz duruma gelmesi halinde ?-ikkat edilirse burada "elverişsiz" tanımı ile gizli bir empati yapılmaktadır- birinin ipin bir ucunu kesmek suretiyle kendisini kurtarmasını sağlayan eylemi yadırganmayan bir koruyucu ve kaçınılmaz davranış olarak değerlendirilmektedir.Burada yapılan açık empati kurtulan kişi ile ilgilidir. Bu örneğin dağcılıktan seçilmiş olması yanlış anlaşılmamalıdır. Örnek çok özeldir ve gizli empatiye önemli bir örnek sunmaktadır. Aynı şey ötenazi, ölüm anının belirlenerek organ nakli vb çoğaltılabilir.- İpin iki dağcıyı da kurtarmaya yetip yetmediği ?somut olayda- hem objektif hem de subjektif olarak farklılaşacaktır. Bir de empati kurtulmayan kişi yönünden yapılacak olsa durumun daha karmaşık bir hal aldığı görülecektir. Örnek üzerinde değerlendirmeleri sürdürdüğümüzde ipin yetersizliğinin ancak her ikisinin de hem kendilerini hem de diğerini yaşatma yönündeki tüm çabalarının sonuç vermemesi ile kesinlik kazandığını söylemek mümkün olacaktır. Değilse bu durum hiçbir zaman kesinlik kazanamaz. Bu durum ile ilgili önceden bir takım objektif ölçüler konulmuş olması ve bunun çoğaltılarak her somut olayda değerlendirilmesi ile o andaki kişinin bu sonucu kaçınılmaz görmesi arasında çok büyük bir fark vardır. Kişi o an içinde bulunduğu çok sayıdaki etki altında yanılarak değerlendirme hatası yapmış ve yanlış karar vermiş olabilir.


Olay o an ve o kişinin etkilenme şekli ve nedenlerine göre bir değişkenlik gösterecektir. Etkilenme ve tepki o an ve o kişi ile ilgili olduğundan ne aynı an ve ne de aynı etkilenme sürecinin yenilenmesi söz konusu olmadığından bana göre sana göre ona göre diye bir tanım anlamını yitirecektir. Empati salt kurtulan ile değil diğeri ile de yapılmalıdır. Sonuçta bilinmezlerin sonsuzluğu karat ve yargıya varmaya elbette engel olmayacak genel ve objektif değerlendirmeler ışığında bir sonuca varılacaktır. Buradan çok önemli bir sonuç çıkmaktadır ki o da; empatinin bir değerlendirme ve yargıya varma süreci olmadığı, salt insanı anlamaya yönelik bir insancıl çaba olduğudur. Ve bunu iki yönlü yapmak da oldukça zordur.

Küçüksu,
12 Ekim 2007
 

chimera

Yeni üye
Ynt: Empati

Sevgili Nejdet,
bahsetmiş olduğunuz gibi empatiyi doğru yorumlamak ve eylemselleştirmek ile 'yanlış olana sür-git demek' arasında çok ince bir çizgi vardır.Bu konuda size katılıyorum ve aşağıda düşüncemi belirtirken belkide fazla açımlamadan şunu belirtmiştim:Empati kendimizi tanımak ve anlamak kadar zorlu bir süreçtir..
Empatik davranış yetisinin gelişkin olması salt doğru empatinin bir göstergesi değildir.Karşımızdakinin düşünce ve eylemlerini empati ile anlamaya çalışmamız insani bir çabadan öte,doğruyu ararken kendi doğrularımızın ötesinede bakma ve doğru yanlış kavramlarımızı tartışma çabasıdır.Doğru iletişimde empati önemlidir.Sonucu değiştirmesi ana beklenti olmasada yaşananı birlikte yorumlamak,doğruları birlikte aramak insan doğasının bir parçasıdır.
 

Nejdet Evren

Aktif üye
Ynt: Empati

Doğru sonuca ulaşma konusundaki düşüncenize katılıyorum. "insana dair bana yabancı değildir" düşüncesinin altında salt insan yatar. Empati bu bağlamda açımladığınız gibi sadece karşımızdakini anlamak değil, bunu yaparken kendimizi de sorgulayarak hatalarımızı düzeltmektir. Şunu rahtlıkla söyleyebilirim ki "en" yoktur. Bu nedenle hem bilgi hem öğrenmemizin/hatalarımızı düzeltmemizin sınırı da yoktur. "o durumda biz olsaydık ne yapardık?" sorusu gerçekten kolay yanıtlanacak türden bir soru değildir. Bunu doğru bir şekilde çözümleyebilmek için çok yönlü düşünebilmemiz gerekir. Aslolan başkalarının hatalarını görmek değildir; bu işin kolayıdır; asloloan kendi hatalarımızı görebilmektir.

Chimera, teşekkür sevgi ve saygılarımla...
 

Nejdet Evren

Aktif üye
Ynt: Empati

karşımızdaki kişinin etkisinde bulunduğu tüm faktörleri ve etkilenme derecesini %100 kesinlikle anlamak sanırsam olanaklı değil. Empati yaptığımızda da o kişinin duygulanma/etkilenme şeklini/nedenlerini düşünür ve bunu genel yargılarımız içersinde bir değerlendirmeye tabi tutarız. Genel yargılarımızın bir kısmı toplumsal yapı tarafından bize empoze edilmiş değerlerdir. Asıl önemli olan bu değerlerin/yargıların düşüncelerimiz çerçevesinde tartışarak yorumlayıp kendimizce yaptığımız değerlendirmelerdir. Empati kanımca her çalışma sonucunda insanı anlama çabasıdır
 

chimera

Yeni üye
Ynt: Empati

Nejdet,insanı anlama çabası adına bir girişim diye yorumluyorum ben.Kendimizi tanırken genel yargıların etkilerini analiz edebilme başarımız,empatide bir başkası adına yapabilmede karşılığını buluyor.Sosyal,ekonomik,kültürel etkilerin bireylerde karşılığını analiz edebilme empatide önemli bir nokta.
 

Nejdet Evren

Aktif üye
Ynt: Empati

Tam bu noktada, tüm etkilenimlerin bireyi sürekli etkilenen bir ögeye dönüştürmesi olarak algılanan ve yorumlanan zorunluluk ve bir açıdan determinist yaklaşımın kaçınılmaz bir şekilde kadercilik ile örtüştüğünü görmek gerekmektedir. Olguların toplum tarafından hazırlanmasına karşın bunları gerçekleştirecek ögenin birey olduğu göz-ardı edilmemelidir. Bu nedenle empati yapılırken birey-toplum-ben ögelerinin yerli yerine oturtulması gerekir. Salt bireyi/insanı anlama çabası salt bireye verilen bir önem olmakla birlikte kadercilikten çıkartılmadığı sürece onu/bireyi körelten, anlamlıyı anlamsız bir noktaya taşıyan bir çaba olmaktan öteye geçmeyecektir.
 

Synergy

Yeni üye
Ynt: Empati

Özenli ve güvenle yazmış yada copy past ettiğiniz bu bilgieri çürütmek istemem ama herkezin aklı eşit olsada zekası farklı olduğu için empati kavramı geçerli bi kavram değildir, karşıdaki insanın yerine koyabilirsiniz onun boyu yüksekse kendinizi yüksekten aşağı bakıyo olarak görebilirsiniz ama zekalar tartışılır olduğu için aynı düşünce yapısını ulaşamazsınız durumlar karşısında.
 

chimera

Yeni üye
Ynt: Empati

Empati salt bireyin kendi çabası ile var olabilecek bir davranış değildir.Karşılıklı bir alışveriştir.Taraflardan biri kendisini ifade eder ve diğer tarafda anlatılanı içselleştirerek anlamaya çalışır.Elbetteki zeka burada önemli faktördür.Ancak her nekadar zekanın IQ ile ölçüldüğü varsayılsada çoklu zeka kuramına göre zekanın geliştirilebileceği gerçeği ile devam edersek empati-zeka ilişkisi birbirine zıt değil aksine birbirini tamamlayıcı gelişimlerdir.Empatik davranış ve zeka gelişen,düşünen ve sorgulayan bireyler için var olabilecek olgulardır.Ancak zeka düzeyi her gelişkin insanın empatik davranış yetisine sahip olduğu gerçeği çıkmaz buradan.Empatinin hümanistik yaklaşımını örnek verirsek,her zeka türünün hümanist yaklaşıma sahip olup olduğunun tartışılması gerekir.Bir diğer bahsettiğiniz 'aynı düşünce yapısına ulaşmak' konusunda ise empatide amaç aynı düşünce yapısına ulaşmak değil,onu anlamak için aynı düşünebilmek ve anladığı noktada karşı tarafa anladığını iletebilmektir.Doğru empati kurulduğu andan itibaren farklı düşünceler tartışılabilir ve sorunlara çözümler aranabilir diye düşünüyorum.
 

Nejdet Evren

Aktif üye
Ynt: Empati

synergy,

kes-kopyala yapıldığında tırnak içinde alıntı olduğu zaten belirtilmektedir. ben mutlaka buna uyarım. dolayısı ile karşı bir tez geliştirdiğinizde buna dikkat ederek eleştiri yaparsanız daha içtenlikli olacak ve üstün-körü bir tutum ile karşınızdakinin düşüncelerini küçümsemiş bir yaklaşım içerisine girmiş olursunuz.

zeka ile empati ilişkisine gelince; şunu söyleyebilirim IQ sü yüksek olanın empati yetisi de o kadar fazla olacaktır. Ancak bir hususun gözden kaçmaması gerekir; bunun için analitik düşünce yanında duygusal/hissi düşüncesinin de bir o kadar gelişmiş olması gerekir.
 

köle

Yeni üye
Ynt: Empati

İnsanlar kendilerinden bağımsız bir şekilde empati yapamazlar. Ne iseler, karşı tarafta da onu görmeye mecburdurlar. Ya da ne değilseler, karşı tarafta da o şeyi görmekten yoksundurlar.

Ben empatinin yararlarından ziyade zararlı taraflarına dikkat çekmek isterim. Günümüzde narsist kişilik bozukluğu, ya da bencil-egoist olarak tanımlanan çoğu kişi, bir çok insandan aslında daha sağlıklıdır. Empati yapmayan insanlarla empati yapamayan insanlar arasında bir fark vardır. Empati yapmamak, buna ihtiyaç duymamak, bazen ne kadar güçlü bir kimliğe sahip olduğunuzu gösterir, ve hayatta ne kadar çok yol katettiğinizin bir göstergesidir.

Herkesin empatiden anladığı şey farklı. Ama gördüğüm kesin olan bir gerçek var ki, insanlar birbirlerinin zihinlerinde kayboluyorlar. Hem doğamız böyle olduğu için, hem bunu bebekken öğrendiğimiz için, hem de kendimizi bir türlü bulamayıp kendimizi daima başkalarının zihinlerinde aradığımız için. Ta ki bir gün gelip tek sorunumuzun fazlaca empati yapmak olduğunu anlayana kadar.
 

Nejdet Evren

Aktif üye
Ynt: Empati

"narsist kişilik bozukluğu" tanımını yaptıktan sonra "...daha sağlıklıdır" şeklinde bir yargıya varmak kendi içinde çelişen bir değerlendirmedir. psikanalist yorumlamaların belirlediği saplantının sağlıklı olmaya değil sağlıksızlığa işaret etttiği ve bunun da toplumsal ve bireysel bir yararlılık göstermediği/gösteremeyeceği açıktır. anlamaya çalışma çabası insan türüne ilişkin sosyolojik bir olgudur; bunun diğer türlerde de farklı düzeylerde de olsa yaşandığı bilinmektedir. birey sosyolojik olarak insan tanımına dahildir; insan tanımı bile sosyolojik bir tanımdır; böyle olunca "ben" denilen olgu "öteki" , "o" nun varlığı ile etkileşimden dolayı açığa çıkar. bu nedenle empati yapmak bir yönü ile kişinin "ben"ini kendisini arayış çabasıdır. süper-ego son yüzyılların yarattığı tüketim hastalığının diğer adı olsa gerek.
 

chimera

Yeni üye
Ynt: Empati

'Ancak Empatik davranış beceresini yakalamak ve geliştirmek kendimizi geliştirmek ve tanımak kadar zorlu bir süreçtir.'

köle,değinmek istediğin noktayı aslında çok iyi anlıyorum ancak düşüncelerini ifade ederkenki öfken anlamamı zorlaştırıyor bazen:)

Bireysel olarak düşünsel,yaşamsal özgürlüğünü yaşayamayan insanların empati yeteneklerinin olabileceğini zaten düşünmüyorum.Sadece olduğunu sanarak dediğin gibi birbirlerinin zihninde yokolup giderler..Bireysel özgürlük ile egoizm-bencillik arasındaki çizgiyi ayırt etmez isek empatiyi tartışmakda bizi aşar.Toplumsal yaşamanın yolu toplum normlarından kaçmak değil,bilakis müdahalede bulunmakdan geçer;ki insanın sosyal bir varlık olduğu gerçektir.Tıpkı burada düşüncelerimizi paylaşma ihtiyacı gibi..Bu anlamda birbirimizi doğru anlama,kendimizi doğru ifade etme kaygımızın olduğu gibi.
 

Aksiyom

Yeni üye
Empati kelimesi yunancadan gelmektedir.Aslı empatia dır.Patia yunancada yol,em de aynılık anlamını taşır.
 

Nejdet Evren

Aktif üye
aynı-yol; bilgilendirici açıklamaya teşekkürümdür.
bir ilavede bulunmak isterim; hiç-bir-yol yek-diğerinin aynı olmadı ve hiç-bir yolun başlangıcı yoktu...
 
Üst