Dünyanın Dört Bir Yanından Mitler...

Konu İstatistikleri

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Mitoloji kategorisinde odun tarafından oluşturulan Dünyanın Dört Bir Yanından Mitler... başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 693 kez görüntülenmiş, 41 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Mitoloji
Konu Başlığı Dünyanın Dört Bir Yanından Mitler...
Konbuyu başlatan odun
Başlangıç tarihi
Cevaplar

Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan odun

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
Dünyadaki her şeyin başlangıcı ve en bașında neyin olduğu sorusu, her devirde ve her kültürde insanları hep meșgul etmiștir. Dünyanın her yerinde açıklama arayıșına gitmișlerdir ve yorumlarını mistik hikayelere ve sembollere aktarmıșlardır. Toplumlar, hem sprituel olarak hem de günlük yașamlarında onları neyin etkilediğini ve belirlediğini mitlerinde anlatırlar.

Mitler, yeryüzünü resim ve sembollerle yorumlayan arkaik șiir ve hikayelerden oluşur. Tarihsel olarak belirlenemeyen bir ortamda bulunur ve olușması sezgi, ilham, rüya ve hayal gücüne dayanır. Piyasadaki tüm dinler mitlerden çok etkilenmiştir ve kutsal kitaplarında önemli bir yer teşkil ederler.

Zaman buldukça bilinen ve popüler olanları sırayla aktarmak istiyorum:

Mezopotamya: Sümerler´de yaradılıș

Gök tanrısı An gökyüzünü oluștururken,
Enlil yeryüzünü kurarken,
gökyüzü ve yeryüzü uzaklașırken,
insanlık olușurken,
okyanusların kralı Enki,
uzaklardan yeryüzüne yelkenliyle geliyordu.

Ve Enki konușur:
"Ben An´ın oğluyum.
An, kanunu ellerime koydu.
Ben gökyüzündeki ve yeryüzündeki belgeleri koruyorum.
Ben bütün diyarların babasıyım.
Ben bütün diyarların kulağıyım.
Ben adaleti babam An ile beraber koruyorum."

Ve Enki konușur:
"Ben gökyüzüne yükseldim.
O zaman yukarıdan yağmur geldi.
Ben yeryüzüne eğildim.
O zaman tașarcasına așaĝıdan su geldi.
Ve herșey yeșillendi ve çiçeklendi.
Ben sabanı yarattım.
Ben arıkları açtım.
Ben tarladaki ekinin büyümesine izin verdim."

Not: Sümerler MÖ 5000 yılında yazıyı yaymaya bașladılar. İnsanoğlunun en eski yazı sistemi olan çiviyazısı ile, insanoğlunun en eski yaratılıș mitini yazdılar.
 
Son düzenleme:

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
Orta Doĝu: Eski Ahit´teki yaratılıș

Tanrı önce gökyüzünü ve yeryüzünü yarattı.
Ve yeryüzü darmadağındı, boștu, karanlık bir derinliğin üzerindeydi.
Ve Tanrı´nın ruhu suların üzerinde süzülüyordu.
Ve Tanrı konuștu: "Ișık olsun!"
Ve ıșık oldu. Ve Tanrı ıșığı gördü ve iyi olduğunu gördü.
Ve Tanrı ıșığı karanlıktan ayırdı.
Ve Tanrı ıșığa gündüz ve karanlığa gece adını verdi.
Ve akșam oldu ve sabah oldu: bir gün.

İkinci günde Tanrı, boșluğun ve evrenin sularını birbirinden ayıran gökyüzünü yarattı.

Ve üçüncü günde, adına yeryüzü dediği, evrenin sularından kuru arazi olușmasına izin verdi. Burada yeșil bitkiler yetiștirdi.

Dördüncü günde güneșe, aya ve yıldızlara semada yerlerini verdi.

Ve beșinci günde denizin hayvanlarını ve havadaki kușları yarattı.

Altıncı günde yeryüzünü çeșitli hayvanlarla donattı.

Ve Tanrı iyi olduğunu gördü.

Ve Tanrı insanı kendi suretinde yarattı, Tanrı´nın suretinde onu yarattı.
Erkek ve kadın olarak onları yarattı.
Ve Tanrı onları kutsadı ve onlara konuștu: "Doğurgan olun ve çoğalın ve yeryüzünü doldurun ve onu kendinize bağımlı kılın."
 
Son düzenleme:

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
Yunanistan: Antik çağda yaratılıș

Evvela kaos vardı. Bomboș bir yerdi.
Ve sonra toprak ana Gaia vardı.
Ve sonra dipsiz uçurum Tartaros vardı.
Ve sonra așkın gücü Eros vardı.
Eros ebediyen etkiliydi.
Ve kaostan karanlık çıktı.
Ve sonra ıșık göründü.
Ve Gaia gökyüzünü ve yeryüzünü yarattı.

Dünya böyle oluștu.
İçinde gökyüzü ve yeryüzünün sabit dokusu vardı ve deniz onun kıyılarına yöneltildi.
Her türlü yaratıklar yeryüzünü doldurmuștu; dalgalarda balıklar boğușuyordu, havada kușlar ve yerde çeșitli çevik hayvanlar dolașıyordu.
Ama hâlâ bütün dünyayı yönetmeyle yetkili olan yaratık eksikti.
İște o zaman Prometheus yeryüzüne geldi.
Toprak balçığını aldı ve tanrıların suretinde onunla bir șekil meydana getirdi.

Göğsüne bu yeryüzündeki bütün canlıların ruhlarından aldığı iyi ve kötü vasıfları yerleștirdi ve bununla insan ruhunu biçimlendirdi.
Onun eserini hayranlıkla izleyen göksel arkadașı tanrıça Pallas Athene, yaratılmıș taprak yığınına nefesini üfledi ve böylece insana can verdi.
 
Son düzenleme:

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
Arktik: İnuit´lerde yeryüzünün bașlangıcı

Atalarımız yeryüzünün olușumu hakkında çok șey anlattılar. Onlar, beyaz adamlar gibi kelimeleri çizgilerin içine saklayamıyorlardı. O zamanları yașanlar sadece anlatıyorlardı. Çok șeyleri anlatıyorlardı. Bu yüzden bilgisiz değiliz. Yașlı kadınlar öylesine boșuna konușmazlar ve biz onlara inanıyoruz: Yașlılıkta yalan yoktur.

O zamanlar; çok, çok önceleri, yeryüzü meydana gelmesi gerektiğinde, yukarıdan gökyüzünden așağıya doğru topraklar, kayalar ve tașlar düșmüștü. Ve sonra insanlar geldi. Küçük çocuklar yerden çıkıp geliyorlardı. Çalılıkların altında gözleri kapalı uzanıyorlardı ve huzursuzlanıyorlardı, çünkü emekliyemiyorlardı bile. Yiyeceklerini yerden elde ediyorlardı.
Bir erkek ve bir kadından bahsediliyor.
Ama nasıl? Bu çok gizemli.
Ne zaman bir araya gelmișlerdi?
Ne zaman büyümüșlerdi?
Bilinmiyor...
Kadın, çocuk kiyafetleri dikti ve bașka bir yere gitti. Bir çocuk buluyor, onu giydiriyor ve onu eve getiriyor.
Böylece insanlar çoğaldı. Güneși bilmiyorlardı. Karanlıkta yașıyorlardı. Sadece evde ıșıkları vardı. Ve insanlar çoğalmaya devam etti. Ve çok yașlandılar, çünkü ölüm yoktu.
Ve yeryüzünü doldurdular. İște o zaman yașlı bir kadın diğerlerine konuștu: "İkisini de istiyoruz, ıșık ve ölümü." Ve bunu söylediğini anda, bu böyle oldu. Ve ölümle beraber güneș, ay ve yıldızlar geldi. Çünkü insanlar ölünce, gökyüzüne yükseliyorlar ve parıldamaya bașlıyorlar.
 

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
Hindistan: Rigveda´dan bir yaratılıș kasidesi

O zamanlar; olmak ve olmamak yoktu.
Hiçbir hava sahası yoktu, sema yoktu.
Yeryüzünü kim tutuyordu?
Onu kim kușatıyordu?
Derinlikteki su neydi?

Ölüm var değildi, hayatta,
güneș de, ay da ve yıldızlar da var degildi.

Ama sonra var olmaya bașladı.
Biri vardı.
Nefes vardı.

Karanlık daha yeryüzündeydi.
Kainat - kocaman birșey.

Korun gücüyle, hayat geldi, bir tohum geldi.
Saf dücüncenin dölleme arzusu ilk tohum oldu.

Kalpleri arayıșta olan ilhamlı düșünürler,
var olmayı ve olmamayı birbirine bağladılar.

Bir yukarısı vardı.
Bir iple ayrılmıș bir de așağısı vardı
Ama yukarıda vermek vardı, așağıda ise arzulamak.

Düșünürler, olmamaya var olmayı bağladılar.
Böylece ilk șeyler oluștu.
 

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
Doğu Afrika: Yoruba´ların dünya tasviri

Gökyüzünün efendisi Olorun en yașlı oğlu Obatala´ya gökyüzünden suların olduğu yere inmesini ve orada yeryüzünü yaratma görevini verir.

Bunun için ona göksel kum ve beș parmaklı bir tavuk verir. Obatala yola çıkar, ancak yolda palmiye șarabı bulur, sarhoș olur ve uykuya kalır.

Bunu gören babası, küçük olan oğlu Odudua´ya yeryüzünü yaratma görevini verir. Bu oğlu suların olduğu yere iner ve kumu denize saçar. Beș parmaklı tavuğu kumun üzerine bırakır. Eșelemeye bașlayan tavuk böylece kumu her tarafa dağıtır ve bu șekilde tepeler ve vadiler olușur.

Bunun olduğu yerde șimdi Yoruba´ların eski kutsal șehri olan Ife duruyor. Ama Odudua, Ife´nin ilk kralı olur.
Gökyüzünün efendisinin oğlu olan Obatala uyanıp kendisinin yerine küçük kardeșinin görevi tamamladığını görünce, sinirlenir. Bu bir kavgaya yol açar ve bütün tanrılar taraf olur ve nihayet bir uzlașmayla sonuçlanır.

Odudua´nın krallığı tescillenir. Obatala ise her yaratılan insanı, babası Olorun´un onlara hayat nefesini üflemeden evvel, topraktan șekillendirme hakkını elde eder.
 

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
Iskandinavya: Voluspâ - Kuzey Cermen yaratılıș șarkısı

Eskiden dev Ymir geldiğinde çok soğuktu.
O zamanlar yeryüzü, yukardaki gök ve așağıdaki yer yoktu.
O zamanlar yer yukarıya doğru kalktı ve insanların diyarı Midgard meydana geldi.

Yukarısı Asgard idi, Tanrı´ların diyarı.
Güney tarafından güneș gelmiști.
Onun sıcağı herșeyi doldurmuștu.
İnsanların diyarı yeșillendi.

Tanrılar, Odin´in makamında konsey toplantısındaydılar.
Geceye ve gündüze isimlerini verdiler, sabahı ve öğle vaktini adlandırdılar.
Alaca karanlık ve akșamı tespit ettiler.
Şimdi ise zamanı ölçme vaktiydi.

Ve ondan sonra insanları yarattılar.
Dișbudak ağacı Ask´tan erkek meydana geldi,
kara ağaç Embla´dan kadın meydana geldi.

İnsanlarda henüz hayatın sıcaklığı yoktu.
Onlarda henüz ruh yoktu.

Tanrı Lodur onlara kalp sıcaklığını verdir.
Ruhu ise tanrı Hömir verdi.
 

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
Brezilya: Güneș ve ay yeryüzüne nasıl geldi?

En bașında bük ruh Mautsinim vardı.
Yalnızdı, kimse onunla yașamıyordu.

Ne karısı ne de çocukları vardı.
Güneș ve ay da yoktu, gündüz ve gece de yoktu.

Yalnızlıktan bıkmıș halde, kendisine bir midyeden bir kadın yarattı ve onunla evlendi.
İki çocukları vardı, ikisi de oğlandı, birisi açık tenli, diğeri koyu tenliydi.

Koyu olan Kuat, güneș oldu. Açık tenli olan ay oldu.
Onlar gündüzü ve geceyi yeryüzüne getirdiler.

Ve Mavutsinim yerdeki bütün yașamı uyandırdı.
Ölenler yüzünden insanların üzüldüklerini görünce, ormana gitti ve odun kesti.
Ondan ölüleri canlandıran bez olan Kuarupu yaptı.

Ancak bazıları itaatsizdi ve büyük ruhu gizlice dinlemek için takip ediyorlardı.
İște o zaman Mautsinim öfkelendi ve ölülerin uyanmasını ebediyen engelledi.
 

ls2

Kahin
Onursal Üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
2,657
Tepkime puanı
157
Puanları
63
Günlerden bir gün Oğuz Kağan Tanrıya yalvarırken karanlık bastı. Gökten bir gök ışık indi. Güneşden ve aydan daha parlaktı. Bu ışığın içinde alnında kutup yıldızı gibi parlak bir ben bulunan çok güzel bir kız duruyordu. Bu kız gülünce gök tanrı da gülüyor, kız ağlayınca gök tanrı da ağlıyordu.Oğuz bu kızı sevdi ve bu kızla evlendi. Günler ve gecelerden sonra bu kız üç oğlan çocuk doğurdu. Çocuklara Gün, Ay ve Yıldız isimlerini verdiler. Oğuz ormanda ava çıktığı günlerden birinde göl ortasında bir ağaç gördü. Ağacın kovuğunda gözü gökten daha gök, saçı ırmak gibi dalgalı, inci gibi dişli bir kız oturuyordu. Yeryüzü halkı bu kızın güzelliğini görse dayanamaz ölüyoruz derlerdi. Oğuz bu kızı sevdi ve onunla evlendi. Günlerden gecelerden sonra Oğuz’un bu kızdan da üç oğlu oldu. Bu çocuklara Gök, Dağ ve Deniz isimlerini koydular.
 

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
Avusturalya: Aborjinlerin rüya zaman mitleri

Yukarısı gökyüzüydü ve așağısı yeryüzüydü.
Hiçkimse gökyüzünü ve yeryüzünü ve Altjira´yı yapmamıștı.
Varlardı ve varlar.

Büyük gökyüzü, büyük yeryüzü , büyük ve bilge Altjira.
"Altjira, rüyada bize konuș!"

Gökyüzü boștu ve orada sadece Altjira´nın bir tane kamp yeri vardı.
Yeryüzü boștu, üzerinde sadece tuzlu su vardı.

Büyük Altjira´nın ayakları Emu kușuna benziyordu.
Saçları uzundu ve güneș kadını gibi sarıșındı ve omuzlarından sarkıyordu.

Teni kırmızıydı, kırmızı papağanın tüyleri gibi.
Beyaz bir bant alnını süslüyordu ve orta yerini insan saçından bir kemer çevreliyordu.

Altjira gökyüzünde dolașıyordu, çünkü burası kendi diyarıydı.
Altjira ağaçların altında yürüyordu, çünkü bunlar kendi diyarında yetișiyordu.

Altjira insanları yarattı, bu yüzden onu kalbimizde tașıyoruz.
O insanları yarattı, ancak sonra onları göz önünden kaybetti.

Sadece rüyada onunla konușabiliriz.
"Altjira, rüyada bize konuș!"
 

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
Altay Türklerinde yaratılıș destanı

Gök yoktu, yer yoktu. Yalnızca, sonu olmayan bir deniz vardı.
Tanrı Ülgen (Aakay, Kurbustan), bu denizin üzerinde uçuyordu. Konacak sert bir yer arıyordu, bulamıyordu.

Böyle uçarken gönlüne doğdu. Bir ses "Önündeki nesneyi yakala" diye fısıldadı. Ülgen, bu fısıltıyı yineledi.
Ellerini öne doğru uzattı. O sırada su yüzüne bir taş çıkmıştı. Ülgen, taşı yakaladı, üzerine kondu.

Taşın üstünde ne yapacağını düşündü.
Uçsuz bucaksız suyun içinden Ak Ene (Ak Ana), süzülüp Ülgen'in karşısına çıktı ve "Yarat" dedi; üç kez yineledi.

Ülgen "Nasıl?" diye sordu. Ak Ene "Yaptım oldu de, yaptım olmadı deme" dedi.
Sonra, Ak Ene kayboldu. Bir daha da görünmedi.

Ülgen, insanlara şu buyruğu verdi: "Var olana yok demeyin; vara yok diyen de yok olur!".
Ülgen, "Yer yaratılsın!" dedi; yer yaratıldı. "Gökler yaratılsın!" diye buyurdu; gökler yaratıldı.

Böylece bütün dünyayı yarattı. Sonra, üç büyük balık yaratıp, yeri onların üzerine yerleştirdi.
Balıklardan ikisini yerin kenarına, üçüncüsünü ortasına temel yaptı.

Ortada bulunan balığın başı kuzey yönündedir. Bu balık başını eğerse, kuzeyden yayık (tufan) olur.
Başını daha aşağı eğerse, yeryüzünde su basmadık bir avuç yer kalmaz.
Onun için bu balık, büyük bir zincirle bir direğe bağlanmıştır. Onu, Mangda-Şire yönetir.

Ülgen, dünyayı yaratırken ay ve gün ışığının dokunduğu Altın Dağ'da oturdu.
Bu dağ, gök ile yer arasında idi. Dünyanın yaratılışı altı gün sürdü.
Yedinci gün Ülgen yatıp uyudu; sekizinci gün kalktı...

Bizim Ay ve Güneşimizin dünyasından başka, doksan dokuz dünya daha vardır.
Bunların hepsinde birer uçmag (cennet), birer tamu (cehennem) vardır.
Herbirinde insanlar bulunur. En büyük dünya, Han Kurbustan Tengere'dir.

Bay-Ülgen, bu âlemin yönetimini yardımcılarından olan Mangızın Matmas Burkan adlı ruha vermiştir.
Bu dünyanın yerinin adı Altın Telegey'dir. Cehennemi, Mangız Toçiri Tamu'dur. Bu tamuyu, Matman Kara adlı bir zebani yönetir.

Doksan dokuz âlemin ortancası, Ezre Kurbustan Tengere'dir. Ezre Tengere'yi, Belgein Keratlu Türün Musıkay Burkan'a verilmiştir.

Yerinin adı, Altın Şarka'dır. Cehennemi, Tüpken Kara Tamu'dur. Bu cehennemi Matman Karakçı yönetir.
Kişioğullarının bulunduğu bizim dünyamız, en küçük dünyadır. Adına, Kara Tengere Dünyası denilir. Bu dünyayı, May-Tere yönetir.

Cehenneminin adı, Kara Teş'tir. Bu cehennemi, Kerey Han yönetir. Bizim dünyamızın üzerinde otuz üç kat gök vardır.

Bay-Ülgen, bir gün denize bakarken, suyun üstünde bir toprak parçasının yüzdüğünü gördü.
Toprağın üzeri insan gövdesine benzeyen bir kil tabakası ile kaplıydı. Ülgen, "Bu cansız toprak, kişi olsun!" diye buyurdu.

Toprak, kişi oldu. Ülgen, ona Erlik adını verdi; olduğu yere bıraktı. Erlik, giderek Ülgen'i buldu.
Ülgen de onu yanına aldı; kendisine küçük kardeş yaptı.

Bir zaman sonra Erlik, Ülgen'i kıskandı. Ondan daha güçlü olmak istedi.
Ülgen'e imrendi, "Ben de onun gibi olmalıyım" diye düşündü.

Düşüne düşüne Ülgen'e düşman oldu.
Ülgen bunun yerine, Mangdaşire'yi yarattı.

Sonra da bizim dünyamızda yedi kişi yarattı.
Bunların kemikleri kamıştan, etleri topraktan oldu.

Kulaklarına üfledi, can verdi. Burunlarına üfledi, akıl verdi.
En sonra da, yine bir kişi yarattı ve May-Tere adını verdi.

Ona "Bu insanları sen yönet" diye buyurdu.
 

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
Asya: Yin ve Yang´dan yeryüzünün olușumu

En bașında kaos, boșluk, karanlık ve ilk okyanusun dipsiz derinliği vardı.
Kaostan ilk yumurta meydana geldi, yeryüzü yumurtası.
Yumurtanın içinde ilk canlı varlık olan P´an Ku uyuyordu.
Uyku 18000 sene sürmüștü.
Sonra P´an Ku gerinmeye bașladı.
Yumurta kırıldı.
Orada Yang tarafından tamamen özümsenmiș yumurtanın parlak hafif kısmı vardı.
Ayağa kalktı.
Yukarıya yükseldi.
Yang kısmı gökyüzü oldu.
Yumurtanın alt ağır kısmı, Yin tarafından özümsenmiști.
Yin karanlıktı.
Așağıya çöktü.
Yin kısmı yeryüzü oldu.
P´an Ku büyüdükçe büyüdü.
Kocaman oldu.
Sonra son geldi.
P´an Ku ölmüștü.
İște o zaman meydana geldi: Vücudundan yeryüzü büyüyerek çıkıyordu.
Nefesi rüzgar ve bulut oldu.
Sesi gök gürültüsünü üretiyordu.
Sol gözünden güneșin parlaklığı ıșıldıyordu, sağ gözünden ay görünüyordu.
Vücudundan tepeler, yeryüzündeki bütün dağlar oluștu.
Göz yașlarından nehirler, damarlarından sokaklar ve yollar oluștu.
Eti ağaçları meydana getirdi.
Vücut kılları, otlara ve çiçeklere dönüștü.
Kafa saçından yıldızlar oluștu.
Parazitler, tahta kuruları, pireler ve bitler onun üzerinde yașamıștı.
Onlardan insanlar ve çok farklı uluslar oluștu.
 

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
Mısır: Atum ve Nun

İlkin kocaman Nun okyanusu vardı.
Sınırsız suların kaosundan Tanenen dağı yükseldi.

Onun tam üzerinde bir Lotus çiçeği açtı, ondan güneș tanrısı Re çıktı.
Kaosun içinde tanrı Ur-Atum sınırsız kainatı yaratmaya koyuldu.

Güneș tanrısı Re´nin iki çocuğu vardı: Şu (hava) ve Tefnut(su).
Şu ve Tefnut, Geb´i (yeryüzü) ve Nut´u (gökyüzü) döllediler.

Geb ve Nut´un 5 çocuğu vardı: Osiris (doğurganlık), Isis(bereketli diyar), Seth(kuraklık), Harmachnis ve Nephtys (çöl).
Osiris ve Isis hayattayken Pharao´yu temsil eden kral tanrı Horus´u döllediler.

Günes tanrısı Re´nin göz yașlarından insanlar oluștu.
Tanrılar, evvela Pharao olarak hükümdarlık yaptılar ancak sonradan görünmezliğe çekildiler.
 

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
San Salvador´daki Taino´ların yaradılıș miti

Çok evvelden insanlar, Mâcocael isimli bir yaratık tarafından sıkı korunan mağaralarda yașıyorlardı.
Birgün Mâcocael uyuya kaldı ve ceza olarak günește yakıldı.
Böylece insanlar yeryüzüne çıktılar ve bütün yașam bașladı.
 

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
And dağlarında yașayan Quetchua´ların yaradılıș miti

Ceza vaktinde, nehirler yükselmeye bașlarken, "Babamız" üç tane dağı büyüttü.
Tapir, Kondor ve Puma, kendilerini Sumaco dağına atarak kurtuldular.
Geyik ve koruyucu melek, Chota dağına kaçtılar.
Ve nihayet insanlar, Cola Urcu dağında kendilerini kurtardılar.
 

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
İnka´ların yaradılıș miti.

Uzun zaman evvel opak buharlar yeryüzünü kaplamıștı.
Sonra güneș göründü, yeryüzüne indi ve sisleri kovdu.

Ansızın Ikkimani´nin zirvesi bütün görkemliği ile parladı.
Mururata da hayata uyandı.

İlk defa And dağlarının kraliçesi olan Huayna Potosi´yi görüyordu, onun büyüleyici güzelliği karșısında, ona orada așık oldu.

Așk ve kıskançlık yüzünden "erkek" dağ zirveleri birbirlerine girdiler. Kanlı döğüște duman ve ateș meydana geldi.

Sonradan üzüntü ve utançtan göz yașları aktı; nehirler, göller ve bütün yașam böyle oluștu.
 

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
Avusturalya: Aborjinlerin yaratılıș miti:
Gökkușağı yılanı ve kurbağalar

Uzun zaman evvel, yeryüzü uykudayken ve hayvanlar yerin altında dinlenirken, gökkușağı yılanı birgün uyandı ve yeryüzüne sürünerek çıktı.

Orada sadece kupkuru bir diyar gördü. Kurbağaları çağırdı, geldiklerinde, gökkușağı yılanı onların su dolu karınlarını gıdıkladı.

Kurbağalar gülüyordu ve karınlarındaki su, gökkușağı yılanının izinden bütün diyara yayıldı. Göller ve nehirler oluștu ve ard arda diğer bütün hayvanlar uyandılar.

Gökkușağı yılanı bazı hayvanların doğüștüklerini görünce, kurallar koydu:
Böylece kavgacı hayvanlar tașlara ve efendi hayvanlar insanlara dönüștü.

Bu yüzden her çocuk doğmadan evvel o efendi hayvanların ruhunu, onun Totem´ini, tașır.
Daha sonra yetișkin birey olarak Totem´i sayesinde, rüyalarında ve hayallerinde "rüya zamanıyla" iletișime geçebilir.

Rüya zamanı, yeryüzünde yașamın ilk olușmasıyla bașlayan çağdır.
O bütün yașamın, ahlâkın ve ruhaniyetin temelini olușturur.
 

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
Mikronezya Ada Cumhuriyeti Nauru´da yaradılıș miti:
Midye ve Örümcek

En bașında kocaman bir örümcek vardı. Kendisine Areob Enab ismini vermiști.
Kocaman bir midyeye rastlayana kadar, tek bașına kainatın sınırsız okyanusunda yüzmüștü.

Areob Enab midyeyi açtı ve içini keșfetmek için, içine sürünerek girdi.
Midyenin içi daralınca, midyenin üst kabuğunu beraberce kaldırmak için salyangozlardan yardım istedi.

Bunu bir parçacık bașarmıșken, küçük salyangoz Ay´a dönüștü.
Areob Enab soluk ıșıkta șimdi de kocaman bir solucanı gördü.

Areob Enab ona çatıyı daha da yükseltmesini talep etti ve solucan çatıyı o kadar yükselti ki, ondan gökyüzü oldu.
Solucanın muazzam çabası yüzünden oluşan tuzlu ter, deniz oldu ve alttaki midye kabuğuna akmaya bașladı.

Yeryüzü işte böyle oluștu.
Sonunda büyük salyangoz gökyüzüne yükseldi ve orada göneșe dönüștü.
 

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
Yunanlı Pelasgi´lerin yaradılıș miti:
Kuzey yeli ve yılan


Kaostan Euyronme(evrensel) isimli bir varlık oluștu.
Gökyüzünü ve suyu birbirinden ayırdı ve güneye doğru, kuzey yelini hissedene kadar, denizin üzerinde dans etti.
Rüzgarı ellerinde oğușturmaya bașladı ve hava yoğunlașarak yılanı olușturdu.
İki yaratık çiftleștiler ve döllenmiș yumurtadan günes, ay, yeryüzü ve diğer canlılar oluștu.
 

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
Kuzey Amerika: Michigan gölü civarında yașayan Sioux kabilesinin yaradılıș miti

Bilinçlendiğinde, babamızın nerede oturduğu ve tam olarak ne olduğu meçhuldu.
Ağlamaya bașladı ve göz yașları çok aktı.
Ama fazla uzun düșünmedi, hiçbir șey görmüyordu ki ve hiçlik her yerde vardı.

Nihayet oturduğu tahtından bir șey aldı ve ondan yeryüzünü yaptı.
Sonra tahtının altındaki yeryüzünü kendisinden uzaklaștırdı ve yarattığını incelediğinde, o dünyamıza benzedi.
Üzerinde hiç birșey yetișmiyordu ve tamamen çıplaktı.

Rahat durmuyordu ve kendi ekseni etrafında dairesel bir șekilde dönüp duruyordu.
Aniden düșündü :"Bir șey yaparsam, rahat edecek."
Böylece onun için saçlar ve örtü yarattı. Yeryüzünde otları olușturmak için tahtından bitkileri aldı ve onları yeryüzüne doğru gönderdi.

Bunu yaptı ve yarattığını izledi. Bu ise hâlâ rahat durmuyordu ve hareket etmeye devam ediyordu.
"Bu yoldan bir kere daha deneyeceğim." diye düșündü.
Bir ağaç aldı ve yeryüzüne doğru gönderdi ve yarattığını yine izlediğinde, o hâlâ dairesel dönüyordu.

Böylece 4 adam (kardeș) gönderdi; birini doğuya, birini batıya, birini güneye ve birini de kuzeye yerleștirdi.
Ve yarattığına yine bir baktı. Bu hâlen dönüyordu.
"Belki șu eylemden sonra duracak." diye düșündü.
Bunun üzerine su ruhları denilen varlıkları yarattı ve yeryüzünün altındaki yeri onlara tahsis etti.

Bu nedenle onlara son ada deniyor.
Ardından bir diși ruhunu parçalayıp yeryüzünün her yerine dağıttı; onlardan tașlar oluștu.
Nihayet yarattığına doğru așağıya baktı ve sonunda dünyanın durduğunu farketti.
 
Tüm sayfalar yüklendi.
Sidebar Kapat/Aç

Yeni Konular

Advertising

Yeni Mesajlar

Üst