Allah Nerde Olabilir?

  • Konbuyu başlatan Mantıksız2022
  • Başlangıç tarihi
  • 840

Konu İstatistikleri

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Serbest Kürsü kategorisinde Mantıksız2022 tarafından oluşturulan Allah Nerde Olabilir? başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 840 kez görüntülenmiş, 25 yorum ve 1 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Serbest Kürsü
Konu Başlığı Allah Nerde Olabilir?
Konbuyu başlatan Mantıksız2022
Başlangıç tarihi
Cevaplar

Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan odun
M

Mantıksız2022

Ziyaretçi
Ben gece gökyüzüne baktığım zaman bir sürü yıldız ve galaksi görüyorum. Bunlardan biri şu andromeda galaksisi.1200px-Andromeda_Galaxy_(with_h-alpha) (1).jpg
"Rahmân Arş'a istivâ etti." (Tâhâ, 20/5)
"semada olan." (Mülk, 67/16)
Herşeyi bilen bir yaratıcı andromeda galaksisine ve diğer gezegenlerin varlığına göre konuşup açıkça "heryerdeyim" diyebilmeliydi...
Yukarıdaki ayetlerde tanrının gökte olduğu yazıyor, ama hangi gök? Mars'ın gökyüzümü yoksa andromedanın herhangi bir yıldız sisteminin herhangi bir gezegeninin gökyüzümü belli değil.
 

Prens Ernak

Kahin
Onursal Üye
FS - KT. Yöneticisi
Katılım
13 Ocak 2015
Mesajlar
1,201
Tepkime puanı
241
Puanları
83
Yaş
33
Konum
Ankara
Üniversite Bölümü
Gazi Tarih Öğretmenliği
Kuran'da böyle ifadelerin olması ise imtihanın bir gereği cilvesidir, zaten inanan bunlara takılmayacak, inanmayan da bunlar ile zaman geçirecektir.

Felsefe yaparsak:

Hocam sizin baktığınız yıldızlar maddi cismi varlıklardır, maddi cismi alemdir, Allah'ın zatının bulunduğu ya da hissedildiği diyelim yer fizik ötesi, madde / cisim ötesi dünya/alemdir. Bundan dolayı Tanrı'yı gökte galaksilerde aramayın, Tanrı'yı gökte galaksilerde aramak cenneti cehennemi gökte galaksilerde aramaya benzer, elbette Dünya'da cennet gibi bahçeler vardır ama müslümanlara vaad edilen cennet metafizik alemin bir unsuru, metafizik alemin bir algılar bütünüdür, bu durumda bu dünyadaki cennet gibi yerler maddi cismi alemin algılar bütünüdür. Eğer meleğin zatına / ruhuna tayin edilmiş ona cisim veren algılar bütünü bu cismani dünyada bize gösterilseydi bu melekler de bizim cismani maddi evrenimizin birer unsuru olurlardı ama metafizik alemin unsurudur melekler. Ruhunuz metafizik dediğimiz dünyanın algıları ile muhatap olsa siz de bu alemi algılarsınız, sizin ruhunuz maddi evrenin algıları ile muhatap olmaktadır, ama Tanrı hiçbir zaman ruh tarafından algılanamaz eğer Tanrı'ya dair bir şeyler algılıyorsak bu Tanrı'nın varlığına tayin edilmiş algıları algıladığımız anlamına gelir ki hiçbir zaman Tanrı'nın gerçek niteliğine ruh ulaşamaz. Bu durumları düşündüğümüzde arş da metafizik alemin bir unsurudur, elbette Tanrı'nın arşa istiva etmesi arşın gökte yıldızlarda bulunduğu anlamına gelmez.
 

MooN

Yeni üye
Yeni Üye
Katılım
27 Kas 2021
Mesajlar
82
Tepkime puanı
32
Puanları
18
Konum
Dünya'dan uzak
Allah mekandan münezzehtir yani bir mekana gereksinim duymaz. Bir yerde, bir mekânda bulunmak yaratılmışlara ait bir özelliktir. Allah, yaratılmış bir varlık değil, Yaratıcı’dır. O hâlde O’na bir yer yahut bir mekân nispet etmek doğru değildir. Allah, varlık âlemini var eden, onların varlığını ve hükümranlığını elinde bulundurandır (Mülk, 67/1). Göklerin ve yerin mülkü O’nundur (Zümer, 39/44). Göklerde ve yerde ne varsa O’na aittir (Yunus, 10/66). Dolayısıyla Allah’ı, yaratıp idare ettiği ve sahibi olduğu âlemde bir yere izafe etmek sağlıklı bir yaklaşım olamaz. Bazı Selefî âlimlerin “Allah arşı istiva etmiştir.” (Taha, 20/5, Hadid, 57/4) ve “Göktekinin sizi yerin dibine geçirmeyeceğinden emin mi oldunuz!” (Mülk, 67/16) gibi âyetlerden yola çıkarak Allah’ın gökte olduğu şeklindeki yorumları, çoğunluğa mensup âlimlerce doğru bulunmamıştır. Zira bu ve benzeri âyet ve hadisler mecazî anlatımlar olup Allah’ın yüceliğine işaret etmektedir. Diğer taraftan güneşin ışığıyla her yerde bulunması gibi Allah da tecelli eden isim ve sıfatlarıyla her yerdedir. Zâtına gelince O bütün idrak ve tasavvurlarımızın ötesindedir. Bize düşen iman ve amellerimizle O’na yönelip ibadet görevimizi yerine getirmeye çalışmaktır.
 
M

Mantıksız2022

Ziyaretçi
Kuran'da böyle ifadelerin olması ise imtihanın bir gereği cilvesidir, zaten inanan bunlara takılmayacak, inanmayan da bunlar ile zaman geçirecektir.
Din hakkındaki görüşlerimi hiçbir zaman oturtamadım.
Bir çeşit fikir karmaşası, içsel bir din-dinsizlik çarpışması yaşıyorum.
Bazı Selefî âlimlerin “Allah arşı istiva etmiştir.” (Taha, 20/5, Hadid, 57/4) ve “Göktekinin sizi yerin dibine geçirmeyeceğinden emin mi oldunuz!” (Mülk, 67/16) gibi âyetlerden yola çıkarak Allah’ın gökte olduğu şeklindeki yorumları, çoğunluğa mensup âlimlerce doğru bulunmamıştır.
Alimler haklı. Bu ayetlerden "Allah göktedir" gibi bir düşünce edinmek çok yanlış. Anladığım kadarıyla bu ayetlerde mecazi anlatım var.
 

elbisss

Kahin
FS - KT. Yöneticisi
Katılım
28 Mar 2019
Mesajlar
1,194
Tepkime puanı
263
Puanları
83
Biz sadece gördüğümüz ile odaklanma yaşıyoruz bazen göremediklerimizi algilayamiyor yada algılamakta zorluk cekiyoruz

Konuyu farklı acılarla ele almak istiyorum

Uzayda zaman yoktur zaman kavramı bizim dünyada güneşin doğuşu ve batısı ile ilgilidir bide yol ve mesafe kavramı ile ilgilidir

Şöyle dusunmek gerek

Bir balon al eline üzerlerine daireler ciz sonrasında o balonu sisir sonrasında farkedeceksin ki balon sistikce mesafeler artacak ve hacimler değişecek

Bu baz alındığında insanın uzaydaki konumu o kadar ufak olacak ki anlam yüklemek neredeyse zor hale gelecek

Ben kendi inandığım bir değeri sunmak istiyorum oda

Biz iç içe geçmiş 3 küresel bir dairenin içerisindeyiz diye düşünüyorum ilk daire dünyamız oluyor ikinci daire uzay oluyor üçüncü daire ise 4.boyut alemi oluyor

Evet uçuk bir ütopya ama olmadigini kimse ispat edemez ya varsa ya gerçekten 4.boyut uzaydan sonraki bir dairedeyse

Uzayı asamadigimiz için bu teknoloji ile bilmek zor belki bir gün yeni nesil teknoloji bunu başarabilir

3 küresel dairenin sonunda bu büyük devasa gezegeni tanrının kontrolünde olduğunu düşünüyorum bu kadar herşeye hakim diye düşünüyorum

Sims oyunları hemen aklıma geliyor

Devasa bir Sims dunyasi kontrol ise bir tıklama ile yakınınızda oluyor

Tanrının varlığını görebilmek için önce hissetmek sonrasında ise gorebilmek gerekiyor

Ama insanların tercihlerine birşey diyemem her insana bir yaştan sonra birşey aktaramazsiniz o yüzden herkes kendi hayatini yaşar

Zaten tanrının ispata ihtiyaç i yok mekan ve zaman kavramı da yok bu kavram sadece biz evrendeki canlılar için geçerli

Böyle
 
Son düzenleme:

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
Bakıyorum en küçük iki kelime bile tonlarca cümleler ve yorumlarla açıklanmaya çalışılıyor. Halbuki burada bir krala vurgu yapılıyor. Nedense Türkçe tercümelerde Arş ve istiva kelimesi ısrarla tercüme edilmez. Halbuki yabancı dillerdeki tercümelerde onun tahta yerleştiĝi/kurulduĝu yazar. Devamındaki cümlede herşeyin ona ait olduĝunu yazar.
Yani bildiĝiniz bir kral benzetmesi yapılmış, çünkü kralların/hükümdarların da bir tahtı olur ve bu taht gücü temsil etmek adına biraz yüksekçe yerlere konulur. Elbette kralın hüküm sürdüĝü yerler de olur.

Uzun lafın kısası şu: Arş ve istiva kelimesinin ısrarla kullanılması, sanki bir şeyler gizlenmeye çalışılıyor gibi bir görüntüye yol açıyor.

Yukarıdaki bir forumdaş topu taca attıĝı gibi, başkaları adına da ahkâm yürütmekten geri kalmamış. Efendim, sınavmış, inananlar buna takılmayacakmış ve inanmayanlar ise uĝraşıp duracakmış. İnananlar bu tip şeylere takılmayacaksa, bu kitabı hiç okumasınlar daha iyi. Öyle ya kafaları karışmaşın ki, inançları saĝlam kalsın, deĝil mi?

Ayrıca bu ayetin ilk iki kelimesi "Ta ha" ile başlar ve bügüne kadar bunun ne anlama geldiĝini hiçkimse bilmez. Bu mevzuda (huruf-u mukatta) İslam âleminde kafalar bir hayli karışıktır. Farklı teoriler olsa da %100 ne olduĝunu bilen yok. Bunu da inananlar teget geçsinler, çünkü gereksiz yere kafaları karışmasın.:)

Bir de şu var ki hiç unutmamak lazım. Bu kitap herkese gelmiş olsa, okuma yazma bilen herkes kolayca anlabilmeliydi ne denmek istendiĝini. Yok efendim mecazmış, falanmış filanmış. Peki, hangi kelimenin, cümlenin veya pasajın mecazi olup olmadıĝına kim karar veriyor?
Âlimler mi? Peki, onlar nereden biliyor? Mâlum tanrı onların kulaĝına mı fısıldıyor?:)

Ana dili Arapça olan bile tam olarak ne anlatılmak istendiĝinden pek emin deĝil, işte bu nedenle günümüze kadar sayısız yorumlar, kitaplar yazılmış. Her bir cümle için tonlarca yorum ve kitap okuyacaksak, işimiz iş. Kaldı ki bu yorum ve kitaplar da bir bakıma bunları kaleme alanların subjektif görüşünden öteye gidemez. Yani tarafsız bilgiye ulaşma imkanı neredeyse yok gibi.
 
Son düzenleme:
  • Beğen
Tepkiler: ls2

Prens Ernak

Kahin
Onursal Üye
FS - KT. Yöneticisi
Katılım
13 Ocak 2015
Mesajlar
1,201
Tepkime puanı
241
Puanları
83
Yaş
33
Konum
Ankara
Üniversite Bölümü
Gazi Tarih Öğretmenliği
Bakıyorum en küçük iki kelime bile tonlarca cümleler ve yorumlarla açıklanmaya çalışılıyor. Halbuki burada bir krala vurgu yapılıyor. Nedense Türkçe tercümelerde Arş ve istiva kelimesi ısrarla tercüme edilmez. Halbuki yabancı dillerdeki tercümelerde onun tahta yerleştiĝi/kurulduĝu yazar. Devamındaki cümlede herşeyin ona ait olduĝunu yazar.
Yani bildiĝiniz bir kral benzetmesi yapılmış, çünkü kralların/hükümdarların da bir tahtı olur ve bu taht gücü temsil etmek adına biraz yüksekçe yerlere konulur. Elbette kralın hüküm sürdüĝü yerler de olur.

Uzun lafın kısası şu: Arş ve istiva kelimesinin ısrarla kullanılması, sanki bir şeyler gizlenmeye çalışılıyor gibi bir görüntüye yol açıyor.

Yukarıdaki bir forumdaş topu taca attıĝı gibi, başkaları adına da ahkâm yürütmekten geri kalmamış. Efendim, sınavmış, inananlar buna takılmayacakmış ve inanmayanlar ise uĝraşıp duracakmış. İnananlar bu tip şeylere takılmayacaksa, bu kitabı hiç okumasınlar daha iyi. Öyle ya kafaları karışmaşın ki, inançları saĝlam kalsın, deĝil mi?

Ayrıca bu ayetin ilk iki kelimesi "Ta ha" ile başlar ve bügüne kadar bunun ne anlama geldiĝini hiçkimse bilmez. Bu mevzuda (huruf-u mukatta) İslam âleminde kafalar bir hayli karışıktır. Farklı teoriler olsa da %100 ne olduĝunu bilen yok. Bunu da inananlar teget geçsinler, çünkü gereksiz yere kafaları karışmasın.:)

Bir de şu var ki hiç unutmamak lazım. Bu kitap herkese gelmiş olsa, okuma yazma bilen herkes kolayca anlabilmeliydi ne denmek istendiĝini. Yok efendim mecazmış, falanmış filanmış. Peki, hangi kelimenin, cümlenin veya pasajın mecazi olup olmadıĝına kim karar veriyor?
Âlimler mi? Peki, onlar nereden biliyor? Mâlum tanrı onların kulaĝına mı fısıldıyor?:)

Ana dili Arapça olan bile tam olarak ne anlatılmak istendiĝinden pek emin deĝil, işte bu nedenle günümüze kadar sayısız yorumlar, kitaplar yazılmış. Her bir cümle için tonlarca yorum ve kitap okuyacaksak, işimiz iş. Kaldı ki bu yorum ve kitaplar da bir bakıma bunları kaleme alanların subjektif görüşünden öteye gidemez. Yani tarafsız bilgiye ulaşma imkanı neredeyse yok gibi
Odun dostum, İslam alimleri kitabı Müslümanlar ifsat olmayacak şekilde Kuran, hadis, akıl ve mantık çerçevesinde izah etmişlerdir, zaten peygamber devrinde hiçbir sahabe bunları sorgulamıyordu, senin de kabul ettiğin gibi bu mesele inanç iman meselesidir, gaybi bilgiye en yakın olduğu bilinen mutasavvıflar bile kendilerine bildirilen kadar bu bilgilere vakıftılar, yani Tanrı insanlara bu dünyada ihtiyaçları olacak kadar din ve bilgi vaaz etmiştir, ayrıca ilahi bilginin hepsine öbür tarafta ulaşacağımızın da garantisi yok.
 

TENTEN

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
21 Haz 2021
Mesajlar
581
Tepkime puanı
237
Puanları
43
Konum
. .
s-a-centaur-similar-to-a-horse-A-large-part-of-the-centaur-is-similar-to-a-horse.png


İnsan at ile insanı birleştirip yarı insan yarı at bircanlıyı hayal kurarak oluşturabiliyor.
Böyle bir canlının gerçek dünyada şimdilik karşılığı yoktur.(ilerde belki olabilir)

Allah insanın kendi özelliklerinin kusurlu yanlarını eleyip hayalinde oluşturduğu tanrılardan biridir.
İnsan acizdir.Allah aciz değildir.
İnsan cahildir.Allah cahil değildir.
İnsan ölümlüdür.Allah ölümsüzdür.
Gibi. :)

Hayal kurmamazı sağlayan beynimiz dışında ALLAH yoktur.
 

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
s-a-centaur-similar-to-a-horse-A-large-part-of-the-centaur-is-similar-to-a-horse.png


İnsan at ile insanı birleştirip yarı insan yarı at bircanlıyı hayal kurarak oluşturabiliyor.
Böyle bir canlının gerçek dünyada şimdilik karşılığı yoktur.(ilerde belki olabilir)

Allah insanın kendi özelliklerinin kusurlu yanlarını eleyip hayalinde oluşturduğu tanrılardan biridir.
İnsan acizdir.Allah aciz değildir.
İnsan cahildir.Allah cahil değildir.
İnsan ölümlüdür.Allah ölümsüzdür.
Gibi. :)

Hayal kurmamazı sağlayan beynimiz dışında ALLAH yoktur.
Azizim, çoĝu şeye anlayışım var ancak bu kadar bariz olan meseleyi görmezden gelenleri , sayfalarca veya kitaplar dolusu açıklamaya çalışanların zihniyetini hiçbir zaman anlayamayacaĝım galiba. Bu arş ve istiva mevzusu da bunlardan birisi. Hele şu meşhur huruf-u mukatta meselesine hiç girmeyeyim en iyisi.

Bir diĝer önemli mesele köleliktir mesela. Mâlum kitaba göre kölelikte ısrar edenlere herhangi bir ceza veya yaptırım yoktur. Bunu neden yazıyorum, çünkü bazıları sıkışınca tüm hadisleri reddediyor da ondan. Ancak kitabını reddeden bir dindara henüz rastlamadım. Keza reddedene de dindar denmez elbette.:D
 
Son düzenleme:

ls2

Kahin
Onursal Üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
2,657
Tepkime puanı
157
Puanları
63
Tüm Tanrılar inananların kafasının içindedir ... kesin cevap budur.

Üstün olan şey doğru olan,bilgiye dayanan veya gerçek olan değildir eski toplumlarda..üstün olan inanmak ve bağlanmak, tebaa veya kul olmaktır. böylece hayatta kalma ihtimaliniz artar. Kralı,kağanı veya tanrısı olmayan korumasızdır, iş,aş veya toprak vereni yoktur..

gelelim günümüze..

medeni devletler kurduk ve akıl ile bilgi önemli hale geldi inanmanın siyasi ve ekonomik rant haricinde bir zorunluluğu kalmadı.. (tarikat,cemaat , partiler vb)

İman dediğimiz şey ile akıl dediğimiz şey birbiri ile çelişir. inanan birinin akla dayalı deliller bulması içinden çıkılmaz çelişki ve paradokslara sebep olur. çünkü aynı akıl kılıcı döner ve imanın akılcıl dayanaklarını keser.. (forumlardaki tüm tartışmalar kabaca böyle özetlenebilir)

buna bana göre en makul çözümü 18 yüzyıl filozofu kierkegaard bulmuştur. akıl ve imanın uzlaşmayacağını söyleyen filozof. akıl ve iman arasında büyük bir uçurum bulunduğunu söylemiş ve aklı bırakarak uçurumun üzerinden uçup karşıya iman alanına geçmemizi tavsiye etmiştir (iman sıçraması)

Allah iman edilen kitabında, gökte olduğunu,arşın üstünde tahtı olduğunu bu tahti 8 meleğin taşıyacağını vs söylüyor ama bakıyorum müminler Allah heryerde diyor (Kurandan kanıtı olan varsa yazsın Allah böyle bir şey demiş mi)

ve kafamızın içinde bir tanrı varsa her yerde ona dair izler bulabiliriz.. yoksada her yerde olmadığına dair izler bulabiliriz ..bu bizim yorumumuzdur başka deyişlede inançtır.

gerçek ise tektir ve yorumlanamaz..
 

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
Tüm Tanrılar inananların kafasının içindedir ...
Evet; tüm mevzu aslında bu. Yani bir bakıma insan sayısı kadar tanrı tasavvuru vardır. Hal böyle iken, dindarlar inançlarını kendi(!) kafalarının içinde yaşamak yerine, başka insanların kafasının içine de sokmaya çalışıyorlar. Yüzyıllardan beri süren misyonerlik ve tebliĝ eylemleri işte bu yüzden bir türlü bitmedi gitti.
 
Son düzenleme:

evrenselbirey

Üye
Yeni Üye
Katılım
5 Ağu 2020
Mesajlar
108
Tepkime puanı
27
Puanları
28
Konum
usa
Hangi Felsefe Akımına Yatkınsınız ?
Epistemoloji
Ben gece gökyüzüne baktığım zaman bir sürü yıldız ve galaksi görüyorum. Bunlardan biri şu andromeda galaksisi.Ekli dosyayı görüntüle 519

Herşeyi bilen bir yaratıcı andromeda galaksisine ve diğer gezegenlerin varlığına göre konuşup açıkça "heryerdeyim" diyebilmeliydi...
Yukarıdaki ayetlerde tanrının gökte olduğu yazıyor, ama hangi gök? Mars'ın gökyüzümü yoksa andromedanın herhangi bir yıldız sisteminin herhangi bir gezegeninin gökyüzümü belli değil.

Allah, Kuran'in tarif ettigi bir tanridir. Allah'in yada tanrinin var olup olmadigini bilmiyorum, fakat eger bu gezegende yasami baslatan itici/dinamik bir guc varsa, farkli bir gezegendedir gibime geliyor. En mantiklisi bu sanirim. Cunku boslukta anlamsiz bir gucun oldugu varsayimi sacmaliktir.
 

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
Dünyadaki dindarların kafası bir hayli karışık vaziyette. Hangisine sorsanız, tanrının ne olduĝu veya mekânı hakında bir hayli faklı farklı yanıtlar almak mümkün. Hayal gücüne göre sonuçlar deĝişiyor. Bazıları hayal güçlerine göre kafa patlatır. Bunlar yine iyi, çünkü en azından kendilerine özgün bir cevap arıyorlar.

Ancak bir de diĝerleri var ki, bunlar tam numunelik. Kendi akıl ve mantıklarını kullanacaklarına, başkaları ne demişse veya ne yazmışsa onu 1:1 kabulleniyorlar. Acaba yanlış mı, doĝru mu veya eksik mi...bu mevzu hakkında pek düşünmek istemezler, hep hazıra konarlar.:D
 

gordonumSu

Felsefe.net
Yeni Üye
Katılım
17 Ağu 2022
Mesajlar
3
Tepkime puanı
1
Puanları
3
Yaş
22
Konum
Diyarbakır
Var mıdır veya şu an nerededir bil(e)miyorum. Ama varsa ona herhangi bir sınırlı mekan adamak saçma ve gereksiz olur.
 

evrenselbirey

Üye
Yeni Üye
Katılım
5 Ağu 2020
Mesajlar
108
Tepkime puanı
27
Puanları
28
Konum
usa
Hangi Felsefe Akımına Yatkınsınız ?
Epistemoloji
Var mıdır veya şu an nerededir bil(e)miyorum. Ama varsa ona herhangi bir sınırlı mekan adamak saçma ve gereksiz olur.

Neden sacma olsun?

Tanri derken bir yaraticidan bahsediyoruz. Yaratici herhangi bir sey yada kimse olabilir. Belki uzayda bizden cok cok gelismis ileri uygarliktan biri/leri olabilir. Yada tam olarak bilmedigimiz bir kisi yada sey olabilir. Buna X diyelim. Bu X nerede olabilir? X denilen sey, uzayda bir yerde degilse, uzayin disinda midir? Uzayindisi olup olmadigini da bilmiyoruz. O halde nerede olabilir bu tanri?

Mekan dedigimiz hersey sinirlidir. Cunku mekan bir seyin icidir. O halde tanri hic bir mekanda hic bir yerde degildir. Hicbir mekanda yada hic bir yerde bulunmayan tanri da yok demektir. Tanri, her yerde ise o halde bu tanri nasil bir seydir? Hic bir vucudu bulunmayan fakat bir zihni bulunan sey nedir? Ona bu zihin nereden gelmistir?
 

evrenselbirey

Üye
Yeni Üye
Katılım
5 Ağu 2020
Mesajlar
108
Tepkime puanı
27
Puanları
28
Konum
usa
Hangi Felsefe Akımına Yatkınsınız ?
Epistemoloji
Burada one cikan soru su olmali: Tanri nedir? Tanri'nin sifatlarini vs saymayin. Bu tanri bir kisi midir? Bu tanri sinirsiz ve bilincli bir energi midir? Nereden gelmistir? Ufacik bir toplu ignenin bile kendiliginden meydana gelemeyecegini iddia edenler, tanri'nin nereden geldigini, ve kim oldugunu aciklayabilir mi?
 

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
Bu soru çıkmaz sokaĝa götürür, çünkü tanrı kavramı da bizlerin icadı. Bizlerden baĝımsız bir varlık gelip bize tanrı kavramının ne olması gerektiĝini veya ondan ne anlamamız gerektiĝini şimdiye dek açıklamadı. Keza açıklasa bile onun doĝruyu söylediĝinin saĝlamasını yapmak pek mümkün deĝil.

Bu soruyu kime sorarsanız sorun, kendi hayalgücünün ötesinde olan bir açıklama yapamaz. Hayalgücümüzün esiriyiz bir bakıma.

Hal böyle olduĝu müddetçe tanrı taparlar havanda su dövmekten öteye gidemezler, yani kendi hayallarinin yarattıĝı bir varlıĝa biat etmek zorundalar.
 
Son düzenleme:

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
Bügüne kadar binlerce tanrı piyasaya sürülmüş. Aklına esen peygamberliĝe, elçiliĝe soyunmuş, aklına esen bu mevzuda ciltler dolusu kitaplar yazmış. Eeee, sonuç?
Kocaman bir sıfır, çünkü bire bir tanrı görüşmesi veya muhabbeti yok. Her şeye gücü yettiĝi veya her yerde olduĝu iddia ediliyor ancak gel gör ki yok böyle bir şey. Bugüne kadar onu ne hissettim, ne gördüm ne de duydum. Bunun inanmayla/inanmamayla hiç ilgisi yok. Varsa, buyursun gelsin. Kapım daima açıktır.

Peki, ne var? Milyarlarca insan bir umut uĝruna sayısız tanrıya ibadet ediyor, kurban kesiyor, ritüeller uyguluyor vs.
Yani mesele tamamen kuru bir umuttan ibaret.
 

xmatrix

Yeni üye
Yeni Üye
Katılım
19 Ocak 2017
Mesajlar
88
Tepkime puanı
10
Puanları
8
Öncelikle elimizde neler var bir bakalım..

Yaşadığımız evreni ele alırsak.. Big bang diyoruz ya.. Big bang’tan önce ne vardı.. Çözüm çoklu evren.. Ya öncesi.. Bir başlangıç yok.. Zaman asla başlamamış hep devam ediyor.. Genel görüş bunun üzerinde..

Peki size bir soru sorsam bu durumda zaman sonsuz geçmişe sahip olmaz mı.. Sonsuz geçmişe sahip bir zaman ne kadar mantıklı.. Sonsuzda ucu olan bir geçmiş asla ilerleyip bu ana gelemezdi..

Bilim açısında bakılınca böyle.. Evren hakkında mantıklı bir var oluş senaryosu oluşturulamıyor ne yazık ki..

Peki inanç açısından bakalım şimdi de..

Var eden yaratıcı diyoruz buradada.. Burda da şu soru ortaya çıkıyor.. Ya yaratıcının öncesi nedir..?

Bunun cevabı şöyle veriliyor..
Yaratıcı zamanı ve mekanı yarattı .. O zaman kendisi zamanın ve mekanın dışında bir var oluş , olmak zorundadır.. Yoksa zaman ve mekan kısıtlamasına oda dahil olurdu.. Onun kısıtlayıcı hiçbir engeli olamaz .. Olsaydı yaratıcı vasfı eksik kalırdı..

Bu durumda böyle bir var oluş biçimini aklımız almıyor haliye.. Mantıksız diyebiliyoruz.. Ama yanlışımız var.. Mantıksız diyemeyiz.. Bilmediğimiz bir varoluş biçimi diyebiliriz.. Sıra dışı diyebiliriz ama mantıksız diyemeyiz.. Tek evren biçimi bizim yaşadığımız evren biçimi olduğunu düşünmek sığ bir görüş olur bence.. Madde dışı bir varoluş biçimi olmadığını düşünmek kalıplarımızın öğretisidir.. Aklın çözümleri sınırsızdır..

Sonuç olarak şu çıkıyor ortaya.. Ya maddeye tapacağız ya yaratıcıya .. Madde bilimsellik diyenler için.. Aslında her ikiside inanç biri kalıplarımızın ve algılarımızın inancı diğeri aklımızın inancı.. Din öğretilerin inancı dır deniliyor.. Ama Akıl etmesini bilen için aklın inancıdır bence..
 

odun

Düşünür Üye
Özel Üye
Katılım
12 Şub 2022
Mesajlar
591
Tepkime puanı
105
Puanları
43
Konum
Kime ne
Düşünen veya düşünemeyen bir varlıĝı (taş, bit, pire, hayvan, bitki, atom vs. vs.) yaratmak için bir varlıĝa gerek varsa eĝer, o zaman bu mevzu tüm varlıklar için geçerli olmalı. Yani tanrıya gelene kadar farklı muamele ama mevzu tanrı olunca, ona ayrı muamele gösterilmeye çalışılması mantıĝa aykırı bir durum.

Bu açıddan bakıldıĝında tanrıyı kim yarattı veya tanrının tanrısını kim yarattı sorusu orada öyle durmaya devam eder.

Bir de şu var tabii; bilim sürekli deĝişiyor, gelişiyor. Haliyle bilim açısından muĝlak ve henüz bilinmeyen şeylere şimdiden kesin yanıt vermek de mantıĝa aykırı. Çünkü günümüzdeki bilim ve teknolojinin geldiĝi nokta, çok deĝil 50 sene evveline kadar kıyaslandıĝında, aralarında dünyalar kadar fark var. 1000 veya 2000 sene sonra gelinecek noktayı hayal bile edemeyiz.
 
Tüm sayfalar yüklendi.
Sidebar Kapat/Aç

Yeni Konular

Advertising

Yeni Mesajlar

Üst