Neler yeni

Bahtsız bedevi ve andıç - Ahmet Altan

Ferdinand Bardamu

Yeni üye
Katılım
30 Nis 2012
Mesajlar
2,000
Puanları
0
Yaş
37
Davayı sulandırmak diyor. Bu davanın sulu olduğu başından belli.Gülen Cemaati,Erdoğan - Gül ikilisi ve Abd organizasyonundan adalet geleceğine inanmak için saf olmalı insan.
 

Ferdinand Bardamu

Yeni üye
Katılım
30 Nis 2012
Mesajlar
2,000
Puanları
0
Yaş
37
Egenekon davası değil, Ergenekon kan davası demek daha yerindedir.
Ergenekon davası kör topal ilerlese de, adaletliliği tartışılsa da ...
kısacası dava bir hakkın dağıtılacağı bir süreç değil, bir kısım insanların tasfiye edildiği siyasi bir süreçtir.Kemalizm bu ülkenin kurucu felsefesidir. Burada Kemalizm'i benimsersiniz yahut benimsemezsiniz, iyidir, kötüdür tartışılır; ancak bu felsefenin tasfiye edilmesi demek, Türkiye Cumhuriyeti'nin tasfiye edilmesi demektir. Birincisi bunu görmek lazım.İkincisi, birşey alternatiflerine göre iyidir ya da kötüdür. Ne koyacaksınız yerine? Kemalizm'in günümüzdeki alternatifi ABD destekli cemaatçilik ve Ilımlı İslam'dır. Bugün Kemalizmi tasfiye etmek demek, şahit olduğumuz üzere Amreikancı İslami bir yapılanmaya onay vermek demektir. Yani alternatifi Kemalizmden geridedir.Üçüncüsü, koyduğunuz şey dönemin koşullarına uygun mudur? Bugün bu yapılanmanın Cumhutiyetimiz çıkarına hareket etmesi mümkün müdür? Günümüzde ABD ve Türkiye çıkarlar bakımından ortak mıdır? Değildir. Abd ikinci İsrail olacak bir Kürdistan planlarken, Türkiye'nin buna evet demesi kişinin bindiği dalı kesmesi gibidir. Günümüz koşullarında ABD ve Türkiye müttefik olamaz. Kısacası Amerika ile müttefik olmak demek, Türkiye aleyhine hareket etmek demektir. Eşyanın tabiatı budur.Kemalizm millidir, Akp Amerikancıdır. Bu açıdan tercih Kemalizmdir. Bir tarafta anti demokratik, anti laik cemaatçi yapılanma ve müritlik, diğer tarafta demokrasi,laiklik ve kişinin birey olma süreci var.Tercih yine Kemalizmdir. İnsan zihninde seçenekler sınırsız olabilir; ancak hayat pratiğinde seçenekler sınırlıdır. Bugün Kemalizmin tasfiyesini onaylamak demek İslamcılığı ve Amerikanclığı onaylamak demektir. Birincisinin başarısı malum. Kusursuz olmasa da Osmanlı gibi bir ümmetten laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti çıkarmıştır. Peki ya ikincisi?
 

Ferdinand Bardamu

Yeni üye
Katılım
30 Nis 2012
Mesajlar
2,000
Puanları
0
Yaş
37
Kemalizmin vakti dolmuş eski bir zihniyettir. Kİme göre? Örneğin AB(Terör örgürünün destekçisi) ve ABD'ye (Terör örgütü destekçisi ve BOP Planının mimarı) göre Kemalizmin vakti dolmuştur.Cemaatçilere(ABD destekli İslami hareket) göre de dolmuştur. Tayyip Erdoğan (kendisi BOP Eşbaşkanıdır) Abdullah Gül (Amerikanclığı ile nam salmıştır) ikilisine göre de dolmuştur. İsrail'e (ajanlarının güney doğumuzda cirit attığı, Pkklıları kamplarda eğittiği söylenir.Bir numaralı ABD müttefikidir) göre de Kemalizmin vakti dolmuştur. Yunanistan'a (kurtuluş mücadelesinin büyük kısmını kendilerine karşı verdik, terör örgütü destekçisidir)göre de dolmuş olsa gerek.Ermenistan'ı (anayasalarında Ağrı Dağı çevresini almayı gelecek nesillere miras olarak bırakmışlardır)söylemeye gerek var mı bilmiyorum. Kemalizmin vaktini sayanları saymakla bitmez.
 

birazdahaderinmavi

Yeni üye
Katılım
29 Ara 2011
Mesajlar
1,976
Puanları
0
Yaş
54
evet... aydın ihanetinin başını çeken altan' gillerin bir an önce gerçekleşmesi için yanıp tutuştuğu, türkiye cumhuriyeti'nin tasfiye süreci hızla ilerlemektedir... ama yerine getirilmek istenen o çok özledikleri ikinci cumhuriyet değildir... ulus kavramına göre tarihsel bakımdan çok daha geri cemaatlerden, aşiretlerden oluşan; vatandaşlık yerine biata dayalı, kulluğa, reayalığa, marabalığa sürüklenmiş bir toplum ve karanlık orta-çağ ilişkileri hedeflenmektedir... gözünün önünden akıp giden olayları, kavrama, yorumlama yeteneği olan, bilincini bir yerlere teslim etmemiş ortalama zekalı bir insan için, bu süreci görebilmek olanaksız değildir... az çok tarafsız bir gözlemci için; islam dünyasında türk devriminin aydınlanmacı, modernist ve bağımsızlıkçı yönelimlerini model alan; ırak, tunus, libya, mısır ve suriye gibi 'arap cumhuriyetlerinin' , estirilen arap baharı rüzgarıyla bir bir düşürülerek orta-çağa geri gönderildiği ama buna karşılık zaten orta-çağı yaşadıkları için; anayasası bile olmayan, ömründe seçim görmemiş, arap krallıklarının, şeyhliklerinin, emirliklerinin ve sultanlıklarının rüzgara karşı batı tarafından desteklendiği (örn. bahreyn krallığı'ndaki isyanı suudiler abd ile işbirliği yaparak bastırdılar)...vb. çok açık ve nettir... türk devriminden esinlenerek, çağdaşlaşmaya ve tam bağımsızlıklarını kazanarak 'adam olmaya' çalışan arap cumhuriyetlerinden sonra, sıranın bizzat türk devriminin eseri olan türkiye cumhuriyetinin parçalanıp dağıtılarak, orta-çağa iade edilmesine, gelmesine, şaşırmamak gerekir... abd'nin türkiye'nin dostu ve müttefiki filan değil, tam tersine en ciddi düşmanı olduğunu gösteren o kadar çok somut olgu birikmiş durumdaki; bunu anlayabilmek için, 60-70 civarında bir ıq derecesinin yeterli olduğunu düşünüyorum...
 

Ferdinand Bardamu

Yeni üye
Katılım
30 Nis 2012
Mesajlar
2,000
Puanları
0
Yaş
37
Bu memeleketi laik, demokratik,sosyal bir hukuk devleti olarak inşa eden öncü cami değil kışladır. Bu bir tarihsel gerçektir.Bu ikisi aynı şeymiş gibi bir ortaklaştırma doğru değildir.Tek adamcılık başka mevzu. Atatürk ile Erdoğan'ı tek adamcılık konusunda eşlemenin Atatürk'e haksızlık olacağı açıktır.Erdoğan BOP Eşbaşkanıdır. Kendi memleketinin çıkarlarına aykırı hareket etmektedir. Umalım da daha fazla olgunlaşamadan iktidardan insin. Erdoğan ve Akp olgunlaşırsa bu memleket bölünür.Laik, demokrati,sosyal hukuk devletinin inşası Kemalizmin eseridir. Muhafazakar zatlar saltanat ve hilafetin korunması için zamanında çırpındılar. Mübarekler şimdi hem en demokrat, hem en cumhuriyetçi, hem de en laik oluverdiler. Hangi görüş altında olursa olsun devletin kutsallaştırılması fark etmez; ancak Sosyalizm devleti kutsallaştırmaz. Kendisi ile beraber tüm ideolojilerin ortadan kalkacağı bir dünya hedefler. Pratikte bundan sapma olmuş mudur? Evet omuştur, tüm ideolojilerde olmuştur ve olacaktır da. Buna karşın atılmış her pratik adımla pratik gittikçe teoriye, teorie de pratiğe şekil verecektir, eşyanın tabiatı budur.Bu nedenle ha şeriatçılık, ha sosyalizm diyemeyiz, farkeder. İLkinde değişmez bir mutlak eşitsizlik teorileştirilmişken, ikincisinde eşitlik teorileştirilmiştir.İlkinde kendini sabitleme, başkaları pahasına kendi varlığını koruma vardır.İkincisinde sürekli değişme,ileri atılıma ve nihayetinde kendini de ortadan kaldırma vardır. Kemalist Kılıçdaroğlu demişsin, Kılıçdaroğlu Kemalist değil sosyal demokrattır. Toplumsal ve bireysel aydınlanmayı birbirinden ayıramayız yapay bir ayırım olur. Biri olmadan diğerinin olması mümkün değildir. Atatürk sert ve hızlı atak yapmak mecburiyetindeydi.Kem küm,ehem,öhöm denecek bir dönem değildir söz konusu dönem. Ölüm kalım mücadelesi verirken yumuşak ve yavaş olunmaz. Olursanız ölürsünüz.Esas mesele tek adamcılık değildir.Atatürk, çoğunun idrak edemediğini idrak etmiş, milletlerin geleceğinin demokratik, laik,ulusal bir cumhuriyeti inşa etmekten geçtiğini görmüştür. Çevresindeki idrak yoksunları ise bunu görememişlerdir. Cumhuriyet demiştir, saltanat demişlerdir.Laiklik demiştir, hilafet demişlerdir.Bağımsızlık demiştir, Amerikan,İngiliz mandası demişlerdir. Atatürk'ün tek adamlığı, zamanın devlet adamlarının bilgisiz,idraksiz,akılsız,gayrı milli,dar görüşlü,muhafazakar oluşlarının bir sonucudur. Evet Atatürk tek adam olmuştur;çünkü geleceği doğru okuyabilmiştir. Keşke diğer devlet adamları da idrak edebilselerdi de tek adamlık söz konusu olmasaydı. Burada kabahat idrak sahibinde değil, bundan yoksun olanlardadır. Körler dünyasında tek gözlü adam kraldır.
 

Ferdinand Bardamu

Yeni üye
Katılım
30 Nis 2012
Mesajlar
2,000
Puanları
0
Yaş
37
Elbette yeryüzünde insan omaz ise ideoloji de olmaz; ancak ideolojiler tek tek insanlar göz önüne alındığında güçlü ve uzun ömürlüdürler. Bir faşizm örneğin, siz bu dünyaya ayağınızı basmadan da faşizm olarak vardı, siz bu dünyadan göçtükten sonra da var olacak. İnsanlar bu ideolojiyi benimseyecek yahut benimsemeyecek; fakat bu ideoloji şu yahut bu şekilde diğer ideolojiler gibi insanları etkileyecek. Sizin Kaan Doğan olarak ise esaminiz okunmayacak. Sizi kimse hatırlamayacak.Birey olarak Hitler ölmüştür buna karşın faşizm ölmemiştir. Marks,Engels,Lenin vs. ölmüştür; ancak Sosyalizm ölmemiştir. Bu nedenle işin içinde insan vardır demenin bir manası yoktur, elbette insan vardır.Önemli olan ideolojiler mi yoksa bireyler mi daha baskındır sorusudur. İslam inancına sahip bir topluma katılan yeni birey, İslam Dini üzerinde etki edebilme yetisine erişene kadar, din söz konusu bireyi şekillendirmiş, çoktan onu müslüman yapmıştır. İslam o birey olmadan da vardır; ancak müslüman olan birey İslam yok ise yoktur.İnsanı insan olma sürecinden kopararak değerlendirirseniz doğru sonuca gidemezsiniz. İdeolojiler günümüz itibari ile kişilerin bir parçasıdır. Çünkü ideolojiler toplumsal sınıflara aittirler.Her toplumsal sınıfın farklı bir ideolojisi vardır. Kapitalizm burjuva sınıfı ideolojisidir. Sosyalizm emekçi sınıfın ideolojisidir. Feodalizm beyin,senyörün,ağanın,lordun ideolojsidir vs. Bir toplumda sınıfsallık var ise o toplumda ideolojiler de vardır. İdeolojiler, söz konusu sınıfların çıkarlarını koruma isteğinin bir sonucudurlar. İdeoloji olmaması için sınıflar arası çıkar çatışmasının söz konusu olmaması gerekir. Bunun olabilmesi için de sınıfların ortadan kalkması şarttır. Günümüzde sınıfsallığın olmadığı bir sistemde yaşamıyoruz. Bu nedenle kişişler ideolojiden uzak kalamazlar. Ben uzak kalıyorum diyebilirler; ancak bu gerçeği yansıtmaz. Siz geleceğin uzak ufkundan bahsediyorsunuz; fakat oraya ancak ve ancak bugün üzerinde bulunduğunuz yoldan hareket ederek ulaşabilirsiniz. Herşeyi aynı potaya atıp ortaklaştırmak kişiyi gerçeğe götürmez. İnsan eylemleri ile ideolojilerin, düşünce sistemlerinin kendilerini ayırmazsan, senin dediğin gibi şu yahut bu fikir bütününü suçlamak (illa suçlama temelinden hareket edilecekse)anlamsızdır. Bunun yanında ideolojiler arasındaki farkı görmezden gelirsen yine anlamsızdır. Şeriat günümüzün insan kavramına uzaktır. Bu uzaklık geriliğinden,eskimişliğinden,günümüz dünyasına hitap etmemesinden, kısacası farklı şartlar içerisinde yaşayan bir topluluğun ihtiyaçlarına cevap vermesinden ileri gelmektedir. Buna karşın Kapitalizm ve liberalizm günümüz burjuvazisinin ideolojisi olarak söz konusu sistemin temelini oluşturmaktadır. Yani hakim ideolojidir.Sosyalizm de kapitalist bir toplumda emekçi sınıfın ideolojisi olarak kapitalizmin ezdiği sınıfların ihtiyacına cevap vermektedir. Din ise toplum üzerindeki etkisini koşulların değişmesine paralel olarak ve geçmişe göre yitirmektedir. Burada elbette kapitalist sistemde yaşayan bir toplumu baz alıyorum. Bütün bunları "Yahu bunların hepsi ideolojidir" diyerek ortaklaştırmak kolaycılıktır.

Devam Edeceğim...
 

Ferdinand Bardamu

Yeni üye
Katılım
30 Nis 2012
Mesajlar
2,000
Puanları
0
Yaş
37
Özetle günümüzde ideoloji dışı olmak mümkün değildir. Çeşitli nedenlerle kişinin sahip olduğu, yakınlık duyduğu fikirlerin, hangi sınıfın ideolojisine ait olduğunu bilmemesi durumu vardır. İdeolojinin olmadığı bir gelecek Sosyalizmin ana hedefidir. Yani Sosyalizm, ideolojisizliğe giden bir yolun ideolojisidir. Bu nedenle diğer ideolojiler ile onu aynılaştırmak gerçekçi değildir. İdeolojilerin hüküm sürdüğü bir zamanın insanları olarak, ideolojisizliğe ancak ve ancak bir ideoloji ile Sosyalizm ile ulaşılabilineceğini görmek gerekir. Bugünü yaşamadan geleceğe ulaşamazsınız. Zamanın üzerinden atlayıp geçemezsiniz.

İnsan kendini tanımalı derken, insanın kendini oluşturan unsurlar nedir? Sorusunu cevaplamak gerekir. İdeoloji, kişiyi o kişi yapan unsurlardan bir tanesidir. İdeolojiyi,siyasal görüşü,hayata bakışı,hayatı yorumlama şeklini,felsefesini vs. çıkartırsanız o kişi artık o kişi değildir. İnsan kendini tanımamalı diyen herhangi bir görüş baştan marjinaldir. Bu nedenle kişi kendini tanımalıdır söyleminin pek bir önemi yok.İslam da,liberalizm de,sosyalizm de başka diğer bir çok izim de kendini tanımanın gerekliliğine karşı durmaz.
Acı çekmeden özgürlük elde edilmez. Mağaradan çıkarken gözüm acıyacak diye kendini mağaraya hapsetmek tutsaklığa boyun eğmek demektir. Sokrat diyorsun da Sokrat'ın kendisi değil mi Platon'un Devleti'nde devlet bir azınlık tarafından yönetilmeli, halkın dinlediği şiire müziğe dahi müdahale edilmeli diyen kişi.

Zihnin dışa yönelme alışkanlığı vardır. İçte gördüğü kusurlarını, alamadığı sorumluluklarına olan kızgınlığını dışarı yansıtır ve bunu dışarıdan bilir, böylece içteki sıkıntının kabahatlisini dışarıdan bilerek, dışarıyı suçlar, dışarıyı düşman beller ve dışarıyı alt edince içerisinin huzura kavuşacağını sanır fakat dünyayı, insanları değil, içeriyi değiştirmek olgunlaştırır, dışarıyı suçlamak değil, suçun kendimizde olduğu sorumluluğunu alıp kabul etmek ve kendimizle barışmak insanı olgunlaştırır.
Ne yani şimdi batı medeniyeti geldi ve Afrikayı köleleştirdi.Bunun kabahatini Afrikalılarda mı arayacağız?

Suçlamanın içerisinde farkındalık da vardır.Başbakan Bop Eşbaşkanıdır.Kendi ifadesidir.Bop projesinde Diyarbakır merkezli bir Kürdistan kurma planı vardır. Farkındayım ve suçluyorum. Aman sakın kimseyi suçlamayın yoksa farkında olamazsınız gibi bir mantık tanımıyorum. Suçlama temellendirilebiliyor mu temellendirilemiyor mu ? Önemli olan budur.

Yazın genel ifadeler ile dolu.Herşeyin aynı sepete atılıp birbirine karıştırılması var. Kolaycı bir yaklaşım olarak görüyorum.