10 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Turgut Uyar

  1. #1
    fides - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2008
    Yer
    Sürgün
    Mesajlar
    1.546

    Standart Turgut Uyar

    BAHARI BEKLEYENE
    ben kışın güzelliğini söylerim ne gelirse dilime
    çünkü kış bir hazırlıktır soluğuma kıpkırmızı gülüme

    nice kırmızı ayaklar gelip geçti o gün katar katar
    kış günleri sözgelişi ben bir çöp bile almadım elime

    altı kız bir ay ışığı def çalıp şarkılar söylediler
    beri yanda ormanlar yanardı, ciğerpareler lime

    artık su uyur aşk uyanır mendilim kana boyanır
    bilirim bu baharda da herkes hasetlenir halime

    ve ellerim batık bir suda akar gözlerim her şeye bakar
    bahar bir gelsin yeter artık eksikse de bırak elleme

    su uyur düşman uyumaz suların dibi güllerde


    altı kız bir oğlan def çalıp şarkılar söylediler
    baktım birinin kara bir gecesi düşüvermiş mendilime

    şimdi elimde baston silah, başımda şapka öyle
    ağzımda kurşun hızında seçtiğim her kelime

    su. hiç kimse durmazsa her şey yürür, bu aşk demektir
    her şey kullanılmazsa dirim bir ihanettir ölüme

    sakiniz elimiz filan temiz baharı filan bekleriz
    fincanı tastan oyarlar içine bade mi koyarlar

    biz silah kuşanırız bize bir şey söyleme

    TURGUT UYAR



    Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)

  2. #2
    fides - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2008
    Yer
    Sürgün
    Mesajlar
    1.546

    Standart

    BİLİYOR MUSUN

    biliyor musun
    aşk şiiri yazmaktan bıktım
    bir gün şöyle bir baktım
    yazdığım bütün şiirler öyle
    bir sarsılma, nedir bu
    bir otuz aşk şiiri daha
    kendimi hiç suçlamadım

    peki o zaman ben neden
    dereceler sokayım koltuğumun altına
    ateşim varsa zaten
    ey gözleri maden
    çünkü aşk bir suçlamadır
    sonuna kadar yaşanmamışsa
    bir bardak birada yeni bir deniz
    ve yağmur
    eski bir denizde yeni bir ada
    yaşanmamışsa

    sözgelimi Galata'dan Afrika'ya gidiyordum
    korsanları kralları ve bazı ülkeleri
    ve bütün madenleri
    ve kendi sonumu
    iyi görmüyordum sonunda
    her türlü madeni
    elimde bir sürü kağıtla
    hazırladım kendimi

    TURGUT UYAR

    Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)

  3. #3
    fides - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2008
    Yer
    Sürgün
    Mesajlar
    1.546

    Standart

    ÇOK ÜŞÜMEK

    Bir Kalır uzun resimlerde anısı sakallarımızın
    Urban içinde Üşüyüp Üşüyüp kaldığımızın

    Bir Kalır yanık yağlar yataklarda o oteller
    Meydanlar heykeller sizin olmadığınız o her yer

    O çok yalınç gerçekli gelip gitmeler

    Bir Kalır uzun duvarlar ve onların dipleri
    Bir Kalır Yılgın Adamların hep "Evet" dedikleri

    Çok üşürdük hep üşürdük üşümekti bütün yaşadığımız
    Üşürdü ellerimiz aşkımız sonsuz uzun sakallarımız

    Tükenir dağınık diriliği kaşıntımızın bir gün
    Bir Kalır uzun kitaplarda anısı çok Üşüdüğümüzün


    TURGUT UYAR

    Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)

  4. #4
    fides - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2008
    Yer
    Sürgün
    Mesajlar
    1.546

    Standart

    DENGE

    Sizin alınız al inandım
    Sizin morunuz mor inandım
    Tanrınız büyük amenna
    Şiiriniz adamakıllı şiir
    Dumanı da caba

    Bütün ağaçlarla uyuşmuşum
    Kalabalık ha olmuş ha olmamış
    Sokaklarda yitirmiş cebimde bulmuşum
    Ama sokaklar şöyleymiş
    Ağaçlar böyleymiş
    Ama sizin adınız ne
    Benim dengemi bozmayınız

    Aşkım da değişebilir gerçeklerim de
    Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
    Yangelmişim diz boyu sulara
    Hepinize iyiniyetle gülümsüyorum
    Hiçbirinizle dövüşemem
    Benim bir gizli bildiğim var
    Sizin alınız al inandım
    Morunuz mor inandım
    Ben tam kendime göre
    Ben tam dünyaya göre
    Ama sizin adınız ne
    Benim dengemi bozmayınız

    TURGUT UYAR
    Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)

  5. #5
    fides - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2008
    Yer
    Sürgün
    Mesajlar
    1.546

    Standart

    KIYIDAKİ ELMAYA BİR SES

    ey canımın güftesi, eylülün ikinci haftasıydı o sıra
    bana gülümseyerek getirdiğin bir bardak suydu o sıra

    hatırla denize hiç bakmadık çünkü kıyısındaydık
    bir elma kendi kendine büyür dururdu o sıra

    bir kıyı ikindisiyle bir elma öyle kendiliğinden
    büyürler bir öfkenin ya da bir dağın yanısıra

    bir kıyının beslerliği bir elmadan ayrılmaz gibi ama
    elma soğuk bir kış akşamında bile yenir ısıra ısıra

    bir öfkeyi diriler durmadan elma, ovadan gelir
    elbet küfelerle sandıklarla hüzünlerle ardısıra

    ey geçmişten gelen konuk, sonsuz düğmelerimi tut
    yerlerini yadırgayan sonsuz iliklerin adına

    ey canımın güftesi, denize hiç bakmadık, hatırla
    tek pencereli bir odada elma yedik ısıra ısıra

    elmanın topraktan süzdüğü, gemilerin denizlerde gezdiği
    bir tatildi, bir geçiştirmeydi, yalnızlıktı bir kusura

    neydi, ne doğruydu, nerden vardık yakışmıyor konuşmak bize
    öyle barışlar okuyup yalnızlığı yaşamak kara kara

    ey canımın güftesi, ey penceresi bütün sıkıntılarımızın
    bizim babalarımız neden ölürlerdi hatırla sıra sıra

    bu söylediğim iyi bir şarkıdır elle bile hatırlanır
    yani şu, ateş ve deniz buluşurlar bir limanda arasıra

    yani şu, elma yenir ve balık durmaz kaçar
    ama yenilmezler artık buluştukları sıra

    TURGUT UYAR



    Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)

  6. #6
    fides - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2008
    Yer
    Sürgün
    Mesajlar
    1.546

    Standart

    SİBERNETİK

    üç kere üç dokuz eder
    bilirsin
    birin karesi birdir
    kare kökü de
    bilirsin
    'mutlu aşk yoktur'
    bilirsin

    ama baharda ya da dışarda
    sonsuz göğün altında
    aşkın aşkla çarpımı
    nedendir bilinmez
    garip bir biçimde
    hep sonsuzdur

    TURGUT UYAR

    Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)

  7. #7
    fides - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2008
    Yer
    Sürgün
    Mesajlar
    1.546

    Standart

    YILGIN

    Bir sargın umut yakaladım onu kuşandım
    Serin mavi bir gökyüzü buldum onu kuşandım
    Denize doğru sokaklar gördüm onları da kuşandım
    Üstlerine üstlük seni kuşandım
    Tedirgindim namussuzdum deli deliydim
    Uslandım.

    Üç dilim kavun kestim birini ben yedim
    Kavundan üç dilim kestim birini yedim.
    Birini sana ayırdım kadın al birini sen ye
    Sabah olsun sabah olsun ilk işim bu
    Öbürünü götürüp civcivlere vereceğim.

    Senin bir yönün var orada durur yaşarım
    Bir de acun var ben içindeyim
    Ben içindeyim tüm itlikler sahanda yumurtalar onun içinde

    Orospular içinde Hurşit Bey içinde sen içindesin
    Üç dilim kavun kestim birini sen ye
    Kabuğunu at Hurşit Bey'i at itlikleri at

    Durup durup sana sesleniyorum.

    TURGUT UYAR




    Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)

  8. #8
    kalliope - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Aralık 2008
    Mesajlar
    737

    Standart

    GÖĞE BAKMA DURAĞI

    İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
    Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
    Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
    Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
    Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
    Bu evleri atla bu evleri de bunları da
    Göğe bakalım

    Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
    İnecek var deriz otobüs durur ineriz
    Bu karanlık böyle iyi aferin tanrıya
    Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
    Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
    Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
    Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
    Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
    Beni bırak göğe bakalım

    Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
    Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
    Bu senin eski zaman gizlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
    Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
    Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
    Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
    Bana dönesin diye bir bir kapattım
    Şimdi otobüs gelir biner gideriz
    Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
    Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin
    Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
    Durma kendini hatırlat
    Durma göğe bakalım

    Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsınız.(Konfüçyüs)

  9. #9
    kalliope - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Aralık 2008
    Mesajlar
    737

    Standart

    ACIYOR

    Mutsuzlukdan söz etmek istiyorum
    Dikey ve yatay mutsuzluktan
    Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun
    Sevgim acıyor

    Biz giz dolu bir şey yaşadık
    Onlarda orada yaşadılar
    Bir dağın çarpıklığını
    bir sevinç sanarak

    En başta mutsuzluk elbet
    Kasaba meyhanesi gibi
    Kahkahası gün ışığına vurup da
    öteden beri yansımayan
    Yani birinin solgun bir gülden kaptığı frengi
    Öbürünün bir kadından aldığı verem
    Bütün işhanlarının tarihçesi
    sevgim acıyor

    Yazık sevgime diyor birisi
    Güzel gözlü bir çocuğun bile
    O kadar korunmuş bir yazı yoktu
    Ne denmelidir bilemiyorum
    sevgim acıyor
    Gemiler gene gelip gidiyor
    Dağlar kararıp aydınlanacaklar
    Ve o kadar

    Tavrım bir çok şeyi bulup coşmaktır
    Sonbahar geldi hüzün
    İlkbahar geldi kara hüzün
    Ey en akıllı kişisi dünyanın
    Bazen yaz ortasında gündüzün
    sevgim acıyor
    Kimi sevsem
    Kim beni sevse

    Eylül toparlandı gitti işte
    Ekim filanda gider bu gidişle
    Tarihe gömülen koca koca atlar
    Tarihe gömülür o kadar


    Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsınız.(Konfüçyüs)

  10. #10
    şehrin yabancısı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Şubat 2009
    Yer
    istanbul
    Yaş
    40
    Mesajlar
    431

    Standart

    Halbuki korkulacak hiçbir şey yoktu ortalıkta
    Herşey naylondandı o kadar
    Ve ölünce beş on bin birden ölüyorduk güneşe karşı
    Ama geyikli geceyi bulmadan önce
    Hepimiz çocuklar gibi korkuyorduk.

    Geyikli geceyi hep bilmelisiniz
    Yeşil ve yabani uzak ormanlarda
    Güneşin asfalt sonlarında batmasıyla ağırdan
    Hepimizi vakitten kurtaracak

    Bir yandan toprağı sürdük
    Bir yandan kaybolduk
    Gladyatörlerden ve dişlilerden
    Ve büyük şehirlerden
    Gizleyerek yahut dövüşerek
    Geyikli geceyi kurtardık

    Evet kimsesizdik ama umudumuz vardı
    Üç ev görsek bir şehir sanıyorduk
    Üç güvercin görsek Meksika geliyordu aklımıza
    Caddelerde gezmekten hoşlanıyorduk akşamları
    Kadınların kocalarını aramasını seviyorduk
    Sonra şarap içiyorduk kırmızı yahut beyaz
    Bilir bilmez geyikli gece yüzünden

    ´Geyikli gecenin arkası ağaç
    Ayağının suya değdiği yerde bir gökyüzü
    Çatal boynuzlarında soğuk ay ışığı´
    İster istemez aşkları hatırlatır
    Eskiden güzel kadınlar ve aşklar olmuş
    Şimdi de var biliyorum
    Bir seviniyorum düşündükçe bilseniz
    Dağlarda geyikli gecelerin en güzeli...

    Hiçbir şey umurumda değil diyorum
    Aşktan ve umuttan başka
    Bir anda üç kadeh ve üç yeni şarkı
    Belleğimde tüylü tüylü geyikli gece duruyor.

    Biliyorum gemiler götüremez
    Neonlar teoriler ışıtamaz yanını yöresini
    Örneğin manastırda oturur içerdik iki kişi
    Ya da yatakta sevişirdik bir kadın bir erkek
    Öpüşlerimiz gitgide ısınırdı
    Koltuk altlarımız gitgide tatlı gelirdi
    Geyikli gecenin karanlığında..

    Aldatıldığımız önemli değildi yoksa
    Herkesin unuttuğunu biz hatırlamasak
    Gümüş semaverleri ve eski şeyleri
    Salt yadsımak için sevmiyorduk
    Kötüydük de ondan mı diyeceksiniz
    Ne iyiydik ne kötüydük
    Durumumuz başta ve sonda ayrı ayrıysa
    Başta ve sonda ayrı olduğumuzdandı...

    Ama ne varsa geyikli gecede idi
    Bir bilseniz avuçlarınız terlerdi heyecandan
    Bir bakıyorduk akşam oluyordu kaldırımlarda
    Kesme avizelerde ve çıplak kadın omuzlarında
    Büyük otellerin önünde garipsiyorduk
    Çaresizliğimiz böylesine kolaydı işte
    Hüznümüzü büyük şeylerden sanırsanız yanılırsınız
    Örneğin üç bardak şarap içsek kurtulurduk
    Yahut bir adam bıçaklasak
    Yahut sokaklara tükürsek
    Ama en iyisi çeker giderdik
    Gider geyikli gecede uyurduk

    ´Geyiğin gözleri pırıl pırıl gecede
    İmdat ateşleri gibi ürkek telaşlı
    Sultan hançerleri gibi ay ışığında
    Bir yanında üstüste üstüste kayalar
    Öbür yanında ben
    Ama siz zavallısınız ben de zavallıyım
    Domino taşları ve soğuk ikindiler
    Çiçekli elbiseleriyle yabancı kalabalık
    Gölgemiz tortop ayak ucumuzda
    Sevinsek de sonunu biliyoruz
    Borçları kefilleri bonoları unutuyorum
    İkramiyeler bensiz çekiliyor dünyada
    Daha ilk oturumda suçsuz çıkıyorum
    Oturup esmer bir kadını kendim için yıkıyorum
    İyice kurulamıyorum saçlarını
    Bir bardak şarabı kendim için içiyorum
    ´Halbuki geyikli gece ormanda
    Keskin mavi ve hışırtılı
    Geyikli geceye geçiyorum´

    Uzanıp kendi yanaklarımdan öpüyorum.
    Turgut Uyar
    Sözcüklerin gücünü anlamadan insanların gücünü anlayamazsınız.
    KONFİÇYUS

Members who have read this thread : 1

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0