Ecce Homo

okur-yazar

Moderatör
Moderatör
Katılım
9 Eyl 2011
Mesajlar
1,098
Tepkime puanı
14
Puanları
38
Yaş
32
Üniversite Bölümü
Görsel İletişim Tasarımı
Nietzsche'nin Ecce Homo kitabını yeni bitirdim.
Altını çizdiğim bazı yerlerini paylaşıyorum:

O salt yalnızlığa dayanmak için,
alışılmış koşullardan çözülüp kopmak için
bulduğum güç,
kendime baktırmamak,
işimi gördürmemek,
hekim elinde kalmamak için kendimi zorlayışım,

Kendim ele aldım kendimi,
yeniden iyileştirdim.

Bunun koşulu ise
fizyologların da doğrulayacağı gibi
- insanın aslında sağlam olmasıdır.

Örnek bir sağlamda hastalık,
yaşamak, daha çok yaşamak için
etkili bir uyarıcı bile olabilir.

Gerçekten o uzun hastalık dönemi
şimdi bana böyle görünüyor:
Yaşamı, onunla birlikte kendimi de,
yeni baştan buldum.

Sağlık istemimden,
yaşam istemimden
kurdum felsefemi...

Dirim gücümün en düşük olduğu yıllardır
kötümserlikten kurtuluşum.

Kendimi yeniden toparlama içgüdüsü
o yoksulluk, yılgınlık felsefesini
yasaklamıştı bana...

Ayrıca yetkinlik dediğimiz
aslında nereden anlaşılır?

Yetkin insan duyularımıza hoş gelir;
hem sert, hem körpe,
hem de güzel kokulu bir odundan yontulmuştur.

Kendine yarayan şeyden tat alır yalnız;
yarama sınırı aşıldığı an tat alması da,
hoşlanması da biter.
 

Slash

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
5,091
Tepkime puanı
324
Puanları
83
Okumadım henüz, elimde beklemede olan kitaplar arasında ve vakit bulursam okuyacağım.
 

okur-yazar

Moderatör
Moderatör
Katılım
9 Eyl 2011
Mesajlar
1,098
Tepkime puanı
14
Puanları
38
Yaş
32
Üniversite Bölümü
Görsel İletişim Tasarımı
Okuduğun zaman burada kitap üzerine konuşuruz.
 

okur-yazar

Moderatör
Moderatör
Katılım
9 Eyl 2011
Mesajlar
1,098
Tepkime puanı
14
Puanları
38
Yaş
32
Üniversite Bölümü
Görsel İletişim Tasarımı
Asıl iyi niyetten yakınmalıyım:
Az altüst etmedi yaşamımı.

Görüp geçirdiklerim,
genel olarak o "bencil" olmayan dürtüler denen şeylere,
o sözle ve işle yardıma hazır "iyilikseverliğe"
karşı güvensizlik duymak hakkını veriyor bana.

Bunlar gerçekte güçsüzlüktür,
uyarımlara karşı direnç yeteneksizliğinin özel durumlarıdır benim için;
yalnız *décadent'lar için bir erdemdir acıma.

Acıyanları kınamsıyorum,
çünkü utanmayı, saygıyı,
insanları ayıran aralıkları sezme duygusunu
kolayca yitirirler.

Acımanın aşılmasını soylu erdemlerden sayıyorum:
"Zerdüşt'ün sınanması"nı göstermek istediğim parçada,
bir büyük imdat çığlığı gelir ona dek,
üstüne çullanır sonuncu bir günah gibi,
onu kendi kendinden caydırmak ister.

*Décadent: Gerilemiş, düşkünleşmiş; Décadence: Gerileme, düşkünleşme. Fransızca.
 

okur-yazar

Moderatör
Moderatör
Katılım
9 Eyl 2011
Mesajlar
1,098
Tepkime puanı
14
Puanları
38
Yaş
32
Üniversite Bölümü
Görsel İletişim Tasarımı
Okumadım henüz, elimde beklemede olan kitaplar arasında ve vakit bulursam okuyacağım.
Bir üstte 18. sayfadan bir bölüm paylaştım. Eklemediğim bir cümle var. Şahsen merak ediyorum. Alttan 9. satır için ne dersin? Bazen cümle basit olsa da farklı bir ağızdan duyunca daha iyi anlaşılıyor. Bende öyle oluyor en azından. Tabii sendeki yayınevini bilmiyorum. Bendeki Norgunk yayınevi. Geçen bir kitapçıya girdim. Böyle Buyurdu Zerdüşt kitabının hangi yayınevleri varsa istedim aradaki farklara bakmak için. Yani bu Kuranı Kerim meallerindeki tartışma burada da geçerli diyebilirim. Keşke Almanca bilseydim diyorum. Vaktin olursa bakarsın o dediğim yere. Ne demiş konuşuruz.
 

okur-yazar

Moderatör
Moderatör
Katılım
9 Eyl 2011
Mesajlar
1,098
Tepkime puanı
14
Puanları
38
Yaş
32
Üniversite Bölümü
Görsel İletişim Tasarımı
Hastalığa karşı genel olarak
söylenecek bir şey varsa,
o da hasta insanda
asıl kurtulma içgüdüsünün,
korunma ve savunma
içgüdüsünün bozulmasıdır.

İnsan hiçbir şeyden
sıyıramaz kendini,
hiçbir şeyle
baş edemez,
hiçbir şeyi
geri çeviremez,
- her şey yaralar.

İnsanlar, nesneler
sırnaştıkça sokulur,
yaşantılar pek derinden
koyar adama;
anı,
irin toplayan bir yaradır.

Hastanın elinde
bir tek büyük ilaç vardır
bunlara karşı: Rus yazgıcılığı

Rus askeri
sefere artık dayanamaz olunca,
karın içine uzanıverir.


Tepki gösterdiğimiz an
kendimizi çabucak
tüketeceğimiz için,
hiç tepki göstermemek:
Budur işin mantığı.

Hiçbir şey de insanı
hınç duyguları gibi
çabucak eritip bitirmez.

Kızgınlık,
hastalıklı alınganlık,
öç almaya gücü yetmemek,
öç isteği,
susuzluğu,
her türlü ağu karma,
- bunlar bitkin insan için şüphesiz
en zararlı tepki çeşitleridir:
Sinir gücünün çabuk tükenişi,
zararlı salgıların,
örneğin midede safranın,
hastalıklı bir artışıdır bunların sonucu.

Kendini hınçtan kurtarmak,
- iyileşme yolunda ilk adım.
 

okur-yazar

Moderatör
Moderatör
Katılım
9 Eyl 2011
Mesajlar
1,098
Tepkime puanı
14
Puanları
38
Yaş
32
Üniversite Bölümü
Görsel İletişim Tasarımı
Benim insan sevgim,
başkasının duygusunu
paylaşmakta değil,
paylaştığım duyguya
katlanabilmektedir.

Benim insan sevgim
sürekli bir kendini yeniştir.

Ama ben
yalnızlık
olmadan
edemem;
yalnızlık,
yani iyileşme,
kendine dönüş,
özgür, hafif,
esinen bir havayı solumak...

Zerdüşt'üm baştanbaşa
yalnızlığa
ya da
beni anladıysanız,
arıklığa
bir *dithyrambos'tur...


*Dionysos'u öven dinsel yır; bu tür övücü, coşkun şiir.
 

okur-yazar

Moderatör
Moderatör
Katılım
9 Eyl 2011
Mesajlar
1,098
Tepkime puanı
14
Puanları
38
Yaş
32
Üniversite Bölümü
Görsel İletişim Tasarımı
İnsan
kendi kendine
sağlam bir dayanak olmalı,

iki ayağı üstünde
korkmadan durabilmeli;

başka türlü sevemez yoksa.
 

Slash

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
5,091
Tepkime puanı
324
Puanları
83
Bir üstte 18. sayfadan bir bölüm paylaştım. Eklemediğim bir cümle var. Şahsen merak ediyorum. Alttan 9. satır için ne dersin? Bazen cümle basit olsa da farklı bir ağızdan duyunca daha iyi anlaşılıyor. Bende öyle oluyor en azından. Tabii sendeki yayınevini bilmiyorum. Bendeki Norgunk yayınevi. Geçen bir kitapçıya girdim. Böyle Buyurdu Zerdüşt kitabının hangi yayınevleri varsa istedim aradaki farklara bakmak için. Yani bu Kuranı Kerim meallerindeki tartışma burada da geçerli diyebilirim. Keşke Almanca bilseydim diyorum. Vaktin olursa bakarsın o dediğim yere. Ne demiş konuşuruz.
Kitabı aslında elime alma şansım olsa aynı gün bitiririm fakat bu aralar çok yoğunum ve önümüzdeki hafta şehir dışına çıkmam gerekiyor, yine de ilk fırsatta okumaya çalışacağım. O bölüme de bakarım.
 

Phi

Tanınmış üye
Yönetici
Y.Admin
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
13 May 2008
Mesajlar
1,855
Tepkime puanı
60
Puanları
48
Kitabı aslında elime alma şansım olsa aynı gün bitiririm fakat bu aralar çok yoğunum ve önümüzdeki hafta şehir dışına çıkmam gerekiyor, yine de ilk fırsatta okumaya çalışacağım. O bölüme de bakarım.
covidi bitirdik herhalde sehir dislarina cikislar baslamis :)
 

Slash

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
5,091
Tepkime puanı
324
Puanları
83
covidi bitirdik herhalde sehir dislarina cikislar baslamis :)
Biriken ve acilen bitmesi gereken işler var ve zorunlu maalesef yoksa salgın devam ediyor ancak işler de beklemiyor.
 

Phi

Tanınmış üye
Yönetici
Y.Admin
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
13 May 2008
Mesajlar
1,855
Tepkime puanı
60
Puanları
48
Biriken ve acilen bitmesi gereken işler var ve zorunlu maalesef yoksa salgın devam ediyor ancak işler de beklemiyor.
takiliyorum ya dikkat edin lutfen, yeni dunya duzeni bu ve bu sekilde devam edecegiz kimsenin gucu kalmadi sabredecek
 

okur-yazar

Moderatör
Moderatör
Katılım
9 Eyl 2011
Mesajlar
1,098
Tepkime puanı
14
Puanları
38
Yaş
32
Üniversite Bölümü
Görsel İletişim Tasarımı
Şimdiye dek erdemli diye saygı gören
insan türüne tam karşıt bir yaratılıştayım.

İnsanlığı düzeltmek herhalde benim
vadedeceğim en son iş olurdu.

Putları devirmek
(ki benim için ülküler demektir)
- zanaatım asıl bu benim.

İnsanlar ülküsel bir dünya
uydurdukları ölçüde
gerçeğin değerini, anlamını,
doğruluğunu harcadılar.

Gerçek dünya ile
görünüşte dünya
- açıkçası:
Uydurma dünya ile gerçek..

Yazılarımın havasını soluyabilen,
bunun bir yüksek yer havası,
sert bir hava olduğunu bilir.
O hava için yaratılmış olmalı insan,
yoksa oldukça büyüktür üşütme tehlikesi.

Felsefe, bugüne dek anladığım,
yaşadığım gibisi, yüksek dağda,
buz içinde gönüllü yaşamaktır,
- varlıkta yabancı, sorunsal olanı,
şimdiye dek töre'nin yargıladığı
her şeyi arayıştır.

Bir kafa ne denli doğruya
dayanabilir,
ne denli doğruyu
göze alabilir?

Benim için gitgide
asıl değer ölçüsü bu oldu.
Yanılgı (ülküye inanç)
körlük değildir,
yanılgı korkaklıktır...

*

En aşırı anlamıyla
nihilist'tir Hristiyanlık.

İlk olarak ben gördüm
gerçek karşıtlığı:
Bir yanda, yaşama karşı
alttan alta öç güden
o yozlaşmış içgüdü
(örnekleri:
Hristiyanlık,
Schopenhauer felsefesi,
Platon felsefesi,
ülkü'cülüğün bütünü);
öbür yanda doluluktan,
dolup taşmaktan doğmuş
en yüksek olumlama ilkesi,
sınırlama bilmeyen bir evet deyiş,
acının kendisine,
suçun kendisine,
varlığın sorunsal ve yabancı
neyi varsa hepsine...

Yaşama karşı bu en sonuncu,
en sevinçli, en coşkun
ve taşkın evet deyiş
yalnızca en yükseği değildir bilgeliklerin,
hem de en derini,
doğrunun ve bilimin en sağlamca
doğrulayıp destekledikleridir.

Zayıflar için,
zayıflıklarının verdiği esinle,
- gerçekten korkup kaçmak, yani ülkü nasıl bir zorunluluksa,
- güçlüler için de böyledir bilmek, gerçeğe evet demek...

*

Bildiklerim arasında bir tek şey yoktu
gerçek adına;
ülküler'se beş para etmiyordu!
İçimi yıkıcı bir susuzluk sarmıştı bayağı:
Gerçekten o gün bu gün
fizyoloji, tıp ve doğa bilimlerinden başka
hiçbir şeyle uğraşmadım.
 

okur-yazar

Moderatör
Moderatör
Katılım
9 Eyl 2011
Mesajlar
1,098
Tepkime puanı
14
Puanları
38
Yaş
32
Üniversite Bölümü
Görsel İletişim Tasarımı
İnsan
kendi kendine
sağlam bir dayanak olmalı,

iki ayağı üstünde
korkmadan durabilmeli;

başka türlü sevemez yoksa.
Bu söz bana şahane geliyor. Kitabın diğer altını çizdiğim yerleri gibi. Hep başkalarının nesnesi olmak, özne olamamak aslında o Hegel'in bahsettiği kendininbilinci'nde de olamamak demektir.

Gerçek sevgi, tutku, yönelim biraz da hür kalınca ortaya çıkıyor. Kişi bağımsızlaşması oranınca kendi gerçek istencinin, sevgisinin ne yöne olduğunu fark etmeye başlıyor. Ancak bağımlılığının oranınca da kapalı bir kutu olarak kalıyor.