Neler yeni

Asgari Ucret ve Esdegerleri

evrensel-insan

Yeni üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
4,110
Puanları
0
Yaş
63


AKP hükümeti 2’si Cumhurbaşkanlığı’na, 20’si Başbakanlık’a olmak üzere 50 lüks makam aracı daha alacak.

Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na 2,5 milyar liralık peyzaj haberleriyle birlikte kamuda israf tartışılırken iktidarın lüks makam aracı merakı hız kesmiyor. Kamu kuruluşlarının talebi üzerine taşıt alımı yapan Devlet Malzeme Ofisi (DMO), en son 1 milyon 116 bin 500 liraya Mercedes S 600 L model zırhlı binek otomobil satın aldı. Mercedes-Benz Türk ile DMO arasındaki sözleşme 30 Mart’ta imzalandı. Ayrıca vatandaşın vergilerinden oluşan bütçeden güvenlik önlemleriyle donatılmış 50 zırhlı otomobil alınacak. 2’si Cumhurbaşkanlığı, 20’si Başbakanlık, 20’si Dışişleri Bakanlığı, 5’i İçişleri Bakanlığı, 2’si Danıştay, 1’i Milli Savunma Bakanlığı, 1’i de Ulaştırma Bakanlığı’nın kullanımına verilecek. Adalet Bakanlığı ise hibe kapsamında 4 zırhlı makam aracı alacak. Kamu kuruluşlarına alınacak araçlar için ödenebilecek üst sınır her yıl kanunla belirleniyor. Ancak zırhlı makam araçlarıyla ilgili herhangi bir fiyat sınırı yok. Saray’a alınacak zırhlı araçların cinsi ve fiyatı Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, diğerlerininki Maliye tarafından belirleniyor. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, geçtiğimiz günlerde kamudaki tüm araçların alımı, bakımı, onarımı ve yakıtının bir yıllık bütçe içindeki payının 3,3 milyar lira olduğunu açıklamıştı. 2015 bütçesine göre bu yıl kamuya toplam 8 bin 895 araç alınacak.

Zaman'dan İsa Sezen'in haberine göre, 2015 Merkezi Yönetim Bütçesi'nde bu yıl hangi kamu kurumuna ne kadar araç alınacağı detaylı olarak yer alıyor. Buna göre kamuya bu yıl 2.122'si binek otomobil, 6 bin 791'i minibüs, kamyon, ambulans ve otobüs olmak üzere toplam 8 bin 895 araç alınacak. Bu araçların 1.499'u kurumların döner sermayelerinden, 1.184'ü hibe yani bağış yoluyla edinilecek. Vatandaşın ödediği vergilerden oluşan bütçeden Cumhurbaşkanlığı'na 12 binek otomobil, 2 minibüs, 1 panelvan, 1 otobüs, 1 kamyon, 2 güvenlik önlemli zırhlı binek otomobil ve 6 adet 'diğer taşıt' adı altında araç alımı yapılacak.

Başbakanlık'a 20'si zırhlı 199 binek 23 adet ise midibüs, kamyonet, otobüs olmak üzere toplam 222 araç alımı yapılacak. Kamu kuruluşları içinde en çok araç alımını Emniyet Genel Müdürlüğü gerçekleştirecek. Emniyet'e 255'i binek otomobil, 1.279'u minibüs, otobüs, kamyon olmak üzere toplam 1.534 araç alınacak. Sağlık Bakanlığı'na ise 20'si binek otomobil, 1.095'i ambulans, 201'i minibüs otobüs ve kamyon olmak üzere 1.316 araç alınacak. Milli Savunma Bakanlığı'na 728, Jandarma Genel Komutanlığı'na 595, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'na 458, Adalet Bakanlığı'na 400, üniversitelere 271, Milli Eğitim Bakanlığı'na ise 265 araç alınacak. 2014 yılı sonu itibarıyla belediyeler hariç kamunun elinde toplam 96 bin 501 taşıt bulunuyordu.
 

"ictenlik"

FSEditör
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
3,673
Puanları
38
Asgari ücret 2.000 - 2.500 -3.000 lira felan olmamalı kardeşim. Bugün dünya şartlarında 7 - 8.000 liranın alım gücüne yakın bir asgari ücret olmalı. Kimse de batmaz...
Çalışan mı batsın??

Avrupa da bir çok ülke de asgari ücret ve milli gelir belli. Bu ülkelerde işverenler batıyor mu? Ona göre bir ekonomik sistem var.

Face de paylaşılan içerikler var. Haberler var ya da gurbetçi tanıdıklar var. Buralardan yapılan kıyaslamalara göre bir çok ülke de asgari ücret bizim 5 - 6.000 liranın felan alım gücünün çok üstünde ve çalışma koşulları belli.

Örnek ülkelerdeki temel harcamalar referans alınarak bir hesaplama yapılabilir. Kira,elektrik,su,doğalgaz, gıda, akaryakıt vb.vb. gibi..

Şu anlaşılmalı. Asgari ücret 5.000-6.000 lira olursa kimse zarar etmez. Küçük işletmeler felan da kapanmaz/batmaz...Ekonomi kendine yeni yön bulur yeni bir biçim alır.. Mal ve hizmet fiyatlarıda yeniden yapılanacak çünkü.. Herkesin cebine giren para artar.. Ekonomi büyür, vergi gelirleri artar. Üretim kat be kat artar.. Üretici çiftçi hepsi kareder-Alım gücü artacak. Tüketim 3-4 kat artacak. Asıl sorunda bu ya? Bunu neden anlamıyorlar.

Diyor işveren batar..
İşsiz batmış zaten .İşçi batak zaten... Batacağı da yok. Batıracak bir şeyi de yok. 3-5 i de batsın. İşsizlik azalır. Tüketim ve refah artar...

Düşük gelirli batmış zaten.
Batanlar gidip asgari ücretle çalışsınlar. 6.000 liraya bu ülke de utanmadan herkes garsonlukta yapar. 10 liraya yediğini 15 liraya yersin sprun çözülür...

Kredi ve fazi borçlusu hacizli çalışan batmış zaten..
Bunlar .......(.....nınının nınının)

Bu ülkenin birincil ekonomik sorunu düşük gelir düşük asgari ücret sorunudur. Asgari ücret dünya gerçeklerine ve ekonomi gerçeklerine uygun bir şekilde yapılandırılmalıdır.

Üretim yok deniyor. Öncelikle bundan dolayı üretim yok.

Asgari ücreti/geliri yükselterek üretimi artırabilirsiniz...
Asgari ücret 1.000-1.500 Euro aralığına çekilmelidir ki üretim/tüketim olsun ve ekonomi canlansın...

Döngü yok çünkü para yok . Tüketim yok çünkü kıt gelir ve para yok. Üretim yok çünkü tüketecek olan da alımgücü ve para yok. Önce tüketiciye para/gelir sağlanmalı ki üretim tüketim birlikte artsın. Sınırlı bir toplumsal kesimin harcayabilir/tüketebilir geliri olursa sınırlı bir toplumsal kesim harcama yapar. Onun tüketebileceği kadar üretim olur, harcama olur....

Bugün Asgari ücret 7 - 10.000 aralığında olmalıdır. En az...
Eğer bir üçüncü dünya ülkesi, emeği ve işçiliği dış pazara hasat edilen ve sömürülen ülke, başkalatı için çalışanlar, , derebeyi tebaası halk olunmayacaksa -asgari- gerçek budur..
------

Bu yazılan da bir yanlışlık var mı? Tekrar soruyor ve sesli düşünüyorum..

---

Hızlı -Özet- Ekonomi Teorisi

Bu ülkenin (birincil) ekonomik sorunu şudur ve bundan dolayı üretimsizlik var. Paranın kıt sanılması. Parabın bir güç sanılması. Paranın bir elde sanılması. Paranın (ne olduğunun, dönüşüm işlevinin) ve ekonomi teorisinin anlaşılamaması.. Bilgizlik, bilinçsizlik matematik ve bilim yoksunluğu..

Para harcayacak olan da yani tüketici de para yok. Bunun için tüketin/döngü yok ya da sınırşı tüketim var.. Asgari ücret (ve tüketici gelirleri) çok düşük/sınırlı ve yaşanılan coğrafya -dünya- gerçeklerine uygun değil. Asgari ücretin satınalma gücü olmadığı için tüketim az ve tüketim (zorunlu gıda giyim gibi kalemlerle) sınırlı. Tüketim sınırlı olduğu (olacağı) ve tüketecek olanda para olmadığı (yani tüketecek olana gelir sağlanmadığı için) piyasada tüketici kıtlığı var. Bu durumda üretmezsiniz çünkü kimseye satamazsınız. Önce gelir sağlamalı , gelirleri artırarak tüketici sağlamalısınız.

Gerçekten bu ülkede üretim sağlanması için 7 - 10.000 lira ya da 1.000 - 1.500 Euro düzeyinde bir asgari ücret yaratılmalıdır. Neden üretemiyoruz sorununun nerdeyse mutlak (birincil) yanıtı buradadır.

Asgari ücretin yükseltilmesinin sonucunda gerçekten ekonomi en az 5-6 kat büyüyecektir. Üretim ve tüketim, ( paranın dönüşüm hızı ve ekonomik güven/refleks) birlikte artacak ve dengelenecektir. Diğer türlü açık pazarsınız. Hala bunun aksini tartışıyorsunuz. Bunun aksini aptallar tartışır. Asgari ücret 10 bin lira olsa da işverenler felan batmaz . Gerçekçi ekonomi teorisi bu değil midir.?..

Tükiyedeki 70 milyon tüketicinin bir çok Avrupa ülkesindeki satınalma gücü sınırlı 10 milyon tüketici kadar tüketim gücü ve parası yok.. Bu ülkenin ekonomi ve üretim sorunları buna bağımlıdır....

------

Bakın kim ne derse desin..
1.600 lira ile 70 milyon çalışsın. Geliri 10-12 bin lira olan 10 milyon kişi kadar o yetmiş milyon tüketebilir. Bu matematiktir. Sorun ne tembelliktir ne üretimsizliktir.. Dünya şartlarına göre 75 milyonda (75 milyonun tümünde) refah seviyesi yüksek bir Avrupa ülkesinin 5-10 milyon kişisi kadar toplam alımgücü ve para var. Yani bir Norveç e göre 10 bilemedin 20 milyonluk bir ülkeyiz.. Bakın bu matematiktir...

Pazarda tüketici yok
ya da tüketici de alımgücü ve para yok.
50 milyon atıl tüketici sadece zorunlu gıda tüketiyor- tüketebiliyor. Üretim haliyle bu alanlara kayıyor. Yani 50 milyon kişi 50 milyon kişye zorunlu gıda üretir-yetiştirir. eşittir...Başka pazar yok..

Ü-ret-te-mez-si-niz..
Tüketici yaratmalısınız..
Eğer,
3. Dünya Ülkesi ,işçiliği ve emeği sömürülen ülke, ya da derbeyi krallığı tebaası gibi halk olunmak istenmiyorsa?
 
Son düzenleme:

kahin

Yeni üye
Katılım
1 Ağu 2018
Mesajlar
1,196
Puanları
0
Yaş
52
evrensel insan abimiz gerçekten mükemmel bir insan gerçek bir insan günümüz çok ağır şartlarda
insanca ayakta kalabilmiş çok ender kişilerdendir,adaletsizliğe ve haksızlığa karşı dimdik ayakta durmuş bu abimiz için lütfen herkesi 2 dakika saygı duruşuna davet ediyorum. evrensel insan gerçek ismini asla
öğrenemedim ama umarım bir gün gerçek bir yaşam varsa görüşürüz.
seni görmek bana onur ve gurur vericektir, senden çok şey öğrendim.
(bir insan gerçekten mükemmel! olabiliyormuş evrensel insanda bunun kanıtıdır)
 
Katılım
25 Ocak 2017
Mesajlar
887
Puanları
18
Gelir düzeyi artan insanın refahı artar.Fakat bu dar anlamdır.



Geniş anlamda gelir düzeyinin arttırılması talep fonksiyonunda ceteris paribus göz ardı edildiğinde artış/artış gereği talebi artıracaktır ve artan talep,arzını doğuracaktır.

Patronun çalışanına verdiği +2.000 TL,kendisine arz yoluyla geri gelebilecektir.

Fakat alınan dolaylı/dolaysız vergiler,amortismanlar,sübvansiyonlar bla bla bla kesinti oluşturur ve burada devlete düşen tıpkı ülke patronları gibi "geri vermek"tir.



Öğrenci ve yaşlılara ödenen ödenekler dışında yapılan kamusal yatırımlar/harcamalar gereksizdir.(İhya etme faaliyetleri hariç.)

Bunun yerine daha çok vermek/daha çok almak denenebilir.



Dönmeyen ekonomi rehavet yaratır.

İnsan,bir yandan alıp üç yandan vermeyi sever.

Devletin buna yetişmesi zordur.

Özel sektör ve devlet elele bu isteğe cevap verip,çarkı dönderecektir ki bundan da dolar bozdurmayı anlıyoruz malesef.



Tekrardan,dönmeyen ekonomi rehavet yaratır.
 
Katılım
21 Ocak 2018
Mesajlar
554
Puanları
18
Afiyet olsun, adamlar çalıştıklarının karşılığını alıyorlar. Yılmadan, tükenmeden, sinsice halkın aptallığını kullanarak yükselen bu adamlar değil mi? Kusura bakmayın ama ~50.000.000 kişiyi kendine -neredeyse- tapacak kadar inandıran birisi buralara tembellikle gelmiş olamaz. Eğer yaşsanız ve yanıyorsanız hesabı ateşi yakandan değil, tutuşup sizi de beraberinde yakanlardan soracaksınız.
 

esekherif

Yeni üye
Katılım
3 Nis 2015
Mesajlar
948
Puanları
0
İşinize gücünüze bakın olm ya bırakın böyle şeyleri bunun kitabını yazanlar ( Osman Kavala bile içeride kuru fasulye yiyor ) Böyle sorosçu gazeteleri dergileri refarans yapmıyorlar mu deli oluyorum.
 

kahin

Yeni üye
Katılım
1 Ağu 2018
Mesajlar
1,196
Puanları
0
Yaş
52
Afiyet olsun, adamlar çalıştıklarının karşılığını alıyorlar. Yılmadan, tükenmeden, sinsice halkın aptallığını kullanarak yükselen bu adamlar değil mi? Kusura bakmayın ama ~50.000.000 kişiyi kendine -neredeyse- tapacak kadar inandıran birisi buralara tembellikle gelmiş olamaz. Eğer yaşsanız ve yanıyorsanız hesabı ateşi yakandan değil, tutuşup sizi de beraberinde yakanlardan soracaksınız.[/QUOTE

türkiyenin
nüfüsü 80 milyon 50 milyon kişi akplı diyorsun yani :D
nerdeyse % 60 akplı diyorsun yaniii :D
son referandumda cumhur ittifakı % 52 oy aldı. bunun % 12 sini mhp aldı.
52-12=40 yapar.
yani akp % 40 buda 25-30 milyon arası oy demektir. bu oyların % 7 side hile desek akpnın gerçek secmeni 22 milyondur. demekki akpnin gerçek oyu % 33..

kiiii hile yaptığını sağır ve kör bile görmüştür.

https://www.youtube.com/watch?v=0wi1cBfs_DI
 
Son düzenleme:
T

Togepi

Ziyaretçi
Benim matematiğim tıkandı şu an. Allahını seven defansa gelsin.sdgc
 

Phi

Aktif üye
Katılım
13 May 2008
Mesajlar
1,799
Puanları
36
Yaş
38
Web sitesi
www.felsefe.net
turkiye buyuyor hala asgari ucret diyorsunuz.

buyuduk buyuyoruz buyuyecegiz! aglamayi kesin!