7 sonuçtan 1 ile 7 arası

Konu: ‘Yalınayak değildir şiir!’ 21 Mart Dünya Şiir Günü

  1. #1
    chimera - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Mart 2008
    Mesajlar
    496

    Standart ‘Yalınayak değildir şiir!’ 21 Mart Dünya Şiir Günü



    2009 PEN Şiir Ödülü’nü kazanan Kemal Özer’in Dünya Şiir Günü Bildirisi şöyle:

    YALIN SÖZÜ YEĞLESE DE YALINAYAK DEĞİLDİR ŞİİR!

    Bir yüzleşme günündeyiz yine.

    Yine şiire bakıyoruz. Yine şiir ne işe yarar diyenlerle göz göze gelerek.

    Sesimizde yankılanan yine öncelikli bir soru: Hangi niteliklerle yüz yüze getirir bizi şiir?

    Sayabiliriz o niteliklerin birkaçını hemen: Yaratıcı eyleme merak, dönüşü olmayana cesaret, sıradana açılan savaş, emeğe gösterilen saygı, duyarlığa tanınan özgürlük, tasarlananı genişleten ufuk...

    Şöyle diyebiliriz örneğin:

    “Çin Seddi bittiği akşam duvarcılar nereye gittiler?” diye soran meraktır şiir.

    Kralı çıplak gördüğünde korkağın söyleyemediği cesur sözdür.

    Sıradanın yavanlığına başkaldıran çeşitlilik, emeği hor görene indirilen tokattır.

    Duyarlığı sınırlı tutanın karşısına yeni bir dil ile, tasarlananı güdük bırakanın karşısına yeni bir dünya ile çıkandır.

    Neruda'nın dediğini bir kez daha yineleyebiliriz öyleyse: Yedi canlıdır şiir. Bunca sömürü ve yoksulluğun insana yaşamı dar ettiği, işkence ve savaşlarla bunca zulmün, zorbalığın, kıyımın yeryüzünü kana boğduğu günlerde şiirin payına da canından olanların acısı düşer, soluğunun önüne birtakım engeller dikilir. Ama her keresinde yeniden canlanacaktır o, yüzleşmek için ayağa yeniden kalkacaktır.

    Her yüzleşme gününde kıyıcıya, zorbaya, işgalciye karşı diyeceği bir söz, yapacağı bir eylem, her yüzleşme gününde suskun kalanlara, boyun eğenlere karşı dolaşıma çıkaracağı bir öfke vardır çünkü. Eylemini kendisi kalarak gerçekleştirmeyi, öfkesini sözcüklere bürüyerek biriktirmeyi, sözünü çoğu kez yalın söylemeyi yeğlese de, onlarla kıyıcının, zorbanın, işgalcinin ve suskunluğun üstüne yürürken yalınayak değildir. Çıkarıp kafalarına fırlatacağı bir ayakkabısı her zaman vardır.

    Adın yokdu tanıştığımızda,sonrada olmadı.Çünkü başka biri oldun zamanla..

  2. #2
    chimera - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Mart 2008
    Mesajlar
    496

    Standart Ynt: ‘Yalınayak değildir şiir!’

    21 Mart Dünya Şiir Günü Bildirisi

    Şair arkadaşlarımızın önerisiyle, burada olduğu gibi, dünyanın
    birçok başka yerinde de dilin, özellikle de şiirin iletişim
    gücüne inananların kutlamaya hazırlandıkları bir bahar günü
    bugün. Kimileri parklarda, kimileri toplantı salonlarında,
    kimileri de sevdikleriyle kendi aralarında şiir okuyarak,
    şiir üstüne söyleşerek, şiir konusunda düşünerek kutlayacaklar
    bugünü. Şiirin insan acısını, sevincini, öfkesini ve akla gelmeyen
    daha nice duygularını nasıl dile getirdiğini yeniden hatırlayacaklar.
    Kimileri Boğaz'ın iki yakasını donatan erguvanlara bakarak yapacak bunu,
    kimileri nerdeyse yanı başımızda patlayan bombaların eşliğinde,
    çığlıklar arasında, barut kokusu içinde. Bir yandan ezenleri,
    ezilenleri, öbür yandan geceleri, yıldızları, kokuları, tepeden
    tırnağa çiçek açmış ağaçlarıyla insanı deli eden bu dünyayı
    düşünerek katılacak bu kutlamaya. Şiirin yaşanan her şeyi beş
    duyumuzla canlandırarak (görerek, işiterek, koklayarak, tadarak,
    dokunarak) algılamamızı sağlayan bir duyarlık kaynağı olduğunu,
    bize duygularımızla düşünmeyi, düşüncelerimizle duymayı öğrettiğini
    hatırlatacak Dünya Şiir Günü kutlamaları. Özgürlük ve dayanışma
    özlemi içinde, bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi
    kardeşçesine yaşamaya bir çağrı olduğunu düşünecekler şiirin.
    Yalnızca Edirne'den Ardahan'a kadar değil, Çin'den Peru'ya kadar
    uzanan bir umutla...

    Cevat Çapan / 2007
    Adın yokdu tanıştığımızda,sonrada olmadı.Çünkü başka biri oldun zamanla..

  3. #3
    chimera - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Mart 2008
    Mesajlar
    496

    Standart Ynt: ‘Yalınayak değildir şiir!’

    21 Mart Dünya Şiir Günü Bildirisi
    ŞİİR NEREYE
    Yaradır şiir; sözcüklerin gizli, aykırı ve yasak buluşmasının
    yol açtığı. Öyle bir yara ki sızısından, dünyanın dönerkenki
    çıkardığı ses bile etkilenir. Sonsuza dokunmak, imkânsızla
    buluşmak iyileştirebilir ancak onu. Her seferinde öte gerçekleri
    uyandırmaya kalkışması, verili olanı sorguya alması bundan.
    Sözcüklerin ona dar gelmesi de.

    Üşür, kentler yağmalandıkça
    Ateş aldıkça silahlar
    Muhalif bir soruya dönüşür sonra. Doğayla sevgili yakınlığı
    kuran, kendinin bir benzerini, itaat etmeyen ve emretmeyen
    birini arayan ozanın sorusu olur. İnsanın yarımlığına dokunmak
    için hiç açılmamış kapılarını zorlar sözcüklerin. Ve derin
    susmalardan, kanamalardan, anlamlı boşluklardan ve
    söylenmemişliklerden süzülüp “dünyaya nereden gidilir” diye
    seslenir. Bilinçli bir bilinçsizliğin içinden konuşur hep.
    Fakat bilincindedir muhalifliğinin. Ve hiçbir muhalif onun
    kadar muhalifliğinin farkında bile değildir belki de.
    Tanımlara sığmazlığı, hizaya sokulamazlığı, tuhaflığı,
    içtenliği, aykırılığı, öfkesi, kural tanımazlığı, uzlaşmazlığı
    nsana ve dünyaya karşı olmasındandır; insandan ve dünyadan yana
    olmasından…

    Öteki ellerini kullan
    Öteki sesinle çık sokağa
    Diye uyarır insanı. Şiir, artık uzaklara hazırlıktır.
    Ve yolculuğa dönüşmüştür böylece. Çünkü bir mümkündedir aklı.
    Tasarlanmayan hayata bir türlü sığamaz, sığdırılamaz. Ortak aklın
    insanı sıradanlaştıran ortak egemenliği dışında bir yerde kendini
    yakalamaya çalışan ozandan başkası dayanamaz bu yolculuğa. Çünkü
    sadece ozan, önünde duran onlarca, yüzlerce sözcüğü iteleyerek,
    onların içinden yüreğine teyellenen, kalemine ilişen birkaçıyla
    yarattığı tufan sonucu, el değmemiş duyarlıklara, yaşanmamış
    aşklara, kurulmamış dünyalara tanık edebilir bizi; geçmişin ve
    sonranın derinliklerinden elde ettiği imgelerle şimdinin bilgisine
    taşıyabilir.

    Yol yüründükçe, söz de yontula yontula azalır. Görünürde olmayan
    görünür olmaya başlar. Yüreklenir arka çıkılmamış düşünceler.
    Gelişmiş insan, yaşanır ülke ve barış içinde dünya düşleri
    kuran ozan, düşlerinin peşindedir aynı zamanda. Çünkü gelecek
    beklenen bir şey değil, yapılan ve yaratılan bir şeydir onun
    için. Bu durumu;

    Öteki gözümle gördüm gerçeği
    Şaşakaldı iki gözüm
    Diye duyurur bize. Bütün zamanların sanığı olarak gösterilir,
    olsun. Onun için önemli olan, hayatı üst bir hayata, anlamı üst
    bir anlama taşımaktır. Bir hayli zorlanmıştır dilin sınırları.
    Susmalar bile dile dönüşmüştür artık. Hayat nerede eksikse şiir
    de oradadır. Ancak, kor ateşte ele geçmeyen ve ressamın tuvaline bir
    türlü taşıyamadığı renk gibidir. Yetinmez anlamla. Açıları arasında
    sonsuzluklar bulunan bir düşgendir çünkü.

    Ne yapsanız, nasıl söyleseniz her tanımda eksik kalır. Ve hep
    ulaşılmazlıkla besler kendini. İsteyen; gece şafağa, tomurcuk
    meyveye, sevinç öpücüğe ve korku güvene dönüşürken görebilir onu.
    Aşkın önünde diz çökenler ve sevgilinin karşısında hiçbir şey
    olmayan ve onunla sonsuzca eşitlenenler… Bütün hayatlardan
    devşirdiği bir hayatla, birkaç yıldız ötede bir düşte konaklayan
    ve düşlerin de gerçeğin sınırlarına alınmasını isteyen ozanın,
    varlığından sıkıntı duymayacağı ikinci bir dünyadır artık.

    Şiir sayesinde kendisini keşfeden, yeteneklerinin, cesaretinin
    ve özgürlüklerinin sınırlarına ulaşan ozana, söylenecek bir şey
    mi kaldı?

    Ey ozan, sözcüklere daldır yüzünü, şiirden daha derin bir deniz
    var mı?

    Hayrettin GEÇKİN / 21 MART 2007
    Adın yokdu tanıştığımızda,sonrada olmadı.Çünkü başka biri oldun zamanla..

  4. #4
    chimera - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Mart 2008
    Mesajlar
    496

    Standart Ynt: ‘Yalınayak değildir şiir!’

    21 Mart Dünya Şiir Günü Bildirisi
    Şiir, yaşamın gizemli bir ırmağıdır, gerisin geriye de akabilen bir ırmak.
    Yüreklere doğru aktıkça, sevdalar, umutlar, özlemler çiçeklenir. Bu ırmaktan
    yoğunlaşan duygular, sözcük bulutlarını gül yağmuruna dönüştürür., düşler
    evrenine kapılar açar, köprüler kurar.

    Şiir, bir sestir, yaşam denen kristal kürenin içinde, boyun eğmez karanlığın
    hançerine. Aydınlıkta solunan güneş rengi dizelerde hasretler tüter barış
    üstüne. Bilincin koyağındaki çırpınışlarda şiir sessizce kırar hüznün kabuğunu.

    Şiir, sevgiyi emekten süzmek, gizli güzellikleri bularak yeniden yaratmaktır.
    Gerçeğin ne fotoğrafı, ne de doğanın kopyasıdır. O, nesnel gerçeğin
    güzelliklerden süzülen öznel bir yansımasıdır. Ne gökte, ne de yerdedir.
    İnsan olan, insan kokan her yer mekânıdır şiirin.

    Şiir ne karın doyurur, ne de kasaları doldurur. Ama yürek yelkenlerini
    şişirir ardına dek. Çünkü insan yüreği her zaman açtır, her zaman güzelliğin
    büyüsüne gereksinme duyar. Sözün en tatlı özü olan şiir, ekmek ve su gibi
    kutsal bir ihtiyaçtır.

    Şiir, sevdanın, haklı bir kavganın, zaferle biten bir çabanın adıdır.
    Özlemin kardeşidir. Bir çocuğun gülüşü, bir bebeğin ağlayışıdır. Bir
    yaprağın suya düşüşü, bir martı kanadının denize vuruşudur. Toprağı öpen
    yağmurun, rüzgârda uçuşan karın kokusudur.

    Şiir gelip de çalınca kapıları, açmak gerek yürek evinin kapısını, ta
    ardına kadar. O, yaz güneşini emmiş ballı bir yaban üzümüdür. Heybesi
    şiir dolu olan, bir sevgi yolcusudur. İçinde çağıltılı bir ırmak akar.
    Şiiri bir giysi gibi sırtına geçirenlere, pencereler açılır tan yerinin
    en kıvamındaki renkten. Bu pencereden, toprağın insan sıcağında nasıl
    mayalandığını görürüz. Ormanlar, dağlar kanatlanıverir. Kuşlar, yeni
    bir mavi çizer göğe.

    Şiir, balta girmemiş ormanların yeşil gülüşüdür. Bir ceylanın hızlı
    kaçışıdır. Azgın bir çağlayanın yüksek tepelerden dökülüşüdür.
    Alabalıkların soğuk dağ sularında yüzüşüdür. Gökte parlayan ayın,
    dağların arkasından yükselen güneşin, denizin sularında oynaşan altın
    ışıkların, yeşil çimenler içinde fışkıran bin bir çeşit çiçeğin sevilme
    isteğidir şiir.

    Kısacası, şiir kavuşmanın tadı, ayrılmanın acısıdır. Güzellik işçisi
    olan ozanın en derin sanatıdır. Sözün damıtılmasıdır.

    Ali Ziya Çamur / 2007
    Adın yokdu tanıştığımızda,sonrada olmadı.Çünkü başka biri oldun zamanla..

  5. #5
    chimera - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Mart 2008
    Mesajlar
    496

    Standart Ynt: ‘Yalınayak değildir şiir!’

    21 Mart Dünya Şiir Günü Bildirisi
    ne mutlu şiir okuyana ve sevene!..

    şiir depremdir, şiir ayaklanmadır, şiir başkaldırıdır. şiir şimşektir,
    yıldırımdır, gök gürültüsüdür şiir. şiiri, yani yıldırımı hiçbir siper-i
    saika durduramaz. şiir korkunçtur, güzeldir. hiçbir kapı, hiçbir duvar
    önünde duramaz. kapı tunçtan, demirden, çelikten de olsa önünde duramaz.
    şiir yürür, ezer geçer. şiir her şeyden, herkesten daha güçlü, daha
    yıldırıcıdır. şiir sınır tanımaz, ne kral tanır, ne imparator. şiir cengiz
    han 'dan da, sezar 'dan da, hitler 'den de, büyük iskender 'den de büyüktür.
    şiirin yürüdüğü yolun bitimi yoktur. şiir sonsuzluğa gider, sonsuzluktan
    gelir. şiir hiçbir güce boyun eğmez. en güçlüden daha güçlü, en güzelden
    daha da güzeldir. eşsizdir, bir benzeri daha olmamıştır ve olmayacaktır da.
    şiir bütün dillerden başka, bambaşka bir dille konuşur. ama onun dilini,
    söylediğini herkes ama herkes anlar. şiiri hiçbir güç tutsak edemez. altın
    da, pırlanta da, elmas da şiirden değerli değildir; olmamıştır,
    olmayacaktır. şiir dilsizleri konuşturur, sağırların kulaklarını açar. şiir
    buluttur, yağmurdur, gökyüzüdür. şiirin arkadaşları, dostları vardır. en
    yakın dostu bilimdir. sonra musiki ve resim gelir. şiirde müzik de vardır,
    resim de, yontu da. mimar sinan 'la da dosttur, darwin, einstein 'la da.
    şiir gelecektir, umuttur, özlemdir, mutluluk ve güzelliktir.

    şiirden en zalim, en gaddar, en acımasız krallar, imparatorlar bile çekinir,
    korkar. şiir ölümü bilmez, şiir yaşamdır. şiir muştu, sevinç ve mutluluktur.
    şiir kötümserlik bilmez, tanımaz. iyimserdir, cömerttir ve gençtir,
    delikanlıdır. yakışıklıdır şiir.

    şiir sonsuzluk gibi en güzel kokar; güllerden de, karanfillerden,
    zambaklardan da güzel. şiir deniz gibidir. nasıl denizi kimse anlatamazsa
    şiir de tıpkı öyledir. homeros, dante, shakespeare şiiri anlatmak için büyük
    çaba harcadılar ama şiiri deniz gibi tam anlamıyla kimse, hiç kimse
    anlatamadı.

    deniz gibi, o da yalnız kendi anlatır kendini. şiir sevgilidir, şiir
    yazandan iyi koca olmaz. iyi baba, iyi oğul, iyi kız da olmaz belki ama iyi
    arkadaş, iyi dost, iyi kardeş olur. şiir sevgilidir dedik ve hep sevgili
    kalmıştır ve kalacaktır.

    şiir ne tanker, ne şilep, ne gemidir. şiir yelkenlidir. bir korsan
    yelkenlisidir. hayduttur şiir. şiir aldatmaz, çalıp çırpmaz. doğruluktur
    şiir. emektir, alın teridir. şiir inatçıdır, hırçındır ve hep ama hep yürür
    gider. şiir durmaz ve durdurulamaz. şiire ne boyunduruk, ne tasma takılır.
    şiir zincire vurulamaz. şiire kelepçe takılamaz. şiir özgürdür, özgürlüktür.
    şiir zalimlere, alçaklara, namussuzlara meydan okur. onun gücü en güçlüye
    boyun eğdirir. engel tanımaz. engelleri yıkar ve ezer geçer. şiir
    ölümsüzdür. şiir olmasa, sevdalılar söyleyecek söz bulamaz; o zaman sevda
    da, aşk da olamaz. insanoğlu yok olur. şiirdir insanoğlunu sürekli kılan.
    anaların şefkati, babaların güveni, çocukların kıvancıdır. şiiri anlatmaya
    çalıştım ama ne gezer. önce söylediğim gibi şiiri, deniz gibi kendi, yalnız
    kendi anlatır. yaşasın şiir. yıkılsın diktatörler, krallar, asiller,
    emperyalistler. şiir zaten onları hep ama hep yıktı ve hep yıkacaktır. ne
    mutlu şiir yazan, şiir okuyan, şiir sevene. ötesi yok.

    Arif Damar / 2006
    Adın yokdu tanıştığımızda,sonrada olmadı.Çünkü başka biri oldun zamanla..

  6. #6
    chimera - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Mart 2008
    Mesajlar
    496

    Standart Ynt: ‘Yalınayak değildir şiir!’

    21 Mart Dünya Şiir Günü Bildirisi
    Şiirler, nereden geldiği belli olmayan, tanımı yapılamayan, bütün
    yaşamımızı etkileyen boyutları evrence süren o ateşböcekleridir. Şiir
    yazan sözcüklerin "yeri" vardır. Bu yerler sandığımızdan büyüktür.
    Yanyana geldiklerinde eski ya da yeni yeryüzlerini ulaştırırlar bize.
    Şiir yazan sözcüklerin şiir yazmayan sözcüklerden nasıl
    ayrıldıklarını yazar, düşüncelerindeki boyutla sezebilir. Bu ayrımı
    yaparken neyin şiir olduğunu, neyin olmadığını kişisel varlığının o
    andaki soluk almasıyla anlar.
    Şiirler yerlerini birbirlerine katarlarken bir başarıya da
    ulaşırlar. Yazın evrenindeki genel yeri genişletmiş olurlar. Bugün
    bir Rus Edebiyatı, bir Fransız, bir İngiliz Edebiyatı alanları varsa
    bu kazanç, o ülkeler şiirlerinin kazandıkları, bize kazandırdıkları
    özel yerlerle oluşmuştur.
    "Yer" sözcüğünün üzerinde duruyorum, "ses" demek istemiyorum
    burada. "İm" demek istemiyorum. "İmin Yürüyüşü" adlı yapıtımda
    söyledim bunları. "Yer" sözcüğüyle anlatmak istediğim komik bir
    alandır. O ateşböceklerinin alanıdır. Kozmik alanların şiirlerden
    oluşmuş yaratılar olduğunu da hepinize duyurmak isterim.
    Çeviri olayı, bütün yönleriyle anlaşılmamıştır. Bir dildeki bir
    yapıtın dile dönüştürülmesi ne yazık ki çeviri gerçeğinin tek örneği
    sayılmıştır. Dilden dile aktarma, çeviri gerçeğinin belki de milyarda
    biridir ya da dışındadır.
    Burada anlatmak istediğimiz gerçek çeviridir.
    "Gökyüzü"nün "yeryüzü"ne çevirisi bugüne dek yaşanan tek
    çeviridir. Çeviri birbirini yaratırken evrenin ta kendisi
    sayılmalıdır. Oluşum dediğimiz olay, doğadaki gizin açıklanmasıdır.
    İlk patlamaların bize getirdiği eylem, bir sözün çevirisinden başka
    ne? Daha önceki yaşama, vardığı söylemi, başka bir söyleme
    dönüştürürken, yaptığı eylem çeviridir. Yüzyılların binyıllara,
    binyılların sayısız uzaklara ulaşması bir elle uzandığımız, öteki
    elle tuttuğumuz tek yazıdır. Bu tek yazı insan varlıklarına ulaşırken
    çiviye benzemiş olabilir. Adına hiyeroglif denebilir, adına papirüs
    denebilir. Unutulmamalıdır ki bütün bunlar insan usunun çeviri
    eylemini gözler önüne serer.
    Şiir, günü geleceğe çevirirken öylesine zenginleşir ki telefon
    derler ona, gramafon derler ona, radyo, televizyon, bilgisayar,
    internet derler ona, yine de bütün gücünü dile getiremezler.
    Şiirin bütün özdeklerde görünümü başka başkadır. Kuşun sesinde
    görünen odur, maviliği sese dönüştürmüştür. Demirin ateşte dövülürken
    kıpkırmızı olması odur; dışarı çıkmayı kırmızıya dönüştürmüştür.
    Yaşlı bilginin avuçlarındaki harfler odur; evreni umuda
    dönüştürmüştür. Gelin olan kızın ilk gecesi odur; ipeği sevişmeye
    dönüştürmüştür. Birbirimize yakınlığımız odur; ekmeği özgürlüğe
    dönüştürmüştür.
    Duyuyor musunuz şimdi? Duyuyor musunuz, burada sizi bana
    dönüştürmüştür.

    Fazıl Hüsnü Dağlarca / 2001
    Adın yokdu tanıştığımızda,sonrada olmadı.Çünkü başka biri oldun zamanla..

  7. #7
    chimera - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Mart 2008
    Mesajlar
    496

    Standart Ynt: ‘Yalınayak değildir şiir!’

    21 Mart Dünya Şiir Günü Bildirisi

    ŞİİR: "DİLİN İÇİNDEKİ YABANCI DİL"
    Şiirin iç çekişinde ya da haykırışında duyduğumuz, varlığın ve
    varoluşun sesidir. Eğer şiir, en derin metafizik kaygıları olduğu
    kadar, en güncel politik istekleri de dile getirebiliyorsa, bu ; hem
    toplumsal etkinliğimize hem de tinsel beklentilerimize ait
    oluşundandır.

    Şiiri bir biçim sanatı olarak tasarlamak ya da tanımlamak, onu bir
    içerik sanatı olarak da tanımlamaktır. Biçimi olmayan hiçbir öz ve
    vice versa; özü olmayan biçim yoktur. Sadece ilişkiler ve karşıtlıklar
    vardır şiirde. Evet'le hayır arasında diyalektik bir gidiş geliş,
    Şiir budur.

    Şiirsel imge, tam da Hegelci/Marksçı anlamda, karşıtların birliği ve
    çözülüşüdür. Tam da bu yüzden, şiirden hem her şey, yani tinsel ve
    toplumsal yaşamımızın olumlu ve olumsuz ögeleriyle dolmuş bütünlüklü
    görünümünü dillendirmesini hem de hiçbir şey olmamasını, yani
    göndergesiz bir söylem kurmasını bekleriz.

    Ama son kertede şiir, Pindaros'tan bu yana, toplumsala gömülüdür
    (socially embedded) ve toplumsal olarak düzenlenmiştir (socially
    regulated).

    Şiir, belirsizlikle doludur. Şair, başladığı bir şiir hakkında bir ön
    düşünceye sahip olsa bile, şiirinin bütününün ne olacağını bilmez.
    Şiir, bir yerde bilinçdışı ile bağlantılıdır. İrish Murdoch, şiirin
    "doymak bilmez her yerde oluşundan" söz eder. Evet, her yerdedir
    şiir.

    Şiirsel dil, sınırları iyice belirgin bir şey'in ya da bir duyumun,
    betimi değil, bir haline geliş'in dilidir. Deleuze/Guattari ikilisinin
    sözleriyle, şiir "dilin içindeki yabancı dildir"

    Şiir, en uzlaşmacı göründüğü noktada bile, yabanıl ve hayırlayıcı
    olmayı başarır. Verili gerçekle yetinmeyiş, şairin başkaldırıcı
    gücünün besleyici toprağıdır. Şiirin düzeni, son kertede bir
    düzensizliği ima eder.

    Küresel kapitalizm imgeler alanını, yani sanatsal alanı da
    sömürgeleştirmiş bulunuyor. Ama şiiri halâ sömürgeleştiremedi ve Pazar
    Ekonomisi'ne eklemleyemedi. Magazinel edebiyat basını, şiiri halâ
    manşet yapamıyor ve ayağa düşüremiyor. Nietzsche "çekiçle felsefe
    yapmaktan" söz etmişti.

    Şair, halâ çekiçle yazabiliyor.

    Ahmet Oktay / 2008
    Adın yokdu tanıştığımızda,sonrada olmadı.Çünkü başka biri oldun zamanla..

Members who have read this thread : 2

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0