Felsefe.NET - Düşünce Eleştiri ve Paylaşım Platformu - vBulletin
Sponporlu Bağlantılar

Kullanıcı Tag Listesi

yokluk/yoksunluk/yoksulluk/varlık/zenginlik

konu başlığı sizlere neler çağrıştırmakta ise, buna dair görüşlerinizi bir makale formatında bu başlıkta tartışmaya açabilirsiniz. bu konudaki düşüncelerimi ben de açıklamaya, sizlerle paylaşmaya çalışacağım. zaman koymuyorum. emeğinize sağlık.


12 SonuncuSonuncu
  1. yokluk/yoksunluk/yoksulluk/varlık/zenginlik


    konu başlığı sizlere neler çağrıştırmakta ise, buna dair görüşlerinizi bir makale formatında bu başlıkta tartışmaya açabilirsiniz. bu konudaki düşüncelerimi ben de açıklamaya, sizlerle paylaşmaya çalışacağım. zaman koymuyorum. emeğinize sağlık.
    Alıntı ile Cevapla Alıntı ile Cevapla Mesaj Zamanı 11-11-2013, 13:53

    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökten acizdir.
  2. Yukarida adi gecen kavramlar hem maddi/somut hem de manevi/soyut olarak alinabilir ve degerlendirilebilir.

    Ayrica "tatminlik/yeterlilik" icermesi/icermemesi soz konusudur.

    Burada felsefi olarak yokluk varligin tersi degil; kavramsal ya da fenomenal var olanin anlik durumsal/mekansal/zamansal olumsuzu/negatifidir.

    Yoksulluk ile zenginlik karsit/zit anlamlidir.

    Yoksunluk ise bir algi degerlendirmesidir. Yani bir seyin bir seyden yoksun olmasi, onda o seyin bulunmamasi.

    Yani kendi basina yokluk olmaz. Bir seyin yoklugu sadece ideolojik inancsal bilimsel bilissel v.s. olarak ortaya konur.
    Alıntı ile Cevapla Alıntı ile Cevapla Mesaj Zamanı 11-11-2013, 19:39

    Nejdet Evren bunu beğendi.
  3. YOKLUK/YOKSUNLUK/YOKSULLUK/VARLIK/ZENGİNLİK

    Genel kabul görmüş ve aşağı-yukarı ortaklaşılan tanımlar itibariyle;

    Yokluk; bulunmama durumunu,
    Yoksunluk; mahrumiyet,
    Yoksulluk; fakirlik,
    Varlık; bulunma durumunu,
    Zenginlik; bol, çok olanı

    İfade etmektedir. Yaklaşık bu anlamlarda genel kabul görmüş ve algılanan bu olgular içerik itibariyle hem ekonomik-politik-sosyal ve hem de felsefi olarak hepsini kapsayacak biçimlerde neyi ifade etmektedirler? Her algının altında yatan sosyal-ekonomik-tarihsel çevre birey üzerinde ne denli etkili olabilmektedir? Olguların algılanış biçimleri onların içselleştirilmeleri ile birer yaşam biçimine dönüşmelerine neden olurlar. Bu ise, gerçeğin istendiğinde ters-yüz edilmesi demektir. Tüm olgular toplumsal süreçlerde belirginleşir, yeşerir ve olgunlaşırlar. Onları yaşama geçirenler ise tek-tek bireylerdir. Öyle ise bu kavramlara/olgulara başka açılardan da bakmak gerekmez mi? Neden olmasın...
    Alıntı ile Cevapla Alıntı ile Cevapla Mesaj Zamanı 11-25-2013, 09:11

  4. Nejdet Evren Nickli Üyeden Alıntı: YOKLUK/YOKSUNLUK/YOKSULLUK/VARLIK/ZENGİNLİK

    Genel kabul görmüş ve aşağı-yukarı ortaklaşılan tanımlar itibariyle;

    Yokluk; bulunmama durumunu,
    Yoksunluk; mahrumiyet,
    Yoksulluk; fakirlik,
    Varlık; bulunma durumunu,
    Zenginlik; bol, çok olanı

    .
    uzun süredir müdahil olmaya çalıştığım bir konu başlığı .Fakat ilk mesajdan yola çıkarak yapılan açılım çok genişleyebilir düşüncesiyle parantez arasında kalacak cümleleri bekledim.
    5 kelime tümüyle bireyin görmek istediği ile ilgili bence,eşikleri kişiselleştirilebilir.Belki yoklukla ilgili biraz nüans buluruz ki; oda varlığın an itibariyle durumunu devam ettirmemesi ama asla olmamış olmayacağından sebeple aynı bireyin bilinç eşiğine/algı farkına takılır..
    yoksunluk dış etkiler kaynaklı ,karşılanamayana duyulan ihtiyaç ise yine esasta varolmuş an itibariyle bulunmayana dair aynı bireyin bilinç eşiğine/algı farkına dayanır..
    yoksulluk esasta var olanın algı /beklenen /doyum süreçlerinde aldığı bireysel adlandırma..
    varlık 5 başlığın da mecburi çatısı (bu konuya has dar kapsamlı bakıldığında)
    zenginlik tamda yukarıda ,yoksullukla aynı cümlenin içinde..algı/beklenen/doyum un ,göreceli mutluluk çıktısı veren hali.
    Alıntı ile Cevapla Alıntı ile Cevapla Mesaj Zamanı 11-25-2013, 17:17

    Nejdet Evren bunu beğendi.
  5. Yok denildiğinde var olana işaret edilmektedir. Yokluk bu açıdan var olanın o yer/zamanda olmamasını imler. Yokluk içindeki birey çoğunlukla varlığın farkında değildir. Ancak bu durum öznel her yapıda aynı olmayabilir ki, o, yaşadığı yer/zaman koşullarını değerlendirerek var olanı düşleyebilir, biçimlendirip yaratabilir. Bunun için ise bir gereksinimin olması icap eder; bu, psikolojik, toplumsal ya da biyo-fizyolojik bir gereksinim olabileceği gibi ekonomik-politik bir gereksinim de olabilir. Varlığa duyumsanan gereksinimin şiddeti onun yaratılması sürecini doğrudan etkileyen bir faktör/etkendir. Yokluk, en azından iki ayrı düzlem ya da zaman farkı ile ortaya çıkar. Yokluğun farkına varılması ile birey yaşadığı toplum ile ayrışır ve değişim, dönüşümün zeminini hazırlamaya başlar. Yokluğun benimsenmiş olması ya da farkında olunmaması içsel-barışı/huzuru etkilemez; varlığa duyulan gereksinim çatışkının nedeni olarak ortaya çıkar; içsel-barışta yaşanacak çatışmalar her zaman olumsuz bir durum değildir. Bu durum içsel-barışın tanımlanmasına, yeniden yapılandırılmasına, aşılmasına ve değişerek yaşam gibi dinamik olmasına neden olacağından olumlu yanları daha fazla sayılmalıdır. İnsan tüm canlılarda olduğu gibi maddi, gelişkin canlılarda olduğu gibi psikolojik ve toplumsal gereksinimleri taşıyan bir var-lıktır. Böyle olunca yok-luğun bu yönlerden anlamı ise;
    Alıntı ile Cevapla Alıntı ile Cevapla Mesaj Zamanı 11-26-2013, 12:43

  6. Varolan hiç bi şey yokolmadığına ve form değiştirdiğine göre yokluk varı yutan ya da tüketen ya da eksilten, gideren bi şey değil galiba öncelikle; bence bu yeterli, Yokluk bizi yutmayacak;
    Alıntı ile Cevapla Alıntı ile Cevapla Mesaj Zamanı 12-09-2013, 21:03

    Nejdet Evren bunu beğendi.
  7. İnsan tüm canlılarda olduğu gibi maddi, gelişkin canlılarda olduğu gibi psikolojik ve toplumsal gereksinimleri taşıyan bir var-lıktır. Böyle olunca yok-luğun bu yönlerden anlamı ise; onun/bireyin yaşaması için gereksinim duyduğu/gereksindiği maddi ve psiko-sosyal gereksinimlerden mahrumiyeti/yokluk içinde kalması ve bırakılması demektir. Bu yokluk ekonomik-politik, sosyal-tarihsel bir yokluktur. Bu durum aynı zamanda karşıtının/varlığın olmasını zorunlu kılar. Bireysel her yokluk bu yönleri ile toplumsal varlığın bireyler-arasında gereksinimlerine göre paylaştırılmamasının bir sonucudur. Hiçbir birey var karşında yok-u tercih ederek doğmaz. Yokluğun benimsettirilmesi süreci ise her bireyin öykülendirildiği toplumsal yaşam olanağı bulduğu düzlemde gerçekleşir. Varlık kendini benimsetmek için yokluğun giderilmesi gerektiğini dillendirir, oysa giderilmesi gereken şey yokluk değil varlığın ta kendisidir.
    Alıntı ile Cevapla Alıntı ile Cevapla Mesaj Zamanı 12-12-2013, 14:37

  8. insan merkezli kavramlar uydurmalar kavramları üretiriz aslında olmayan şeylerdir işaretlerdir sadece bir yapıyı ifade etmekte çoğu zaman başarısızdırlar kavramlar ama işaretlerdir ve değişken kesin olmayan sınırları olan şeyleri ifade etmekte araçtırlar yokluk yoksunluk yoksulluk varlık zenginlik bunlar aslı olmayan zamana göre değişen belirsiz kavramlardır yokluğu varlığın bulunmamasına işaret ettiğini söylersek öyleyse işaret edenin varlığını nasıl ortadan kaldırırız yokluk belirlenemez gerçekleşemez bir şeydir sözü bile edilemez ama bir kavram olarak varlığını sunabiliriz ancak yoksunluk arayışın olduğu yerde meydana gelir ve arayışa işaret eder aslında yoksunluğun aslı arananın arayanda ki eksikliğidir yoksulluk yoksunluğu çeken insanlara işaret eder herhangi birini yoksul olarak işaret etmek anlamlı olmaz o kişi yoksunluk içinde olduğunu düşünmüyorsa her halde yoksul olduğu söylenemez zenginlikte böyledir zenginliği neyle ulaşılmış arayışın bulunmuş olduğu ile ilgilidir işaret ettiğimiz bir zenginde olsa yoksunluk içinde yoksul biri de olabilir yoksulluk ve zenginlik genel yargılardan uzakta anlaşılmak isteniyorsa insanın kendini nasıl bildiği ile tanımladığı ile ilgili bir gerçektir yoksa arazisi malı mülkü parası çok işte zengin demek ya da kalacak evi içecek çorbası yok demek kavramların maddi boyutunu işaret edip belirsizliği gidermez insanların neyin yoksunu olduğu ve bulup bulmadıkları ile ilgili olarak anlaşılırsa daha geniş bir anlatışa işaret eden kavramlar olabilirler aslında tüm kavramlar yaşarlar anlamları daralır genişler hatta değişir nerede neyi ifade etmek işaret etmek istiyorsak ona uygun araçlardır sadece ve geliştirilebilirler...
    Alıntı ile Cevapla Alıntı ile Cevapla Mesaj Zamanı 12-13-2013, 22:06

    Nejdet Evren bunu beğendi.
  9. Nejdet Evren Nickli Üyeden Alıntı: konu başlığı sizlere neler çağrıştırmakta ise, buna dair görüşlerinizi bir makale formatında bu başlıkta tartışmaya açabilirsiniz. bu konudaki düşüncelerimi ben de açıklamaya, sizlerle paylaşmaya çalışacağım. zaman koymuyorum. emeğinize sağlık.
    kendi başına yokluk olmaz... buna katılıyorum ve ekliyorum yokluğu tanımlayamayız ispatlayamayız çünkü burada karşısında olacak olan işaret eden birinin varlığı şarttır...
    Alıntı ile Cevapla Alıntı ile Cevapla Mesaj Zamanı 12-13-2013, 22:16

  10. yokluk/yoksunluk/yoksulluk/varlık/zenginlik

    Farklı bi betimleme yorumlama deneyelim üstadım,

    Şöyle ki zorluk zıtlık ve acı geliştirir bizi geliştirir diyelim; Niçe’nini öldürmeye ngüçlendiir dediği gibi, Tüm bu kavramları ve aslında tüm zıtlıklatı deneyim ve öğrenme parametreleri olarak görmeyi ve düşünmeyi deneyelim, Ya da zıtlıklar olmaksızın tanımlama yapamayız, Zihin zıtlıklarla tanılama yapar, görüş üretir ve gelişir ya da benzeri gibi algılar, Zeka için; bilinç için; zıtlıkları deneyimlemek geliştiricidir gibi düşünelim, gelişim için, zorlanmayan kas gelişmez gibi, Kavramları düşünce kasları gibi düşünelim; Ya da zıtlıkları örneğin iki yana esneyebilen ve açılabilen bi şeyi zorlayarak açmak gibi

    Bu durumda;

    Yokluk duyumu varlık duyumunu zıt pekiştirir, geliştirir, yokluk duyumsaması arttıkça zıt varlık duyumsaması pekişir o da genişler, Ya da varlıklığa duyulan özlem artar ve varlıklığa yüklenen değer ve anlam yükselir,

    Yoksunluk varsınlığı, kıstlanmamışlığı zıt pekiştirir, Kıstılanmamışlığın, mahrumsuzluğun önemi kavranır, Önem gelişir ve genişler, Özgürlük anlamına yüklenilen değer genişler, Özgürlüğün önemi ve değeri kavranır, Yoksuzluk içinden varsınlığın, özgürlük ve kısıtlanmamışlığın kıymeti bilinir, Böylece, kısıtlanmamışlık ve özgürlük için çaba göstermek hatta savaşmak erdemi benzeri erdemler geliştirilebilir, Ki bu kavram belki de başlı başına özgürlük kavramını oluşturur ve doğurur, Kısıtlanmışlık algısı oluşturulmaksızın nerdeyse özgürlü kavramından söz edilemez, Kısıt ve sınır tanımlanmamış zihin özgürlük kavramını tanımlayamaz bile belki; Bunun için bence bu dünyada doğru yerdeyiz, Herkes aksini düşünse de böyle düşünüyorum,

    yoksulluk varsıllığı pekiştirir demek istemiyorum, Yoksulluk aza kanaat, enerji tasarrufunu öğretir, Azla yetinmeyi azdan çok yapmayı öğretir, ama belki de bu yolla pekiştirir, enerjiyi saçıp savurmamak gibi erdemler kazandırır örneğin;

    zenginlik bu en kötüsü, rahatlık, tembellik ve atalet geliştirir, Ama güç koruma güdüsü, çalışma çabalama elindeki koruma benzeri güdüler belki geliştirebilir, Yönetme ve liderlik benzeri erdemler geliştirebilir ama bu dünyada bu erdemler ne kadar pozitif yönlü geliştirilebilir bilmiyorum;
    Alıntı ile Cevapla Alıntı ile Cevapla Mesaj Zamanı 12-13-2013, 23:32

    Nejdet Evren bunu beğendi.

12 SonuncuSonuncu

Sosyal Linkler
Sistem Bilgileri

Powered by vBulletin® Copyright © 2014 vBulletin Solutions, Inc.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

uyarılar
  • Forum kullanıcıları 5651 sayılı kanun'un ilgili maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.