2 sonuçtan 1 ile 2 arası

Konu: Yahya Kemal Beyatlı

  1. #1
    kalliope - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Aralık 2008
    Mesajlar
    737

    Standart Yahya Kemal Beyatlı

    BİR BAŞKA TEPEDEN

    Sana dün bir tepeden baktım aziz Istanbul!
    Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiç bir yer.
    Ömrüm oldukça, gönül tahtına kurul!
    Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.


    Nice revnaklı şehirler görülür dünyada,
    Lakin efsunlu güzellikleri sensin yaratan.
    Yaşamıştır derim, en hoş ve uzun rüyada
    Sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan...

    Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsınız.(Konfüçyüs)

  2. #2
    kalliope - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Aralık 2008
    Mesajlar
    737

    Standart

    SESSİZ GEMİ

    Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
    Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

    Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
    Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

    Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
    Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.

    Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu.
    Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

    Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
    Bilmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler.

    Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden.
    Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden


    GEÇMİŞ YAZ

    Rüya gibi bir yazdı. Yarattın hevesinle
    Her anını, her rengini, her şiirini hazdan.
    Hala doludur bahçeler en tatlı sesinle!
    Bir gün, bir uzak hatıra özlersen o yazdan

    Körfezdeki dalgın suya bir bak, göreceksin:
    Geçmiş gecelerden biri durmakta derinden;
    Mehtap... iri güller... ve senin en güzel aksin...
    Velhasıl o rüya duruyor yerli yerinde!


    ENDÜLÜS'TE RAKS

    Zil, şal ve gül. Bu bahçede raksın bütün hızı...
    Şevk akşamında Endülüs üç def'a kırmızı...

    Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir.
    İspanya neşesiyle bu akşam bu zildedir.

    Yelpâze çevrilir gibi birden dönüşleri,
    İşveyle devriliş, saçılış, örtünüşleri...

    Her rengi istemez gözümüz şimdi aldadır;
    İspanya dalga dalga bu akşam bu şaldadır.

    Alnında halka halkadır âşüfte kâkülü,
    Göğsünde yosma Gırnata'nın en güzel gülü...

    Altın kadeh her elde, güneş her gönüldedir;
    İspanya varlığıyle bu akşam bu güldedir.

    Raks ortasında bir durup oynar, yürür gibi;
    Bir baş çevirmesiyle bakar öldürür gibi...

    Gül tenli, kor dudaklı, kömür gözlü, sürmeli...
    Şeytan diyor ki sarmalı, yüz kerre öpmeli..

    Gözler kamaştıran şala, meftûm eden güle,
    Her kalbi dolduran zile, her sîneden: 'Ole!'


    RİNDLERİN AKŞAMI

    Dönülmez akşamın ufkundayız.Vakit çok geç;
    Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
    Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
    Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
    Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
    Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan
    Geçince başlayacak bitmeyen sükunlu gece.
    Guruba karşı bu son bahçelerde, keyfince,
    Ya şevk içinde harab ol, ya aşk içinde gönül!
    Ya lale açmalıdır göğsümüzde yahud gül.


    RİNDLERİN ÖLÜMÜ

    Hafız'ın kabri olan bahçede bir gül varmış;
    Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle.
    Gece; bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış
    Eski Şiraz'ı hayal ettiren ahengiyle.

    Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde;
    Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.
    Ve serin serviler altında kalan kabrinde
    Her seher bir gül açar;her gece bir bülbül öter.


    MEHLİKA SULTAN

    Mehlika Sultan'a aşık yedi genç
    Gece şehrin kapısından çıktı:
    Mehlika Sultan'a aşık yedi genç
    Kara sevdalı birer aşıktı.

    Bir hayalet gibi dünya güzeli
    Girdiğinden beri rü'yalarına;
    Hepsi meşhur, o muamma güzeli
    Gittiler görmeye Kaf dağlarına.

    Hepsi, sırtında aba, günlerce
    Gittiler içleri hicranla dolu;
    Her günün ufkunu sardıkça gece
    Dediler: ''Belki bu son akşamdır''

    Bu emel gurbetinin yoktur ucu;
    Daima yollar uzar, kalp üzülür:
    Ömrü oldukça yürür her yolcu,
    Varmadan menzile bir yerde ölür.

    Mehlika'nın kara sevdalıları
    Vardılar cikrigi yok bir kuyuya,
    Mehlika'nın kara sevdalıları
    Baktılar korkulu gözlerle suya.

    Gördüler: ''Aynada bir gizli cihan..
    Ufku çepçevre ölüm servileri.....''
    Sandılar doğdu içinden bir an
    O, uzun gözlu, uzun saçlı peri.

    Bu hazin yolcuların en küçüğü
    Bir zaman baktı o viran kuyuya.
    Ve neden sonra gümüş bir yüzüğü
    Parmağından sıyırıp attı suya.

    Su çekilmiş gibi rü'ya oldu!..
    Erdiler yolculuğun son demine;
    Bir hayal alemi peyda oldu
    Göçtüler hep o hayal alemine.

    Mehlika Sultan'a aşık yedi genç
    Seneler geçti, henüz gelmediler;
    Mehlika Sultan'a aşık yedi genç
    Oradan gelmeyecekmiş dediler!..



    Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsınız.(Konfüçyüs)

Members who have read this thread : 0

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0