sevgili rainbow sizin bahsetmiş olduğunuz hür demokratik parlementer sistemin sonucudur. Yasa koyucular erkler konusunda epey hassas ve duyarlı davranmışlar ki bu ülke ihtilallerin darbelerin göz odağı haline gelmiş. Toplumsal kutuplaşma veya kamplaşmalar konusunda ki endişelerinizi anlamak birlikte dönem dönem bende her yurttaş gibi kendimi bu kaygıların içerisinde buluyorum. Çünkü sistemsel bir varoluş içerisinde sürekli mevcut toplumun gevşek üretim ve tüketim ilişkilerinden besleniyoruz. En önemlisi sistem bizim bu halimizle şekilleniyor. Sistem için ikitadarda yada muhalefette kimlerin olduğunun bir önemi yoktur. Tüm kumarhanelerde kural net ve açıktır. Her zaman kasa kazanır.
Oyuncuların hangi masa hangi oyunu oynadıkları kazanıp kazanmadıkları hiç önemli değildir. Kazanan oyuncuda kaybeden oyuncuda kasaya para bırakır. Bu yüzden amaç şartlar koşullar ne olursa olsun sirkülasyonu sağlamaktır. Birileri öyle yada böyle kumar oynasın ki o sektör hep var olabilsin.
bu bağlamda kimin haklı kimin haksız olduğunun benim için pek bir önemi yok. temel hak ve özgürlükler dışında. ikinci yazımda söylemiştim halkların halklara sorunu yoktur kralların krallarla sorunu vardır. Farkındaysanız toplum tür ayrımı yapılmaksızın farklı kuşatmalara çatışmalara çekilmeye çalışıyor. Ve bunu yaparlerken kendi varlıklarını unutturuyorlar.
sevgili rainbow tüm kalbimle söylüyorum en tehlikeli ve acımasız olan teroristler devletlerin ta kendileridir; sözümü rousseau'nun bir başka sözüyle sonlandırmak istiyorum.
Krallığı için özgürlük isteyen bir kral kendisi için bir şey isteyemez.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı


