Neler yeni

Atakürt ( Ahmet Altan )

cemozen

Yeni üye
Katılım
18 Nis 2011
Mesajlar
244
Puanları
0
Yaş
42
ATAKÜRT

Mustafa Kemal, Selanik’te değil de Musul’da doğmuş bir Osmanlı paşası olsaydı, Kurtuluş Savaşı’nı Türklerle ve Kürtlerle birlikte gerçekleştirdikten sonra kurulmasına önayak olduğu cumhuriyetin adını "Kürdiye Cumhuriyeti" koysaydı, kendisi de Meclis kararıyla "Atakürt" adını alsaydı...
Kürdiye Cumhuriyeti’nin bütün vatandaşlarına "Kürt" deneceği için hepimiz "Kürt" sayılsaydık, Taksim’e, Kadıköy’e, Kızılay Meydanı’na, Kordon’a "Ne mutlu Kürdüm diyene" pankartları asılsaydı...
"Kürdiye’de" Türk olmadığı, herkesin aslında Kürt olduğu söylenseydi, kendilerini Türk sananların aslında "deniz Kürdü" oldukları iddia edilseydi...
Kürtlerin "yedi bin yıllık" bir tarihi bulunduğunu, Anadolu’nun esas sahiplerinin Kürtler olduğunu, Moğolların, Hunların, Etrüsklerin aslında Kürtlerin atası sayıldığını, Osmanlıdaki Kürt paşalarının kahramanlıklarını derslerde okusaydık.
Teoman, Cengiz, Atilla, Osman gibi isimler almamız yasaklansaydı, Berfin, Beruj, Tiruj, Nevruz gibi isimler almak zorunda kalsaydık...
Türkçe televizyon kurulması yasak edilseydi, bütün televizyon yayınları Kürtçe yapılsaydı...
Romanlarımızı, hikayelerimizi, şiirlerimizi Kürtçe yazmak zorunda kalsaydık, yalnızca Kürt şarkıları dinleseydik, gazetelerimizi Kürtçe çıkarsaydık...
Okullarımızda yalnız Kürtçe okutulsaydı ve Türkçe okutulması yasaklansaydı...
"Biz Türküz, bizim bir tarihimiz, bir dilimiz var" dediğimizde sorgusuz sualsiz hapislere atılsaydık.
İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, Bursa’da, Edirne’de polis sürekli olarak bizi izleseydi, "özel timler" bizim "Kürdiye Cumhuriyeti’ni" parçalamak isteyen "ayrılıkçılar olmamızdan" kuşkulanıp hepimize sürekli "suçlu" muamelesi yapsaydı, sırf Türk olduğumuz için hakaretlere uğrasaydık.
12 Eylül darbesinden sonra bütün batı bölgesindekiler hapishanelere doldurulsa, inanılmaz işkencelerden geçirilse, boğazlarına kadar çamurların içine battıkları hücrelere konsa, tazyikli sularla iç organları perişan edilse, azgın köpeklerle bacakları parçalansaydı...
Evlerimiz basılsa, ayrılıkçı "Türk teröristlere" yardım ettiğimiz iddialarıyla apartmanlarımız yakılsa, biz evimizden bir eşya bile alamadan çıkarılıp, Diyarbakır’a, Hakkari’ye sürgüne gönderilerek, çadırlarda yaşamak zorunda bırakılsaydık...
Biz Türkler buna razı olur muyduk, "işte hepiniz Kürdiye Cumhuriyeti’nin vatandaşı olarak birer Kürtsünüz, ayrıca Türklük diye niye tutturuyorsunuz, isterseniz başbakan bile olabilirsiniz" sözlerini bir hakkaniyet işareti olarak kabul eder miydik?
Yoksa, Türk kimliğimizin, dilimizin, kültürümüzün, bu ülkenin "eşit" vatandaşları olarak kabul edilmesinde ısrarcı mı olurduk?
Bu ülkenin Türk ve Kürt vatandaşları var ve tarih "Türk" çizgisinden yürümüş, bugün bizim "Türk" olarak kabul edemeyeceklerimizi Kürtlerin kabul etmesini istemişiz, bu yersiz istek sonunda patlamış, ülke önce teröre arkasından bir iç savaşa yuvarlanmış.
Türkiye’nin bu kanlı karmaşadan "demokrasiyle" ve Kürt vatandaşların "kimliklerinin" kabulüyle kurtulacağına inanan insanlar, bu düşüncelerini dile getirdiklerinde, bizim yöneticilerle taraftarları hep aynı soruyu soruyor:
- Nedir demokratik çözüm, nedir Kürt kimliği?
Biz Türkler, bir "Kürdiye Cumhuriyeti’nde" yaşasaydık ne isteyeceksek, bu isteklerin bugün Kürtler tarafından dile getirilmesini kabul etmektir demokrasi.
Kendimiz için isteyeceğimizi, bizimle eşit oldugunu kabul ettiğimiz insanlara vermemek için bu kadar kan dökmeye, ülkeyi bir çıkmaza sürüklemeye değer mi?
Değmez diyenler "demokrasi" istiyor işte.
Demokrasiyi getirmek çok mu zor zanaat?

Ahmet Altan

Çevrimiçi dinle

Ses dosyasını bilgisayarına indir
 

glsezinrs

Yeni üye
Katılım
12 Ara 2010
Mesajlar
1,427
Puanları
0
Yaş
58
12 Eylülde işkence görenler "solcu" oldukları için bunlara maruz kaldı.Kürt Türk ya da Laz oldukları için değil.Ahmet Altan babasına sorsun...Ayrıca 12 eylülün kuyruk acısı,intikam için bölücülüğe dönüştürülmemelidir...
 

cemozen

Yeni üye
Katılım
18 Nis 2011
Mesajlar
244
Puanları
0
Yaş
42
Solcular elbette işkence gördü ancak dönemle ilgili azıcık bir bilgi sahibi olanlar dahi inkar edemezler ki, en çok dayağı Diyarbakır cezaevinde Kürtler yedi. Hem de solcu olup olmamalarına dahi bakılmaksınız sırf Kürt oldukları için yediler. Akıl almayacak işkencelere maruz kaldılar. Hergün ağzına işenen bir Diyarbakır Cezaevi mağdurunun, tahliye olduktan sonra tiksintiden tüm dişlerini çektirdiğini okuduğumu hatırlıyorum. Zaten kemalist T.C, Kürtlere ve kürtçeye hiçbir zaman tahammüllü olmadı da, 12 Eylül dönemi de bunun tam kör göze parmak haliydi.
 

iuflsfozkn

Yeni üye
Katılım
8 Ocak 2011
Mesajlar
673
Puanları
0
Yaş
33
Solcular elbette işkence gördü ancak dönemle ilgili azıcık bir bilgi sahibi olanlar dahi inkar edemezler ki, en çok dayağı Diyarbakır cezaevinde Kürtler yedi. Hem de solcu olup olmamalarına dahi bakılmaksınız sırf Kürt oldukları için yediler. Akıl almayacak işkencelere maruz kaldılar. Hergün ağzına işenen bir Diyarbakır Cezaevi mağdurunun, tahliye olduktan sonra tiksintiden tüm dişlerini çektirdiğini okuduğumu hatırlıyorum. Zaten kemalist T.C, Kürtlere ve kürtçeye hiçbir zaman tahammüllü olmadı da, 12 Eylül dönemi de bunun tam kör göze parmak haliydi.
aslında bu bir rastlantı değil...kürtün daha fazla dayak yemesi pkk nın zeminini hazırlamış, kök salmasını kolylaştırmıştır...bir benzetme sadece kimse yanlış anlamasın ...köpeği hırçın, kavgacı yapmak istersen karanlık bir odada yalnız senin elinden besin almasını sağlarsan ve kimseyi göstermezsen köpek gördüğü her insana düşman diye saldırır....bunlar da türk eliyle işkence yaptılar ki türk - kürt ayrımı hırçınlaşsın...