"Tarihçiler, üçe ayrılır: yalan konuşanlar, yanılanlar ve bilmeyenler." Anonim Tarihçi olmasam da, bu ilme özel ilgim olduğundan bir çok tarih kitabı okudum. Şimdiye kadar okuduğum ve bildiğim bilgileri genelleştirip öyle bir kanaate vardım ki, aslında doğru bildiğimizi zannettiğimiz bir çok tarihî olay, bu veya diğer ...sebeplere göre yalan ve yanlış bilgilendirmelerden ibarettir. Şunu da söyleyeyim ki, bu konuda benim gibi düşünenler de az değil. Peki, doğru olan tarihî olaylar hangileridir? Bunlardan bir kaçına göz atalım.

“Birinci” ve “İkinci” Diye Adlandırılan Dünya Savaşları Gerçekten de Birinci ve İkinci midir?

Tarih sayfalarından iki dünya savaşının olduğunu okuyoruz. Bunlardan birincisinin 1914-1918, ikincisinin ise 1939-1945 yıllarını kapsadığı yazılır. Halbuki, bu savaşların “birinci” ve “ikinci” dünya savaşları diye adlandırılması tamamiyle yanlış bir yaklaşımdır. Eğer belirtilen tarihlerde başlayan savaşların dünya savaşları diye isimlendirilmelerinin sebebini dünyayı paylaşmakla ilişkilendirir ve buna göre onlara dünya savaşları diyorsak, tarihte dünyayı paylaşmak ve topraklar işgâl etmek amacıyla bir çok devletin katıldığı savaşların adlarını örnek gösterebilirim. Bakalım, neye göre onları dünya savaşları diye adlandırmışız?!

Tarihçi Thomas Bailey, haklı olarak tarihte en az dokuz dünya savaşı yapılmış olduğunu bildirir. Diğerleri hangileri mi? Augsburg Savaşı (1688-1697), İspanya Taht Savaşı (1701-1713), Avusturya Taht Savaşı (1740-1748), Yedi Yıl Savaşı (1756-1763), Amerika savaşı (1778-1783), Fransa Kuşatması (1793-1802), Napolyon Savaşları (1803-1815).

Böyle olduğu halde, ilginçtir ki, 1914-1918 ve 1939-1945 yılları arasında yapılan dünya savaşlarına kimler ve hangi sebeplere göre “birinci” ve “ikinci” adlarını uygun görüyorlar?!

Uçaklardan Faydalılan İlk Savaş, “Birinci” Olarak Adlandırılan Dünya Şavaşı mıdır?

Uçaktan ilk yararlanılan savaşın “birinci” diye adlandırılan dünya savaşı olduğunu tarihçiler bize “inandırdılar”. Halbuki, uçaktan ilk kez 1912'de Meksika kuşatmasında isyankârları bombalamak amacıyla yararlanılmıştır.

Kimyevî Silahlardan Yararlanılan İlk Savaş, “Birinci” Olarak Adlandırılan Dünya Savaşı mıdır?

“Birinci” olarak adlandırılan dünya savaşının diger meşhur “ilk”lerinden biri de, güyâ kimyevî silahlardan yararlanılann ilk savaşın bu savaş olması fikridir. İnsanlar, bu yanlış fikre ne yazık ki, bugün de inanmaya devam ediyorlar ve şaşırılacak şeydir ki, tarih kitaplarında şimdi de bu yanlış fikir vardır. Halbuki, Makedonyalı (Büyük) İskender'in ordusunun savaşta eheng'ten silah gibi istifade etmesi, Barbary adlı deniz kuldurlarının çarpışmada öldürücü gaz elde etmek için narkotik vasıtalardan yararlanması, İspanyolların XVII yüzyılda kanla dolu sis bombalarına baş vurması gibi olaylar, savaşta kimyevî silahlardan yararlanılmasının ilk defa “birinci” olarak adlandırılan dünya savaşına isnat edilmesinin yanlış bir düşünce olduğunun en belirgin örneğidir.

Yüzyıl Savaşı, Gerçekten de Yüz Yıl mı Sürdü?

Yüzyıl Savaşı, İngiltere ve Fransa arasında 1337-1453'te yaşanan savaşın adıdır. Fakat bu savaş, 100 yıl değil, tam 116 yıl devam etmiştir. İnanmıyorsanız, sadece rmatematiksel çıkarma işlemi yapalım: 1453-1337=116. Göz önünde olan bu basit gerçek, tarihçilerin gözünden niye “kaçmış” ki?! Görünen o ki, bu savaşın adında yuvarlaklak bir rakamin tercih edilmesi, kulağa hoş gelmiştir! Neyse! Aslında savaş, 116 yıllık bir dönemi kapsasa da, taraflar 116 yıl boyunca sürekli olarak savaşmamışlardır. Onlar, savaşı başlattıklarını resmen ilan etmeden nice yıllar önce, harbî faalyetleri fiilî olarak “dondurmuşlardı”. Fakat savaşı sona erdirmek için bir antlaşma imzalamak ne kadar çok geciktirilirse, savaşın başlamasına neden olan sebeplerin de o kadar çok unutulacağı düşünülüyordu. Aslında “Yüzyıl” diye adlandırılan bu savaşı sona erdiren barış antlaşması, taraflar arasında imzalanan ikinci antlaşmaydı. Birçoğunuzun belki de adını bile işitmediği Bretigny adlı ilk antlaşma, 1360'da imzalanmışdır. Fakat savaş, kendilerini savaşmaktan alıkoyamayan Fransızlar tarafınden tekrar başlatılmıştır. Görünüşe göre, 116 yıllık bir dönemi kapsayan bu savaşın Fransızlar tarafından başlatılmasının sebebi, Gaskoniya, Akitaniya ve Calais arazilerinin ellerinden çıkmasını kabul edememesi olmuştur.

“Devlet Benim” (l'etat, c'est moi) İfadesini XIV. Loius, Gerçekten de Kullandı mı?

Tarih kitaplarında “Devlet, benim!” (l'etat, c'est moi) ifadesini XIV Loius'un söylediği yazılır. Halbuki, bu, yalandan başka bir şey değil! Buna sebep olan kişi ise Volter'dir. Şöyle ki, bu uydurma ifadeyi Fransa kralının biyogrofisine Volter eklemiştir. "Peki ama neden" diye soruyorsanız, bunun da cevabını yeni nesil tarihçiler versin!

“Demir Perde” ve “Gözyaşı, Ter ve Kan” ifadeleri, Churchill'in Kendi Sözü müdür?

İngiltere'nin başbakanı olmuş Uinston Leonard Spenser Churchill'in 1946'da Amerika'nın Fulton Üniversitesi'nde söylediği “Dünya'nın Ezelîleri” adı ile de tanınan “Demir Perde” nutkunda kullandığı “Demir perde” ifadesi, aslında Churchill'in kendine ait bir ifade değildir ve Churchill, bu ifadenin sahibi olma hukûkuna malik olmamalıdır. Çünkü aynı ifadeyi Joseph Goebbels, 1945'te, Lady Snow'den 1920'de, Belçika Kraliçesi Elizabeth ise ise 1914'de kullanmıştır. Yeri gelmişken şunu da belirteyim ki, yine Churchill'e isnat edilen “göz yaşı, ter ve kan” (Size kan, zahmet, gözyaşı ve terden başka verebileceğim birşey yok!) ifadesini de ilk defa o kullanmamıştır. Churchill, bu ifadeyi Bayron'dan; Bayron da Con Dunne'den çalmıştır.

Fosfor'u Brant mı Keşfetmiştir?

Tarih sayfalarında fosforun keşfinin Avrupalı bilgin Branta isnat edildiği belirtilir. Halbuki, Beşir adlı Müslüman alimi, ondan hayli evvel fosforu bulmuştur.

Küçük Kan Dolaşımı'nın Keşfi, Avrupalı Bilginlere mi Aittir?

(Yine) Tarih kitaplarında küçük kan dolaşımının keşfi, Avrupalı bilginlerin adına yazılmıştır. Halbuki, bu keşfi Avuopalı bilginlerden yaklaşık 300 sene önce, İbnün-nefs (1210-1288) adlı Müslüman alimi yapmıştır.

Çekim Kanunu'nu Isaac Newton mu Keşfetmiştir?

Yerin çekim kuvveti kanununu ilk defa Isaac Newton'un keşfettiği zannedilir. Halbuki, Râzî'den tutun Birûnî'ye, hatta Hazînî'ye kadar olan İslam alimleri, Newton'dan bir kaç asır önce, bu kanunu keşfetmiş ve bunu kanıtlayacak mülahizeler ve nazariyeler ileri sürmüşlerdir. Buna aldırmadan, tarih kitapları, bu konuda da sessizlik içerisindedirler!

Binom Açılımı'nın Newton'a Ait Olduğu Düşüncesi, Doğrumudur?

Newton'a isnat edilen binom açılımını matematiğe kazandıran Ömer Hayyam'dır. Fakat tarihçiler, bunu bir başkasının adına layık görmekten hiç de vicdân azabı çekmemiştir!

Aristoteles, Yunanlı mıdır?

Tarihçiler, Aristoteles'in Yunan olduğunu şüphe duymadan kebul ediyorlar. Bu ise tamamiyle yanlıştır! Aristoteles, Türk'tür. Atina'da yaşayan amcası, Aristoteles'in Türkiye'nin Iğdır şehrinden olduğunu, asıl adının ise Aluk olduğunu, sonraları yine bir Türk kızıyla evlendiğini söylemiş, bu fikir tarihteki onca olayla tastik olunmuştur.

Kleopatra, Kökence Mısırlı mıdır?

Kleopatra, Mısır kraliçesi olsa da; o, aslen Mısırlı değil Yunanlı'dır. Halbuki, insanların ekserisi, onun Mısırlı olduğu kanaetindedir. Birçokları, nesli, üç yüz yıldan beri Mısır'da yaşadığı için onun Mısırlı olduğunu düşünse de, aslında bu, böyle değil!

Kleopatra, Aşkbaz Biri Olmuş mudur?

Diger bir esassız fikir de, Kleopatra'nın aşkbaz biri olması şayiesidir. Kraliçe ile ilgili araştırmalar yapan Lucy Hughes Hallett'e göre Kleopatra'nın aşıkları yalnızca Sezar ve Antoni olmuşdur.

Hüseyinzâde Ali Bey, “İttihad ve Terakki” Cemiyeti'nin Kurucularından mıdır?

Azerbaycan'da tarihçilerin yol verdiği yanlışlıklardan biri, Hüseyinzâde Ali Bey'in Türkiye'de kurulmuş ve faaliyyet göstermiş olan “İttihad ve Terakki” Cemiyyetinin kurucularından biri hesab etmesi fikridir. Örneğin, Azerbaycan Halk Cumhuriyyeti Ansiklopedisinde (“Lider Yayıncılık”, 2004, c.2, s. 71) şöyle denilir;

"'İttihad ve Terakki' Cemiyyeti'nin esası 1889'da İstanbul'da Askerî Tıp Okulu'nun öğrencileri tarafından koyulmuştu. Kurucularından biri de Azerbaycan millî herekâtının görkemli hizmetkârı Hüseyinzâde Ali Bey'di."

Fakat kanaatimce, Hüseyinzâde Ali Bey, “İttihad ve Terekki” Cemiyyeti'nin kurucularından biri değildir. Bu fikrimi esaslandırmak için Ali Haydar Bayat'ın “Hüseyinzâde Ali Bey” adlı kitabına (Ankara, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları, 1998, s. 12) göz atalım:

“...1889'un Mayıs ayında, Askeri Tıp Okulu öğrencilerinden İbrahim Temon'un (1865-1939) başkanlığı ile İshak Sukûtî (1868-1903), Mehmet Reşit (1872-1919) ve Abdullah Cevdet (1869-1923), daha sonra "İttihad ve Terakki Cemiyyeti" adını alacak "İttihas-i Osmânî" Cemiyyetini kurmuştur. Bazı kaynaklar, Hüseyinzâde Ali Bey'in de kurucular arasında olduğunu yazsalar da; bu, doğru değildir. Cemiyetin, Ali Bey'in Türkiye'ye gelmesinden bir yıl önce kurulması bir tarafa, Ali Bey'in “İttihad ve Terekki”nin kuruluşunun tarihçesine ait bir yazısında, kendi ifadesi ile kurucu üye olmadığı bildirilir. Genç Türkler'den Ubeydullah Efendi ile tanıştırıldıktan birkaç gün sonra, Şirvan'da olan büyükannesinin Credit Lyonnais Bankası vasıtasıyla yolladığı cep harçlığının eline geçtiği bir vakitte karşılaştığı İshak Sukûtî, “Cemiyyetimize biraz para verirsen, seni de üye yaparız.” demesinden anlaşılır. 1892'de okula yapılan bir baskınla zararlı kitaplar okuduğu sebebinden tutuklansa da, mahkemede mâsum sayılmasına aldırış edilmeden, iki hafta hapis cezası verilmiştir...

Rus Kraliçesi Katherina'nın Kökeni, Rus mudur?

Tarih kitapları, Katherina'yı Rusya'nın en büyük hükümdarlarından biri gibi takdim ediyor. Buna katılmamak olmaz! Fakat tarih kitaplarında eksik olan bir bilgiyi de beyan edelim: Katherina, Rus değil Alman'dır. Asıl adı ise Katherina değil, Sophia'dır.

Hiçbir Roma Papa'sı, Evli Değil mi??

Tarih kitaplarının demek oluyor ki, tümünde Roma papalarının hiçbir zaman evlenmedikleri ve cinsel ilişkiye girmedikleri yazılır. Bu fikir, yanlıştır! İlk papa Petrus'u ele alalım. O, evlenmiştir. Tarihçilerin hafızasını tazeleyelim: Kilise, papaların evlenmelerini ve cinsel ilişkiye girmelerini yasaklayan kayıtların esasını XII. yüzyılda koymuştur.

Sezar, Roma'da İmparator Olmuş mudur?

Demek oluyor ki, herkes Sezar'ın imparator olduğunu zannediyor ve bir çok tarih kitabında; "O, Roma imparatoru" diye hatırlanıyor. Halbuki, bu böyle değil. Roma'nın bu dönemler Avrupa'nın tahminen yarısını fethetmesine aldırmadan, romalı liderlere yalnız bir nesil sonra imperatorluk ünvanı verilmiştir. Peki, o zaman Sezar'ın ünvanı ne olmuştur? O'nun görevi, diktatörluk olarak adlandırılıyordu. Sezar, o dönemin kanunlarına uygun olarak senato tarafınden "diktatör" olarak atanmıştır.
Sezar'a Suikast Yapılırken; O, “Sen de mi Brütüs?” Demiş midir?

Sezar'la ilgili tarih kitaplarında yazılan diger bir yanlış fikir de, ona suikast yapılırken onun “Sen de mi Brütüs?” demesidir. Başka bir deyişle, Sezar ölürken bu ifadeyi o şekilde söylememiş, can vererken “ve sen, Brütüs, oğlum” ifadesini kullanmıştır. Bilindiği gibi Sezar, Brütüs'ün oğlu olduğuna inanıyordu. Çünki o, Brütüs'ün annesi ile yirmi yıla yahın bir müddet içerisinde "yakın alakada" olmuştur.

Başka bir konu: Sezar hakkında çekilen filmlerde canlandırılan “onun senatodan uzak durması gerektiğini haber almasına önem vermeyerek oraya getmesi” epizodu, gerçeğin tam aksinedir. Şöyle ki, gerçekte o, bu haberi aldığı gibi buna derhal reaksiyon vererek senatoya getmeyi ertelemek istemiş, fakat Brütüs, onu senatoya getmesi için tahrik etmiştir.

Sezar, İnsan Katliamı Yapmış mıdır?

Sezar'la ilgili tarih kitablarında üzerinden sanki toptan bir sessizlikle geçilen bir nüans da, onun bir çok insanı öldürme olayı ile alâkadârdır. Tarihçi Plini, Sezar ordusunun Galya seferlerinde en az 1.192.000 insan öldürdüğünü tahmin ediyor. Doğrudur, kanaatimce bu rakam o kadar da inandırıcı görünmese de, yapılan şey, yapılmışlığıyla kalır: Sezar'ın bir çok insan katliamını gerçekleştirmesi hakikati, tarihin karanlık sayfalarında nedense ört bas edilmiştir!


Yunis Ferman oğlu Halilov

Kaynaklar
Ali Haydar Bayat. Hüseyinzâde Ali Bey. Ankara, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları, 1998, s. 12.

Azerbaycan Halk Cumhuriyeti Ansiklopedisi. Bakı, “Lider Yayıncılık”, 2004, c.2, s. 71.

Bergen Evans. Dictionary of Kuotations. 1968, s. 658.

Hesenov İ., Heziyeva E. Eslinde onlar kimdir? (Ünlülerin Hayatından İlginç Olaylar). Baskı: “Leman Yayıncılık Polikrafiya” MMC, 2008, seh. 34-36.

Lucy HughesHallett. Cleopatra: Histories, dreams and distortions. 1990.

Musayev M.R., Mirzeyev M.H. Türk dünyası. Baskı: “Muallim” yayınları, 2004. seh. 16. İSBN 9952-410-16-6.

Reuben Parsons. Some lies and errors of History. 1893, pg. 113-120.

Richard Shenkman. Legends, lies and cherished myths of world history. 1993.