Sevgili felsefe.net forum üyelerimiz feminizm hakkında ki görüşleriniz nelerdir?lütfen bu soruya 'feminizm' kelimesini ilk duyduğunuzda zihninizde canlanan imajıyla cevap veriniz.
Teşekkür ederim
Sevgili felsefe.net forum üyelerimiz feminizm hakkında ki görüşleriniz nelerdir?lütfen bu soruya 'feminizm' kelimesini ilk duyduğunuzda zihninizde canlanan imajıyla cevap veriniz.
Teşekkür ederim
felsefe yapmak ölümü anlamaya çalışmaktır..CİCERO
Benim ilk aklıma gelen A.Giddens'ın sosyolojide feminizmi ;
1.Özgürlükçü feminizm
2.Köktenci feminizm
3.Siyah feminizm
diye 3'e ayırması geliyor. Benim ilgimi Özgürlükçü feminister çeker. Konuyu derinlemesine, sosyolojik, kültürel açıklarken sistemi radikal şekilde masaya yatırıyorlar.
Ayrıca ilk feminist kadın Lilith geliyor.
Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)
feminizm tarihsel bakımdan incelendiğinde nerede durmaktadır,popüler medya feminizm ideolojisini 'erkek düşmanlıpı' gibi bayağı bir söylemle toplumum zihinlerine aşina kılarak neyi hedeflemektedir?feminizm emek sömürüsüne de gönderme yapan bir yaklaşımla varlığını korumak istediği halde neden ''toplumsal cinsiyet'' dediğimiz eşitliğin önünde ki en büyük engeli aşamamaktadır?
Kadın cinselliği üzerinden yürütülen politikalar feministleri harekete geçiren noktaların başında gelir.''İkinci cins'' le büyük bir patlama yaşayan erkek egemen dünya tekrar bir Simone de Beauvoir eşitliğini mi beklemektedir acaba?
felsefe yapmak ölümü anlamaya çalışmaktır..CİCERO
İlk olarak feminizm'in erkek düşmanlığı olarak bilinmesi/aksedilmesi beni üzüyor.Feminizmi genel olarak kadın=erkek ayrımcılığına karşı çıkarak, cinsler arasında siyasal, ekonomik ve toplumsal eşitliği savunan görüş olarak bilinmesi/aksedilmesi gereklidir.Asıl sorunun erkek eğemenliği olduğunu düşünüyorum.Kısa bir zaman önce bir seminere gitmiştim benim zihnime kazınanlar bunlar birde feminizm'in LİBERAL FEMİNİZM,MARKSİST FEMİNİZM.. gibi kategorileri var.Sümeyra arkadaşım bizi bu kategoriler konusunda bilgilendirise çok mutlu olacağım.
Yedi parça oldu.
Altısı uçtu.
Birini aldı.
Üzerinde 'oluş' yazıyordu..
Eşitlikçi Formlar:
Eşitlikçi Feminizm - Önde gelen feminist liderleri de içeren çoğunluk bunun feminizmin gerçek bir formu olmadığını öne sürmektedir.
Bireyci Feminizm - (Libertarian Feminizm olarak da bilinir) Yukarıdakiyle aynıdır.
Liberal Feminizm
Kadın Merkezli (Gynocentric) Formlar:
Kültürel Feminizm
Cinsiyet Feminizmi
Pop Feminizm
Radikal Feminizm
Baskının Ataerkillikten Kaynaklandığını Kabul Edenler:
Anarko-Feminizm
Radikal Feminizm
Fransız Feminizm
Seks Radikal Feminizm
Baskının Kapitalizmden Kaynaklandığını Kabul Edenler:
Marksist Feminizm
Sosyalist Feminizm
Ayırımcı (Segregationalist):
Lezbiyen Feminizm (Lezbiyen Ayrıkçılığı/Lesbian separatism) )
Ayrılıkçı Feminizm/Seperatist Feminizm
Afrikan-Amerikan
Siyah Feminizm / Black Feminism
Kadıncılık/Womanism
Batı-Dışı :
Üçüncü Dünya Feminizm
Sömürge Sonrası Feminizm
kaynaklar;cogito 58,feminizm herkes içindir Bell Hooks
feminizmin kollara ayrılması emekçi kadın gücünün ayrılığa düşmesi demek olduğunu savunan feminstler,bölündükçe bölünen ve ayrışan kadın problemine eğilen aktivistler hala tartışmaktadırlar.
felsefe yapmak ölümü anlamaya çalışmaktır..CİCERO
kadının erkeğe göre yeniden yorumu ile erkeğin kadına göre yeniden yorumu arasında bir fark yoktur. ne ki, beş-bin yıllık bir erkek egemenliği ve erkek-egemen anlayışı söz konus ise, o zaman kadının erkeğe güvenmemesi ve kendi alanında feminel bir doku oluşturmasını anlamak gerekir. yalnız feminel düşüncelerin kaynakları ile gelinen aşamadaki yedek-güç olma eğiliminin göz ardı edilmemesi gerektiği kanısındayım. kadın sömürüsünün kölecilikten önce başladığı bilindiğine göre, kadının sömürülmesine karşı olmanın tüm sömürü biçimlerine karşı olmasının mihenk taşını oluşturduğunu söylemek mümkündür. demek ki, söz konusu olan kadının değil, kadın üzerinden insanın sömürüsüdür yaşanan. böyle olunca feminel karşı-koyum cinsiyet üzerinde yoğunlaşmakla erkek egemenliğinin sürdürülmesine katkı sağlamaktadır. erkek egemenliğinin erkek cinsi ile hiç mi hiç alakası yoktur. Erkek egemenliğinin cinsiyeti yoktur. o zaman, feminizm emek sömürüsünde erkek yanında yer almak demektir; kadının erkekleşmesi demektir; sömürüye farklı bir açıdan ortak olmak demektir.
adam gibi değil, kadın gibi değil; insan gibi...
kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.
Teşekkürler bilgi için.
sümeyra Nickli Üyeden Alıntı
Yedi parça oldu.
Altısı uçtu.
Birini aldı.
Üzerinde 'oluş' yazıyordu..
nejdet..feminizmin emek sömürüsünde erkek yanında yer almasına bağlı getirdiğin temel düşünceyi tam olarak anlamadım,erkek egemenliğinin cinsiyeti vardır,daha önce hangi emek sömürüsünün başladığı bize kadın sömürüsünün spesifik konumunun sarsılacağıyla ilgili bir ipucu vermez düşüncesindeyim.Kadın problemi tüm insanlığı ilgilendiren fakat nedenleri ve bileşenleri diğer sömürülerden farklı bir alanda kendini gösteren bir sömürü çeşididir.
felsefe yapmak ölümü anlamaya çalışmaktır..CİCERO
kadın sömürüsünün tüm insanlığı ilgilendirdiğini söylediğinde ortak paydayı da belirlemen gerekecektir. örneğin Afrika da bize göre çok ilkel sayılan -ki ben onları çağdaş olarak görüyorum- topluluklarda kadın sömürüsü yoktur. dolayısı ile kadın sömürüsü tüm dünyadaki kadınların -bunu cins olarak söylüyorum- sorunu değildir. o zaman, kadın sorunu temelde emek sömürüsü ile sıkı-ayrılmaz bir ilişki içerisinde yer almaktadır. Feminiz çıkış kaynağı itibariyle erkeklerle eşitlenme düşüncesine dayansa da eşitlemenin söürüyü ortadan kaldırmadığı ve mistifike edilerek erkek gibi kadın cinsiyle karşılaştığımızı görmek mümkündür. bu erkek egemen düşüncedir ve bu nedenle de cinsiyeti yoktur. rütbelerin sefaleti kadının kimliğini yok eder ve bu kimliksizlik sonucunda homo-seksüel ve bi-seksüeller de kimliksizleştirilmeye sürüklenirler. cinsiyetin öne çıkartılması başlı-başına bir egemenlik kurma felsefesine dayanır ki feminizm bu bağlamda Austrolopitecus Africanus'lardan itibaren günümüze kadar uzanan binlerce yıllık bir sömürü düşüncesine yedeklik yapmaktan kurtulamaz. bu nedenle politik feminizm erkek egemen düşünce ile aynı sonuca varacaktır.
kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.
feminizmin erkek-kadın eşitliği noktasında gösterdiği hassasiyet ortadadır,burada kastedilen eşitliğin temeline indiğimizde mistifikasyonun olası olmadığını görüyoruz aslında çünkü feminizm eleştirel bir ideolojidir,yani kadının erkekleştirilmesine yol açtığını düşündüğün bazı gerekçeler feminizmin tam da üzerinde durduğu hareket nokatalarıdır.Eşitlenmekten kasıt haklar itibariyle aynı statüde var olabilmektir ki bu cinsiyetten bağımsız olarak insani bir dilek ve direniş ağıdır.Cinsiyetin öne çıkartılması meselesi ise başlı başına bir handikaptır çünkü bunu öne çıkartan ataerk düşüncenin kendisidr feminist direnişçiler değildir,feminizmin çabası ise bu cinsiyetçi bakış açısının irdelenmesi noktasında vardır.
Feminizm eşitliğin dışında bir çok kadınsal probleme dayalı toplumu idealize etmeye yönelik bir bakış açısını hedefler..kadın doğasına atfedilen diktelerden tutun bedenine,cinselliğine,ruhsal yapısına(!) kadar her konuyu ele alır/almayı amaçlar.
felsefe yapmak ölümü anlamaya çalışmaktır..CİCERO