Neler yeni

Düşünen insanlardan; mantıklı bir yorum istiyorum.

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

non

düşünemeyen
Katılım
16 Haz 2010
Mesajlar
65
Puanları
0
Yaş
29
Merhaba arkadaşlar..
İçim çok garip, bir psikologa gitmek isterdim ama onlardan da tavsiye almak istemiyorum en azından şimdilik. Daha sonra muhtemelen desteğe, anti depresana ihtiyacım olacak.

Ben 21 yaşındayım, sevgilim 26. Bu aramızda bir sorun değil, benim de umrumda değil. Arada ne fazla tecrübe farkı olur. Ben aşığım. O da bana aşık.

Şöyle bir sıkıntı var ama, bir gün yanında olmadığım bir gün, çok fazla içki içip bir şekilde beni aldattı. Kendisi bipolar hastası. Bana bi yapan bi daha yapar gibi yorumlarla gelmeyin, rica ediyorum.

Her neyse, ikimiz içinde zor bir süreç oldu. Kendisi vicdan azabından, ben de acıdan pek duramadım yerimde. Ben evlenmek istiyordum bu kadınla, kadın gibi kadın. Bir gülüşüyle yakarım her yeri, deliyim, yaparım.

Ama gelin görün ki üzerinden 2-3 hafta(30 Ağustos) geçmesine rağmen, evet azalıyor acım ama, arada geliyor aklıma, ah dedirtiyor bana..

Her neyse, önümde 3-4 seçenek var;
1-) Ben daha 21 yaşındayım, kendimi soğumaya odaklayıp ilişkiyi yaşarken bir yandan soğurum sonra da ayrılırım biter.
2-) Unutmak için çabalarım, psikologa giderim, yani bi gün elbet çıkar akıldan bu olay. Daha güzel şeyler yaşadıkça elbet çıkacaktır.
3-) Kendisi yanıma taşırım bir ev tutup, devam ederiz.

Çok seviyorum, çok aşığım. Lütfen beni birisi bu durumdan kurtarsın. Ciddi anlamda söylüyorum ayrıldığımı düşününce eski hayatımı düşünüyorum o dertsiz, tasasız halimi ve güzel geliyor bana şimdi. Ama bi de o güzel gülüşünü düşünüyorum ve beraber nasıl mutlu olduğumuzu, sarılışını, her şeyin içinden geçiyim diyorum.

Siz olsanız ne yapardınız? Ne yapmalıyım?

"Bir derdim var, bin tane dermana değişmem."
 
Son düzenleme:

ls2

Tanınmış üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
2,856
Puanları
48
Aşk her türlü akla galip gelir.

kurtulmanın tek yolu var; onunla her türlü irtibatı kes. sosyal ağlarda dahil. ortak arkadaşları bile terket olabileceği mekanlardan uzak dur. seninle irtibata geçmeye kalkarsa asla kabul etme. aslaa . telefonları açma mesajlara cevap yazma. acıya dayan ve kazan.

bunu yapamadığın sürece her türlü düşersin. maymuna dönersin. her türlü oynar seninle. gene aldatsa gene düşersin. akıl makıl fayda etmez. ya dediğimi yaparsın ya da kendine kazdığın kuyunun içinde kaderine razı olursun..

ha seviyorsan ve karakterine güveniyorsan aldatmayıda aşabilirsen devam et derim..
 

Melodram

Üye
Katılım
19 Kas 2011
Mesajlar
63
Puanları
6
Psikoloğa gidince de sana bununla ilgili ya gerçekten iyi bir kitap ya da çok abidik gubidik bir kişisel gelişim kitabı önererek yollama ihtimali yüksek, o yüzden önce kendin halletmeye çalışman en güzeli olur, hele ki ilaçlarla uyuşmaktansa gerçekten düşünerek hareket edebilmek en güzeli.

Yaş farkını falan önemsemiyorum, oraları geçince geriye birkaç şey kalıyor. Birincisi bipolar tehlikeli bir durum, yani duygular çok hızlı değişebiliyor. Hastalığını kontrol altına almak için bir şeyler yapıyor mu sevgilin? Bunu neden soruyorum, çünkü yapıyorsa ve sen bu durumu aşabilecek aşkı içinde görüyorsan devam etmeyi dene derim ama tedavi olmuyor, hastalığını kontrol altına almıyor ve bunun arkasına sığınarak yaşıyorsa, ilerde bu hem onun hem de senin için daha büyük sorunlara neden olur. Onun duygu değişimleri, huzursuzluğu, kontrolsüzlüğü seni de etkiler ve bunların hepsine göz yumarak psikoloğa gittiğinde seni zaten direkt olarak psikiyatra yönlendirir, onlar da ilaçlarını hazırlar bir güzel.

Bir kere yapan bir daha yapar klişedir, her zaman olacak diye bir şey yok, basit bir cevaptır ama bahsettiğin hastalığa sahip olması aldatmanın ötesinde hasarlar bırakabilir. Bu acıyı, düşünceyi içinden kolay kolay atamazsın. En güzeli yüzleşebilmektir ama şu an onunla yüzleşmen bile senin içini rahatlatmaz. Çünkü o defalarca pişman olduğunu, aşık olduğunu söyleyecek. Sen de aynı şekilde karşılık vereceksin, belki de devam edeceksiniz ama bu durum aklına her geldiğinde kim bilir belki de sen yavaşça kendini geri çekeceksin.

Bu da bir klişe ama ''daha genç'' olduğunu düşünüp, bu yaşadıklarının daha iyisini yaşayacağına ikna ederek ayrılmak da senin için şu aşamada bir çözüm olabilir. Aşık olmak her şeyi kabullenmek midir, ben bu konuda pek emin olamıyorum. 2-3 haftada, 1-2 ayda aşabileceğin bir durum değil bu bana göre. Mesela ne yapabilirsin, yazabilirsin. Mutlu olduğunuz anları, paylaştığınız şeyleri, aklına gelen en güzel anılarınızı bir yere yazarsın. Daha sonra yaşanan bu aldatma olayını düşünürsün. Hangi tarafın ağır basacağını bir de görerek anlamaya çalışırsın. Sen bunu aşabilecek bir adam mısın onu tartarsın, devam etmek mi yoksa bitirmek mi? Hangisi seni daha az yorar onu düşünürsün. Tam olarak bu durumu yaşamasam da, benzer bir durumda olayı aşıp karşı tarafa hiçbir şey hissetmeden ne öfke ne sinir ne sevgi, 4 yıl sürdü. Daha doğrusu o 4 yıl pişmanlığını dile getirse de, 4 yıl sonra bile o yaşanan an hatırlandığında soğutucu bir sebep oluyor ve ben konuşularak içinin rahatlatılması gerektiğini düşünürüm hep. Seneler sonra konuştuğumda hiçbir şekilde acı hissedemesem de, olay hafızada canlanıveriyor. 4 yıl önceye gidince de senin yaşında oluyorum, bir şey kaybettiğimi düşünmüyorum aksine bu durumla savaşabildiğim için daha güçlü olduğumu hissediyorum. Aşk sorgulanmaya başlandığında zaten aşk olmaktan çıkıyor.

Umarım her ikinizde az hasarla aşabilirsiniz bu durumu.
 

Lefty

Tanınmış üye
Yönetici
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
5,086
Puanları
63
Yaş
41
Bir saniye bile düşünmeden uzaklaşır, hayatıma kaldığım yerden devam ederdim. Bana ihanet eden birine yakınlık duyamam ki çok fazla bir acı falan da hissetmezdim çünkü hata yapan o ben değilim, kaybeden de o, üzgünüm ama ihanetin affı olamaz. Yarın birgün aşk bitecek bu bir gerçek yerine sevgi, saygı, sadakat, güven v.s. tarzında duygular önemli olacak ki siz ona bir daha asla güven duyamayacaksınız. Ayrıca kadınlar güçsüz gördükleri erkeği çok daha kolay aldatırlar ve siz onu bu durumda affetmekle onun size saygısının tamamen yok olmasına sebep olacaksınız ve artık sizi kaybetme korkusu da yaşamayacağı için eskisi gibi önem de vermeyecek.

Korkunç bir senaryo gibi görünebilir fakat ihanet varsa o ilişki bitmiştir hiç uzatmaya ya da "hata yaptı pişman ve bir daha olmayacak" diye kendini kandırmaya gerek yok.

Bipolar Bozukluk da zor bir durum çok hafife alınacak bir rahatsızlık değil.

Aşk acısı dünyanın sonu değil sanki bu kişi olmazsa bir daha asla yeniden aşık olamam hissi de geçici bir durum zamanla kaybolup, gidecektir. 21 yaşında aşık olmak ile ilerleyen yaşlarda aşık olmak arasında dağlar kadar fark olduğunu önünüzdeki dönemde anlayacaksınız. Evlilik kararı için de çok erken bir yaş kısacası bir sürü olumsuzluk varken kısa yoldan vazgeçin derim, uzattıkça sonu yine hüsran olacak, tek farkla daha çok yıpranmış olacaksınız...
 

ls2

Tanınmış üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
2,856
Puanları
48
yazdıkların güzelde Dijital acı falan hissetmezdim demenden aşkı unuttuğun anlaşılıyor. (en son aşık olduğundan bu yana minimum 3-4 sene geçmiştir tahminen) öyle kolay deil yani :)
 

rock

Yeni üye
Katılım
14 Eyl 2015
Mesajlar
14
Puanları
0
Bir yapan bir daha yapar yorumu yapmayin demissin de ne dememizi bekliyorsun, affettigin an hazır ol daha cok ihanet yasayacaksin. 24 saat pesinde dolassan yine bir firsatini bulup yapar.niye mi? seni onu sevdigin gibi sevmiyor da ondan.
Asik insan baskasina elini surmez, o bana asik ben ona asigim demissin sana asik oldugu icinmi seni aldatti?
 

non

düşünemeyen
Katılım
16 Haz 2010
Mesajlar
65
Puanları
0
Yaş
29
Yorumları okudum arkadaşlar evet, güzel yorumlar. Şimdi şöyle bir durum var; bu kız tek başına hayatta gerçek anlamda tek başına ve çok içtiği zaman deli gibi ağlıyor. Kendisini deli gibi yapıyor yani, o da en savunmasız olduğu an hemen hemen her şeyi rahatça yaptırabilirsiniz. Bana anlattığı kadarıyla hatırlamadığını bile söyledi sadece sabah uyandığında başka bi evde uyandığından bahsetti. Bir daha yapacağını zannetmiyorum ama buna inanarak devam mı etmeliyim bilmiyorum.

Zaten şu anda bitirsek ne o ne ben uğraşırız bir daha birbirimizle. Şu olay olmasa zaten mutluluğumuzun önünde bir şey duracağını zannetmiyorum. Olmazdı. Ama bu gölge değil açıkçası ağzına sıçtı herşeyin. Aklıma gelince deli gibi oluyorum, dövsem dövülmez, sövsem sövülmez.

Bıraktığımı düşünüyorum sonra, rahatlarım belki ama içimden hiç bırakmak gelmiyor. İçim şu anda kazan gibi, çok karışık. Acele bir karar da vermek istemiyorum.
 

Melodram

Üye
Katılım
19 Kas 2011
Mesajlar
63
Puanları
6
Bu kadar öfkeleniyorsan, ki öfkelenmende normal, muhtemelen içinden çoktan bırakmışsındır sadece bunu kabullenecek kadar zaman geçmemiş üzerinden, sen bunu henüz kendine itiraf edemiyorsundur çünkü sevdiğine inanıyorsun.

Sadece bipolar hastaları için değil, hayatta tek başına kalan birçok insan için belli başlı savunmasız anlar vardır ve çoğu da bu savunmasız anlarını başka insanlara karşı zırh olarak kullanır. Bunu alışkanlık haline getirip getirmeyeceğinin, bir daha tekrarlanmayacağının garantisini o sana veremez. Çünkü istese de istemese de yaşadığı özel durum nedeniyle duygusal olarak kafası karışmaya hep müsait. Tek başınalığın içinde sana tutunduğunu düşünerek belki kendini iyi hissetti ama tutunduğu o dalı da kendi elleriyle kopardı. Bilerek veya bilmeyerek, şu an bunun senin için pek de önemi yok gibi duruyor.
Çoğu insan böyle durumlarda affedildiğinde ya da karşı taraf her şeye devam etmek istediğinde bundan cesaret de bulabilir, daha çok hata yapabilir. İlla aldatır yeniden demiyorum, seni bile suçlayabilir. O gün yanında olmadığın için bunların olduğuna önce kendini inandırıp, hatanın sende olduğuna da seni inandırabilir. Bunlar hep ihtimal, keşke yaşanacak şeylerin önceden görülmesi, bilinmesi gibi bir şey mümkün olsaydı da hepimiz rahatlasaydık.
 

non

düşünemeyen
Katılım
16 Haz 2010
Mesajlar
65
Puanları
0
Yaş
29
Seven bir insana yapılacak en kötü şey galiba onu bir güzel aldatmaktır. Daha kötüsünü düşünemiyorum. Eskisi gibi değil tabii ki hiç bir şey, sadece yalnız kalınca bu konu geliyor aklıma birden dank diye. Özellikle son 2-3 gündür bayağı baskın gelmeye başladı, o şarabı içmeyecektik..

İşin garibi bundan 1 hafta önce daha da iyiye gitmeye başladığımızı hissediyordum. Bu konunun üzerinde çok düşünüp, çok durduğum için mi böyle bilmiyorum.
 
Son düzenleme:

Melodram

Üye
Katılım
19 Kas 2011
Mesajlar
63
Puanları
6
İlk 1 hafta hem sevdiğini düşünüp hem nefret ediyor gibi hissetmek, sonraki 1 hafta sevdiğine emin olmak durumu kabullenmek, sonraki 1 hafta ben bunu nasıl kabul edebilirim diye kendi kendini yemek diye devam eder bu durum. Hayvanlardan üstün yanımız olan düşünme yeteneğimizi kaybetmek istediğimiz anlardan biri bu.
Aslında mantıklı olan bitirip kendi hayatına devam etmektir, tabii biz genelde aşık olduğumuzda ya da öyle olduğumuza inandığımızda mantığı devre dışı bırakıyoruz. Sonra da neden mutsuzuz diye sorguluyoruz. Bu konuyu düşünmemeyi başarırsan bize de öğret.
 

ls2

Tanınmış üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
2,856
Puanları
48
Aşkta kanun dengesizlik. yani bir taraf hep daha çok sever. acıyıda çok seven çeker. o sensin gibi duruyor. işin çok zor arkadaş. gerçekten çok zor. Ondan kopmamak için her türlü savunma mekanizmasını hareket ettireceksin. hep mazeretler, dayanaklar üreteceksin. kontrol sende değil bunu duygular yaptırıyor. bu süreci yaşayacaksın yapacak birşey yok..

poff acılarım depreşti paylaşımlarını okuyunca.. tam 1 yıl olmak üzere onu görmeyeli duymayalı..aylardır bana ulaşmayada çalışmıyor artık..benimde onunla asla iletişime geçme düşümcem yok. bitti..ancak hala ara ara özlüyorum , hala koyuyor anılar..böyle lanet bişi işte..

---------- Mesajlar Birleştirildi at 16:38 ---------- ilk Atılan Mesaj Zamani at 16:33 ----------

İlk 1 hafta hem sevdiğini düşünüp hem nefret ediyor gibi hissetmek, sonraki 1 hafta sevdiğine emin olmak durumu kabullenmek, sonraki 1 hafta ben bunu nasıl kabul edebilirim diye kendi kendini yemek diye devam eder bu durum. Hayvanlardan üstün yanımız olan düşünme yeteneğimizi kaybetmek istediğimiz anlardan biri bu.
Aslında mantıklı olan bitirip kendi hayatına devam etmektir, tabii biz genelde aşık olduğumuzda ya da öyle olduğumuza inandığımızda mantığı devre dışı bırakıyoruz. Sonra da neden mutsuzuz diye sorguluyoruz. Bu konuyu düşünmemeyi başarırsan bize de öğret.
:) bunun yolu yok. aşıklardan,psikologlardan felsefecilerden edebiyattan hatta evrimcilerden faydalanmaya çalıştım kar etmedi..
 

non

düşünemeyen
Katılım
16 Haz 2010
Mesajlar
65
Puanları
0
Yaş
29
Kendinize çıkış yolu olarak konuşmayı görürseniz o zaman olaylar daha da farklı gelişir. Aldatma olaylarının çoğunda aslında konuşmamak daha iyidir. Çünkü her insan kendi hayatından yola çıkarak kendi tecrübelerinden yola çıkarak size cevaplar verir. Ancak sizin yaşadığınız olay, şartlar ve insanlar tamamen birbirinden değişiktir. Bu daha çok kafa karıştırabilir ancak konuşmam gerekiyordu benim de içimde tutamazdım bu yüzden yazdım buraya. Yoksa insanlara söyleme taraftarı bile değildim.
 

birazdahaderinmavi

Yeni üye
Katılım
29 Ara 2011
Mesajlar
1,976
Puanları
0
Yaş
54
sn. non, başlığı okudum; bir 'kurgu' olmadığını, içtenlikle yazılmış gerçek bir yaşantıdan kaynaklanan duygular / düşünceler olduğunu düşünmek istiyorum... bi-polar bozukluğu pek bilmiyorum; ama sizden çok yaşadığım için, belki bildiğim başka şeyler vardır... önce ilke olarak şunu benimsemeli ve içselleştirmelisiniz: her insanın (her hata için), ikinci bir şansı olmalıdır... yani bir insan, bize karşı ilk hatasını yaparak bizi öldürmüş olsa bile (eğer daha önce de bizi benzer bir hatayla öldürmemişse) affedilmeyi ve ikinci bir şansı hakediyor demektir... bir insana aşık olmak demek, o insana, kuşkusuz, kusursuz ve eksiksiz olarak 'yüzde yüz vermek' demektir... eğer siz, aşık olduğunuz insanın, sizin haklarınıza yönelik tek bir hatasıyla yaşadığınız olumsuz duyguları (çektiğiniz acıyı, kaygılarınızı, endişelerinizi ve korkularınızı...vb.) ona veremiyor, ona bağışlayamıyorsanız; bu, aşkı da, hayatı da, ayrıca insanı da henüz yeterince anlamamışsınız; demektir... çok genç olduğunuz için, buna şaşırmıyorum ve hatta, yaşadığınız duyguları buraya açıkça yazabilecek cesareti gösterdiğiniz için, sizi kutluyorum... şu sv. don kişot'a pek aldırmayın; kendisi, aşkını savunamayan, sevgilisinin önünde diz çökmeyi (bir paspas gibi yere serilmeyi) beceremeyen, belki ömrü boyunca canını dişine takmamış, kavga kaçağı, korkak, feodal kalıntılardan biridir... sn. dijital de, kafanızı fazla karıştırmasın... o, değerler felsefesine biraz uzaktır ve 'geleneksel değerleri', gerçekten 'değer' sanıyor olabilir... kendi payıma (bana karşı yaptıkları hata ne olursa olsun), başka insanları bağışlayabilmemin tek bir koşulu vardır: o insanın, o davranışını 'anlamalı', o davranışın neden sonuç ilişkilerini ve dinamiğini kavramalı, anlamlandırabilmeli ve bir şekilde kendi kendime açıklayabilmeliyim...
 

Lefty

Tanınmış üye
Yönetici
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
5,086
Puanları
63
Yaş
41
sn. non, başlığı okudum; bir 'kurgu' olmadığını, içtenlikle yazılmış gerçek bir yaşantıdan kaynaklanan duygular / düşünceler olduğunu düşünmek istiyorum... bi-polar bozukluğu pek bilmiyorum; ama sizden çok yaşadığım için, belki bildiğim başka şeyler vardır... önce ilke olarak şunu benimsemeli ve içselleştirmelisiniz: her insanın (her hata için), ikinci bir şansı olmalıdır... yani bir insan, bize karşı ilk hatasını yaparak bizi öldürmüş olsa bile (eğer daha önce de bizi benzer bir hatayla öldürmemişse) affedilmeyi ve ikinci bir şansı hakediyor demektir... bir insana aşık olmak demek, o insana, kuşkusuz, kusursuz ve eksiksiz olarak 'yüzde yüz vermek' demektir... eğer siz, aşık olduğunuz insanın, sizin haklarınıza yönelik tek bir hatasıyla yaşadığınız olumsuz duyguları (çektiğiniz acıyı, kaygılarınızı, endişelerinizi ve korkularınızı...vb.) ona veremiyor, ona bağışlayamıyorsanız; bu, aşkı da, hayatı da, ayrıca insanı da henüz yeterince anlamamışsınız; demektir... çok genç olduğunuz için, buna şaşırmıyorum ve hatta, yaşadığınız duyguları buraya açıkça yazabilecek cesareti gösterdiğiniz için, sizi kutluyorum... şu sv. don kişot'a pek aldırmayın; kendisi, aşkını savunamayan, sevgilisinin önünde diz çökmeyi (bir paspas gibi yere serilmeyi) beceremeyen, belki ömrü boyunca canını dişine takmamış, kavga kaçağı, korkak, feodal kalıntılardan biridir... sn. dijital de, kafanızı fazla karıştırmasın... o, değerler felsefesine biraz uzaktır ve 'geleneksel değerleri', gerçekten 'değer' sanıyor olabilir... kendi payıma (bana karşı yaptıkları hata ne olursa olsun), başka insanları bağışlayabilmemin tek bir koşulu vardır: o insanın, o davranışını 'anlamalı', o davranışın neden sonuç ilişkilerini ve dinamiğini kavramalı, anlamlandırabilmeli ve bir şekilde kendi kendime açıklayabilmeliyim...
Anlaşılan o ki Anastasia ve putkıran'ın uçuk teklifi size hiç iyi gelmemiş diğer konularda da olduğu gibi aşk ve ihanet konusunda da kafanız karışmış...Umarım o teklifi de "Değerler Felsefesi" ışığında cevaplarsınız (bu bölümde gülme işareti var)

Bağışlayıcılık güzeldir hatta çok büyük bir erdemdir. Bağışlamak demek o kişinin ihanetine rağmen orada kalmaya devam etmek değildir. Nefret etmeden, hatasını sürekli yüzüne vurmadan oradan uzaklaşılabilir. "Alkollüydüm", "aklım başımda değildi" ya da "inan düşündüğün gibi birşey değildi" gibi söylemler yıkılan değerleri/duyguları asla geri getirmez ve zaman kaybıdır.

İhanet sadece aşkta olmuyor. Niye vatana ihanet çok büyük suçtur? O zaman onu da affedelim.

Değerler Felsefesi ile sizin kadar alakalı olmayabilirim fakat geleneksel-ahlaksal değil bu yaklaşımım bu ilişki sürdüğü sürece er ya da geç bu ihanet konusu yine su yüzüne çıkacak bunu bilmek için alim olmaya gerek yok.

Non bu kararı kendisi verecek tabii ki içine nasıl siniyorsa öyle yapsın.

@donkişot çok fazla acı çekmem dedim çünkü ihanet eden birisine karşı buz gibi olurum belki bu bana özgüdür genelde böyle olmayabilir, bilmiyorum.
 

Nejdet Evren

Aktif üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,612
Puanları
36
Yaş
55
ana/atalar ne demiş; 'her ağacın kurdu özünden olur'...çözüm ikinizin özünde olandır...
 

birazdahaderinmavi

Yeni üye
Katılım
29 Ara 2011
Mesajlar
1,976
Puanları
0
Yaş
54
''Anlaşılan o ki Anastasia ve putkıran'ın uçuk teklifi size hiç iyi gelmemiş diğer konularda da olduğu gibi aşk ve ihanet konusunda da kafanız karışmış...Umarım o teklifi de "Değerler Felsefesi" ışığında cevaplarsınız (bu bölümde gülme işareti var)'' / işte bu çok iyi geldi... eğer bir şapkam olsaydı, kıvrak zekanızın önünde hafifçe eğilerek şapkamı çıkarırdım... biraz daha soğukkanlılıkla okuyabilirseniz, duygularımı değil, düşüncelerimi yazdığımı ve geleneksel olandan daha farklı bir bakış açısı oluşturmaya çalıştığımı, fark edersiniz... mutlak olarak değil, ama ilke olarak insan ilişkilerinde anlamanın ve bağışlayıcı yaklaşımın daha doğru, daha yapıcı olduğunu düşünürüm... ağır hatalar zaten ilişkiyi yeterince zehirler ve duygusal planda tarafları yıpratır... büyük duygusal travmalar, düşünsel planda da desteklenerek, 'tam bir kabus haline' getirilmemelidir... ihanetin de (daha önemsiz hataların da), olduğu gibi yok sayılmasını, yahut karşılıksız kalması gerektiğini savunmuyorum... süreci anlamak, ''anlayışla karşılamak'' olmadığı gibi (ben faşizmi de yahut terörizmi de anlıyorum, ama anlayışla karşılamıyorum), bağışlamak da ''afferin oğlum ahmet, sen bu yolda devam et'', demek değildir...
 

X

FAdmin
Katılım
25 Kas 2013
Mesajlar
710
Puanları
16
Konu ile alakasız mesajları sildim, biraz daha dikkatli olalım konunun seyri bozulmasın.

Non öncelikle geçmiş olsun, zor bir durum. Affedebilecek cesareti kendinde buluyorsan affedeceksin.

Yapamıyorum diyorsan uzattığın hergün sana çiledir.
 

Quantum

Yeni üye
Katılım
2 Eyl 2015
Mesajlar
17
Puanları
0
Geçenlerde bir akrabamın uzatmalı sevgilisi kanser olduğunu söyleyerek yalan söyledi.Bizimki de bankadan kredi çekerek , bir sürü borca girerek yardım etti.Fakat kısa sürede yalan ortaya çıktı.Bir sürü borçla ve aldatılmışlıkla ortada kaldı.Bunalım atlattı.Dedik ki her şerde bir hayır vardır.İyi ki böyle karakterde biriyle evlenmemişsin , ucundan dönmüşsün diye teselli verdik.Şimdi başkasıyla nişan yapmak üzere.Diğeri geçmişte kaldı ve yeni bir hayat kendisini bekliyor.Borçlar daha ödenmemiş olmasına rağmen.Şu an hem düğün hazırlıkları yapıyor , hem de geçmişte yediği kazığın borcunu ödüyor.Ama hayat bi şekilde devam ediyor.Pes etmek olmaz.

Senin için de aynı şeyleri görmeyi ümid ediyoruz.Şurda bir iki sene sonra , geçmişe sünger çekmiş ve hayatına yeni bir yön çizmiş biri olarak bu foruma yazmanı ümid ediyorum.Affetmek elbette büyük erdemdir.Ancak evlilikte bir süre sonra heyecan biter ve geriye saygı , sevgi kalır.İşte o zaman bu geçmiş ön plana çıkmaya başlar.Kendine şunu sormalısın , acaba gerçekten affedebilecek misin?Kendisi de gerçekten pişman mı?Karar vermek çok zor.Kalbten düşünürsen , hislerinden güç alırsan , onun da gerçekten pişmanlığını hissedebilirsen affetmeyi de düşünebilirsin.
 
Son düzenleme:

non

düşünemeyen
Katılım
16 Haz 2010
Mesajlar
65
Puanları
0
Yaş
29
Konu kapansın lütfen. Silinsin hatta.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...