AN'I YAŞAMAK

Konu İstatistikleri

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Genel Tartışma Alanı kategorisinde Adem tarafından oluşturulan AN'I YAŞAMAK başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 2,251 kez görüntülenmiş, 77 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Genel Tartışma Alanı
Konu Başlığı AN'I YAŞAMAK
Konbuyu başlatan Adem
Başlangıç tarihi
Cevaplar

Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan dragon

Adem

Sorgucu Üye
Moderatör
Katılım
26 Nis 2009
Mesajlar
488
Tepkime puanı
50
Puanları
28
Zamanın akıp geçen bir şey olmadığını, aslında yaşanan tek bir AN' ın varolduğunu ZAMAN başlıklı konuda açıklamıştık. Belki hala açıklanması gereken noktalar kalmış olabilir, öyleyse yine burada açıklamaya çalışırız.

An'ı yaşamak kavramının, zamanın yanlış anlaşılması ya da anlaşılamamasının doğurduğu bazı sonuçların ortadan kaldırılması ve gerçeğin insanı mutlu kılacak tarafının ortaya konulması olduğunu söyleyebiliriz.

An'ı yaşamak nedir ?

İnsanı hayatta mutsuz eden, ızdırabına ve acı çekmesine sebep olan üç şey sayabiliriz :

1 - Geçmişte yaşanılmış sıkıntılı durumların düşünülmesi,
2 - Gelecek endişesi,
3 - Şu anki durumda var olan olumsuzluklar.

Bu saydıklarımız somut ve dış dünyada, bizim irademiz dışında var olan olgularsa bu durumda mutsuzluğa engel olabilmemizin imkanı yoktur diye düşünebiliriz.

Acaba öylemidir ?
 

Adem

Sorgucu Üye
Moderatör
Katılım
26 Nis 2009
Mesajlar
488
Tepkime puanı
50
Puanları
28
Yaşadığımız , yani hayatın var olduğu o tek anda, daha önce yaşanıldığı düşünülen olaylar GEÇMİŞ zaman olarak yalnızca hafızamızda bulunan görüntülerden ibaret olarak hayatımızın bir parçasıdır.

Gelecek zaman ise sadece bir HAYAL olarak vardır, ve bu hayal önceki yaşanmışlıkların bir yansımasıdır. Gelecek hep geçmişin devamı olmak zorundadır bize göre. Oysaki gelecek acaba yaşanacak mıdır ? Bu bilinemez çünkü her an bu dünyadaki hayat son bulabilir.

Hayat sadece o tek AN da , geçmiş ve gelecek ile birlikte yaşanan şu AN dır...

AN'I yaşamak geçmiş ve gelecekle birlikte yaşanan şu AN ın hakkını vermektir. Şu AN ın hakkı nedir ki ?

Şu anda bulunan geçmiş tüm insanlık tarihi , tüm alemin geçmişi , gelecek ise bilinemez ve bilinmediği bilinen bir hakikat olarak HAKKI nı beklemektedir.

Onların hakkını vermeyen insan MUTLU olamaz....

Çünkü hepsi insanın kendisidir, insan tüm alemi ve zamanı içinde barındırır...
 
Son düzenleme:

Adem

Sorgucu Üye
Moderatör
Katılım
26 Nis 2009
Mesajlar
488
Tepkime puanı
50
Puanları
28
Mutlu olmak, tüm alemin tüm geçmiş ve geleceği ile beraber hakkını vermekle mi mümkündür ? Bu kadar zor mu mutlu olmak ?

Kendi hakkını vermek neyse, tüm bunların hakkını vermek de odur. O halde insan kendi hakkını verememekten korkar , kendi hakkını vermek o na zor gelir, çünkü insan küçük ALEM dir.

Bir insan için gökyüzündeki bir yıldızın hakkı nedir ? ona hakkını verelim ?

Bir yıldızı gökyüzünde gördüğünüzde , genişliği görürsünüz, sonsuz uzaklıktaki yıldız aslında sizin içinizdedir, gönlünüz o kadar geniştir ki, sonsuz görünen uzaklıklar sizde bir nokta kadardır. Işık yayan bir güzelliği vardır insanın ,bunu o yıldızda bulursunuz. Yön bulduran yer gösteren o yıldızdır insan gökyüzündeki...

İşte o yıldızın hakkı onun böyle bilinmesidir. Onu böyle bilen , yani kendisini tanıyan insan o yıldızın hakkını vermiş olur.

Her gördüğü şeyin kendi yansıması olduğunu bilerek onlara hakkını verebilen insan , bu işi sadece hayatın var olduğu O tek AN da yapmaktadır. Geçmiş ve gelecek yoktur onun için, geçmiş ve geleceğin hepsini şu AN da yaşamaktadır.
 

Adem

Sorgucu Üye
Moderatör
Katılım
26 Nis 2009
Mesajlar
488
Tepkime puanı
50
Puanları
28
Geçmişte yaşadık dediklerimizin hepsi şu anda kafamızda canlandırdığımız hayaller olsa da , insan hayatında geçmişte yaşanılanların şu anki hayatını etkilediğini düşünür. Mesela bir ay önce tanıştığınız bir insanla şimdi konuşursunuz, ve dersiniz ki "bir ay önce onunla tanışmasaydım şimdi onunla konuşamazdım." . oysa ki bu sadece bir varsayımdır, gerçek ise şu anda bir ay önce tanıştığınızı ve bunun geçmişte yaşanmış olduğunu kabul ederek (bu da şu anda olmaktadır) onunla konuşmanızdır. Değiştirilemeyecek bir gerçek vardır o da o insanla konuşmanızdır, çünkü bu şu an yaşanmaktadır.

Bunun gibi geçmişle ilgili hiçbir oluş, değiştirilebilir olmamakla beraber insan geçmişte yaşanmış şeylere üzülür. Üzülmekle eline bir şey geçmeyeceğini bilse dahi üzülmekten kendini alamaz.

Bu ise aslında insanın kendisini tanımamasından kaynaklanır. Akıllı insan kendine zarar verecek şeyleri aklıyla bilerek ondan uzaklaşır, fayda verecek şeyleri düşünerek onları elde etmeye çalışır. Ancak geçmişte yaşanan şeylere üzülmek akılla alakalı değil, duygularla alakalıdır. Yani duygularını ve onların hakimiyetinin kimde olduğunu bilemeyen insan onları kaçınılmaz olarak kendisinde bulduğunu sanır.

Bu çok büyük bir yanılgıdır ve insanı duygularının esiri , akıldan uzak bir canlıya çevirir. Bu insan aklıyla hareket ettiğini düşünerek duygularını tatmin edebilmek için aklını duygularının emrine vermiştir......

Aklınca bu duygular önüne geçilemez bir biçimde insanda bulunur. Akıl vs. hiçbir şey duygularının kötü gördüğü bir şeyle karşılaşıldığında duyulacak ÜZÜNTÜ nün önüne geçemez, O üzüntü mutlak bir şeydir onun için.

A olayı üzer,
B olayı daha çok üzer,
C olayı sevindirir...vs.

Bunları matematiksel bir eşitlikmiş gibi kabul eden insan aklını sadece bu şartlanmışlıkların olumlu gördüklerinin oluşması,olumsuz gördüklerinin oluşmaması doğrultusunda kullanır.
 
Son düzenleme:

Objectivity

Kahin
Onursal Üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,763
Tepkime puanı
319
Puanları
83
Anı yaşamakla ifade edilen, ne geçmişe takılmadan ne de gelecek kaygısı yaşamadan, var olduğun zaman dilimini en doğru şekilde değerlendirmektir çünkü an zamanda yaptıkların ile geleceğini şekillendirebilirsin ki çoğu insan, ne yazık ki geçmişe takılıp ya da geleceği düşünüp, yaşadığı anı boşa harcamış oluyor.
 

Adem

Sorgucu Üye
Moderatör
Katılım
26 Nis 2009
Mesajlar
488
Tepkime puanı
50
Puanları
28
Anı yaşamakla ifade edilen, ne geçmişe takılmadan ne de gelecek kaygısı yaşamadan, var olduğun zaman dilimini en doğru şekilde değerlendirmektir çünkü an zamanda yaptıkların ile geleceğini şekillendirebilirsin ki çoğu insan, ne yazık ki geçmişe takılıp ya da geleceği düşünüp, yaşadığı anı boşa harcamış oluyor.

Haklısın Slash. Anlatmak istediklerimin özeti bu yazdıkların...

Evet gerçekten de geçmişe takılı kalmış ve gelecek kaygısıyla yaşayan insan yaşadığı anı, yani aslında hayatını doğru değerlendiremediği gibi duygularının aklını esir almış olmasından dolayı doğru kararlar veremez.

Peki duyguların olmadığı bir hayat düşünülebilir mi ? Elbette hayır...

Ancak duyguların aklın hükmü altında bulunması ile insan, doğru karar verebilir, kendisine zararı olmayacak olanı seçebilir.

İnsan dünyadaki en değerli ve üstün varlık olarak kendi değerini bilinçaltında bildiğinden, her istediğinin yerine gelmesi gerektiğini düşünür daima. Halbuki kendisini kısıtlayan öyle çok şey vardır ki.... İnsanı kısıtlayan bu şeyler onun için acı kaynağıdır.
 

Adem

Sorgucu Üye
Moderatör
Katılım
26 Nis 2009
Mesajlar
488
Tepkime puanı
50
Puanları
28
yani aslında insanın acı kaynağı ruhundaki ÖZGÜRLÜK duygusudur. Ruh özgürdür ve dilediğini yapar . Ancak beden onu kısıtlayandır ve insan ruhu bedenine mahkum edilmiştir.

Kısacası hepimiz bu bedene mahkum durumdayız. O halde anı yaşamak nasıl olacak da insanı acıdan kurtaracak ?

İnsan ruhu eğer bedeninin mahkumu olmaktan kurtulup ona hükmeder hale gelebilirse işte o zaman bu kurtuluşa erecektir. Çünkü ruh bedenden her bakımdan üstün ve aslında onu yöneten konumdadır. Aslında ruh hiçbir zaman bedenine hapsolmamış, bedeniyle arasına bir bağ kurmuştur ve bu bağ güçlendikçe kendisini bedeninin esiri olarak görmüştür. Ruhun bedenine olan esareti yine ruhun kendisinin oluşturduğu bir esaret iken kendisi bunun böyle olduğunu unutmuş, ruhunu esir alanın bedeni olduğunu ve bedenin mutlak hakim olduğu yanılgısına düşmüştür.
 

Adem

Sorgucu Üye
Moderatör
Katılım
26 Nis 2009
Mesajlar
488
Tepkime puanı
50
Puanları
28
Ruhun bedendeki bu esareti, onun mutluluğunun ancak bedeninin bulunduğu yerde bedeni ile yaşadığı olaylar sayesinde olabileceğini zannetmesi demektir. Bu ise aslında sonsuz olan ruhun daracık bir kalıba sıkışarak kendi kendisini bir zindana mahkum etmesinden başka bir şey değildir.

Halbuki insan ruhu SONSUZ a bakar ve ancak SONSUZ luk ile tatmin olabilir. Aksi takdirde insan ne denerse denesin ruhunun tatmin olamayacağını etrafımızdaki bir çok örnekte görebiliriz. İnsanın tatmin olacağını düşündüğü hiç bir şey o nu tatmin edemeyeceğinden daima fazlasına yönelir. Daima daha çok zenginlik, daha çok itibar vs. vs. peşinde koşar ve sanır ki daha çok olursa tatmin olacaktır....

İnsana bütün dünyayı verseniz o yine tatmin olamayacaktır çünkü o SONSUZ luğa aşıktır. Sonsuzluğu bulamayan insan hiç bir zaman tatmin olmayacaktır.

Peki sonsuzluk nasıl bulunur ? İnsan sonsuzluğa nasıl erişebilir ki ?

İnsan ruhu sonsuzdur ve arayıp bulması gereken kendisidir aslında. Bunu söylediğimizde eminim çoğu insanın ruhu daralmıştır çünkü kendisini düşündüğünde der ki :

- Ben kendim nasıl olur da sonsuz olabilirim ki ?

İşte ANI YAŞAMAK burada devreye girmeli. İnsan yalnızca yaşadığı anın bulunduğunu, ve o anda içini daraltan şeyin kendisi olduğunu bilmelidir.

İnsanın içini daraltan nedir ?

Bir hapishanedesiniz ve çıkıp gezemiyorsunuz mesela. Burada çıkıp gezememek mi insanın içini daraltıyor ?

Şimdi çıkıp gezememek nasıl bir güce sahip ki sizin içinizi daraltabiliyor ? Ya da çıkıp gezememek gibi soyut bir olgu nasıl olurda insanın içinin daralmasına neden olabilir ki ?

Tabi ki sebep bu değildir. Sebep bir hapishanede olduğunu ve çıkıp gezemediğini düşünen ve aynı zamanda çıkıp gezmesi gerektiğini , iç daralmasının bundan olduğunu düşünen insan ruhunun bu yanılgısı daraltmaktadır insanın içini...

O halde insan her hangi durumda olursa olsun MUTLU olabilir ve olmalıdır da....

Sizce buna engel var mıdır ?

............
 

Adem

Sorgucu Üye
Moderatör
Katılım
26 Nis 2009
Mesajlar
488
Tepkime puanı
50
Puanları
28
Evet AN'I YAŞAMAK denen şey, geçmiş ve geleceğin yani tüm zamanın şu an olduğunu bilmektir. Yani şu an dediğimiz aslında SONSUZLUK tur. Yaşadığımız an sonsuzdur ve tüm geçmiş ve geleceği kapsar. Sonsuz olduğunu bilen insan neyi kaybedebilir ki, korksun ?neden yoksun olabilir ki hayıflansın ?

İnsan ruhu SONSUZ dur ve ancak SONSUZLUK ta yaşayabilir. O halde yaşanan AN sonsuz olmalıdır.

Yaşanan şu AN ın sonsuz olmasını kabul edemeyenler olabilir. O halde bunu biraz açıklamaya çalışalım.....

Daha önce söylediğimiz gibi hayatta yaşanan tek bir AN vardır. Ne geçmişi yaşayabilir, ne de geleceğe gidebilirsiniz yaşanan sadece o bir andır. Bunu kabul etmek çok zor olmasa gerek. Şöyle düşünüp kendisine bakan bir insan bunu gayet rahatlıkla görebilir. Peki bu an sonlu olmuş olsaydı ne olurdu ? hayat biterdi....

Hayat dediğimiz hareket ve değişimdir. Değişim daima vardır, yani bizim zaman dilimi olarak düşündüğümüz an sadece yaşanan o tek AN daki değişimin adıdır. Yani bu değişimin son bulması hayatın sonudur, yok olmasıdır.

Evet mantık kaidelerine göre hiç bir şey vardan yok, yoktan var olamaz. O halde hayatın YOK olması düşünülemez...
 

Adem

Sorgucu Üye
Moderatör
Katılım
26 Nis 2009
Mesajlar
488
Tepkime puanı
50
Puanları
28
Öyleyse AN ı yaşayan insan şu üç şeyi başaran kişidir :

- Şu an yaşanan durumun her ne olursa olsun yaşanabilecek en mükemmel durum olduğunu bilmek,

- Geçmişte yaşandı denilenleri yalnızca bir tecrübe olarak görebilmek,

- Gelecekte yaşanacak denilen şeyler için bir beklenti içinde olmamak.
 

Adem

Sorgucu Üye
Moderatör
Katılım
26 Nis 2009
Mesajlar
488
Tepkime puanı
50
Puanları
28
Şu an yaşanan durumun her ne olursa olsun yaşanabilecek en mükemmel durum olduğunu bilmek,

An'ı yaşayıp mutlu olmak isteyen bir insan , her halukarda yaşadığı AN'ın yaşanabilecek en mükemmel AN olduğunu , her zaman kabullenebilir mi ?

Çok zor görünüyor....
 

odun

Filozof
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
786
Tepkime puanı
121
Puanları
43
Konum
Kime ne
Bu mevzu hakkında bazı ilginç şeyler karalayacaktım ki en son başka bir konuda başıma gelenleri hatırladım. An itibarı ile düşüncelerimi burada yazıya dökmekten vazgeçtim.:cool:
 

Adem

Sorgucu Üye
Moderatör
Katılım
26 Nis 2009
Mesajlar
488
Tepkime puanı
50
Puanları
28
Şu an yaşanan durum , ne olursa olsun yaşanabilecek en mükemmel durum mudur ?

Her hangi bir anda insan yaşadığı çevrede "OLAN" şeyin ne olduğuna duygularından ve ön yargılarından kurtularak baktığında gördüğü şey sadece "VAR OLUŞ" tur.

Oysa biz biliyoruz ki " YOK " luktan "VARLIK" çıkmaz , çıkamaz. Çünkü mutlak yokluk içinde hiçbir şeyi barındırmaz.

Bizim " YOK " dediğimiz , aslında var olan , varlığını bildiğimiz bir şeyin bizim tarafımızdan görülemez oluşundan başka bi şey değildir.

Peki " YOKLUK" var olabilir mi ?

Hayır , olamaz.....

Peki biz olmayan bi şeyi nasıl tanımlayıp isimlendirebiliyoruz ?

Aslında yokluk sadece " VARLIK " ın zıddı olan mantıksal bir kabul olarak "VAR" dır.

O halde yokluğun anlamı , VAR olanın görünmez oluşunu anlatırken mutlak YOKLUK un imkansız olduğunu biliriz...
 

Adem

Sorgucu Üye
Moderatör
Katılım
26 Nis 2009
Mesajlar
488
Tepkime puanı
50
Puanları
28
Öyleyse şu anki durumun , mükemmel olmadığını söylememize neden olabilecek olan eksiklik-yokluk ne olabilir ?

Sadece görünür olmayış...

Varlığın sadece bir bölümünün bizce görünür olmaması neden O nun mükemmel olmadığını düşündürüyor bize ki ?
 

Adem

Sorgucu Üye
Moderatör
Katılım
26 Nis 2009
Mesajlar
488
Tepkime puanı
50
Puanları
28
Oysa ki , AN ' da yaşanabilecek herhangi başka bir durum YOK tur. Yaşanabilecek herhangi istenilen durum denilen şey , kişinin alemden bağımsız ve aynı zamanda çoğu zaman alemin işleyişine ters İSTEK lerinden ibarettir. İnsanı da mutsuz eden de zaten bu gereksiz isteklerin ACELE ile olmasını beklemektir. Halbu ki insanın her istediği şey , alemin işleyişine uygun bir zamanda ve şekilde meydana gelecektir.

O halde insan kendini mutsuz eden bekleyişlerden kurtulmalı ki AN ' ı yaşarken yaşadığı AN ın mükemmeliyetini temaşa ederek mutlu olabilsin...
 

Adem

Sorgucu Üye
Moderatör
Katılım
26 Nis 2009
Mesajlar
488
Tepkime puanı
50
Puanları
28
Peki neden AN da yaşanabilecek başka bir durum olamaz ?

Çünkü OLAN şeyler , ancak ve ancak belli bir ortamı gerekektirir. O ortam ise SONSUZLUK ta sadece O tek AN da var olabilir.

Örneğin bu yazıyı okumanız için gerekli AN içindeki ortam tüm yönleriyle O an a mahsustur ve O anda başka bir şeyin olması düşünülemez.
 

Adem

Sorgucu Üye
Moderatör
Katılım
26 Nis 2009
Mesajlar
488
Tepkime puanı
50
Puanları
28
Herhangi bir AN da karşınıza çıkan herhangi bir sorun yalnızca siz onu sorun olarak değerlendirdiğiniz için sorundur. Gerçekte ise gördüğünüz HAYAT ın akışından başka bir şey değildir.

Örneğin hastalığınıza sebep olan bir mikrop sadece bir organizma ve yalnızca hayatını idame ettirmeye çalışan bir canlıdır...

Böyle bakınca bir MİKROP bile ne kadar masum değil mi ?
 

Adem

Sorgucu Üye
Moderatör
Katılım
26 Nis 2009
Mesajlar
488
Tepkime puanı
50
Puanları
28
Aslına bakarsanız mikrop dediğimiz varlık gözle görülmeyecek derecede küçük olduğu için oldukça uzun bir zaman insanların bilgisinden uzak kalmış ve onların bir kör döğüşü icinde bocalamasına ve sonunda bilimin gelişmesine vesile olmuştur.

Onlar olmasaydı mikrobiyoloji de olmayacaktı...

Yeryüzünde hiç bir şey ne eksik , ne de fazla değildir.

Her şeyin belli bir düzen ve uyum içinde olduğunu ve bu mükemmeliyeti temaşa etmek dururken insan , hep şikayet eder durur ve şikayeti ancak keskin sirke küpüne zarar misali kendisine zarar vermekten başka bir işe yaramaz...
 

Adem

Sorgucu Üye
Moderatör
Katılım
26 Nis 2009
Mesajlar
488
Tepkime puanı
50
Puanları
28
Aslında alemdeki mükemmeliyeti kendi fikir dünyasında oluşturup hayal ettiği herhangi bir sebeple inkar eden bir insan bile , alemdeki mükemmeliyetin bir parçasıdır.

O insan da MÜKEMMEL bir şekilde hakikatı örtüp , alemde kendi hayal dünyasını oluşturan hayalperest korku filmi senaristi gibi bir sanatçı olarak alemdeki BOŞLUĞUNU doldurur..

O olmasaydı düşünün O olmayacaktı!

Halbuki mükemmeliyet boşluğu kabul etmez....
 

Adem

Sorgucu Üye
Moderatör
Katılım
26 Nis 2009
Mesajlar
488
Tepkime puanı
50
Puanları
28
O insan da MÜKEMMEL bir şekilde hakikatı örtüp , alemde kendi hayal dünyasını oluşturan hayalperest korku filmi senaristi gibi bir sanatçı olarak alemdeki BOŞLUĞUNU doldurur
Bunun gibi , birbirini yiyen hayvanlar olmasaydı , "birbirini yiyen hayvanlar " olmayacaktı...

Peki onların boşluğunu kim doldurabilir ?

Sadece birbirini yiyen hayvanlar....

Hayat budur...

Av olmasaydı avcı nasıl olabilirdi ?

Avcı olmasaydı kudret , çeviklik , güç nasıl gözükebilir di ?

Zayıf olmasaydı güçlü olabilir miydi ?
 
Tüm sayfalar yüklendi.
Sidebar Kapat/Aç

Yeni Konular

Advertising

Yeni Mesajlar

Üst