Deneyişler-Denemeler, Söyleşiler ve Söyleşmeler

"ictenlik"

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
4,192
Tepkime puanı
162
Puanları
63
-Yazım, üç ya da dört forumluk bir anonimsel ortak yapışlar, ortak yazışlar halkası üyesidir.-

Olguların üzerine şimşek bakışlarınızı iletin ve gönderin yazılı eserlerin değil!

-Toplumsal sosyal olay ve olguların ve ,gerçeklerin, üzerinden hayata bakın..
Yazılı nesinlerin ve eserlerin penceresinden değil. Gerçek sahnelemesi. Bizler televizyonlardan ve gazetlerden gerçek izliyoruz şimdi. Tıpkı bunun gibi kitaplardan olgu izliyor ve işaretliyor ve inceliyoruz. Bu ikinci bir pencere ve arada bir set var. Gerçeklik seti. Gerçek dışarda.. İlk önce bu set yıkılmalıdır..

Gözlemci gerçeklerin içine kendi girişmelidir ve olgulara, oldukça (gözel/sözel ve eylemsel) olabildiğine ve alabildiğine b_ulaşmalıdır..

Kitap bilişimiyle, yazılı eser bilişimiyle bilişim üretiyoruz şimdi.. Kitap bilişimiyle ve yazılı eser bilişimiyle yeniden bilim,biliş bilgi üretmek iyi yordamlanmıyorsa, iyi harman sentez yoksa ya da yarım kalan bir işin-eylemin ve bilişimin devamı ve tamamı değilse ve bunlar yüzünden işin ucundan tutma değilse bu oldukça tıkanık bir çabadır.

Gerçekçi, gerçekten, gerçeklerden ve dışarıda ve gerçeğin kendinde olanlardan dışarıdan an be an olandan beslenmeli ve esinlenmelidir.
Bilişim gözlemden ve gerçek gözlemlerden beslenmeli ve desteklenmelidir.
Yazarın kalemi de, gözlemi de asıl oralardan ve acıdan ve hınçtan da, beslenmelidir

--

Ve gözleriniz ve bakışlarınız ve gerçeği izlemeleriniz ve gözlemleriniz gerçeğe vurduğunda ve bakışınız-görüşünüz gerçeğe çarpıp bileştiğinde, daha oracıkta, hemen oracıkta, bir devrim yansımalı ve bir depremin ön-dalgası kımıldaması ve ışınımı oracıkta oluşmalı ve kımıldamalıdır..

Değişemez hiç bir şeye inanmayın! Çözülemez anlaşılamaz şeylere de. Bilgi yapılandırmacılığının en önemli sorunları bunlardır. Değişemezlere ahmaklar inanır. Her şey değişir dönüşür ve yeniden kurulur yapılır. Statükoculuk
Güçsüzlüğe acizliğe bilgisizliğe ve bilimsizliğe -bilişsizliğe inanmayın...ve cevapların bulunmadığına ya da olmayacağına, ve çözümlerin ve yanıtların asla bulunmayacağına, bilginin kayıp yitik ya da zor ve ulaşılamaz olduğuna, olacağına da asla bunlara kendinizi inandırmayın ve inandırılmanıza da asla geçit, izin ve aman vermeyin.

Bilgi -bilme evrenseldir. Biliş görüş, seziş ve buluş evrenseldir. Evrensel içeriklerdir ve evrensel kalacak...
Kendilerine mal edenlerin sorunu. ve Bırakında onlar bunu yapsınlar şimdilik.

Yeterince güç -birleşme ve oluşma biriktirilip birleştirilirse çözülmeyecek ve kımıldatılmayacak ve yıkılamayacakta ,değiştirilmeyecekte, olgu, sorun, çözüm ve çözümsüzlük yoktur. Buna bilgi ya da diğer şeyler de dahil..

Her şey değişiyor. Buna toplumda dahil.

Öyle ele alınır ve bakılırsa; biliş ve gözlem de ,bilgisellik ve olan bitenin farkında olmakta gerçeği bir ölçü de kımıldatabilir

Gerçeğe yansımış bakış ve olgulara çarpmış onları itmiş dokunuş..

-
Kimliksel Çatışmayla Yazı okumak İkilemi ve Problematiği

Bunun ve bunu yazanın kim olacağı, yazanın nasıl biri olduğu ve ne anlatmaya ve yapmaya girişeceği ya da ne anlatmaya çalıştığı ve dostluk ve gelecek ikilemi ,kimliksel uyuşma refleksi ikilemleri ile yazar dinlemek ve okumak


Bunları yazar açıklamış, özdökmüş ve kendini az çok vermiş olmalıydı .Onun kabahati yapmadıysa..

Eleştiriye kulak açıklığı yazarı destekler oysa ego sönüklüğü ya da yazıların beğenilip beğenilmemesine ilişkin tantana ve eleştiri, özsaldırı ve özkorumaya yönelik okuma ve izlem, egosal okuma izlemi, bunlar yazarı ya pasifleştirir ya da şımarıklaştırır ya da kavgaya çeker, sürtüşmeye çeker. Şimdi buna ve bunlara bu tuzaklara düşmemek için elinden geleni koyan/yapan ve uğraşan-didinen ve çırpınan bir yazarla başbaşasınız...
bu kimlik sorunu nedir?

Bir yazarın yazısı ben kavramı üzerinden içeriliyorsa ve ele alınıyorsa ve orada ben kavramı ve yazanın kimliği gözetiliyorsa, ve onu okurken hala savunma refleksleri ile karşı durma ,karşıcılık refleksleri gözetiliyorsa onu hala belki de okumadınız ve anlamadınız?

Bu bizden mi değil mi? kim? Acaba nerden saldıracak?
Siz abondane mi edildiniz daha önce sosyal ya da bilgisel-bilişsel olarak kabarık göstergeli bilgi şovu ve göstergesiyle?
ya da bunun refleksiyle?
zor duruma mı düşürüldünüz?
gerçek bilişsellik bunu ya yapmaz ya da onarım ve tamire girişirdi. hemen dönüp kendi düzeltmelerini bir biçimde üretirdi...

Biri size saldırdı mı? saldırıyor mu? bu nasıl bir okuma ve savunma refleksi ve girişmesi
bunun ardında ne var?
psikolojik çözümlemesinde ve tahlilinde

Bilmiyor olabilirsiniz ve olabiliriz. inanın hepimiz-hiçbirimiz nerdeyse doğru düzgün bilmiyor ve algılamıyoruz. Aynı kapandayız-sıkıştık. Bunu kabul etmeliyiz. Sözde seçkinlerin hayatlarına ve yapış biçimlerine tarzlarına da asla kanmayın... İnsana ve ortaya veren vermiştir bunu bulursunuz. Ortaya koyan koymuştur bunu alırsınız ve görürsünüz-işaretlersiniz de..
Herkes acı çekerken biri orda acı çekmiyorsa ve duymuyorsa kah kah gülüyorsa bunu sorgulayın..
Kendimizi kabarık gösteriyoruz sadece çünkü aynı çukurdayız. On da var mı diye bakmak için. Onda ne var bakmak için.. Bilgi pipisi uzatıp gösteriyoruz. Ya da saklanıp yapıyoruz bunu .Evet birbirmizden ve olduğumuzdan saklanarak ve ucuna acıcık yetmiş santim ekliyoruz. Bunu da öğrendik ve gördük...
Gerçekten çok az şey biliyoruz ve oluyoruz . çok az şey ve atıp sallıyoruz ve bilmemek neyin göstergesi?
ve öğrenmeye hemen şimdi burda-n başlayabilirdik

İnsan kendini oldurmak için kalıplar giyiniyor ve kendini türlü yöntemlerle şişiriyor .Bu şişirmece oyununda daha tıkanıp kalıyoruz bizler... Oysa ilerisi var..

Şişirmece Bilgi Kasları Sorunsalı ve
Bilgi-biliş üzerinden zor duruma düşürülmek ve küçük görülmek hissetmesi

Herkes içinde bir çocuk saklıyor arakadaşım. Gizlenmeye gerek yok. Ben
buldum bunu-çözdüm.. İncinmiş, incitilmiş ve büyütülmemiş bir çocuk personası. Büyütülmemiş. Anne incitmiş, kolaycılığa alıştırılmış, beleşçiliğe ve eline herşey hazırdan hızlıca verilmiş, kendi temin etmemiş, bedenini ve gövdesini henüz kendi yapma gücünü de giyinmemiş insanlar, iş görmemiş ve yapmamış, otorite tıkanıklığı gelişmiş, emir almış-vermiş ,kolay besin ve kolay yaşam sunulmuş-büyümemişler olarak bizler burdayız...
Burada dışa-vuruşuyor onlar. Birbirinizle vuruşmayın.. Aslında vuruştuğunuz
kendiniz.. Fallik ya da falliklik toplaşması ve faaliyeti sürer-döner sonra burda..

Toplum çocuk kaldırılıyor. bu genel bir uygulama ve sorun. Yapı sorunu.. Çocuk kalmanız ve kalmamız istenip sağlanıyor. Anne, baba devlet ve türlü otorite eliyle-sistem uyuşturması. Bunlar sosyal olgular ve bu kolay yönetme için destekleniyor
Tüm çatışmacı kimlik sorunları bunların özbarışması ve kaynaşması ve aşılmassı istencinden ,büyüme-büyüyüş ve öğreniş istencinden de kaynaklanıyor

Öğrenmeniz baltalanıyor ve yanlış bilgiler edindiriliyorsunuz
Gerçeğiniz an be an saptırılıyor...
Sosyal tabana inemiyoruz bizler

--
Okuma Reaksiyonu ve Hızlı Geçiştirmecilik Hızlı ve Can Sıkıcı Geri Bildirimler Vermek

Çatışmadan okumayı öğrenmeliyiz. Kimlik inatlaşması. Bu boktan bir zaman kaybından başkası değil.
ve yukardakine işaret ediyor..

Anlamaya inemiyoruz çünkü çoğu zaman anlatan da anlatmaya ve kendini anlatmaya giremiyor ve inemiyor. Yazdıklarının sosyal olarak nasıl bulunacağı ve yorumlanacağı ikilemi. Kişi yazarken bunun nasıl yorumlanacağını yorumluyor. Ve onu yorumlamaktan yazamıyor. Düşünceleri savruluyor. Bu bir sosyal şov ve gövde göstergesi mi?

Burda kimse kimsenin ne olduğu ya da az ve çok bildiğiyle ilgileniyor mu?
Az ve çok bilme kavramı yapay bir tantanadır.
Çocukça düşünceler barındırabilirim ve henüz öğrenmemiş ve bir şey bilmiyor da olabilirim. Buraya sosyalleşmeye geldim. Bakın yukarıda da öyle yazıyor. Sosyalcilik. Sosyal omaya geldim heyy.. Duygusal savrulmalarım da olabilir ,

Ben kendim ille de benimsetirim ve içe katarım diyen arkadaş var mı?

Sanırım kimse yazdıklarımın verimsiz olmasını ya da henüz yeni öğrenmemi ve bazı şeyleri bilmememi umursamıyor olmalı
Buraya karışıp öğrenebilirim ve fazla dikkatte çekmem. Beni incitmezler burada

Burda çok bilen yok. Bilenlerde iyi abiler ve saldırıp hakaret etmiyor

Herkes buraya bilerek ve birşeyleri olarak biliş protokolleri eşliğinde, üç ansiklopedi ve bir kaç terminoloji ve antoloji devriyle (devrederek) ve olarak gelmeli de değil sanırım, Olmaya geldik. öğrenmeya ve birlikte öğrenmeye..

Sosyal olgu yükleriyiz.
Bunlar sosyal taban.
Özgünlük ve dürüstlük ve kendini açma gerçek birer sosyal tabandır, çok bilgi değil...
Ve bilgiyi iyi evirip çevirmek ve çok kıvırmak değil!
bunlar neden sosyal taban olarak işaretleniyor

--

Okuma Yüklemi ve Refleksi
ve Bilgi-Biliş Problematiği Ele Alınması

,zihninizi ve düşünceleri oldukça yavaşlatmalı, durgunlatmalı ve tane tane sırayla çekip çevirerek düşünmelisiniz

anlamayı isteme ve anlamayı düşünme ve anlamayı içerme .
ne anlatıldığını anlama -isteği- ve mantığıyla düşünerek gitmelisiniz

Gerekirse bir cümlenin üzerine bir kaç dakika durup düşünün. odaklanın ve düşünün. anlamadığınız cümlede durumda duraksayın ve bakın

Sorularınızı bir düzenle yavaş yavaş düşünerek sıraya koymalısınız
Siz bir şeyin öğrenilemeyeceği ve bilinemeyeceği kanısı ile hızlıca cümleler yuvarlıyorsunuz

Siz bir şeyin öğrenilemeyeceği ve bilinemeyeceği ya da öyle değil böyle olduğu ve olacağı kanısı ile hızlıca cümleler yuvarlıyorsunuz
Verecekleriniz var anlıyoruz-alacaklarını yok mu?

Bilişsellik denilen sentez ya da akım ya da bilgisellik içerildiğinde kavramsal okumaların ve kavramsal hızlı okumacılık, öğrenmecilik ve ezbereyip geri didakte etmeciliğin ve geri bildiriş sunmacılığın refleksini ve bunun tuzaklarını siz de göreceksiniz.. Sosyal okumacılıktan ve ben-töz ilgicilikten de sözetmiyoruz. Sosyal okumacılık ve öğrenmeciliğin ötesi. Gerçeklerle temas ve kişinin kendi gerçeğini yapılandırması ve yapması, olması ikilemi bu..

Düşünleriniz gerçeklere temas etmeli yazılara değil!
Eylemleriniz de öyle...
Düşünleriniz gerçeklerle bağ ve ilişik kurmalı
Acıların üstüne düşünebilir ve üstüne düşebilirsiniz . Toplum acılar tarihidir. İnsan acıdan acımalar bütünü ve bütünlüğü gibi bu ara. Bu çok yol yapar...

Yazılı eser vermenin eylemciliği sınırlı olsa da. Eli taş ve kavga tutana kadar ..bu yine de bir yoldur.. Birleşmek ve birleştirmek ya da kaynaşmak-kaynaştırmak güç biriklemek içerilmiyorsa? ne işe yarar?

Çatışmacı kavgacılık ve yazılı kaos diz boyu. Kavramlar üzerinden birbirimizi ve birbirimizin aklını ve bildiğini dövüyoruz. Herkes benim bildiklerimi dövebilir burda sanırım... Bu refleks artık tarihe karışmalı...

Düşünce demini gerçekten almalı, yazılı nesinlerden değil! Ve sataşmacı sorun-u olanlar onu kendi gerçeği üzerinden gidersin ve çözsün. Kendi kişisel gerçeği ve yolu. Başka problemleri var. Derin bir psikanalitik yaklaşım bunu gözetebilir. Sosyal diğer tıkanmaları ve öğrenmeye sırası gelmeyi ,kendini yetersiz ve hazır değil hissetmeyi ve diğer saçmasapan olguları ve tıkanmaları burda-n aşıyoruz sadece

Burda büyüyoruz yazarak ve kendimizi büyütüyor ve tarihe hazırlıyoruz. Yapacağımız iş bu. kavga etmek değil. Kavga türetmek değil
Kavgaların tamamı burdan verilmeyecek ve burda bitmeyecek. Yazışarak kimse tarih yıkmadı ve yapmadı...

İçine bilişsellik, öğrenme ve öğrenmecilik ve gerçek acı ve gözlem, öğrenme bilimi ve istenci katışmamış bilgi ve bildirme ile yürüyenlerimiz sıkıntı duyacaklar

Bilgisellik bir tutumdur ve bilişsellikte ona eşik edecektir. Öğrenmesellik yaklaşımı. Öğrenmesellik istenci ile dolup taşmalısınız ki öğrenesiniz..
Ezberleme ve bunu doktrine etme, yapılandırma ve hızlı çabuk didakte etme-geri bildirme ve toplumdan özümsenmiş hızlı kolay bilgi emme edinme, yazılı eserleri içselleme ve geri verme sunma refleksleri ile dolup taşmışsınız
Gerçek bilgi kitaplarda yazmıyor? Toplum bir yapı, kuruluş, organizasyon., Gerçekte öyle.

Toplum yazılı bir eser değil! Dışarda gerçek, tarih ve kanla yapılıyor ve yazılıyor ve eylemle...

Bu hızda ve bilinmezlikte ve bu bilinmezcilikcilikle de birlikte işleri düşünür ve cümleleri hızlıca ve toparlak biçimde ne anlattığına bile emin olmadan yuvarlarsanız?
ve düşünsel, zihinsel, karşı, hızlıca refleksler sunarak kendinizi yönlendirirseniz ,bu gidişle bir şey öğrenemeyeceksiniz

Bir kere soru, sorun ve düşünceleri ham biçimde tartın
ve sorunun ve içeriğin üstüne bakın bir kere
Bir şeyin ne anlattığına..
Birisi bir şey anlatıyorsa o bir şey anlatıyordur ve bir biçimde anlaşılabilirdir

Yazma kurgulu insanın tuhaf bir alışkanlığı ve tuhaf bir biçimde uyguladığı bir yapı...

Düşüncelerin ucunu ve ne anlatıldığının da ucunu, hem daha derinden, hem daha sert ve hem de çok daha sıkı tutmayı ve anlamın tam üstüne şimşek gibi bakıp/çakıp anlamı boğup alıp ordan çıkartmayı ve kopartmayı da öğrenmelisiniz
Öğrenilmeyecek hiç bir şey yoktur
Bilinmeyecekte


İnsan anlaşmak refleksiyle yazardır-yazıyor. Kendini anlatma sıkıntısı ya da iletişme sıkıntısı bir bilgi sorunsalı değil öncelikle...

Bir olgunun, size aktarılan bir düşüncenin , yazılı bir nesinin ve yazar refleksinin , cümle yapısının ve anlatımın ne ifade ettiğini de , -anlamın- ne demek olduğunu da öğrenmekten ve anlamaktan korkmayın ve çekinmeyin

tek tek sırayla kelimeleri çözümleyebilirsiniz.-Yazan insandır. yazar insandır .arkasında insan düşüncesi var..
eğer kelimeleri özenle tek tek çözümleyip birini hala anlamıyorsanız muhtemelen ya boş konuşuyordur ya ne anlattığını bilmiyordur ve anlattığından emin değildir ya da eminim dans ediyordur ve yıldız ve bulut kovalıyordur

Yüzeysel okumalar ve bakışlar yapıyorsunuz

Anlamak isteğini ya da anlamakın kendini ve anlamın da kendini sınırlayan gerçek olgu, bunun bir şey anlatmadığı ve anlaşılmayacağı gibi düşüncelerdir

ve sınırlamalardır.

ben -okuyupta hala birşeyler anlamıyorum sınırlaması bir sınırlamadır, sınırlandırmadır. kendiniz sınırlamayın


bir kere kendiniz-i sınırlayan sizsiniz-öğrenme ve anlama güçlüğü çekmiyorsunuz,

bir şeylerin karmaşık görüldüğünün sanılması
bu bir yanılgılatma
karmaşık formasyonlar ,deformasyonlar
hepsi insan üretimi
karmaşık insan yok, karmaşık formasyon yok..
karmaşıklaştırma da insan iş ive ürünü. .gözde gösteriyor ya da yarınlara saklıyor, saklanıyor ya da kişiye çağı ve ortamı algılamıyor olabilir..
yapısal eşlemcilik ve yakınlaşmacılık gerekir bu durumda..
evren karmaşık, kısmen karmaşık ama bu şimdi bize göre

toplum ve diğerleri size fikirler ekti, zor fikirler ve insanlar anlaşılamaz gibi şeyler
Zor bilimler, bilgiler ve veriler vardır gibi şeyler. Bu araştırmacılık, öğrenmecilik ve bir şeyler yapmacılık ve bir şeyin ucundan tutmacılık mantığını da sınırlıyor..

Çok hızlı okuyorsunuz bir kere. Bu okuam ezber sınavı değil. Roman gibi hiç bir kavramı ve detayı atlamadan ve kaçırmadan okumalısınız. Duraklayın ve bir içine bakın-düşünün.. Düşüneminizi yeniden yapılandırın..

Çok hızlı sonuçlara atlıyorsunuz...Yazar refleksini kontrol ettiniz mi?

İnsanlar birşeylerden az az yaparlar ve ucunu tutarlar bir şeyin az da olsa. Gücü aklı ve direnci yettiğince. Kavga etmek ve çatışmacı satşmacılık hiçbir şeyin çözümü olmayacağı gibi sonucu değil. boş iştir..iki taraflı zaman ölümü, iş ölümü kaybı.. işve enerji yitimi....

karmaşık kompleks şeyler vardır ve bunlar-onlar neredeyse sonsuza kadar anlaşılmayacak şeylerdir ve anlaşılamazlar mantığı defetmesi

kovması

karmaşık hiç kimse yok -karmaşık bir şey de yok
insan insandır buluş icad etmeyin
evrende anlaşılamaz ve bilinemez, sırayla ve işle çözümlenemez ve kavranamaz bir şey -olgu- yok-
Olgunun içindeyiz zaten..

serbest araştırmayı ve düşünmeyi tıkamayın, böyle engel ve buluş icatlarla bir kere
anlayamayacağınız hiç bir şey yok

Sosyal ya da varlıksal farketmez; herhangi olgu çözülebiilr-incelenebilir

Olgular ne derinlikte olursa olsun ve ne komplekslik ve ne karmaşıklıkta olursa olsun uygun düzen sıralama ve yöntemle ve birlikte tartışmayla, işbirliğiyle çözümlenebilir-özümlenebilir...

Kavrayış denenle düşünülürse herkes bir şekilde kendi ölçütünde bir duruma bir kavrama üretir, barındırır.

Bilgi yapıları ve bilişsellik çarpıtılıyor. en çokta kavramlarla
sıraya koyarak düşünüp anlamayacağınız hiç bir şey yok- olamaz

serbest düşünmenin mantığını tıkamayın-kendinize anlamazlık ve istese de bilemezlik gibi hurafe yapılar eklemlemeyin
en büyük engel budur
bu düşüncelerin ve ve anlamazlık algılayışın kendisiyle çalışılmalı ve çatışılmalı bir önce bunla karşılaşılmalıdır
ve bunlar yıkılmalıdır önce öğrenmek için...
aklınızın alamayacağı hiç bir şey yoktur
aklınızın alamayacağı büyüklükte ve karmaşıklıkta hiç bir şey yoktur. kendinize gelin ve öğrenin
bu düşünceler öğrenmenin en büyük yıkımcısı ve engelcisidir.

Birilerinin anlaşılıp anladığı , bazılarının kavrayabildiği ve sizin henüz bunları anlamadığınız gibi bir düşünce çarpıtmasına kanmayın çünkü eşlik eden refleks dur orda yapma dır...sınırlanmışsınız...
Kendinizi öğrenmekten alıkoymayın...

Kavrayış kavrayıştır ve kelimesel düzende nasıl yapılanıyor olursa olsun herkeste bir kavrayış var. İfade ve anlamsal kavramsal yapılandırma farkları ,iletişim ve anlaşma denilenin sorunları var. Asıl düşünce de değil sorun .
Kimlikte de..
İfade engelleri ,iletişim soru-n ları ve kavramsal karışıklık-lar var. Toplum ya da gerçeklik berbat bir örüntü ve uzaklaşştırma protokolü ve protkolleri kurmuş ,sosya layrıştırmalra tabi tutulmuşsunuz ve anlaşamıyoruz sadece. Kavramsal yapılar sadece bizi bölüp takıştırıyor..

Nerden nereli olduğumu sormaktan ve düşünmekten beni okuyamayan adam var
Uzaydan geliyoruz arkadaşım
bu dünyada doğduk...senin olduğu nyerde insan olmaya hazırım. istediğin nerenin insanıysa ,nerenin insanı olmaksa ben oralı olmaya hazır ve açıkım,

Bilgi sorunu bu kadar büyük bir şey değil. Bilgi sisi ve karanlığı ve örtüsü var sadece-kavram sisi yaratılmış ..en basit olgular karmaşıklaştırılıp herşey bilinmezcilikle harmanlanıp birbirinin içine sokulmuş. Karşıt uçlar ve karmaşalar yaratılmış. Toplum ya da gerçeklik ve saçma düzen kendini ayakta tutmak için bunca karmaşayı oluşturuyor sadece

Ve tüm bunlar ayıklanarak sıraya ve hizaya getirilebilir..
kavranamayacak ve bilinmeyecek hiç bir şey yoktur

İnsan bildiğini bilerek ve kendi bildiğinden şaşmayarak ilerlelemli.
Onlar biliyormuş ve aslında geçerli ve gerçek bilgi buymuş ve bu bilgi değerliymiş düşünü ile insan kendi bilme -olam ve kavrama durumunu bozmamalı ve aşmamalıdır
Kendini bununla ,hizaya sokmamalı ve anlamadığnı anlamayarak anlasın
-anlamlamadığı bir yapıyı sahte özümlmeye ve bilmeden anlamadan ,bilişmeye ve özümsemeye de girişmemeli
ve buna girişerek algılayış yapısını da kendini de kırıp-kızıp kendini heba etmemelidir..

Kendi kavrayışsal düzenine ve özümlemesine herşeyi uydurabilir ve uygulayabilir insan
geniş bir formel olmazsa bu dar olur ancak uyar olur

bilginin ne olduğu sorunu ve tıkanması
bu doğru mu değil mi?
ölç biç tart ve karar ver .düşüncelerin ,serbest düşüncelerin sana ne söylüyor. toplum değil ama,
sevmediysen
sen zaten zincirlisin
özgürlük istiyorsun ama benim istediğim gibi olsun ,benim isteyeceğim yerden olsun diyorsun bunu

Bilgi ile yapılacak asıl ve ilk çalışma bilmenin ve öğrenmenin önünde ki engel ve tıkanmaların defidir..

Bilginin önündeki kalıpların ve öğrenmenin önündeki engellerin aşılması ve kaldırılmasıdır

Bilgi ile değil bilmenin önündeki engel...

Bilmenin önünde engelleri olanlar ve çarpıtılmış yapıları içselleştirmiş olanlar genelde yanlış kavramsallaştırma ve bozuk bilgi-biliş üretiyor

Bilmenin önüne ,bilişin önüne resmi engeller eklemlemeyin


Bilgi zorlanarak ve kendini zorlayarak öğrenilmiyor ve edinilmiyor..,Siz bir toplumsunuz. Organizassyon.. Her biri aynı olan bireyler. Bunun kucaklaşması ve işlevselleşmesi organizasyonu iyileştirir bilgiyi çoğaltır ve doğurur.
Kişisel bilgi sorunları toplum üzerinden dağıtılarak ve dağılarak ve toplumsal dağınım üzerinden ancak ancak aşılabilir...
vermeye gönülülük ve eklemleşmek mantıkları
bende kalsıncılar ve bende kalsıncılık tek sadece bende bizde olsunculuk refleksleri tıkaması var
Kendini açmama var-yüzlşememe var
Bilgi edinilmiyor-biliş oluş evrensel. zihni temizlemek gerekiyor sadece ve açmak
zihnin önündeki engeller .kötü yemek ve beslenme den başlayrak yanlış blgi protoklleri zehirlenmesine kadar uzar gider

Resmi biliş protokollerinden sıyrılın ve atın onları-defedin.,,
Kolayca kendiniz olun ve kendiniz gibi davranın. bu kolay

Resmi -kabul gören ,sözde sahte yapmacık biliş ve oluş ve yapış protokollerinden, sıyrılın. Gerisi kolayca olur ve gelir..
Kimse size bir şey söylemeli değil ve istemeyeceğiniz bir şeyi yapmayın sadece ve istemeyeceğiniz bir şeyin olmasına olabildiğine izin de vermeyin...

Bu çıtkırıldımlığı ve sahte-özde saygıyı bırakabilirdiniz.,

Resmi biliş ve oluş protokollerinden , söylemcilik ,başkasının yerine de yapmacılık ve onun yerine düşünmecilik, bilmediğini bildirmecilik ve oldurmacılık vb. resmi biliş oluş protoklleirnden sıyrılın. Gerisi kolayca olur ve gelir..

Resmi biliş ve oluş, yapış ve algı protokllerinden ve kanılarından

Hepsini ve herşeyi unutun ve içedin ve yokedin. Çöpe atıp yakın onları

Dışarda kavga da, açlıkta, kaosta ve yıkımda ve kavganın kucağında ne işinize yarayacaktıysa, ney insana değer veriyorduysa, ney bir çocuğun elindne tutuyorduysa onu öğrenin ve yapın sadece.,

bilgiyi tıkınmıyorsunuz. bilgi biliş evrensel. oluş evrensel...


Bilmek için algının önündeki zaten yaratılmış ve dayatılmış engelleri kaldırın yeter. Size dayatılan bir şeyi öyle değil böyle yapma ve öyle değil böyle bilme ve yapma protokolleri...
Onu değil bunu bilme ya da bildirme protokolleri,

yanlış bilgi-biliş ,bilim, bilgilenderme protokollerinden arının yeter.
Zihninizin ve doğal olarak kendini ve olan biteni algılamanızın önüne yıllarcadır toplum tarafından dayatılan protokoller ve öyle yapman gerektiği izlenimleri
yapılıp çatılmış engeller ve protokoller ,biliş protokolleri ve bildirmeleri var sadece
kurulmuş yapılar var sadece..
Bunlar atıldığın da hiç bilgi ve bilgilendirmeye gerek te kalmayacaktır.

Fazladan;
Hiç bir şeyi bilmek, bildirmek ve olmak zorunda değilsiniz . Her şey doğal bir biçimde aksın...ve olsun. Ve olabildiğine, doğal-kolay zorlanmamış ve size doğal gelen görünen zorlanmadan, itkisiz doğal hissedilen yapışlar
ve fazladan hiç bir şeyi ve durumu bilmek olmak kurtarmak yüklenmek zorunda değildiniz...
bu içinizden geliyorsa, doğal oluyor ve geliyorsa yapın bunu..ittirmeyin-öğrenmek içinde ittirmeyin ve zorlamayın ve zorlanmayın. o doğal kendinden olur....

Biri size neyi nasıl yapacağınızı söyleyemez...

Bilmek için öğrenmek için hiç bir ön yordama ve protokole ihtiyaç yoktur. Haddinden fazla yapmak saplantısı
 
Son düzenleme:

"ictenlik"

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
4,192
Tepkime puanı
162
Puanları
63
Ontolojik Yüzleşmeler/Yüzleştirmeler Kayıtları

Ontolojik Yüzleşmeler Kayıtları 1
Facebook Ateizm Deizm Panteizm ve Agnostisizm Grup Kayıtları 1

Akılsız şuursuz bir tabiatın milyarlarca canlıyi var etmesi hakında bilgisi olan arkadaşları dinlemek istiyorum.


bir şeylerin varedildiğini söylüyorsun?
varetme nedir varolma nedir? onu bir açıkla bana sen, ben sana bilgi vereyim istiyorsan
varetme diye bir fiil yok
varolma var
birilerimiz, birşeylerin bunu varettiğini uydurmak zorunda değil_ sadece...
akılsız şuursuz bir tabiat bir şeyler varetmedi..
ben varedildim, varoluşturuldum diye bir varlık tanısı yok
tabiat varedildi diye bir tanı yok...
ben varımdır, varlık tanısı insanın
kimse varedildiğini söylemek ya da düşünmek zorunda değil..

ben varoldum, ben varım..
etimolojik ve dilsel anlam kalıpları bunlardır..
felsefeyle ya da bilgiyle ilgileniyor musun ve bunlar üzerine hiç düşündün mü,?

evren vardı.var. milyarlarca canlı var.
bakın 'var' kipiyle belirtiliyor. kimse varedildi diye dolaylamıyor
bu ifadeler zaten bilişe ve farkındalığın kendine yani varlık duyuşu-tansına ve bilgi bilişine ve bunun belirtmesine dayanıyor..

asıl tanrıyı varetmek zorunda değilsiniz!

--

varedilmeden varolduğu gözlemi üzerinde duracaksanız, zaten orada bir açıklama olamayacağını göreceksiniz
ya da geriye sadece nasıllar kalacağını göreceksiniz..

'var' kavramı, 'yok' ile bileştirilmezse ve 'var'ın dayanağının yokluk olacağı öne sürülmezse; "var"ın neden ve nasıl varolduğunu anlayacaksınız..
"var"a bir neden nasıl bulamazsınız...
var kendi olmasına, olma durmuna zaten nedenlenip kökenlenir...
var sadece yokluk nedeni ile ilişkilendirlebilir. yokluk nedeni varın başlangıcı olabilir mi? var kavramını kendi ile ilişkilendiriyoruz...

var sadece var
var olduğu için var ve yok olmadığı için vardır

Milyarlarca canlının yok olmamalarının olanaksızlığı ve yokolamamalarının zorunluluğu onları varetti ..
dilsel kalıplar bunlar bunlarla bir yere gidemeyiz. kendiniz öğrenmelisiniz...

varın kendi varedilemez..
var kendini ortaya koyamaz.nedensizdir kökensizdir öylece vardır
varı bir şeyde ortaya getiremez çünkü var yok olmalıdır demektir bu...
yok değildir
var yok değildir..var kavramını inceleyin...

--

var kavramındaki etme-ediş bir iştir değil mi?
etme-edilme,
edilmemiş olanın edimi ama
edim edilgenliktir-edilginliktir.
etme işi bir aktivitedir.

var kavramı etme edişten önce ve bu edişinde başında
etme ve edişler onuun içidne ve üstünde yapılanıyor.
var kavramından daha sonra etme kavramı geliyor, işin içine katılıyor ve yapılanıyor.

var kavramı edişten önce var
ve var edişin tanrısı ve öncesi o zaman
ki ediş dediğiniz eylemler ve edilme durumları ve hareket birbirinden bölünemez. olma denilen yekpare bir bütündür... oluştaki tüm hareketler birbirine bağlıdır

-

arkadaşım zamanı düşünmen ve anlaman gerekiyor..
zamanda ne kadar geriye gidersek gidelim, orada bir zaman yoktu ve zaman oradan başladı kurgusu temeli çatamıyoruz. Bizler bunu anladık şimdi..
.. Bu bizi zamansızlıkla birlikte olanın öylece hep varolduğu sonucunu doğrulamaya ve anlamaya götürüyor. Biz bu çıkmazları yıllarca yaşadık. Sizler de yaşamayasınız diye...

--

dil felsefesi.. edişvarlık, varlığın edilmişliği ve yapılmışlığı diye bir tanım kuramaz ve getiremezsiniz örneğin. edilmişvarlık gibi bir kurgu dilde anlam olarak barınamaz da barınamaz da.. Herkes tüm doğaya ve varlığa aitlik hissediyor ve irade deneyimliyor

--

bakın. insan varlığına köken arıyor ..ve zamanda geriye gidip zamanın ve varlığın başladığı bir yer arıyor. ve zamanı kesip ayırıyor, oraya bir başlama ilkesi kuruyor. bu yok diyoruz. bu olamaz,
. sonsuzluğu kesiyor böylece . sosnuzluk kesilemez-sözümüzde öyle bitmeyecek merak etmeyin

sonsuz olan ve hiç başlamamış olan zamanı, başlama yeri ve olmaya başlama durumu diye bozuyoruz. böyle bir durum yok.

insan düşüncesi gidip sonsuzlukta zamanı başlatıyor. sonsuzluk başlayamaz. zamanda başlamadı.. sonsuzluk aynı zamanda öncesizliktir ve başlangıçsızlıktır... zaman da öncesizdir de sonrasızdır da ..öncesi olmayan zamanda başlama yeri ve zamanı bulunamaz. köken arayışı nafile çabadır...
zaman içine başlama zamanı direği dikilemeyecek...

zaman kavramını bir kez olsun kavrarsanız ne dediğimi anlayacaksınız..

--

Milyarlarca canlının ya da herhangi bir şeylerin hiç olmadığı bir zaman da bulamayız . Bir şeyler, öyle değilse böyle, o form da değilse bu form da mutlaka vardır ve olmalıdır. Hiç bir şeyin olmadığı zamanlara gidemeyeceğiz bunu anlamıyorsunuz. Bir şekilde evrenler vardı ve varlık evrenleriyle birlikte vardı-varolur demeliyiz.
. O zamandan bu zamana gitmek ve gelmek gibi belirtmeler ve zamanı geriye taşımak, zaman gerisinde varlık sorununu çözmeye çabalamak varlık sorunumuzu çözmeyecek arkadaşlar

Varlığı geçmişe ya da bugüne taşımak gibi düşünmeler. Geçmişte varlıkta ne vardıysa neyle birlikte vardıysa bugünde o var...

Yani yokluk durumu ya da hiçlik diye bir karanlık içinde bunların geliştiğini ve olduğunu düşünmek zorunda değiliz.

--

Facebook Ateizm Deizm Panteizm ve Agnostisizm Grup Kayıtları 2

Akılsız şuursuz bir tabiatın milyarlarca canlıyi var etmesi hakında bilgisi olan arkadaşları dinlemek istiyorum.



Tabiat diye bir şey var diyoruz.
Evrende ve varlıkta şu an ne görüyorsak bu onun tüm zamanlarına ilişkin. ve evrenin ve varlığın tüm maddesi şu an gerçekte ve dışarıda var.Y ok olmuş her şeyin bir izi ve biçimi mutlaka var orda. Bir şey mutlaka ve mutlaka başka bir şeye dönüşerek yok oluyor... Bunun gibi tabiatın-evrenin ve varolanın öncesinde bir şeyler yoktu dersek bile o daha önce varolan bir şeyin yokluğudur .öyle olmalıdır. Yokluk varolan bir şeyin ortadan kaybolmasını tanımlar. Hiç ortada olmayan ve varolmayan yokolamaz. Var olmayan şeyler yokta olamazlar... Götürüp tüm evreni ve oluşu bir yokluk karakutusuna sıkıştıramayacağız..

Yokluk neyin yokluğu ve yokolması onu soruyorum. Bir şeyin yok olması için önce varolması gerekiyor... Yokluk tanımı gereği daha önce varolan bir şeyin yer değiştirmesi ya da biçim değiştirmesidir. Hareketi ve değişimi tanımlar ve tanıtlar sadece filosofik argümanda.. ve daha önce varolanlar hep vardır... Kurumsal olarak, madde-özdek ya da hiç bir şeyin yokluğu ve öncesi bulunamayacak..hep kendilerini tekrarlarlar... Hep kendilerini süreçlerini ve oluşlarını tekrarlarlar..

--

Tabiat yoktu derseniz de bir şeyler bir biçimde vardı demek zorundasınız.
Tabiata konu olan şey ve tabiatı bugüne getiren durumlar silsilesi var
Tabiata dayanak olan var durumu vardır.

Evrim ve din arasında bocalanmalı değil öncelikle...
Oluşturulma, oluşma ve varetme gibi saptamalar yanılgılıdır. Olanın hiç olmadığı bir durum önceli yoksa?
Olanın olmadığı durum yok. Hiç varolmadığı ve aslında başka bir durumda olacağı bir durum da yokta ondan...

Varolan bir daha varedilmeye ihtiyaç duymaz ve olan oluşmaya bağlı kılınamaz. oluşmamıştır hep vardır. ve varolma durumu olmak halidir...Bulunmak ve bulunuyor olmak. Bir şeylerin olmadığı yerlerde de bir şeyler bulunur. Hiç bir şeyin bulunmadığı yer ve durum tanımlanamaz. Bu mekan ifadesinden ya da olma halinden yoksundur

Olanı bir daha oluşturuyorsunuz ve oluşturulmaya muhtaç kılıyorsunuz-iyi bakın..
Olma ve var belirtmeleri onun sizin taarfınızdan tekrar oluşturumunun da öncesinde

zaten olan ve varolan varedilmeye ve oluşmaya bir daha oluşturulmaya ihtiyaç duyar mı?

olma var ama.olma oluşmadı
olan var. bu önce...
olanın varedilmesi durumu bakın burdan tanımlanıyor. Olduğunuz yerden çünkü varsınız/vardınız..
Aslında olanın varedilmesi değil de zaten olması tanımlanıyor ve tanımlanabilir..
Varedilmeniz için bir yokluktan sözaçmalısınız. Evrenin içindeki maddelerden birleşmişsiniz. Tıpkı öylece evrende, varlığın içindeki maddelerden ve olanlardan bileşmiş olmalı. ve buna dışarıdan madde ve oluşturucu im katamıyoruz. bir şeyi yok ederek yok edemeyiz. yokedilme düşüncesini iyice biri gözden geçirin.

eğer hızlıca aman benim kafam karıştı işte tanrı diye bir-şey varmış o yapmışmış demeyeceksek ve bunları biraz olsun anlamak istiyorsak bunları düşünebilir ve gözden geçirebilirdik....

Evren yoktu desek te evrenin içinde olduğu oluştuğu bir yerden ve evreni oluşturan koşullardan ve dinamiklerden sözederiz. Belki de orda başka evrenler vardır...

--

olmayan şeylerin yokluğundan sözedilemeyecek.. Yok demek bir yerde ve zamanda bir biçimde mutlaka varolan bir şeyin zaman mekana göre biçim ve form değiştirmesini tanımlar...

zaman mekan gibi şeyler başlatılamıyor ya da yokluğa (ve kendi yokluklarına da) çözümlenip indirgenemiyor.

Eğer başlangıçta tanrı vardı diyorlarsa onun yokluğundan da sözedecekler çünkü herhangi bir yer ve durumdaki tek varlık olan tanrı, tanımlanabilir tek yokluğu içinde tutar-tutmalıdır. diğer durumda tanrıya bir anti-varlık ya da ikincilbir karşıt (ve karşıt varlık kaosu) geliştirirler

Tek varlığın tek var biçimi olduğu yerdeki tek yok o vara ilişkindir.
ve yokluk kavramı yine onun tanrının yokluğuna ilişkin olabilir ve gönderme de bulunabilirdi.. Tanrı yokluk sahibidir demek zorundalar çünkü varlıktaki tek saltık varlıktır. Aslında oraya tanımlanabilir bir yokluk bile iliştirlemez ancak illede iliştirilecekse bu orada yoklukla ilişkilendirilebilir tek varlık olan tanrının yokluğu olmalıdır...
Diğer durumda başka şeylerin ,var ve yok olmasından ve tanrı olmayanların (var ve yok olmasından) yokluğundan ve varlığından sözedecekler..
Tanrıdan başkasından ve tanrıdan başkasının yokluğundan sözedililir. Yokluk tanrının yokluğu değilse tanrı olmayanın ve tanrı sayılmayanın yokluğudur. Tanrı belirleniminin dışında kalan herşey ve tanrı olarak sınıflanmaya n bilinmeyen her şey yokluktur. tanımlaması gereği.
Yokluğun varedilmesi bile ya da tanrıdan soyutlanması bile tanrıya ikincilik ve başkalık üretmektir

tanrı yoklukla, yokluktan yarattı demek bir çıkmazdır.
Tanrı bollukla bolluktan ve kendinden varetmiştir, Kendi bölümleyerek ,açarak ve izafe ederek -yaratmıştır eğer varsa

yokluk tanrıdan başkasının yokluğu olamaz çünkü boşluktaki tanrı tek
varlık ..bunu düşünün. oradaki tek yoklukta ancak varolanın varlığıyla ilişkili kılınabilir.

tanrının tek olduğu durumda oradaki tek yoklukta tanrının yokluğun ilişkin tanımlanabilir... tanrının varlığı vardı ve yokluğu vardı diyebilirsiniz...
Diğer durumda başka şeylerin ,var ve yok olmasından ve tanrı olmayanların yokluğundan ve varlığından sözedecekler..

yok artık olmayan bir şeyi belirtir
ya da artık orada olmayan.
yerinde olmayan ve burada olmayan

hiç varolmamış şeyin hiç yokluğu ya da hep yokluğu?
işte bu tanrıdır....
çünkü biz vardık...ve varız...

diğer durumda yoktan varettiğinden ve yoktan varetme diye bir şeyden sözedemeyecekler. tanrı tek vardır ve ancak kendini kullanarak ve kendi bölünerek ,değişerek ya da yansıyarak yaratabilir ya da olabilir...

ya yokluk kuramsalından ya da tanrı kuramsalından er-geç vazgeçecekler
bu ikisi de birdir...

Olma diye bir şeyin başı bulunamaz. Olma, olmama durumu ile kesintiye ve sekteye uğratılamaz. işte buna sonsuzluk diyoruz. kopmaz bir zaman var ve başı sonu da yok. olmayacak.buna alışsanız iyi edersiniz...

olma durumu kendi olmaması ile tanımlanıp bölünüp getirilemez. olma olmadır-vardır...

Olmaların başlaması ya da olmanın olmaya başlaması diye bir şey yok. daha az önce en dedim...

Olma olmaya başladı. olma yoktu oldu.
Bu mu sizin bilginiz? Çocuklarınıza bunu mu verecektiniz..?.

Olma olmaya başladı derseniz siz iyi bir felsefe öğrenin...yeniden öğretsinler size varoluşunuzu. çöplere karışırsınız ve nesilleriniz kurur. neyle ayakta tutacaksınız onları.? bilgiyle değilse?

tanrı çocuklara söylenmiş kolay ve hızlı bir yalandır-avutmacadır.
Anne-baba burda neler oluyor?'un kısa yanıtı ve kes sesini ve otur yerine bunu bizde bilmiyoruzun özetidir.. bunu deyin...

çocukları hızlıca yatağa gönderip hızlıca işlerine bakabilmek için uyduruyorlar çünkü bilmek meşakketli ve emek işi...kolaycılar sizi...

Anne ben nereden geldim. Biz nasıl varız karmaşasına bu açıklamaları vermek ister miydiniz?
 

"ictenlik"

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
4,192
Tepkime puanı
162
Puanları
63
Ontolojik Git-Geller/Dalgalar-Dalgalaşmalar

Özgençsel Çatırdamalar - Ontolojik Çatırdamalar

----Ontolojik Girişmeler /Ontolojik Gerigeller ,Girişimsel Girişimsilik- Yenigelcilik –YeniOlculuk ve DiriOlculuk, Dinçgencilik yolunda

Ontolojiyi neden önemsiyorsunuz?
(ve birinci sıraya koyuyorsunuz? varoluş sorunu sırasına)

(Siyaset ve insansal, içsel, bugünsel sorular ve sorunlar (bugün ve şimdinin soru-n-ları) daha beri çekilmeli değil mi gibi bir dost sorusuna cevaplama)

--

Ontoloji varolmak demektir. Ontoloji, varlığını kuşanmak, keşfetmek demektir. Ontoloji bilgileşmek, bilgileşikleşmek ve –bilgileşmesel dağılışmak –genişlemek- demektir olmalıdır… Derdini önemsemek ve birlikteleşmek

Varolma Bilimi-Bilişi .Bunu Türkçe, Öztürkçe daha çekici bir hale getirmeliyiz. Doğru Türkçeleştirmeliyiz. Varlıksal İlgi. Kendi yaşamının duyumsanması ontolojidir… Onkoloji gibi bir kanser bilimi ya da anlaşılmazlık bilimsizliği değil.

Felsefe ve bilme, bilgi sevgisi gelişmeli. Bunu önemsiyoruz ve Bunu söylüyoruz. Felsefe bilme ve olma sevgisidir. Felsefe taşmalıdır…Felsefe adı da yaşama sevincinin izinde gibi bir şeye/yere yapılanmalıdır-saplanmalıdır…. Sevinç bilimidir…

Ontoloji yaşamanın bilimidir daha iyi yaşamanın bilimidir –ve yaşamı-yaşamayı onamanın onun sevincinin de bilimidir- bilmesidir. bilimi olmalıdır.. Ontolojik hiçler değiliz. Bunu görgülsel –düşünsel- ifadelerle ,duygusal yakınlaşımalarla her şeyle deneyerek ileteceğiz-iletişeceğiz. Bu iletmenliğe soyunduk/soyuştuk birlikte…..

Ontoloji bizden ve varlıktan taşmalıdır. Bizlerden -aşmalıdır
Varlık adlandırmalarında sorun yaşıyoruz çünkü Tanrı diye, bir engel var ,engelimiz var ,kurumsalımız var. Kurumsal sorunumuz var. Kurumsal hiçliğimiz var. Bunun gibi şeyler ve sorunlar var.. sorunlarımız var sadece…
Bunu aşamıyoruz çoğu zaman. Bireysel olarak aşsakta birbirimize ulaşamıyoruz

Biz bu engeli birlikte aşmalıyız. Biz şimdi bu engeli kendi bilincimizde, bilişimizde ve oluşumuzda net olarak aştık-taştık. Şimdi dostlara koşmalıyız/kaynaşmalıyız-iletimleşmeliyiz.… Orda –onda- özgürlük kapana kıstırılıyor..Bunu önemsiyoruz... Özgürlüğü bildirmeliyiz ve belirtmeliyiz. Bunu altını imlemeliyiz-çizmeliyiz… Bunu dostlara sözetmeliyiz. Bunu söylüyoruz. Bunu dostlar duymalı ve dostların yüreği kanamalı-sancımalı sızlamalıdır. Yola çıkmalılar. Erteleyemezler .. Bu yangına çağrıya gelmeliler-kulak vermeliler. Bana baksan ben, bin tanrıdan daha yangınlı-oluşkan (oluşlu- sevginç (sevinç kuşanmış ve yapsanmış) sevgenç ve bilimliyim ve olumluyum) ve -ben- bedelim bilinmeye anlanmaya
Ve bedelim bilinmeye

Ve ben özgürüm ,zihinsel özgürlüğümü görüşümü onu yargılamadan ona iletmeliyim o özgürleşmeli. Ki beni yaksa da, yıksa da hiçetse de ,biraz kısa da bana…Ama beni yakar yıkarsa o özgürleşemez. Yanmaktan,yıkılmaktan bundan korkarım..İş zaman ve emek kaybıdır...

Adım taşırmaya gelmedim-sen taşırmaya, sen bendini taşırmaya yürekliyim… ,sana çavkırmaya-deyişmeye-deyişimlenmeye de yürekliyim
Sözler biriktirip oluşturmaktan, t-aşırmaktan başka kurumsallığımız da kurnazlığımız da yok. Sizgencilik, sözgenciliklilik

Bu neyi ifade eder?
Bakın bu yazımı düzenleyip aşağıdaki ve içteki kimi ifadeleri silebilir düzenleyebilir ve öyle de verebilirim… Bazı bildirimleri ordan silebillirim. bu kolay…bu sadece kolay…..

Yazgınım.. bedenimi koruyabildiğim sürece söz taşacağım, taşıracağız...

Dost benin anlamaya gelsin/kuşansın.. varlıklardan aştım taştım ve kendimden- genç-dinç bilinç ,bilim ve bilmelerle doldum taştım.. olmalarla doldum taştım…. Dolu taşı yerlerimde olduğum yerlerde-burdayım…
Gözlerim şıp şıp damlıyor ve bunlar kendinden oluyor. Yazımlar içine yazımlar giriyorum
Bu ağlayışlar yalancı mı, yasal mı, diye sormuyorum-oluyorum şimdi burda…
Bilimsel varlık adlandırmaları berbat. Bizi bir arada tutmuyor. Bilim diye yeğ tutulan, ona da bir vurulmalı çavkıyla

İnsanlara Tanrı olmadığını ne gösterebilir?
bilmek
Bunu bilmiyorum ve deniyorum
Sevgi, bizbize olduğumuz, olacağımız
Bunu deneyeceğim

Tanrı olmayacaksa bunun yerine ne kurulmalı?
sevgisellik bilmiyorum
İrade özgünlüğü, özerkliği. doğal irade. Bunu bilmiyoruz. Çözümlemeler sarpasarıyor ancak şimdi ve burayı biliyoruz…

Bu kadar savaş kan ve acı içinde nasıl bilim yapacağız? Ya da nasıl bir sevgi bilimi-bilişi duyuracağız?
Bunu bilmiyorum deniyorum ve oluyorum..

İnsanlar bizden bir şey isteyecekler. Kanıt, tutanak, Tanıt, gösterge-bildirme vb. -kanıt savaşı tutanağı irade zaferi isteyecekler ve uyanış-yansıma isteyeceklerdir?
Sevginin tutanağı olur mu? Kaydı varsa?
Öldürülmekten ,acınmaktan -yaralanmaktan da korkmuyorum çekinmiyorum acı ve ateşimi duyurursam. Günü gelmeden gitmekten korkuyorum…

Gerçek bir ontolojiyi nereye kurabiliriz.?
Bunu sorguluyorum. Bunu yapmalıyız onlara Tanrı olmayacağını iletmeliyiz-arşınlamalıyız
Ontolojik berraklık ve biliş-duruş

Tanrı olmamasının tabanını kurumsalını ve kurumsal bildirimini sözetmesini arıyorum ve dostlardan yardım bekliyorum. Karşı Tanrı Özgür Varlık Bildirgesi. Özgür Varoluşlar Bildirgesi

Yanıtlar birbirini kovalıyor ve içiçe geçiyor
İkilemler zihnime doluşuyor-onları sıraya sokmalıyım sadece. Ne kadar yaşayacağımı bilmiyorum. Ben demek genellemeleri bizi sıkıyor…
Zihnim çavkın bir çığırdama.

Eğer ölmeyeceğimi –zarar görmeyeceğimi bilsem, varlığıma tehdit olmayacağını-oluşmayacağını bilsem neler üretirdim. Ne buluşlar üretirdim ve ne oluşlar. Bizi sınırlayan bu pervaneler…
Bendimi az daha çatlatır, sözlerimi daha sertleştire tutuştururdum sadece… Ortalığı birbirine katardım.. Canıma özgürlüğüme ve yaşantıma kasıt, tehdit ve ikilem çekmek ve bunun çekişimini istemiyordum. Beni asıl sınırlayan….yasal olan şeylerin canına okumalıydık..

Mistifize edilmiş anlayışların canına okuduk. Biz de bunlardan bulamayacaksınız…
Özgür bir yaşama gününe inanıyoruz…Mutlu bir birlikteliğe ve oluşa kaynaşıma mutlaka inanıyoruz….
Siyasi şeyler ve siyasi figürler yazmak işime gelmiyor. Toplumun sorunları var evet-soruşları ama

Varlık hakkında ne düşünüyorsun?
Bilmiyorum-keşfediyorum. ben de bunu keşfediyordum şimdi. Ben burada yeniyim…
Bununla ilgili geniş ve esnek zamanlar ve varoluşlarda, zamanlarda geniş ve esnek yanıtlar ve varoluşlar türeteceğim….yaşayacağım ve yaparak göstereceğim….

Ne yapmalıyız?
Olmalıyız-bilmiyorum olmalıyız.
Titreyip çakmalıyım-şavkıdamalıyız, biliş olmalıyım,oluş kalmalıyım/olmalıyım…
Ben varlığımı daha kuramadım-daha devinip çavkıyıp çalkalanıp olup duruyorum ve bu ikilemseller –dengesizlik-olumsuzluk- söz rüzgarları içinden geçe olurken
Müzik olmalıyım ,ezgi olmalıyım ve esin olmalıyım
Esine ve nesine dönüşmeliyim… olduğum yerde şarkıya, çakmaya bilime ve sanata, güneşe dönüşmeliyim yanmalıyım tutuşmalıyım

Bu, özgür sözetmecilik/bağırcılık kurarken çok yolum olduğunu ve olacağını da biliyorum. Ama ben bu yolu hayat imkan verirse arşınlayacağım. Buradaki küçük ve çelimsiz varlığıma bakmayın ,bağrım doludur. Arkamda söz öbekleri var… arkamda söz pervaneleri uçuşuyor ve söz ve enginleri devrinde, zihnim çavkışıyor-doluşuyor ve sözetmecilik tutuşmaları yakılıyor ve engin vicdanları söyleşiyor .Söz sözetmeciliği enginleri yakışları arkamda zihnimi dolaşıyor, çavkırdıyor ve dolup taşıyor. Ve bunları olup yaşayıp tutup seçip tutuyorum.. -Yöneltmeye ve yardıma-yordama dosta ,sözgene-sözgenciye ihtiyaç dolu-taşıyız. Yardıma ihtiyacımız var …Zihnim çamkırdamaktadır… İmkan ve endişe dahilin de dil kurgusunu ve anlam kurgusunu yıktık aştım. Bunu gösterebilirim. Varlık birleştiriciliği ve özgeciliği kurumsalım. Taştım…. Varlığıma sığmıyorum-ben deyişime sığmıyorum….taşkınım –bendimden/kendimden. Taşkınsallık üretiyorum…

İnsanları birbirine çekinleştirip yakan..İnsanları yakınlaştırıp çekmezem tüm sözetmelerim boşa davullar ve başarısız olacaktır
Zihnim kaynıyor, atıyor, tutuyor-oluyorum şimdi… -bilişle doluşla taşışla
Ben bir deneyim-Bilimsel bilişimsel-verişimsel deneyi . Deney olmayı kendim seçtim… Kendimi aşmaya ve taşmaya ve söz üretmeye karar verdim sadece
Sesgin-sesginselliik taşımı, taşımcağım, içimceğiyim

Bizler varoluşlarız-tanrıya ihtiyacımız yok-Bunun altını dolduracağız ve bunun altını doldurabilene kadar çırpınacağız –insan olarak
-

Devrim?
devrim benden başlar
Devrim düşünce de başlar. çatırdama –olurdama…
Akar
Ve varoluşur
Devrilerek üreyenler, devrilerek oluşanlar ve olacaklar
Devrilmesinler bir yere
Çevresellik olacağız…çevirisellik olacağız. Ve ve çevirimsellik
Çevrim!
Devirmeyelim, evirelim ve çevirelim
Çevrimsellik
Bakışımsallık olacağız…

-
Sözler birbirini kovalıyor.oluşturup çatırdıyor oluşturamıyorum
Sakin bir akım ve sözdeme sürmüyor sadece
Araya girici giriyor. Çok girici… Girişçi girişçi ve bir daha girişçi…,
Ben şavkımış bir patlamayım…
,
Mistifize edilmiş anlayışların canına okuduk. Biz de bunlardan bulamayacaksınız…
Göğsümdeki parmalamalarla, parlaşmalarla yazışıyorum/yazıyorum. İsterseniz siz bizi/beni mistifize edilmiş tuzaklara götürmeye ve mistifize bir kimliğe çekmeye çalışın ve isterseniz biz sizi/seni materyalize edilmiş ve materyalistike edilmiş tuzaklara..
Bilgi boğuşmasına, yüzleşmeye şimdi girmek isteyen var mı ?bilgi söyleşmesine. Beni gerçekten sınamak, anamak isteyen var mı? Kendini de sınarken ve yapılandırırken
Mistifize ediş ya da mistifize adlandırış, mistifize kimliksel tuzaklar yargıları kuracak olacaklara.. tuzaklarımız var..olacak…
En iyi sözetmeyi arıyoruz-enözgenç

__________________________________________________

mistifike asılsızlık , mistifike edilmiş asılsızlık ve mistifike sözetmeyle -mistifike yakınlarla boğuşma sancısı


sanalmanik mistifize soslu bir kimlik değildir.
sanalmanik gerçekikifize arayışsallıkta öncesel mistifike yoğrum ve karışımsallıklar ve çözümsellikler geçirmiş geliştirmiş ve geçirmiştir..
bunları özümseyip çözümsüyor ve önemsiyor...
.
Ve bunu, bu gidşle, bu mistifize pirinci ve mistifizelik kafakarışıklığındaki pirincin/bulgurununun taşını da zamanla kendi ayıklayamazsa sanırım size ayıklatacaktır

bazen mistifize sayıklamalar ve yankılar üreten sanalmanik?
bana materyalize ,de-materyalize ya da materyalistike sayıklayın bakalım
ayıklaşalım

doğaç söz üslupları ve kendini kaybeder verişçilik ya da ververişçilik içinde içerildi-içeriliyor. İsterseniz bunu ayıklayalım. doğallığını kaybeder..

bu materyalize pirinçle, de-materyalize pirinci ayıklaşmaya biz bir ayıklaşmaya, ayıklaştırmaya bir girişleştik -birkaç- dostla birlikte ...
bakalım gelecekte ne olacak göreceğiz.
bakalım ayıklaşabilecek miyimiz pirinicimizi-pirinçlerimizi de...taşları da....

biz-ler gerçek araştırmacısıyız-bağımsız
ve soslu sözlerimiz de var
mistifike kafa karşıklıkları ve iç-sözel oluşum ve doğuşumları da içeriyor. ayırırsam duyuşma mı eksiltirim kanaatindeyim? sorgusundayım...

duyuşmakta-duyuşmaktan...eksiltmekten çekince.....

---
mistifike bilişsellik ya da not mistifike bilişsellik
oluşallık -oluşmasallık
hep masallık bunlar hep masallık

--
Biraz Yunus Araştırdım (Yunus emre) ..Sonra tesadüf Suavi ile karşılaştım .Biraz da onu okudum, dinledim, araştırdım, ve kendimi bunları yazarken söyleşirken, yazmaya tutuşurken buluştum…oluştum..giriştim…
 

"ictenlik"

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
4,192
Tepkime puanı
162
Puanları
63
Zamanın Şimdideki Asılımı/Salınımı Üzerine Deneme-Başlangıç

Bilim, Din , Felsefe Ve Bilgi Paylaşımı
Facebook group


Zaman şimdi üzerinden aşağı ve yukarı doğru (ya da her yana genişleyerek aslında) hareket eder ve zamanın başı şimdidir. Zamanın başı aslında şimdidedir. sevgili teist başak açıklama istiyor musun bizlerden/bizden...

İlk zaman şimdidir sevgili teist...ilk yanıtımız da bu....

Zaman şimdi üzerinden aşağı ve yukarı doğru (ya da her yana genişleyerek aslında) hareket eder ve zamanın başı şimdidir. Zamanın başı aslında şimdidedir. sevgili teist başak açıklama istiyor musun bizlerden/bizden...

İlk zaman şimdidir ve zamanın başı şimdidir sevgili teist...ilk yanıtımız da bu....

Zamanın ilk başı da (en ve en başı da) ne yazık ki şimdidedir..
en ve ilk başı da ..

(MÖD -Mutlu Öykü Deniz bir sanalmanik facebook kimliğidir/kişisidir...)

Soran E.Ç.
Ateist lütfen anlatsana tesadüf demiyosun madem ne peki ?
Sen anlatamiyosan ben bunca olan biteni Allah yarattı diyorum.Kendini ifade edemiycegin bir düşünceyemi bağlısın yoksa ?Mantıklı konuş mantıklı anlarız anlaşırız.

--
Yanıtlayan MÖD
madem ne pekiyi açar mısın bana? orada yanıtlanacak tam bir soru bulamadım ama istersen biraz paylaşayım düşüncelerimden yine de... Oluş zamansız ve yersizdir ,.Yani bir yer ve zamanda yapılmamış, oluşmamış ve başlamamıştır. Başlamamış ve başlatılmamıştır. Kendi kendine hep vardır... Bu kadar açıktır. Tanrıya ifade ve izafe ettiğiniz başlamama, yaratılamama, zamansızlık gibi ilkeleri varlık kavramına niteliyor ve işaretliyoruz...Tanrı kavramı varlıkı işaretliyor olacak... Spinozacı bir tanrıyı da belki kısmen içerleyebilirdik...

Kendiliğinden de varolmadı çünkü varolma yok. Hep zamansızca vardı.. yok değildi yani .önce de bir yokluk yok. zaman başlamıyor... ve ilk canlı felan da yok bizde. İlk ve baş varolan kavramları bizim düşüncemizde yok örneğin...ama tanrı da yok...

Kimse varlık yoktur demiyor .Tanrıya ifade ve izafe ettiğiniz varolma durum ve paradokslarını varlığın bir kendine işaretleyin .Hepsi çözülüyor sorunların.. Kısaca ve özetle size şunu söyleyebiliriz. Tanrı gibi olgusal komplekslikte bir yaratıcı kimlik ve iradenin kendiliğinden varoluşsal mümkünlüğü ne kadar mümkünse bugün varlık-varoluş denilenin bugünkü bu halinde kendi kendine varlığı o kadar ve aynı biçimde ve
aynı ilkelerle mümkün...

Yorumcu IK
Kimse ahkam kesmesin doğa ve ilk canlı hakkında hiç kimse birşey henüz bilmiyor varsayımdan başka birşey yok zira 14 milyar yıl çözülecek zaman değil.

Yanıtlayan MÖD
bilmek bir edimdir.. ilk canlıyı kim nerden çıkarıyor kim uyduruyor ilk canlı ne demektir?

14 milyar yıl önce bişeylerin olduğunu kim uyduruyor? ondan önce ne varmış?

zaman geri temellenemez. baş ve önce kavramına indirgenemez. zaman başlamamıştır. kavrayamıyorlar ... zamanda önce ve baş ilişiği bulunamaz..zaman zamansızdır.

yıl saymak bizlerin... adeti yıl sayarak zamanı başlatamazsınız-bulamazsınız...eğer bu felsefeleri batırmak istemiyorsanız bu ikilemlerden vazgeçin...

ben kesiyorum kardeşim ahkam ...kesemeyen kesmesin- kesebilen de kessin..

Yorumcu IK
Dinler birkaç bin yıllık mevzu. Yani 10 bin yıl önceye ait bir tanrı kalıntısı yok.Akıllı insan ikiyüz bin yıl dır var. Genelde nedeni bilinmeyen doğa olaylarından dolayı insanlar bunları bir yapan olduğunu düşünüp tanrı yı yaratmış oçağlarda mantıklı. Ama yağmurun nasıl oluştuğu artık biliniyor.

Yanıtlayan MÖD
tanrı yok evet...ama geçmişte varlık arama çabası ve geçmişte varlık başı ve zaman başı arama ve ilk varlık, ilk madde arama ve evreni ve oluş başlatma kuramları daha çok tanrıyı besliyor..O suyun kaynağı kesilmelidir. Karşı tanrıcılık yapacaksanız bunu güçlü ve istençli bir biçimde yapacaksanız bu tuzaklara düşmeyin diyoruz. çelişmezsiniz..Başlama kuramlarının hepsi zaman yanılsaması.. varlıkta başlama diye bir şey yok. çelişmezsiniz..

sen ahkam dinlememişsin... kimse ahkam kesmesin bir ahkam değil mi zaten;
ahkamın ahkamımı kesinlikçe kesiyorsa bakardık ona..

ahkamında bir kesinlik göremiyorum.. mantıklılıkta. mantık tuzaklarından esinleniyor

Yorumcu GS
Sayan kardeşim Türkoğlu böyle yazmış,Bunu ben genelde şöyle tanımlıyorum kısaca: Şu an bilindiği kadarıyla yaşamın başladığı bölge, çok yüksek ihtimalle okyanuslar altındaki volkanik bacaların içerisindeki mikro odacıklardır (………….)

Yanıtçı MÖD
bir şey oluşmadı hep herşey her zaman ve hep vardı. zaman bu değil diyoruz. niye geriye gidiyorsunuz. herşey şimdi var ve hep te vardı..
zaman şimdide salınır -salınım yapar.. .şimdisiz bir zaman icat ve ifade edilemez...baş zaman yok..zaman başı yok. zamanlarbaşı yok çünkü zaman hiç başlamadı...Tıpkı varlık başı bir başvarlık ve ilk varlık olan tanrı olmaması gibi hiç bir baş ilke yoktur varlıkta.. Zaman geçmiş ve geleceği bir harekette içerir-eder.. zamanı başlatmak tanrıyı yapmak kadar hata.. İlk zaman demek ilk tanrı demekle aynı hatadır... varlıkın ilkleri yoktur.. hareket döngüsel..

Yorumcu GS

Bu demek değildirki Allah herşeyi yapa bilir, belki o küçük bir atom parçası !!!
Evrim var , o zaman Allah nedir kimse bilmez ?

Yanıtçı MÖD
14 milyar yıl ifadesinin hiç bir büyüklüğü ve anlamı yoktur.. Ağacın kökü topraktadır ve boyu 14 milyar santim olan ağacın kökü topraktadır...saçmalıyorsunuz...
Bu kavramlarla kafanız karıştırılıyor ve anlamamanız isteniyor. çünkü birbirinize düşmelisiniz.çünkü kolayca yönetilebilimesiniz..

14 milyarırn 14 milyar katından daha fazla zaman sayabilirsiniz varlıkta ama yine de bir geri köken olgusu ve dibi bulamayacaksınız..

bunları niye uyduruyorlar?
sadece kontrol için-düşünmeyin diye tabi...

Yorumcu GS
Uzayda Milyarlarca ışık yılı galaksiler ,güneşler yıldızlar varken ! Dünya bir deniz kumu kadar küçüktür .faz etki Allah var diyelim, onun cinsiyeti Erkek olmalı! Neden Kuran'da bu kadar kadın ile uğraşmış, bir işi güç yokta insanların yaşam tarzı ile ilgilensin,şimdiyi kadar 4099 fazla Tanrı dinler geldi dünyaya .neden seninki doğru olsun , bizim dini kim icat etmiş 26 yahudi sözde peygamber 1de Arap

Yorumcu IK
Ne dediğini ne demek istediğini gerçekten kendin anlıyormusun ya da herşeyi bu kadar doğru bildiğinden ne kadar emin olabiliyorsunuz. Bu durum normal değil.

Yanıtçı MÖD
dinlendiğimden ve dinleneceğimden emin olursam ben anlattığımdan çok daha net emin olacağım

sizin doğru bilme gibi kalıplarınız var.bunlarla işimiz yok. bilme bilmedir...çünkü bununla ilgileniyoruz diğerleriyle değil.ve diğer çıkarlarla değil, diğer çıkar ilişkileriyle ve aldatmayla değil

bir şey bilmeye gerek yok ki bayım. yanlışlar ve yalanlar uydurmayalım yetiyor

öyle değil böyle demeyelim ve doğru ve gerçek deneni o yöne ve bu yöne çekip hiç çarpıtmayalım yetiyordu..

biz sadece gözlemden ve kişisel gerçeklikten sözediyoruz ki bu varlık gerçeğidir-evren gerçeğidir...

modern bilimi yıkıp doğaya atsak kendimizi ..14 milyar nedir?

varlıkta bir başlama yok. ilk yok. bu kadar .ilk zamanda yok. ilk insanda ilk tanrıda, ilk varlıkta.. bu düzlemsel ve ikiboyutlu varlık ölçme gibi bir saçmalıktır..
bir şeyler hep vardır-hareket sistematiktir.hep böyleydi... .

evrenin yokluğunu bulursanız başka bir evrenin varlığını bulursunuz .. 14 trilyon kere 14 trilyon evren olabilir ve bunların geçmişinde aynı çarpan hızla geçmişe giden evrenler..
geçmişteki başka evrenler bulacaksınız. onların geçmişin de de ..
hep evrenler bulacaksınız...

Yorumcu GS

Belki tesadüf değildir, ama senin Allah da herşeyi yaratan değildir, küçük bir atom parçası ola bilir , oluşunda sebep olur

Yanıtçı MÖD
ne tesadüf ne allah.. nedensizlik.. siz bir şeylerin sebebi olmalı diyorsunuz. yok... ilk dediğiniz o şeyi sebepleyemezsiniz..
o ilk yok.. ilki de (ilk dediğinizi de) kaldırın ve çıkarın aradan. bemberrak görün herşeyi benim gibi... İlk dediğiniz yok sizin. yanlış bir hareket ölçümü ve gözlemi. Hareket başlamıyor. İlk hareket yok. hep hareket var.

Varlıkta; işin, oluşun, hareketin, ama hiçbirşeyin ilk ilkini saptayamazsınız..
İlk insan, ilk varlık ve ilk tanrı, ilk hareket gibi şeyler yok en yazık ki!
İlk kurmak hareketi ve zamanı v e herşeyi yanlış ele alıyor..

Varlıkta bir ilk durum yok. Önceye gitmek bu sorunu çözmeyecek... Ne kadar geri giderseniz gidin varlığın başı-başlangıcı yok...

Yorumcu GS
Yoktan oldu demiyorum, materyallerden insanlar herşey zaman içinde oluştu , Bunu Allah yaratmadı demiyorum

Yanıtçı MÖD
zaman içinde bir şey oluşmadı.
zaman geriden ileriye bir devimi değil. zaman şimdide salınır-salınım yapar..

Yanıtçı MÖD
Bu arada konuyu kuran arkadaşa.: Ateist lütfen anlattı. Başka anlatım da istiyor mu?

--

Soran

Lut kavmi eşcinsel insanlardan dolayı mı yok edilmiştir ? Ama günümüzde hala eşcinsellik var olduğuna göre neden sadece Lut ve civarında eşcinseller yok edildi ? Bir yerlerde sızıntı mı oldu ? Yoksa dünyanın başka yerlerinde de eşcinseller var mıydı ? Adil mi bu sizce ?

Yanıtlayan

Lut Kavmi hermafrodit ve çift eşeyli değilse, insanın çift eşeyliliği (kadın ve erkek olarak ayrı gövdeli oluşu) bu kadar karmaşık ve ayrı olgular olarak algılanmıyor olabilirdi diyoruz. Kadın erkek bilimi farkı ve jineoloji yoktu diyoruz. Babil'de dilleri ve aklı ayıran ve karmaşıtıran tanrılar tıpkı bunun gibi orda da cinsiyeti ayırdı ve en az ikiye böldü ve bunu anlatıyor diyoruz...
 
Son düzenleme:

"ictenlik"

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
4,192
Tepkime puanı
162
Puanları
63
Facebook Bilim ve Felsefe Tartışmaları GRoup

Görüşmenin bir de öncesi var. Kasyopya -dürüstçe- sunuldu ve istenmedi-beğenilmedi.. Biz de bunu denedik...
Soran/Yapılandıran
Tanrının yokluğunu mu, yoksa varlığını mı ıspatlamak daha kolaydır?
Yada şöyle mi sormalıydım? Birşeyin varlığını mı yoksa yokluğunu mu göstermek daha kolaydır?

Yanıtlayan/Yapılandıran

ispat ifadesi bir karmaşadır.

Öncelikle varlığı olmayanın yokluğu ve yokluğu olmayanın varlığından sözedilebilir mi?

Yok kavramının anlam bilim-sel olarak incelenmesi;
orada değil burada olan ve olmayan; (mekansal nicelik-görecelik ve mekansal yer değişimi ya da harekete göre yer konum, materyal işaretleme belirtir.)

o zamanda (geçmişte ya da gelecekte) olup bu zamanda ve şimdide olmayan (zamansal nicelik-görecelik uzay zamanda yer değişimi)

biçimini ve formunu kaybetmiş ve uzay zamanda biçim ve form değiştirmiş olan;

Sonuç olarak;
zaman mekanda ki işaretleyen gözlemciye göre, işaret edilenin artık orada ,o yerinde, o biçiminde (daha önce gösterildiği biçimde) olmayan olarak işaretlenmesi yok belirtir ve izafe eder..

(buradan özetle tanrıyı yok demenin ve yok ortaya koymanın bile onu kısmen varlaştıracağı sonucuna ortaya çıkabilir.. Tanrı hiç varolmamıştı.. bunu diyoruz bu yüzden bizler. )

Yok kavramı;
zaman mekanda yer kaplamış hareket edeni ve biçim ve form değiştireni görece-izafi bir materyali ,alan vb.ni işaretleyecektir.
Varolmayan bir şeyin yokluğu ilintisi? sorunsaldır...

Özetle "yok" kavramı zaman ve mekan'a göre izafi ve ontolojik geçişsel katmanları ve formsal değişimleri, töz değişimlerini simgeler ve harekete indirgenip çözümlenir/soyulur-soyutlanır.....

--
Tanrının hiç olmadığını ,aslında yok değil de (yokta değil var da değil) olduğunu tanıtlamak ve göstermek ifade etmek gerekecektir özetle..

Yok kavramı daha önce bir varın boşluğunu ,arkada bıraktığı eski gözlem izi ve bilişi yanında, daha önce var olarak nitelenip ifade olunanın işaretlemesi gözlemini ve işaretlenen olgusalın/şeyin/neyin izafi yer, biçim, form değişimini vurguladı..

-
Tanrının olmamışlığını ve daha önceden beri ve daha önce de -hiç- olmadığını tanıtlamak niceseldir/kolaydır,biliştir/bilişseldir ve bilimseldir...

Tanrının olmayan olarak işaretlemesi ve tanıtlanması ve yok tanıtından da arınması/arındırılması tanıklığı/tanıtı..

Tanrının daha önce hiç olmamış ve oluşmamış varlığı ..var ve yok belirtmeyen yokluğu...

--
Tanrı adı işaretlenirken bile bir ölçü de varlanıyor. Biz başsız-bağsız varlık diyoruz...ve başvarlıktan yoksun, bazşözeden başözneden ve öznelerbaşı ve sorumluklar baş merkezi safsatasından/safsatalarından yoksun varlık diyoruz. ve bunun gibi tersi tanımlamalar bir çok argüman...

--

Varlık'ın, başvarlık ve ilkvarlık içermeyeceği tanıtlaması başzaman ve ilk yer ,ilk zaman, ilk hal ve oluş başlangıcı gibi tanımlarda da içermeyeceği tanıtlanması tanıtlanmaları ile birlikte yürür..

İlk ve baş tanımlamalarının tümü varlıka içkin bir bütünlüklü oluş ve denge kuramlarına indirgenip çözümlenmeli ve oluşlar ikilemi döngüsel ritmik hep-oluşsal tanımalamalara çekilip ç-evrilmelidir..

İlk ve baş varlık kuramlarını (yani tanrı denenin vb. leri ni) eritmenin/yitirmenin ve bu konuda çıkmaza, açmaza sürüklenmenin en iyi ,en kolay ve hem de en güzel ve güvenli yolu tabi ki tüm ilk ve baş içeren kavramlardan (zamanın ilkbaşı, oluşun ilk ve enbaşı, yerin mekanın ilk en başı gibi tanımlamalardan) belirtmelerden de sıyrılmaktır-arınmaktır. ve bu ikilem ve tuzaklara girmemektir..

Oluş-zaman ilk ve baş gibi kavramlarla tayin edilemez ve çözümlenemez durmaktadır. Oluşlar döngüsel ,hepsel, ritmik ve düzenli olmalıdır. Belirli haareketlerin yinelenmesi ve yinelenmenin de düzenselliği/aynısallığı ilkeseli... Hareket iki yönlü ,git gel ,atım-çekim, çekim toplam vb. gibi ya da dairesel düşünülebilir.

Önce kavramıyla oluş yeri ve durumu saptamak monizm tuzağıyla eşdeğerdir.
Gücü merkezlemek. (bilimi merkezlemek ve ipoteklemek) hatırlayın ve iyi bakın..Doğaç ifadeler genişletilebilir. sınırlı zaman ve bu zamanda çok yazma yapma hevesi ile çok yazım nedeniyle... ve ilk fırsatta yazımlar iyileştirilip genişletilebilir..ifadeler düzenlenip sentezlenebilir....

Önce kavramıyla birlikte oluş yeri ve iş-başı/başlangıcı yeri ve merkezi ve bunun durumu tayinleri ve tarifleri ve güç ve oluş yerini durumunu zamanını merkezlemek ve perdelemek. mutlak monarşik monistik tuzak...

zamanbaşı, zamanlarbaşı, işve oluşların başı başlangıcı ve yerbaşı, evrenbaşı, evrenlerbaşı, kuranbaşı, yapanbaşı, edenbaşı ,ilk durum gibi kuramların hepsi güç merkezli tuzaklardır...
 

"ictenlik"

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
4,192
Tepkime puanı
162
Puanları
63
ÖZGÜR VAROLUŞLAR VE ÖZGÜRLER BİLDİRGESİ /MANİFESTOSU -edim1

"TANRISIZLIK VE BAŞSIZLIK BİLDİRGESİ"

ONTOLOJİK BAŞSIZLIK İLKESİ
ONTOLOJİK BAĞIMSIZLIK BİLDİRGESİ
ONTOLOJİK İLKSİZLİK BİLDİRGESİ


ONTOLOJİK NEDENSİZLİK/ASILSIZLIK/AMAÇSIZLIK (EREKSİZLİK VE GEREKSİZLİK) SÖZLEŞMESİ/SÖYLEŞMESİ

Giriş ve başlangıç için "Ontoloji" kavramı hakkında açıklama;

Aşağıdaki metinlerde ki "Ontoloji" kavramı , yaşam-bilim, olum-bilim-olmabilimi/bilinci ve varlıksal/varoluşsal ilgi ,araştırma-keşif ve duyarlılık bilimi vb. anlamlarında içerilmiştir

Genişte ise,

Ontoloji kavramı; varsa, yaşamın amacının/ereğinin/gereğinin/nedenliğinin araştırılması ve sorgulanması ve bunlar yoksa yaşam denilenin nereye nasıl temelleneceği ve yaşam ve olma/olum denilenin daha objektif incelenmesi ve çözümlenmesi; neden, neye dayanarak (ne ve kim için neden ) yaşandığının araştırması ve oluşun/varoluşun/olanın hangi temel ilkeye ve ilkelere ya da yasalara indirgenerek ve çözümlenerek araştırılabileceği ve anlaşılabileceği yani özünde tüm kişinin ve tüm olanın varoluşsal sorununun incelenmesi-tanınması ve bunun olası çözümü ve çözümleri ve eğer gerçekten neden ve kökenler yoksa da ve asılsızsak ne yapacağız onu sormak soruşturmak ve eğer neden ve kökenimiz de yoksa bu nedensiz ve kökensizliğin açıklanışı ve biz-birlikte kavranışı ve bizbizleğin varoluşsal tümseğinde ve patikasında nereye nasıl yürüneceği sorununa birlikte yanıt verme buluşması için tasaralanmıştır/içerilmiştir…

-Denemesel Taslaklardır- Katkı Beklemektedir---

Özgür Varoluşlar Bildirgesi –Manifestosal- Başlangıç –deneme

Özgür katkı beklemektedir. Gelişim aşamassında..

Olum, oluşum ve yapılanma/yapım aşamasındadır. –sürecek-denenecek-ve bir daha denenecek-

TASLAK 1 –ÖZGÜN –deneme 1 /Kazan Kaynatma

--

ÖZGÜR VAROLUŞLAR VE VAROLUŞUN TANRISIZLIĞI, BAŞSIZZLIĞI/İLKSİZLİĞİ BİLDİRGESİ ya da PROBLEMATİĞİ

(ilksizliği sonsuzluğu/nedensizliği içiçedir.)

ÖZGÜRLER BİLDİRGESİ


Girişgah/Girizgahsı

Ben özgürüm… Varlığımı tanrıdan almadım..
Bana tanrıya inanmıyor diyen yalçın kaya, sana sesleniyoruz ben/biz özgürüz
Seslerim sana çarptığında Tanrıdan büyük çarpmasını umardım!
Tanrıdan büyük sesler ve mucizeler yapmaya karar verdiğimde ve kişisel tanrımı öldürdüğümde/yıktığımda sana da ulaşacağıma söz ve yeminler doluştum çünkü
Tanrının sana seslenemediği ve ulaşamadığı yerlerde sana seslenen ve seslenenebilen benim/bendim…

--

1- Varoluşun ilksizliği ve ilkolanaksılzlığı, ya da başvarlıkszlık ve ilk varlıksızlık ilkesi
onda (varoluşta) ilk varolansızlığı asılsızlığı ve bunun mümkünsüzlüğü hem tanrısızlık anlamına gelmektedir hem de bizi net ve açık olarak bir Tanrı varlığını reddetmeye götürmektedir. İşte bu yüzden Tanrı kavramını, Tanrı'yı bilmeyi ve bulmayı ve arayamayı ya da bildirmeyi de (yapılandırmayı da) reddediyoruz.

2- Varoluşun baştansızlığı,
Hiç bir konum ve durum da varoluşu-varlıkı başlatan/oluşturan konum ve yer ve durum olarak işaretlenemez. Felsefi çözümlemeler bunu reddetmetedir.

3-Zamanın Öncesizliği
Zaman yapısını geriye doğru ilerleterek ve takip ederek orada bir yere ilk ve önce demek asılsız bir çıkmaz gibi görünmektedir. Zaman zerinde zamanın başladığı yada olmaya başladığı gibi bir nokta ve ilk zaman tespit edilemeyeceğini düşünüyoruz.

4-Nedensizlik Paradoksu ve Çıkmazı
Nedenleri nedenlere bağlarsak ve geriye doğru takip edersek bir ilk nedenle /son nedenle bu endne arayışına artık bir ket vurmalıyız. Öncelikle bu doğru bir çözüm mü çözümleme mi diye de soruyoruz.. Bu ik neden soyutlamasının hatalı olup olmayacağını da düşünüp araştırıyoruz ve aslında onu da ortadan kaldırıp ve ilk nedenden yoksun bir nedensizlik belirtmesi ve i kesi ortaya koyarsak taşlar yerine oturacakmış gibi gözüküyor

--

Ontolojik hakikatlar (varlıksal ve varoluşsal gerçekler) tanrıyla uyuşmuyor. Bizden önce de düşünmüş düşünür insan varlıkları gibi biz de bunu düşündük ve bu uyumsuzluğu gördük. Aklımız ve erdemimiz neticesinde bu sonucu tekrar sınadık ve doğruladık…

Varlık bir köken/neden belirtemiyor

(Varlığı başlatan bir neden bulamıyoruz. Varlığı başlatan, ilkleyen ve önceleyen bir geçmiş nedenin ve geçmiş oluşların ve öncelerin izini sürerek en gerideki neden ve oluş gibi bir dinamik bulamıyor ve saptayamıyoruz artık bizler. Bu mantık dışı..

ve en geriye ve geçmişe giderek varlığı çözemiyoruz çünkü zamanın gerideki en-başı kavramı çok saçma. (Mantıksal olarak; Oluşların ve zamanın olmaya) başlamasını ve öncesinin olmaması gerekiyor. Dolayısıyla bunu bir varlık başlatamaz.. Ekler 1)

Ve (Varlık var gerçeği) bu bağlamlara (başlama olma, köken, neden ve tanrı gibi bağlamlara) indirgenip çözülüp hapsedilemiyor.
Olmamış varolmamış (hep var) varlık diyoruz..

Varlıktan olma durumu (ya da olmanın ilk kez olmaya başlangıcı ve başlaması durumu sentezi) elde edilemiyor
Bu hareketi ve zamanı bölecektir ya da yokluk durgunluktan belirsiz gelişim sentezi önerecektir..

Neden tanrı yoktur? Ve var olamaz!

Var kavramının hiç olmadığı (yani varın/onun yok olduğu mutlak) bir zemine çekilememesi yani varın hiç olmadığı salt mutlak yokluk (varsızca bir mutlak yokluk) tahayyülsüzlüğü ve varın bu bağlama indirgenip çözümlenememesi (ki bu varın üretilmediği ,öncesizliği yapılamayacağı ve başlamadığı ve zamanda başlamadığı anlamına ve sonuçlarına gelir) mantık ve bilimsel-akıl ışığında varlıkta gerçek bir tanrı varlığı/varlıksallığı olamayacağının en nitelikli ,en keskin ontolojik kavramsal delili ve yansımalarından biridir..

Bunu anlamıyoruz diyebilirsiniz. O halde bize güvenin şimdilik… Gök-kültlerine değil! İnsan onuru adına yazılan ve kaleme alınan bu satırları bir izleyin/kovalayın…

Var kavramının yok kavramına indirgenip çözümlenememesi ve var ve yok kardeşliğinin/kavramlarının birbirini belirtmesi

Var ve yok kavram karşıtlığı ve bunun kafakarşıklığı.


Var ve yok tıpkı uzun ve kısa gibi (orada ve burada olma gibi, öyle değil böyle olma gibi) birbirini gösteren ve belirten, birbirine sıkıca bağlı nitelemeler ve karşıtlıklardır. Biri olmadan diğeri de varolamaz. Ve bir şey orada değilse burada ve o biçimde değilse bu biçimde mutlaka vardır. Var ve yok bir gözlemci işaretlemesidir ve uzay zamanda hareket ve değişimi işaretler..

Varlık bir nedene dayandırılamıyor ve indirgenemiyor..

Varlık bir başlangıca indirgenemiyor

Tüm bu çıkmazları birleştirdiğimiz de tüm bu çıkmazların ve açmazların adı ise Tanrı diye sıvanarak geçiştiriliyor.

Ben biz seni geçiştirmeyeceğiz ve adam/adem insan-varlık yerine koyup alacağız ya da geçiştirmeyi de istemiyoruz, düşünmüyoruz. Bu yüzden doğru bildiklerimiz sözediyor olacağız. Eğer buna sıcak bakmıyor ya da bunları henüz kavramak ve anlamak istemiyorsan şimdilik kendin gibilere koş ve bizi yalnız ve rahat bırak bildiklerimiz ve olduklarımızla istersen. .kendi işine karış ve dön…

Bizler tanrının olmadığını düşünüyoruz. Bakın düşünüyoruz diyoruz. aksi değil. inanç hiç değil

Tanrı bir inanç çukurcağı değildir. Bilgi, biliş, algı onun tersini söylüyor olacaktır.

İnanç demek olan ise ancak; bilgi ile yüzlşememek ve kendi varlığından/varoluşundan kaçmak, sızmak, sığınmak, kapanmak ve uyku denenler olacaktır..

Neden öyle düşündüğümüzü bir çok yolla size anlatmaya çalışacağız

Geliştirme deneme adımı- önadımı, önadımlayışlar

Varoluşta bir baş varlık var mı?

Varoluşta bir ilk ve baş yaratan (varlık) var mı?
Yaratanlar-başı ve olanlarbaşı, olmakta olanlar başı olan bir var var mı? Ve varlar başı var mı?
Başvar ve başvarlık, başvarlıklarbaşı da var mı?
Varoluşun ilk ve baş zamanları ve yerleri var mı?

Zamansızlığı ve oluşsuzluğu hiç kesintiye uğratmadan ve başlatmadan varlığa bir baş-varın ve başvalrıkın nasıl konumlanabileceğini düşünmenizi istiyoruz
Sana başka anlatma yolum var mı?

Eğer varoluşu hiç başlatmazsan bunu bir başvarlık başlatabilir mi?
Eğer zamanı hiç başlatmazsan bunu bir başvarlık başlatabilir mi?

Ontolojinin çözümlemesi budur. Tanrı adına vereceği adlar ve yakın karşılıklar bunlardır. İlk yer kişisi ve ilk zaman varlığı kisisi ve ilk akıl. Boşlukların ilk aklı ve hareketin ve varlıkların/oluşun ilk oldurucusu. Başvarlık varı
İlk döndüren, ilk yapan, bir şeyleri ilk yapan, kımıldatan varlık adları tanrıdır….ilk ve baş adları tanrı ile bileştirilir..

Ve varlıkta ilk ve baş yoksunluğu bulunduğunda ve kavrandığında bu adlar da birden söner/yiter..

Bir tanrı varsa bunu İnsanın tanrıyı bilip bilemeyeceği ya da bilme ediminin ne olacağına ilişkin karmaşalar vardır
Ve genel olarak denmektedir ki bu bilinemez, kavranamaz aslında sadece akıl ,duyu,sezgi yoluyla sınırlı kavranır ve tecrübe edilir.
Bilim kalıplarında da bir ispat sunulamaz.
Bunlar kapana kısılmış iradeleri simgeliyor. Ve ipotek-tutu altına alınmış zihinleri..

Ve zaten bütün bilgi ve araştırma yolları bunu yani Tanrı fikrini sorgulamaya ve tersini özütlemeye/senteze dahi daha girişmeden tıkanmış ve kapatılmış bu durumda, akıl kilitlenmiştir. Akıl ipotek tutu altındadır. Zihin körleştirilmiştir ve gerçeklere bakışsızdır/edimsizdir.. Tanrı bir çıkmaz ilan edilmiştir. Bu ifadeler altında ise en son ve uç sığınak ise ne yazık ki Deizm olacaktır ya da git Panteist bir tanrıya inan, Yine de yok demecilik yeğ tutulacaktır. Ya da ben bilmiyorum de ve karışma buna toplumun gibi yap. Biliyormuş ilan et kendini..

Yani tanrı fikri bir bilinemez bulunamaz ve incelenemez bir tıkanma hem de bir açmaz çıkmaz ve neredeyse hiç ve asla çözülemeyecek bir denklem haline sokulur

İşin aslı bu yukarıdaki yargıların hepsi akıl eşliğinde birer çöplüktür işe yaramazdır

Tanrı, yine varlığın ve varolanın içkin hedefi-zaferi gibi sunuluyorken ,varolan var içindeki bir varlık, varlıkbaşı ve varlık kurucusu olarak zaten kurulmuş ve kurulu varlığın yani kendi içinde bulunduğu koşulların kurucusu olarak ilan ve ifade ediliyorken ....
ve zaten varolanı onun içinden kendi sonradan yaratmış bir baş-var varlık ,varlıklarbaşı olarak üretilip sentezlenmektedir..

İşin aslı tanrı ne zaman yok'u ya da kendini yaratabilirse o zaman tanrı olur. Ya da yoktan kendini ve varlığı türetir getirirse tanrı olabilirdi.
Yani esasen tanrı demek kendi ontolojisine sahip olmak, ontolojisini kendi yaratmış ve kendi ontolojisine ve yokluğuna da eşit olmak demektir…
Bir şey kendini yoktan yaratabildiği zaman tanrı olabilir sanırım
Bunları düşünebilirsiniz. Zaten ortadaki bir var ve onun içidneki devimleyici olarak tanıtılan tanımlanan ve tanıtlanan tanrı sorunsalı

Tanrı denilen Kendinden önceyi önceleyemez, kendi varlığını ya da kendini kuşatanı ve kendi olma durumunu vareden olamayacaktır. Zamansızlık tanrı ilkesi/ilkseli ile bağdaşmaz. Zamansızlığa bir ilksellik bileştirilemez. Tanrı kendi varlığını kuşanamaz yani ya da kuşatamaz. Kendini sebebi ve sahibi olamaz. Kendini yaratıcısı da olamaz. Onu yaratan ve içinde türeten içeren dış ve iç koşulların yaratıcı da olamaz. Tanrı kendisi bağımlı olduğumu olumsallık içinden üretmelidir.. Boşluklarda bulmuştur kendini ve var içinde var yaparak ve varın içine var katarak kendini Tanrı ilan etmiştir…

Akıl ve düşüncenin küçümsendiğini gördük. Erdemin ve bilmenin küçümsendiğine tanık olduk. Bilginin de küçümsenişi ve istenmeyişini görüyoruz bizler.. .Biilgiden ve gerçek öğrenmeden korkulduğunu hatta kaçıldığını üzülerek görüyoruz. Gerçeklerle yüzleşmek ve yüzleştirilmek noktasına gelince kıvırgan kanılar dolanıyor ortalıkta…

Olan bir var ya da olan bir kendilik durumu içinden tanrı yaratıyor
Yan tanrıyı önceleyen bir var tabanı var. ve tanrı var tabanı yoklukla ilişkilendirilmeksizin kuruluyor
Bu bağlam tüm varlık kendidir, öylecedir sebepsizdir ve kendi bağlamı ve devimi ile vardır ifadesiyle tanrısızca bir beriye de çekilebilirdi…

Bunlar kavranamaz diyorsunuz
Tanrı'yı kavramak ve bildirmek denilen bir kere ontolojik olarak varlık kavramaya-kavramına ve anlamına gidiyor
Tanrı bilinebiliyorsa her şey bildirlebilir ve bilineebilir. İşin aslı hiç bir şey ve hiç bir açıklama Tanrıdan daha kompleks değildir.
Tanı kavramı ontolojik olarak varlık kavramının kendinde ve bütününe işaret ve isebet ediyor olacaktır.…

Tanrıya atfedilen oluşsuzluk, başlamama ve yapılmama durumlarının varlıka geri teslim edilmesi, ve sahipsizliğine-nednesizliğine geri iadesi gerekiyor sadece
Varlık adı Tanrı adında gövde buluyor

Bunlar ne saçmalıklar diyorsunuz
Duyuyoruz
Dalga geçeceğinizi biliyorum
Dalga geçer gibi muhtemelen okuyarak boşvereceğinizi
Bu adam/lar ne diyor ki ne bilebilir ki ne kavrıyorsunuz ki!
Felsefe ve düşünmek boş iştir
Bu adam bir şey çözemez düşünerek bunları bilemez ve bilinemez ve bunlar kavranamaz..

Yukarıdakilerin hepsi koca koca yalanlardır ve zihinsel kafeslerinizdir..
Engellerdir
Yıllardır öğrendiklerimiz bize bunu anlatıyor

Öncelikle İlk ve baş dediğimiz kavramlar örneğin bir dairede bulunamaz
Bu nasıl olabilir diyebilirsiniz
Bana bir daire üzerinde ilk ve baş gösterin
Bunu okuyan herkesten bir kez olsun varoluşun bir daire gibi sonsuz-başsız ve ilk öncesiz olduğunu/olacağını ve onun içinde kendinden bir işler güçlerin zaten var olduğunu düşünmesini isteyeceğim

Sen inanmıyorsun bu senin sorunun cümlesini net olarak reddediyorum
Bunun yerine sen bilmiyorsun bilmek istemeyen sensin ve bu da benim sorunum değil ifadesini koyacağız
Bana sen inanmıyorsun cümlesini verene ben sen henüz bilmiyorsun karşılığını veriyor olacağım

Biz buna bir inanç sorumu olarak ele almadık
Biz tanrıyı bir bilme, bilgi sorunu olarak ele aldık ve görüyoruz
Bu yüzden bu senin sorunun düşüncen ve inancın deme bana artık
Bu ortak varoluşsal bir sorun..

İnancına ve inanca saygı ifadesi bilgisizliğe ve karanlığa bir göz yumma öneriyor...

Tanrı bilgibilimsel varlıksal ya da yaşambilimsel bir sorundur
Tanrının bir inanış sorunu addedilmesini reddediyoruz
Tanrı bir biliş bilgi problematiğidir

Ve doğru düşünme , mantık yöntemleri ile yani akıl-mantık ve felsefe ilkeleri ile bu konu çözümlenmelidir

Gençler geliyorlar diyorlar ki felsefe zaten anlaşılmaz. Felsefe mi aman aman. Bilim zaten ispat yapamaz Bense zaten bilemem ve Tanrı bir bulmacadır. Gel de çık işin içinden çıkabiliyorsan.?!? Neden kendinizi ispat yükümlülüğüne sokuyorsunuz? Neden bir şeyleri ispat etmeniz gerekeceğine inandırılıyorsunuz? Neden bunlara izin ve geçit veriyorsunuz? Bu kapana hapsediyor ve buna izin veriyorsunuz?

İkna ve kanıt paradoksları kişisel kanınızı aşıyor mu? İspat olunması ve olması gerekeceğini kim söylüyor neden? Ve neye dayanarak bunu yapıyor?

Tanrı ya da Rab ya da Efendi denilen tıpkı bir hayvan varlığının örneğin kedi köpeğin insanı belirtmesi ve işaretlemesi gibi bir şey olabilir
Antik gizemler çözülebilir
Varlıkta insanüstü uygar varlıklar olabilir

Belki de kişisel tanrı, bütüncül varlıksal tanrı ayrımına gidilmelidir…

İki tür tanrıyı kısmen uyarlıyoruz. Bir tanesi Spinozacı ya da Pantesit bir tüm doğa Tanrı anlayışı. Ve bu tanrı oldukça bütüncül bir varlık.. Bir diğeri de bu Rab dediğimiz. Bu bir hayvan,evlat ve köle sahibi ve efendisi gibi duruyor. Kişisel Tanrı diyeceğimiz bu.

Bunun Rab olanına kişisel diğerine bütüncül bir Tanrı diyebilirdik

Ve şimdi bu Rab dediğimizle büyükçe işimiz olacak. İnsanlığı karartıp uyuşturuyorsunuz-karanlıklaştırıp bilgisizleştiriyorsunuz-dinlemiyorsunuz. Çürüyoruz bizler. Varolmak, koşmak ve özgürce deneyimlemek istiyoruz ve iliklerinizi sızlatacağız.

Düşünce ve kalem özgürlüğü ver bana. Yasal koruma ver. Tıpkı eskinin diğer Ozanları gibi ve tıpkı Batının sakladığı Batıya sığınmış bir dil ve ağız gibi burda ülkemde saygı ver duy da yazayım yazalım lan!

can saygısı sağla ,kalemimin akışını ve sana sataşışını o zaman gör!

Batı Cehildir diyorsunuz. Burda kim nasıl yazsın lan! çok bilse ne olur! Devriye devriye peşinde nöbetteler her ağzın ve sözün ve dilin burda
bilse-fışkırsa taşsa ne olur burda insan..

Devriyeyi devriye de bu iklimde sürgünden başka ceza olmayacağını, can garantisi ver-sağla. Kalemimden çıkan her tona katlan ve dediklerimi söylememi garanti et sonra izle akışı takışı sana
Sen kalem mi kelam mı görmek istiyon? sen söz mü? hürriyet garantisi ve kalemden çıkana kalemle karşılık ver kes ve ceza kıstası-hürriyet kısıtlamama yoldaşlığı sun sağla izle Doğunu ve buranın bilge ve yarenlerini/yoldaşlarını...

Yazamıyom ulan yazamıyom! yazamıyoz bağırsız yazamıyoz da ondan suskunuz
Her ağzını yüreğini açanda ve kuşanan da can telaşı
suskun bilgeler ve uyuyuklar toprağı ondan bura. ondan bura suskun..
Kant mış-Hegel miş ve Hegel ve Kant sallayıp doğrucakları büyütecekler i görmüyor musun?

Kaleme son ve en büyük cezanın sürgün olduğunda bu toprakta olacakları izle
Bu toprağın yetiştireceklerini

Tanrı olduğunu düşündüğü söylenen bir çok ünlü düşünür Rab gibi bir Tanrıdan sözetmiyor.

Çocuklar diyor ki o da ve bu da inanıyormuş. Hangisi kişisel bir Tanrıya inanıyor. Felsefe ve bilim/bilinç-düşünce tarihinde sayılan hangi insan adamı ve evlası RAB sı bir tanrıyı onaylamıştır…
bu topraklara yakışıyor mu? Anadolu mirasına ve bilgisine kültüne de yakışıyor mu bu!

Arkadaşlar bu metin edebi bilimsel düşünsel ve filozofik herhangi gelişimi olan kişiden herhangi düzenleme desteği beklemektedir, istemektedir ve açıktır…

Ontolojinin yani kişi ve varlık yaşamının yine kendine yani "varlık kendi varlık" ve "kendinden varlık" anlayışına indirgenmesi ve bunu işaret etmesi, Ontoljinin başka bir varlığa indirgenmemesi ve kendi dışında bir ben belirtmemesi bizim en büyük en asıl delilimizdir-göstereceğimizdir.. benbenimcilik.benbencilik...

Yani kendini bilmek denilen en büyük delilimizdir…

Gerçeklerle yürüyorum ve Tanrıdan büyük bir gerçeği bildiriyorum. Ben benim. -adım- -ve idealim-.

Başkasından ödünç almadım ben varlığımı… tanrıdan .. RAB tanımıyoruz… Kendine Rab adı takanlar ve taktıranlar ve onlara birilerine Rab adı verenler ve özgür varlığı, özgür bilişimi bilgiyi reddedenler bir kendilerine gelmeli…

Onlara haddini burdan bildireceğim... Gel de sustur... Gel de sustur ve bin uydurtu'yu gör sonra arkamda ne varmış-bakarsın öğrenirsin hem... sen mi varsın ben mi varım....

Başkasından ötürü varlık duymuyorum. Kendimi yaşıyorum ve kendimi yaşıyorum. Kendim için yaşıyorum. Özgürlüğe ve özgürlüğüme bağlıyım ve ilişkim ilişiğim bir tanrıya değil. Ve tanrı ve RAB denilenlerin –sözde- nedensizliğine ben ve sen de bağlı ve ilişiğim bunu farkettim.

Göktekiler iyiyse ,adamsa-Tanrıysa ya kendilerine gelsinler ya bana… da Adam olsunlar/varlık olsunlar.. Benden özgün/içke varlık duyuş duyuyorlarsa bilgi bilim,biliş biliyorlarsa gelsinler söylesinler ve öğretsinler de…

Alternatif-sel

Ben özgürüm… (Tanrısızlığımı başsızlığımı ve kendime hükümetimi ve yeterliğimi ve doğadan ödünç –doğa içrek- benliğimi ve varlığımı ilan ediyorum)

Tanrıdan büyük ya da tam Tanrı kadar adımı ve benliğimi/özgürlüğümü ilan ediyorum ve duyuruyorum….biliyorum…./bildiriyorum....buluşuyoruz ve oluyoruz yapıyoruz....

-En az beş forumda yayınlanacak.. ve geliştirile geliştirile...

En güzel Türkçeyle felsefe yapılır. Türkçeyle felsefe yapılamaz diyenlere n-esinlerimiz olucak....
 
Son düzenleme:

"ictenlik"

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
4,192
Tepkime puanı
162
Puanları
63
Müslüman Ateist Deist Din Bilim Tarih Ve Felsefe Tartışma Platformu Facebook Group
9.5.18

Soran/Yapılandıran -İ.K.

Peki diyelim ki kuran-ı kerim bir beşer tarafından yazıldı şimdi dünyadaki bütün edebiyatçılar toplansın kuran ayetine benzer bir bir ayet yapsınlar eğer ki yapacak olurlarsa bende kuran ı kerim in beşer tarafından yazıldığını kabul edeceğim

Yanıtlayanlar-lar ve Yapılandıranlar Kolektifi

Sizin benim/bizim neler yazdığımızdan yaptığımızdan haberiniz var mı?
(Tarih boyu yazılmış ve henüz okumadığınız bir çok içeriğe de ithafen)
Bu birincisi
İkinci ne yazıyor ki Kuran da benzeri yazılamaz
Ya da Kuran ayetinin benzerini yazmak ne demektir?
Biz ne ayetler (cümleler) yazdık İ...

Soran/Yapılandıran -İ.K.
Şimdi sizi dinliyorum mutlu bey o yazdıklarınızdan birkaç dize okurmusunuz bize

Yanıt ve Yapışlar

İ.K. Sorularıma cevap alayım. Tanrı sözü olacağı öne sürülen metinlerin subjektif kıyaslanması mı bu! Ben bir çok şiir-şair de imgesel olarak anlamı ve bilinci taşan şeylere gördüğümü düşünüyorum. Kendi yazdıklarımı boşverelim...Ölçütünüzü merak ediyorum ve Kuran okumanızı da merak ediyorum.. ve bu ölçütlemeyi kıyaslamayı nasıl yapacaksınız..? ve sorularım cevapsız ...ne yazıyor ki Kuran da insanı ya da bilinci taşıyor
ya da ne ve nasıl yazmam isteniyor bekleniyor..

------

İ.K. Profilimin başında biraz önce Nasıl'ın ve Nasıl Dinin Kutsal Kitap taslağını sundum.. Devam edecek.

https://www.facebook.com/sanal.manik/posts/1937429536277318

------

profilimin başında yine Ontolojik birbaşkaldırı ya da yeniden düzenleme de yayımlanmıştır..

https://www.facebook.com/sanal.manik/posts/1937438052943133

-----

ve ne yazmamı/yazmamızı istiyorsunuz? siz söyleyin biz canlı biçimde bir şeyler oluşturalım ve doğaçlayalım hem..

--

(suskunluk)

--

Oluşmamış oluşmamışların oluşmamışlığı ve oluşamazlığı. oluşmasızlık..

O oluşmasızdır. oluşmamıştır..
Kendini ve başkasını da oluşturmamıştır..
oluşmayan oluşmamışlardan oluşmuş bizler bu yersiz yeryüzünde söyleşiriz...

bunu yazabilirim biliyor musun?
daha iyisini şimdi burda. böyle bir şova gerek var mı?
bunu istiyor musun?
bu sana yetecek mi ya da neyi kanıtlayacak ve tanıtlayacak..
benim güzel ve enteresan sözler doğurabildiğimi mi?

---

Enginsiz göklükte doğan var çocuğu beni dinle. bizi dinle şimdi..

Var destanları içinden geçtim ve olmalar giyindim/soyundum.
. Bedenler ve olumlar giyindim..
Yapımlar ve yapmalar giyindim/ soyundum.
Kendimi ve sensizliği giyindim...
Sensiz olmayı ben de ve ben olma da giyindim...
Soyunduğum sensizlikler ve kimsizlikler
söylendim/söyleştim..
Bilinmeyen destanların atası oldum..

Eğer mizah varsa bunu yapacağım..
eğer umursanırsa ve yanlış anlaşılmazsa.. matematik..matematik sadece..
eğer iyi bir matematik eşlik ederse...

Son beş yıldır internette her türlü söz dizini içeriğini denedim... Beni okumak bile istemezsiniz...

---

Başlanmamış Kitap ve Bitirilmemiş kitap

Okunmamış kitaba ithafen
ya da okunupta anlaşılmayan kitaplara ithafen

Bir insandan harfler bindirmesi isteniyor.
Sözleri üstüste indirmesi isteniyor
Ve bu sözlerin tarihin mesellerine üstün gelmesi isteniyor
ve bu yazılacakların tarihin mesellerine üstün/galip görülmesi isteniyor
Ben buraya ne yazabilirdim?
Onu düşünüyorum..

Yazılmamış kitabı yazmadan önce ne yazacağımı düşünüyordum...

linklenen yazım bana aittir
Turan Dursun Sitesi Forumları - Tekil Mesaj gösterimi - Akıllı Tasarım

---

Arkadaşım 5 yıldır internette oluşturmadığım ve doluşturmadığım metin kalmadı. Her yere saçtım onları...

Nasıl bir diyalektik ya da meselleme istiyorsunuz onu söyleyin...
Nasıl bir Kutsal Kitap (ya da şimdilik henüz kutsal olmayan kitap) yazayım ve ne yapacaksınız onla.
Siz söyleyin ben isteğe göre yazayım ve oluşturayım lazımsa..

Yapılmayandan yapılma yapısızlar yapısında ;
Oldurulmayandan olmuş ve oluşturulmuş oluşsuzlar

Oldurulmayanın oluşturduğu bengi;

---

Korkmazlar Söylencesi;

Öncelikle boşluklar da gök ve şimşeksizlik ve fırtınasızlık vardı..
Boşluk kendi kendine yalnızdı ve yalındı..
Yalın ve henüz sessiz rüzgarlar uçuyordu..

Boşluk kendi tavanına bitişik bir derinlikti..
Derinliği imleyen ve bir arada tutan akıl (bakış ve düşünme) direkleri boşluklara ışık renk ve düşünce saçıyordu..
Dalgalanan yeni boşluklar ve yüzeyler oluştu..
Akan perçemler oluştu....

Renkli dalgaları ve ışıkları takip eden sevimli kıvılcımlar (kıvıldamalar) dağılıyordu ve neşe taneleri patlaşıp saçılıyordu...



Devam edeyim mi "Korkmaz" Arkadaşım, İ... Arkadaşım ne tür bir şey istiyorsun?

Korkma Arkadaşım Korkma bizbizeyiz burda!
tanrı olmayacağına kanıyız/kanaatiiyiz...güvendeyiz...
--
 
Son düzenleme:

"ictenlik"

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
4,192
Tepkime puanı
162
Puanları
63
eğer dediğiniz gibi ALLAH yada TANRI yok ise şu soruma bir cevap verebilirmisiniz lütfen
ilk defa anne olacak bir hayvanı ele alalım mesela bir koyun o hayvan yavrusu dünyaya gelince onu temizleyip emziriyor bakıp büyütüyor onu koruyup gözetiyor o diğer kuzuların arasına karışsa annesi onu o kadar kuzunun arasından ayırt edebiliyor bütün bu işleri annelik hissi ve iş güdüsü ile yapıyor bildiğim
Şimdi mesele şu diyorsunuzki ilk canlı buna insan ve hayvanlarda dahil enerji hareketleri sayesinde varolmuştur .Bu bağlamda ismini zikrettiğiniz hareketler uygun ortamda bu canlıları oluştururken nasıl olduda bir anneye bu içgüdüselliği öğretebildiler bu işn sırrı ne
aksi taktirde yeryüzünde hiç bir canlı coğalamazdı nasıl oluyorda bir dişi aslan başka hayvanların yavrularını parcalarken kendi yavrusuna merhamet ediyor onu ağzında taşırken o kadar hassas olmayı nasıl başarıyor.ona bu acıma merhamet hissini veren o enerjilermi
bir arkadaş yazısında beyindeki neronlardan yani sinirsel hücrelerden bahsediyor bu hücreler nasıl bir canlının ruh halini düzenleyebiliyor
ağlama ve gülme hissi nasıl gelişti biz canlılarda sevinç ve hüzün yani kısacası hisler nasıl gelişti?=

bir küçük soru daha insanlarda ve canlılarda merhamet hissi varmı varsa bunu beyin nasıl sağlıyor?
SAYGILAR
NOT : ayrıca lütfen biraz mantıklı ve tutarlı şeyler yazalım
bunun Allah yoksayla bağlantısı yok. Allah'ı bu arada nereye ilişkilendiriyorsunuz?

ilk canlı gibi bir ele alma da problem var bence,
evren diyoruz. bence evrenini geçmişine gidersek bir evren bulmalıyız-onun da geçmişine gidersek bir başka evren. bu bir kısır döngüdür. gerçeğin içinden böyle çıkamayız-bunu kabul etmeliyiz.

yine gelişti diyorsunuz..

evren ya da gerçeklik'in olmadığı ya da materyalize gerçekliğin de sürekli devinimde olmadığı bir zaman birimi ve geçmiş (Varlık denilen de ve Varlık olarak ortaya koyulan da) işaretlenemez..oluşlar hep vardı hep sürecek. işin aslı oluşlarıyla var varlık. bu onun devinimi..
bizim çözümümüz bu/bizim işaretlememiz bu.bizim referansımız..

saygılar.

oluşsuz varlık yok. bir şeylerin oluşmamış olduğu/olacağı zamanlar ve yerler de yok..
oluşlar denilen başlamadı sadece.bu bu bir devinimdi...
oluşlar denilen zamanla sınırlanamıyor ve başlatılamıyor..
kelimelerle bunlar yeterince ifade edilemiyor-zaman kavramı üzerine düşünmek gerekiyor. başlama kavramını iyi ele almak ve yapılandırmak gerekiyor sadece..

oluşlar olmaya başlamadı ve gerçeklikten (ve sürekli oluşlardan) yoksun bir varlık ve evren hiç -bir zaman- yoktu/olmadı...
Varlık hep -sonsuz- iç gerçekleri ve evrenleri devimi ile birlikte kurulu vardı
aslında bu ifade bile bozuk-..zaman bakın...
zaman öyle araya katılmadığında hiç bir ifadeye gerek kalmıyor...

olmamış oluşlar yoktu...oluşlar şimdidir...
geçmiş diye bir şey yok ne yazık ki!
önce diye de...

şimdi diye birşeyimiz var ve oluyor ve olmaya devam ediyor diye birşeyimiz var
hep oluyor...
şimdi.baştan sona bütün zamanlar şimdi.sadece şimdi var...durum hep bir biçimde materyalize oluşlar ve gerçeklikler ifade edecek.
materyalize oluşsuzluk ve gerçeksizlikte bulamasınız...
öyle değil böyle materyalize/de-materyalize/farklı materyalize bulunabilir başka oluşlarda ve gerçeklerde
böyle anlatabiliyoruz

varlığını buhar gibi hissetmek gibi diye bir şey tanımlayabilir misin örneğin. sonsuz düşünebilirsin...

Varlkın bütün zamanları baştan sona şimdidir.Şimdi olarak işaretlenebilir. Onun üzerinde oluş noktaları ve başlangıç işaretlemeleri bunları değiştirmeyecek..
Oluşsuz, gerçekliksiz (öyle ya da böyle bir gerçeklikten yoksun bir zaman yeri) devinimsiz varlık zamanı ve yeri işaretleyemesiniz..
Varlıkta gerçekliksiz bir an bile yok. Varlıkta gerçeklikten ve sürekli içeçe oluşlardan eksik an yok ki bayım!
Zaman içinde ne kadar gezerseniz gezin, yine varlık-evrenler ve varoluşlar -hep- bulacaksınız. Bu bizi sonsuzluğu ve şimdi dediğimizi de kavramaya ve anlamaya ve bunları kabul etmeye ,sindirmeye yapılandırmaya götürecektir..

olmanın doğası bu diyoruz/diyebiliyoruz.. ne yani bunu yadsıyalım mı!

---------------------------------------

-facebook kayıtları;
Müslümanlık, İslam ve Muhammed'in İnkılapçılığı
--

1,5 milyar insana kıyından köşesinden bulaşmış olan bu şey bir tabansızlık ifade etmez diyoruz o halde/ yapılmamış inkılaplara! son inkılapçı mı? İşin aslı ve gerçeği birbuçuk milyar insana bulanmış bir olgu yükünün kısa ve ortak adıdır Muhammed....

Muhammedi'in dinini inceliyoruz ve onun yıkım yollarını da tıpkı onun yıkıp, kırdığı putlar gibi araştıracağız... Bunu Muhammed'i suçlamadan (ve sevgiciliğini de bağışlayarak) yapmanın da bir yolunu deneyeceğiz..ama çağdaş gerçeklere bakmalısınız çocuklar ve gençler.. Bilimde yoksa felsefe de var. ya da serbest araştırma da var.... ve Hatırlayın Muhammed tek devrimci değildi...Tarih birbirine karışmış durumda ve tarihsel gerçeklerde...Böyle biri var mı yaşadı mı? kim? neler yaptı bilmiyoruz ancak din denen bir puttur kendi başına ve Tanrı denen de. ve O halde o yıkılmalıdır. Muhammed'in yolundan başlayın ve gidin. onun dinini yıkın. Muhammed adına bugüne putlanını kırın ve yıkın/çözün/düşünün...onu asıl öyle onurlandırın....kimsenin kara çalacak bir şeyi de kalmasın geleceklerin özgürlüğünde....

--

Tutunan kitlenin tabanı onu belirliyor... Ya da Yahudiliğin gölgesi ve ikincisi gibi bir şey. Ya da bize de sahip çıkan bir Tanrı/Patron Efendi varmış ya da Tevrat ve Yahudilik şeçkinlerinin alt seçkinleri olan ikinciler ya da bu ikisi arasında kapışma... Temel olarak Rab denilene göre evdeki kedi ve hemen kapının önündeki kedi...
Hayvan benlik yakını doğa-bağ duyan bu kitle Minions tarzı bir desteğe zaten ihtiyaç-arayış duyuyor- Sahiplenilme arayışında.. İnsan bunu anlayıp çözümleyemezse ve Minions'un kendisi hedefi olmazsa bu dini çözümleyemez. Ortalama arabesk-insancıl romantik sevgi ve bir hayvan ilgisi gibi bir yakınlık ve sahip çıkılma arayan bir kitleden sözediyoruz. İnsancıl bir sıcak sevgi ya da karın İslam denilen dini çözebilir ve çökertebilir.. Kişi (Muhammed) tanrıyla ya da evren varlıkla araya çekilmiş bir set gibi... Yani siz de tanrıya göre önemlisiniz demek ama sahip çıkma/çıkılma. Muhammed'in sahip çıkması ya da sahip çıkmacılığı ve bunun bir sevgi olarak adlandırıması ya da yansıması.. Bu babacıl bir koruma ya da yine babacıl bir elinden geleni yapma... Sahip çıkılmayı istiyorlar... Bilgilendirmeden ya da çatışmadan daha fazla refleks buna dönerse? daha hayvanbenlik, doğa-benlik bir psişe çözümlemesi ve yakınlaşması gerekiyor...Bir kere kitlenin evcil bir hayvan yavrusu benzeri gibi ele alınması gerekiyor...
Burada sadece İsa-Doğu -Batı sentezi bir şeyler işe yarayabilir. Hepimiz tanrının çocuklarıyız ve seviliyoruz. Hepimiz doğanın varlıklarıyız ve siz ya da başkaları daha az değerli değillerden tutunda her türlü korumacıl ve bilgilendirimecil sevgi ve varlık küçümsemeden ve zaten anlaşılmayacak bilgi savaşına girip bilgisiz etiketi vurmadan varlığı kabul ederek yaşam alanı açma ve fırsat tanıma...
 
Son düzenleme:

"ictenlik"

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
4,192
Tepkime puanı
162
Puanları
63
tanrı ... ?!? ...

Hocam tanrı hem var hem yok ..ne var ne yok diyoruz kısaca ve kabaca...
İsterseniz oluyor istemezseniz olmuyor..
size kalmış..

sonuç olarak dinler (ve tanrı) her halükarda çöpe gidiyor yani?


çöp değilde tarih-mitoloji ,olgu gerçeklik, gerçeklik var, realite var ve her taşın gereği var. zorunu var.

---
Ateizm Deizm Panteizm ve Agnostisizm FAcebook Group
11.02.2018


Soran/Yanıt Arayan:

Arkadaşlar benimde islam konusunda kafam çok karisik
Siz Neden ateist oldunuz?


ateist olmak tanımlamasını sevmiyorum. benimsemiyoruz da.. doğal bir biçimde yaşarken ve varolurken ve öğrenirken oynarken ve hayatı anlamaya çalışırken (birilerinin bana verdiği ve hatta cebime koyduğu ve elime-aklıma tutuşturduğu) tanrıyı bir yerlerde kaybettim ve bir yerlerde düşürdüm... onu bulamıyoruz artık.....

--

Paylaşan:
Admin lütfen onayla bana yardimci olsunlar?

Arkadaşlar 5. Siniftan beri namaz kiliyorum suan 12. Sinifim yeni biraktim namazi kuranda aklima takilan bazi seyler oldu hepsini burada açamayacagim bi çok seyin cevabini buldum ama 2-3 şey kaldi.Şuanki düşüncelerim şunlar
Allah vardi bizi yarattı acaba yoktan varolduda sonradan yoktan yok olup öldümü?
Allah varsa din gönderir dinler ise mantıkla celişiyor
Bu dünyada bu kadar sey tesadüf olamaz yani buna inanamıyorum ben şahsen
Kararım Allah var ama dinler yalan desem ne bileyim dinler insanlara ahlaki ogretir dinsizlik sacma geliyor bana. İnsanlar her halti yiyor örneğin bir ateistte namus kavrami yok herkes ateist olsa ciplak ciplak bile gezerler evlenmeden once 1000 kisi ile bile iliskiye girer amaç bu olmamali ateistlikte cok amacsiz geliyor.
Eger obur dunya yoksa lan insanliktan banane herkese serefsizlik yaparim çalar çırpar rahatca yaşar ölür giderim nede olsa ceza felan çekmeyecem ohhhhhhh misss gibi bi algi oluşuo valla kafam Allah bullah Nabacami sasirdim İNTİHARİ bile dusundum belki islam dogruysa henuz sapmadan Allah belki affeder zaten dinsiz yasam boş gibime geliyor Allahim yazamiyorum bile fena dusunceler icerisindeyim.

--

Yorum/Katkı:

düşüncelerinizi açar mısınız?

vardı da ,yarattı da (di-li geçmiş zaman kalıplarıdır)
ne varlıkta ne de tanrı denilenin ontolojisinde böyle bir zaman bulunamaz.. Ne tanrı ne de varlık denilen ontolojik bir di'li geçmiş zaman-a işaretlenemez..

varolmanın kendisi tesadüf değil de zorunluluk (yani zaten varolma/olmak realitedir) olarak sözedilir fesefe de ..olmama tersi. olma vardı.bunu değiştiremeyiz...göz ardı edemeyiz. yok değiliz kısaca.

ateist gibi kavramlar ne saçma. tanrı diye bir başvarlık ve ilk vareden ilk varlık, varlıkta zaten yoksa yoktur. Olamaz da.. Ateist gibi kavramlara ve argümanlara kanmayın.. Böyle kalıplar uydurmayın önce..

Varolanı bir ilk vareden olması saçmalığı
Varolan varken ve ortadayken? anlıyor musun?
Bu ontolojinin kendiyle, Varlıkın varlıkıyla çelişir.çıkmazdır.. İlk varedici varolmayı tanımlamıyor çünkü tanımlamıyor. var zaten varsa neyi varetti? Varolanın ve zaten zorunlu olarak ortada varolanın ilk varedeni de olamayacaktır... bu felsefe ve bilgi sorunudur. Varlıkta bir başvarlık ve ilk varlık yok diye varlık ta mı yok diyeceğiz?! Biz de mi yokuz? Kendimizi mi inkar edeceğiz? varolduğumuz ve birbirimize bağlı oluşumuzu inkar mı edeceğiz?

Varlıkta genel olarak bir amaçsallık/ereksellik yok diyoruz..zorunlu devinim benzeri niteleme. ama gerçek bu/realite yüzleşmeliyiz...
Tüm var/varlık birbirinin (kendinin ve diğerlerinin) biçimleri olduğunda ya da bu kavrandığında ve sen-ben gibi ontolojik kavramlar ve aryrılıklar/ayrımlar kalmadığında görürsünüz kimin ne olduğunu-olacağını...

çocukken ben de kıldım ucundan kıyından. geçip gitti hepsi.. bilgi.. sadece bilgi bizi kurtarır..

--

Ve gelinen ve olunan yer her zaman ve her durumda ;
gözlemciye göre ve olana göre de; varlığın şimdi ve burası olarak işaretlenebiliyor. Gelinen ve gidilen tüm yerler ancak ve ancak şimdi ve burada olarak işaretlenebiliyor.
Şimdi ve buradan geldik ve şimdi ve buraya gidebiliyoruz işte bu yüzden.

Şimdi ve buradan gelip şimdi ve buraya gidiyoruz...
 
Son düzenleme:

"ictenlik"

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
4,192
Tepkime puanı
162
Puanları
63
Ontolojik Derlemeler Kayıtları

Müslüman Ateist Deist Din Bilim Tarih Ve Felsefe Tartışma Platformu Facebook Grup

---

Ateizm Metafiziğe Karşıdır, Metafizik; Cin,Peri,Ruh mu Metafizik Adlı Felsefe Alanı mı Yoksa Gözlem ve Deneye Kapalı Konular mı?

bir denedik..

("meta ya da öte denen de beri çekilebilir. öte, beri çekilebilir..dir..")

varlığın mekanı burasıdır. ötesi berisi yok bunun. kavramsal /ontolojik katmanlar bunlar sadece...

Öte de çekilen beri de çekilen aynı varlıktır/varoluştur
Öteye de ,beriye de çekilen aynı varoluş yüzeyidir.
Varoluşun ötesi berisi yok. mekan bura adında izafe edildi. öteler beridir beriler de öte..
--

bir meta-gerçek ve meta-fizik bile olsa burası materyalik biz düzlemdir/zemindir. Kavrayışlar buraya ve beri çekilmeli ve bunu üzerinden gidilmeli. Bir çok tarihsel iyi olgucu ve iyi yorumlayıcı alternatif gerçeklikler olsa bile bunların yapay kavramlaştırması ya da bozuk kavramlaştrması yerine, bilinç düzlemi üzerinden buraya çekilmiş ve iyi yapılanmış kavrayışı önerir. Yani evrensel meta-gerekliğin/gerçekliğin materyalik düzlemin bilinçliliği (beri/buraya) içine çekilen/çekilebilen içeriğini yapılandırdılar. ve birincil sorun olan buranın ve insan sorunlarının üzerine giderler. Açlık birincilse açlık çözümlenir. Örneğin derdi açık olan birinin evrenin henüz kavranamayacak genişlikte olan kavramları peşine düşmesi saçmalığından ve basit yeterli kavrayışların tutarlığından dem vururlar.. Konu tarihsel tümden bir karmaşa ve burada bir yorum balonu altında tartışılabilecek genişlikte değil sanırım.. Metafizik denilen felsefe denilenin bir alanı olsa da; genellikle, din deneni ve öte dünya deneni ve toplumsal uykuyu ve yanlış ya da henüz yapılanamayacak ayarda bilgiyi algılama çabasını besleyen bir alan ya da safsata ve at izi it izi karışımının pek seçilmesi mümkün olmadığı bir alan vb. olarak görüldüğü için kimi olgucularda sevilmiyor. Kendi adı da bir karmaşa.

Türkiyeliysem israil meta-türkiyedir. Suriye meta-türkiyedir. Türkiyenin sorunlarını israile bakarak gideremem. ya da israil üzerinden gideremem. ve israil'in içişleri bana hep karanlık kalıcaktır da...
yerdeysem gök meta-yerdir. Gökte yerin sorunlarını çözemem.
İç dünyada/dünyamda dış dünyanın sorunlarını çözemem.
su içmeyi düşünerek su içemem.içilmiyor...
bu gidip bir bardak su doldurarak yapılıyor...

--

Metafizik genel anlamda aşkın bir bilgi, aşkın bir duyuş üretme çabasıdır. İnsanı t-aşan/geçen bir bilginin ne gereği var .İnsan olmak için ya da olmak için iyi bir hayat ve edim için bu düzlemde yeter bilgi ve içerik nedir? sorusunu/sorununu taşan edim ..ler meta-gerçek arayışı. Evrende meta-oluşlar meta-gerçekler olsun bir burda yerdeyiz değil mi? Meta-oluşlar meta-oluşlarda deneyimlensin-deneyimlenir...

İçinde olunmayan meta-gerçeğin sorgusalını/sorunsalını fazla taşırmak ve işi aşırmak ve fazla işe katmak/bulaştırmak asıl metafiziktir. Kavramadan bilmeye kalkışmak, özümsemeden bilgi doğurmak çabası.

Meta-gerçekler ya da meta-fizikler olsa bile insan denen dünya üzerinde yaşayan canlı için ayakları yere sağlam basan bilgi bilgi olmalıdır değil mi?

Örneğin meta-gerçeklik-ler ve aşkın bir gerçeklik var deyip burada boşluğa yer çekimsiz ev kurulmuyor... Eğer bir gün ev yapmaya uğraşıp evrendeki aşkın gerçeklerde bu mümkünmüş deyip evimi dünya üzerinde yer çekimsiz inşa etmeye kalkma gibi tutarsız bir çaba içine girersem sanırım bu metafizik olur. açıklayamadım..

-

Ama diğer taraftan tüm öte-ileri yada dış oluşsal gerçekliğin ya da ileri/aşkın sentezlerin ya da başka düzlem varlıkların, oluşların (ve bunların olasılıklarının) katı reddi de bir ikilem...

metafizik olmayan/görülmeyen;
şimdi ve burada ile ilgilenmektir. örneğin dünyada insanım. iş, yemek barınma gibi problemlerim var. bunları çözmeyi denerim. gözlem yaparım...aç bir kaplansam avlanırım.. ilerisini düşünmem...doğal olarak eylemimi sürdürürüm...

metafizik görülense;
biz neden burdayız?. gökte tanrı var mı? acaba o ne diyor? yemek bulmak için ne yapmalıyım. tanrı bana bir geyik göndersen çok açım...varlıkta ne olduğunu bilmeden yaşayamam. biri bana ne yapılacağını söylesin? en doğru bilgi kimde acaba?

gibi

olgusal oluşarda metagerçek ve meta gerçeklikler olma olasılığı bu yukarıda yazılanı değiştirmiyor.

---

Fizikötesi gerçek fizik üzerinden kavranıyor ve yapılıyor.. Dışarda fiziksel varlıklarız. Çıplak doğanın karnındayız...Eylem gerçektir.. Zihin gücüyle dışarda olmuyoruz, elimizle tutuyoruz.fizik budur...
kaplansan avlanacaksın önüne yemek koymuyorlar..bu kadar gerçeklik yeterlidir

Fizik ötesi oluşta fizik ötesi değildir. Bize göre şimdi-lik henüz fizik olmayan metagerçeklikler, antievrenler ya da enerji-gerçekleri bile olsa kavramlar yine de yanlış ele alınıyor..Biz şimdi burda fiziksel materyalik düzlemin esirleriyiz ya da oluşlarıyız ve onu yaşayanlar biziz. Sorunumuzda bu...

idealist özneciliğe çok yüklenilir çünkü evrensel anlamda özne kavramı muhtemelen bir kişiye ait, her kişiye ait ya da her kişinin de kendi tekelinde değildir.

eğer meta-fizik ya da meta-gerçek araştırması denilen tanrı doğrulamanın peşine gitmeyerek yapılıyorsa?
açık gerçek araştırmasıysa belki bir işe yarar
ama öyle yapılmayacaksa ne işe yarar..?

Örneğin yedi kat gök olsun 5.ve 6. kat meta gerçeklik diyelim. burada ki alternatif gerçekliği fiziksel düzleme beri yine kavrayış çekebiliyor. mitoloji örneğin bu konuda bir dışavurma.
bunun kavrayışı zaten bunun dillendirmesinden önce var.
o düzlemin gerçekliğini yine de buraya beri çekemeyiz. Bunlar kavrayışlarla içerilir. Bunların olup olmayacağını çatışmak, bunu çatışıp durmak örneğin savaşı durdurmaktan daha mı önemlidir.? yemek ekmek kavgasından ve hürriyet kavgasından daha mı önemlidir... ?

Orada yukarda ne olduğunun bilinmesi gerekmiyor. doğa basittir.

Tamam metafizik evrende ya da bizim şu an ki yaşam alanımızda henüz fizik olarak ifade edilmeyen/edilemeyen aşkın oluşsallıklar ve düzlemler olabileceğini ya da tanrısallık ve içsel devimsel organik, organize zeka olabileceğini söylüyor diyelim. bu da mümkün olsun..

bu bizim burada fizik olduğumuzu gerçeğini değiştiriyor mu?
ve fizik varlığımızla ve fiziksel yaşamla birincil boğuşmamız ve yemek bulmamız ve bölüşmemiz gerekeceği gerçeğini. Öncelikli sorunumuzun da bunlar olacağı gerçeğini değiştiriyor mu?
objektif gerçek arıyoruz ya da yaşıyoruz.

Eğer insan bir sorunun ya da çözümün ucundan tutmak istiyorsa?
Dışarıdaki olgusal gerekliği incelerim ve müdahele ederim değil mi_?
Ya da kendimi gerçekleştiririm ve eylemelerimi üretirim ve yaparım...
dışarda insan olmak için bilmem yeteri kadar şey de bana yeter değil mi?

bilinç ya da biliş denilen de gerçek bir şekilde içerilir ve kavranır. öyle adlandırılmasada .
kişi yukarıda sayılanları demiyorsa da

Konu yanlış düzleme çekiliyor.
bir kere meta-gerçek arayışı bugünün sorunlarının ötesine geçmemelidir.
bu düşünceler araya set olarak çekilmemelidir..

İnsanın birincil kavgası yaşama kavgasıdır ve hürriyet kavgasıdır.

İnsanın birincil kavgası yaşamak/yaşamını yapmak, yemek, açlık bölüşüm ve hürriyet kavgalarıdır-çıkar çatşmalarıdır. Bölüşüm kavgalarıdır... Tanrı aramak değildir..

Gökyüzünde başka gerçekler ve oluşlar ya da metagerçekler ve fizik ötesi oluşlar bulmak buradaki insanın oluş sorununu değiştirmiyor ..Bu sorunları beri çekmez. Yapman gereken eylemi belirlemez bunlar. Olma durumunu da değiştirmez. İnsan düşe kalka olmalıdır sadece.

Gökyüzünde tepişenler gökyüzünde. İnsanın gerçekliği burasıdır...

Gökyüzünde ya da varlıkta başka gerçekler ve gerçeklikler bize göre aşkın sanılan ileri gerçekler ve düzlemler ya da uygarlıklar olması gerçeği bile insanın yaşamını yapması ve olması gerektiği/gerekeceği gerçeğini değiştirmeyecektir. Fiziksel oluşu öte beri taşımaz bunlar...

Özgürlük için bir yerden icazet alınması gerekmiyor. tüm sorunda bu ya?

öte kavramına iyi bakın. biraz öten de. öte arka taraf değildir? biraz ötesidir? öte beriye taraftır ya da uzak olandır..
ötelemek-öteki
bizden olmayan bile öteki, öteki ki dünyalılar ve ötedeki dünyalılar
belki de az ötedeki ve ötemizdeki ve
belki de bizim ötemizde tutuklarımız..

"meta ya da öte denen de beri çekilebilir. öte, beri çekilebilir..dir.."
öte setlerini kırın...tek bir öte ve tek bir beri.
Öte de çekilen beri de çekilen aynı varlıktır/varoluştur
Öte beri ayrılanlarda/ayrışanlarda (öteye beriye ayrılanlarda) öteye beriye ayrılmayın önce kendinize ve sonra birbirinize gelin...

ötedeyse ötede berideyse beride birlikte duralım farketmez/farketmeyecektir..
öteyi beri bura yaparız. burayı öte kılarız.

"meta ya da öte denen de beri çekilebilir. öte, beri çekilebilir..dir.."
öte setlerini kırın...tek bir öte ve tek bir beri.
Öte de çekilen beri de çekilen aynı varlıktır/varoluştur
Öteye de ,beriye de çekilen aynı varoluş yüzeyidir.
Bir anti-varoluş/varolma ya da varolmadışı yaratmıyorsanız ontolojik bu git-gellere ve setsizliğe alışın..

Öte beri ayrılanlarda ve ayrışanlarla (öteye beriye ayrılanlarda) öteye beriye ayrılmayın/ayrılmasın. kendinize bir gelin önce ve birbirinize gelin...gelelim...

ötedeyse ötede berideyse beride birlikte duralım farketmez/farketmeyecektir..
öteyi beri bura yaparız. burayı öte kılarız.
öteler yakınlaşıyor ötelere gidersek eğer...

biz öteden beriden topladıklarımızla genelde burada birleşiyoruz...
ve öteden beriden topladıklarımızı burada birleştiriyoruz.
varlık merkezi buradır öte beri değil...
buradan beri bura mı var?
öteye de gidersem öte bura olur. beriye ye gelirsem beri bura olur...

varlığın mekanı burasıdır. ötesi berisi yok bunun. kavramsal /ontolojik katmanlar bunlar sadece...

Öte beri yok varoluşta .arka yok...öte arka değil/ters değil-tersi değildir.. bunlar aynı varoluş yüzeyinin katmanları ve ontolojik geçiş yüzeyleri, değişim yüzeyleri/sentezleri

6-7 alemde olsa /6-7 katmanda/ 6-7 gökte olsa aynı varoluş yüzeyine katman katman ontolojik geçişler, geçiş yüzeyleri

Yedi rengin ontolojik geçişleri gibi... varoluş yüzeyi buradır..
Bura adında deneyimelencek her yer ve ben/biz adından bilinecek varoluş...

bir anti varoluşa ya da varolma dışına varlık t-aşırmıyorsanız bunu bulacaktınız..

öte denilen anti varoluş bir başka biçimde varolmayı simgeleyen sembolize eden bir anti-varolmaya vurgu yapar...

ben ve bura dışında hiç bir yere varlık götüremezsin sen...

---------- Mesajlar Birleştirildi at 10:51 ---------- ilk Atılan Mesaj Zamani at 09:28 ----------

bir denedik.. -2

-üstteki iletimin devamıdır-

Aşkınsal İlkeyen Aşkın Tözcüler Buhranı


Alıntı:
uydurtu Nickli Üyeden Alıntı
bir denedik.. -2
.


-üstteki iletimin devamıdır-

--
Aşkınsal İlkeyen Aşkın Tözcüler Buhranı

Aşkınsal ikileyen/ilkleyen (ilkeleyen) ve töz/tözcü yalıtan , tökezleyen ve tökezleten ileri tözcüler buhranı..


Meta Evren,ve Meta Teori Üzerine 3 ; Meta Evren,ve Meta (öte/ileri) Teori Üzerine 3
Gelecekçi Teoriler

Metafizik ya da aşkınfizik ya da fiziği aşan, fizik olmayan ,birincil elden tanrıyı ve oluşu kamulaştırmayan (dağıtmayan/paylaşmayan ) fizik, metafizik ,felsefe (ne derseniz deyin) ; ya da tanrının gölgesini/oluşunu (satan ve bunu) meta-düzleme, ontolojik düzleme yani fiziğe geçişini/yansımasını iyi irdelemeyen indirgemeyip/çözmeyen, çözümlemeyen ve adam gibi yapılandırmayan fizik ya da ilerici fizik ötesi farketmez, zaten meta-metacı felsefe (ya da ne derseniz deyin) batıktır/ikilemdedir.. /buhrandadır...

Tanrının/Oluşların ontolojik ya da fiziksel geçişlerini/oluşlarını ve ontolojik fiziksel indirgenmesini, görünümlerini sözetmeyen ve yapmayan felsefe

Aşkınsal ikileyen/ilkleyen (ilkeleyen) ve töz/tözcü yalıtan , tökezleyen ve tökezleten ileri tözcüler buhranı..

Ötetözcülük ya da ötemetacılık ve metaöteciliği ya da fiziköteciliği/fizikdışıcılığı adında kapsanan buhran verdisi?

metadışı meta,kamusal meta,metadışı olmayan meta-metalaşmış meta....

--

fiziğin donesi ya da verdi metası, izlenen coşulan ve buraya yazılan-olandır. aşkını ya da aşkını ya da aşkınsalı ya da daha aşkınsalı da tarihe yazılacaktır...

fiziğin bize bıraktığı ney?
meta adında kapsanan veri ki, fizik meta.. o da bir veri... yaşam bir veri/meta/fizik...

fiziğin metasının -gerçek-aşkınsalı buraya yazılabilen -ileri/aşkınsal sentez ve onun doğrulanması duyumu/uyumu ve onun ürettiği/üreteceği gelecek sentez ya da sinerji bağları ve bağlamlarıdır...

Geleceği -biz- yapacağız...

Aşkınsal fizik-ler üreteceğizdir eminiz..

Fiziği aşan işte düşüncelerimiz aşıyor ve birlikteyiz değil mi_?
 
Son düzenleme:

"ictenlik"

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
4,192
Tepkime puanı
162
Puanları
63
13.05.2018 Facebook KAyıtları

bir sabah uyandınız ve ülkede neyin değişmesini isterdiniz?

benin-ülkenin, evrenin-senin, herşeyin.. nasıl cevaplanır ki bu!

ülkede ülkenin
ülkenin yerinin
içindeki kişinin/kişilerin -(oluşların ve işlerin genel)
dışındaki onu saran gerçeğin
ülkenin evrendeki yerinin bile değişmesi
ölümün ve kalımın bile -birden- değişmesi
bu soru bana/bize yetmiyor -anladım..

-------------------------

Arkaik insanın günlük yaşamda karşılaştığı her türlü soruna çareydi tanrı. Bütün olan biteni açıklayabilen o güçlü kelime, insan tanrıyı yaratmıştı çünkü; bitmek bilmez sorulara bir çırpıda verilebilen tek cevaptı o.

Kozmolojik bir kimlik sorunsalı olarak tanrı?

ya da kozmogenetik bir kimlik/ben-kişi bunalımı olarak tanrı
oldukça kozmolojik bir bunalımdır...

---------------------------------

Kitleler asla gerçeğin peşinde koşmamıştır. Yanılsamalar isterler ve yanılsamasız yapamazlar. Gerçek olmayanı gerçeklerin üstünde tutarlar; gerçeklerden çok gerçek olmayanın etkisinde kalırlar. Bu ikisi arasında ayrım yapmama eğilimi oldukça yüksektir."
Sigmund FREUD


Gerçek denilen de saf bir hale soyulursa, en son gerçeksizlik ya da meta-gerçek ya da gerçeğin ta kendisi denilen bir durum ifade etmelidir. Gerçeğin ta kendisi ise sanırım yaşanamazdı...
Gerçeksiz denilen uca yaklaşmadan yalpalanmak ve dalgalanmak gibi bir şey olmalı gerçeklik. bilmiyoruz..

----------------------------------------------

Şuanda rüya görmediğimizi nasıl bilebiliriz?

Y: şu anda rüya görmenizdene ne ifade ediyorsunuz.?.
gerçek ya da gerçeklik denilen rüya kavramıyla ele alındı diyelim bu bize ne ifade eder?

S:Eğer bu bir rüyaysa fiziksel gerçeklik algımız yanlış bir temele dayanıyor. Sonuça materyalizm güme gidiyor.

Y: yanlış.her ikisi de yanlış.bir şey güme gitmiyor. gerçeği ne sanıyoruz ki? gerçek demek ya da gerçeklik demek zaten.. realite.. bu kavramın en yakın kullanımlarına bakalım. dilsel anlamına bakalım. sanal gerçeklik örneğin. tv de bir gerçeklik var. sinemada da bir gerçeklik var. çoğumuz izlediğimiz filmin içine giriyoruz. gerçek/gerçeklik demek zaten bir algı algılama biçimini ifade ediyor...

--------------------------------------------

Lilith Efsanesi Nedir?

İnsanın ya da türlerin eşey oluşunda ve ikiye bölünüşünde bir türün ve tarafın baskınlığı ya da diğer tarafın çekiciliği ve cazibesi gibi denklemler fonksiyona eklenirse sanırım böyle şeyler oluyor. Mitolojiler ve karmaşalar oluyor,, olmalı... Kozmolojik ve kozmo-genetik tuhaf hikayeler bunlar .. En son ne olacak ki?

Lilith seni sevmiyorsa Lilith'e sahip olamazsın. Lilith evinin kadını olmaz. Tanrı bile olsan olmaz. Lilith harici bütün kadınlar seni sevse ve sana tapsa imrense Lilith yine de seni sevmez ve bunu umursamaz. Lilith harici bütün kadınlarla yatabilirsin ama Lilith le yatamazsın.. İşte Lilith mitosu budur...
İnsan kimliğini düşkün feromonları ve cinsel karmaşası..

Adem ve Havva demek ye iç seviş demektir. Kozmolojiden uzak dur' demektir.denmektedir... Lilith'in kozmojik bir kimyası var arayışları var. Tanrılarla yatmak istiyor belki...Belki de göksel Tiranların çocukları Adem ve neslini sonra yok edebilir... Sanırım Lilithsen ya aşkı ararsın (kendince) ya da gökte ki en iyi dölü ve dölleyiciyi ararsın. bu ikisi Lilith. Yanılıyorda olabiliriz..Ademi'in onu kesmediği kesin. Ayaklarını yerden kesmediği de kesin...

----------------------------------

paylaşımların altına yapılan küfür ve hakaretleri okuyorum burda herkes aynı görüşte değil bilginlenmek isteyen herkeste sayfada bulunur

her yerde kavga var be! neye indirgenir. bilgisizliğe, diğer şeylere,bağlam eksikliğine...
toplumsal kaynaşmalar ve çatışkılar zorlukları
yalnız başlık buram buram trollük veryansını izleri ve geri tepkileri kokuyor gibi..ama bir de iki farklı grup ve yapının birbirine teması sürtüşmesi/sürtünmesi izleri de kokmuyor değil o halde..
küfürü ellerimizle eriteceğiz. küfür empati olanaksızlığına ve anlaşılmama çıkmazına karşı bir tepki mi?küfür nedir!

---------------------------

"Savaşların büyük çoğunluğu din adına çıkmıştır."
Bu konu ateistlerin ezici çoğunluğunun kabul ettiği bir mit.


din üzerinden pazarlanmıştır da denilebilir. bir çok farklı fraksiyonda söylenebilir.. sonuçta habil ve kabil gibi iki doğalın, iki insanın çıkar ilişkisi ve çıkar çatışmasına indirgenir. Kozmolojik bir çıkar çatışması yoksa? ya da varsa?

----------------------------------

Ne için yaşadığımızı bilen var mı?


Bir şey için yaşamak
kendi için varlık
varlık için varlık

için kelimesi zaten iç yapısıyla ve iç kökeniyle kuruluyor
içte olunduğu için.varlık içinde..
'ne' için derken kullanılan ne, nesne ve şeyinde kökenidir.
ne/şey/nesne/madde için varlık..

ne için yaşıyorum derken aynı zamanda madde için maddi gerçeklik için (ve içinde) yaşıyorum demekte olursunuz.
bunu bir tespite dönüştürebiliriz.

varlık var. ontolojik zorunlularız. ve yaşıyoruz kısaca..
yani bu anlamda yok olmadığımız için. var zorunlu ve var olduğu için...

----------------------------------------

S:Zor olan, o "yok eden" ve "yok olan" tarafı da iyi etmeye uğraşır dururuz,

Y:yokoluşlar da zorunludur sanırım varoluşlar gibi..hareket/devim varsa oluşlar olacak.. oluşlar ve işler denilen sanırım hareket devinim ve süreğenliği ifade edecektir. olmak ise sadece olmaktır. öylece olmaktır.gerisi devimdir. Yokolmak sadece devimdir-harekettir... Hareketi yokedemeyeceğiz..
oluşlar var sadece oluşlar. iyi edecek bir şey yok. bir şeyi iyi etmeye gerek yok..

S:çünkü "var olmak"ve "var etmek" üzerine kurmuşuzdur dengeleri.

İyi edecek birşey var. O bir şeyi yok edecek birşey de var. O bir şey orada canlı ve hareketli, o birşey şimdi ve burada...

Y: canlı ve hareketli olan bizatihi can ve hareket denenin de bir parçası olmalı ve hatta kendi olmalıdır. kötü olan nedir?
devimdeki olumsuzlular olumlamaları üretiyor (yani doğal çatışkılar var) sadece. bunu böyle görmeliyiz. böyle görmezsek? ilerde zorlanırız.. ve çatışkı deneni iyi edemeyiz. öyle ya da böyle olmak çatışkıları sürecektir...
var etmekte belki bir yanılsama...

---------------------------------------------------------------------

S: Panteizm (spinozanın Tanrı fikri)
Tanrısızlık görüşüne örnek midir ?
Yada hallacı mansurun enel hak öğretisi ?


Y: O genel bir anlamda sunuldu ancak bireysel tanrı kamu tanrı ayrımımız var. Ve kamu tanrı Tanrı olsa da olur olmasa da olur bir tanrıdır.. kişi, kimlik ve özne-öznel değildir. Kamu Tanrı anlayışında tüm varlıkTanrının görünümleridir-olumlarıdır. Oysa Rab-Efendi kimliği ve Yahudilik ve Müslümanlığın tanrısı oldukça bireysel ,kişisel bir tanrı .Eğer Uzakdoğu da felsefe tartışsak ve Brahman Tanrı olarak getirilseydi ve sunulsaydı bunu tartışmazdık

yani ya bu ayrımı iyi koyacağız ve tek tek tartışacağız ya da genel olarak Spinozayı bu anlamda tabi ki Tanrısızlığa da yakın tutacağız...

Yazınızda bir düzen var ama bu Tanrı olmadan da mümkün demişsiniz, spinoza bunu mümkün görmediği için Tanrı fikridnen kopamamıştır.

Y: Bence durum öyle değil ama öyle görmek isterseniz size kalmış.uzun bir tartışma konusu. Biz de üç-beş yıl Panteist -kamutanrıcı argümanlarda dolaştık... Çünkü evrende düzen var diyoruz değil mi ?ben dedim mesela... Ve yukarıda yazılan nedeniyle yani burada bir tanrı kabulü var denmesi ve kişisel tanrının bu işe bulaştırılması ve benzetilmesi de nedeniyle ve bu bireysel tanrı ayrımının anlaşılmaması da nedeniyle ateist imine mecburen daha yakın dolaşıyoruz...kavram saptırılıyor ve at izi it izine karıştırılıyor

varlık hakkındaki öngörülerimi ya da gerçek fikirlerimi ya da tanrı olmayan tanrı fikirlerimi ya da daha düşsel varlıksal temaslarımı açmam mümkün gözükmüyor... tanrı olmayan bir tanrı bizim kavramamız da var... -üstbenlik ya da gelecek psişesi gibi bu diyelim -bizim parçamız yine ..ama bizdeki bu ayrımı şimdilik sunmayacağız...ve açmayacağız.ve spinoza da benzeri ve yakını..
ama monik-monist anlayışlar yani varlığı merkezleyen ve gücü tekelleyen tanrının ya da bu tip tanrı anlayışlarının reddi daha önemli bir aşama ve öncelik çünkü
bunlar arasında dağlar kadar fark var.
yan ikisine de tanrı diyoruz ama biri bir köy diğeri gökkuşağı gibi..

Bizde tanrı demediğimiz tanrı şöyle...

bir çocuğun dört yaş hafızasıyla seksen yaş hazıfası aynı değil.. kimliği de öyle.. anılar bir bütün.. çok soruşturduk biz inanın...

tıpkı varlıkta böyle .bunu varlığa giydirelim ve uyarlayalım.....trilyon kere tirilyon yıl ötede evrimimiz var belki ve gensel bağımız var. sonra trilyon kere tirilyonu çaplarla büyütelim.. satranç tahtası ve buğday hikayesi gibi... ..belki tanrı olmuş genetiğimiz var uzakta ve gelecekte ..belki bizimle iletişim kurabilecek kadar ve belki saygıdan ve doğal oluşa müdahalesizlikten bize karışmayacak kadar bilinçli torunlarımız var... belki evren yaratabilecek kadar da ileri gitmiş ve büyümüş gelişmiş tanrı olmuş torunlarımız vardır.. Belki torunlarıma ve torunlarımın torunlarına inanıyorumdur ve belki tanrılarımın atasıyımdır....belki de zamanı böyle görmüyorum. zamanın önü yok yönü yok. ileri geri değil- salınım zaman. mekan gibi ..mekan gibi genişlik zaman..

S: Peki, merak ediyorum.
lütfen cevaplayın,
Tanrı evreni kapsıyor ve içkin ise (kamutanrıcı/panteizm)
Evren öncesi Tanrı yok muydu ?


Y: Evren öncesi diye bir durum yok ya da yapay olmalı. Evren öncesinde evrenler varolmalı.. Zaman böyle ele alınmamalı belki de... Bu (sunulan link) yazıda bunu işlemiştim..

S: Ölüm, yazdığınız teoriye bir engel değil midir ?
zira 80 yaşına kadar gelişen beyin ölümü ile gelişim tekrar başa dönmüş oluyor.


Ölüm diye bir şey yok-doğumda. Bunlar hareketin ve şekil değiştirmelerin nazariyatı.. Gözlem gerçektir mi demeliyim. Nasıl iş zamana gelince o yok diyoruz. Ya da mekan görece mekansızlık var diyoruz...Ben olmakta bir görece ve en görecesi odur. Belki de en olmayanı mı demeliyiz.. Özne kavramının içeriklendirilmesi derinine çözümlenmeli...

ben kavramının içeriklendirmesini reddediyoruz ve zamanı da ters yüz edince ölüm doğum gibi ikilemler gerçekten kalmıyor ..

ve ben bir teori yazmadım ..bunları da ne ilk söyleyen kişiyim ne de son olacağım..

biz de birsürü genetik karma popülasyon tanımı var..evrensel kozmoloji ve (mitoslar benzeri üst ve başka evrensel türler/ırklar) kozmogenetik karmaşımlar ve karmaşımlayıcılar tanımlaması -tanımlamaları var. Bunlar Gnostik Demiurgos/Demiurge'ler gibi...Ve belki bu gnostik demiurgeler karşısına da konulabilecek harmanlayıcı tanrılar ve İsanın baba tanrısı gibi (hiç bir halta da karışmayan) şeylerde var ama açmakta girmekte istemiyoruz şimdilik... Bunlar içinde insanın tanrı sandıkları var ve olabilir .Biz, ateist denilen kitle ile ya da bilimciler denilenler ile teistler kadar ve belki fazla çatışırız derdimizi de anlatamayız... bunlar uzar da gider. Evren genetik bir popülasyon...tek ırk değililz-tek türde...

S:yoklugu yokluk olarak düşünme yokluguda varlık olarakta düşün.yada yokluktan varlıga geçiş varlıktanda yokluga geçiş…Bunu örneklemek için en kolay yol zamandır ..zaman yoktur gerçekte ,,ama saati kurunca zaman var olur saati durdurdugunda zaman geri yok olur..senin kurdugun pırogram var eder neyi yoklugu ama madesel olarak yoktur ruhsal olarak program olarak vardır.

Y:bunu düşünürsek sanırım zaten arada tanrı kalmıyor... Yokluk denilen bir karanlık alan, madde ve işlenebilir cevher ya da tanrının işlediği ham şey gibi sunulur dinlerde.. Yokluğu harekete indirgersek tanrı kalmayacaktır...
zaman olmayınca da tanrı kalmıyor..

------------------------------------------------

Sunulan Varız yazıtları için Soru cevap

S: Sonsuz evren gerek bunun için

Y: Daha çok oluş ya da varlık denileni sonsuz (başlangışsız öncesiz ve sonrasız ya da bu kavramlarla sınırlanamayan) olarak içeriklendiriyoruz ancak bir evren yoksa diğer bir evren mutlaka vardır diyoruz. Oluşsuz oluş olmaz. evren gerçeklik evi..oluşsal rahimler.

S: Bunu neye dayandiriyordunuz


Y: düşünme ya da kavrama diyebilirdik. öyle çıkarımsama diyebilirdik. inceleme ve araştırmalar toplamı diyebilirdik. yaşam sentezlerimiz, kendi sentezlerimiz diyebilirdik.başka türlüsü aklımıza yatmıyor diyebilirdik. biz öyle düşünüyoruz da diyebilirdik....

S: Evet sadece benim için demeyelimde çoğu kişinin tatmin olacagını sanmıyorum Peki bunu nasıl Tanrının mutlak bir şekilde var olmadığına bağlıyorsunuz yaratılmadığını nerden çıkarıyorsunuz diyelim ki bir yemek var bu yemek ısıtılıyor pişiliyor kaynatılıyor vs uzun aşamalardan geçiyor ve yemek oluyor işte yemek var olması için şunlar gerek böyle yapılması gerek denilse ve biri çıkıp eğer bu yemek böyle uzun aşamalar sonucu meydana gelmiş demmeki bir aşcı yoktur dese ne kadar saçma olur onun gibide adamın biri diyorki evren bir anda var olmadı Paraler evren vardı sonra evrim oldu ve sen oldun demekki bir Tanrı yok demekle aynı mantıkda değil midir


Y: bir kere ben başkalarını tatmin etmek için yazmıyorum. kişinin kendi problemi. Toplumsal birlik ve toplumsal olgusallık var. toplumsal varlıklarız. bunun biçtiği pay ve (toplumsal/sosyal) sorumluluk (denen) ve (bizi ilişkiye ve iletişime zorunlu kılan) sosyalleşme/toplumsallaşma denilen bizi bunları bir ölçüde yazmaya da zorunlu kılıyor. Kimseyi ikna edemem ama kendi ikna olmuşluğumu sunabilirdim....

eğer (açık-özgür) doğadaysanız yemeğin yiyeni ve yemek var..yemek pişiricisi yok

Tanrı varlığını olumlamıyoruz ve bir tanrı ortaya koymuyoruz ..bakın bunu da sunalım...

aşamalarla oluşmanın kökü aşamasız bir aşama mıdır? indirgemeler nereye indirgenir ve çözümlenir? alt taban hep vardır? nedir? oluşsuzluk mu?olmama mı? hiç bir şeyin olmaması mı?
herşeyin zaten -var- olmasının olmasal taban olduğu/alındığı bir düzlemde karışıklık nerde şimdi?.çatışkısız bir varlık tabanı işte...

ki herşeyin şimdi şu an birlikte/beraber -var- olması olmasal realite değil midir?
reliteyi geçmişe oraya buraya götürmeyelim ve yerinden kımıldatmayalım yetiyor.
 

"ictenlik"

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
4,192
Tepkime puanı
162
Puanları
63
(Arkadaşlar Merhabalar.
Kalınaştırılmış alanlar facebook üzerinde çeşitli gruplarda, çeşitli kişilerin sorularıdır. Diğerleri bizim cevaplarımızdır..)
----

"hiçvarolmamış olma diye bir antidiyar yok. hiçbirşeyin hiç varolmamış olduğu......"

"hiçbirşeyin/birşeylerin hiçvarolmadığı, varolmanın (varlıkın/varoluşun) -hiç- varolmadığı antizamanlarda yoktur."
"varlıkın varlıktan (varoluştan da) yoksun olduğu/olacağı zamanlar yoktur..yerler yoktur. böyle bir durum hiç olmadı..."

"bulunmama ("hiç bulunmama" ya da hiçbirşeyin/birşeylerin hiç bulunmaması) denilen bir metadiyar yok..."

"İnsan kendini diğer insanlardan/şeylerden parçalamaya devam ettiği sürece dinlerin ve şunların-bunların parçalaması adı altında çeşitli görüntüler ve biçimlerde parçalılıklar ve parçalanmalar yaşamaya devam edecektir...."


--------------------------------------------------
SORU:
Eger hic bir din olmasaydi dunyada.Herkes kardes olarak dogdugu gibi ölunceye kadarda kardes olarak kalirdi.Butun dinler insanlari bölusturup insanlari bir birlerine dusman ederek öldurtuyor.Dinlerin insanlara zerre kadar faydasini biliyorsaniz bana yaziniz.ben hic bir dini tutmuyorum.Cunku dinlerin hepsi en tehlikeli hastaliktan fazla insan ölduruyor.insanlar dunyadaki en kutsal varliktir.hic bir neden gösterilerek insanlar öldurulemez.yasasin dunyadaki butun insanlarin kardesligi diyorum.

CEVAP: (yılkınsal)
insan öldürülmese de ölüyor ve dinler olmasa da ölüyor. bu arada din savunmuyorum...ölüm realite olduğu sürece ölümün değişik çatışkıları ve görünümleri de olacaktır... ölüm travmatik ve kaossu adlandırıldıkça bu görünümler daha sert eminim ki olacaktır... insan parçalılıklar gördüğü ve ürettiği sürece eminim bu parçılılıklar olacaktır/görünecektir...

İnsan kendini diğer insanlardan parçalamaya devam ettiği sürece dinlerin ve şunların-bunların parçalaması adı altında çeşitli görüntüler ve biçimlerde parçalılıklar deneyimleyecektir....

---------------------------------
SORU:
Evrenin kendini yoktan var etmesi semavi dinlere inanan insanlara saçma gelmektedir.Bu kadar büyük ölçekli bir evren nasıl kendi kendine bir hiçlikten meydana gelmiş olabilir ? Bu yüzden dinler, büyük patlamaya sebep olan gücün Tanrı olduğuna inanırlar.

CEVAP: (yılkınsal)
evrenin kendini yoktan varetmesi diye bir cümle felsefi/düşünsel/mantıksal olarak nasıl ortaya koyulabilir. Varlıkta her şey birbirinden/varlıktan oluşur dönüşür. O halde evren, evren olan başka evrenlerden olmuştur-gelişmiştir ya da değişmiştir. bu düşünceleri nasıl ortaya koyuyorsunuz?. Evrensizlik (ve hiç evrenlerin olmadığı bir durum) evrene ön-taban değildir ve olamaz kısaca ve özetle.. ki bu/bunlar teizm (mono-teizm) denileni de besleyenin ta kendisidir..

Varlığın sürekli varolabilmek için bir başlangıç noktasına ihtiyacı yok. işte tüm mesele de burdaya. asıl teizmi besleyen bu... teizmi besleyen ve yapılandıran da bu anlayış görmüyor musunuz? varlık tabansızdır...olma tabansızdır. olma olmama cinsinden tabansızdır ve tabandan yoksundur..

bulunmama denilen bir metadiyar yok...

-----------------------------------------------------


Mülkiyet neden benim değil sorusunu akıldan çıkarmak huzurlu toplumun olmazsa olmazıdır.tanrı herkesi eşit koşullarda yaratmamıştır.tarih felsefesi,tanrının temsiliyetine yönelik kesintisiz süreçleri anlatır.mülkiyet kaçınılmazdır.

mülkiyet parçalarımı tanrılara atıyorum arada. belki kendilerine yeni bir ben ve adam gibi adam yaparlar...
hocam ben mülkiyeti ya da mülikiyet beni/mülkteki ben, bu mülkteki bu ben denilen parçalanmadan hiç bir mülkiyet parçalanamaz
ya da tersi
ben mülkiyeti ya da mülikiyet beni/mülkteki ben, bu mülkteki bu ben denilen birleştirilmeden hiç bir mülkiyet toparlanamaz...

-----------------------------------------------

Alışkanlıklar bağımlılıklar beynin plastisitesini bozuyor, diyor nöroloji. Bilimsel olarak saptamışlar; zekayı işlek tutmak için alışkanlıkları sık sık bozmak gerektiğini söylüyor, bu yönde egzersizler öneriyorlar demansa karşı. Oysa, vasat alışkanlıklarına körce sarılır ve yeni bir şey denememek üzere inat eder. Ne dersiniz, aptallaşmamak, vasatlaşmamak için hiç bir şeyi alışkanlık, sabit fikir, bağımlılık haline getirmemek mi gerekli?

insanın nörolojik iyileşmesi için karbonhidrat yemeyi bırakması ya da oldukça azaltması iyi ve yeterlidir... gerisi nörolojik safsatadır... insan kimyası karbonhidrat/tahıl tüketimine ne kadar uygun? bunlar neden oluyor ki!
buğday toplumu, ne yaparsan yap buğday toplumu ... üşüyeceksin ve düşüneceksin sen..

Karbonhidrat sindirimi uzun zaman alıyor.. bu da sindirime çok fazla enerji ayırmamıza, beynimize enerji kalmamasına yol açıyor. Şekerin-tuzun da süzülmesi zaman-enerji alıyor. Beyni bir basari olmadan ödüllendiriyoruz sekerle.. beleşten ödül bulunca calismaya, düşünmeye gerek hissedilmiyor. şeker insanı tembellestiren bir gıda.

doğada başka canlı da demans var mı? ya da alışkanlık yatkınlığına bağlı tembellik? aslanlar üç günde bir ayağa kalkıp bir de esneyip bir geyiği löpürdüyor sonra geri yatıyor. ve aslan öldüğü güne kadar kendi avlanıyor...

özgürlük nedir sorununa kendi kızım böyle bir yanıt vermişti. yani hiç bir aslanın önüne başka bir aslan yemek koymuyor.... ya da benim yemeğimi getir demiyor...

---------------------------------------------------

SOSYALİZM NEDİR ?
Bu soruya yanıt olarak 2 dakikalık kısa bir video.
İyi seyirler


Hocam bir karınca kolonisinde herkes eşit miktarda yük taşıyor... İnsan yemek ve beslenmek için yük taşımanın haricinde serbest zaman, eğlence üretme dinamiğinin ortaklığını ve ortaklaşasını ya da keyif ve haz üretme paydaşmasının ortaklığını ve ortaklaşını keşfedebilir mi ya da bunların hep boş olacağına karar verip bunlardan vazgeçebilir mi? İşte o zaman belki biraz sosyalizm doğar oluşur.. ama kentlerde ve modern yaşamın içeriğinde olağan doğan ve olağan olan insanlık ve bunun bir sosyalizm üreteceği_?

birleştirici güçler bunu yapabilir ya da yapabilir mi?.
sosyalizm kavramının kendi değirmenine değil de birleşme kavramına ve onun değerlerine su taşımak gerekir sanıyoruz.. her türden birleşme bilgileşme etkiniği ve sosyalleşme ve yatay dikey kaynaşma?

Hocam doğru ve dürüst yazacağım bunu. Kaplanların geyik yediği bir dünyada o dünyanın sosyalizmi ancak ve ancak çatışkıların dinamiğine ve çatışkıların ilüzyonuna çözümlenebilirdi. bunun dışında sosyal bilişsellikte örneğin doğumdan itibaren bir kır kent-doğa toplumunda sosyal bilişsellenmemiş/yetişmemiş gerçek dış doğada sürekli iş ve eylem üretmemiş/yüretmemiş, kendi eliyle ve fizikselliğiyle birlikte bir iş yapıp kurmamış ve bunu hiç bozmamış, başına türlü türlü felaketler gelip geçmemiş, gerçek sorunları-nı birebir çözmemiş, evini ve yapısını kurmayı ve açlığı zorluğu duyumsamamış bir neslin ve insan yavrusunun ve insanlığın (sosyalizm düşü/düşselliği) bırakın sosyalizmi üretmeyi bunun teorisyenliğini ve -teorisini- ve sezimini ve bilgisini bile gerçekten üretebileceğine ve sezimleyebileceğine de pek ihtimal vermiyoruz.. Modern toplumların ve kentlerin insanları, onların yıkılması, bunların yıkımı ve yıkılması ve büyük acılar çekilmesi gerekecektir. Kimse rahat uyuşuk hayatını bırakmak istemez-istemeyecektir. Birileri onları yabana çekmek, çağırmak istedikçe ve bu çatışkılar sürdükçe.?

İnsan kendini ve gerçeğini yıkarak ve değiştirerek dönüştürerek çözümleyerek ancak ve ancak sosyalizmi yaratabilirdi-üretebilirdi. bunun istenci?
insan kendi küme-sinde mutlu olmalı/olmayı bilmeli. içsel yangınlar duyanlar bunu ortaklaşıyor. doğa bir yangın ve kaynaşma/geçişme sadece...

hocam kaplan yavruları tavukları güdemez-bu doğaya aykırı... kurt sürüleri koyun sürüsü güdemez.. yiyerek yaşıyoruz. birbirimizi yiyerek ve birbiriminizin içine geçerek çıkarak yaşıyoruz. bizim sosyalizmimiz bu..

kuzuları birleştirip bilinçlendirip kurt mu yapacağız. doğa alttan devrilecek/evrilecek.. dolduruyor alttan ha bire tamamlıyor-getiriyor insanın yenisini. özgür toplumsalık düşü hep yarım ...bütün hamilik himayet kurumları yıkılmalıdır. anne ocağı/sıcağı...

insan doğaya düzen verebilir mi? geri dönüşebilir mi? yani metaforun dışına çıkabilir mi? metaforu yenebilir mi? modern kentin dışında örneğin doğal bir olmaya geri gidebilir mi ?hep beraber götürülebilir mi ya da soru da bu biraz? .
hocam bu özgürler hami olmalıdır en son. vasi olmalıdır.. tanrı peygamber rolüne sığınmalıdır/soyunmalıdır ki bunlar olsun gelişsin...

hep bunlardan sonra üste mi çıkacağız? dünya ve ölüm dışına mı? istenç nedir? doğanın dinamiği ya da devimi..

---------------------------------------

SOSYALİZM ve DİN
"Dinsel sıkıntı hem gerçek sıkıntıların bir dışa vurumu hem de gerçek sıkıntılara karşı bir protestodur."
Karl Marx
SORU: Karl Marx'ın burada anlatmak istediği nedir
?

dinel sıkıntının bir dışavurum olduğunu anlayacağım da gerçek sıkıntılara karşı protesto olması. toplumsal bir protesto ise topluma karşı bir protesto ise olabilir... örneğin teizm diye bir kulüp varsa ve kişi karşı kulübü ve ateizm kulübünü ve onun üyelerini henüz sevmediği ve anlamadığı için oraya üye olamıyorsa ve bağımsız da takılamıyorsa?

bireyin savunma mekanizmaları var..çoğu toplumsal taban bir kast gibi ifade ediliyor...örneğin taşralıysanız taşralı tabanınız kalıyor sizle ömür boyu beraber.. Örneğin bunu toplumsal tabana çözümlersek..

Hocam dinsel kozmolojiyi insana indirgersek tanrı karşısında ve karşıtında olgun ve sorumluluk almış insan tiplemesi gibi bir şey bulmalıyız/bulmalıydık ki ateizmin (dinsel olmayanın) bilgi ve sorgulama sonucu geliştiği söyleniyor.. ve insanı dinden sıyırırken, eğer sıyırmak istiyorsak ateist (dinsel olmayan) olarak ifade olan o kitle dinsel/yaşamsal bir olgunluk ifade etmelidir...birbiriyle alay eden tuhaf insan toplulukları var..

İnsan tanrı görmediğinde insan görmeli ya da tanrı görmeyen insanda bir insan görmeli ki yukarıda sunulan çatışkıyı (ya da dışavurmayı/diğer personayı) yaşamasın...

İnsan tanrının vasiliğine soyunmalı ve bebek büyütmelidir diyoruz kısaca bu buhranın aşımı için...

Dinsel sıkıntı denilen kişinin yetişkinlik/yetişme -büyüme sıkıntısına ve veryansınına indirgenebilir. Çocuk ve geride er benlik hisseden benliğin ve yetimin (ki varlık yetimi öksüz kimsenin) yetişkin tanımı ve özdeşmesi tanrı pşisesine işaretleyelim örneğin burda.
Yetişkinlerde bir olgunluk dürüstlük, sahiplenme ve büyütme azmi ve yani kendince bir tanrı görmüyorsa? Dinsel sıkıntıyı aşacak şey olgun toplumsallık...Dinsel sıkıntının kendisiyle dalga geçilmesi değil. Çünkü bu büyüme öykünme hikayesinin ta kendisidir..
Her hangi türden özgürlüğü kavrayamayan benliğin ya da dinsel yetimin ki o varlıksal yetimdir.

Varlık özgürdür. Özgürlük kuşatılmışsa ya da henüz onun bilinci yoksa o varlıksal yetimdir... oluşmuş varlık yetim gözetmelidir. Bireycilik sentezleri tuzaktır...

oluşmuş karşıdinleşmiş ve tanrı kırmış, tanrıyı altetmiş bir varlık dindarı (varlık gerisindeki varlığı ve öğrenme yolculuğu olan psişeyi) daha çok sahiplenmeli ve benlikleştirmeli ve özgürleştirmeli korumalı.öğretmeli gözetmeli iken onu çakal sürülerine emanet ederse bir de üstüne onun din dediğiyle (gelişmemişlikle) kişinin nerdeyse benliği üzerinden dalga geçer alay ederse o protesto denen olur oluşur.

Hocam insan kozmolojisinde tanrıyı karşılayabilecek olgun varlık merkezi yok.. Olgun, aydın, insan denince tutulacak tutunacak olanlardan. Özdeşlik ya da yoluna tutunacak varlık arıyor geriden... Varlık yön ve merkez arıyor. Geri varlık ileriye bakarak yoluna gidecek varlık arıyor sadece...Dinsel karmaşa denilen daha çok alt benliğe ,çocuk benliğe ya da hayvansal benliğe özgü bir durum.. Hocam sahipsiz, ıssız ve özgür bir varoluş ve kendi köksüz sahipsiz varoluşunda kendi ayakları üzerinde durmanın tüm yetisini donanamamış bir varlıkın vasi arayışıdır dinsel buhran..

Hocam toplumsal vesayet-toplumsal korumacalık (herkesin herkese eşit mesafeciliği) yeşertilmeden ya da devlet denilen doğru düzgün herkese eşit mesafe de yapılandırılmadan bu sorunlar çözülemez. dinsel/tinsel/kimlisel ya da diğer herhangi türden hatta şiddetsel ve başka olgusal protestolar burdan çıkacaktır o durumda..

dinsel karmaşanın en büyük boşluğu birincil anne baba kimliklerinde ondan sonra geniş toplum kimliklerinde/toplum korumacılarda aranır-aranmalıdır...
Varlık özgürdür ana babasına da ait değildir. Bir ölçüde topluma aittir ama kendi benine sorumluluk duyar. kendi istem ve arzularına karşı yüküm duyar...

kişinin kucaklayıcılıktan kaçabileceği /sığınabileceği tek merkez vardır birleştiricilik... ayrıştırıcı ve ayrıştırımcı merkez kaç üreten bir bileşke dıştan yeni ve farklı bir kucaklayıcılık söylemiyle başak bir alt tabanı ya da dıştan olanı kolay kolay kendine çekemez. söylemini değiştirmelidir. Hocam kişiye a özgürlüğü ile b özgürlüğü, a ideolojisi ile b ideolojisi, ve a tanrısı ile b tanrısı (a kapanıyla b kapanı) arasında seçim şansı sunulursa seçim yapmak istemeyecektir. Toplumsal bir karın kucak yoksa dinler hep varolacak bocalayacaktır... Dinsel merkezi besleyen şey? ait olunan bir aidiyetliği ve sahip olunan bir sahipliği bırakmak ve özgürlüğü sarınıp kuşanmak kolay mıdır?

--------------------------------------------

• Makineler uzmanlaşmış emeğin isyanını bastırmak için kapitalistler tarafından işe koşulan silahlardır.
KARL MARX
Sizce burda ne anlatılıyor?


uslu çocuk olmazsan senin işini bir mekaniğe yaptırırım..

uzmanlaşmış emek?
artık makineler yerine uzmanlaşmış emeğin isyanını bastırmak için uzmanlaşmamış emeğin kendisi de işe koşuluyor sanıyorum..

teknik teminolojiler var onlar devreye sokuluyor..bir farmakoloji kitabıyla doktorluk yapabilirsiniz artık...

Hocam anayasayı okuyarak cumhurbaşkanı olabilir misiniz? ya da cumhurbaşkanı olursanız ilk işiniz anayasa okumak mıdır?
Uzmanlaşmış emek kırılır düşürülür hemen

Hocam uzmanlaşma sürecinde insana bağım varsa o süreç neredeyse tamamen yok ediliyor, hepten ortadan kaldırılıyor ya da sistem bu süreçten de vazgeçiyor. ya da o sürece ihtiyacı ortadan kaldırılıyor ve bypass ediliyor. Örneğin yasamacı olmak için hukuk bilmek gerekmiyor ve iyi yasamacı olanlara hukuk yaptırılmaz.. doktor olabileceklere doktorluk yaptırılmaz... düşük kolay süreçler ve işler yaratılır... ustalık denilen ya da uzmanlaşma denilen kavramın kendi yokediliyor/değersizleştiriliyor bu basit...bu bir çok yolla yapılır. bu makinleşme bir örnek sadece

uzmanlaşmış emeğin isyanını bastırmak diye bir şey var ama ya da onun çıkar çatışmasına girme yollarını (ya da alta dayanışma, tutunma yolunu ve yollarını) paralize etmek diye bir şey var..
 

"ictenlik"

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
4,192
Tepkime puanı
162
Puanları
63
Ateist & Müslüman & Deist & Hristiyan& Agnostik Tartışma Platformu Tartışma Günlükleri 25.05.2018

:

Soru-Sunulan
Ben gruba yeni katılan bir arkadaşınızım... Nöroloji uzmanı yım... Özellikle beyin, İnsan beynine dikkat çekmek istiyorum.... İnsan beyninin nöro anatomisini teferruatlı bilen bir insanın ateist olması ,imkansızdır.... Milyarlarca nöron hücresinin, onu destekleyen hücrelerle beraber, anonim ve Kollektif bir amaç için, kılı kırk yaran çok ince bir sistem içinde özelleşmiş olması, akılları hayrette bırakan bir mucizedir... Beynin henüz keşfedilmeyen birçok yönü olsa da, beyni ciddiyetle okuyan bir insan, bu harikulade organın tesadüfen oluşacağına asla ihtimal veremez...


--
Türetilen Yanıtlar (kopuk sorular içerir.. yanıtların bir çoğu aradaki içerilmeyen ve yorum ve sorulara yanıtlardır. .hepsi ilgili üst başlık altında ilgili alanda içerilmiştir..)

--
içerilenden (özet-kısa) aforzimalar

sonsuz sayıda big bang.. ve ilk big bang diye bir şey -ilk diye bir big bang- yok

sonsuz sayıda genişleyen evren ve ilk genişleyen evren diye bir evren yok... bu bizim ki genişleyecek son evren değil


piyasadan bilgi toplayarak ve bilincine yanıltmalar doldurarak kavrayış küçümseniyor ve kendi içinde hapsediliyor

kişinin kendi kavrayışını gözetmesi ve varoluş sorununu kendi araştırması güzel bir çözüm..din ya da bilim bilgileri toplamak değil

ontolojik bir varlık kendi bilinci ve kendi bilgisiyle yürüyebilir.

evren yoksa da bir evren (başka bir evren ) ya da antievren (evren olmayan evren) vardır ...evren yok değildir.. realaite...

bilgi ana subje olunca bilgi ana subje olur. izmler aradan çekilir. bilgiyle kişinin arasına hiçbir izm giremez/çekilemez..

sanılanın ve düşünülenin aksine örneğin sadece, var ve yok gibi kavramlarının etimolojik/anlambilimsel incelenmesi örneğin ya da kişinin kendi ontolojisiyle ve kendi varoluşuyla ve bilgi sorunuyla yüzleşmesi bilgi üretebilir

bilime dair sadece, gerçeksiz ve evrensiz bir ön geçmişin varlığa dair bir taban olarak alınması kabulü reddedildi. hipotezsel varsayım..-sal kök... bundan öte gitmedi-k

kişiyle kendi arasına (kendi oluş bağı arasına) bir izm seti çekilmemelidir....

kişiyle bilme arasına bir izm seti/bağı çekilmemelidir....

bizim evrenimizden önce ne vardı diye soruyorsunuz. bizim olmayan evrenimiz ya da kendi başına ne var mıydı? ama o halde bizim olmayan evrenimiz ya da bizim olmayanlar (evrenler) olan da ne vardı ve ne yoktu?
--

yukarıda sözedilen ve yazlan;
tanrıyı tanıtlamaz. organize zekayı ve bilişi ya da türleri ve iç yaratıcıları kısmen tanıtlayabilir ancak büyük başyaradan ve ilkyapıcıyı tanıtlamaz ve göstermez. bu belki gnostik demiurgos a gider ya da spinozist bir tanrıya belki gider ..
bunlar üzerine asırlar boyu düşünüldü ve başka kaynaklardan (zihinsel yolla) evrensel erişimlerle dini aşan bilgi her zaman üretildi..
insan bir gün insan üretebilir bu onu yaratıcı yapmaz.
insan ırkının 5 milyar yıl ötedeki evrimi belki evren yaratabilir ama bu da onu tanrı yapmaz..

--------------------

varlık başlayamaya kökenlemiyorsa/temellenmiyorsa onu ilk başlatan varlığa da kökenlenemez .tersini yapmak ya da öne sürmek öncel yokluk demektir .yoktan olma ne demektir.? ilk zaman demekte nedir?

---------------------
ilk yaratan ilk-başvarlık demek tam bir soyutlama hatası. varlık üzerine düşünmemek. zaman üzerine düşünmemek .var/varlık ortaya konulamaz. başlama diyalektiği ancak yoklukla birlikte öne sürülebilir. bu da yokluk yumurtladı demek olacaktır

-----------------------
zamanı geçmişe götürerek onun ilk başını bulabilir misiniz? tanımlayın ve düşünün lütfen

örneğin kapalı bir dairede/kürede alanda bir başlangıç noktası var mı?

-----------------------
evrende kolektivite olabilir.aşkın zihin olabilir.varoluş katman katman ve çok gerçekli olabilir.iç yaratıcılar olabilir.hiç biri bizi ilk yaratan ilk varlığa götürmez ve son yaratacak son varlığa da.oluş budur...


----------------------tanrı ihtiyaç mıdır gibi bir sorun------------

bir yere kadar gibi. çünkü varlık varlığa gebedir bağımlıdır. 20 katın büyüklüğünde bir anneden doğarsın ve hep daha büyük ve güçlü ve seni yönetebilecek varlıklar vardır.. sonra bir gün özgürlük ve aidiyetsizlik çıkagelir ve keşfedilir.. varoluşta onu ilk kez yapan mutlak anlamda bir başvarlık ilkvarlık ve sahipte varlıkta bulunamıyor.bu geç farkediliyor ama.tanrı denenler genelde varlık hamileri evrimsel ileri varlıklar.bu subjektif gelişim kuşağında içerilen çözümlenen bir kavramdır ve bir süre sonra geçerliliğini kaybeder.

------------------------
bunlar varlığı ilk kez ve son kez yaratan bir ilk ve son enbaş tanrıyı tanıtlamaz .o anlamda bir ilk yaratan ilk yaratıcı yoktur. zaman bu değil

-------------------------
derinine tefekkür edildiği zaman başlangıçsızılık öncesizlik gibi durumlar kavranabiliyor. varlığın ilk başlamaya temellenemeyeceği ve bir ilk türetene kökenlenemeyeği ve bağsızlığı da çözümlenebiliyor ve de kavranabiliyor

----------------------
evrende düzen olabilir.bu ilk yaratıcı ve yoktan ortaya koyma tanıtlanamaz/belitlemez bu.iç yaratıcılar (iç-oluşlar/içişler) demektesiniz/denmektedir.

---------------------
oluş\olmak denilen kendi yokluğundan ortaya konulamıyor ay da kendin ortaya koyamıyor. felsefi paradoks.. . onu ilk kez bir şey türetmiştir demek bir yanılgı.. bir iç devinim ortaya sürülüyor. o halde sonsuz tanrılar vardır , olabilir.

-----------------------
siz seçilin efendim seçen bir irade varsa biz seçmiyoruz. seçilmeye devam edin bakalım..

------------------------
ben bilim adına konuşmuyorum. kendi varoluş düzlemim ve ontolojim ,kendi bilincim adına.kendim adına konuşuyorum özetle. ve kendi bilmem.


----------------------
zaman evrenle mi oluştu? bunu bilim mi söylüyor. bunu hangi bilim bildiriyor ve söylüyor.ontoloji tutsaklığı ve ontolojik tutsaklık.bilmek bilimdir..

------------------------
zaman evrenle oluştu derken teizmin ekmeğine yağ sürüyorsunuz..bunu demenin teizmden ne farkı bilgisel/bilişsel bir düzlemde.. modern dünyanın bilimi uyku bilincidir/bilimidir tutsaklığa ve sanayiye birazda sahibine hizmet eder

-------------------------
akıl kendi ontolojik tanıtlamalar için yeterlidir/yeterli biliş sağlar.. yukarıda sayılanlar dini kandırmalar gibi sistemsel doktrinler ve kandırmalardır..

--------------------------
einsteini incelemiyorum aklımı inceliyorum ve fikrimi.düşünüyorum...akıl einstein demi var sadece.benimkinden büyük müymüş

--------------------------
bakın vaktiniz var mı? ontoloji üzerine kafa yordunuz mu? ya da konuşmak ister misiniz? gerçekten vakit mi çalacaksınız ve bildirip duracak mısınız sadece .ontoloji üzerine dürüst sohbet etmek isterseniz zaman ayıralım ve yapalım bunu
-
----------------------
biz bir şey ezmiyoruz kavramı kaçırıyorsun..

-------------------
varlıkbilimle ilgili sohbet istiyorsanız açığız bu kadar bildirip duracaksanız almayalım

-------------------------
einsteinde düşüncelerini inceleyerek bir şeyleri kavramlaştırıyor. varolmanız , varoluşunuz hakkında gerçekte ne hissedip düşündüğünüzü ve kendi varlığınızı nasıl yapılandırıp adlandırdığınızı sorabilir miyim?

----------------------
einstein tek kavrayıcı değil. bu anlamda kendi aklımı küçümseyemem.bence sizde küçümsemeyin.einsteinin kavramalarına ihtiyacınız yok.sizinde yok.dürüst bir gözlemle ilerleyin

-----------------------------------
piyasada din bilim diye sunulan ilkelerin hepsi akıl küçümseyici
akıl -kendi- bilim/biliş (kaynağı) olduğunda başka bir bilime gerek kalmıyor. bu sizin ya da bir başka biri içinde böyle. piyasadan bilgi toplayarak ve bilincine yanıltmalar doldurarak kavrayış küçümseniyor ve kendi içinde hapsediliyor

------------------------
kişinin kendi kavrayışını gözetmesi ve varoluş sorununu kendi araştırması güzel bir çözüm..din ya da bilim bilgileri toplamak değil

--------------------------
kişinin kendi kavrayışını gözetmesi ve varoluş sorununu kendi araştırması güzel bir çözüm..din ya da bilim bilgileri toplamak değil. bunlar hazır yemekler gibi gözükür ama bazen karın doyurmaz ..kişi kendi üretmediği bilgiyi sentezleyemez ve çoğu zaman özümseyemez.. ve bazen evet toplayıcılık yetmez avlanmak gerekir

--------------------
bilgi önemli biz de bunu söylüyorduk yihhu.sanırım anlaşılmaya başlıyoruz
-
----------------------
gerçekten dürüstseniz gerçekten size şunu söyleyeceğim. avlanmayı öğrenmiş bir kaplan aç kalmaz ama hayvanat bahçesinde büyüyen bir kaplan sanırım avlanamaz.modern dünyanın bilgi temellerinde basit sorunlar var.gerçekten dürüst bir biçimde söylüyorum .

------------------
ontolojik bir varlık kendi bilinci ve kendi bilgisiyle yürüyebilir. bu çok bilme gibi değildir.. bu yukardaki örnekteki gibi bir durumdur.. modern toplum gerçek bilgi üretmeyi pek öğretmez

---------------------------
çok uzun ve dürüst bir tartışmaya açıksanız ve hemen pes etmeyecekseniz her söylediğimi tek tek açmaya tabiki hazırım ama bu size pek bilgi gözükmeyecektir bunun farkındayım

--------------------
evren demek nedir?evren içinde olunan bütünlük ve gerçekliğin ceryan ettiği yer onun hakkında ne biliyoruz ki

---------------------
bilgi bakışınız bizim gibi değil.uygun bir düzlem yakalamak ise nerdeyse olanaksız gibi ama zaman ayrılması gerekir

---------------
olay şu.. ben varım ve gerçeklik var.ben gerçeğim .. tek bildiğim bu bundan öte gitmeyelim
burda bir tanrı , bilim, bilgi ve evren de yok...

------------------------
evrenin yapısı çok görece ya da subjektif bir tanımlama.evrenin yapısının araştırılması gerkeceğini kim söylüyor. ya da neden evrenin yapısı gibi subjektif bir bilgi sorunu ve bildirim ortaya konuyor
-
evren değil ben varım evren var

-----------------------
bilim yok demiyorum bilim ipotekli ve uygun ellerde değil

bakın kişinin gerçeğini araştırması

---------------------------
arkadaşım felsefe diye var disiplin var ve bilgi sevgisi demek bu ..evren hakkında giç bir şey bilmiyorken sade kavrayış ve akıl yoluyla bilgi üretiliyordu ..bu kavramsallaştırmalarla iletişim bağı kuramayız. kişi kendi düşünerek sentezler bilişler üretebilir.parmenides varlık kavrarken einstein ve kütleçekim dalgalarını okumamıştı ama kusursuza yakın bir kavrayış ordan 2500 yıldır bize göz kırpıyor

sanılanın ve düşünülenin aksine örneğin sadece, var ve yok gibi kavramlarının etimolojik/anlambilimsel incelenmesi örneğin ya da kişinin kendi ontolojisiyle ve kendi varoluşuyla ve bilgi sorunuyla yüzleşmesi bilgi üretebilir

insan oturduğu yerden zihninden doğal bir biçimde bir şey öğrenebilir .bu kavramlar ne yazık ki modern toplumda askıda ve hafife alınıyor..

-------------------------------
hayır yazdığım içeriklendirmeye bir tür karşı çıktınız ve onun üzerine bu tartışma gelişti değil mi? kendimi açmam ve anlattığım şeyi neden öyle yazdığımı size açıklamam üzerine düşündüm biraz ve bunun zor olacağını gördüm diyelim..

arkadaşım felsefe hakkında ya da genel kendi varlığı varoluşu üzerinden bilgi üretmek hakkında fikri olmayan ve genel bilimsel bilgi denilen kalıpları düz ve hızlı biçimde bize geri ileten arkadaşlarla iletişim zorluğumuz var .bu genel bi sıkıntı. okumak isterseniz bir kaç yazımı linkleyeceğim..

-------------------------------------
arkadaşım cevap alamadığım dediğiniz konular ya da soru burda bir akşam telefon elimde açılım sunamayacağım kadar uzun ki bununla ya da bunun bendeki cevabıyla gerçekten ilgileniyor oluşunuza dair sanırım bir fikrim olsa üç ay da yazmaya ben hazırım açıkçası

arkadaşım yazdığıma bilim öyle demiyor dediniz değil mi? ben de bilimsel tabana dayanmıyorum kendi kavramama ve ve bireysel araştırmalarıma dayanıyorum dedim. sizde einstein bilim vb. dediniz. bu ilk kez başıma gelmiyor ve tecrübeyle sabit ki benim derdimi size anlatmam üç yıl sürer...
einstini ezmedim.kimseyi de ezmedim.

---------------------------
arkadaşım yukarıda varız yazıtları diye bir yazımız var kimseyi ezmiyor.einsteini da ezmiyor...
kısaca okursanız seviniriz/..evrensizlik/gerçeksizlik varlığa dair bir oluş bağı olarak reddedildi..ve bunun gerçeksiz ve evrensiz bir ön geçmişin varlığa dair bir taban olarak alınması reddedildi. bu kadar. varlıkta ve evrende ilk tanrı gibi ilk evrende bulunmayacaktır.düzlemsel hata ..iki boyutlu varlık düşünmek....varlık sonsuz/evrenler sonsuz-ilksiz.... varlık sonsuzdur/ilksizdir öncesizdir...

-------------------------
evren yoksa evren (başka bir evren ) ya da antievren vardır ...evren yok değildir.. realaite... evrensizlik öne sürülemez .realite.. .....evrensizlik antievren belirtir/önerir

-----------------------------------
evrenin başlaması ve bitmesi ilk ya da son evrenin ilk-başlaması ve ilk-bitmesi değildir. ne başlayan ilk evren olacaktır ne de biten. ne başlayan ilk evren olacaktır ne de başlayan son evren...bizlerde doğup ölüyoruz. evrenler doğar evrenler ölür...

---------------------------------
evren evrenin daha önce olmadığı evrensiz bir tabana indirgenemez.. bu antievren -evren olmayan evren vb.
bu gerçeklikten yoksun bir ön-varoluş (düzlemi önermesidir.
o gerçeklik yoksa bu gerçeklik vardır. gerçeklik orada yoksa burada ya da şurada vardır. o evren yoksa bu evren vardır. o evrende gerçekli kyoksa bu evrende gerçeklik her zaman vardır.

evrenlerin geçmişlerinde evrenler aranarak oluş çözülemez..oluşlar sonsuzdur.. evren demek kendi ontolojisinde evrenin daha önce olmadığı bir tabana indirgendiğinde ne olur? bu teizmi besliyor arkadaşım.gör müyor muyuz? aynı çıkmaz....

---------------------
bilim biliştir

---------------------
fizik yanlış bir tabana bakıyor..
oluşsal bir varsayım.. evrenin başlaması başlangıcı gibi bir taban saptaması üzerine gidiyor değil mi? bu oluşlar ve varlıkta başlayan ilk ve son evren mi?

-----------------------
sonsuz sayıda big bang.. ve ilk big bang diye bir şey yok

sonsuz sayıda genişleyen evren ve ilk genişleyen evren diye bir evren yok... bu bizim ki genişleyecek son evren değil

------------------------
0 zaman ve 0 mekanda sonsuz oluşlar içiçe patlıyor patlaşıyor. her zaman-her an ..zamansız bir düzlemi başlatamasınız başlamaya indirgeyemezsiniz... sınırlayamazsınız...0 zamanda başlama ve ilk diye bir düzlem üretilemez

---------------------------------
neye göre? biliş bilgi bilim.gerçek bilim ve bilgi.bilgime dayanarak sözediyorum.bilişime ve oluşuma dayanarak

-
-----------------------------------
gelişmiş fizik bilim.çok ileri matematik. dört boyutlu alan matematiği .dört boyutlu uzay kavramaları ve gerçek bilişsellik tabanlı .düşünme tabanlı gerçek kavrama

----------------------------
anladım.anlattınız

-------------------------
sıfır zaman üstte yazıyordu.karşı savunma olarak üretildi.yazılanın amacı var sonucu var açayım mı dibi daha onu da neden yazdık
-
----------------------------
kavrama bilişselliğine göre..
zamanı düşünün anlayacaksınız. kavramanız -alan derinliği kavramanız arttıkça ve geliştikçe hep daha çok şey anlar ve kavrarsanız

---------------------------
iki boyutlu düzlemlerle-düzlemsellikle gerçek matematik yapılamaz

zamansız bir düzlemin başlamayacağını kavrayabilirsin.bunu düşünmen yeter. bu bir açıklama (tekrar açma) gerektirmiyor.. kavram açık zaten..zamansız demek tıpkı sonsuz (yani ne sonu ne de başı bulunmayan ya da son ve baş kavramıyla indirgenemeyen ve sınırlanamayan) demek gibi

-----
gerçekten 3 yılınız var mı?

----
evrensel gerçek zaman (realite zamanı) şimdidir.şimdi ilk ve son zamandır.. başta şimdidir kıçta şimdidir. zaman baştan başa şimdi..

---
şimdideki geçmiş işaretlemeleri ya da gelecek işaretlemeleri gözlemci rölativitesi

----
evrensel olarak işaretlenen zaman (işaretleme zamanı da )şimdidir. şimdiden ya da gözlemciden yoksun zaman yok

----
şimdi asal ya da gerçek zamandır..
bunu şöyle anlatmayı deniyoruz. gök bize üstedir ve yukarıdadır üsttedir ama yön yok aslında ve biz ne yaparsak yapalım aşağıyı yukarı olarakta düşünemeyiz
tıpkı zamanda böyle... bi gün anlayacaksın ve çok büyük sevinç ve inanılmaz bir mutluluk duyacaksın

-----
dünyaya aşağı bakıp karşıyı gördüğümü ve oranın tıpkı üstümdeki gökyüzü gibi yukarıda olduğu ve bu yönsüzlüğü anlamayı o kadar denedim ki
kendimi kafamda baş aşağı çevirirdim ve ayakkarım yerine başım yerin hafif üstünde yerin arkasında bir gökyüzü var deyip kendimi döndürürdüm

-----
einsteinin yukarıdan aşağıya düşerken kendini ters tarafa düşerek düşündüğünü ve bunun üzerine olağanüstü bir keşif yaşadığını biliyor muydunuz?

-----
hocam özetle evrende gerçek iki boyutlu alansız doğru ya da düzlem yok. evrendeki temel gözlemsel geometrik biçim bir küre.. bir küre üzerinden düzlem alınırsa o yine bir küredir.. kapalı bir alandır.. küre üzerinde çizilen bir doğru ya çember çizer kendine kapanır ve kendini keser (ucunu bulur)ya da açık spiral oluşturur çizer. .bu dairenin içyüzündende tekrarlananilir... bunlarda uç ve son sınır bulunamaz tarif edilemez... daire ve kürede baş ve son tarif edilemezler...iki boyutlu fizik kavrayış yanılgılatması diye bir şey koyacağız ortaya ve bunu felsefi/bilgisel/bilişsel terminojiden başka savunacak kavramsal tabanımız yok ne yazık ki

-----
biz gerçek kavramayı dışarıdaki alan derinliğinden ve olgular üzerinden yürütmeyi öneriyoruz.iki boyutlu geometri materyal taban alınarak felsefe işlenemez

------
biz düşünürken artık dışarda (içe dışa öne arkaya ve her yöne tam) alan derinliği olan dış gerçeklik( evren )ve dönen sürekli hareket eden değişen küreler gibi canlandırmayı ya da alan fiziğini ve gerçeğin diğer sosyal olgularını ve tüm diğer algı gerçekliğini de işin içine katan bir düşünmeyi deniyoruz

------
varlıkta baş ve son diye tabanlar bulunamayacağı konusunda gerçekten düşündük ve gerçekten bizce mümkün değil. nasıl bir baş olacak. yokluk varsa mümkün değil.hareket hiç yoksa sonradan gelişmesi diye kavram mümkün değil...

-------
bilim denilen bir belirsizlik ve hiç bir şeyin daha önce olmadığı bir öndurum varsayımı var. bunu kabul etmiyoruz. bu kendi içinde bir varsayımdır. hiç diye taban alan fizikçiler var. bunların üzerine bilim temellenemez.. hiç hep karşıtıdır. hepin diyalektiğidir.. varlığın tabanı yokluk değildir...var ve yok kavramları orada ya da burada o zamanda ya da bu zamanda olunması anlamında gözlemci işaretlemeleridir. hiç sadece hepin anti belirtmesidir. kavramsal olarak/bilişsel bunlar boştur...bunların içi de ardı da boştur/çıkmazdır...

---------
hiç sadece hepin başka bir yerde olması (o durumda olmaması) anlamı taşır ki; hep bağı kurulmadan hiç tanımlanamaz. hiçle hep uzun ve kısa ve az ve çok gibi bağdır ve diyalektik ifade eder ..hepsiz hiç tanımsızdır

-------------
hiçbirşeyin olmadığı derken bile "hiçbir" şey kavramı içerilir ki (herşey olmadan hiçbir olan şey tanımsız diyalektiksiz) ki size ve onlara göre ise hiçbir şeyden ya da hiçbirşeyin olmadığı durumdan herşey türeyecektir .türemişi var burda realite... ..birşeyler mutlaka vardır.
varsız zaman ya da bir şeylerin bir biçimde olmadığı zamanla illiyet bağı ilinemez/kurulamaz...bunlar kuramsal hurafeler ve hurafe doktorinler

---------
birşeyler değişti deniyor. değişim bir harekettir.. bir şeylerin ilk hali vardı deniyor.. bakın bunlar hep paradigma varsayım ve önkabuller.. çok iyi bakın hepsi ön kabul kalıpları. varsaymadır...

---------
evrenden önce evren vardı ya da yoktu..
a-sonsuz evrenler vardı
b-bu bilinen ve bilinebilecek tek evrendir

bilim hangi tabanı esas alıyor

------------
bir kere hipotez mantığından gidelim. hipotezle bilim temellenemez de aslında biz gidelim ve şansımızı deneyelim size göstermek için

---------------
eğer sonsuz evrenler varsa bilimsel uğraş ontolojiyi aşamaz. yaşamak tek çaba kalır...çünkü realite değişmeyecek.. ispat denilen bulanık bir kavram. ve subjektif bulunuyor...

---------------
eğer ispat gerekliyse enerjinin yoktan ortaya konamayacağının belirtildiği ikinci termodinamik yasasının genellemesi hem tanrısızlık hem de varoluşun başlayamacağına da açık tanıttır.tanıt sağlar..

enerji yoktan gelemiyorsa hep vardır ona başlama tayin edilemez..

-------------
yukarıdaki aynı mantıklama ve yasaya göre varoluş onun olmadığı bir düzlemde üreyemez.
varoluş varoluşun yokluğundan gelemez ve yokluğundan ortaya konamaz.
hareketin yokluğundan hareket beliremez.

-----------
evren daha önce evren olmaksızın yoktan varolamaz ve
başka bir evrene (şeye, antievene yani evren olmayana) dönüşmeksizin vardan yokolamaz

-------------------
termodinamiğin ikinci yasası denilen iyi incelenirse ve bilimsel mantık önermeleriyle sınanırsa ve iyi bir biçimde genişletilirse ispat denilenlerin tümünü sağlar/içerir.... bir şeyin bi şeyi ortaya koymasına gerek kalmadığını varoluşun hep ortada olduğunu o tanım gösteriyor zaten...

---------------
evren yoktan varolamaz vardan yokolamaz. evren ancak değişebilir biçim değiştirebilir ve artık evren olmayana dönüşebilir

bir kez evren oluşturan koşul (rastgelelik ve bilinmezlik bile olsa aynı ilkelerle) tekrar tekrar sonsuz kez evren oluşturabilir. oluşturması olasıdır.sonsuz olasıdır...

-----------
zaman denilen kendi içinde sınırlanmazsa ilk denilen ilke ortaya konulamaz. gözlemci rüyası olur..yok kavramına dayanmayan zaman..

------------
zaman yoktan varolamaz vardan yokolamaz

--------------
enerji enerjisizlikten (varolamaz) enerji olamaz ve enerji olmayan enerjiye dönüşemez. tıpkı bunun gibi enerji olmayanın enerjiye dönüşemeyeceği gibi zaman olmayan zamana ve (artık zaman olana) dönüşemez

------------------
zamandan önce denilen tanım zaman kavramıyla (yani zamanın ta kendiyle) ifade edilmektedir ve önce denilerek zamanda zamansal bir belirtmeyele birlikte zamanda geçmiş olarak işaretlenmeltedir.. önce tanımından kurtulur zamansız olan biçim. .
zamansız bir durum zamanda önce/geçmişte diye bir yere işaretlenemez..
geçmişte ve evrenden önce zaman yoktu demeye iyice bir iyi bakın...

--------------
tıpkı bunun gibi evrenden önce denilen durum da evrenle ifade olunmakta evren üzerinden ve içinden (gerçeklik içinden) tanımlanmakta ve belirlenmektedir.. evrensizlik tanımı ve gözlemi işin ilginci gerçek/gerçeklik ve evrenin kendisi içinden üretiliyor

bütün önce işaretlemeleri zaman üzerinden yine zaman bağı kullanılarak ve zaman teriminin kendisi ile yapılabilir.. zamansız bir önce işaretlenemez...
ay da bu zamanla nasıl yapılır?

ö"ncelerin en öncesi ve en ilki olan ,o ilk birinci olan önce, ilk önce ve ilk ve baştan birinci en önceler başı , başönce (ve baştan birinci zaman) kaybolmuştur

zamansız bir düzlem önce kavramıyla işaretlenemez

--------------
ideolojiniz nedir? sorusu için ; ideoloji nedir? ide kökü var ve bu düşünce demek ve loji var bu bilim demek .o halde düşünne bilimi. o halde benim düşünce bilimim ?düşünce bilimi.o halde ideolojim ideoloji .eşit
ideolojim ideolojiye eşit.kavrama tam eşit
ideolojim kavramın kendi.kendini veriyor.

------------------------
anlamı bilinmeyen günlük türkçe de içerilmeyen bir tanım ve kavram var mı yukarı da (ontolojiden başka ki o yaşambilim ve varolmabilimi demektir) terminolojik bir tanım var mı yukarı da beyefendi.. kavramsal kavrama.ne yapalım. terminoloji yok .özel bir terminoloji yok..bu neyin kafası
anlamı belirlenmemiş özel bir terminolojik dil ve bir gruba özgü bir dil ya da latince mi kullandım ben..

-------------------
başvarlıksızlık..ilkvarlıksızlık.sonvarlıksızlıkçı lık gibi

---------------------------

büyük patlamanın sebebi büyük patlamadır. büyük patlamanın kendisidir...
büyük patlama küçük patlama olmayandır ve küçük patlamayla kardeştir ve ortanca boy patlamalarla birlikte değerlendirildiğinde biraz daha uzundur ya da biraz daha büyüktür ama küçük patlamalar olmadan büyük patlamalar tanımlanamz-değerlendirilemez-tanımsızdır

patlama tanımı tanımsızdır_patlamanın uzunluğu ve büyüklüğü..
sonsuz uzunlukta büyüklükte olmalı
ölçülemez
sonsuz olmayan patlamalar ya da kısa tanımlamalar
küçük olmayan patlamalar demektedir ve küçük olmayanlar olmadan büyük olmayanlar olmayanlar ölçülemez değerdedir

kısa ve küçük patlamalarla birlikte uzun ve büyük patlamalar birlikte değerlendirilebilir ve bir çok patlama olmalıdır ki..küçük olmayan adı alsın

tek patlama, tek bir patlama kendi içinde büyüklük ölçütü vermez-sunmaz
patlama olmayan olan ölçülmeden patlama olan ölçülemez

patlamaya patlama olmayan ya da patlama olan sebep olmuştur. patlama içeriğin kendisidir .ne sebep olmuştur sorusu "ne" sebep olmaktadır demektedir. ne nesne işaretler -nesnenin kendini izafe eder. ya bir özne ya da bir madde ama muhtemel fiziki beden belirtmektedir bu soru yanıtlanamaz. kendi içinde kapanık -dışsız algısız patlayan şey ..patlama kendi içinde..patlamanın içinde patlama
ne sebep olmaktadır demek bir şey sebep olmaktadır demektedir.. dış etken iteliyor iç koşullar-kendi
bir şey sebep olmaktadır bulugulamasına indirgenir-bu bir ön yargı ve ön veri -kabul zaten
bir şey sebep olmamaktadır kendi kendine patlamaktadır

patlamanın sebebi ritmik patlamalardır ya da hep süren ve hep hep olan dinamik patlamalardır-sonsuz

patlama doğasıyla birlikte varolan varoluş patlamalar içerir-dış etken onu patlatamaz ve dış koşul patlama üretemez.o halde iç koşullar kendi içinde patlama üretecek koşuldadır ve bu koşullar patlamalar üretir.. patlama sebepsizdir.. patlama patlamaya indirgenir. patlama içsel bir nitelik ve olgu olur zaten. patlama olduğu için ya da varoluşlar patlamalar içerdiği ve ürettiği için patlama vardır ve patlamalar oluyordur bu kadar basit..

----------------
bizim evrenimiz oluşmadan önce bizim olmayan evrenimiz ya da bizim olmayan bir evrenler bütünü vardı. o bizim değildi.. sonraki oldu bizim oldu. onu biz aldık..ona biz sahibiz

işin aslı dilsel kalıpta ve etimoljik anlambilimde büyük patlama demek küçük patlamalara göre-nazaran daha büyük olanı demektedir...

-------
mantık bunları bana söylüyor.
büyük patlama bizim kuramımız değil soru sorulduğu için içerik oluşturduk sadece. mantıksal dinamikler

------------
üstünde yaşadığımız evren üstünde yaşamadığımız evrenlere bağ içerir-
ya da altında yaşadığımız evrenler
evrenin daha ziyade içindeyiz

-------------
ben tesadüf diye bir şey ortaya koymadım

---------------------
bizim evrenimiz oluşmadan önce ne vardı diye soruyorsunuz da oradaki -ne- işaretlemesi kavramsal bir işaretlemedir...ne- nesne kökünü ve bir şeyi işaret eder. demek ki siz bir şey vardı diyorsunuz ve orda bir şey var diye dayatıyorsunuz-bunu bulun. siz ne dayatıryorsunuz?.
eğer o (dayatma) herşey olabilirse yine evren cinsinden evren vardı bir cevap sadece

bir kere -ne- denilen şey ve bir şey denilen şey de bir evren içinde ifade ediliyor...

------------------------
. bakın ben soru bana mıydı bilmiyorum ama büyük patlamanın ne olduğu sorulduğu için kısmen felsefi diyalektik dolandırma yaptım.. ben kendim büyük patlama diye bir olgu ortaya koymadım... tanımı gereği o tanımı ortaya koyan ben değilim..

---------------------

pantezimdeki tanrıyı ,tanrı kavramıyla içerilse de doğa ya da brahman tanımı gibi buluyoruz ki varlığın kendini işaret ediyor.. yani felsefe varlık diyor- panteist tanrı diyor... yani ben bir varlığım demek ben bir tanrıyım demek olur. varlıklar demek tanrılar demek olur. ve taşın varlığı demek taşın tanrılığı demek olur...

şu an hiçbirşeyteist ya da herşeyteist gibi bir yer ya hepsi ya da hiçbiriteist
yaniherşey tanrıysa tanrı varolsun hiçbirşey tanrıysa tanrı hiçbirşey olsun

izmleri sevmiyoruz. açık araştırma. izm kalıplarını kırmak için uğraştık durduk ne varsa o var. izm seçmek zorunda değiliz

--------------
varlık heryerinde varlık doludur .varlıkta varlıktan yoksun varlık yoktur_varlıkta varlık olmayan varlık yoktur

------------------
bilgi ana subje olunca bilgi ana subje olur. izmler aradan çekilir. bilgiyle kişinin arasına hiçbir izm giremez

-------------------
bilmeye ve öğrenmeye bir izm seti çekmiyoruz-çekilemmelidir.. kişiyle kendi arasına (kendi oluş bağı arasına) bir izm seti çekilmemelidir.... izmleri sevmiyoruz.... bunlar karışıklık yaratıyor ..kamp düşünceler...

------------------
işin aslı kozmos yerine varlık kavramını alıyoruz ve varlık başsız sonsuz olduğu gibi var..bilgi arayışı da sürecektir...

-------------
uzlaşamayız subjektif değerleriz ve subjektifiz...

----------------

Hocam bu konuya şurdan geldik ki gecenin bu saati olduğu için ordan kapatalım..

Ben gruba bir süre önce katılan bir arkadaşınızım.... Varlıkta varolan varlığım ve varlığını deneyimleyen varlık deneyimleycisiyim... Özellikle varlık, İnsan varlığına ve tüm varlığa dikkat çekmek istiyorum.... varlığının varoluşunu -yokolmayışını- bilen bir insanın bir süre sonra tanrı düşüncesini kaybetmesi, düşürmesi ve bir yerde unutması olanaklıdır....... Sonsuz sayıda sayılabilen varlık parçasının parçalılık kolektifinde bulunuyoruz ve bütün ,bütünsellik arıyoruz. Dışarıda çok fazla bilgi karmaşası ve dağınıklığı var. herkesin kafası oldukça karışık ve toplumlarımız düzensiz. bilgi kör... insan olarak acı çekiyoruz..... bizler insanız birbirimize yardımcı olmalıyız. birleşmeliyiz olabildiğine... ve güzel işler yapmalıyız...
 
Son düzenleme:

"ictenlik"

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
4,192
Tepkime puanı
162
Puanları
63
- - 18-25 Mayıs 2018 Facebook Günceleri - -

Allah' ın/Tanrı' nın, yaratma zorunluluğu var mıdır ?
Yaratmak zorunda mıdır ?

Bilim, Din , Felsefe Ve Bilgi Paylaşımı Facebook Grup
--

hareket ya da yaratma denilen eylem ve fiil, zaman ile bir başlama kalıbına sokulmazsa, o bölünemeyecektir. O sürekli (şimdi de ) her an yaratıyor/deviniyor ve oluşuyor ve oluşturuyor ( ve aslıdna oluyorda) olmalıdır..
bu kesintisiz (ve başlangıçsız) biçimde sonsuz sürüyor ve tekrar deviniyor/ediyor olmalıdır... Tanrının hareketi zorunludur- başlamaya çevrilemez. Ritmik bir hareket ve düzenli bir hareket bulmalısınız...
Yani tanrı varsa, her an yaratıyor/birleşiyor/oluyor olmak zorundadır, evet böyle diyebilirdik... Sonsuz zorunlu yaratıcıdır ve yaratmak/olmak zorundadır demeli oluruz...

Yaratma bir kez varsa hep vardır. sonsuz... Her şey her an yaratılıyor olmalı...

ne zamanı, ne oluşu, ne de tanrıyı bölüp/kesip sekteye uğratamazsınız. bunların hepsi zaman yanılgısı..

hareket ritmik olmalıdır. düzenli ve başlamaksızın sürüyor olmalıdır.kendini tekrar ediyor ve tekrar tekrar yapıyor olmalıdır...hareket denilen başlama kalıbına sokulamaz. çekim varoluşla birlikte hep var gibi düşenelim ve çekimin bir tersi geri çekim...

hareket başladı dersek orda yanılırız .filozofik olarakta . eğer hareket yoktu sonradan denkleme eklendi dersek herşeyi kaçırırız. tanrının edimi de eylemi de kendi doğal oluşuyla (kendiyle birlikte onu içeren sınırlayan bir yasa gibi) onunla birlikte ritmik hep aynı var olmalıdır .tanrı sürekli yapıp bozmaktadır ya da yapılıp bozulmaktadır. olup oluşup dağılmaktadır/yayılmaktadır deriz. kendini tekrar etmektedir deriz. tanrının zamanı şimdidir. olanlar şimdi vaki olur. iş oluş eylem bölünemez.

varoluşun doğal ritmik kalp atışları ve kanın sürekli yayılıp sonra geri toplanması gibi sürekli bu hareketin geri dairesi ve geri oluşu gibi bir benzetme okumuştuk.. o yüzden biz enerji boşlukta kendi doğal hareketi (atış toplayışları ya da yayılım ve çekimleri içiçe var deriz) ve var kendi devimi ile hep vardır diyoruz..

tanrı psiseşi olarak çözülebilecek psişe varoluşun gelecek psişesidir. kolektif bilinçdışı bilinçüstü gibi. eğer zaman öyle ele alınırsa.. evrenler kurabilecek bir bilinç düzleminden sözederiz. doğal bilincin evrenler oluşturduğu bir olma düzleminden sözederiz. katmanlı bir varoluş .

olasılık sınırsızlığındaki tüm olmalar varoluşa sürekli dağılmak/yayılmak edilmek zorundadır. oluş oluşlar zorunludur, devimdir.. ve geri olmalar geri oluşlar sürekli geri çekilmek toplanmak/birleşmek zorundadır.hareket doğası gereği iki yönlü ..

parmenides oluşu bir küreye yakın benzetir ama bu bir benzetme. boşluk dışa sonsuz genişletilirse ve onun bir dışı ve bitişi olmayacağı söylenirse..

iyi olanlar ve kötü karşılıklı çatışır. çatışkılar ya da dualite denilen olmasa teklik kalıbı içinde gerçek denen deneyimlenemez ya da sınırlanır. burdan iyi varolduğu sürece kötü varolmalıdır gibi bir anlam çıkar.hem iyi kötü nedir? varoluş deneyim kalıplarını sürekli tekrar döndürür.iyi ya da kötü görece bir deneyim kalıbıdır.

özgür irade ya da ve seçim serbestisi denileni subjektif iradenin varlığına ve oluşuna yani oluşun bu yansıma ve dağılımı (yayılımı) ürettiğine çözümlüyoruz..işin aslı tanrı objektif olmalıdır ya da tanrı tüm var olanlar, tüm varoluşlar toplamı (bilinci) olmalıdır..
varoluş subjektif irade yansıtır. subjektif dağınıklılık/parçalılık ve subjektif parçalanma, subjektif görünümlenme vardır. izafi subjektif parçalılık/oluşlar varlığın görünümleridir. bu parçalı varlığın ve parçalı görünümün kendini temsil eder..ya da bütün parçalardan deneyimlenir denilebilir. ya da parçalardan bilinebilir ve oluşur denilebilir. bütün olmak ve bütün olmanın tanımı, tarifi için bile izafi parçalılığın varlığı gerekiyor denilebilir. bilme var ,olma var, bilinç var denilebilir. işin aslı kavramsal sentezleri bir kenara bırakıp görmek gerekiyor. akılda olana açık bakmak ,açıp bakmak gerekiyor.kavramsal sentezler hep yetersizdir. yapaydır. yapay olacaktır. varolma deneyimdir. oluş tarif edilemez. tarife sığmaz..
bilgi denileni ve bilme denileni kalıba sokmamak iyi.bakmak görmek gerekiyor. açık.kendi kavramak bakınmak,dokunmak, varlığa ve bilişe oluşa temas etmekten çekinmemek gerekiyor.akıl bilgiyi bilinci bilgiyi içerir içerler, beri çeker hep..kavramsal tanata yapaydır.bilim denen bir oyalamaca .uykuya hizmet ediyor
bütünün bir veri olması için onun izafi parçalı görünüşünün bir veri olması gerekir denilebilir...sonsuz

işin aslı tanrı kavraması ve kavramı oluşsal bir çatışkıyı da dile getiriyor.bu kozmolijik bir benlik çatışkısı/geçişmesi gibi.insanoğlunun bilgi arayışına da işaret ediyor.iki yöne dağılmak gibi bir şey var burda.. insanoğlu bilinci ve bilişi/kozmik beni ve oluşumları tam yetkin tarif edip ,kavrayıp bilimleyemediği sürece materyalik düzlemin oluşlarını ve kendi oluşunu tarif edemediği sürece değişik yüz ve biçimler altında ve görünümlerde bu çatışkıyı sürdürecek ve deneyimlecek. uyku diyebiliriz. tanrı çatışkısı hep var olacak. bunun dinamiği farklı.eylemsel kader. ikiye bölünmezseniz oyun kuramazsınız. tanrı budur sanıyorum.herkes uyanınca yada oyun bozulunca tanrı çözülür.bu pek mümkün gözükmüyor...

işin aslı tanrıcılar ve karşı tanrıcılar var sanılıyor. çatışma birbirine geçmiş durumda. top koşturan iki takım var sadece bunu görüyoruz. biri ak biri kara değil.insan parçalı bir varlık değil. bütün iki yöne dağılıyor. herkes zırvalıyor.herkes.
parçalar bütünün görünümleridir. değişik görünümleridir. kara kendini akla tanır.eşit.sadece bilgi sorunu var ve benim yerim/durumum rahat sananları göreceğiz.bilgide olanları göreceğiz.

işin aslı tanrı bulmcası bir problem değil .insanın içi rahat mı ve bilgi arayışı sürüyor mu?bu işler dürüst mü? tarih birilerinin eline tanrı birilerinin eline karşı tanrı vermiş..doğru düzgün bilgi toplamaynlar kim olursa olsun dağılıp gidecek.taraf yok burda..dürüstlük.yanılan biri yok olmayacak ..bizler bütünüz. bunu farketmeyenler ve birleşmeyenler başka parçalanmalar deneyimleyecek. ayrışanlar kendi yokluğuna ayrışabilir...tutunanlar biz kavramına tutunur...biz insan varlığını bütünlüyor ya da daha büyük bakışta tüm varlığı.

sen ben gibi sınırlar çizgiler yok..sen ben gibi sınırlar ve çizgiler ontolojik katmanlar, kesitler, geçişler arayüzler vb. olarak ifade edilebilir..aynı varlığın görünümleridir. aynı varlığın görünümleriyiz.birbirimizin ve aynımızın birlikte oluşlarıydık....bu tanrıdan daha önemli bir çıkarım ki tanrının da kendisi. çakılacaklar ..soyutlanıp..bu denkleme tanrı eklenip çıkarılması önemli değil.yukardaki kavramaya yakınlık bir fark..tanrı düşüncesine sahip olup olmamak gibi çizgiler çizmiyoruz.bunlar ontolojik kaderler.,

varlıkta ontolojik yüzeyler ve katmanlar var. oluş tek düzlem değil.gerçeklik katları katmanları...tek gerçeklik bu değil.çakılacaklar.tanrı bilgi tutumunun arkasında bu çatışkının geri verilmesi ve geri sunumu da var.herkes bilgi arıyor.

objektif bir realite de ben sen gibi ayrımlar bulamazsınız. bırakın subjektif seçimleri.

objektif bir realitede oluşların izafiyeti kavranır ancak bu zamanla katman alıyor....tanrı bütünlüktür. tanrı tüm olanlar

subjektif bir varlık için objektif kavrayışlar zaman işidir irade işidir ancak bunu kolay olacağı ya da kolay bir hayat getireceği? oluşun dışına taşamazsın olmak zorundayız. objektif objektiftir. subjektif subjektif ..
subjektif bir bedende/oluşta yaşamak kolay iş değil.kolay tantana değil. objektif kavrama eşiklerine gelinmişse varlık oluş gibi kavramlar ya da zaman gibi kavramlar hep ters yüz ediliyor. bunlar bilgi-makam mevki gibi şeyler değil. daha fazla zorluktan,gelişimden de başkası değil. yaşam hep karmaşa olacaktır bu yola yolculuğa bilinçli çıkılmalı dahası birlikte çıkılmalı. subjektif varlığın objektif kavrayışları son sonuçta ahaliyi bilgilendirmekten başka hiç bir işe yaramaz. kendi çapında değersiz.çöp olmuş varlığını seyretmek.huzurda getirmez. subjektif bir varlık ortamında objektif biliş kapsamak ya da objektif bilgiye/ bilgeliğe erişme-iletişim denilen ortaklaşa iştir –getiridir ..ortamın gerekliliğidir. kişiyi t-aşan söylence...subjektif varoluş subjektif varoluştur..bilgi dıştan taşar.subjektif olmayan.gereklilik.eşik...

hocam subjektif bir beden objektif bir oluşa ya da bilişe,bilgiye tanıklık ediyorsa orda ki oluşu, karmaşayı hiç sormayın hocam.aracılık ya da köprülük gibi.değişen subjektif parçalılıklar...burda ben diye birinden sözetmek pek mümkün gözükmüyor hocam. burda ben diye biri yok. ya da onun kim olacağı değişken. buradan artık bura diye sözediliyor...ben denilen artık bir bura sadece... ve orada kimler varsa...

hocam tarihin tüm çöplüklerini biz temizleyemeyiz.bırakında yapsınlar.zaman işi

hocam bu nasıl anlatılır kavranır bilmiyorum ancak ben yapı denilen bir bedende subjektif oluş bir biçimde yarıbuçuk aşılıp/parçalanıp devredilmişse ora yarı buçuk kamusal bilgiye/benliğe ve bilişe açılmışsa gibi bir şey. koordinasyonu bilmiyoruz. burda olanları ben diye biri çözümleyemiyor pek...

--------------------

büyülere inanıyor musunuz daha önceden şahit oldunuz mu ?

--

büyü'lere nanıyoruz. büyü'meli. büyü-malı....


------------------
bilmek olmak gibi. Örneğin kaplanlar avlanmaları gerektiğini bilirler ve bunu nasıl yapacaklarını da çok iyi biilrler ve bu konuda pek yanılmazlar/yanlışta yapmazlar. Yanlış avlanmazlar yani... hayatları boyunca ve hayatlarının sonuna kadar doğru biçimde avlanırlar ..insanın tuhaf bir öyküsü var

------

Bir agnostik olarak ateistlere sormak istediğim 3 sorum var.
Öldükten sonra yok olacaksak hayatı nasıl yaşadığımızın ne önemi var.
Öldükten sonra hiçleşeceğinizi bile bile neden bunca acı ve üzüntüyü ciddiye alıyorsunuz.
Tanrının olmadığına nasıl emin olabiliyorsunuz.


Ateizm Deizm Panteizm ve Agnostisizm Facebook Grup

---

Birincisi ölmeden önce var mı olduk ya da doğarak mı varolduk?
Bir buçukuncusu yokolmak nedir?
İkincisi öldükten sonra hiçleşmek ne demektir?
Üçüncüsü varoluşu ya da varlıkı ilke kez üreten bir baştanık/il tanık/ilk olan olamayacağı (düşünerek) hayli hayli çözümlenebiliyor..
Yani varlıkta bir baş varlık olamayacağı felsefi olarak, düşünme ilkeleriyle (ve gözlemle) çözümlenebilir...
subjektivitenin subjektivite olacağından objektivite biraz olsun genişlediğinde ve geliştiğinde emin olunabilir...

bazı şeyler algılanabiliyor. bu subjektif kalıplar ya da bilgi sorunsalı. insanların bilgiyle alıp veremediği nedir? subjektif olmak gibi bir sorun var ya da başka sorunlar var. bunlar düşünülerek çözülemez değil de bunlar subjektif. kimse objektif olmak istemiyor...

subjektif bilgi sorunları sadece..

subjektif olmak subjektif olmaktır/subjektif subjektiftir.. daha öteye gitmeyeceğim

yukarıdaki veri ve soru yığınları tamamen subjektf/başlı başına subjektif. bilginin aydınlatması kadar o subjektivite denilen kalıbında yıkılması ya da objektif tutum önemli. böyle sorunlar kalmıyor. mesele sanılandan başka türlü aydınlanıyor..

ölümün öncesi sonrası gibi saptamalar, hiç olmak gibi durumlar, yok olmanın ontolojik izafiyeti, ben denenin de öyle ..bilgi bunları başka türlü çözüp aydınlatıyor..cevap aranan gibi olmayacak.

ben olarak olmanın/ben olmanın kendisi bir ontolojik bir izafiyet bırakalım tanrı varlığını.. sorun tanrı olup olmamasında değil belki de. bilgi arayışında bu başka türlü yansıyor...kişi gerçeği görmek istiyor mu?

ben diye biri yok ki ölsün-ben diye biri yok ki doğsun/doğmadı. .zaman diye bir şey yok ki sonrası olsun...tanrı nedir? nerden çıkarılıyor ve ortaya konuluyor?
ben-in sorularına (ve sorunlarına) alet ve aracı ediliyor...

öldükten önce ve doğmadan sonra ben varım-vardım ..ve şimdi ölüp yokolup gideceğim..çok yazık..çok yazık bana....

--------------------------------

(Olabilecek) Tüm dünyalarda Tanrı' nın varlığının mümkün oluşu, varlığını zorunlu kılar.
Katılıyor musunuz ?

Bilim, Din , Felsefe Ve Bilgi Paylaşımı Facebook Grup

--

sanırım zorunlu oluşu onu mümkün kılardı..
mümkün oluşu onu mümkün kılar buna katılır mıydım?
tanrıyı nasıl tanımlayacağımıza da bağlı
işin aslı monoeist bir tanıma girişilmeyecek olsaydı tanrı varoluşu bütünleyen güzel bir fikir olacaktı.bizi düşlemiş bizim cinsimizden bir psişe/zaman yolcusu gibi...


Panteizm olmayanı tanımlayınız. subjektif oluşallık ve subjektif sonsuz tanrı..

tüm subjektif varlıklar sonsuz cennet ve cehenmmelere gidiyor. bunu tanımlayınız ve yasalaştırınız. bu nasıl bir döngü/kuram ve nasıl yasal bir varoluş. bu nasıl bir kuramsal varoluş ve nasıl bir nazariyat.. Bunu mantıkla yapılandırın..

Tanrı ya da varoluş subjetifsellik ve subjektif varoluşlar üretiyor/türetiyor ve bunların kimini sonsuz bir yana diğerini sonsuz bir yana ayırıyor.. sonra ne oluyor en son en oluyor?
sonra bunu yapmaya devam ediyor? mu?

Varlık ya da tanrı subjektif varlıklar ve subjektif sonsuz-laştırılmış varlıklar üreterek bunu ve bu varlıkların subjektif varlığınının ve subjektivitesinin sonsuzlaşmış-çasına devamlılığını üretiyor/üretecek... ilginç..
ve bunu üstüne yığarak yenileyecek/sürdürecek...

Bir eşyaya ya da bir şeye sonsuza kadar sahip olmak istiyormuşçasına sahip olmak isteyebilirsiniz.. kendinize de sonsuza kadar sahip olmak isteyebilirsiniz .. ama kendinize bile katlanmadığınız bir çıkagelir belki ve kendinizi subjektif bulduğunuz ve başkaları da ve başka şeylerde olmak istediğiniz anlar gelir çatar...
sonsuza kadar subjektif kalmak istemezsiniz/sonsuza kadar kendiniz kalmakta ve olmakta istemezsiniz..bunu bir süre sonra istemeyeceksiniz inanın..

bilgi arayışı denilendeki o kırılma, değişme o subjektif-lik (subjekivite) denilen o çizginin değişimidir. siz sonsuza kadar kendinize ve birşeylere ihtiyacınız olacağını (ve aslında şimdilik kendiniz olduğunuzu ve) ve yokolmak (dönüşmek) istemediğinizi sanıyorsunuz. subjektvite sizi bizi sınırlıyor. konunun çözümü için yanlış yere ve biçime bakılıyor...

tüm bunların kavranamayacağı ya da kavrandıktan sonra da hala salt ve tek kendin sanılan bir kişi kişisine ya da bu olmaya hala ihtiyaç olacağı sanılıyor

yukarıdaki durumda tanrı tekrar tekrar yaratırsa?
tanrı sonsuza dek subjektif varlıklar yaratarak ve sonsuzlaştırarak yaratmaya devam etsin

x dünyada onlardan sadece şu an, şu zamanda 8 milyar tane var. bunların her birine ayrı bir bilinçlilik ve ayrı bir ruh tanesi ve ayrı bir insan diyoruz. bu x dünyanın tüm varoluş tarihine gidersek gelip geçen ruh toplamı ne olur bilmem ama tanrı bunu tüm dünyalarda ve gelecekte ya da kendi sonsuzluğu içinde üreteceği tüm varoluş ve gerçeklerde yapmayı sürdürürse?
o tanrının en son kafası karışacaktır...

sonsuza kadar ruhlar üretip onları sınıflar durur ve tek yaptığı yapacağı işte bu olur....

tanrının en son ruhlar dolu cennetleri ve cehennemleri olur
subjektivite ve subjektif varlıklar üreten bir varoluş/tanrı bunu (bunlardan) sonsuz üretiyor.. ve onlara sonsuzluk veriyor .sonlu/parçalı/izafi oluşallığa sonsuzluk veriyor... Buna en yakın olağan mantıklama Parmendies çoklukların (çokluğun) varlığı (olup olmadığı) ya da ne olacağı sorgusudur... . Parmenides'in teklerin çokluğu ve çokların çokluğu düşünceleri gibi bu...

bilgi sorunu denen subjektif iradenin (subjektvitenin) ne olduğuna (olduğuna) ,bu subjektif irade denenin bir kez olsun çözümlenmesine bakıyor....

-------------

Şeytan doğup doğururmu?tanrı yaratıyosa amacı nedir?

Müslüman Ateist Deist Din Bilim Tarih Ve Felsefe Tartışma Platformu Facebook Grup

--

şeytan bir anti tanrı olarak tanrılaşıyor/şeytanlaşıyor (varlaşıyor ve varlaştırılıyor) çünkü, çünkü dualite var.... Şeytan temel olarak bir anti tanrı düşüncesidir/psişesidir....Bireysel bir tanrının kamu vicdanında olmasıyla ilgili bir sorunsaldır.. Yani bir nevi hem tanrıya gücü yeten arayışını simgeler hem de bir hayali oluşu ve varlığı dengeler.. şeytan genelde tanrıyla boy ölçüştürülür...tanrıdan özgürlük istemiştir ya da ondan da özgürlük kazanmaya girişmiştir ama hikaye ve sembolizma karmaşık ...eskiden bir boy yıkılıp yeni bir boy kuruluyormuş ve babalarını ve babalarının atalarının saltanatını yıkanlar olmalı...
varoluşun bir sahibi yok-şeytan bir mit...

şeytan kısıtlayıcı/sınırlayıcı bir tanrı karşısında özgürlüğü, özgürlük kazanmayı da simgeliyor. işin aslı şeytan tanrıdan çoğu zaman daha cazip bir imgedir. tanrıyı gölgede bırakır...

şeytanın armağan ettiği şey özgürlüktür (bağım değil)

şeytan denilen aşılamaz sanılan bir eşik ya da koparılamaz görülen bir zincir sonrası gibi.

işin aslı şeytan sonunda onu tanrının varettiğine ve yarattığına da karşı duracaktır işte burada tanrıdan ayrılacaklar

-----------------

Hayat çok acımasız. Ruhu iyileştirmek zor. Ruhlar dünyaya ait değiller. Dünyaya intibakları zor...

--

ruhu iyileştirmek denilen bilgi/bilinç ve bilgi edinmek denilendir.... insanın yaşama ve varoluşa/varolmaya dair çarpık anlayışları giderildiğinde ruh denen iyileşir/özgürleşir...
insan doğal ortamında kendinden değildir. kurt kaplan gibi doğal bir ortamda yetişmiyor. sorun burda-ruhlar her yere ait....en çokta bu dünyaya ait...

bilinci maddeden ya da gerçekten ayırmak ve sıyırmak ,olguyu bölmek yanlış duruyor..burdayız çünkü burdayız. burdayız çünkü bura var...başka yerlerde de ölünebiliyor ve yaşanabiliyorr... işin aslı voroluş bir karmaşa..
başka yerlerde başka türlü olmak ya da ölmek sözkonusu olduğunda varoluş yine de bir karmaşa.. burayı boş bırakmamak lazım...kendi bedenini ve gerçeğini doldurmak lazım....
bizden saygılar...

buraya ait (ve dair) hissedildiğin de (ya da her yere ait ve hiçbir şeye ait değil hissedildiğinde) belki ruh iyileşir..

yaşamak ve ölmek arasında fark görülmediğinde ruh iyileşir. ya da öyle ve böyle yaşamak farkları yerini olmak denenin kendi doğal çözümüne bıraktığı zaman ruh iyileşir

------------------------

Devlet nedir
Ne değildir?

--

devlet insandır. insan olmayan değildir...

aslında olmayan bir kurumdur-insan organizasyonuna dayanır. yerinden yönetim ve insana tabanlanmalı ve bu ilkeden genişlemeli ve kök almalı/salmalı,

Örneğin özel kişilik, öznel kişilik karşısında tüzel kişilik kurum-kurumsal kimlik ve kişilik gibi karşılıklar var. bu tüzel kişilik birleşmiş ya da yasalaşmış ya da yasaya dayanan bir kimliktir. Örneğin şirket ve organizasyon ve konduktivite gibi tanımlamalar var ..doğa da öznellik nesnellik aranıyor ve bu tip tartışmalar var ..öz var mı? nesne var mı? kimlik nedir gibi sorular var...

subjektif bir devlet subjektiftir de konu o değil. subjektif bir devlet nasıl oluyor? subjektif tanrılar var ..yasa bilinci yok.yasanın ve yasamanın, doğru yasamanın insanları bir arada tutacağının -ortak- bilinci yok... devletsizlik değil..

devlet denen bir ölçüde yasamadır ,yasa korumadır-bir güç değildir ama yasanın bizi bir arada tutacağının ve yasanın herkese eşit mesafede duracağının ya da durursa bunun olacağının (ayrışmama-kavgasızlık olacağının) bilinci yok..
bunları keşfetmekte zaman alacak herhalde...

devlet subjektif olmaması gerekendir diyeceğim ama bunu demeden daha oda ne? bu da ne? diyeceğim..
hocam kolektif bir organizasyonda tiranlar olmasın ,güç zorbalığı olmasın ya da subjektivite hakim olmasın diye devlet var ya da varolmalıydı.. iken...
ama belki de subjektif toplumları ve subjektif iyice ayrışmış organizasyonları zaten subjektif devletler yönetiyor...
hocam devletten beklemek diye bir şey var,...bu güç ve otoriteyi başından savmaktır. kendi güç ve otoritesi kendi yönetim hakkını da başından savmaktır. özgürlük deviridir froomm un tabiriyle özgürlükten çekiniştir...

devlet bazende hazırcılık ya da başkalarından istemek gibi gözüküyor ve biri sorumlu olmalı ya da benim yerime sen yap gibi gözüküyor..

devletin hukuksal oluşsal her türlü tabanı insana ve insan çıkarına yaslanır/yaslanmalıdır ve ortak çıkar fayda ya da paydalar gibi şeyler devletlerin gelişmesi hukukunda ele alınmalıdır...

Hocam insan toplumlar, özellikle geniş toplumlar ve organizasyonlar, sınırları ayrılmış toplumlar, farklı kimlik ifade eden birbirinden ayrı toplumlar olarak yaşamak istediği sürece devletler varolacak... Sonra bu Habil'le Kabil gibi bu grupların savaşları, organizasyonu ve çıkar ilişkileri çatışmaları ve güç mücadeleleri tarihi olacak..doğasızlık ve kopukluk-kayıplık.. insan doğadan kayıp gibi bir şey....

Hocam insan acılar ve karmaşalar deneyimleyerek ve bunu toplumsal düzeyde çatışarak ve yaşayarak, yıkılıp yapılarak ve yeniden olarak, bilinçlenerek bunları öğrenecek.. a insanı ile b insanı arasında bir fark yoktur. evrensel oluş bildirgesi koymaya gerek yok.. matematik bu problemi kolayca indirgeyip çözebilir ...bu tanım anayasaların birinci maddesi felan olmalı ve bu tanım evrenselleştirilemediği ve içsellenemediği sürece bu çıkar çatışmaları ve dengesizlikler sanırım varolacak... sanıyorum... ama realite bu ve evet devletlerimiz var ve bozuk insan psişeleri gibiler....

Hocam çok ileri gidersek insan varlığı ölümle sınırlı geçici bir bütün ve parçadır. Varoluşsal kimlik sorunları adlandırmasına ve çözümlemesine gidersek, insanın ben benim demesi altında bile ne bulacağız ki?
Belki de bunlar küresel ortak bir bilincin/oluşun dersleri/işleri ve deneyimleri bilmiyorum..

Eğer insan varlığı dediğim de kendim dışında da onu genel olarak kuşatıyorsam,örneğin yani bilimsel bir formelle bunu tutarsam bilmiyorum ne demeli?

Ama şunu biliyoruz ve diyebiliyoruz ki insanın birinin daha az ve birinin daha çok yaşamaya ve yaşatılmaya hakkı yoktur ve bütün özgürlükler (varoluşlar) ortaktır. ortak maldır.. hukuk burdan sanırım evrensellikten kuşatılabilir ve geliştirilebilir...
bir yerde biri ben daha az yaşıyorum diyorsa ona koşmalıyız o halde bilmiyorum

Hocam evrensel bir (gerçel bir) hukul formeli kurarsak ve üretirsek ve ileri gidersek bunda; bir bireyin varolması da diğerine de ortaktır. dairdir onu içerir) (onu kuşatır) .onun beni de (benliği de) diğerine ortaktır bu anlamda. insan evrenseldir-evrensel bir içrektir/varoluştur. kendi başına değil. insanın ben benim demesinde sorun var.. ama evrensel subjektiviteye evrensel objektivite dayatılamaz- yani bu sürecek. bu arada bir denge kurulmalı ve bulunmalı...
hocam toplumsal varoluşlarız.bilinçlenme gerekiyor...

subjektivite bir geçerlilikse ve gerçeklikse ki bu parçalı oluşu da simgeler -ben benimi- ya da bu benim bedenimi, de simgeler, ..
bunu kişiye objektivite dayatarak ya da sunarak aşamayız.ya da zorla dayatamayız... subjektvite bir özgürlüktür tanımdır burda....subjektif irade tanınmalı, reel olduğu görülmeli ve birey olmak, birey özgürlükleri tanınmalı. bu genişletilmeli ve eşitlenmeli ortaklaşalanmalı ya da ... bireyin ne olacağı tanımlanmalı.. evrensel hukuk baştan aşağı kuşanılmalıdır...
burdaki eşitsizlikler karşı hukukla ya da bilinçle yıkılır ya da herhangi türden şiddetle değil mi?

subjektif hukuku aşabilirsek bu ayrışmanın toz olacağını görüyorum diyelim...

hocam ülkelerin ayrılması ve sınırlar olması ve bunun onanması da da bir subjektif ayrışma. din-dil milliyette bir subjektif ayrışma. her türden köken ayrışması ve ayrıştırması ya da sınırcılıkta

-------------------------------------

Tanrının problemi neydi ki hangi kompleksden dolayı insanı ve evreni yarattı?


--

tanrının oluşu yaratma üzerine doğal bir oluştur/doğal bir eylemedir ya da bir ölçüde zorun/lulukta diyebilirdik....
tanrının olmayışı ise yaratmayışıdır_ bu hiç bir şeyin olmayışı mıdır?

boşlukların tüm eylemlerinin nedeni ya da bu nedenin/nedenselliğin kökeni olacağı söylenen o tarihsel kımıldatıcı ya da ilklerin ilk kurucusu ve kendi adına ilk oldurucu ve varlıklarötebaşı...

Ey varlıklarbaşı bizi duyuyorsan seslerimize kulak kabartmalısın/vermelisin..
ya da seni duyamıyoruz-sesini bize vermelisin
burda zor durumdayız/öyle anlaşılıyor.../öyle görülüyor..
boşlukları kımıldatırken yaptığın şeylerden yap ve bizi burdan (bu durumdan _belki de insan olmaktan ve onun çıkmazından da ) kurtar
boşluklarla işini bırak ve biraz ara ver o işlere ve bizle ilgilen olmadı...

tanrı istenç duyamaz/zorunluluktur. zorunlu olarak kendini olur/kendini böler ve /ifade eder ve yaratır... tanrının varoluşu zorunlu ve kısıtlıdır ama bir de varolmayışı var.

tanrı demek varoluşu bir zoruna, nedene/nesneye/şeye yüklemektir ve bu nedene yüklenmektir/sorumlular aramaktır bunun bilincidir..
bir kere bu kendi varoluşunu sırtlanmamaktır ve ondan ötürü olma sorumsuzluğu ve gölgesi giymek/almak ve nedensizlik imgesini/gölgesini varlıkta sezememektir/sentezlememektir...
bu özgürlük kısıtlılığı ve varlık sorununa gider...özgürlük sorunsalıdır...

tanrı için zaman yoksa ve başlayamazsa onun hareketi ve üretmesi zamandan bağımsız ve zamansızca varolmalıdır.
başlamamış bir eylemin üreticisidir...
buna bir de zorunlu bir istenç ve seçim zamanı eki eklenemez...
ki subjektivite buna hiç dayatılamaz/uygulanamaz duruyor....

İnsan varoluş sorununu tanrı adı altında araştırabilir ve sentezleyebilir değişmeyecektir...
İnsan, valrıksal/varoluşsal bir bütüne ve bütünlemeye, koşula ve doğal oluşun zorunlu koşullarında içerilen bir senteze ve iç-oluşumlara tanrı diyebilir ama voroluş sorunuyla ,(varoluş sorunu) denenle (ve kendi varlığıyla direkt aracısızca) er-geç (birincil elden) yüzleşecektir...
ve burda bir tanrı değil de tümden bir nedensizlik/dipsizlik/ilksizlik ve -asıl- kökensizlik bulduğun da ne olurdu?

tanrıyı hem var hem yok oluşturmak ve sözetmek/ortaya koymak genel de bunu (sorunu) ortaya koyan iradeye karşı subjektif bir yaklaşımı dengelemek içinde sunuluyor...
bu tanrı ne var ne yok hem var hem yokçuluk gibi bir sentez...
bulanık ya da sisli/puslu mantık denilen benzeri..
tanrı nasıl tanımlandığına bağlı ancak subjektif tanrılar subjektiftir.
örneğin bahvgad gita nın tanrısı, brahmanizm tanrısı benzeri bir tanrı ve spinozanın tanrısı denen benzeri tanrılar belki vardır/oluşturulabilirdi...

tanrısızlık bulunmamışsa/keşfedilmemişse tam bir tanrısızlıktan sözedilemez.. bu bağımsızlık gibi bir kavram olarak içerildi ve bunun keşfi ile mümkün... insan varoluşunu ya da zihnini esir tutan koşullardan ve buna bağlı bilgisel bağımlardan arınıp özgürleştiğinde gerçek bir tanrısızlık var...

yani örneği tanrı yok dersek bu seferde insanın varoluş sorunu diyemiyoruz. herşeyin varolması var
işte orda tanrı insan olmayanlar geride kalanlar ya da insan olanı da içeren tüm-bütün oluyor... bu tüm bütünün varolması var/içiçe..

yani insan varoluş sorunun öte beri çekerse, sanırım insan olmanın da ötesine gitmek gerekecek

varlıksal varoluş sorununa tanrı demek tam bir hata. oluşsallığa ve kısmen fizikselliğe tanrı adı takmak ise bir sanılsama/yanılasama ama bunla bir bağ var...
oluşu kökenlemek ve oluşu başlatmak kavramına götürülmeyen dinamiği bütünleyen tanrı olmayan bir tanrı

. her ikisi de...çünkü tanrı doğadaki bütünsellik, oluştaki oluşsallık ve koşulsallık bütünü ya da iş-edim hareketin kendi ve yasa gibi bir düzlem ve anlama çekilirse?
tanrıdan sözedilirken neyden sözedildiği bilinmeli bunun yanıtlanmassı için... ve varoluşta yasalar bağlar/bağlamlar yine de vardır..

yakın ama tam değil belki çünkü oluşsallık tek başına oluşsalık değil (çünkü diğer herşeyde var ve) ama evet yine de varolma kökensiz.. varolma denilen kökenden ve nedenden mutlak anlamda bağsız ve yoksun olmalıdır... bu anlamda evet

subjektif bir tanrıyı zaten hiç hesaba katmıyoruz

Tanrı yukarıdaki subjektif sorunun kökeninde subjektif bir özensellik olarak sunuluyorken ve korunuyorken soruyu ordan ele alıp yanıtladık sadece...
 

"ictenlik"

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
4,192
Tepkime puanı
162
Puanları
63
(sanalmanik kimliği yazım/yazımcı desteği beklemektedir/istemektedir.)

Soru: Dinlerin sebebi dinler değil maddeci ideolojiler. İslamda savaş sadece savunma amaçlıdır..

(Mao, Lenin, Stalin, Troçki ve ilgisiz bir kişi daha resimleri/resmi eşliğinde)

Oluşturulan Yanıtlar


işin ilginci maddeci ideoloji denenlerin hepsi bu dünyada insan mutluluğu refahı, bilgi özgürlük, her türden bilim-biliş-özgürlük ve kardeşlik için, eşitlik için savaşıyor/savaşmış..
işin ilginci dinler denilenlerin hepsi yöneten bir avuç azınlık ve zavallıya çanak tutuyor ve hizmet ediyor...
işin ilginci maddeci denilenler karşı dünyacı-karşı rüyacı
işin ilginci dinci denilenler bir avuç uyuşuk ve uyutuk

işin ilginci işin daha da ilginci bugün amerika ve ya da israil sizi yutmuyorsa ve yutamadıysa ve ya da bu küçük balıklar yutulmadıysa hala o resimdekilerin biri hariç bunların çabası değil miydi? dinler mi ayakta tutuyor sanıyoruz tarihi?
şimdi iran dağılmadıysa ve suriye hala parçalanıp tam olarak yutulmadıysa ve ele geçmediyse orda çin ve rusya diye bir blok var örneğin. siz nasıl okuyor ve gözlemliyorsunuz?

bütün amerika ve israil ideolojileri bu yapıları parçalamaya çalıştı...hala ?güney amerika dahil .neden? islama zarar verdiği için mi? neden?

tarihsel olarak islam ve yahudilik habil ve kabil öyküsü gibi olabilir...
tarihsel olarak islam ve yahudilik birbirinden bölünmüş, ayrışmış mezhepler -dinler gibi aynı kuramsal köke dayanan bir yapı ve birbirine göre dinler ve mezhepler gibi olabilir. bu yorumlar hep yapıldı..
yani onun bir dini var benim de dinim var gibi...
ya da onun bir dini ve ona ahit sandığı veren bir tanrısı ve onların musası varsa benimde/bizimde hacreül esvetimiz ve muhamemdimiz var gibi....
bu dinlerin ikisi de sami köküne dayanır ve kutsal sandıklar bağışlayan rab'ın sandıklar verdiği azınlık elit kesim burdan israiller/israiloğulları ve yahudiler olarak seçilmişler/sıyrılmışlar ve bölünmüşler ve kalanlar dışta kalanlar da ,yine aynı kardeşler fakat farklı bir örgütlenme ve telaşa karşı yıkıma (gerçek samiliği geri almaya) gitmiş olabilirler. tarihsel kökü ve savaşı iyi inceleyin_ burdaki tarihsel çatışma farklıdır_ tarihi doğru okumuyorsunuz..
dış kapıda kalan kardeşler...tanrı sandık verdiği için....

rab merkezli dinlerde, gökten inen rab kavramının biraz gerçeğe uyarlanması gerekiyor. gerçek bir göksel tanrı gelip insanları yakan bir kutu veremeyeceğine ve gerçek insan kentleri yıkmayağacına göre bu başka bir tanrıydı/tanrıcık ve tirancıktı. göksel bir yarıbuçuk demiurge ve üstvarlık bir göksel hami ve göksel ileri varlık..gerçek uzaydan gerçek geldi ve sami ayrışması burda/burdan başladı-yayıldı...

yukardaki ya da yukarıda yazan islam ya da din ağzı değil_ bunlarcı trollüktür..

bugün siyonizmin birinci düşmanı dağılmış müslümanlar ve dağılmış müslümanlık mı sanıyorsunuz? tek bir güç var orda, iran.. -o da yarı buçuk ... o da şia kimliği... islam benimsemezsiniz onları. neden parçalayamdılar onu...

israil sadece arap yarımadasını mı istiyor yada tüm diğer mutlakiyetçi güç odakları gibi herşeyin hükümranlığı ve kontrolü mü? ki mve ne üzerinden ? tanrının/tanrısının vaadettikleri şeyler mi?

musayı kendi halkı yolsan çıkarmış/saptırmış olmalı. rab denenle aracılık/bağ kurması ve pazarlık etmesi ve alması vermesi için çok zorlamış olmalı. muhtemelen ileri bir varlıktı. muhammed denen de halkı için benzer kaderi paylaşıyor olmalı. bölünme sonrası ..muhammed denilen de yine halkı tarafından kitlesi tarafından kurban rolüne soyundurulmuş/düşürülmüş olmalı...

islam dini amerikan uşaklığı mıdır? amerikancılık mıdır? o zaman bizzat islam denenin yahudi siyonist bir kurgu ve tarihi bir siyonist komplo olduğuna olacağına gidersiniz. ayakları havada bomboş kalır takla atar... tarihe iyi bakın..

rab denen bir demiurge ve demon. bize göre ileri varlık. göksel varlık. insanlıkla geçmiş temasları olmuş ve bu temas ortadoğudan yayılmış....ortadoğuda çöle inmişler-kent yıkmışlar, yakmışlar-yıkmışlar korkutmuşlar ve üstüne bir de teknoloji harikaları göstermişler-karanlık kutular vermişler. remolekülerzasyon/ışınlanma -yer değiştirme gibi teknolojiler, teknoloji harikaları göstermişler ve mucizeler yapmışlar.../yaptırmışlar uşaklarına.... geçmiş bir çağda insanları yarı tanrı olarak, yarı tanrılaşarak kandırmışlar ve kendilerine tapındırmışlar ve israillleri kendilerine bağlamışlar diyelim /ne diyelim...israil o kökten geliyor....

eğer yanlış görmüyorsam resimdekilerin biri hariç sanırım bugün amerika ve israil temsil ettiği güç odaklığı- güç sömürgeciliği ,sömürgecilik ve küresel himayeye karşı durmuş ,dünyada bir güç dengesi ve karşı duruş yol yaratmış yarı peygambersi bugün dünyayı ve tarihi yarı buçuk ayakta tutan adamlar ..öyle din demekle olmuyor...

bu ağız olduğuna amerikan israil ağzı...ya da onun arkası...

islam denilen olduğuna tarihi siyonist bir komplo olabilir..ya da bunun kurdu... dediğimi yavana atmayın ve evet islam denilen siyasi bir komplodur ve olabilir dersek ne olur? din mi batar? ya din yoksa? ya tanrı yoksa ne olacak? aval aval hep birlikte tarihe mi bakacağız.. birbirimize mi? yoksa bizi kim kurataracak kardeşim. diyelim ki yok? biz doğruyu söylüyorsak nolcak? ne yapcan? kurtarıcılar mı bekleyeceğiz sağdan soldan bu durumda sanıyordunuz?...

amerikan ideolojisi ve yayılımcılığı destekli ve odaklı. ya da yahudi siyonist işbilirliği odakçı odaklı söylem... eğer dininiz buysa iyi bakın ona...

islam denilen /teslimiyetçilik muhtemelen yarı yahudilikten bozma ve devşirme bir din ya da yarı tarihi komplodur...

hiçkimse (tarih boyu) amerikan/amerikancı çıkarlara ya da israil/israilci çıkarlara ve siyonist çıkarlara, siyonist ittifaka başta yukarıdakilerin biri ikisi hariç bunlar kadar darbe vurmadı/vuramadı.. hala tarihten ayıklayamıyorlar onları bakın. .dünyada bir özgürlük varsa bu nerden? hangi savaştan? sözde yayılmacı/çıkarcı ve fetihçi islam savaşları mı? onun doktrini mi?

rab denen varlık göksel bir tirandır. bir yarı demiurgedir. gerçek bir baştanrı ya da varlık tanrısı olma anlamında bir tanrı değildir. gökten gelip mucizeler göstermiştir/kentler yıkmıştır ve evet gücü vardır bu anlamda biraz ve insanlık buna kanmıştır ya da korkup/dağılıp sonuç olarak itaatleşmiştir buna.. bu kadar .bitti.nokta.tarih dersi..

----------------------------------------------------------

Soru: Yirmibirinci yüzyılda, felsefenin, bilimle çelişerek, bilimi dışlayarak yol alabilme lüksü kaldı mı?

Yanıt:

bilimle çelişmek ,bilimi dışlamak nedir? felsefe nedir?
kökeni bilgi ve öğrenme sevgisi ve ilgisi demek olan felsefenin bu etkinliğini sıyırarak onu dışlayan ve bilme ve bilim etkinliği bilmeyelim bilimi midir?

Soru:
Dünya yuvarlak değil demek bilimle çelişmektir ama ….

Yanıt/Yanıtlar:
felsefe de dünyanın biçimi gibi bir problematik yoktur...biçim bir imleme... felsefeye bakarsak bunu aptallar tartışır-oluşu kaçırır. felsefe git yaşa işine bak der daha işin mi yok der... bu bir örnek...

bilimle felsefenin yanyana getirilmesi yanlış ..felsefe ve matematikos kardeş ve bunlardan bilim doğar. bunların etkileşiminden.... üretilende sevgi, sevinç, istenç yoksa?

felsefe bilgi ile kurulan bağ, bağın kendi, illeyet bağı ve ilgilenmeyi sevmektir.. felsefe öğrenmekten gelişmekten duyulan coşkunluğun kendi adıdır gibi bir alandır... felsefe kavramının tabanına gidersek felsefenin kendi tarihe yazılmış saçmalıklar değildir... matematik/matematiğin kendi bir problemi çözerken ve yaparken gerçekleşir diyelim ama yine de bir tepe ve çatı matematik adı var... felsefe tam orda yaparken gerçekleşen ve etkileşen aslında....

felsefe bilimin sevgiyle yapılmasında bir ölçüt olabilir.. .dansı sevip danseden dansçı da ha fazla dans sevgisi var .bilimi gerçekten sevip bilim yapan da daha fazla felsefe istenci var gibi

bilimle genel ve aslında belki de tek alıp veremediğimiz ise evren tabanına hiç-kopuk evrensiz geçmişsiz öntanım ve önce ve bilinmeyen x durum sorunsalı tabanı ve bunun varsaymasını yerleştirmesi.. ve bunun üzerine bilim kurmasıdır/çatmasıdır....

Soru:
………….. .hem felsefe hem de bilim gelişiyor. Fakat yanlış olan da evrensellikle çelişiyor. Sonuçta maddenin bilinmeyen özelliklerini keşif yolculuğu bu felsefe ya da bilim?!

Yanıt/Yanıtlar:


felsefenin maddenin bilinmeyen özellikleri gibi bir taban alacağını ve kullanacağını sanmıyorum. maddeyi olanın/olmakta olanın görüntüsü/dinamiği yada görüngül izafisi (şekilse-biçimsel dinamiği) olarak alacaktır ve işaretleyecektir.. ya da madde olanı herşey olarak sınıflayacaktır ve bu problemi kolayca çekecektir/çözecektir..

Felsefe sanırım bugün ve şimdinin/buradanın sorunlarıyla ilgilenecektir ve sorunlarla herkes üzerinden genel (bağ kurarak) lilgilenecektir. Bir güç toplumunun ve gücü elinde tutanların özel sorunlarıyla ve maddenin sorunlarının çözülmesini bekleyenlerle, ya da maddenin sorunlarını çözülmesini bekleyen özellerle ya da maddenin sorunları adı takan özel grupla/gruplarla ve kendini özel hissedenlerle değil...

insanların en az yarısının ama belki de bir çoğunun maddenin sorunları gibi bir sorunu yok..bu gücü elinde tutan azınlığın sorunudur ya da yaşamla/varlıkla barışma sorunsalı ve varlık adlandırması sorunsalı/hatası tabanlı ve ölüm kalım sorunu sorunsalı ,(bilgi kontrolü) ve başka ifadeler ifade eder. yaşamaktır kaçan... birlikte özgürce varolmaktır/yaşamaktır sadece kaçan... çözsünler bakalım....

-----------------------------------------------------------------

Soru: Yirmibirinci yüzyılda, felsefenin, bilimle çelişerek, bilimi dışlayarak yol alabilme lüksü kaldı mı?

Yanıt:

kalmadı. fizik ontoloji bilmiyor ve ontolojisizlikten tam olarak can çekişiyor.... ontoloji bilmeden fizik yapılamaz. artık ontoloji bilmeden fizik yapılamayacğanın anlandığı çağlar yetişmeli çünkü batıyoruz..

------------------------------------------------------------

Sunulan:(uydurtu içeriği)

Eski Teist;
Ateizm ve Teizm kavramları altında ve altından bir kutuplaştırma ve kamplaştırma /çekişme var gibi...


Yorumcu:

Hakikati hikaye etmek kolay olmadıği gibi hikayenin hakikatine erişmek kolay degildir. Dunya ontolojik.. dil epitemolojik ve dini aksiyomatik (deger felsefesi) olarak ele almakta yarar var. Özellikle bilgi bilimsel ve yöntembilimsel olarak dili ve düşunceyi incelemekte yarar var. Çunkü dil dunyayı belirler ve dini tanimlar. Dili kötü ve kötuye kullanirsak o da bizi daha agır bir sekilde kullananir. Zira o Vesvasilhannas tır.

Yanıt:


hakikat ya da gerçeklik sadece olandır der sanırım Parmenides... Buradan olan'ı ve olmakta olan kavramını sıyırırsak sanırım bir iç hakikat bulamıyoruz ve elde edemiyoruz. Olan var diyebiliyoruz/olmakta olan....
Tanrı/İye (ya da büyük ve baş iye/başkimlik/başözne) kimliğini ise iyi soyduğumuzda, belirleyen bir baş-iye ve ilk oluşturan ilk iye ve baş-sahip ve ilk baş kökenleyici ve kökenin epistemine, ilkin epistemine ve baş sorumlunun epistemine vb. kavramlara gidiyoruz ve iniyoruz... Biz bunları inceledik. yasalar var diyoruz .döngüler var. düzenler var... eğer döngüler ve iç yasalar ,içdüzen varsa diyoruz... tabi ki arkadaşlara ,diğer dostlara da bunları detaylıca incelemeyi tavsiye ediyoruz ve edeceğiz....

Yorumcu:

Hakikatin rivayetini hikaye edenleri din-lemek yerine hakikati kendi dirayetinle hikaye et.. dediğim gibi bu kolay degildir.. başaramazsan bu sefer kendini ara.. gerci bu evvelkilerden kolay degildir ama hic olmazsa dışaridaki parazitlerden kurtuluyorsun.. bu Gurdijief in 4.cü yolu..

Yanıt/Yanıtlar:

bu da benim beşinci yolum. hakikat hakikatsizdir. hakikat denilerek aranan şey nedir? ne bulunacaktır? hakikat arayışının kendi; hakikatsizlik, hakikatsiz olma ya da hakikatten yoksunluk ve hakakatin daha önce kaybedilmesi/unutulması, çarpıtılması ,başka türlü aranması/oldurulması ve umulması gibi beklentiler ve yanlış bilgi tahakkümü gibi kavramlar belirtiyor... Maharaj'ın böyle bir deyimi vardır...Hakikat arama denilen sahtelerin, hakiki olmayanların ayıklanması gibi bir şey....

hakikat görünendir/olandır. olandan/olanlardan çarpıtmaları ayırmak hakikat arayışında bizatihi yeterlidir/olgudur ve onu/gerçeği öte beri çekmemek (yerinde bırakmak tutmak, kişisel gerçeği çarpıtmamak) ve varsayımları sıvamamak gövdesine onun...

Maharaj'a; "ben" arıyorum, kendimi arıyorum ya da kendimin gerçeğini (gerçek olanını arıyorum) derseniz. Ne o kendinizi mi kaybettiniz /bir ben/sen mi kaybettiniz ya da /siz sahte misiniz derdi..O halde ben gerçeğim-hakikat...ben varım/hakikat. bu kadar .öteye gidemezsiniz..

Maharaj'a gerçek arıyorum, ben gerçek arıyorum derseniz; ne o gerçeği mi kaybettiniz derdi...
Bu gerçek arayışıyla ben arayışı kayıplık mı?
Gerçek sahte mi ya da kendi türünden/gerçek türünden gerçek/gerçeklik değil mi?
realite tekrar soyulamaz/açılamaz ancak o realitesizliğe bitiştirilebilir...

realite denilen (gerçeklik) hakikattir. aynı kavramları belirtiyor. Bunu ister uzakdoğuya götürelim ister uzak batıya . Eski batı, eski doğu, hiç farketmez. yakın olarak realite ben varım/gerçeğim, gerçek var..dıaşrda olanlar var...

yaşam var-doğum var.ölüm var. tantana var
buna ben neyim kimim gibi sorular hiç eklenmeden ve bu olgular hiç çarptırılmadan deneyimlenerek ve kolayca ölerek karşılık vermeli..

eğer doğa da olsaydınız, olsaydık, yaşamak ve yaşamı yapmak ve her gün bir şeyin/işin ucundan tutumak ve koşturmak neredeyse tek iş olacaktı inanın buna ve akşam ne yorgunluk ne sorgu. .büyük bir huzur/sevinç muhtemelen bunu takip ediyor olur... kayıplık duyulmaz da ondan...
doğaya ve gerçekliğe ve olana-bitene tam bir aidiyet ve sıkı bağ duyumsanır/hissedilir.. yalnızlık çekilmez.. varoluş yalnızlığı ve örselenmişlik olmaz-doku uyumludur....

varoluşun neresinde olursanız olun ve nasıl bir deneyim örgüsünde olursanız olun realite kavramını tekrar soymak gerekmiyor.
o kavramı soyup içini açıp bakmak gerekmiyor.. sadece kayıp insanlık..yitik insanlık. buna düşmüş insanlıkta diyorlar...ama bu bir evrensel realite..

varoluşun neresinde olursanız olun ve nasıl bir deneyim örgüsünde olursanız olun (çoklu gerçeklik ve alterantif realiteler olsun) realite kavramını tekrar soymak gerekmiyor. köken realite yine de aynı ya da çok benzer olacak...duyuş/ben duyuş biliş aynı -benzer olacak...bunu nereye götürelim

Eğer Maharaj'a ben gerçek (bir şeyin gerçeğini/hakikatini ve daha gerçeğini) arıyorum derseniz siz gözünüzün ucundakini görmüyorosunuz çünkü siz dolandırılmışsınız sahtelerle kandırılmış/dıolandırılmışsınız ya da ne o siz aldatıldınız mı? ya da ne o siz dolandırılmaktan mı korkuyorsunuz derdi...ve iyi bakın benim gördüğümü görün derdi...

Gerçek (ya da en gerçeği) kavramını sahte /yalan/dolan/imitasyon vb. diyalekte ediyor ve karşılıyor iyi bakın..

Gerçek kavramlarla tekrar soyulamaz. Kavramlar ya da kavramsal kavrama denilen kavrayış zaten (zihin, akıl,biliş,oluş vb.bağlar ile) gerçeğe/realieteye temas eden bir geri bildirim ve yapılandırma türevi...

Hakikat denilen?
realite de ne varsa o gerçekliktir/hakikattır..
realite de her ne varsa (temsil ediliyorsa) ne olup bitiyorsa)
ya da bunun kümülatifi ya da benzeri
varolan tüm etkinliğini zaten realiteden üretiyor/yansıtıyor.. farklı farklı realiteler ve realite geçişleri demekte oluruz/aramakta oluruz....
realite de varolana dair ne varsa o temsil edilir. temsil görür-bir biçimde görür edilir...
o realite ve bu realite arasındaki farksa geçici görünüşsel ya da ontolojiktir, ontololojik geçişsel bir bir fark/katmandır...

ontoloji denilen gökkuşağı gibi-realite denilen de bunu yansıtır...
Yorum:
Ben de hakikatin goruldugunu degil öruldüğunu düşünüyorum
?
 

"ictenlik"

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
4,192
Tepkime puanı
162
Puanları
63
'Bırakta HiçbirŞey Yapmayayım'

Bırakta hiç bir şey yapmayayım
Bırakta şuracıkta öleyim

-Ritmik Düşünme--Ritmik , Düşünce, His, Ses Dışavurma-

'Bırakta Şuracıkta Yaşayıp Şuracıkta Öleyim'

Korkuyorum
Acıyorum
Acıyor
Yaşam
Yaşam
Acı dolu bir şey
Yaşam, boyunca ağır-lık
Yaşam kollarımda bir ağrı
Yaşam kaburgamda bir baskı

Korkuyorum
Acıyorum
Acıyor
Yaşam acı,
acı dolu bir şey

Başedemiyorum
Başedemiyorum diyorum
Ağrılarımı, acılarımı tanımlayamıyorum
Tanımlayamıyorum
Tanımıyorum
Kendimdeki yabancılığı
Üzerime yapışmış yapıştırılmış içimdeki ağır hisler
Üzerimdeki/içimdeki yabancılığı buharanı ağırlıklığı tanımıyorum/tanımıyorum
Olmak ağırlıkları
Çatışmalar
Sağlıksız ve yorgun hissediyorum
Kendimi kötü hissediyorum
İçimdeki bu boğuşmalarla ne yapacağım bilmiyorum
Bilmiyorum

İrrite olmak
Varlığı irrite olmak- edilmek
Töhmet altında kalmak
Varoluşuna sövülmek
İstenmemek dahil
Tüm yorgunlukları çektim çekiyorum

Güçlü görünmeye çalışmak
Güçlü görünmeye/davranmaya çalışmak
Saçmalık
Olamıyorum
Kaldırmıyorum
Yaşam bana ağır baskı
Üzücü ve yorucu geliyor
İnsanlar ezici, yorgun ve sevgisiz

Kaburgalarımda bir yabancılık
Bir yabancı ağrı
Bir ağırlık
Sırtımda endişeler
Yaşamla boğuşma
Başkalarının içsesiyle ya da varlığımla çatışmasıyla çatışma
Çatışmalarla boğuşma
Varlığını huzursuz eden biriyle boğuşma
Otoriteyle
Akıl verenle
Seni güdenle
Bağımlarınla
Herkesle herşeyle bir an da ve bir yandan boğuşma

Kurtulmak
Kurtulmak
Tehlikesizlik
Tehlikesizlik
Mutlu bir güven
Sonsuz bir ışık
Deneyimlemek istiyorum
O yerde yabancısızlık
Varlığına batmayan hiç bir şey
Ve şiddetsizlik
Ve şiddetsizlik
Hiç şiddet olmaması
Kendimle barışık
Kendim ağırsız

Hiç şiddet olmaması deneyimlemek istiyorum

Dayanmak
Dayanmak istemiyorum
Tüm bunlar gelsin geçsin
Tüm bunlar kendinden olsun
İçimde kusmuk gibi bir şey olmasın
İçimde töhmet olmasın

Töhmet yangını
Suçlanmak
Yargılanmak
Sorumlu sayılmak
Bıktım
Bıktım
Kendimi tutup
Kendi ağırlığımı tutup
Kendi ağırlığımı öylece tutup
....

Bir yerden emir almak
Birilerinin bana bir şeyler söylemesi
Yargılanmak
Baskılanmak
Hiçe sayılmak
Değil senin değer kantarında tartılmak
İstemiyorum
Sen kimsin ki kim oluyorsun ki beni tartıyorsun
Öz saygıma batan istemiyorum
Öz saygım üzerinde otorite istemiyorum
Özvarlığım/kendimliğim üzerinde otorite tartı yargıç istemiyorum
(Sıfırım ya da herşeyim sana ne!) (Herşey ya da hiçbirşey hiçbiri ya da hiçkimse olmam seni ilgilendiriyor mu?)
İstencim. istencim bağırarak haykıracak sessiz sesini
Öz Saygım üzerinde ipotek, hırpalama, birinin söz hakkını saymıyorum
Varlımlığım üzerinde söz sahibi istemiyorum
Varlığım üzerinde töhmet baskı istemiyorum
Yaşayamazsam yaşayamam sana ne
Karışma bana
Yetersizsem yetersizim sana ne! Sana ne!
Yapamazsam da yapmam sana ne karışma buna
Beceriksizsem de beceriksizim sana ne bundan
Olmuyorsa da olmuyor kime ne bundan
Dürtmelerle yaşayamam
Bir gün değil her gün yaşayamam
Değil bir gün özgür olsun her gün özgür
Baskısız
Ağırsız ağırlıksız
Töhmetler olmadan
Töhmetler batmadan yaşanmış günleri sayıklayarak
Töhmetler hasta etmemiş günleri sayıklayarak
İçini acıtan

Canımı acıtma
Canımı acıtma
Sövme sayma yargılama
Sana ne, sana ne
Sana ne
Sana ne bundan
Benim varoluşumdan
Git beğenmiyorsan başkalarıyla yaşa
Başkalarıyla dertleş
Başkalarıyla ol ve arkadaş ol
Kendi bildiklerinle
Kendi olduklarınla, kendi saydıklarınla ayrıl kendi yeni ülkene

Kendi mücadelenle tartış
Beni sen mi eğiteceksin
Beni sen mi olduracaksın
Sana ne benden

Bırakta şuracıkta kalayım
Bırakta bana ait olmayan, aitlik sahiplik iddia ettiğin bu çöplükte öleyim
Bana ait bir yer göster bana
Bana ait bir yer söyle
Her yer senin mi? Senin yerin mi?
Bana ne bundan
Her yer seninse bırakta mutlulukta gideyim
Benim olmayan yerlere
Bırakta özgürce
Ölüme kollarımı açmış, bırakta sıcacıkça kucaklayayım
Benim olan yerleri arayana kadar
Arayarak
Bırakta şuracıkta kalayım
Bırakta benim olan yerlere gideyim
Bırakta benim olan yeri arayayım

Canımı acıtmayın
Canımı acıtmayın
Benimle boğuşmayın
Benimle boğuşmayın

Sırtımda ağırlık, üzerimde yargı olmadan bir sabah
Üzerimde baskı olmadan bir sabah
Bir şeyler yapmak zorunda olmadan birilerine karşı dürüst paydaş bir sorumluluk
Otorite çizelgeleri
Sen kimin neyin sorumlususun
Kendini de yaşıyor ve seviyor musun
Kendini de yönettin mi
İyi yönettin mi
Nasıl yönetiyorsun
Bence boktan bir yönetimin var
Herşeyi karıştırıyorsun
Sen sahip misin
Sen ait misin
Neye sahipsin
Neye aitsin
Kime aitsin
Kime dairsin
İçin nerde dışın nerde
Kime içkinsin
Neye içkinsin
Neye dairsin
Nedensin
Nasılsın
Niyesin
Sen kimsin
Kimsin sen, ben üzerinde hükümdarlık aitlik ilan ediyorsun
Basıp gidebilirsin benim olmadığım yerlere
Beni yönetememekten yorgunsan
Beni yönetememekten yorgunsan
Beni yönetemmekten bıktıysan artık
Defolup gidebilirsin

Sanat düşünmeliydim
Barış düşünmeliydim
Tüm bunlara vakit kaldı mı
Coşku düşünmeliydim
Neşe düşünmeliydim
Umut düşünmeliydim

Bilim düşünmeliydim
Saygı düşünmeliydim
Sevgi naziklik ve ılım düşünmeliydim/olmalıydım

Acı ve baskı üzerime yapıştı
Acı ve baskı üzerimi korkuttu
Acı baskı ve korku üzerime yapıştı
Öfkeyle çizdi
Beni baskıladı
Beni hiçlendiriyor
Sabah sabah yaşayamıyorum
boğuşmaktan-tartışmaktan
Boğulmaktan içimdeki sorunların ve dertlerin içinde kaybolmaktan
Dertlerin içlerinde kaybolmaktan
Bıkkın yorgunum
Üzerimde korkutma istemiyorum

Töhmet endişe baskı ve korku odakları
Varlığına ağırlık yapan, iten çeken baskıcı ve otoriter/totaliter kişiler/kişilikler -yapılar
Her yerde otorite dolu bu bombok
Ya benim ya o onun burda ne işi var
Her gün biriyle itişmekten kakışmaktan bıktım
Ne yapılacağını söylüyorlar
Ne yapılacağını söyleyip duruyorlar
Bırakta hiç bir şey yapmamayım
Bırakta bu kimsenin işine gelmiyorsa bırakta şuracıkta -özgürce- öleyim
Beni iterek ayağa kaldırma
Beni iterek ayağa kaldırmaya kalkma bir daha
Güçle kımıldamayacağım
Bana dokunmaya iznin hakkın yok
Şiddetini sevmiyorum
Hiç bir şiddeti sevmiyor o-nay-la-mıyorum
Bırakta bu kimsenin işine gelmiyorsa şuracıkta öleyim
Bırakta bırakta şuracıkta öleyim
Acı çekmeyeceğim
İtilip kakılmaktan
Ki sana direnmek zorunda değilim
Bırakta şuracıkta öleyim
Dokunma bana
Bırakta şuracıkta öleyim

Ekmek itişilerek, kakışılarak kazanılıyormuş bırakta verme bana
Bırakta benim olmasın
Bırakta şuracıkta öleyim
İterek kakışılarak kazanışmış bir somun ekmekten bahsediyoruz
onu daha fazla yemek istemiyorum
onu daha fazla yemek istemiyorum
Barışıksız dövüşle kazanılmış bok gibi ekmeğin
Bunu sana söylüyorum
Dengin güçle savaşmadan eşleşmeden ağrı yüklerinde, içparçalanmaları ve pişmanlıklarında, mutsuzlukta, tatminsiz arzu da kazanılmış bok gibi ekmeğin
Arzu peşinde ve kayıp gün seni sürüklerken kazanılmış bok gibi ekmeğin
Acı lokmaları boğazıma düğümleniyor
Çocuklar aç
Çocuklar sefil
Çocuklar acı çekiyor
Acı üzerime basıyor
Acının da makulü, acının da masumu, acının da yasalı ve yasal sınırı/üst limiti olmalıdır
Acının adili
Acının da insancası bulunmalıdır
İnsanın insancası bulunmalıdır
Töhmet acıları, töhmet sancıları, bıktım yıkıldım, sancıdım, yaşaya yürüyemiyorum

Bırakta şuracıkta ya iyiyi/doğruyu yaşayıp ya iyiyi -bunu- öleyim

Kaburgalarımı ağrıtan endişelerden bıktım.

Gün baskısı
Lanet töhmetinden bıktım
Lanet baskından bıktım

Yeterince boğuştun mu
Benimle yeterince tartıştın mı
Beni tanıdın mı
Beni ayırdın mı
Beni saydın mı
Beni öldürdün mü?.beni yokettin mi
Beni yeterince yokettin ve öldürdün mü?
Benden kaç tane öldürdün
Benden kaç tane doğdu
Herbirini yokettin mi
Yeniden doğuyor muyum
Doğuyor mu onlar
yokedebiliyor musun
Sonsuza kadar beni onları ve tüm sorunları
Emir almayan itaat etmeyen herkesi herşeyi
Yönetemediklerin doğacak
Yönetmediklerin olacak
Kendinle barışıksız
Acı acı acı acı acı acı
Bu ne kadar acı
Bu ne kadar acı

Ya bırakta şuracıkta ya bunu yaşayıp ya bunu öleyim

Hiç bir şey yapmak , kımıldamak bile istemiyorum
Bir şeyler istediğim olmadığı sürece hiç bir şey yapmak /olmak istemiyorum
Bir şeyler istediğim gibi olmadığı sürece ben bunu olmak ben bu olmak sitemiyorum
Burayı sevmiyorum ama bazen sınırlı değişiyor bu
Ölmek ya da kalmak bile istemiyorum bazen
Bunu anlıyor musun?
Bunu anlıyor musun?
Bunu paylaşıyor musun?
Bunu paylaşabilir misin?

bırakta şuracıkta ya bunu yaşayıp ya bunu olup ya bunu öleyim

Bırakta şuracıkta yaşayıp , şuracıkta bıracıkta öleyim..

Yaşam bana bir baskı, üzücü ve yorucu/dayanılmaz (bir baskı gibi) geliyor, dayanılmaz geliyor...

Bırakta ya bunu yaşayıp ya da bunu öleyim

Bırakta ya bu anı yaşayıp ya da bu anı öleyim...

Ses Kaydı
https://vocaroo.com/i/s1EMwLUu4RUW
 

"ictenlik"

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
4,192
Tepkime puanı
162
Puanları
63
YAZILMAMIŞ KUTSAL KİTAP

Nasıl'ın Kutsal Kitabı


(Nasıl'ın Kutsal Kitabı yazım aşamasındadır ve henüz tamamı indirilmemiştir..)
________________________________________

Nasılın Ulu Destanı Ve Nasılın Nasılsızlığı/Asılsızlığı - Nasılın Bağımsızlığı Sorunsalı ve Nasılın Nasıla Bağsızlığı

Nasıl'ın Ulu Destanı! ve Kutsal Nasıl Kitabına Giriş/Başlangıç

Nasıl'ın Ulu Kitabı

________________________________________


Bizler Nasıl-ın elçileri olarak ve Ulu Nasıl'ın ve yani ilk ve baş Nasılsız Nasıl'ın yine kendilerini Ulu Nasıl adına yine kendileri görevlendirmiş ve bilimlendirmiş elçileri olarak Nasılı ve yani Ulu Nasılı ki aslında (Nasıllar Nasıllını -Nasılsız Nasılı (iki N'yle) sizlere tanıtmaya ve iletmeye gelmiş bulunuyoruz

-Nasıl, -Nasıl?
-Nasıl adına
-Nasıllar Döngüsü

ÖN-SÖZ

Sadece İlk Nasıl ve Ana ve Baş Nasıl, Nasılsızdır!

BAB I


Büyük Nasıl ya da Nasıllar Nasılı, Başsız Nasıl ve Bağsız İlk Nasıl adına adanmıştır

Nasıl boşluklarda kendi Nasılından ve kendi ilk nasılından bağsızca varoluyordu

-Şimşek ve fırtına!


---

Biz ulu Nasıl'a dua ederiz
Biz ulu Nasıl'ı söyleşiriz
O bizim kurucumuzdur
O bizim ilk yapımcımız, yapıcımız ve sebebimizdir
Ulu Nasıl sen çok yaşa!

----

Nasılcılık epistemi kuruluşu ve nasılcılık septimesi, ilk Ulu Nasıllar Nasılına adanmıştır
Nasılcılık bağdaşçılığı dini, felsefesi ve yordamı nasılsız nasılın kayıplığına tutunmuştur.


BAB II


İlk ulu Nasıl yani Nasıllar Nasılı varolduğundan beri biz varız!
ve bizi ve bizleri Ulu Nasıl yaptı

Ulu Nasıl adı göklerde kutsansın ve Nasılcılık septimesi kendine kanat bulsun ve olsun umarım
Nasılcılık demciliği adı göklerden sonra bu yeni yerde de duyrulsun ve Ulu Nasıl adına yeni bir Nasılsallık ve Nasılsılık bilişselliği yapılandırmak ve kurmak için Nasıl elçileri bilişsellensin ve doğsun umarım
ve İlk Ulu Nasıl (ve yani Nasıllar Nasılı ,Nasılsız Nasıl da) bizi duyup yardıma koşsun umarım.....

Nasıl'ın kutsal kitabı yazım çalışmalarını sürdürmek ve
Nasıl kutsal dininin yaygınlaşması adına ikilem

Bundan böyle halktan ve yöre'den eski dinini terkederek Nasılcılık dinini benimsemeleri istenecektir ve Nasılcılık çağrıları yapılacaktır

Nasıl kaybolmuş olup herkes onu yani ilk ulu Nasıl'ı arayacaktır..
Nasıl'ı bulanlara bir yeni Nasıl Evreni hediye edilecek ve verilecektir.

Nasıl eski septik felsefelerin tozunu attırarak toz bulutlarını evrende kovalamanın peşine düşecektir. Her bir toz taneciğinin düşüş yerleri izlenerek toz taneleri gözlem altında tutulacaktır..

Nasıl ve Nasılsız Nasıl bizim sebebebimizdir
Nasıl bizim ulu ilk sebebimizdir .
Başka bir nasıl arayışına gerek yoktur. Nasıl da bulunmuştur..
Nasıl da köken de, neden de, ney de, şimdi de bulunmuş ve olunmuştur.
Nasıl burdayım
Bunu söylerken Nasıl'a burda olduğumu söylüyorum ve bildiriyorum

BAB III (Gelişiyor)

Nasıl'ı aramak için önce evrenler kurduk ve içlerine baktık. Nasıl orda mı?
Nasıl orda mısın diye sorduk?
Nasıl?
Nasıl orda mısın? Çık ortaya dedik
Nasıl çıkmadı

Nasıl'ın beni bulması için Nasıl'a seslendim ve sesleniyordum
Nasıl burdayım! Nasıl burdayım! Nasıl nerdesin? Nasıl nerdesin?
Nasıl'ı bulamıyordum Nasıl da beni!
Nasıl'ın nerde ve neredenin nasıl olduğunu bulamıyordum
Size de sordum, danışayım istedim
Nasıl'ı buldunuz mu? Nasıl'ı gördünüz mü?

Nasıl ortalarda görünmüyordu ama hala yeni evren-ler kurup-kurarak nasıl olduklarına ve oluştuklarına da bakarak, Nasıl'ı arama çabamızı sürdürüyoruz
Nasılı, yani Nasıllar Nasılını (iki N'yle ama) aramaya devam ediyoruz
Ulu Nasıl sen çok yaşa!

Peki Nasıl'a nasıl dua edilir?
Nasıl diye sorarak, çağırarak ve düşünerek
Nasıl gelir mi peki?
hem de nasıl

BAB X

ve Nasıl'ın peşindeyiz ve Nasıl'ı nasıl olsa bulacağız ve yakalayacağız

-Nasıl arayışımız sonsuz bir denklemdir

Bu sonsuz denklemi bana da öğretin bari
Olmaz, Olmaz'ı ya da Nasıl'ı kaybederiz
Nasıl yani?
Bunu bilmiyorum bunu ben uydurdum.şenlik olsun diye
Ulu Nasıl şenlik çok sever

BAB G

-ilk Ulu Büyük Şanlı ve yine çok çok büyük Nasıl ve öncü Nasıl ve ilk nasılsallık kaybolduğundan beri geziyoruz ve heryerde onu arıyoruz
Nasıllar Nasılı'mız
Nasıllar Nasılının Nasıl oluştuğunu ve oluşabildiğini bize öğretmesi için onu arıyoruz.
İlk ve ön Oluşmasız Nasıl sen çok yaşa!
Oluşmayan Nasılsız Nasıl sen çok yaşa

------

Nasıl döngülerinin izini sürdüm ve nasıl döngülerinin izini burada da sürmüştüm
Nedensizlik eksikliği yaşıyordum ve nedensizlik ve kökensizlik- bağlaşsızlık eksikliği semptomanisi ve sendromu ile kökensizleşmiştim. Bu beni boşluğa asılı ve ilini-k kılıyordu
Boşluklar beni sevmiyordu. Boşluklar beni içine almıyor ve tutmuyordu

-----

ve sizlere de bir soralım dedik ilk nasılı ve nasıllar nasılını siz gördünüz mü?

---

BAB Herhangi


-- Nasıl Teorisi, Kaybolan İlk Nasıl Teorisi, Nasılın Kayboluşunun Sırrı

- - Nasılsallık teorisi

- - Ve Tüm Nasıllar ya da Nasıllar Nasılı Teorileri

-- Nasıl Arayışçının Günlüğü

- - Öncül Yazım Figürü ve Karalaması - -

Nasılların ve nasıllığın ya da nasılsılığın döndüğü ya da ilk durduğu ve başladığı yer olan nasılsı ya da nasılsız durum kaybolduğundan beri hep-beraber onu arıyoruz!

Nasıllara asılı bir varoluşta nasıllarla beraber hep-beraber kaybolduk!

----

-- nasılın ve nasılların nasılsal incelenmesi
-- pratik nasıl incelenmesi ve nasıllar analogu
- nasılist-

- nasılsal arayışlar ve nasılsal kılışlar
- nasılsal olmayanı nasılsal kılışlarda gezinti

nasıl'ı kökensizleştirmek, nasılı bağsızlaştırmak, kendini bağsızlaştırmak
nasılları kökenden -imden çözmek, bağsızlaştırmak ve bağı olmayanları bağsızlaştırmak bağımsızlaştırmak

nasılların ilk kökeni arayışına, nasılların -ilk- başladığı yer arayışına son vermek ve nasılı döngüye sokmak ve nasıl döngüsü kurmak sorunsalı

ve bir başka nasıl'a ve nasıllara ve sıradaki asılmayı öğrenmek ve sıradaki nasıl'a kucak açmak

-nasılların hep döndüğü duruş

-nasıllar dönerek ve dönüşerek titireşiyordu

ilk nasıl nerde kayboldu?

Size varlığımızı derinden sarsan bir haberi duyurmak için burda bulunuyoruz!

Nasıl!

Nasıl'ın bengi-uzamsal ve döngüsel varoluşu
Nasıl'ın bengi-uzamsal ve döngüsel -sonsuzsal varoluşu
Nasıl'ın bengi-uzamsal ve döngüsel -sonsuzsal -içsel varoluşu

Her bir Nasıl ,Nasıl kadar Nasıl
ve Nasılların ucu ilk ya da baş nasıla ilinememektedir.
Bu bizi nasıl boşluğuna ve boşlukta asılı nasıla ve nasılın boşluğa asılı olduğuna ve boşluğa bitişik ve ililşik nasıllsallık teorisine ve nasılsal içsel dönmesel ve titreşimsel-dalgasal hareketsel nasılın varolduğuna ve nasılı boşlukta kendi hareketiyle küresel ve zamansız varetmeye götürmektedir..

Nasıl arayan her nasılcı boşlukların ve evrenlerin de ortak sahibidir
ve bilişidir..buluşudur ve bu nasılın da bulunuşudur..
ve temellenişi kökenlenişidir.

Nasıl sonsuz uzamsallığa temellenebilir..
Nasıllar Nasıldan ve Nasıllardan bölünemez

Nasıllar genellemesi ya da Nasıllar özellemesi ya da Özel Nasıllar ,Özel Nasıllık ve ve Nasıl Özelleşmesi Yapısalı Sorunsalı Ele Alması

Nasıl nasıl özelleşiyor?
soru da bu!
işte!
bunu bulun

Nasıl nesneldir ya da hem öznel hem nesneldir
Nesnekim ve kimşey, herkimnasıl
Herkimnasıldan bölünme nasıllar ve herkimnasıldan olunma nasıllar toplamı matematiği

Nasıl'ın Bengi-Uzamsal Hareketi Sorunsalı

sürdürüşsel hareketlilik ve durmazlık -hep hareketlilike ya da hep aynı hareketlilik
kendi hareketi ile varlık ve devinirlik
ilk hareketle başlamak sorunsalı hareketin hep varolması ,sonradan varolmaması ve ortaya konulmaması sorunsalı eşittir

hareketin denkleme sonradan varolmaması ve eklenmemesi sorunsalı nassılsallığı bilişi

Nasıl Denklemleri

-Septik Nasılcılık kurulum aşamasında! kurulum ve yayılım aşamasında

Nasıl'ın Asılsızlığı ve Bilişsel Bilgisellik,

Nasılın İleri Denklemleri ve Matematiği Öğrenimi

Bilişsel Septik Bilgisellik ve Şimdisellik Dalgalanımı ve Yapımcılığı

İki Uçlu Bilişsel yapıcılık-çift taraflı denklem ve matriks matematik mantığı
Bulanık mantık denilenin yakınından

Hem var Hem Yok ,Hem Orda Hem Burda Mantıklamasından Bilim -Biliş Bilgi Çözmek/Süzmek ve Yapılamak

'Nasıl' dan ve ondan önce hala vazgeçmediysek 'neden'den de vazgeçerek var kipine , olmak durumuna sabitlenmek ve oturmak ve zamanı ileri geri kipine sarmamak

Şimdisellik Üzerinden Biliş ve Bilinç-Biliş Sentezlemek

Şimdi ve Burada olmak Üzerine Yine Felsefe Temeli Atmak ve Kurmak
Şimdi ve Burada olmak Üzerine Felsefe Temellemek Ve Kurmak
Şimdi ve Burada olmak Üzerine Felsefe Yapılandırmak

Yer va zaman kavramlarını şimdi ve buraya kökenleyerek ya da geçmiş ve gelecek tabanlarını şimdisel olgulayarak ve tek zaman şimdi kipi ve imiyle felsefe üretmek didaktiği

Şimdi ve burada olunduğundan ötesini bilmemek ve sorulmadan cevap doğurmamak ,imlememek ve yoğurmamak ,başka sonuca atlamamak, başka sonuçlardan da sonuç türetmemek, yargısızlık, hiç bir şey hakkında fikir ve biliş üretmemek ve sentezlememek gibi kavramlardan biliş üretmek....
ve soruların şimdi ve burada olma kavramı bilişi üzerine işlemden geçirilmesi sentezi

Bilişsel sezgisellik ve bilişsel anlık üretimi-üretir-sonsuz yeğin herkeste var

Bilişsel Şimdisellik ile sadece

Orada gözlemci varsa herhangi zaman hep şimdidir
Orda gözlem varsa o zaman şimdidir. nesne kendini gözlemliyorsa?
a -çürütün bunu
orada gözlemci ve gözlem varsa herhangi yer hep buradır.şimdidir...
Buradan başka yerde olunamaz ve şimdiden başka bir zamanda var-olunamaz kiplerini incelenmesi ve sentezi ile yola başlangıç ve yürüme aşaması

gözlemcisiz nesnellik ikilemini ben az önce şimdi buradan böldüm ve kesintiye uğrattım ve kendimi tüm olguya, tüm bilişe ve tüm nesnele işaretledim ve taştım
ve kendimi tüm nesnel biliş olarak işaretledim. beni ben olarak işaretlemediğimde...
bu durumda benim olmadığım bir zaman ve yer yok ve bulamadım
bu durumda şimdi ben tüm zamanlardayım ve tüm yerlerdeyim
özne olarak işaretlenen!!!

Ben buradayım ve buradan başka hiç bir yere gidemem .Ben nereye gidersem gideyim bura oraya gider ve gelir hem
bura hareket etmez ama ben burada hareket ederim tüm hareketlerim bura içinde tanımlanır
zihinsel esneme ve gevşeme, kavramsal esnetme
kavramsal katılık çünkü var-zamana çok bağımlısınız

Ben nereye gidersem ve gelirsem bura da oraya benimle gider ve gelir..
tutarlı mantık dizgeci.nokta...
Ben heryerdeyim ve her zamandayım-öznesel işaretlemeyi bölersem ve taşarsam
mantık

Bura benimle oradadır ve bura benimle buradadır
nesnel özdek ,özdeklik için bura
zamanda aynısı
iş oluş kopmaları uydurmaları düşünce ve biliş parçalıyor, durduruyor sadece bilişi kesintiye uğratıyor..
sadece bilişi kesintiye uğratıyor..
 
Son düzenleme:

"ictenlik"

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
4,192
Tepkime puanı
162
Puanları
63
Zamana Asıt

[(Buradan 2013 teki 6 yıl önceki kendime ve bana bakıyorum bilmiyorum ne yapmalıyım ileri mi gittim egomu satıyorum bunu nasıl düzenlerim ama X forum ve 6 yıl sonra)]


X FORUMA YAZITLAR/ABSURDIES

Soran


Bu herifin ne anlattığını kısaca özetleyecek biri var mı?

Uydurtu/sanalmanik Kimliği

Ontolojik (Varlıksal) başsızlık (ilksizlik) (ve kökensizlik-öncesizlik) diyoruz. Yani bir ilk yok,. İlk varlık ve ilk zaman da yok.
Varlığın ilki yok. Önünde öncül yok. Varlığın öncülü ve öncesi de yok..

Varlığın;
Önünde berisinde belirsizlik ve geçmiş, geçmişinde bir karanlık/kararsızlık-belirsizlik ve ve hiç olmama durumu yok

Varlık
Her zaman vardı. Her zaman olduğu gibi var/vardı. Sonradan olmadı ve oluşmadı. Varlık ve zaman başlangıçtan beri vardı. Zaten zamanda budur.

Varlığın olmadığı bir durum zamanı zaman içinde yok. Yani zaman gerisinde varlıksızlık yok. Zaman gerisi belirlenemez.
Bunu farkedince bilimsel bir ikilik ve ikilem de kalmıyor.. Bu açık akılla üzerine durup düşününce farkediliyor aslında.. ,Bu kolay
Başlangıç ve başlama yok. Zaman hiç başlamadı. Zaman da bu anlamda yok ya da zaman geçmişten başlayıp gelen bir süreklilik değil. Zaman kendinin kökü ve kökü de kendinde. Zaman hep ve her zaman vardı...

İlk evren diye bir şey yok. Varlık oluş ilk evrenden varolmadı. İlk evreni yok ay da hep evreni vardı ve içindeydi... Hem o evrenin içinde hem de evren ve evreni onun içindeydi de denebilir..
varlık bir doğru değildir
varlık hiç başlamadı öncesizdir

Bunu, bunları bir kez olsun farkederseniz artık kimse size bir şey öğretmeyecek (karışmayacak)
Akılda veremeyecek (karışamaycakta) gücünüz kendinizde olacak, bilişiniz olacak (bunun için çabalıyoruz)

Bunu, bunları bir kez olsun farkederseniz başka bir benlik poroblemi, algı oluş problemi, evrenin varolması sorunu vb. bilgi algı ve kimlik problemi biliş ve felsefe problemi ve ikilemi kalmıyor
Bu kadar kolay...

Tekrar da açabiliriz ama açık
Bu dille lisanla yazıldı başka bir dilimiz yok
Kanıt felan gereksiz bir cümledir. Üzerine düşünme yeter, algılama yeter.
Algılama fiilinin-durumunun kendi sana kim v ney olduğunu gösterir der eskiler. Yani kendin varolman kendi kendine sana kim olduğunu gösterir/öğretir der eskiler. Başka öğretici arama..
Başka bir bilici öğretici yoktur. Öğretici varlıktır varlığındır bilimde budur
Sen kendin herşeyi bilebilirsin ve öğrenebilirsin.

Hem bir şeye karar vermek zorunda değilsin/değiliz.. üzerine düşünmek, üzerine durmak ve vakti gelince anlamak yeterli oluyor

Soran

Sana göre şimdiyi zamanın istediğimiz bir noktasına konumlandırabilir miyiz? bu sorunun cevabı seni de ilgilendirecek bu konuda tartışacak üçüncü bir kişi daha bulmuş oluruz.

Uydurtu Kimliği

Ben değil de bir kaynak (kendi kaynağımı) referansladım onu okusak

Şimdi zamanın en başıdır ve en sonudur
Bunu demiştim
Burada alıntı sunabilirim
İlk zaman ve son zaman da hem şimdidir ve şimdidedir, şimdi içindedir....
ama bu felsefi dilsel üretimler bunu anlama ya da anlamanın kendi değil ve bunu anlamanın kendini ifade etmiyor
Bu duyulduğunda (yani özel olarak bu dinlendiğinde) duyuluyor ya da üzerine bakılıp duyuluyor ve görülüyor
Bu fikre odaklanıp bakmak ya da zaman nedir üzerine düşünmekten ve düşüncede zamanı bir ip gibi uzatıp onun ucunu (sonsuza kadar) aramaktan sözediyorum...
Bir müziği kasete koyup çalmak gibi bu fikri düşünceye koyup oynatmaktan bakmak, denemekten ve tadını duyumsamaktan sözediyorum
Buraya bakmalısınız yani bu fikri özel olarak incelemelisiniz ve üzerine düşünmeniz yeter
Bu fikir üzerine zaman geçirmek ve onu uzunca araştırmaktan sözediyorum
Düşüncede onu devindirmekten sözediyorum. Başka bir şey çıkar sağlamaz
Kimse kendi kavrayışından yoksun değil. Bir bilim adamı bile bunları çıkıp birebir söylese ve ilan etse siz onu anlamak için yeniden düşünmeli ve değerlendirmelisiniz
İşte anlama denilen orada gelişir..
Aynı şeyden sözediyorum...

Soran

Varlık tabii ki hep var, zaman zaten varlığın olmasının getirdiği bir zorunluluk, yani o da hep var da bunu anlatmak için destan gibi yazılar yazmaya ne gerek var?

Uyduran

Sanırım dil denilen aracın gücünü test ediyoruz ve ediyorduk
Ben gücünden emin değilim
Geçirgenliği ve iletkenliği az ya da sorunlu gibi
Dilin iletkenliğinden ve anlatkanlığından emin değilim
Ama yapılganlık ve yapımkanlık/yapış edişkenlik olarak bir denedim, bir şeyler denedik...
Deneyişkenlik olarakta söylenebilir

Dil ve anlaşsallık güçlendirilmeli

Soran

Sadece felsefî olarak değil bilimsel temaslar yaparak konuyu daha da detaylandırabiliriz. Örneğin sen gelecekle iletişim kurulduğunu iddia etmektesin. Gelecekle iletişim kurulabiliyorsa bu bilgi transferinin mümkün olduğunu gösterir. Dolayısıyla bilgiyi bir şeyleri oluşturan koşulların oluşmasını mümkün kılan bir olgu olarak düşündüğünde yine bilinci de salt bilgiye indirgeyebilecek bir teknoloji ile zamanlar arası seyehatı mümkün görmek sana çok uzak bir fikir olmasa gerek. Söylediklerime katılıyor musun?

Uyduran

Teknoloji ile zamanlar arası seyahat fikrine hiç dokunmadım, üzerine durmadım
Neden bilmiyorum ama onu umursamıyorum ve yaşamıma şimdime ve şimdimin tadına bakıp duruyorum
Zaman da ileri ve geri gidip ne yapabiliriz mesela. Benim ben olmamı değiştirebilir miyiz ve değiştirecek miyiz ve bunu ister miydik?
Bilmiyorum. olanlar oldu gibime geliyor
Başka zamanlar ve yeni zamanlar ise gelecek denen de sınıflanıyor bizim için
Onu şimdi yapmalıyız, yeni zaman ,eskisinin yerine

Sanırım zaman seyahatleri tek bir zamanı ve olası sonucu oluşturmak denetlemek vb. için yapılıyor olmalı
Zaman seyahatinini anlamı nedir? neden isteniyor?

Okuduğum kaynakta açık zaman ve kuantum olasılıklardan ve bu anlamda olasılıkların sonsuzluğundan/sınırsızlığından ve bu anlamda zaman açıklığından-belirsizliğinden hep sözedilir. yani ileride bizi bekleyen bir sabit zaman belirli olay örgüsü ve çizgisi yoktur. Sabit olay çizgisini/örgüsünü, tek bir çizgi zaman ve tek bir doğrusallık, olasılık olarak bulamayız
olasılık eğrileri ve zaman eğrileri -spiralleri
bunlar sonsuzdur-sınırsızdır

zaman denetimleri bugüne ilişkin yapılır, şimdiye ilişkin
Zaman da seyahati ne yapacaksınız_?
Beni neden sınıyorsunuz? Ben kaynağım için dayanak değilim ki, güven merkezi de.. Kaynak kendini sağlıyor ve içeriğine dokunuyor ve içerikteki bize ve size dokunuyor
anlamadım
Sorgulanan aranan nedir?

Sunulan kaynağın referansı olarak benim sorgulanmam ya da fikirlerim önemli değil. Subjektif çelişir bende bir şey yok
Kaynak kaynağın kendi ve referansı da referasının kendi
Ben bilgimi öğrenimimi onu okuma sonucu geliştirdim ya da genişlettim ve geliştiriyorum ,kendimi sınıyorum

Soran


Bir çok kişi çeşitli inançlarını (devridaim, tanrı) böyle bir gerçekliğin olabilmesi koşuluna şartlamış. Böyle bir çok kişi var. Tartışmalarımda eğer zamanda yolculuk mümkünse gibi bir koşulu çok defa çoğu yerde fikirlerime bir paravan olarak ortaya koydular.

Neyse örneğin [MENTION=1667].....[/MENTION] ile şu linkini verdiğim konuda karşıt iki görüşlü yazılarımız sonuç vermeyince konuya senin bakışın nasıl bir boyut getirebilir bunu merak ettim

Uyduran's

ben tüm yazdıklarımı ve fikirlerimi kasyopya sunabilmek için geliştirdim ürettim
tüm bunlarda kaynağımı sunmak ya da okutmak için yazılıp yapılıyor -yapıldı
kendimi geliştiriyorsam da onu sunmak için bireysel bilgi üretmek için değil
referanslayıcı anlamında referanslayabilmek için
yani kasyopya sunuyorum benim bireysel bir ilgim yok
bildiğim bir şey de yok
içeriğe bakarım ve kasyoypa ile uyuşturursam alıntılar sunabilirim belki ama bilmiyorum
bana gereksiz geliyor olmalı
ben kasyopyanın araştırılmasının daha çok öğreteceğini düşünenlerdenim
bakacağım peki

Soran


(Uydurtu Kozmik Fon Radyasyonu adlı tartışmaya yöneltiliyor. bu içerik alınmadı)
Diğer başlıklara kendi fikirlerin ve bakışın doğrultusunda bağlama uygun yada kendi fikirlerini ifade edecek paylaşımlarda bulunman yapmayı istediklerini daha iyi yapabilmen için sana yeni fırsatlar oluşturur ve konuyu ve forum üyelerini daha yakından tanıma fırsatı buldukça kendi konularında yazacakların ile ilgili çok yönlü düşünmene katkı sağlayacağı gibi forumu ilgilendiren konulara daha iyi temas ederek daha interaktif paylaşımlar yapabilmeni sağlayabilir.
Sen de gidip o konuda sormak istediğin bir şeyler olsun olmasın o konuya bir şeyler yaz ki daha interaktif olmayı başarıp fikirlerimizi daha iyi alışveriş edebilelim. Konu başlığı dışında yazdıklarımızın okunma ihtimali zayıf olduğu için konuyla ilgili insanları ıskalamamıza sebep olur. Sen o konudan kendi payına kendi konunla ilgili bir şeyler varsa paylaşırsın.

Uyduran's

Varoluşta her şey şudur yayılan bir dalga der Kasyopya Deneyi

Ve her şey bir aradadır, bütündür (birbirinin uzantısı ve bağıdır) ve bütün olarak kendi ve anlamlıdır
İkinci bir varoluş parçası ve nüvesi ve çeşidi yok, içeriği de yok
Bir yerde yaşayan bir tanrı da yok bunun olasılığı da yok
Herşey varoluştandır ,varoluşun kendinden olarak kendidir. Ben bunu biliyorum ve diyebiliyorum
Bir bütün bir bütündür. Özeller ona dairdir. Kesintiler ve parçalanmalar da
Ben sen ontolojik varoluş parçaları ve kesitleri olarak bütünün ögesi ve öznesi ve içeriğidir. Kimse tekil can değil, ayrık otu değil....
Ayrı soyutlamaya gerek yok
Ben bunu biliyorum ve diyebiliyorum
Tanrı diye ayrı bir çeşit can ve ben diye ayrı bir çeşit içerik bunu nasıl üretebilirim filozofik olarak mümkün değil bu
Herşey varoluşun yapıtaşında ve yapıtaşından .bu.
Benim radyasyon anlayışım bu ve kendi radyasyonumu üretiyorum-üretebiliyorum
Kozmik bir radyasyona ihtiyacım yok
Ben kozmiğim, sen kozmiksin ve her şey kozmik içerik. Radyasyon parçalarıyla niye ilgileneyim kendimle ilgileniyorum
bugünümle şimdimle buramla ilgileniyorum
Herşey varoluşun bir parçası .tanrı diye bir parça yok .ayrılabilir bir bütün değil, varoluştan soyutlanamaz. benim için bitmiştir
Benim tanrı tarağında tasında bezim artık yok
Tanrı benim için bitmiştir kapanmıştır
Başka bir sorguya ihtiyacım yok korkum yok

Soran

Diyalogtaki "C" ile gösterilenin yazdıklarını kesinlikle doğru kabul etmek için başka ne tür bilgilere sahipsin? O zatın yada diğer bireylerin size yanıltıcı bilgiler vermiş olmaları yada üzerinde hiç durmadığı bir konuyu karşı tarafın net anlamaması yada sizinkilerin anlamaması gibi durumları da hesaba katarak düşünmemiş olacağını pek sanmıyorum. Seni bu diyaloglardaki her şeyin doğru bilgileri ifade ettiğine inandıran şey nedir ben onu merak ediyorum. Neden kesinle doğru olduğuna kanaat getirme eğilimindesin? Tanrı kavramını hayatından çıkarabilmen için sana doğru bilgiler aktaran böyle üst boyut varlıklarına ihtiyaç duymanız gerekiyor mu? Olmasaydı tanrı kavramını yada zatını düşüncelerinden ayıklaman mümkün değil miydi?

Uyduran

Diyalogtaki "C" ile gösterilenin yazdıklarını kesinlikle doğru kabul etmek
hepsini değil..

Diyalogtaki "C" ile gösterilenin yazdıklarını kesinlikle doğru kabul etmek için başka ne tür bilgilere sahipsin?
hiç bir bilgiye ya da herşeye
ben bir şeye sahip değilim
sahip olmak yanlış kavram
orda duruyorsa neye sahibim
Ağrı dağına sahip miyim örneğin
ya da onun manzarasına
ya içtiğim suya
ya da yeşile sahip miyim
ya da yeşilin rengine
ya da onun görünümüne ve bu görünümün tarifine
buna göre cevap vereyim


o zat değil ..o yanlış

O zatın yada diğer bireylerin
birey değil ya da kısmen ve tamamen de öyle ya da öyle gibi olabilirler ama sanırım bize göre karmaşık bir durum bu

O zatın yada diğer bireylerin size yanıltıcı bilgiler vermiş olmaları yada üzerinde hiç durmadığı bir konuyu karşı tarafın net anlamaması yada sizinkilerin anlamaması gibi durumları da hesaba katarak düşünmemiş olacağını pek sanmıyorum.
ben yıllarca okudum ve ilk okumalarda benzer anlayışlar vardı bende de dedim... sonradan değişti

Seni bu diyaloglardaki her şeyin doğru bilgileri ifade ettiğine inandıran şey nedir ben onu merak ediyorum.
zaman, okuma anlama, örtüştürme
peki bunu nasıl tarif edeyim size ne desem nasıl anlatsam yeterli olacak onu söyleyin bari
dedim ya zaman güven bağı kontrol

Neden kesinle doğru olduğuna kanaat getirme eğilimindesin?
Eğilimim??

Tanrı kavramını hayatından çıkarabilmen için sana doğru bilgiler aktaran böyle üst boyut varlıklarına ihtiyaç duymanız gerekiyor mu?
ihtiyaç duymadan da çıkaranlar var gibi görünüyor hem bunu bilmiyorum
bu saçma
Babasız çocuk, toplumsuz birey ve bilensiz bilgi olmaması bunlarla bir bağ olması gibi bir sorun

Olmasaydı tanrı kavramını yada zatını düşüncelerinden ayıklaman mümkün değil miydi?
bilmiyorum belki de çıkaramazdım ve emin değilim bilmiyorum
ama metnin başka bağları var ve bunlar hep yetersiz açıklamalar
Babasız çocuk toplumsuz birey ve bilensiz bilgi olmaması gibi bir sorun ve içerikte var
Birbirimizin başka biçimlerde ve zamanlarda uzantısıyız ya da aynısıyız,arayıp buluşuyoruz ya da bu gereklilik
Burada bilinmesi başka kavramlarda var açması karmaşık
Bir gün bir köprü oluyor
Herkese dair bir eşik ve deneyimden sözediyoruz
Özel yok. Herkesin geçeceği köprü. zamanı gelince olacak.

ya içtiğim suya sahip miyim? derken örn..
su geri döngüye giriyor tekrar su olarak ve hem su ve varoluş bana sahip gibi (benim sahibim gibi) işte buna felsefe diyoruz bunu araştır öğren sen bence
ben varoluşa ait miyim sahip miyim?
düşün
varoluş-varlık beni kapsıyor ama ve kuşatıyor ve içinde bulunduruyor
ben taneyim ve parçayım ama ondanım/aynıyım

kimse tekil taş değil .özel seçkin değil ve başkasından başka değil. başka şeyden değil . herşey aynı şeyden yapılma ve olma olarak var
değer farkı yok...
ve herşey aynı şeyden
herkes aynı şeyden
değişik ve başka nüveden yapılma insan felan da yok o halde insan farkı yok

Seçkin olan yok. Özel olan yok.nokta.bitti...

Soran

Cümleyi şu şekilde düzenleyip tekrar soruyorum.

1. Diyalogtaki "C" ile gösterilenin yazdıklarını çoğunlukla doğru kabul etmek için başka ne gibi nedenlerin var?
2. Doğru bulmadıklarının da olduğundan söz ettin. Peki örnek olarak hangi diyaloglarda belirtilenleri doğru bulmadın?
3. Doğru bulduklarının bulmadıklarına oranı nedir?
4. Doğru olup olmadıklarına karar verirken hangi bilişsel örüntüyü (ahlak, vicdan, beşeri bilgi, matematik) kullanıyorsun? Bu sadece BH ve KH olarak ifade ettiğiniz konuyla mı ilgili?

"Bir nedeni yok". "yeşilin yeşil olmasının ne gibi bir nedeni var?" türünden bir şeyler dışında bunu daha somut şekilde anlayabileceğim bir şeyler yazmanı bekliyorum.

Uyduran

1. Diyalogtaki "C" ile gösterilenin yazdıklarını çoğunlukla doğru kabul etmek için başka ne gibi nedenlerin var?
bunu sonsuz cevaplayabilirim ama bu zamanla kendinden oldu
bir insanın iyiniyetine güvenmek ve artık ikna olmak gibi
ya da kendinden yetkin bulmak, iyiniyetli bulmak... emin değilim bilmiyorum zamanla oldu..
matematik
matematiksel zeka
öğrenici öğretici kombinasyon
öğrenmenin önemini bilmiyor musun?
kavramadın mı?

nedenlerim var ve yok ve yok ve var ama bu soru hileli mi bozuk mu?
nedenlerim değil de belki de sonuçlarım var kimbilir? hem nedenler sonuçlarla içiçedir...
buradaki asıl meseleyi kaçırıyorsunuz ya da başka yere olayı olmadığı yere ve olmadığı şeye sürüyorsunuz
ve olayı olmadığı şey oldurmaya çabalıyorssanız bu imkansız

oradaki ileri öğretici zekaya hayran kaldım. yıllarca bunu aramış bulmuş gibi hissettim.. kendinden
bu mu?

2. Doğru bulmadıklarının da olduğundan söz ettin. Peki örnek olarak hangi diyaloglarda belirtilenleri doğru bulmadın?
Buna okurken karar verebiliyorum. şimdi bunu sınıflayamam. onlarca
sevmediğini sevmiyorsun. bazısı cazip geliyor. bazısı tam yerine oturuyor/vuruyor, bazısı üzerine uzunca düşünüyorsun, bazısı sonra seni buluyor, bazısı ise sarsıyor değişiyor
bu saçma

3. Doğru bulduklarının bulmadıklarına oranı nedir?
bunu oranlayamam. bunu sınflayamam. hem mesele asla bu değil. bu yanlış bir soru ve meseleyi farklı yere çekiyor başka şey arıyor bunlar
olmayanın altında olmayan buzağı olamaz... içinde de,
armudun içinde elma yoktur.
armudun içindeki elmaları saymam ve ayırmam istenirse?

buzağılar ineklerin altında ve içinde

orada olmayan şey orada yoktur

bu soru olarak onlara sunuldu ve içinde bir sınıflama var
babana kaç kez yanıldığını sorabilir misin?

4. Doğru olup olmadıklarına karar verirken hangi bilişsel örüntüyü (ahlak, vicdan, beşeri bilgi, matematik) kullanıyorsun? Bu sadece BH ve KH olarak ifade ettiğiniz konuyla mı ilgili?
bu kendinden oluyor. doğrulama denilen. zamanla
kafamın içini... ne demeliyim herşeyi
kafamın içini kullanıyorum
kendimi kulanıyorum
ve ölçülerimi yıllarıyılı oluşmuş değer yargılarımı vicdanımı refleksimi

felsefe önemli. felsefe bir kez öğrenilirse bir yerden bilgi çekmeye emmeye uğraşmak son bulur
bilgi bir yerdeki birinden aranmıyor ve alınmıyor bu anlamda bir bağlantıya gerekte yok evrensel
varoluşun bağrından bilgi emmiyoruz/çekmiyoruz. bilgi yeşile bakarken dediğim gibi olan, kolaydır,
bilgi bir kontak akışı değil, bu ilüzyon
bilgi heryerde ve her an vericiye gerek yok ve uzakta değil
.sen dışında değil
uzaktan bilgi çekmiyorsun
.buradan.. burada var.. heryerde var
bilgi özel değil. birine kısıtlı değil...
ne yemen gerektiğini şaşırmazsın
bildiğinde şaşırmazsın
bilgiyi şaşırmazsın ve ölçmezsin..

Soran

Ayrıca konu amacından sapmasın ontolojik olarak bilinç örüntüsünde başka varlıkların olması fikri ve bunlar hakkında konuşmak bu konuda fikir yürütmek için çok iyi bir yön oluşturabilir.

Bu konuda bir deneyim yaşadığını sanmakla bunun sadece bir sanrı olmasının ayırdına varabilmek için ne tür bilgilere erişmiş olmak lazım. Senin ulaştığın bilgilerle bu durumun gerçekliği doğrulanabilir mi?

Uyduran

başka varlıklar diğer varlıklar mı?
herşey başka varlıklardır
benden başka mı? neyden başka

deneyim?
herşey deneyimdir de neden Kasyopya okumuyorsun? bunların oldukça cevapları var orda da

deneyimle sanrının ayırdı
bunu ya anlamadım ya da anladığımı sanmıyorum
deneyim deneyimdir sanrı sanrıdır
sanrı da bir deneyim değil mi?

özel bir deneyim diye bir şey arıyorsun sanırım ya da aşkın iz
bunları bırakmalısın
bunlardan vazgeçmelisin
yorulursun
enerjin tükenir. kendini boşa harcama derim
zamana odaklan

bunları hep yaşadık zamanla biter bunlar azalır etkisi de değişir

arkadaşların var mı örneğin
onlar başka varlıklardır, diğerleridir... uzakta ve özel olmaları gerekmez
hiç bir arkadaşın uzak ve tanrısal varlık yüksek varlık adı alması gerekmiyor yanındaki en iyisi
ağaç ve kuş başka varlıktır
şimdi ve burada olanlar
şimdi ve buradayla ilgilenmeli denir

şimdi ve buradalar uzakta olmaları da gerekmez
başka varlıklara ve uzak vericilere ihtiyacımız yok biz bize yeteriz sanırım

hem onlar (Kasyopya denen) burada ve aynı zamanda biz olduklarını içiçe olduğumuzu söylüyorlar
Terminolojik olarak bu iletişim öyle olsa da yani uzak veri olsa da...
Zaman mekan bunlar mutlak sıfır bu metne göre hiçbir şey arasında hiç bir fark ve uzaklık yok

Bu sorulan soru yukarıdaki harmonic birleşime benziyor

Özel bir deneyim aramak niye
Kimse kimseyi seçmeyecek
özel bir şey olmayacak. ortak oynuyoruz paslaşarak
kimsenin karı çıkarı yok...

biri ya da bir şey seçilmeyecek, seçilmiyor, toplu etkinlikler ve toplu değişimler
herkese dair şeyler
gruplar var
gruba özgü yaklaşım düşünmelisin
kendini yalnız düşünme
grup olarak düşünmelisin.. benzer insanlar bütünü olarak
sana benzeyenler de mutlaka vardır
biz renkleri öneriyoruz
renk yelpazesi gibi varlık çeşitlemesi
hem de her alanda.. insanlar için de
kimse sarıyı ya da berrak sarıyı seçmeyecek..
varlık için bundan farkın yok. içindeki bir renksin ..diğerleri ile özdeş ve benzer... senin gibi olanlarla aynı.farkın yok.
özel bir farkın yok. kimsenin de yok
başkasının yaşamadığı ya da yaşamayacağı bir şey yaşayamazsın
biri tekrar eder, aynını yaşar.. ne ilk ne de son olursun
aynıları ile benzersin
kimse özel değil tek başına seçilmiş meçilmiş meshedilmiş felan değil
bu varsa herkese bir gün var
bu yoksa herkese bir gün yok
bu kadar açık

Soran

Sence ben geri zekalı mıyım? İnsan yada kuş yada canlı ifadesini kullanmak yerine aşağadaki gibi bir ifade kullanmış olmamın ne gibi bir sebebi olabilir? Sence bildiğimiz canlılar dışında bilinçli varlıklardan bahsediyor olduğum net anlaşılmıyor mu? Daha faklı bir cümle mi kurmalıydım?

Şu cümlemi bir daha düşünmeni talep edeceğim. Bu konuda senin deneyim sahibi olduğunu ve bu konu üzerine çok kafa yorduğunu düşündüğüm için özellikle bu konuda çok iyi tespitlerin olabileceğini düşünmüştüm. Soruyu istersen daha dingin bir anında düşünüp cevaplayabilir misin? Bugün çok geç oldu istersen yarın devam edelim.

Şu sorularımı kastediyorum.

Bu konuda bir deneyim yaşadığını düşünmekle bunun sadece bir sanrı olmasının ayırdına varabilmek için ne tür bilgilere erişmiş olmak lazım? Senin ulaştığın bilgilerle bu durumun gerçekliği doğrulanabilir mi?

Uyduran


Kasyopya der ki her birey tüm varoluşun gücüne sahiptir
Burdan bakarsak cevaplarım çelişmeyecek

Herkes herşey olduğu yerde ve şimdi ve buradayız

Dediğini anlıyor gibiyim ama
Zaman diyebiliyorum cevap olarak zamanla taşlar yerine oturur. Öğrenimin bir parçası
Bir şeyin her hangi türden özel bilgiye erişim gerektirdiğini sanmıyorum

Birinin özel erişimi gerekmiyor
Herkes özel erişir ve erişebilir -bazen ve yeri geldiğinde

Sence ben gerizekalı mıyım?
Nezaket için uğraş veriyorum ve kaba olmamak için sadece

Herkes her an herşeyle iletişim kurar ya da kurabilir ve bu herkes anlamı herşeyi bünyesinde taşır
Her şey bilinçli varlık
Kişinin kendi ile, olan ile ,durum ile iletişimi herşey için yeterli

Ben bir kasyopya okuyucusuyum
Yani metne göre
Her birey tüm olmakta olanlardır
Her birey herkestir
Yani her birey aynı zamanda bildiğimiz canlılar dışında bilinçli varlıklardır
Hepsi kendidir
ve varolan herşeysin/herkessin ve herşey sensin zaten
kendini uzakta arama derim

Soran


Varlık ve yokluk kavramları arasında ilişkide olan tüm bağıntılar ve tanrı kavramı etrafında dolaşan tüm nedensellik ve bağıntılar basit şekilde ilişki kurmayı deneyip taş ve armut arasında kurmayı planladığınız bağıntılardan oldukça fazladır.

Tanrı kavramını yada zatını her hangi bir yapı yada sistem bir bilincin etkisiyle mi yoksa doğal fiziksel koşullarla mı oluşturulduğu/oluştuğu konusunda oluşturabileceğiniz kriterleriniz bağlamında da düşündünüz mü? Bilinci şart koşacak kadar karmaşık sistemlerin oluşma koşullarını sorgularken dimağınızı aşan boyutta bir düzenin varlığından ürperdiğiniz oldu mu? Tanrı, bu yokluğun yokluğunun açıklamasından çok daha fazla anlam içeren ve bilince gönderme yapan tüm düzen teşkil etmiş durumları kapsayan bir kavramdır.

Bu bağlamda konuyu daha fazla detaylandırmadan önce bahsettiğim bağlamda tanrı kavramını düşünüp varlık ve yokluk kavramları eksenlerinde yeniden değerlendirmeniz mümkün müdür?

Tanrı zatını, varlığın var olma nedeni olarak ifade edemeyeceğimiz mantıksal önermeleriniz var mı?

Uyduran

Tanrı konusunda iyiniyetli olduğunuzu biliyor anlıyor ve düşünüyorum ancak ne yazık ki bizim ve bizler için Tanrı mutlak olarak ölmüş ve göğsümüze gömülmüştür
Göğsümüzde artık bir Tanrı yok ve atmıyor
Diğer ontolojik varlığa ( sizlere ve bizlere olan bağlılık) ve varlıklara/varlığa olan bağ ve inançla yaşıyoruz
Tanrı boşluğunun yerini bununla kapattık. Siz buna dostluk diyebilirsiniz

Tanrı konusunda söylenecek söz yok söz şu ya da söz onun olmadığı. bunu uzatmaya değiştirmeye ve değişik biçimlerde ifade etmeye gerek yok herşey herşey
Tanrı öldü yaşamıyor
Kimse onu benim ruhumda vicdanımda diriltemez
Hiç bir bilgi alegorisi.kuşkusuz
Yoluma yürüyeceğim ve bakacağım

Siz hala bizim birşeyler görmediğimize bilmediğimize saplanmışsınız ya da diğerlerinin güçlü ya da bir şeyler biliyor olduklarına olan inanca

Ontolojik özgürlük bir gün kendi kanatlarıyla çıkagelir .Dostlar bulun der dostlar bulun Tanrı aramayın

Soran

Ben size tanrı inancı vs. aşılamaya çalışmıyorum. Ontolojiye belki çok uzak kalmış bir kavram olan bilinç kavramını dahil ederek yeni ne gibi fikirler üretilebilir yada şimdiye dek üretilen fikirlerin üzerinde ne gibi değişiklikler oluşturur bunun peşindeyim.

Uyduran

Ben deki tanrı kavramını sorguluyorsun gibime geliyor
Ya da bunun izini arıyorsun
Ya da açık somut veri tanıt kanıt vb denenlere saplanmış ve bel bağlamışsındır diğerleri gibi tam bilmiyorum
Bu ontolojik bir çıkmazdır
Sahip bağı ya da teolojik aklın bir gün yitimi ve özgürlük çağrışması
Sürü aklının yitimi ve terki gibi ya da özel seçkin sahipçilik gibi bağların da yitimi
Bu bir gün insanın bağrına gelir saplanır ve orda çözülüverir
Bu sırası gelince olur.
Bunu öne almaya çalışmak niye
Zamanı gelince (olduğunda kolayca) olmasına izin verin, yola koşmayın
Tanrı hakkında denecek başka bir şey yok

Bilinç maddedir madde bilinç ayrım yok
İki ayrı şey yok
Bilinç bilmektir. Bilmek denen
Bilinç kavramı sağlaması için Kasyopya kaynağını öneriyoruz.

Soran

Aslında bende olan teolojik aklın ürünü olan bir tanrı kavramı değil bilakis bu aklın yitiminden sonra oluşan bilinç kavramı eksenindeki çıkarımlara gönderme yapan bir olgudur. Buna yine tanrı deme konusunda çok ısrarcı değilim.

Uyduran

Bilinç bir töz de değil ayrıksı içrek bir öz de değil
Bilinç demekle madde demek arasında hiçbir fark ve ayrım olmayacak yok
Bitti nokta
Bilinç demek madde demek madde demek aynı zamanda bilinç demek
Biribirinin birbiri ya da aynısının aynısı

Biz kötü ve yetersiz bir örnek olarak şu farkı önerdik.
Renk kavramı var ve diyelim ki sarı ya da kara madde gibi mor ya da lacivert bilinç gibi

Suyun su hali var buhar hali var

Herşey aynıdır öz töz yok. madde bilinç ayrımı (ve ikilemi/ikiliği yok) bulunamayacak
Maddenin ya da bilincin ikincisi değil. Bunlar birbirinin ikincisi ve değişiği iki çeşidi benzeri de değil aynı. Aynı olan aynıdır. Bilinç maddedir madde bilinç.
İçinde öz yok herşey her yerde. Herşey aynı şey. Bu kadar. İçinin içi felan dışının dışı felan yok aynı şey. Son
Konu bizim için kapandı...

İçine öz hapsedemez (öz her yerde herşey ve herşeyin aynı) dışına köz çıkaramaz
Herşey özdür. Özdendir değil bakın özdür...
İçlnde öz yok herşeydeki/heryerdeki herşeyde ve heryerde.
Parmenides okuyun. Felsefe çalışın....

Soran

Aslında bende olan teolojik aklın ürünü olan bir tanrı kavramı değil bilakis bu aklın yitiminden sonra oluşan bilinç kavramı eksenindeki çıkarımlara gönderme yapan bir olgudur. Buna yine tanrı deme konusunda çok ısrarcı değilim.

Uyduran,

Teolojik monoteist ve ya da tanrısal sahipsel aklın ve ekolün değişiminde ve ya da yitiminde;
Bilinç değil de dostlar kavramı beliriyor
Dostlar aramaya koşun kavramı belirir. Haydi dostlara koşun sonucu coşku verir bulunur izlenir...
Tanrı yitirmenin sonucu budur

Soran


Bilgi üzerinde kontrolü olan bir olgunun maddeden çok daha fazlası olduğunu kavramak gerekir. Zirâ öyle bilgiler vardır ki maddeyi yok edebilir yada onu yokken oluşturabilir bu madde aleminde açıklanabilir bir konu değildir. Daha fazlası gerekir.

Somut bir örnek vermemi istersen "degaussing" konusunu araştırıp bunu bir daha düşünebilirsin.

https://en.wikipedia.org/wiki/Degaussing

Uyduran

Ben az önce ne dedim
Morun ve lacivertin sarıya tahakkümünden ve üstünlüğünden (ve onların ayrı şeyler olduğundan) ve morsal bir alemde işlerin başka olacağından ve ayrıca lacivertin sarıyı yediğinden ya da isterse yiyebileceğinden felan bahsediyorsun

Felsefe?

Soran

Bana dost kavramını felsefî olarak açabilir misin? Bilimsel dayanaklar arayarak bunu yapman yerinde olur. Çünkü bir armutla yada taşla kurabileceğin "dostluğu" açıklamak zorunda kalırsın.

Uyduran

Armutla taş kavramını anlamış değilsin
Buradan bakınca o metni okumadığın da ya da üzerinde pek durmadığında nazikçe anlaşılıyor ve gözüküyor
Aklınca laf sokuyorsun ama lafım orda kendi yerinde ve ağırlığında duruyor olacak
Bilimsel kavramı da oldukça karmaşık hatta öznel bir kavram gibi duruyor
Bilimi en son neye yaslayabilirsin?
Bilimin kendsi dayanağı (insan ya da) gözlem veren evren ve ben öznesi ya da insan bütünü ya da bu ikisi arasındaki ilişik ve çelişki olarak sınıflanıyor
Ya da daha iyi yaşama bilgisi ve bilimi
Felsefe bu ikisinin her ikisini yapmıyor mu? Bence yapıyor
Benim bilimsel anlayışım şu. İşe yararsa kullan onu işe yaramazsa at gitsin
Beni kendimi ispata sınamaya bgötürüyorsun kendince sanırım
Ben de bir şey dedim. Buraya kişisel bilgi ölçeğine, ölçmeye, kendimi ölçtürmeye, yarışmaya çekişmeye de gelmedik
Sana şunu söyleyeyim mi? Geçmişte yaptığım gibi kötü ve darmadağın ya da kendiyle çelişik cümleler yazabilirim ve verebilirim
Yenik ve sönük bir tartışmacı ya da birşey anlamayan biri gibi görünebilir ve burdan gidip 3 ay sonra çok şey biliyormuş gibi yeniden yeni bir şeyle gelebilirim
Atak bir tartışmacı gibi yazabilirim
Laf oyalıyoruz burda sadece top çeviriyor gibiyiz ve ben kendi kaleme gol atabilirim bunu çok yaptım

Dost dost demektir bunu uzatmaya ve ne anlattığımı açmaya gerek yok
Anlatığım yerinde ağır. Taş vurduğu yerde...

(Burada biri Ali ata bak yazıp bizimle dalga geçiyor. Adam haklı olabilir beyler ne yaptığımızı biz de bilmiyoruz Sorun şu ki sakin kalabiliyoruz. İlk an da bir tepki oluşsa da 6 yıl sonra bunu başarmış gibiyiz. ...)

Soran


Senin bakışında dostlar ve dostlukların önemi çok büyük bunu anlıyorum. Bende de benzer arayışlar var bu söylediklerin bana da çok uzak değil bunu kabul ediyorum fakat sen dost derken gerçekte ne anlatmaya çalışıyorsun. Dostunda aradığın ne gibi özellikler var? Örneğin dostunun nasıl bir diyalektiğe sahip olmasını arzu edersin?

Uyduran

Dostluk denilen kavramı vurguladık çünkü ontolojik aynısallık. Teolojik düşünceler ayrılık eker. Sen sensin ve özelsin eker. Birini diğerine seçer. Dostluk kavramı bunların zıttı olarak önerildi. Tanrının seçtikleri özelleri, melekleri ve yükseltip koruyup kolladıkları vardır.
Herkes özel seçkin olmaya Tanrının /Tanrısının gözüne girmeye onun seçkini ve gözdesi olmaya çabalar...

Dostluk dediğim bunun tam zıttındaki şey

Hayır teolojik kardeşliğin ve ortaklığın /ortaklaşalığın (bir başa/başkana bakmanın) tersi (antisi ya da diyalektiği) olarak (herkese bakış ve dönme olarak) dostluk.
Dostluk kavramına sıkıştırılan anlam bir zincirden boşanma gibi...

Teolojik bir başkana bakma tersi
Ontolojinin başkanı yok teolojinin olabilir
Teoloji (ya da teolojik benmerkezcilik) tek merkezden emir ve komut almadır idaredir. Teoloji idare itaat-kontrol ve atalettir, sönüklüktür .
Varlıkta bir yerde merkez yok. Merkez ve merkezler başvarlığı da yok. Her yer herşey merkez
Merkez çoktur, merkez heryerdir ve heryededir. merkez yoktur. Herkes herşey merkez
 

"ictenlik"

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
4,192
Tepkime puanı
162
Puanları
63
Septisizm -Şüphecilik- ve Tanrı Sorunsalı 1

X-Soran

Ünlü filozoflar Hume, Voltaire ve Kant mutlak ateist mi?
Ben bu koyu skeptical filozofları ateist sanırdım. oysa, bu ünlü filozoflar bile, ego ve benliklerini bir tarafa koyup, dürüstçe,evrendeki kusursuzlukla, Tanrı'nın varlığına dikkat çekmişler; ...
Kavram olarak Tanrı denilenle değil de, Varlık/Varoluş (Varoluş-um) denenle ve felsefece Ontoloji denilenle ilgilenmek arasındaki fark -ı almak ve konumlamak gerekiyor..

Ortak bir Varoluşu (Varoluş/Olmak sorununu ele) almakla ben kavramını (benim sorunlarım kavramını) ya da Tanrı kavramını ele almak (kullanmak) arasında da bir fark var. Kişi Ben kavramına ve Tanrı kavramına nasıl temas ediyor?

Bu teoloji ve felsefe/filozofi ayrımına dair net /yakın bir tablo çizer mi bilmiyorum. Ben denenin (özgü-r-lük) sorunlarıyla/çözümleriyle -direkt- ilgilenmekte biraz (belki) teolojiktir... Peki ben denenin özel/öznel sorunlarıyla bunu genele yaymaksızın ve onun merkez dairesini biraz olsun genişletmeksizin ilgilenmek diyelim..

Düşünce de ben-merkeze ya da sorun merkeze Tanrı koymak koymamak gibi bir fark var, ayırt var. Kimi Toplum koyuyor, kimi İnsan koyuyor buraya merkeze, kimi de Evren ..Sorun/çözüm yaşam mı Tanrı mı? Neye göre yaşanacak sorusunun cevabı? mı umuluyor? Açıkça komut ve yönerge/yönlendirme bekliyor ve umuyorlar....
Bir icazet bekliyor. Bir doğrulama bekliyor. Yaşamak için icazet bekliyor, neler yaşanacağını ve yapılacağını bilmek, doğrulamak, öğrenmek istiyor ve bekliyor. Doğal yaşamın ve uyumun bozulması denilenle ilgilidir. Aslında sahibinin onayını almadan yaşayamıyor, onu ya da bunu seçemiyor ve yapamıyor-ikileme kalıyor.. Özgürlük yoksunluğu işaretliyor.. Bu durumda (kimilerine) filozof demek hafif kalır

Varoluşun, varoluşumuzun sahipleri (ortak haksahipleri) gibi düşünmeliyiz. Belki burada biraz felsefe/filozofi başlayabilir. Bir üst varlığın denetimi, kontrolü, himayesi-hegemonyası ve egemenliği, emri buyurganlığı düşünmek ya da böyle bir ikileme çanak tutmakla açık dürüst objektif sorgu ve çözümleme arasında dağlar kadar fark var. Evrensel açık bir düzenle, oluşa bağlı yasalar düşünmek yerine mutlakiyetçi bir ayrıma girmek-girmemek farkı var. Sentezlenen ney? Evrenin ya da onun yasalarının herkese eşit mesafe de durması gibi bir ayrım belki. Varoluş bir ortaklıktır. Herkes birbirine ya da aynı oluşa (evrensel bir oluşa ve yasaya) dair demekle herkes evrensel bir iç-dış güce dair demek farklı. Felsefe teoloji ayrımına dair bir şey soruyorsak

Felsefe demek başka teoloji demek başka.. B_ilgi üretiyor mu? Bilgi aramakla ilgi aramak/üretmek arasındaki fark...Biri daha ziyade kişisel bir ilgiyi üretiyor ya da pasif olarak kendiyle ilgileniyor..

Bu ateizm kavramında yığınlanan endişe ve anlam yükü de biraz çözüm/çözümlenmeyi bekliyor tabi
...
 

"ictenlik"

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
4,192
Tepkime puanı
162
Puanları
63
Septisizm -Şüphecilik- ve Tanrı Sorunsalı 2

(Üstteki yazımın devamı ve eki niteliğidnedir.

Sanıyorum ve öyle anlıyorum ki;
Kozmolojik yapılandırma da bir ilk varlık (tek varlıktan) dağılan/başlayan varlık ve çoğulluk (varlık çokluğu) (varlık merkezi ve merkez varlığı vb.) düşünmek ve sonra bunu yalıtmak ve varlıktan ayırmak/koparmak oldukça teolojiktir ya da monoteistik karakterdedir.

Anladığım kadarıyla;
Tanrı kavramı taşların genel adının taş (tekbir ad ve taş-taş genel adı) ve renklerin genel adının renk olması gibi bir düzlemde ve anlayışta kabul edilebilir.. Yani Varlıklar genel adı-üst adı Tanrı kavramına çekildiğinde Tanrı bir ölçü de gerçeklenebilir

Anladığım o ki en basit örnekte;
Başlangıçta tek taş vardı ve diğer tüm taşlar ondan oluştuya da başlangıçta renk vardı sonra diğer renkler oluştu ya da bu renk o renkleri oluşturdu tanımlamasıyla değil.

Örneğin bilinç ya da üst benlik gibi kavramlar yapılandırıyoruz. Burada bu düzlem bir üst, bir önce ya da ilk olarak yapılanmadığında belki kabul görebilir..

Örneğin suyun (enerjinin ve maddenin) sıvı katı gaz hali diyoruz. Varlığın Tanrı hali gibi bir belirtme de belki ancak Tanrı ortaya konabilir sanırım. Diğeri monoteizm olacaktır..

Tüm herşeyin kendilik (kendi/kendinden) ya da varlık (varlıktan) oluşu aynı şey ise tüm herşeyin Tanrıdan oluşu ve Tanrı oluşu gibi bir şeyden belki sözedebilirdik...

Bir varlığı ilk, baş ya da ön varlık olarak soyutlanmadığımız sürece (ki başlangıçsız oluş, öncesiz oluş-merkezsiz oluş imleyerek) Tanrıyı ya da varsa yaratmayı/üretmeyi bundan ve süreçten aslında tüm olan bitenden bölmediğimiz ve dışlamadığımız sürece bir Tanrı imleyebiliriz...

Burada Tanrı/Tanrılık varlığa ilişkin bir karakter/nitelik oluverir
Dahası herhangi (varlıkiçi) varlığın da özelde (belirli koşullarda) gerçeklik ve evren t-üretip t-üretemeyeceğine dair bir sorgu da sanırım buna eşlik etmelidir..

Yani sonuçta bu Tanrı ya da Tanrılık hakkı ve durumu/kurumu tüm varlığa (eşit-özdeş) verilmeli ,bir ilk varlığa ya da baş varlığa ya da tek varlığa ya da belirsiz önce varlığına değil..

İlk özne ya da ilk varlık aramanın/yapılandırmanın herhangi bir sayısal çoklukta ilk kavramını soyutlamaktan/somutlamaktan farkı olacağını sanmıyorum. İlk bir çokluk kümesinin (birinci) elemanıdır. Küme tek elemanlı değil
Bunu yukarıdaki bir alıntıya ilişkin sözettim.
İlk renk nedir?
İlk şey ve ilk tanrı belirtmeleri ya ikinci şey ve ikinci tanrı belirtmeleri ya da o ilk şeyin ve tanrının biçimleri gibi belirtmelere sanırım gebe olmalı..

...