× Merhaba Efelsefe Web Sitesinin Felsefe.net ile hiç bir bağının bulunmadığını söylemek isteriz.

Darwin, Evrim ve Göz

Konu İstatistikleri

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Biyoloji kategorisinde telrunya tarafından oluşturulan Darwin, Evrim ve Göz başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 6,462 kez görüntülenmiş, 31 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Biyoloji
Konu Başlığı Darwin, Evrim ve Göz
Konbuyu başlatan telrunya
Başlangıç tarihi
Cevaplar

Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan evrensel-insan

telrunya

Düşünür Üye
Yeni Üye
Katılım
18 Kas 2009
Mesajlar
531
Tepkime puanı
2
Puanları
18
Yaş
31
İnsanlık, Charles Robert Darwin'e çok şey borçlu. Dağınık ipuçlarını birbiriyle tutarlı bir bütün halinde kuramlaştıran müthiş bir gözlemciydi. Canlılığın evrensel dilini anlamamız için gereken dilbilgisi kurallarını önümüze seren Türlerin Kökeni adlı kitabı 24 Kasım 1859'da yayımlandı. Etkisi o denli büyük oldu ki, bilimin doğal dünyaya bakışı kökten değişti. Evrim kuramı kendi içinde de evrimleşti, bilim insanlarının elinde geliştirildi. Kuram, karşıtlarını da harekete geçirdi ve o günden bugüne devam eden bir tartışmaya yol açtı. Evrim karşıtlarının sıklıkla öne sürdüğü gözün karmaşık yapısı ve evrimleşemeyeceği tezine, evrimi savunanlar doğada keşfedilen örneklerle yanıt veriyorlar.

Öncül Göz
Evrim karşıtlarının sıklıkla öne çıkardıkları bir konu, algımızın çok büyük bir bölümünü oluşturan gözdür. Karşı çıkanların 'indirgenemez karmaşıklık' diye tanımladıkları bir önerme, gözün çok karmaşık bir yapı olduğunu ve uzun zamanda küçük adımlarla evrimleşemeyeceğini söyler. Darwin doğrudan gözlemlememiş olmasına karşın bu organın evriminin 'öncül göz' adını verdiği, olabilecek en basit atasal yapı ile başlamış olabileceğini düşündü. Hiçbir canlının görmediği bir ortamda, ışığın yönünü algılayabilecek en basit yapı bile sahibinin üreme şansını artıracaktı.
Kuramın 150. yılına girerken Almanya'nın Heidelberg kentindeki Max Planck Enstitüsü'nden evrim biyologu Gáspár Jékely ve çalışma arkadaşları, Darwin'in öngördüğü biçimde yalnızca iki hücreden oluşan öncül göz yapısını kapsamlı bir araştırmayla gözler önüne serdi. Çalışma, bilimsel adı Platynereis dumerilii olan bir deniz zooplanktonu (hayvansı plankton) larvası üzerinde yürütüldü. Araştırmacılar, ışığı algılayan alıcı hücre ile ışığın yönünün belirlenmesinde rol oynayan gölgeleyici pigment hücresinin beyin ve kas ile olan eşgüdümünü tüm ayrıntılarıyla incelediler.
Böylece evrimsel açıdan olabilecek en basit hayvan gözünün atasal biçimine çarpıcı bir örnek sundular. Ortaya çıkan öncül göz yapısının ilginç bir özelliği, gözden vücuda bilgiyi ileten sinir hücresinin beklentinin tersine beyine değil, doğrudan larvanın yüzmesini sağlayan kaslarına bağlı olmasıydı. Larvalar küçücük de olsa bir beyin yapısına sahipler. Beynin larvanın hareketlerindeki kumanda rolü şu anda hararetli bir araştırma konusu.

Balıklar Uyanmasın
Zooplanktonlar, balıklara yem oluşturmaları açısından besin zincirinde önemli yer tutar. Yunanca 'kürek ayaklı' anlamına gelen kopepod (copepod) grubu zooplanktonların yetişkinleri, deniz ve göllerimizde gün içinde gerçekleştirdikleri dikey göç ile dikkat çekerler. Boyları 3-4 milimetre olan kopepodlar, güneşin doğmasına yakın kürek gibi kullandıkları duyargaları yardımıyla, görerek avlanan balıklardan kaçmak için derinlere dalarlar. Öyle ki, 500 metre derinliğe kadar inebildikleri Kanarya Adaları açıklarında sonarla ölçülmüştür. Hava kararmaya yüz tuttuğunda, aynı yolculuk yüzeydeki tekhücreli yosunlar ve bakterilerle beslenmek için bu defa ters yönde gerçekleşir. Gün boyunca asansör gibi tek bir hat üzerinde gerçekleşen bu yolculuk için yalnızca ışığın geliş yönünü algılayabilmek, Darwin'in öngördüğü gibi yaşam kavgasını sürdürebilmek için yeterli derecede yarar sağlayan bir özelliktir.

Çekiciliğin Sırrı
Göz temasını denizlerde sürdürerek, sığ su balıklarının canlı renklerinin evrimsel açıklamasını Darwin'in öne sürdüğü doğal seçilimin özel bir biçimi olan eşeysel seçilim ile yapalım. Işığın egemen olduğu sığ sularda yaşayan balık türlerinin özellikle erkekleri göz alıcı renklere sahiptir. Erkek balıkların renkleri ne kadar canlı ve parlak olursa, dişiler için o derecede çekici olurlar ve dolayısıyla üreme şansları artar. Parlak renkler, dişiler açısından erkeklerin iyi beslendiğinin, sağlıklı ve güçlü olduğunun doğrudan işaretidir. Bu durum eşeysel seçilimin en yalın özetidir.
Nature bilimsel dergisinde 2008 yılının ekim ayında yer alan bir çalışmada, İsviçreli biyolog Ole Seehausen ve çalışma arkadaşları, erkek siklid (cichlid) balıklarının gövdesindeki kırmızı veya mavi renkli dikey çizgilerin canlılığının, dişi balıkların renkleri görebilme düzeyiyle orantılı olduğunu gösterdiler. Göl suyu, insan kaynaklı kirlenme nedeniyle saydamlığını yitirdiğinde, dişi balıkların gözlerindeki kırmızı ve mavi renge duyarlılığı sağlayan genlerin üzerindeki doğal seçilim baskısı ortadan kalkıyor. Dişilerdeki bu değişime paralel olarak, erkek balıklar da vücutlarındaki çizgileri oluşturan renkli pigmentleri üretmeyi birkaç kuşak içinde durduruyorlar.
Seehausen'ın çalışması, suyun berrak olduğu ortamda kırmızı ve mavi renkli erkeklerin farklı derinliklerde dişilere kur yaptığını ve dişilerin güdümündeki bu davranışın kısa zamanda iki ayrı türe yol açabileceğini gösterdi. Dişilerin, erkeklerin renklerine karşı gösterdiği davranış, algı güdümünde türleşme denilen bir evrimsel düzenekle adeta domino taşı etkisi yaratarak başka evrimsel türleşme mekanizmalarını da tetiklemektedir. Viktorya Gölü'nün tabanından alınan çökelti örnekleri, geçmişte gölün defalarca kuruduğunu ve en son 12 bin yıl önce yeniden dolmaya başladığını gösteriyor. Göldeki 500'den fazla siklid balığı türünün bu kadar kısa bir sürede tek bir atasal siklid türünden patlama halinde türeyişi evrimin nefes kesici örneklerinden biridir.

Kör Mağara Balığı
Seçici baskının ortadan kalkmasıyla yitirilen yapıların en uç örneklerinden biri, Meksika'nın derin su mağaralarında yaşayan kör mağara balığı Astyanax mexicanus'tur. Işığın ve avcıların ulaşamadığı mağaralarda yaşayan bu balık, gözlerini tümüyle yitirmiştir. Eskiden yarar sağlayan 'olmazsa olmaz' nitelikteki yapılar doğal seçilimin yön değiştirmesiyle erozyona uğrayabiliyor. Örnek olarak, avcı baskısının olmadığı adalardaki kuşların uçmayı bırakmasını, deniz yaşamına uyum sağlayan memelilerin arka ayaklarını yitirmelerini, artık çiğ yiyecek yemeyen bizlerin yirmi yaş dişlerine gereksinim duymamamızı sayabiliriz. Bu olgunun, ünlü Fransız evrimci Jean Lamarck'ın öne sürdüğü 'kullanılmayan organların körelmesi' ilkesini çağrıştırmasına karşın, genetik işleyiş bakımından tümüyle farklı olduğunu vurgulamak gerekir.

530 Milyon Yıllık Tasarım
Balıklardan başlayarak sürüngenlere, kuşlara ve memelilere kadar tüm omurgalı canlıların göz yapısında ortak üç temel 'tasarım sorunu' vardır. Işık gözümüzden içeri girerek retinaya ulaştığında aynı sorunla karşılaşır. Işığa duyarlı algılayıcı hücreler, kılcal damarlar ve sinirlerle örülü bir dokunun ardındadır. Gözlerimiz bu güçlüğün üstesinden gelebilmek için sürekli küçük titreşimsel hareketler yapmak zorundadır. Retinadaki 'kablolar' tam anlamıyla ters bağlanmıştır. Heyhat, bizler gibi göz merceğine sahip omurgasız bir canlı olan mürekkepbalığının gözü doğada en iyi gören organlardan biridir ve beklendiği üzere kablolar en yüksek verimliliği sağlayacak biçimde bağlıdır.
Ikinci tasarım sorunu, görüntü bilgisini beyine ileten sinirlerin gözden çıkmak için bir araya geldiği yerin retina üzerinde kör bir nokta oluşturmasıdır. Doğal seçilim, kötünün içinde en iyiyi ortaya çıkarmakta oldukça başarılıdır. Bizden kat kat daha iyi gören kedi, baykuş gibi omurgalılar, bu sorunu 'fovea centralis' adı verilen ışığa duyarlı hücrelerin yoğun olduğu ama aynı zamanda kılcal damar ve sinir yapısının seyreldiği retina bölgesinin evrilmesiyle gidermişlerdir. Gözümüzün en işlevsel bölümünde yer alan kör noktadaki görüntü eksikliği, iki gözden gelen bilginin beyinde çakıştırılmasıyla giderilir.
Üçüncü sorun yine kablo sorununun bir uzantısıdır. Retina ters bağlantı nedeniyle göz duvarına sağlam olarak bağlanamaz. Sert bir darbe ile koparak gözün içinde yüzer hale gelmesi sıklıkla yaşanan bir sorundur.


Kaynak: U. Uzay Sezen (Georgia Üniversitesi, Bitki Genomu Haritalandırma Laboratuarı araştırmacısı)
 

Nejdet Evren

Kahin
Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,572
Tepkime puanı
175
Puanları
63
Yaş
58
Bilim dünyası bunun salt göz ile sınırlı olduğunu düşünmemektedir; o, el-ayak-dil-beyin-göz diyalektiğinin sonucunda insanlaşmanın gerçekleştiğine inanmaktadır. Gerçi Darwin'in buna itirazı zaten yoktur. Ayrıca, çok uzun bir süre mağarada karanlık bir ortamda kalan insanın görme yetisini yitireceğini de bilimsel olarak kanıtlamış bulunmaktadır. Göz reflekslerini fotonlara borçlu olsa gerek, ne dersiniz?
 

endlesslive

Üye
Yeni Üye
Katılım
23 Haz 2010
Mesajlar
155
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
60
Bir karikatür görmüştüm;
Darwin bir makak'la aşk yaşıyor..
Makak: "Aşkım, aşkımızı daha ne kadar gizleyeceğiz?..
ben seninle sinemaya tiyatroya operaya gitmek istiyorum.."
Darwin: "Merak etme güzelim, ortaya öyle bir teori attım ki..
ortalık fena karışacak.."
 

Nejdet Evren

Kahin
Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,572
Tepkime puanı
175
Puanları
63
Yaş
58
teorilerin bazıları ortalığı karıştırmayı hedeflemektedirler; ki, ikircikli yanlarının görülmesini istemediklerinden olsa gerek. öyle teoriler de vardır ki, fena halde karışmış ortalığa ışık tutarak hiyerarşileri yerle bir ederler. insan, üstün olmadığını öğrendiğinde hayal kırıklığına uğramıştır. asıl üzücü olan ise buna gerek olmadığını anlamak istememesi değil midir? doğanın tüm canlılara eşit yaklaşımı insan türünü neden sevindirmeye yetmiyor dersiniz? neden mi? çünkü o, salt kendini beğeniyor?!
 

phi

Felsefe.net
Yeni Üye
Katılım
13 May 2008
Mesajlar
1,908
Tepkime puanı
174
Puanları
63
[video=youtube;tZNaGdmc4M8]http://www.youtube.com/watch?v=tZNaGdmc4M8[/video]
 

Preatorian

Meraklı Üye
Yeni Üye
Katılım
14 Eyl 2010
Mesajlar
296
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
42
evrim teorisine inanmak ya da evrim teorisinin kanıtlanması Tanrı inancını sorgulamayı gerektirir mi?
Evrim teorisi Tanrının var olmadığına dair bir kanıt mıdır?
Bilimsel yaklaşımlar ile Dinsel yaklaşımların bu nebze birbirine sokulması ve çarpıştırılması bilime ya da dine bir katkı sağlar mı?
 

alpine

Sorgucu Üye
Yeni Üye
Katılım
11 Nis 2009
Mesajlar
480
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
42
evrim teorisine inanmak ya da evrim teorisinin kanıtlanması Tanrı inancını sorgulamayı gerektirir mi?
Evrim teorisi Tanrının var olmadığına dair bir kanıt mıdır?
Bilimsel yaklaşımlar ile Dinsel yaklaşımların bu nebze birbirine sokulması ve çarpıştırılması bilime ya da dine bir katkı sağlar mı?

Boyle bir sart yok tabiki ama hangi dinden bahsettiginize gore degisir.

Mesela siz simdi bir din kursaniz, bana iman et deseniz, bu imanin sarti ise insani gokten zembille inen bir secilmis olarak kabul etmek olacak ise ben cahilliginize guler gecerim. Ama daha mantikli aciklamalar ile gelirseniz, mesela degisimden, yasamdan, dogadan, kimyadan, biyolojiden vs bahsederseniz ve yine iman etmemi isterseniz, ben size yine gulerim, ama bu sefer cehaletinizden degil, Kayserililiginizden oturu...
 

Preatorian

Meraklı Üye
Yeni Üye
Katılım
14 Eyl 2010
Mesajlar
296
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
42
Boyle bir sart yok tabiki ama hangi dinden bahsettiginize gore degisir.

Mesela siz simdi bir din kursaniz, bana iman et deseniz, bu imanin sarti ise insani gokten zembille inen bir secilmis olarak kabul etmek olacak ise ben cahilliginize guler gecerim. Ama daha mantikli aciklamalar ile gelirseniz, mesela degisimden, yasamdan, dogadan, kimyadan, biyolojiden vs bahsederseniz ve yine iman etmemi isterseniz, ben size yine gulerim, ama bu sefer cehaletinizden degil, Kayserililiginizden oturu...

Kayseri çok güzel bir yerdir. Gidip görmenizi tavsiye ederim.
Cahilliğime gülebilirsiniz elbette, nede olsa kendi cehaletinden bir haber olanlar için cahile gülmek kolaydır.
 

alpine

Sorgucu Üye
Yeni Üye
Katılım
11 Nis 2009
Mesajlar
480
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
42
Kayseri çok güzel bir yerdir. Gidip görmenizi tavsiye ederim.
Cahilliğime gülebilirsiniz elbette, nede olsa kendi cehaletinden bir haber olanlar için cahile gülmek kolaydır.

Kayseri guzeldir. Biraz tutucudur ama. Mesela aksam dostlariniz ile iki kadeh birseyler icmek icin gidebileceginiz 1(bir) adet yer bulunmaktaydi, 2004 yilina kadar. Sonrasini bilmem. Ama tutucu olduklari kadar pratik zekalari da unludur. Benim vurgu yapmak istedigim ozellikleride buydu zaten.

Ilk ornegimdeki dini kurdugunuzda haberim olsun, size gulecegime emin olabilirsiniz. Hatta murit bulursaniz haberim olsun, onlara da katila katila gulerim.
 

Preatorian

Meraklı Üye
Yeni Üye
Katılım
14 Eyl 2010
Mesajlar
296
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
42
Kayseri guzeldir. Biraz tutucudur ama. Mesela aksam dostlariniz ile iki kadeh birseyler icmek icin gidebileceginiz 1(bir) adet yer bulunmaktaydi, 2004 yilina kadar. Sonrasini bilmem. Ama tutucu olduklari kadar pratik zekalari da unludur. Benim vurgu yapmak istedigim ozellikleride buydu zaten.

Ilk ornegimdeki dini kurdugunuzda haberim olsun, size gulecegime emin olabilirsiniz. Hatta murit bulursaniz haberim olsun, onlara da katila katila gulerim.

Din kurmam mı gerekiyor? Buyrun siz kurun... Kendi gerçekliğinin farkına varamamışlar için yeni dinler ortaya sürün. Sonra katıla katıla gülersiniz...

Kendinden kaçanlar din bulutuna sarılır. Din bulutuna sarılanlar gökyüzünü kaçırır.
 

alpine

Sorgucu Üye
Yeni Üye
Katılım
11 Nis 2009
Mesajlar
480
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
42
Din kurmam mı gerekiyor? Buyrun siz kurun... Kendi gerçekliğinin farkına varamamışlar için yeni dinler ortaya sürün. Sonra katıla katıla gülersiniz...

Kendinden kaçanlar din bulutuna sarılır. Din bulutuna sarılanlar gökyüzünü kaçırır.

Madem din kurmuyorsunuz, ben size niye guleyim. Ben din kurup insan gokten zembille indi derseniz gulerim dedim. Aksi taktirde gulmem, niye guleyim. Delimiyim ben.

Ayrica boyle bir dini kurup bana murit olanlarin suratina bakip gulmeden birseyler zirvalayabilecek ciddiyette birisi olabilsem, hemen kurarim. Kuranlari gorup imrenmemek elde degil cunku...
 

oguz8891

Yeni üye
Yeni Üye
Katılım
7 Ocak 2009
Mesajlar
86
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
2021
Sn. Alpine "Kuranlari gorup imrenmemek elde degil cunku..." derken "Kur'an" mı demek istemiştiniz? Madem seviye düşüyor, bir tekme de benden gelsin bakalım..

Buyrun bana gülebilirsiniz, ayak üstü bir din kuruyorum. İlk temelleri şöyle atalım.. "Hiç bir şey elinizde değil, özgür iradeye sahip değilsiniz, yaratılış gayenizi göstersek de anlayacak kapasitede değilsiniz, pencerenin üzerine yapışık uçan sinekler gibi özgürlük size yakın olacak ama pencereyi tırmalayacaksınız, nihayetinde çıktığınızda sizi ya sinek ilacı ya da yemekler bekleyecek.. Uçuşun sinekler..."
 

oguz8891

Yeni üye
Yeni Üye
Katılım
7 Ocak 2009
Mesajlar
86
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
2021
Güldünüz mü peki, ve ne sebeple? Yani bir dine neden, nasıl inanılır, çok hakimsiniz bu konuya sanırım.
 

Preatorian

Meraklı Üye
Yeni Üye
Katılım
14 Eyl 2010
Mesajlar
296
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
42
Madem din kurmuyorsunuz, ben size niye guleyim. Ben din kurup insan gokten zembille indi derseniz gulerim dedim. Aksi taktirde gulmem, niye guleyim. Delimiyim ben.

Ayrica boyle bir dini kurup bana murit olanlarin suratina bakip gulmeden birseyler zirvalayabilecek ciddiyette birisi olabilsem, hemen kurarim. Kuranlari gorup imrenmemek elde degil cunku...

E din kurmak gibi bir niyet mi algıladınız da din kurmaktan bahsediyorsunuz? Göreceli üstüne göreceli kuranlar arzularını tatminde üstün yol almış, göreceliye mahkum olmuşlardır.
 

alpine

Sorgucu Üye
Yeni Üye
Katılım
11 Nis 2009
Mesajlar
480
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
42
Güldünüz mü peki, ve ne sebeple? Yani bir dine neden, nasıl inanılır, çok hakimsiniz bu konuya sanırım.

Gulmedim. Cunku kurdugunuz dinde benim zaten bildigim gerceklere ters dusecek bir durum soz konusu degil. Sadece daha bilmediklerime dair atiflar var. Inanmam, kanit gorene kadar, ancak gulmem de, zira dininizin ortaya attigi spekulasyonlara, spekulasyondan gayri verecek cevabim yok.

Bir dine neden inanilir hicbir fikrim yok, ama bilgiye ragmen hala neden inanilir, iste burasini cok iyi biliyorum.

E din kurmak gibi bir niyet mi algıladınız da din kurmaktan bahsediyorsunuz? Göreceli üstüne göreceli kuranlar arzularını tatminde üstün yol almış, göreceliye mahkum olmuşlardır.

"arzularını tatminde üstün yol almış"; ne garip, bende simdi sizin icin ayni seyleri dusundum. Duygular karsilikli...
 

phi

Felsefe.net
Yeni Üye
Katılım
13 May 2008
Mesajlar
1,908
Tepkime puanı
174
Puanları
63
Konu harıcı yazısmaları bundan sonra sılecegım bılgınız olsun.
 

Nejdet Evren

Kahin
Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,572
Tepkime puanı
175
Puanları
63
Yaş
58
Darwin diyor ki; "Gözlerimizi bile bile kapamadıkça, bugünkü bilgimizle, soyumuzu aşağı yukarı tanıyabiliriz; bundan utanç duymamız da gerekmez"
 

Preatorian

Meraklı Üye
Yeni Üye
Katılım
14 Eyl 2010
Mesajlar
296
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
42
"arzularını tatminde üstün yol almış"; ne garip, bende simdi sizin icin ayni seyleri dusundum. Duygular karsilikli...

Düşünmekte özgürsünüz. Bilmekte çaba sarf etmedikçe çok şey düşünebilirsiniz. Benim duygularım yoktur. Sözlerim size değil, beni sebepsiz yere suçlayan sizedir. Hangi siz olduğuna siz karar verin.
 

glsezinrs

Kahin
Yeni Üye
Katılım
12 Ara 2010
Mesajlar
1,358
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
60
Yeni üye olduğum için konulara ancak ulaşabiliyorum katkılarım da -kendimce- gecikmiş oluyor.Hoşgörün lütfen.Evrim teorisnin yaratılış inancına bir alternatifmiş gibi sunulması ve yıllardır sömürülmesi apaçık bir provakasyondur.İslami bakış evrimi reddetmez."Biz insanı halden hale geçiririz" ayeti düşünülmeye değer.Ayrıca evrim yasalarının işlerliği tanrıyı yok saymamızın koşulu değildir.Hayretle islami olduğu öne sürülen karşı tezlere bakıyorum da bunların içinde hiçkimse maymunla insanın ortak atadan geldiği konusunda Kur'an'ı referans gösteremiyor "Maymunlar ve domuzlar oluverin dedik" ayeti kayda değer bence...



evrim teorisine inanmak ya da evrim teorisinin kanıtlanması Tanrı inancını sorgulamayı gerektirir mi?
Evrim teorisi Tanrının var olmadığına dair bir kanıt mıdır?
Bilimsel yaklaşımlar ile Dinsel yaklaşımların bu nebze birbirine sokulması ve çarpıştırılması bilime ya da dine bir katkı sağlar mı?
 
Tüm sayfalar yüklendi.
Sidebar Kapat/Aç

Yeni Konular

Yeni Mesajlar

Üst