7 sonuçtan 1 ile 7 arası

Konu: Unutulmayan aşk şiirleri

  1. #1
    mavimor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2008
    Yer
    Ayvalık
    Yaş
    32
    Mesajlar
    1.422

    Standart Unutulmayan aşk şiirleri

    HATIRLAMA

    Sen akşamlar kadar büyülü, sıcak,
    Rüyâların kadar sade, güzeldin,
    Başbaşa uzandık günlerce ıslak
    Çimenlerine yaz bahçelerinin.

    Ömrün gecesinde sükûn, aydınlık
    Boşanan bir seldi avuçlarından,
    Bir masal meyvası gibi paylaştık
    Mehtabı kırılmış dal uçlarından.

    SABAH

    Serin rüzgârlara pencereni aç!
    Karşında fecirle değişen ağaç,
    Bak, seyret ağaran rengini ufkun
    Mahmur gözlerinde süzülsün uykun.
    Bırak saçlarınla oynasın rüzgâr,
    Gümüş çıplaklığı bir başka bahar
    Olan vücudunu ondan gizleme.
    Ne varsa hepsini boyun, saç, meme,
    Esirden dudaklar okşasın sevsin
    Mademki geceden daha güzelsin!

    BÜTÜN YAZ

    Ne güzel geçti bütün yaz,
    Geceler küçük bahçede...
    Sen zambaklar kadar beyaz
    Ve ürkek bir düşüncede,
    Sanki mehtaplı gecede,
    Hülyan. eşiği aşılmaz
    Bir saray olmuştu bize;
    Hapsolmuş gibiydim bense,
    Bir çözülmez bilmecede.
    Ne güzel geçti bütün yaz,
    Geceler küçük bahçede


    Ahmet Hamdi Tanpınar
    .....................


    GİDERSEN YIKILIR BU KENT

    Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider
    bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında
    Yanlış adreslerdeydik, kimliksizdik belki
    sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar
    Biz mi yalnızdık, durmadan yağmur yağardı
    üşür müydük nar çiçekleri ürperirken

    Gidersen kim sular fesleğenleri
    kuşlar nereye sığınır akşam olunca

    Sessizliği dinliyorum şimdi ve soluğunu
    sustuğun yerde birşeyler kırılıyor
    bekleyiş diyorum caddelere, dalıp gidiyorsun
    adını yazıyorum bütün otobüs duraklarına
    öpüştüğümüz her yer adınla anılıyor
    bir de seni ekliyorum susuşlarıma

    Selamsız saygısız yürüyelim sokakları
    belki bizimle ışıklanır bütün varoşlar
    geriye mapusaneler kalır, paslı soğuklar
    adını bilmediğimiz dostlar kalır yalnız
    yüreğimize alırız onları, ısıtırız
    gardiyan olmayız kendi ömrümüze her akşam

    Gidersen kar yağar avuçlarıma, üşürsün
    bir ceylan sessizliği olur burada aşklar

    Fiyakalı ışıklar yanıyor reklam panolarında
    durmadan çoğalıyor faili meçhul cinayetler
    ve ölü kuşlar satılıyor bütün çiçekçilerde
    menekşeler nergisler yerine kuş ölüleri
    bir su sesi bir fesleğen kokusu şimdi uzak
    yangınları anımsatıyor genç ölülere artık

    Bulvar kahvelerinde arabesk bir duman
    sis ve intihar çöküyor bütün birahanelere
    bu kentin künyesi bellidir artık ve susuşun
    isyan olur milyon kere, hiç bilmez miyim
    sokul yanıma sen, ellerin sımsıcak kalsın
    devriyeler basıyor karartılmış evleri yine

    Gidersen yıkılır bu kent kuşlar da ölür
    bir tufan olurum sustuğun her yerde

    Ahmet Telli

    ...............


    BÖYLE BİR SEVMEK

    ne kadınlar sevdim zaten yoktular
    yağmur giyerlerdi sonbaharla bir
    azıcık okşasam sanki çocuktular
    bıraksam korkudan gözleri sislenir
    ne kadınlar sevdim zaten yoktular
    böyle bir sevmek görülmemiştir

    hayır sanmayın ki beni unuttular
    hâlâ arasıra mektupları gelir
    gerçek değildiler birer umuttular
    eski bir şarkı belki bir şiir
    ne kadınlar sevdim zaten yoktular
    böyle bir sevmek görülmemiştir

    yalnızlıklarımda elimden tuttular
    uzak fısıltıları içimi ürpertir
    sanki gökyüzünde bir buluttular
    nereye kayboldular şimdi kimbilir
    ne kadınlar sevdim zaten yoktular
    böyle bir sevmek görülmemiştir

    YAĞMUR KAÇAĞI

    elimden tut yoksa düşeceğim
    yoksa bir bir yıldızlar düşecek
    eğer şairsem beni tanırsan
    yağmurdan korktuğumu bilirsen
    gözlerim aklına gelirse
    elimden tut yoksa düşeceğim
    yağmur beni götürecek yoksa beni

    geceleri bir çarpıntı duyarsan
    telâş telâş yağmurdan kaçıyorum
    sarayburnu'ndan geçiyorum
    akşamsa eylül'se ıslanmışsam
    beni görsen belki anlayamazsın
    içlenir gizli gizli ağlarsın
    eğer ben yalnızsam yanılmışsam
    elimden tut yoksa düşeceğim
    yağmur beni götürecek yoksa beni

    BEN SANA MECBURUM

    ben sana mecburum bilemezsin
    adını mıh gibi aklımda tutuyorum
    büyüdükçe büyüyor gözlerin
    ben sana mecburum bilemezsin
    içimi seninle ısıtıyorum

    ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
    bu şehir o eski istanbul mudur
    karanlıkta bufutlar parçalanıyor
    sokak lambaları birden yanıyor
    kaldırımlarda yağmur kokusu
    ben sana mecburum sen yoksun

    sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
    insan bir akşam üstü ansızın yorulur
    tutsak ustura ağzında yaşamaktan
    kimi zaman ellerini kırar tutkusu
    birkaç hayat çıkarır yaşamasından
    hangi kapıyı çalsa kimi zaman
    arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

    fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor
    eski zamanlardan bir cuma çalıyor
    durup köşe başında deliksiz dinlesem
    sana kullanılmamış bir gök getirsem
    haftalar ellerimde ufalanıyor
    ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
    ben sana mecburum sen yoksun

    belki haziran'da mavi benekli çocuksun
    ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
    bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
    belki yeşilköy'de uçağa biniyorsun
    bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
    belki körsün kırılmışsın telâş içindesin
    kötü rüzgâr, saçlarını götürüyor

    ne vakit bir yaşamak düşünsem
    bu kurtlar sofrasında belki zor
    ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
    ne vakit bir yaşamak düşünsem
    sus deyip adınla başlıyorum
    içimsıra kımıldıyor gizli denizlerin
    hayır başka türlü olmayacak
    ben sana mecburum bilemezsin

    PİA

    ne olur kim olduğunu bilsem pia'nın
    ellerini bir tutsam ölsem
    böyle uzak uzak seslenmese
    ben bir şehre geldiğim vakit
    o başka bir şehre gitmese
    otelleri bomboş bulmasam
    içlenip buzlu bir kadeh gibi
    buğulanıp buğulanıp durmasam
    ne olur sabaha karşı rıhtımda
    çocuklar pia'yı görseler
    bana haber salsalar bilsem
    içimi büsbütün yıldız basar
    bir hançer gibi çıkıp giderdim

    ben bir şehre geldiğim vakit
    o başka bir şehre gitmese
    singapur yolunda demeseler
    bana bunu yapmasalar yorgunum
    üstelik parasızım pasaportsuzum
    ne olur sabaha karşı rıhtımda
    seslendiğini duysam pia'nın
    sırtında yoksul bir yağmurluk
    çocuk gözleri büyük büyük
    üşümüş ürpermiş soluk
    ellerini tutabilsem pia'nın
    ölsem eksiksiz ölürdüm

    MARİA MİSSAKİAN

    yüksekkaldırım'da bir akşam
    maria missakian'ı düşündüm
    eğer kendimi bıraksam
    yağmur olabilirdim yağardım
    kasım'da bir çınar olurdum
    yaprak yaprak dökülürdüm
    kalbimi sıkı tutmasam

    döküp saçıp boşaltsam
    içimde yükselen şiiri
    kaldırımlara döküp harcasam
    gözleri balıkçıl gözleri
    dudaklarında tutup rüzgârı
    maria missakian adında biri
    gelse göğsüne kapansam

    gece gölgesine sokulsam
    gökyüzünde bulutlar büyüseler
    yağmuru dinlesem anlatsam
    şimşekler kırılıp dökülseler
    bizi sokaklarda bıraksalar
    leylekler üşüyüp gitseler
    dönüp arkalarına bakmadan

    yine akşam oldu attila ilhan
    üstelik yalnızsın sonbaharın yabancısı
    belki pariste maria missakian
    avuçlarında bir çarmıh acısı
    gizlice bir sefalet gecesi
    çocuğunu boğarmış gibi boğup paris'i
    sana kaçmayı tasarlar her akşam

    ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN ŞİİRİ

    gözlerin gözlerime değince
    felâketim olurdu ağlardım
    beni sevmiyordun bilirdim
    bir sevdiğin vardı duyardım
    çöp gibi bir oğlan ipince
    hayırsızın biriydi fikrimce
    ne vakit karşımda görsem
    öldüreceğimden korkardım
    felâketim olurdu ağlardım

    ne vakit maçkadan geçsem
    limanda hep gemiler olurdu
    ağaçlar kuş gibi gülerdi
    bir rüzgâr aklımı alırdı
    sessizce bir cigara yakardın
    parmaklarımın ucunu yakardın
    kirpiklerini eğerdin bakardın
    üşürdüm içim ürperirdi
    felâketim olurdu ağlardım

    akşamlar bir roman gibi biterdi
    jezabel kan içinde yatardı
    limandan bir gemi giderdi
    sen kalkıp ona giderdin
    benzin mum gibi giderdin
    sabaha kadar kalırdın
    hayırsızın biriydi fikrimce
    güldü mü cenazeye benzerdi
    hele seni kollarına aldı mı
    felâketim olurdu ağlardım.


    Attila İlhan

    .................


    SEVİ ŞİİRİ

    Ben senin en çok sesini sevdim
    Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
    Önce aşka çağıran, sonra dinlendiren
    Bana her zaman dost, her zaman sevgili

    Ben senin en çok ellerini sevdim
    Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak
    Nice güzellikler gördüm yeryüzünde
    En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak

    Ben senin en çok gözlerini sevdim
    Kâh çocukça mavi, kâh inadına yeşil
    Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar
    Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil

    Ben senin en çok gülüşünü sevdim
    Sevindiren, içinde umut çiçekleri açtıran
    Unutturur bana birden acıları, güçlükleri
    Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman

    Ben senin en çok davranışlarını sevdim
    Güçsüze merhametini, zalime direnişini
    Haksızlıklar, zorbalıklar karşısında
    Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini

    Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim
    Tüm çocuklara kanat geren anneliğini
    Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada
    Sensin, her şeyin üstünde tutan sevdiğini

    Ben senin en çok bana yansımanı sevdim
    Bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni
    Mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim
    Ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni...

    ÜZGÜN DEĞİLİM...

    Üzgün değilim kanmayı öğrendimse
    Senden seni kıskanmayı öğrendimse
    Gelsin beni çepçevre kuşatsın o ateş
    Yüz yıl yanarım yanmayı öğrendimse

    BEYAZ GÜVERCİN

    Süzülüp mavi göklerden yere doğru
    Omuzuma bir beyaz güvercin kondu

    Aldım elime, usul usul okşadım
    Sevdim, gençliğimi yeniden yaşadım

    Bembeyazdı tüyleri, öyle parlaktı
    Açsam ellerimi birden uçacaktı

    Eğildim kulağına; dur, gitme dedim
    Hâreli gözlerinden öpmek istedim

    Duydum; avuçlarımda sıcaklığını
    Duydum; benden yıllarca uzaklığını

    Çırpınan kalbini dinledim bir süre
    Ve uçmak istedim onunla göklere

    Ak güvercinin iri gözleri vardı
    Güzelliğinden fışkıran bir pınardı

    Soğuk sularından içtim, serinledim
    Çağlayan bir nehrin sesini dinledim

    Belki buydu sevmek hayat belki buydu
    Işıl ışıldım, gözlerim dopdoluydu

    Bir nağme yükseldi sevinçten ve hazdan
    Bir nağme yükseldi, güzelden beyazdan

    Uzattı sevgiyle pembe gagasını
    Birden öğrendim hayatın mânâsını

    Kaderde sevgiyi sende bulmak varmış
    Seninle bir çift güvercin olmak varmış

    BİR PINARSIN

    Bir pınarsın, içilen ama hiç kanılmayan
    Seveni yanıltmayan, sevince yanılmayan
    Özlenen sen, özleyen sen, özleten sen
    Varken doyulmayansın, yokken dayanılmayan.

    UNUTAMIYORUM

    Unut demek kolay gel bana sor bir de
    Unutamıyorum işte unutamıyorum
    Bir şey var şuramda beni kahreden
    Şuramda tam yüreğimin üstünde
    Çakılı duran bir şey var
    Elimde değil söküp atamıyorum

    Dalıp dalıp gidiyor gözlerim derinlere
    Kimi görsem biraz sana benziyor
    Seni hatırlatıyor şu bulut şu gökyüzü
    Şu kayalıkları döven deniz
    Şu hüzünlü melodi şu napoliten şarkı
    Bir zamanlar beraber dinlediğimiz

    Boyuna seni düşünüyorum durmadan usanmadan
    Şimdi diyorum o ne yapıyor acaba
    O güzelim gözleri kime bakıyor
    O cânım elleri nerde
    Oysa günler o günler değil
    Akşamlar o akşamlar değil
    Ve kalan şimdi sade özlemin gecelerde.

    Durup durup seni büyütüyorum içimde
    Seninle acılar büyütüyorum
    Yeni yeni kederler büyütüyorum dayanılmaz
    Kirli sular yürüyor iliklerime
    Bir zehir karışıyor kanıma anlıyor musun
    Bir daha görsem seni diyorum bir daha görsem
    Bir gün olsun bir dakika olsun

    Unut demek kolay, gel bana sor bir de
    Hatırladıkça gözyaşlarımı tutamıyorum
    Dilimin ucunda sen
    Başımın içinde sen
    Kader misin, ecel misin nesin sen
    Unutamıyorum işte unutamıyorum.

    BİR GÜN

    Apansız uyanırsan gecenin bir yerinde
    Gözlerin uzun uzun karanlığa dalarsa
    Bir sıcacık duyarsan üşüyen ellerinde
    Ve saatler gecikmiş zamanları çalarsa
    Bil ki seni düşünüyorum

    Bir vapur yanaşırsa rıhtımına bin, açıl
    Örtün karanlıkları masmavi denizlerde
    Ve dinle kalbimi bak nasıl çarpıyor nasıl
    O bütün özlemlerin koyulaştığı yerde
    Bil ki seni bekliyorum

    Bir sabah gün doğarken aç perdelerini, bak
    Sevinçle balkonuna konuyorsa martılar
    Kendini tadılmamış derin bir hazza bırak
    Dökülsün dudağından en umutlu şarkılar
    Bil ki seni istiyorum

    Gecelerden bir gece uyanırsan apansız
    Uzaklarda elemli, garip bir kuş öterse
    Bir ceylan ağlıyorsa dağlarda yapayalnız
    Ve bir gün kalbimde bir sarı çiçek biterse
    Bil ki seni seviyorum

    ÇİGAN GÖZLER

    Şarkısız ve sensiz kaldığım nice akşamlar
    Gözlerin geçer aklımdan özlemler içinde
    Gözlerin bir çigan müziği güzelliğinde
    Kirpiklerinde keman bebeklerinde gitar.

    İç ürperten sesin her gece odama dolar
    Bir buğu yükselircesine göğe kadehten
    Nasıl başım döner nasıl mest olurum bilsen
    Ağlarım saçlarında gün doğuncaya kadar

    Mutluluk bir ateştir uzaklarda yaktığın
    Ki binlerce yay çekilircesine derinden
    En hazin şarkıları dinlerim gözlerinden

    Büyür gitgide hüznü içimde yalnızlığın
    Dinlerim o hiç susmak bilmeyen çiganları
    Ve bir musiki halinde geçen zamanları

    Ümit Yaşar Oğuzcan
    Söz uçar, yazı kalır...

  2. #2
    kalliope - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Aralık 2008
    Mesajlar
    737

    Standart Ynt: Unutulmayan aşk şiirleri


    Sitem

    Önde zeytin ağaçları arkasında yar
    Sene 1946
    Mevsim
    Sonbahar
    Önde zeytin ağaçları neyleyim neyleyim
    Dalları neyleyim.
    Yar yollarına dökülmedik dilleri neyleyim.

    Yar yar!.. Seni kara saplı bir bıçak gibi sineme sapladılar
    Değirmen misali döner basım
    Sevda değil bu bir hışım
    Gel gör beni darmadağın
    Tel tel çözülüp kalmışım.
    Yar yar
    Canımın çekirdeğinde diken
    Gözümün bebeğinde sitem var


    Bedri Rahmi Eyüboğlu








    GİZLİ SEVDA

    Hani bir sevgilin vardı
    Yedi-sekiz sene önce
    Dün yolda rastladım
    Sevindi beni görünce

    Sokakta ayaküstü
    Konuştuk ordan-burdan
    Evlenmiş, çocukları olmuş
    Bir kız, bir oğlan

    Seni sordu
    Hiç değişmedi dedim
    Bildiğin gibi
    Anlıyordu

    Mesutmuş, kocasını seviyormuş
    Kendilerininmiş evleri
    Bir suçlu gibi ezik
    Sana selam söyledi

    Behçet Necatigil





    Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsınız.(Konfüçyüs)

  3. #3
    kalliope - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Aralık 2008
    Mesajlar
    737

    Standart Ynt: Unutulmayan aşk şiirleri




    SEVDAN BENİ

    Terketmedi sevdan beni,
    Aç kaldım , susuz kaldım,
    Hayin, karanlıktı gece,
    Can garip, can suskun,
    Can paramparça...
    Ve ellerim kelepçede,
    Tütünsüz. uykusuz kaldım,
    Terketmedi sevdan beni...

    Ahmed Arif
    Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsınız.(Konfüçyüs)

  4. #4
    cogito - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    30 Ocak 2010
    Mesajlar
    204

    Standart

    MARİEYA'YI ANIŞ
    O gün, maviliğinde eylülün,
    durgun, genç bir erik ağacı altında
    usulcana sardıydım onu,
    kollarımın arasında solgundu,
    sanki içindeydi tatlı bir düşün
    bir bulut vardı üstümüzde
    o güzel yaz göğünde, görürdüm,
    kar gibi aktı, ta yukarlarda,
    başımı kaldırdım baktım, yerinde yok

    O günden bu yana, sessiz sedasız
    gökyüzünden nice aylar geçti.
    Erik ağaçları birer birer kesildiler.
    Sorarsan:''Sevdiğin ne oldu?
    Derim:''Bilmem ki...''

    Ama iyi bilirim aklından geçeni
    Unutmuşum gerçekten, çıkaramam yüzünü
    Tek şey var aklımda kalan;
    Bir zamanlar öpmüştüm onu.
    Olmasaydı orada bulut,
    Unuturdum öptüğümü de
    Görürüm yukarlardan, unutmadım, kar gibi aktı.
    Belki çiçek açmıştır gene erik ağaçları,
    Yedi çocuğu olmuştur sevdiğimin.
    Göz açıp kapayana dek görünmüş meğer o bulut,
    başımı kaldırdım, baktım, rüzgarla uçmuş gitmiş
    Bertolt Brecht

  5. #5
    esin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    03 Nisan 2010
    Mesajlar
    5

    Standart Seni seviyorum demektir

    Bir umut kırıntısı varsa hala içimde
    Senli duygular yakıyorsa yüreğimi
    Bir düş yorgunluğunu yaşıyorsa bedenim
    Ve seninle doluysa tüm hayal alemim
    Hala seni seviyorum demektir.

    Duvarlarda sülüetini oluşturuyorsa gözlerim
    Ayaz gecelerimi ısıtıyorsa hayali nefesin
    Sonunda dayanamayıp kalbimi tutuyorsa ellerim
    İçinden çıkacağını düsünerek korkuyorsa bedenim
    Hala seni seviyorum demektir.

    Bir masanın üzerine düşmüşse başım
    Sağanak halini almışsa gönül ağrılarım
    Kuru yaprak gibi savruluyorsa hayatım
    Her defasında beni benden alıyorsa yürek sancım
    Hala seni seviyorum demektir.

    Beni bırakıp gittiğinden beri böyleyim
    Bir elim sigaramda diyerinde kadehim
    Umutsuzca etrafımı sarıyorsa hayallerim
    Ve birgün diye bekliyorsa sana dair ümitlerim
    Hala seni seviyorum demektir.

    Yalan dünya,yıldızlar, gökyüzü yalan
    Karanlık zaten gece, gündüzüm zifiri
    Bir sevda türküsü aslında beni yıkan
    Sevgi beklemekse, ölümüne özlemekse sevgi
    Hala seni seviyorum demektir,

    Uyumadan önce öpmeni istiyorsa dudaklarım
    Uykudan uyandırıp yanındayım sevgilim demeni
    Bir rüya bile olsa senin yanında olabilmeyi
    İstiyorsa düşlerim gibi kırık kalbim
    Hala seni seviyorum demektir.


    Yakup ÖZTÜRK

  6. #6
    esin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    03 Nisan 2010
    Mesajlar
    5

    Standart On ayrılık şiiri

    Başka biri olacaksın istemesen de
    Tenine başka bir ten dokunduğunda
    Gövden buluştuğunda beşka birgövdeyle
    Başka bir nefesle karıştığında nefesin

    Başka biri olacaksın istemesen de
    Gece uykunda yada gün ortasında
    İrkileceksin apansız bir duyguyla
    Bir uçurum kıyısında sendelemiş gibi

    Başka biri olacaksın istemesen de
    Bakışlarımın izini taşıyan giysilerin
    Tüketecek ömürlerini birer birer
    Değişecek yeri bir dolabın, pencerede bir çiçeğin

    Başka biri olacaksın istemesen de
    Dudaklarında benden sonraki bir çizgi
    Tanımadığım bir ton gülüşünde
    Ve artık beni unutmaya başlayan gözlerin

    SONRA,sonra başka birisin...

    ATAOL BEHRAMOĞLU

  7. #7

    Üyelik tarihi
    29 Aralık 2011
    Yer
    dikili
    Mesajlar
    362

    Standart Cevap: Unutulmayan aşk şiirleri

    soluk soluğa bekliyor / en ıssız asya çölü burada / çöl çiçeği ne işin var / boyalı plastik saksıda...

Members who have read this thread : 5

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0