Sayfa 1/2 12 SonSon
20 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Toplumsal Kisilik ve Kendine Gore Yonlendirme Aliskanligi

  1. #1
    evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    27 Eylül 2011
    Yaş
    56
    Mesajlar
    2.772

    Standart Toplumsal Kisilik ve Kendine Gore Yonlendirme Aliskanligi

    Daha once de belirttigim gibi; ulkemizde, birey yetistirme, egitim-ogretim ve yerlesmis sistemi olmadigindan; aldigi verilerle yetisen, buyuyen bir kisi; toplumun belirli bir kesiminin ideolojik inancsal, etiksel dogrulariyla, buyumekte ve yetismektedir.

    Hal boyle olunca da, kisisel bir yetisim olmamakta; ulkemizde ancak toplumsal kisilik olusmaktadir. Bu toplumsal kisilikler, kutuplasarak ve biribirlerini, kendi toplumsal dogrularina yonlendirmeye ikna etmekle sanki yukumludurler.

    Bunun iki olumsuz etkisi vardir. Birincisi, toplumsal kisilige sahip kisi; hic bir zaman kendi dogrularini degerlendirmemekte ve kendi tarafi toplum yapisinin bu dogrularini sahiplenmekte ve sabitlemektedir.

    Bunun en buyuk zarari; birey yetisimini, olusumunu ve bilincini onlemesi; kisilerin kendine oz degerleri kendi kisisel iradesi yerine, toplumun belirlemesidir.

    Bu da; kisinin, sadece toplum ile paralel bir dusunce ve davranis gelistirmesini ve kendi kisisel dusunce ve davranisi gelistirememesini saglar.

    21. yuzyilda; tamamen bir kisinin kendi ayaklari uzerinde durabilmesine ters bir olusumdur, bu olgu.

    Isin diger bir yonude; aynaya bakmayi bilemeyen ya da aynanin varligindan bihaber; toplumsal kisilik, tum yonlendirmesini, kendi disindaki; baska bir kisiye ve genelde de kisiligine yonelerek dusunur ve davranir.

    "soyle yap, boyle davran, bunu yanlis dedin/yaptin, dogrusu bu, neden boyle diyorsun/yapiyorsun? bunu diyemezsin/yapamazsin, sen busun, boyle dusunuyorsun," v.s. temelli kisiyi yonlendirici bir konuma koyar kendisini.

    Bunun da en buyuk zarari; kendisinin birey olma bilincini almasini onledigi gibi; bu tip bir yonlendirmeye yonelik mudahele ile, baskalarinin da birey olmasini onler.

    Aslinda tum bunlar; tarihler boyu gelen; alisilagelmis, otomatiklesmis ve yerlesmis; dusunce ve davranisin bir urunudur. Dolayisiyle, burada bu toplumsal kisiligi uygulayan kisilerin, herhangibir "sucu" da yoktur.

    Cunku toplum ancak boyle kutuplasarak ve biz-oteki olarak ayrisarak aralarinda dogru mucadelesi vermektedirler. Cunku bu dogrular, kisilerin degil; hangi toplumsal yapiya ait ise kisi; o toplumsal yapinin dogrularidir.

    Iste bu nedenlerden dolayi; her yonlu, birey olma yetistirimi, ulkemizde onlenmekte, bireysel hak ve ozgurlukler; politik bir ideolojik inancsal dogruya, ya da dogrular arasi mucadeleye alet edilmekte; bilgi alisverisi, bilinclenme, v.s. nin yerini; toplumsal kisiliklerin; kendi dogrusal tartismalarla; birbirlerini kendi dogrularina cekme mucadelesi surmekte, bu da; her seyden once; dusunceler arasi bir mucadele yerine ve mantiksal bir yanasim yerine; kisilerin, dogrulari arasi bir mucadeleye donusmekte, kisilerin birbirinin kisilik degerlerine yonelmekte ve duygusal bir; kisilik surtusmesine yol acmaktadir.

    Bu da nihayi sonucta; kisilerin, birbirlerini kendilerini tanitim yerine; karsi tarafin etiketlenmesine, kisinin kendini daha ortaya koymadan; karsi tarafin onun adina getirdigi pesin hukum ve onyargili suclamasina muhatap olmaktadir.

    Bilemiyorum ama; ulkenin aydinlari, elit kismi v.s. olarak; bu 18. ve 19. yuzyil aliskanligindan artik kurtulunmasi gerekiyor.

    Aksi, ne bir hak ve ozgurluk, ne bir birlik ve beraberlik, ne bir ortak yanasim; sadece bir politik ideolojik inancsal dogrunun, digeri uzerindeki hakimiyeti; toplumsal kutuplasma, biz-oteki mucadelesi ve damgalamasi; etiketleme ve zaman ve secim ile el degistiren topliumsal iktidar ve muhalefet cekismesinden baska bir adim ilerleyemeyiz.

    Bence, ilk hedefimiz; toplumsal kisiligimizi; insan ozlu ve mumkunse evrensel, yani ayrimci olmayan bireysel kisilige dondurmemiz ve bu bilinc icin kendi kendimizi ve degerlerimizi nedenlememiz-sorgulamamiz ve kendi degerlerimizi kendi oz irademizle olusturmamiz gerekiyor.

    Kendimiz disinda kalan baska kisilerle de iliskimizi; onlari taniyarak ve onlarin kendilerini nasil ortaya koyuyorsa, oyle algilayarak ve mudahele yerine; biribirimizin bilgisini, bilincini, deneyini ve gozlemini bir birimizin ustune katarak dusunmemiz ve davranmamiz gerekiyor. En azindan, su andan itibaren baslayarak.
    http://img88.imageshack.us/img88/2130/xsig2.jpg
    Iste bu benim hem kendime hem herkese duydugum saygim. Ne kendime zarar veririm, ne de baskasina. Ben bir bireyim, bireysellikten arinip "insan" olmaktir, dilegim.

  2. #2
    glsezinrs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12 Aralık 2010
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    1.306

    Standart

    Alıntı evrensel-insan Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Aslinda tum bunlar; tarihler boyu gelen; alisilagelmis, otomatiklesmis ve yerlesmis; dusunce ve davranisin bir urunudur. Dolayisiyle, burada bu toplumsal kisiligi uygulayan kisilerin, herhangibir "sucu" da yoktur.
    Aynen öyle...Osmanlı imparatorluğu, çok dilli, çok dinli...yapısını tek paydaya indirgeyen bir sistem kurdu..Padişah ve kulları, tebaası..Özel mülkiyetin de olmadığı bu rejimde, insanlar yenilmez bütünün, imparatorluğun organik birer parçası olarak yer aldılar.Cumhuriyetle, var olan sistemin yerine "birey" temelli hukuk ve seçilmiş yöneticiler geldi...Geldi gelmesine ama, birey "altyapısı" ortada yok...İnsanlar şimdi padişahın kulları değildi..Ama neydi/kimdi o zaman? Aileden başlamak kaydıyla , herkes , alışageldiği yaşam algısını kurumlara yanstmaya başladı..Çünkü yüzyıllardır bilip,gördüğü oydu.Evde baba, işyerinde amir/patron, okulda öğretmen, köyde toprak ağası, mecliste vekil.. vb padişahlık tahtına oturdu..Türkiyede kapitalizmin bu denli yaygın olmadığı zamanlarda bu sıkı-belirlenmişlik yumuşayarak kendini dönüştürmeye başlamıştı ki, herşey yine değişti..Artık padişahlık baba, koca, öğretmen...vb statüsel olmaktan çıkıp kapitale kilitlendi..Padişahlık parasız sökmüyordu.Artık sermaye/ holding sahipleri tahta çıkıp şekillendirmeye başladılar yaşam algısını...Sermaye el değiştirdikçe insanlar da pinpon topları gibi uçlara savrulmaya başladı.O yüzden işimiz zor..Kolay gele...
    Gün gelir, istiridye incinin değerini anlar.

  3. #3
    evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    27 Eylül 2011
    Yaş
    56
    Mesajlar
    2.772

    Standart

    Cagmizda demokrasiden, haktan ve hukuk devletinden bahsedebilmek icin, o ulkede yasiyan halk dedigimiz kesim bireysellestirerek, bir birey bilinci tasimali ve bilinc sayesinde hak ve ozgurluklerini koruyabilmelidir. Bu da toplumda, bireylerin olusturduklari ve haklarini ariyabilecegi sivil kuruluslarin ortaya cikmasiyla mumkundur.

    Eger bir ulkede, birey degilde ailenin bir ferdi, toplumun bir ferdi, halktan biri, abisinin kardesi, babasinin oglu, ve saire varsa, birey yoktur. Dolayisiyla olmayan birey, ne hak ve ozgurluklerinden haberdardir, nede bulundugu toplumda dusunduklerini rahatca ifade edebilmek hakkina sayiptir. Ya baba baskisi ya mahalle baskisa ya okul baskisi ya din baskisi ya milliyet baskisi, ve buna benzer topluma yerlesik bilimum baskilarla buyur. Ya o baskilara boyun eyer, yada isyan eder. Iste 87 yildir, Turkiye'yi idare edenler, devlet eli ile ve kendi istedikleri dogrultusunda toplum yandas ve vatandas yetistirdiklerinden, birey yetistirememislerdir.

    Ne zaman Turkiye birey yetistirmeye karar verir, ve o yetistirdigi bireye taniyacaga hak ve ozgurluklerin hukukunu yaratir, iste o zaman bireyi hur, bireysel haklarini rahatca savunabilen, bunu bir isyan veya bas kaldiris degilde bir bilinc temelinde yapan bir toplum olusur, iste bu toplumun bireyleri kendi bireysel goruslerini rahatca nasil savunabiliyorsa, karsisindaki bireyinde karsi goruslerini saygiyla karsilamayi ogrenir. Boylece bireyler arasinda saygi dayanismasi baslar, ve hicbir birey kendisine ogretilen, vede empose edilen toplumun deger yargilarini, ahlakini, dini ve milli anlayisini biribirine kabul ettirmeye calismaz. Boylece toplumun icindeki bireyler bir mozaik cesitliligi icinde ve bilincli bir sekilde birbirlerini algiliyarak, birbirlerine saygi duyarak bereberce yasamayi ogrenirler.

    Kisaca, 87 yildir, Turkiye'nin idare sekline ne denilirse denilirsin, ne tartisilirsa tartisilsin, ana sorunu birey ve bireyin bilinci olan bireysel hak ve ozgurlukler, ve devletin gorevi olan bunu koruyucu hukukun temelindeki sivil toplum orgutlerini yaratamamasidir.
    Konu evrensel-insan tarafından (11 Ekim 2011 Saat 21:07 ) değiştirilmiştir.
    http://img88.imageshack.us/img88/2130/xsig2.jpg
    Iste bu benim hem kendime hem herkese duydugum saygim. Ne kendime zarar veririm, ne de baskasina. Ben bir bireyim, bireysellikten arinip "insan" olmaktir, dilegim.

  4. #4
    evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    27 Eylül 2011
    Yaş
    56
    Mesajlar
    2.772

    Standart

    Tarihde felsefi gelisme sudur: Karl Marx'in ve Friedrich Engels'in ortaklasa teorisini ortaya attigi ve Lenin'in carlik Rusya'sini yikarak pratikde uyguladigi buyuk sovyet devriminden sonra (ki bildiginiz gibi Soviet Sosyalist Cumhuriyet Birligi yerine, sadece Rusya sabit kalmak sartiyla, birsuru devletler ortaya cikmis yani 1990'larda Soviet Sosyalist Cumhuriyet Birligi parcalanmistir. Ve yine bilindigi gibi, bunu takiben Yugoslavya parcalanmistir.

    Tekrar felsefenin tarihine donucek olursak, Fredrich Nietzsche (1844-1900) ortaya nihilizm diye bir felsefi acilim atmis ve bu butun dunyada buyuk etkisi gorulecek sekilde (gunumuzde cokca raslanmaktadir) yayilmis ve yayilmaktadir.

    Nihilizm kisaca, herhangibir temel, ana, esas, kok tanimayan, ve evrensel nebir dogrunun nebir gerceyin, nede herhangibir ilkenin yok olusunu genel ahlaki, geleneksel, moral, v.s gibi kulturel, toplumsal, milli, dini, v.s tum deger yargilarini sifir kokene indirgeyen bir felsefedir. Bu felsefenin diger bir yanida hayali kahramanlar yaratmaktir (Superman, Spiderman, Harry Potter, Batman v.s)

    Gelelim onemli konuya. Amerikan Idealizmi, felsefi akim olarak, Marxism/Leninism, ve onun devami olan, ayni zamanda herseyin sonu anlamina gelen nihilizm'in paralelinde, 1900'lerin baslarinda ortaya atilmis pragmatizim, existentializm ve son olarak neo-pragmatizm felsefeleri olarak gelismis, ve bugunki Amerika'nin dunyaya meydan okuyan cani istediginde istedigi ulkeyi iskal eden, ve bunuda bilumum kandirmacalarla susluyebilen, hem teorik, hem pratik, hem kulaga hos gelen, vede soyle boyle cok cazip! bir yapi kazanmistir.

    Bugun dunyada bu idealizmi teorik olarak yenebilecek herhangibir felsefi gorus maalesef ortaya atilamamistir.

    Oyuzden nihilizmden sonra dunya her yonuyle bir kaosa girmis, hem bireysel hemde toplumsal guc hem hukukun, hemde adaletin, ve maalesefki insanligin sonunu hazirlamistir. Bugun bireyler rahatca bas kaldirabilmekte, baskalarinin rahatca canina kiyabilmekte, hatta bunlari yaparken zevk aldiklarini soyluyebilmektedirler. (Hanibal filmde oldugu gibi). O yuzden artik dunyada insani vicdan rafa kalkmis, yerini vicdansiz akil almistir. Ve bu akil sadece ya bir bireye ya bir topluma ya bir zumreye hizmet eder duruma gelmis, ve bu vicdansiz akli uygulamamanin nedeni ortadan kaldirlmistir. Yani bireyler kolayca ve memlunlukla birer canavar kesilebilirler.

    Hatrlatmak isterimki, Marksist ideoloji'deki "ulkelerin kendi kaderlerini kendilerinin tayin hakki" biraz degistirilerek "ulkelerin kaderlerinin amerikan idealizmi ile tayin hakki"na donusturulmustur ve donusturulmektedir.

    Tabii bu ideolojinin birde dini yonu vardirki, bu bilindigi gibi evangelizim'dir ve nihayi amaci Yahudi'lere hizmettir. Bunun icin yapmasi gereken Hiristiyanligin butun kollarini (Katolik, Protestan, Ortodoks) yanina alarak, once Islamiyeti ve Islamiyetin hakimiyetini dunya uzerinden silmek ve nihayi amacta Hiristiyan'ligida Yahudi'lige donusturerek, dunyayi tek din ideolojisi altinda istedigi gibi yonetmeyi amaclamaktadir.

    Bilmem su soruyu hic kendinize sordunuzmu: Turkiye topraklari neden bir filozof yetistiremiyor, ve dunya'ya acilim getirecek fikirleri ortaya atamiyorda sadece ortaya atilmis fikirleri ustelik yeteri kadar algilayamadan takibe ve yoruma calisiyor, yani kisaca fikir konusunda dunyada liderlik yerine, hep takipcilik yapiyor.

    Bu konuda bilhassa nihilizmin, bireyci akilciligi; kendi turu insanoglunu kendine rakip sectigi icin, algilanmasi gereken en onemli dusunce ve davranis seklidir. Cunku, Dunya bu konuda bir suru tarihi kisilik yetistirmis (Hitler, Stalin, Mussolini, Bush, Saddam, Kaddafi, Usame Bin Ladin v.s.) ve hala da yetistirmektedir.
    http://img88.imageshack.us/img88/2130/xsig2.jpg
    Iste bu benim hem kendime hem herkese duydugum saygim. Ne kendime zarar veririm, ne de baskasina. Ben bir bireyim, bireysellikten arinip "insan" olmaktir, dilegim.

  5. #5
    glsezinrs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12 Aralık 2010
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    1.306

    Standart

    Alıntı evrensel-insan Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kisaca, 87 yildir, Turkiye'nin idare sekline ne denilirse denilirsin, ne tartisilirsa tartisilsin, ana sorunu birey ve bireyin bilinci olan bireysel hak ve ozgurlukler, ve devletin gorevi olan bunu koruyucu hukukun temelindeki sivil toplum orgutlerini yaratamamasidir.
    Son 2 paragrafa katılmıyorum..Neden cumhuriyete endekslendi?Bu insanlar 87 yıl önce gökten mi indi?Elbette belli bir yapının etkilerini taşıyacaklar.87 yıl içinde bir sürü hata yapılmıştır hala da yapılmaktadır ama faturayı cumhuriyete,dolaylı olarak da Atatürk'e kesmeniz manidar..Ayrıca ben suçlu/suçlular da aramıyorum.Sadece basit bir neden-sonuç analizi yapmaya çalıştım...
    Gün gelir, istiridye incinin değerini anlar.

  6. #6
    evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    27 Eylül 2011
    Yaş
    56
    Mesajlar
    2.772

    Standart

    Alıntı glsezinrs Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Son 2 paragrafa katılmıyorum..Neden cumhuriyete endekslendi?Bu insanlar 87 yıl önce gökten mi indi?Elbette belli bir yapının etkilerini taşıyacaklar.87 yıl içinde bir sürü hata yapılmıştır hala da yapılmaktadır ama faturayı cumhuriyete,dolaylı olarak da Atatürk'e kesmeniz manidar..Ayrıca ben suçlu/suçlular da aramıyorum.Sadece basit bir neden-sonuç analizi yapmaya çalıştım...
    Ozel bir durum yok. Ben Anadolu'nun hic bir tarihi doneminde yetistirilemeyen bireye zaten degindim.

    Burada onemli olan TC tarihinde de bunun one cikmamasidir. Boyle bir olanak oldugu halde. Yani, Ataturk'te birey yetistirme uzerine bir girisimde bulunmamistir. Kendisi de zaten toplumsal kisilige sahipti.

    En azindan osmanli'dan ayrilan diger topraklar ve milliyetler (balkanlar mesela) bu konuda adimlar atmislardir. Tabi onlarin dini temelinin islam olmamasinin da rolu buyuktur.

    Oyuzden ortada bir fatura kesme yok. Ayrica bu 87 yilin sadece 15 yili Ataturk ile ilgili.
    http://img88.imageshack.us/img88/2130/xsig2.jpg
    Iste bu benim hem kendime hem herkese duydugum saygim. Ne kendime zarar veririm, ne de baskasina. Ben bir bireyim, bireysellikten arinip "insan" olmaktir, dilegim.

  7. #7
    glsezinrs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12 Aralık 2010
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    1.306

    Standart

    Alıntı evrensel-insan Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ozel bir durum yok. Ben Anadolu'nun hic bir tarihi doneminde yetistirilemeyen bireye zaten degindim.

    En azindan osmanli'dan ayrilan diger topraklar ve milliyetler (balkanlar mesela) bu konuda adimlar atmislardir. Tabi onlarin dini temelinin islam olmamasinin da rolu buyuktur.
    Balkanlar -Eğer oradaki Türk-müslüman toplumları kastediyor iseniz- (coğrafyasından dolayı)zaten avrupa kültürüyle daha içiçe..Merkezi yönetimden kısmen de olsa daha bağımsız..Ayrıca Balkanlara anadoludan gönderilen Türk boyları, -görece-daha hümanist ve hoşgörülü bir İslami yorum içeren Bektaşi kültüründen gelmekteydiler.Bunların da etkisi olabilir..
    Cumhuriyet döneminde birey yetiştireme konusuna gelince;
    -natonun bir parçası olmakla üstlendi(ril)ğimiz misyon
    -Osmanlı döneminin elitlerinden/aşiret yöneticilerinden oluşan meclis yapılanması
    -Halkın çok küçük bir bölümünün okur-yazar olması ki-bazan gündeme taşındığı gibi; halk şakır şakır okuyordu da harf devrimiyle bundan koparıldı savları gülünesidir--
    -İlkel (makineleşmemiş)tarım aşamasında olan anadoludaki üretim biçiminin şekillendirdiği kültürel altyapının "bireyselleşmeye" izin vermemesi
    - doğu-güneydoğudaki feodal yapılanmaların "oy"karşılığında görmezden gelinmesi,buna göz yumulması
    ilk anda aklıma gelenler bunlar..liste uzatılabilir..
    Gün gelir, istiridye incinin değerini anlar.

  8. #8
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.546

    Standart

    Kişilik tanımlanırken “toplumsal kişilik” “bireysel kişilik” ayrımı olguyu anlaşılmaz duruma düşürdüğü gibi, düşünceyi de bulanıklaştırmaktadır. Her şeyden önce kişilik toplumsal zeminde ortaya çıkar; toplumsal zemin olmayan hiçbir yerde ne kişi ne de kişilikten söz edilebilir. “Ben” in kişiliği “sen” ve “o” na göre, “senin kişiliğin “ben” ve “o”na göre, “o”nun kişiliği aynı şekilde “ben” ve “sen” e göre ortaya çıkar. Bir adada yaşayan biyolojik insan yapılı canlı ne insandır ne de kişidir.

    Bu ayrımı belirledikten sonra kişiliğin bastırılması, yozlaştırma, kimliksizleştirme ve sürüleştirme olgularının ele alınması gerekir. Bunların hiç biri “toplumsal kişilik” olarak tanımlanamaz.
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  9. #9
    evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    27 Eylül 2011
    Yaş
    56
    Mesajlar
    2.772

    Standart

    Alıntı glsezinrs Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Balkanlar -Eğer oradaki Türk-müslüman toplumları kastediyor iseniz- (coğrafyasından dolayı)zaten avrupa kültürüyle daha içiçe..Merkezi yönetimden kısmen de olsa daha bağımsız..Ayrıca Balkanlara anadoludan gönderilen Türk boyları, -görece-daha hümanist ve hoşgörülü bir İslami yorum içeren Bektaşi kültüründen gelmekteydiler.Bunların da etkisi olabilir..
    Cumhuriyet döneminde birey yetiştireme konusuna gelince;
    -natonun bir parçası olmakla üstlendi(ril)ğimiz misyon
    -Osmanlı döneminin elitlerinden/aşiret yöneticilerinden oluşan meclis yapılanması
    -Halkın çok küçük bir bölümünün okur-yazar olması ki-bazan gündeme taşındığı gibi; halk şakır şakır okuyordu da harf devrimiyle bundan koparıldı savları gülünesidir--
    -İlkel (makineleşmemiş)tarım aşamasında olan anadoludaki üretim biçiminin şekillendirdiği kültürel altyapının "bireyselleşmeye" izin vermemesi
    - doğu-güneydoğudaki feodal yapılanmaların "oy"karşılığında görmezden gelinmesi,buna göz yumulması
    ilk anda aklıma gelenler bunlar..liste uzatılabilir..
    Hayir, sadece Turk etnisite ve musluman olanlara degil, oranin kendi etnisitesi ve dini inanci olan cografi toplumuna da deginiyorum.

    Sende, aslinda kendince "neden birey yetistirilmiyor?" sorusuna kendi algi ve bilgince yanitlar vermissin ve daha da verilebilecegini soylemissin.

    Ozaman benim su paragrafima bir sey demiyorsun, zaten o paragraf tum bu basligin ozeti.

    Kisaca, 87 yildir, Turkiye'nin idare sekline ne denilirse denilirsin, ne tartisilirsa tartisilsin, ana sorunu birey ve bireyin bilinci olan bireysel hak ve ozgurlukler, ve devletin gorevi olan bunu koruyucu hukukun temelindeki sivil toplum orgutlerini yaratamamasidir.-e.i.-

    Onemli olan birey yetistirilmemesinin nedenlerinden ziyade, bu olanagin oyle veya boyle toplumsal, sosyal v.s. olarak kullanilmamis olmasidir.
    http://img88.imageshack.us/img88/2130/xsig2.jpg
    Iste bu benim hem kendime hem herkese duydugum saygim. Ne kendime zarar veririm, ne de baskasina. Ben bir bireyim, bireysellikten arinip "insan" olmaktir, dilegim.

  10. #10
    evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    27 Eylül 2011
    Yaş
    56
    Mesajlar
    2.772

    Standart

    Alıntı nejdet Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kişilik tanımlanırken “toplumsal kişilik” “bireysel kişilik” ayrımı olguyu anlaşılmaz duruma düşürdüğü gibi, düşünceyi de bulanıklaştırmaktadır. Her şeyden önce kişilik toplumsal zeminde ortaya çıkar; toplumsal zemin olmayan hiçbir yerde ne kişi ne de kişilikten söz edilebilir. “Ben” in kişiliği “sen” ve “o” na göre, “senin kişiliğin “ben” ve “o”na göre, “o”nun kişiliği aynı şekilde “ben” ve “sen” e göre ortaya çıkar. Bir adada yaşayan biyolojik insan yapılı canlı ne insandır ne de kişidir.

    Bu ayrımı belirledikten sonra kişiliğin bastırılması, yozlaştırma, kimliksizleştirme ve sürüleştirme olgularının ele alınması gerekir. Bunların hiç biri “toplumsal kişilik” olarak tanımlanamaz.
    Insanoglu birinin toplumsal olmasi baskadir, kendi dusuncesi yerine toplumun dusuncesini uygulamasi baskadir.

    Toplumsal kisilik, bir kisinin bulundugu cografya ve toplumda ona dogumdan itibaren verilen her turlu etik (milli,dini, ahlaki, toresel, ananevi, sosyal, siyasal, toplumsal v.s.) degeri, veriyi ve tabuyu oldugu gibi uygulayip, ya da uygulamayip, uygulamayana, ya da uygulayana karsi toplumsal kutuplasmak, taraf olmak ve biz/oteki ayrimciligi yaratmaktir.

    Toplumsal kisilige sahip bir kisi, verilen degerleri sorgulamadan, ne oldugunu algilamadan ve ustelik yasaminin da onune koyarak bu degerler icin yasayan ve aklini inandirdigi bu degerlere dogru temelinde baskalarini da cekmeye calisan ve kendi inandigi dogrulari, baskalarina empoze eden, baski kuran ve mudahele eden, dusunce ve davranisa ship kisinin kisiligidir.

    Bireysel kisilik ise (birey bilinci ile karistirilmamalidir), kisinin genelde kendi varliginin ve kendine kendi iradesiyle kabul ettigi degerlerin savunucusu olandir, topluma ve etrafina ters dusebilir, ama bu onu etkilemez. Cunku onun icin kendi dusunce ve davranisi onemlidir ve hak ve ozgurluklerinin bilincinde ve farkindadir.

    Bu konuile ilgili, asagidaki linkte yer alan mesajlari okuyabilirsin.

    Birey ve Birey Bilinci Uzerine
    http://img88.imageshack.us/img88/2130/xsig2.jpg
    Iste bu benim hem kendime hem herkese duydugum saygim. Ne kendime zarar veririm, ne de baskasina. Ben bir bireyim, bireysellikten arinip "insan" olmaktir, dilegim.

Sayfa 1/2 12 SonSon

Members who have read this thread : 10

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0