6 sonuçtan 1 ile 6 arası

Konu: The Matrix

  1. #1

    Üyelik tarihi
    28 Şubat 2010
    Mesajlar
    9

    Standart The Matrix, Matrix Reloaded, Matrix Revolutions, Animatrix

    The Matrix / 1999



    İki türlü gerçeklik vardır: biri yaşanan, öteki yaşamın ötesinde olan. Bunlardan biri rüya, öteki de Matrix'dir. Neo, umutsuz bir çaba ile Matrix hakkındaki gerçeği araştırıyor. Tam olarak kavrayamadığı şeylerin yaşamını kontrol ettiğini biliyor.

    Matrix Nedir? Neo, efsaneler aracılığı ile tanıdığı ve son derece tehlikeli bir adam olan Morpheus'un gerçeği bildiğine inanmaktadır.Bir gece Neo, kendisini başka bir dünyaya götürebilecek güzel yabancı Trinity ile tanışır. Bu kızın götüreceği dünyada, Morpheus'u bulacak ve Matrix hakkında bir şeyler öğrenecektir.

    Yapım yılı
    1999
    Süre 136 dakika
    Dil İngilizce
    Bütçe 63 milyon dolar
    Hasılat 460 milyon dolar

    The Matrix Reloaded / 2003




    Yapım yılı 2003
    Süre 138 dakika
    Dil İngilizce
    Bütçe 150 milyon $
    Hasılat 735,600,000 $

    Neo ve Zion'un diğer isyancıları, Matrix'i dönüştürme çalışmalarına başlıyor. Neo'nun kendi gücünün ve misyonunun iyice farkına vardığı noktadan başlıyoruz filme. İlk filmde kendisini ve yoldaşlarını ajanların elinden kurtaran Neo, ikinci filmde bütün bir Zion şehrini ve sakinlerini kanatları altına almaya çalışacak.

    Bunun için de, ulaşmak son derece güç olsa da, Anahtarcı'yı bulmaları gerekiyor. Bu durum ise düşmanlarına yenilerini de katacaktır. Kendisini kopyalayıp, kopyalarından bir ordu hazırlayan Ajan Smith'e İkizler de katılır.

    The Matrix Reloaded'da, direnmeyi sürdüren tek insan kolonisi olan Zion'un kapıları seyircilere açılıyor. Fakat açılan kapılarından girmeye çalışan başkaları da olacaktır!..


    Matrix Revolutions / 2003



    Yapım yılı 2003
    Süre 129 dakika
    Dil İngilizce
    Bütçe 150 milyon $
    Hasılat 456 milyon $

    Gerçek dünya, Matrix'in makine askerleri tarafından istila edilirken, Zion'un da yaşanabilir bir yer haline getirilme çalışmaları paralel olarak devam ediyor. Neo'nun tüm insanlığı, gerçek yaşama geri döndürüp döndüremeyeceği ve Matrix sisteminin tam anlamıyla durdurulup durdurulmayacağı, gerçek dünya ile sanal dünya Matrix'in arasında sıkışıp kalan Neo'nun kendini kurtarabilmesine bağlıdır.

    Animatrix: Osiris'in Son Uçuşu

    Animatrix, Matrix dünyasının animasyon ortamına aktarılmış öykülerinden oluşuyor. Osiris'in Son Uçuşu ise 9 kısa filmden oluşan serinin en çarpıcı örneklerinden biri.

    Bilgisayarlı animasyon teknolojinin ulaştığı yeri görmek açısından da önem taşıyan yapım, unutulmaz bir kılıç gösterisiyle başlıyor. Daha sonra ise bir direnişçi gemisine geçiş yapıyoruz. Zion'a doğru yolculuk yapan gemi, şehrin çevresini saran düşmanlara karşı bir mücadeleye başlar...

    Yapım yılı 2003
    Süre 89 dakika
    Dil Japonca, İngilizce


    Senaristler Wachowski kardeşler

    evet burada tartışalım?

  2. #2
    fides - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2008
    Yer
    Sürgün
    Mesajlar
    1.538

    Standart

    Ben Wachowski kardeşler denilince bir duruyorum.V for Vendatta'da favorim. Adamlar işini biliyor.
    Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)

  3. #3

    Üyelik tarihi
    28 Şubat 2010
    Mesajlar
    9

    Standart

    onu daha önce duymuştum. açmış oldugun başlıkta wachowski kardeşlerin yazdıgını öğrenince en kısa zamanda izlemeye çalışacağım

    yalnız filmde anlamadığım nokta neo soruyor matrix dünyasında ölürsem burdada(gerçek dünyada) ölmüş olur muyum? diye, morpheus: akıl olmadan vücut yaşayamaz diye cevaplıyor.
    matrix reloaded filminde neo zion'a geldiginde bir çocuk sesleniyor "neo neoo" diye Animatrix'te o çocuğun öyküsü anlatılıyor rüyalarının uyanık halinden daha gerçekçi oldugunu hatta nette biri ile tartışıyor bunu:

    - Biri bana anlatsın. neden rüyalarım uyak halimden daha gerçek gibi? duyularım gerçek mi nasıl anlarım?
    - Gerçeklerinde biraz hayal, Hayallerinde biraz gerçek var. gerçegi bilmek istiyorsan, her şeyi riske atmalısın.
    - sen kimsin? yalnız mıyım?
    ... muhabbet gider

    ve çocuk bu gerçegi öğrendikten sonra ajanlar peşine düşer ve rüyasında gördügünü gerçekleştirir okulun çatı katından atlar ve ölür.. ve zionda gözünü açar.

    hani vücut akıl olmadan yaşayamazdı?

  4. #4
    mavimor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2008
    Yer
    Ayvalık
    Yaş
    32
    Mesajlar
    1.422

    Standart

    Üniversitede okurken bir dergi için bu film hakkında bir yazı yazmıştım. Sizinle paylaşayım:

    Gerçek ile yanilsama arasindaki farki anlaman için sunulan iki hap var. İki haptan birini seçmek zorundasin. Bu senin son seçim hakkin, mavi hapi seçersen hikaye sona erer, sabah uyandiginda bu sayfayi hatirlamazsin ve her gün yasadigin hayati yasamaya devam edersin. Kirmizi hapi alirsan gerçek dünyaya uyanir ve matrix'in derinliklerine girersin...
    Gerçegi mi yoksa alisageldigin yanilsamalar dünyasini mi tercih edersin? Ya da hangisi gerçektir?
    Wachowski kardeslerin senaryosu, görüntüleri ve özel efektleri ile sinemada yeni bir dönem baslattiklari matrix'i hala izlemeyenler için bu yazi sonun baslangici yada baslangicin sonu olabilir. Tercih sizin...
    Gerçegin çölüne hos geldiniz...
    Matrix, bakis açisini genisletiyor hayat hakkinda bin bir türlü soru üretmemizi sagliyor. İnsanoglunun varliginin amacini baska bir perspektiften yansitiyor, hemen hemen tüm dinlerin ilgilendigi sorulara cevap arayisi içinde olay örgüsünü kuruyor... 'Kimiz? Nereden geliyor, nereye gidiyoruz? Neden bu dünyadayiz? Etrafimizdaki nesne, kisi ve olaylarin gerçeklikleri nedir?'
    "iman" ile "eylem"in, "olumlu düsün" ile "kendini bil"in , dogu mistisizmi ile "alice harikalar diyarinda"nin, yeniden dirilen isa ve taifesi ile eski yunan'in, bilgisayar sihirbazlari ile insan-i kamil'in halay çektikleri bir inanma durumudur matrix in teklifi.
    Matrix'e göre fizigin sinirlarinin çizilemedigi bir yerde metafizigin nerede basladigi da belli degildir...bu ayrintiyi vermiskin sunu belirtelim;
    Yaziyi okumaya calisma! Yazi yok! Okudugun sensin!...
    Matrix, gerçek sandigimiz hayatin ta kendisi gibi; katman katman... Uyandirilmayi bekleyen her yastan, her tip insan farkli seyler buluyor içinde. Semboller öyle ustalikla örülmüs ki birbirine, dejavular dahil,istisnasiz hiçbir ani "öylesine olmayan, özenle dokunmus" yapisinda görüp fark edebildiginiz kadarini, beyninizde tasiyabildiginiz bir oyun ve hayatin basitlestirilmis hali...
    Matrix'i yazip yöneten wachowski kardesler, çagdas uygarlik dedigimiz düzeni elestirmeye basliyor; fazlasiyla maddiyatçi, fazlasiyla teknolojiye düskünüz.. Oysa insani makineden ayiran, ruhunun oldugu ve bu olusun farkinda olmasidir. Wachowski kardesler, bu noktadan hareket edip zamanimizdan (19.02.98 - 18.09.99) yaklasik gerçek dünya tarihinden iki yüz yil sonra (2199) matrix tarihine uzanip yunan mitolojisi ve semavi dinlerin devami niteligi bir kurtulus destani olusturuyorlar.
    Gündelik yasantisinda siradan bir isimle sokaklarda dolasip, köse basindaki pizzacida karnini doyuran bas kahramanimiz içinde yüzüp durdugu sularin dogasinda igreti duran, eksiklik duygusuna yol açan bir seylerin oldugunu hissettiginde kendi gerçekliginde "neo" adini alarak arayisa geçiyor. (one, neo'dur, ve neo, one'nin evirmecesidir, yunanca'da yeni anlamina gelir ve yeni gelen seklinde yorumlanabilir... )
    Neo nun arayisa geçisiyle birlikte insanogluna habersiz olduklari makinelerin boyundurugundan kurtaracak bir mesih gönderilmistir: sanal düzenin korsani hacker neo'yu, matrix'in içinde aslinda yasamayan uyuyan insanlari kurtarmak için seçilmis kisiyi, bulup uyandiracak olan düsler tanrisi morpheus'tan baskasi degildir. (morpheus latince'de biçim anlamina geliyor, yunan mitolojisinde ise rüyalar yoluyla sekillerde degisiklik yapan rüya tanrisinin ismidir...)
    Film kahramanlari ve isimleri yanisira göndermeleriyle bir çok yönden ilgi çektigi gibi ilgiyi diri de tutuyor.
    Filmin dikkat çeken yönlerinden biri de morpheus'un egitim programi neo kirmizi elbiseli kadina baktiktan sonra morpheus tekrar bak der, neo döndügünde tahrik eden kirmizi elbiseli kadin, gerçegi arayan isyancilar için tehlikeli ajana dönüsür. Bu kisimda anlatilmak istenen,hristiyanlik inancinda oldugu gibi diger dinlerde de üzerinde durulan cinsel arzularin, kendini insanligin uyanisina adayan neo için aldatici ve tehlikeli olacagidir; ama bu mesajdan birkaç sahne sonra kahvalti masasinda mouse, epoque ve swich arasinda geçen diyalogta mouse'un "iç güdülerimizi reddetmek bizi insan yapan yönümüzü reddetmektir" deyisi kadini tehlikeli sayan, önceki teze antitez olusturarak,sentezi biz seyircilere(tabi ki kirmizili kadinlarin seyircilerine degil filmin seyircisine birakiyor) birakiyor.
    Filmde deki yan kahramanlardan cypher, hz. İsa'nin hain havarisi temsilinde rol aliyor, isyancilari ele veren seytani karakter cypher ile isa'ya ihanet eden havari yahuda arasinda açik paralellikler vardir. Ayrica cypher ile seytan arasinda da açik baglantilar olup seytanin geleneksel betimlerini andirir;fakat beseri zihnin farkindaligina vurulacak darbede kullanilacak hakiki bilgiden yoksundur. Çünkü seytan kötülügün yaraticisi degil sadece karanligin hizmetkaridir. Hakiki bilgi sadece morpheus'ta (biçim) yani fizikte gizlidir. Seytan karanliga su sözü verir; "biçimin dogasini, fizigi getirecegim size, eger dilini çözmeyi basarabilirseniz, hakikatin son kölesini de teslim alir ve insan zihnini sonsuza dek sizin olusturdugunuz bir gerçeklige -matrix'e- hapsedebilirsiniz". Cypher gibi biçimi kullanarak sezgiyi kisirlastirma mahareti en sik düstügümüz hatalardan birisi degil midir?
    Filmde bazilari açik bazilari gizli sayisiz hristiyan motifi vardir. Fakat hristiyanlikla sinirli kalmayip ayni zamanda zen budizm'den nihilizm'e, tibet dinlerinden bilinmezlige (gnostisizm), popüler kuantum mekaniginden postmodernizm'e kadar bir çok motif içerdigi gibi hiçbir sekilde hristiyan filmi degildir.
    Hristiyan motiflere baktigimizda trinity ismi, teslis inancina göre "baba-ogul-kutsal ruh" üçlemesini temsil ederek isevilik inancina gönderme yapiyor. Filmin yahudi inancina göndermesi de morpheus'un egitim programlarinin birinde içine girdigimiz sistemde "bizden olmayan herkes potansiyel ajandir. Kurtarmak istedigimiz insanlarin kendi akillari ama bunu yapana kadar onlar bu sistemin bir parçasi ve bu yüzden bizim düsmanimizdir" mesaji yahudi inancinda "kendileri disinda herkes museviligi tercih edinceye kadar kendileri için birer hizmetçidir" anlayisina yöneltiyor izleyiciyi.
    Dinsel motiflerden yola çikmisken bütün dinlerin ilgilendigi kader olgusuna deginmeden geçilemez. Filmin her asamasinda kader, bizim karsimiza çikardigi gibi neo'nun karsisina sürekli seçenekler çikariyor. Önce neo'nun patronu bir seçenek dayatiyor: "ya ise zamaninda gelirsin, ya da yeni bir is ararsin!." ardindan morpheus: "bu binadan çikmanin iki yolu var; ya pencereden, ya da gözetim altinda." böylece seçenekler seçenekleri doguruyor ve neo gözetim altinda çikmayi seçince bu kez ajan smith'in sundugu seçenekle karsi karsiya kaliyor: "iki yasamin var; bunlardan birinin gelecegi var digerinin ise yok. Bir seçim yapmalisin". Neo bir sekilde seçeneklerle yola çikiyor ve karsisina çikan en önemli seçenekler ise: kuskusuz "kirmizi hap mi yoksa mavi hap mi?" seçenegi ile kahinin bildirdigi : "ya morpheus ölecek ya sen." seçim sana kalmis diyerek neo'yu kaderiyle basbasa birakmasi...
    Kahin gelecekte neler olacagini söylemek yerine öngörülerinin gerçeklesmesi için karsisindaki neye inanmasi gerekiyorsa onu söylüyor. Seçilmis kisinin üstüne düsen görevi yapabilmesi için, seçilmis kisi olmadigina inandirmasi geregi gibi.
    Sinirlari çizilmis düsler dünyasi, neo'nun pesinde oldugu "herseyin mümkün oldugu bir dünya" ve bu algoritmik ideale ulasmak için ise hepimizin kendi kaderi ile böyle bir gerçeklige ulasabilecegine inanmasi ve bu gerekliligin altini çiziyor. İste yazinin gösterdigi kapi bu... Tabi bu yazi sana ancak kapiyi gösterebilir. Kapidan geçecek olan ise sensin.
    Bu yazi sadece felsefeciler için degildir. Bir his ve getirdigi sorular yüzünden sabaha kadar uykusuz kalan herkes içindir. Yazi, felsefe hayatina bir son degil bir baslangiç olsun. Sunu da unutma yazi bakisinin seklini alacaktir.
    Sen hangi bakisi seçtin? Mavi mi kirmizi mi?..
    Matrix hakkinda yazabilecegimiz daha çok sey var fakat sinirlari belirlenmis bir dünyada bize ayrilan sayfalara bu kadarini sigdirabilecek özgürlügümüz var. Yanilsamalar dünyasinda hiç kimse yapmak istediklerinde özgür degildir. Eger bir seyi yapmak zorundaysaniz -baska türlü davranmak sizin için mümkün degilse- o zaman onu yapmakta özgür degilsiniz demektir. Eger kahin gelecegi biliyorsa gelecek belirlenmistir ve bu durumda hiç kimse, hatta neo bile özgür degildir...
    Söz uçar, yazı kalır...

  5. #5

    Üyelik tarihi
    28 Şubat 2010
    Mesajlar
    9

    Standart

    etkileyici bir yazı, teşekkürler mt yalnız matrix revolutions son sahnelerinde Seraph kahin'e soruyor:
    - Hep biliyor muydun?
    kahinde:
    - Hayır, bilmiyordum. Fakat inandım.

    Bir önceki mesajımdaki sorunun cevapını cocugun kırmız hap olayını kendi zihninden başardıgını varsayalım..
    bir başka soru makinaların dünya'ya olan bağlılıgı nedendir? atmosfer gibi bir şeye ihtiyaçları yok, uçabilmektedirler uzaya yerleşsinler ya da Güneş'e en yakın olan merkür gezegenine yerleşsinler?

  6. #6

    Üyelik tarihi
    28 Şubat 2010
    Mesajlar
    9

    Standart

    yok mu cevap verebilecek?
    Matrix revolutions filminde trinity ile neo gemi ile makina şehrine giderken sentinellerin saldırısına uğruyor sonra neo üstlerinden git Gökyüzü tek yol diyor. makinalar orayı geçemiyor sanırım ama ne bilim yine terslik var burada?

Members who have read this thread : 0

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0