Sayfa 1/2 12 SonSon
13 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Victor Hugo

  1. #1
    fides - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2008
    Yer
    Sürgün
    Mesajlar
    1.546

    Standart Victor Hugo

    Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)

  2. #2
    fides - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2008
    Yer
    Sürgün
    Mesajlar
    1.546

    Standart

    AH, BEN UYKUDAYKEN SEN BAŞUCUMA GEL

    Ah, ben uykudayken sen başucuma gelsen,
    Petrarca'yı ziyaret ettiği gibi Laura'nın,
    Değse bana nefesin tam yanımdan geçerken,
    İşte o zaman birden
    Aralanır dudağım!

    Kaç zamandır tutsağı karanlık bir hayalin,
    Bitmeli mi bu rüya? Şu kederli yüzüme,
    Bir yıldız gibi doğsun senin o gözlerin,
    İşte o an düşlerim
    Aydınlanacak yine!


    Bir kıvılcımın uçuştuğu dudaklarıma
    Tanrı'nın arıttığı o aşk parıltılarına,
    Bir öpücük kondur, melekten kadına dön,
    Ah o zaman ruhum
    Uyanır uykusundan!

    Victor Hugo
    Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)

  3. #3
    fides - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2008
    Yer
    Sürgün
    Mesajlar
    1.546

    Standart

    DİLENCİ

    Sen hergün köşebaşlarında
    Yırtık urbanla kirli ellerinle
    Avuç açan, sefil insan.
    İnan yok farkımız birbirimizden
    Sen belki tüm yaşamınca dilenecek;
    Beklediğin beş kuruşu biri vermezse
    Ötekinden isteyeceksin.
    Ama ben tüm yaşamım boyunca
    Tek bir kez dilendim
    Bir acımasız kalbin sevdası ile alevlendim.
    Öylesine boş öylesine açık kaldı ki elim,
    Yemin ettim bir daha dilenmeyeceğim.

    Victor Hugo
    Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)

  4. #4
    fides - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2008
    Yer
    Sürgün
    Mesajlar
    1.546

    Standart

    FRANSA'YA

    Bu kitabı yurduma
    Taşı rüzgâr, ne olur!
    Ölü yaprak açıyor
    Ağaç, köksüz olunca

    Victor Hugo

    Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)

  5. #5
    fides - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2008
    Yer
    Sürgün
    Mesajlar
    1.546

    Standart

    KEDER SANA YAKIŞIYOR

    Ne kadar değişmişsin görmeyeli,
    Ellerin güzelliğini kaybetmiş nasırdan,
    Hüzün rengi almış saçlarının her teli
    Gözlerine gölgeler düşmüş kahırdan,
    Gözlerin ki, gördüğüm gözlerin en güzeli
    Ne kadar değişmişsin ben görmeyeli

    Böyle mahzun kederli değildin eskiden
    Fıkır fıkır gülerdi gözlerinin içi
    Dudakların nemliydi sevgiden, arzudan
    Yapraklarına çiğ düşmüş karanfiller gibi
    Baygın kokusuna anılarla beraber giden
    Böyle mahzun kederli değildin eskiden

    Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar
    Ağlamaktan mı karardı gözlerin
    Bir zamanlar gözyaşını sevmezdin
    Şimdi nerden yaşardı gözlerin
    Hasta mısın, yorgun musun nen var
    Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar

    Arzular vardır bilirsin anlatılamaz
    Eskisi gibi kalsaydın ne olurdu
    Taptaze, ıpılık kar gibi beyaz
    Keder sana yakışmıyor gül biraz
    Arzular vardır bilirsin anlatılamaz.

    Victor Hugo
    Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)

  6. #6
    fides - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2008
    Yer
    Sürgün
    Mesajlar
    1.546

    Standart

    SANAT VE HALK

    I
    Kıvançtır sanat, sevinç kaynağıdır,
    Fırtınada alev alev tutuşur,
    Işığı, aydınlatır mavi göğü,
    Sanat görkemidir tüm insanlığın
    Gözlerindeki kıvılcımdır halkın,
    Tanrının alnındaki yıldız gibi.

    Bir şarkıdır sanat, eşsiz bir ezgi!
    Gönendirir barışçı yürekleri,
    Erkekler kadınlarına fısıldar,
    Ağaçlara doğru yükselir kentten,
    Bütün insanlar hep bir ağızdan,
    Uyum içinde o şarkıyı söyler.

    Sanat; insanlığın düşüncesi!
    Kırar prangaları, zincirleri,
    O tatlı diliyle ele geçirir,
    Onundur Tibet, onundur Ren nehri.
    Sanat özgür kılar köle halkları,
    Özgür halkları ise devleştirir.


    II
    Ey güzel ülkem,yenilmez Fransa!
    O güzel ezgili şarkını söyle!
    Şarkını söyle ve gökyüzüne bak!
    Sevinç dolu, derinden gelen sesin,
    Umududur bütün bu yeryüzünün
    Kardeşliğin halkı, ey soylu halk!

    Güzel halkım şarkını sabaha söyle!
    Akşam olunca bir daha söyle!
    Bilirsin ışıldar işleyen demir,
    Aldırma geçmekte olan yüzyıla,
    Aşkın şarkısını söyle yüksek sesle,
    Ve özgürlüğün şarkısını haykır!

    Şarkısını söyle kutsal İtalya'nın,
    Toprağa gömülen şu Polonya'nın,
    Yüreği kan ağlıyor Napoli'nin,
    Macaristan can çekişiyor bak!
    Dinleyin zorbalar, şarkı söylüyor halk
    Aslanın kükreyişini dinleyin!

    Victor Hugo

    Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)

  7. #7
    fides - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2008
    Yer
    Sürgün
    Mesajlar
    1.546

    Standart

    ŞAİRİN GÖREVİ

    I.
    Niçin sürgünsün şair yaşadığın toplumda?
    Işıksız bir karmaşadır siyasal partiler,
    Bir yararı olur mu şu tasasız ruhuna?
    Çiçeğe durmuş şiirin sararıp soluyor;
    O boğucu, kirli havalarında onların,
    Güzelim buhurların, günnük kokuların;
    Şaşırıyor yolunu soluklarını duyunca.
    Köle ruhlu kavgalarında senin yüreğin,
    Çimeni gibidir yaşadığımız kentlerin
    Gelip geçenlerin ayaklarının altında.

    Halkın ve kral, dumanlı, sisli başkentlerde
    Nasıl çarpışıyor iki ölümcül güç gibi,
    Duymuyor musun seslerini dehşet içinde,
    Sen ey toprağına tohum serpiştiren çiftçi!
    Sen ey şair, sen ey usta, kapat kulağını!
    Bu şamatanın sana hiçbir yararı var mı?
    Gürültünün patırtının içinden gelen
    Bu insanların arasında asla yer alma!
    Dizelerde tanrıya şarkılar söyleyen sen
    Uzak dur, uzak dur, onlara sakın karışma!
    Arınmış ruh, şarkını göklerde meleklerin
    Verdiği huzurlu, barışçı konserde söyle!

    Sen ey kutsal çiçek, sen de gidip çöllerin
    Engin gökleri altında serpilip büyü!
    Sen ey düşsever insan, sığınakları ara!
    Gizli mağaraları, barınakları ara!
    Unutuşa kanat aç bulmak için sevdayı,
    Sessizliğe koş eğer işitmek istiyorsan
    Gökten gelen o sevecen ve o ciddi sesi,
    Loş yerlere koş gönü görmek istiyorsan.

    Haydi ormanlara git, haydi sahillere git!
    Kendi tatlı şarkını oralarda bestele!
    Yaprakların ve gök gibi mavi dalgaların
    Şarkılarıyla, ilahileriyle birlikte.
    Tanrı seni bekliyor kutsal bir yalnızlıkta;
    Tanrı ne çokluklarda, ne kalabalıklarda;
    İnsan küçüktür, nankördür ve beyhudedir.
    Her şey kırlarda titreşir, kırlarda ah çeker.
    Doğa büyük bir çalgıdır, büyük bir lirdir,
    Şair ise o büyük lirin kutsal yayıdır.


    Fırtınalarımızdan çekil ey bilge kişi!
    Bu imparatorluk ki tehlikeli sularda,
    Yol alıyor, ne dümeni var ne pusulası
    Sen sakın aldanma, sen sakın kanma ona!
    Bu gemi senin için bir aralık ayında,
    Bir balıkçının kurutmak için ağlarını
    Gerdiği odasının en ücra köşesinden,
    Uğursuz bir gürültüyle gece karanlıkta,
    Ürperen ve yana yatmış direkleriyle,
    Geçişini duyduğu bir gemi gibi olmalı.



    Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)

  8. #8
    fides - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2008
    Yer
    Sürgün
    Mesajlar
    1.546

    Standart

    II.
    Çok yazık! diyor şair, yazık, hem de çok yazık!
    Ben suların ve ağaçların sevdalısıyım;
    Onların mırıltıları, fısıltılarıyla
    Yoğruldu, olgunluğa erişti yetkin aklım.
    Kin, nefret yoktur evrenin yaratılışında.
    Engeller yoktur onda, zincirler yoktur onda.
    İyilik doludur çayırlar, dağlar, tepeler;
    Gülleri, çiçekleri anlatır bana güneşler;
    Doğada, uçsuz bucaksız bir huzur içinde
    Ruhum dört bir yana ışıklarını saçar.

    Seviyorum seni, seviyorum kutsal doğa!
    Senin içinde eriyerek sen olmak da var;
    Oysa serüvenlerin yaşandığı bu çağda
    Herkes kendini başkasına tutsak kılıyor.
    Her düşünce bir güçtür, her düşünce kuvvettir.
    Tanrı özsuyunu kabuklar için yaratır,
    Yeşermiş, çiçek açmış dalları kuşlar için,
    Ovadaki bitkiler, otlar için dereleri,
    Dolu kadehleri dudaklarımız için,
    Akıllar için düşünürü, bilge kişiyi.

    Tanrı böyle istiyor çelişkili zamanlarda,
    Herkes çalışır ve herkes bir hizmet sunar.
    Kardeşlerine dönüp de "Ben artık çöle
    Gidiyorum" diyenlere yazıklar olsun!
    Kinler, nefretler, rezillikler şu şaşkın,
    Huzursuz halkın yakasına yapışmışken
    Ne ayıp ayakkabısını giyip gidene!
    Hiçbir işe yaramayan bir şarkıcı gibi
    Kentin kapılarından apar topar tüyen,
    Kırık dökük düşünüre yazıklar olsun!
    Daha güzel günleri hazırlamak için şair
    Karanlık günlerde, kötü günlerde gelir.
    Ütopyaların, düşsel ülkelerin adamıdır;
    Ayakları burada, gözleri başka yerdedir.
    İster yersinler onu, ister övsünler, ne gam!
    O peygamberler gibidir, her an, her zaman
    Ve her yerde, içine her şeyi sığdırdığı,
    Elinde salladığı bir meşale gibi
    Geleceğimizi, güzel günleri aydınlatır.

    Halklar sıkıntıya düştüğünde onları görür,
    Hep aşklarla dolup taşar tüm düşleri.
    O düşler ki nesnelerin ona fırlattığı
    Gölgelerin, karanlıkların ürünüdür.
    Alay etsinler onunla, varsın etsinler,
    O düşünmeyi sürdürür ve kitlelerin
    İşitmediği şeyi sessizliğe kaydeder.
    Kimileri küçümser, görmezden gelir onu
    Bu boş insanların sözlerine güler geçer,
    Kahkahayla güler ve sessiz sessiz düşünür.

    Uğultularını ve hıçkırıklarını
    Dalga dalga kumsallara yayan kalabalık,
    Bir okyanus gibi düşlerimizin üstüne
    Kuşkuyu ve alayı yayan kalabalık,
    Seni kıvançlandıran soylu, yüce düşünce
    Devam ediyor gök bak hâlâ kekelemeye,
    Ama yaşamın damgasını da taşıyor,
    Çünkü insan soyu var Havva'nın karnında
    Kartal yumurtasında kartal, meşe palamudunda
    Meşe var! Bir beşiktir Ütopyalar da!

    Zamanı geldiğinde kamaşmış gözlerinizle,
    Bu beşikten, serpilip açmış yürekler için,
    Daha iyi bir toplumun çıktığını göreceksiniz.
    Hakkın doğurduğu görevin, kutsal düzenin,
    Galip gelen inancın ve iyi geleneklerin,
    Çıktığını göreceksiniz. Bu devingen ve
    Hep kıvançlı ya da hep üzgün kalabalık,
    Yasanın ancak düşler kurarak devşirdiği
    Bir şeylerin tohumunu bir gün atacaktır.
    Bir gün ayaklarının üstünde duracaktır.

    Fakat bu güçlü tohumları taşımak için,
    İçinde kutsal ışınların arındırdığı,
    Esin dolu, sapasağlam yürekler gerek.
    Katıksız yürekler, tertemiz yürekler gerek.
    Alabora olur tayfası olmayan gemi
    Kadırganın yol alması için nasıl ki
    Kürekçiler her iki yandan kürek çekerse,
    Herkesi ve herşeyi anlayan Tanrının da
    Ancak büyük ruhlara düşüncelerinin
    İki yanında kürek çektirmesi gerek.

    Uzak dursun sizlerden kutsal kuramlar,
    Uzak dursun gelecek zamanın yasaları,
    Geçmişte sizin yıldızınız altından giden,
    Sonra sanrının arkasına gizlendiği,
    Örtüyü kaldırıp atıp da ruhunu pintilik,
    Ve tutkunun en alçakça emellerine
    Hiçbir şey olmamış gibi hemen teslim eden,
    Geçmişi, anıları, umutları olmayan,
    Bu solgun dudaklı konuşmacı, bu hatip
    Uzak dursun sizlerden, uzak dursun sizlerden!

    Uzak durur adı insan sarrafına çıkan,
    Keselerini altınla doldurmak isteyen,
    Efendisini yeni hizmetçiler taşıyan,
    O eski rahip gülücüğünü götüren,
    Dinselliğini pazara çıkarıp satan,
    Yırtık gülücükleriyle tüm kötülüklerin,
    Göbek attığı bu zevk, bu eğlence cümbüşünde,
    Başkaları düşünürken o kafayı çeken,
    Gerçek hazineleri çar çur edip kaybeden
    Cüce ruhlu mağrur devden uzak durun!

    Dört yol ağızlarında sağa sola sataşan
    Boş öfkelerden, hiddetlerden uzak durun!
    Günün birinde kaplan kesilecek olan
    Halkın sevdiği bu kedilerden uzak durun!
    Halk dalkavuklarından, saray yağcılarından,
    Partisinin orta yolcu olduğunu söyleyen
    Çıkarcı, bencil politikacıdan uzak durun!
    Uzak durun bütün sönmüş köseğilerden,
    Göğüslerinde bir ruh taşımayanlardan,
    Ve ruhlarında Tanrıyı taşımayanlardan!

    Yalnızca bu adamların eline kaldıysak,
    Ulu Tanrım, içinde yaşadığımız bu çağda,
    Şair nasıl olur da bağırmaz acı içinde
    Nasıl olur da bağırmaz "yazık! yazık!" diye
    Bir gün utançtan yüzünü de gösteremez,
    Evinin eşiğinde, öyle bekler ayakta,
    İnmek üzere olan akşamın karşısında,
    Silinen, yitip giden güne göz yaşı döker,
    Ufkun dört köşesine, ufkun dört bir yanına
    Korkunç bir hayalet gibi küllerini saçar.

    Bulutlarda gezen çakırdoğanları gibi
    Gülüşleri duyulur utkulu şairlerin,
    Yergici şairlerin, alaycı şairlerin,
    Aristofanes'lerin, ve kara şairlerin.
    Sayısız utancımızı yüzümüze vurmak için,
    Petrone karanlıkta uykusundan uyanıp,
    O ünlü Romalı üslubuna sarılırdı.
    Aşağılık, alçak çağımızın yöresinde
    Archiloque'un topal vezni, aksayan vezni
    Bir kırbaç gibi hoplayıp zıplardı elinde.

    Ama Tanrı geri çekilmez hiçbir zaman,
    Bu güneş ki her şeye bir soluk kazandırır,
    Hiçbir zaman tümüyle yitip gitmedi gözden,
    Tümüyle batmadı gizlendiği tepelerden.
    O hep üzgün ve tasalı koyaklar için,
    Körleştirilmiş karanlık şu ruhlar için,
    Gururun yoldan çıkardığı yürekler için,
    Uçurumların üzerindeki bir doruğa
    Işınlarını bırakır, ışınlarını ve
    Bazı gerçekleri bırakır alınlar üstüne.
    Durmayın haydi yüce ruhlar ve düşünceler,
    Durmayın kemirilmiş sıkıntılı beyinler,
    Durmayın hasta yürekler, yaralı gönüller,
    Sizler dua edenler, güzel şeyler düşünenler!

    Haydi biraz cesaret, ey gelecek kuşaklar!
    Fırtınanın, boranın ormanda ağaçlarda,
    Kopardığı gürültüyle, istemeyerek de olsa
    Gelen sizler! haydi biraz daha cesaret!

    Dur durak bilmeksizin amaçsız dolaşanlar,
    Sizler! yolun zifiri karanlıklarında,
    Ellerini uzatarak düşünüzün şekillerini
    Gördüğüne inanan gezgin kuşkucular!
    Sizler, kafaları acı çeken düşünürler!
    Sizler, ilahi bir dehşetle dolu olanlar!
    Koyak'ın böğürtlerine sarkmış olarak
    Uçurumların kıyılarına tutunanlar!

    Sizler, bu kederli ve utkulu dalgaların
    Denizinde kazaya uğrayan ey insanlar!
    Sizler, denizden tir tir titreyerek çıkanlar!
    Sizler! Yalnızca yüreklerini kurtaranlar!

    Bütün sabahlarda, çiçeklerin arasında
    Sizler, güneşin doğduğunu gören bilgeler!
    Ve bu kutsal ışıkların içine gömülmüş
    Tan kızıllığında yeniden gelirsiniz siz.

    Sizler, ey savaşçılar! Gün doğmadan elini,
    Kolunu yıkamak için hazır bekleyenler!
    Sizler, odalarda düşler, hayaller kuranlar!
    Gözleri karanlığın içinde yitip gidenler!
    Sizler, ey sabrın ve direncin insanları!
    Sizler, ey hep mutlulukları dileyenler!
    Sizler, hâlâ İsa efendimizin eteğini
    Ve hâlâ umudu avuçlarında tutanlar!

    Sizler ellerinde lamba, bir şey arayanlar!
    Sizler tek silahı övendire olan çobanlar!
    Dayanın ey dağlarda, beldelerde olanlar!
    Dayanın, dayanın, ey vadilerde olanlar!

    Yeter ki her biriniz dar bir keçi yolunu
    Bir sabahın izini, bir karığı izlesin;
    Yeter ki hepinizin kara bir dalga olan
    Kıyısı Tanrı ve kuzey yeli bulut olsun;

    Yeter ki siz inancınızı eksik etmeyin,
    Yeter ki siz kıvançlıyken ya da kederliyken
    Bir çocuğa, bir yıldıza ya da bir çiçeğe
    Zaman zaman sevgi dolu gözlerle bakın;

    Yeter ki köle ya da özgür yurttaş demeden
    Her şeyde ve herkeste sevecek bir yan bulun,
    Yeter ki siz, teninizin her bir dokusunda
    Evrensel insanlığın titreştiğini duyumsayın.

    Dayanın, karanlığın ve köpüğün içinde
    Hedef çok yakında ortaya çıkacak,
    Sisin, dumanın içindeki insanlık soyu
    Bir sözcük değildir, bir bilmecedir ancak.

    Öne eğilmiş alınlarınızın üstünden
    Yeterince geceler ve fırtınalar geçti.
    Kaldırın gözlerinizi, kaldırın başınızı!
    Işık orada, yukarıda, yürüyün haydi!
    Ey halklar, kulak verin, kulak verin bu şaire!
    Ey halklar, kulak verin bu kutsal düşsevere!
    Gece alnı ışıklı olan yalnızca odur,
    O muştulayacaktır size karanlıkları,
    Delecek olan gelecek zamanları
    Açılmamış tohumu yalnız o bilebilir
    Bir kadın gibi tatlıdır erkek ve Tanrı,
    Ormanla ve dalgalarla nasıl konuşursa,
    Onun ruhuna da öyle usulca seslenir,
    Yumuşak, sevecen ve usul bir sesle.

    Çünkü O'dur bütün dikenlere karşın,
    Arzulara ve kederli olaylarla karşın,
    Yıkımlarınız içinde eğilip geleneği
    Toplayarak yürümeye devam eden odur.
    Gökyüzünün kutsayabildiği her şey,
    Ve yeryüzünün kapladığı her şey,
    Bereketli, verimli bir gelenekten doğar.
    Kökü geçmişe dayanan bütün düşünceler,
    İster insansal olsunlar ister tanrısal,
    Gelecekte de yaşar ve çiçekler açar.

    Işık saçıyor şair sonsuz gerçek üstüne
    Işık saçıyor şair, saçıyor alevlerini,
    Olağanüstü bir aydınlıkla ruhumuz
    İçin ışıl ışıl parlatıyor gerçekleri.
    Boğuyor ışığıyla, ışığıyla dolduruyor,
    Kenti, çölü, Louvre'u ve kulübeyi,
    Bütün ovaları, bütün dağları ve tepeleri,
    Kaldırıyor perdeyi gizlerin üzerinden
    Çünkü şiir kralları ve şiir çobanları,
    Yıldızdır, Tanrının yolunu gösteren.

    Victor Hugo




    Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)

  9. #9
    fides - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2008
    Yer
    Sürgün
    Mesajlar
    1.546

    Standart

    Judith Gautiere

    Ölüm ile güzellik iki şeydir çok derin
    Karanlık verir biri, diğeriyse gökmavi
    İki kardeş çok korkunç, ve de bol, gür, verimli
    İçerirler bilmece, aynı zamanda gizi.

    Ey hanımlar, ses, bakış, siyah sarışın saçlar!
    Cezbediniz seviniz, parlayınız durmadan
    Ey inciler denizde dalgalara karışan!
    Karanlık ormanlarda, ey parıldayan kuşlar!

    Judithle karedimiz birbirimize çok yakın
    Sanılacaktı görsek, yüzümüzde ve sende
    En büyük uçurumlar görünür gözünüzde,

    Farkındayım tinimde yıldızlı ummanların;
    Her ikimiz komşuyuz, sizinle gökyüzünde,
    Siz ki çok güzelsiniz, bense çok ihtiyarım.


    Victor Hugo
    Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)

  10. #10
    fides - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2008
    Yer
    Sürgün
    Mesajlar
    1.546

    Standart

    NELER Mİ İSTİYORUM
    Neler mi istiyorum uyanınca her sabah
    Ne bahardan bir neşe,ne de yazdan bir çiçek
    Siyah,siyah çok siyah kadife kadar siyah
    Bir saçın buklesini bana kim getirecek
    Neler mi istiyorum gurbette akşamlardan
    Ne rüzgardan bir buse,ne de bir pembe kelebek
    Derin,derin çok derin,ufuklar kadar derin
    Bir çift göz rengini bana kim getirecek?

    Victor Hugo
    Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)

Sayfa 1/2 12 SonSon

Members who have read this thread : 1

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0