8 sonuçtan 1 ile 8 arası

Konu: Tefekkür

  1. #1

    Üyelik tarihi
    09 Eylül 2011
    Mesajlar
    200

    Standart Tefekkür

    Tezekkür, geçmişe yönelik düşüncedir; hatırlamak esaslıdır; unutulanın hatırlanması; hafıza ile alakalıdır.

    Tedebbür, geleceğe yönelik düşüncedir; tedbir üretmek onun içindir; geleceğe yönelik düşünür tedbir üretirsiniz.

    Taakkul, geçmiş ve gelecek arasında bağ kurma işlemidir çünkü taakkul bağ kurmak demektir; akıl kelimesi de taakkul kelimesinden gelir, yani bağ kuran demektir; bağ kurmuyorsa akıllı değildir.

    Tefakkuh, ürettiğimiz düşünceyi bugüne uygulamaktır; fıkıh oradan gelir onun için; fıkıh ilmihâldir; hale uygulamaktır; günümüz için düşünce damıtmaktır; damıttığınız geçmişle gelecek arasında bağ kurarak, damıttığınız düşünceyi bugüne taşımaktır. Fıkıh onun için halin ilmidir yani ilm-i hâldir.

    Tefekkür ise bütün bu işlemlerin hepsine birden verilen isimdir. Kur'ân-ı Kerîm'de tefekkür kullanılır. Bir yerinde "fikir" kullanılır; fikir kötüdür yani "sığ düşünce" ve "ön-yargılı düşünce"; tefekkür ise "derin düşünce" ve "ön-yargısız" düşüncedir. Hazret-i Muhammed (s.a.v.) Efendimizin sözleri, O'nun (s.a.v.) kendi nefsinden nefsine konuştuğuna inananlar için "fikir"dir ama kendi nefsinden değil de derûnundan nefsine inzal olanlarla konuştuğuna inananlar için ise "tefekkür"dür. Felsefede tefekkür geleneğinden gelen en büyük filozof ise Eflâtun-u ilâhi'dir yani Platon.

  2. #2
    glsezinrs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12 Aralık 2010
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    1.306

    Standart

    Fikir olmadan tefekkür olmaz.Ayrıca "fikir kötüdür" katıksız önyargı bence!
    Gün gelir, istiridye incinin değerini anlar.

  3. #3

    Üyelik tarihi
    09 Eylül 2011
    Mesajlar
    200

    Standart

    Alıntı glsezinrs Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Fikir olmadan tefekkür olmaz.
    Bir nevi haklısınız ama bunu açıklamak gerek şimdi. Yani fikir=bilgi, fikirler=bilgiler; peki tefekkür nedir? Bilgiler, tefekkürün alanına girmez; tefekkürün alanına sadece bilgi girer, bilgi(-ler) değil; bu arttırmak ve çoğaltmak mes'elesidir yani fikir çoğaltılır, bilgimizi çoğaltırız fakat sadece fazla bilgili oluruz bilge olamayız; fikir olduğu yerde duran bir bilgidir ve fikirler çoğaldıkça bilgiler bölünür ve tefekkürden daha da uzaklaşmış oluruz ancak tefekkür bir fikri, bir bilgiyi açmaktır yani kendinde açmak, o bilginin sana açılmasıdır. Tefekkür "bilinçlilik" hali ile verilen kararlardır; bu ancak kalp temizliği ile olur, o yüzden kalbi temizlemek lazım çünkü tefekkür bugün anlamını yitiren ortaçağdaki akıl ile yapılabilir yani kalp ile; Kur'an der ki: Onlar kalpleri ile düşünürler yani akıl demek beyindeki soğan cücüğü demek değil beyin ve kalp, yürek birliğinden oluşan bir şey ki yukarıda tefekkürün tanımı ayrıntısına kadar mevcut; Fransız Aydınlanması ile dünyadaki akıl anlayışı değişti fakat bir de İskoç Aydınlanması var, akılcılığa karşılık, akıl ve kalp birliğini baz alan bir aydınlanma. Aristo geleneğinde bilgiye akıl ile ulaşmak vardır fakat bilinmeyeni henüz reddetmeden ama Platon geleneğinde akıl ile değil kalp ile, kalp temizliği ile, sezgi ile ulaşmak vardır yani aşka kitaplardan okuyarak ulaşmak değil de direk aşık olarak sistemi anlamak. Platon'un felsefe yapmaktan kastının tefekkür olduğunu zannediyorum çünkü Platon'un felsefe anlayışında vecde gelmek vardır, kendinden geçmek. Sokrates'e gelirsek İslam âlemindeki bazı çevreler için nebi yani peygamber olarak tanınır çünkü Sokrates kendisinin de söylediği gibi gaipten vahiy aldığını, sesler işittiğini ve elçi olduğunu söyler; işte bu tefekkürün ileri seviyesidir: sezgi gücü! Tefekkür ile bir bilgiye dalarsınız ve o size açılır, derinleşirsiniz ama fikir aynı şeydir, fikirler sadece öğrenilir ve çoğaltılır, tefekkür ise arttırılır. Sokrates konuştuğunda yanındaki talebeleri kendilerinden geçerdi tıpkı bizim sufizm geleneğindeki ustalar gibi çünkü onlar konuştuğunda bilgileri, fikirleri saymazlar onlar bir noktaya değinir ve oradan derinleşirler, derûna inerler ve bunu dinlerken işitebilme kabiliyeti olanlar ise kendilerinden geçip vecde gelirler; işte bu tefekkürdür yani tefekkürün bir sonucudur; insan niye kendinden geçer peki? Çünkü tefekkür ile fark edilen bilgi kişiye ağır gelir ve o kişide duyguya girer ve kendinden geçer ama o bilgiyi hazım edebilirse o zaman olgunlaşır. Fikir kütüphanedeki raflarda durur, ezbere bilgi olarak ama tefekkür insanın uzuvlarında yaşayan bilgiye sebep olur.

  4. #4
    glsezinrs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12 Aralık 2010
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    1.306

    Standart

    [QUOTE=okur-yazar;25692. Tefekkür "bilinçlilik" hali ile verilen kararlardır; bu ancak kalp temizliği ile olur, o yüzden kalbi temizlemek lazım çünkü tefekkür bugün anlamını yitiren ortaçağdaki akıl ile yapılabilir yani kalp ile;

    ... oradan derinleşirler, derûna inerler ve bunu dinlerken işitebilme kabiliyeti olanlar ise kendilerinden geçip vecde gelirler; işte bu tefekkürdür yani tefekkürün bir sonucudur; insan niye kendinden geçer peki? Çünkü tefekkür ile fark edilen bilgi kişiye ağır gelir ve o kişide duyguya girer ve kendinden geçer ama o bilgiyi hazım edebilirse o zaman olgunlaşır. Fikir kütüphanedeki raflarda durur, ezbere bilgi olarak ama tefekkür insanın uzuvlarında yaşayan bilgiye sebep olur.[/QUOTE]

    Tefekkürü "dinsel vecd/uhrevi vecd" olarak ele almaktasınız doğru anladı isem.Bu yaklaşım Platon ve Sokrates gibi rasyonalistlerden çok Gazali'nin sezgiciliğine daha yakın.Tefekkürü bilinçle başlatmışsınız ilk cümlenizde, vecd ile bitirmişsiniz sonradan..Biraz çelişkili buldum.Bir uzay geometri problemini çözerken/bir nükleer santralin ekran verilerini denetlerken vb.. vecd içinde olmak bilmem ne kadar yararlıdır...Ama teolojik bilgilere ulaşmak için ( o anlamda)kullanıyor iseniz tefekkürü, katılıyorum.
    Gün gelir, istiridye incinin değerini anlar.

  5. #5

    Üyelik tarihi
    09 Eylül 2011
    Mesajlar
    200

    Standart

    Hayır, tefekkür bir dinsel vecd değildir; "vecd" kısmına bazı açıklamalar yaptıktan sonra, bu, tefekkürün bir sonucudur dedim; vecd yani kendinden geçmek işitebilenler ve işitemeyenlere göre değişir çünkü işitenlere göre kendinden geçmek zaten kendinde olmak demektir ama işitemeyenlerin işitişi o bilginin o kişiye ağır gelmesi ile oluşan bir vecd halidir yani duyguya girer, işte tefekkür burada gerçekleşmez, tefekkür birinci örnekte gerçekleşir yani tefekkürün bir bilgide bilinçli bir şekilde derinleşme hali olması gerekmektedir ve kendinde olmadan da kişi bilinçli olup tefekkür edemez. Yukarıdaki mesajımda "işitebilme kabiliyeti olanlar ise kendilerinden geçip vecde gelirler" demiştim, bunu duygusal olan sahte vecd ile karıştırmayalım. Aslında bu vecd mes'elesi sadece tefekkür esnasında yaşanılan ya da az yaşanılan bir olaydır çünkü tefekkür insanın aklını, şuurunu, yüreğini çalıştırırken gerçekleştirdiği bir olaydır ki bu insan ile ilgili bir olay olduğu için bu insan etkilenip duyguya da girebilir o bilgi ağır geldiği için, hazım etmiş olgun bir kişi olarak duyguya girmeye de bilir ki bu sağlıklı bir tefekküre/murakabeye/derin düşünmeye girmiş olur; tefekkür delilik/velilik ince çizgisinde seyr eder; sezgisel bilgiye inanmayan maddeciler tefekküre girenleri deli olarak niteler. Sokrates'in "vahiy alıyorum, tanrı'nın elçisiyim, sesler duyuyorum" gibi ibarelerini, kendisinin talebeleri ile olan ilişkilerini ve tefekkürsüz yaşayan ezbere bilgiler/fikirler ile yaşayan nakilci/maddeci insanları ve sahte filozofları Atina'da nasıl çıldırttığını iyi araştırmak gerekiyor; zaten o halde Atina'da yaşayamazdı ve infaz edildi. Eflatun ise özellikle kalp temizliğine, sezgisel kuvvete ve vecde getiren kendi anlayışındaki "felsefe yapmak"a işaret eder. Felsefede elbette bu tür insanlar sayılıdır çünkü soruların bir biri ardına geldiği felsefede tefekkürün önü muhakkak tıkanır ve fikirler havada uçuşur (sonuçlanmayan/derinleşilemeyen fikirler); işte bu yüzden tefekkür sezgisel kuvvete itibar eden filozoflar dahil olmak üzere, dinsel sahanın kabala/gnostik/sufi/zen alanında daha çok yer bulmuştur. Sırf düşünmek akılcının işi, tefekkür etmek ise akıllının işi; düşünmek ezbere bilgiler/şifreler/problemler üzerinden olur; kavramlar arasında bağ kurar ve başka bir kavramın üstünde o bağı deneyerek problemi çözersiniz ama mekanik bir şeydir, bunu robota programlayın o da yapar ama tefekkür bam başka birşey; bilgisayarlar akılcıdır çünkü akılcılar tarafından yapılmıştır fakat onlar akıllı olamazlar. Tefekküre ezbere/öğrenilmiş bilgilerin kavramlarını kullanarak ulaşılmaz. Neden velilik/delilik çizgisinde seyr ettiğini şimdi anladınız mı tefekkürün? Akılcı insanın kafayı yemesi içten bile değildir ezbere kavramları kullanmadan bir çıkarıma çıkmaya çalışmak. Bilinçlinin vecdi kendinde olmaktır, bilinçsizin vecdi ise bilinçlilere göre vecd bile değildir.

  6. #6
    homoeconomicus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    17 Eylül 2011
    Mesajlar
    6

    Standart

    Tefekkür; İlimin bilimin bulumun, bilumum ar-ge'nin,
    şiirlerin şarkıların heykellerin resimlerin kitapların hamarat doğurgan anası..
    İnsan olmanın manası..
    Daha bir çok güzel şeyler diyesim gelesi ama amatör bir klavyeci olmam nedeniyle tıkandığımı bilesi..))

    Manası; 'düşünmek, bir şeyi-konuyu alıntı intihal copy-paste yapmadan aşırmadan şişirmeden şaşırmadan..
    kişisine özel o güzel beyniyle anlamaya çalışmak,
    özgün faydalı şeyler üretmek yolunda fikir yürütmek.." falan ise de,
    evvel zaman içinde, tarih duman içinde, köpek davar içinde, baldır şalvar içinde,
    sakallı sarıklı cübbeli poturlu çarıklı redingotlu adamların,
    gözkapaklarını gözbebeklerinin üstüne kapatıp, bir köşeye çekilip, doksandokuzluk tespihlerini ve içlerini çeke çeke
    veya biralarını viskilerini içe içe tembel tembel dalııp gittikleri sanılan,
    artık demode olmuş bir "çalışma biçimidir" tefekkür.

    Günümüzde tefekkür yerine; 'hazır fikirleri yürütmek', birbirini 'tefe koymak',
    hazır gıda, hazır giyim, hazır kahve hazır mama tarhana mantı,
    hazır para hazır aşk, muzır neşriyat vb. gibi kolay parlak pratik çözümler getirilmiştir.
    Medeniyet denen implant protezli canavar, cepten karttan kapıdan ödemeli lojistik kargosuyla hızır gibi yetişmektedir her yere artık.

    Ayriyeten, aşk aforizma retorik felsefe dallarında da Platon'lar.. Mevlana'lar.. vb.
    Terbiye edep ahlak aile cinsel yaşam inanç mevzularında da bilmem kimler kimler diyecek bir laf bırakmadıklarından,
    bu açıdan da gerek kalmamıştır tefekküre.

    Yurdumuz tarafından da bakacak olursak, lazım gelen her türlü çeşit araç gereç, afrodizyak, cinsel uyarıcı, makyaj ve kayak malzemesi yakınbatı ve uzakdoğu milletlerince düşünülüp üretilip elimize verildiğinden.. Bu açıdan da bir üçgen köşesi yoktur düşünmeye.

    Ancak tefekkür, her ne kadar demode olmuşsa da, tamamen terkedilmeyip, "alt-üst" edilmek suretiyle halen gizli gizli kullanımda olduğu sanılmaktadır.
    Çünkü "içinde biber olmayan pul biber" imal etmek, "kanseri tedavi eden yiyeceklerin kanserojen hale getirilmesi",
    "patladığında binalara zarar vermeden eti kemiği olan canlıları yok eden bombalar" üretmek becerisi,
    "az maliyetle çok ve sağlıksız üretim yapabilip fahiş-e karla satabilme yeteneğinin" çok gelişmiş olması..
    sağlıksız çarpık ilişkileri meşru göstermek vb. herhalde gökten zembille inmemektedir.
    Bu harikaların ancak tefekkürle mümkün olabileceği aşikardır.

    Kaldı ki, israfperver tüketimlerimizle beslenen, dünya hamamının göbek taşına uzanmış keselenen kapitalist tilkiler,
    teknolojik morfinolojik oyuncaklarımız, toprağa basmayan ayaklarımız, ağaca sarılmayan kollarımız, hasatsız ellerimiz, harmansız gönüllerimiz, karşılıksız sevemeyen kalplerimiz derken..
    Hayret ve merakla açılıp sorar gözlerimiz;
    Tefekkür mü dediniz?
    Yılbaşı hindisi.

  7. #7
    glsezinrs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12 Aralık 2010
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    1.306

    Standart

    Alıntı okur-yazar Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Hayır, tefekkür bir dinsel vecd değildir; .... Bilinçlinin vecdi kendinde olmaktır, bilinçsizin vecdi ise bilinçlilere göre vecd bile değildir.
    Anladım.Tefekkür, ham düşünce/fikrin yanıltabilen/gizleyebilen çekirdeğini kırıp öze ulaşmaktır ve her türlü bilgi için geçerlidir.Teşekkürler.
    Gün gelir, istiridye incinin değerini anlar.

  8. #8

    Üyelik tarihi
    09 Eylül 2011
    Mesajlar
    200

    Standart

    Alıntı glsezinrs Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Anladım.Tefekkür, ham düşünce/fikrin yanıltabilen/gizleyebilen çekirdeğini kırıp öze ulaşmaktır ve her türlü bilgi için geçerlidir.Teşekkürler.
    Evet. Ben teşekkür ederim. Son bir ekleme yapayım cümlenize; tefekkür öze ulaşmaktır ve öz birdir; bu her türlü bilgi için geçerlidir ve onların da özü birdir. Saygılarımla.
    Konu mavimor tarafından (19 Eylül 2011 Saat 00:11 ) değiştirilmiştir.

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0