Felsefe.NET - Düşünce Eleştiri ve Paylaşım Platformu - vBulletin

Kullanıcı Tag Listesi

Çala kalem yazmak

Öyle zamanlar olur ki susmak söylemekten daha etkili bir ifade biçimini alır. Ve fakat insan doğası gereği mi yoksa yetiştiği ortam ve koşullar gereği mi onun yerine tüm sözcükleri umarsız bir şekilde ortaya döker ve “çala-kalem yazma” ya başlar. İşte o zamanlar söz-dizinleri karşılıklı olarak yarışırlar; olimpiyatlar ilk-örneklerinden öteye düştüğü zamanlardan bu yan bu yarışlar etik-estetik tüm değerleri silip süpürerek bir üstünlük yarışına dönüşmeye başlar. Yazmak iletişimin –konuşmanın-


123 SonuncuSonuncu
  1. Çala kalem yazmak

    Öyle zamanlar olur ki susmak söylemekten daha etkili bir ifade biçimini alır. Ve fakat insan doğası gereği mi yoksa yetiştiği ortam ve koşullar gereği mi onun yerine tüm sözcükleri umarsız bir şekilde ortaya döker ve “çala-kalem yazma” ya başlar. İşte o zamanlar söz-dizinleri karşılıklı olarak yarışırlar; olimpiyatlar ilk-örneklerinden öteye düştüğü zamanlardan bu yan bu yarışlar etik-estetik tüm değerleri silip süpürerek bir üstünlük yarışına dönüşmeye başlar. Yazmak iletişimin –konuşmanın- yazılı biçimi olduğuna göre ve üstelik spontane konuşmanın da ötesinde her sözcüğün seçilip aktarılması olanaklı olduğuna göre bu iki olgu arasındaki fark bu zaman dilimlerinde göz-ardı edilir ve festival havasında katılımcı ve paylaşımcı, kültürlerin karışıp kaynaştığı ve bireysel yeteneklerin eğlence için yarıştırıldıkları olimpik söz-dizinleri yerlerini çekişmeci, üstünlük sağlamaya yönelik, kırıcı ve yıpratıcı bir ortama bırakır. Çala-kalem yazılırken söz yerindeyse “yelkenler yakılır” ne olursa olsun, benden sonrası tufan dedikleri biçimlerde ve içerikte sözcükler hem de hiç yorumlanmadan ve nasıl anlaşılacağı düşünülmeden harcanmaya/sarf edilmeye başlanır. Tüketim toplumlarının düşüncedeki bu yansıması, tartışmayı, yorumlamayı, algılayıp değerlendirmeyi; öğrenmeyi, öğretmeyi, bilmeyi ve bilgilenmeyi yok eder. Körlerin, sağırların, dilsizlerin çelik-çomak oyunu oynaması gibi aslında hiçbir söz dizini ne yerine ulaşır ne de oynanan oyun bir şeye benzer. Çala-kalem yazmak ile çala-kalem yazıyor görünmeyi ayırt etmek gerekir. Akıllının deli rolüne girmesi gibi bir şey...gerçekte çala-kalem yazılanlar da art niyet aranmasa da belli bir noktadaki kişilerden beklenmeyecek bu edim bir hayal kırıklığına neden olur. Ve böylesi durumlarda tartışma ortamı yoklaşır yerine hor-görünün egemen olduğu bir durum ortaya çıkar. Çala-kalem yazabilenler ancak sorgulayarak yazanlardır; bu nedenledir ki ezberci söz-dizinleri ile çala-kalem yazılamaz.

    Çala-kalem yazmak istencinin nedenleri ne olabilir?
    Alıntı ile Cevapla Alıntı ile Cevapla Mesaj Zamanı 09-20-2012, 22:03

    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökten acizdir.
  2. Cevap: Çala kalem yazmak

    Reklamların insanlara mal satmak için verdiği mesaj aslında nasıl insanın bütün, tam hissetmek için bir şeyi kaçırdığı duygusunu vermek ise çala-kalem yazmak istenci de tıpkı bunun gibi bir şeydir. Önüne gelen her şey yıkılır ve kişi büyük bir acele ve telaş ile bütün hissetmek adına, bir şeyi kaçırdığını zannederek, karanlık bir çukura doğru sürüklenir durur. Yaşadım, hissettim, biliyorum. Yetersizlik duygusunun bir ürünüdür. Tüm maskeler, bilgiler, birikimler bir yana bırakılır ve yeterli hissetmek adına bu sürüklenmeye kişi kendisini teslim eder. Fakat bu özsaygısını daha da azaltır kişinin.
    Alıntı ile Cevapla Alıntı ile Cevapla Mesaj Zamanı 09-20-2012, 22:20

  3. Cevap: Çala kalem yazmak

    tüm "maskeler-in...bir yana bırakılması" kişinin gerçeğini/örtülenmemiş halini ortaya çıkarmaz mı? eğer böyle ise o zaman "çala-kalem" yazmanın gerçek yönelimin belirginleşmesi adına bir yararı olduğu söylenebilir mi?
    Alıntı ile Cevapla Alıntı ile Cevapla Mesaj Zamanı 09-20-2012, 22:25

    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökten acizdir.
  4. Cevap: Çala kalem yazmak

    Aynen öyle. Tıpkı gizli eşcinseller gibi. Çala-kalem yazmak da gizli eşcinsellik gibidir. Evli ve çocuklu olarak heteroseksüel görünür fakat duygular kabardığında tüm maskeler kalkar ve eşcinsellik ortaya çıkar. Çala-kalem yazan da maskelerini atar ve kendisini ortaya koyar. Bu iki örnekte de kişi maskelerden kurtulur ve kendisini açığa çıkarır fakat burada kişi kendi kör noktasını görmez, burada bir yüzleşme yok, kişinin bunu yapıcı olarak kullanıp kendisi için, yüzleşmesi için kullanması lazım. Kör noktayı başkaları görür fakat kişi görmez. Kişi gördüğü an zaten idrak etmiş ve kendisi ile yüzleşmiş olur. Misal Pınar Altuğ ile ilgili herkes kendisinin yapmacık olduğunu söylüyor fakat o geçen günkü röpörtajında nerem yapmacıkmış diyor. İşte bu onun kör noktası. Yüzleştiği an maskelerinden ve tepkisel maskesinden kurtulmuş olacak. Çala-kalem yazmaktaki mevzu da budur, orada kişi acizliğini ortaya koyar ama kendisi fark etmez. Acizlik nedir? Yetersizlik duygusu. Çocukluktan gelen tamamlanmamış bir duygu, eksik kalmış bir duygu. Ve bu başka şeylerle tamamlanmaya çalışılıyor. Anlık olarak tamam, bütün hissediliyor fakat sonra tekrar tekrar yaşamak gerekiyor çünkü kalıcı değil, geçici ve ayrıca kalıcı olmayanlar ile tamamlama hissini sağlama çabaları da her an kişinin özsaygısını azaltıyor, yani kısaca gidilen yol yol değildir, kişi her adımda kendinden daha da uzaklaşır. Çala-kalem yöntemi bir bilenin eli ile yüzleşmek adına kullanılabilir belki.
    Alıntı ile Cevapla Alıntı ile Cevapla Mesaj Zamanı 09-20-2012, 22:34

  5. Cevap: Çala kalem yazmak

    bu açığa çıkma halini anlıyorum. ve her hal ve şartta söylediğiniz yetersizliklerden kaynaklı olarak maskelerin düşmesi kaçınılmaz görünmektedir. ancak öyle zaman dilimleri vardır ki kişi amacını aşan söz-dizinlerini kullanır. bunu yaparken bir açıdan yetersiz kaldığından değil de bir şekilde incindiği için karşısındakinin değer-yargılarını sarsacak söz-dizinleri ile onu incitmek için sözlerini havada savurur. çala-kalemin bu yönü bir açıdan soğuk-kanlı ya da sabırlı olmamak ile ilgili bir durumdur. kişi istemediği bir noktaya çekildiğini fark ettiğinde sözcükler de tükenmiş olur. bu açıdan yazın dilinin etkisi, konuşma dilinin etkisinden daha fazla iz bırakır. bu son durum mask/esiz olan kişinin karşılaşacağı bir durumdur.
    Alıntı ile Cevapla Alıntı ile Cevapla Mesaj Zamanı 09-20-2012, 22:43

    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökten acizdir.
  6. Cevap: Çala kalem yazmak

    İnsan doğası gereği bir yere ait olmak ister. Ve yine insan, alışkanlık neticesinde tembelleşebilir. Bu durumda zihinsel emek harcamaktan uzaklaşır. İşte böyle bir kişinin yazdıkları, söyledikler, davranışları, kısacası ona ait olan herşey yavanlaşır. Tüm bu yavanlığa karşın söz konusu kişi yine de bir yere ait olma durumundadır. Somutlaştırırsak bir ideolojiye sahip olma durumundadır. Zira doğası gereği ait olacağı grup, topluluk her ne ise o aitlik, belirli bir ideolojik tutum demektir. Sahip olunan ideoloji her ne ise, şu yahut bu herhangi bir tartışma ortamında, söz konusu kişinin bir iki kelam etmesi yaşamsal bir zorunluluktur, ilelebet kaçınılabilecek bir şey değildir, koşullar kişiyi konuşmaya, paylaşmaya mecbur bırakır. İşte çala kalem yazar dediğimiz bence bu kişidir. Kendisini zeki sanmaktadır tıpkı herkesin sandığı gibi ve vurgusu zekayadır. Çünkü zekanın soyutluğundan hareketle, onun emek verilerek geliştirilebilecek birşey olmadığını düşünmektedir. Bu düşüncesi kendine hareket alanı da yaratmaktadır zira zihinsel emek harcamak gibi bir mecburiyet içermez.Zeka O'na göre doğuştandır.Ancak kişileri ayıranın zeka olmadığı, zekanın kişilere üç aşağı beş yukarı aynı dağıldığından yahut türleri olduğundan habersizdir. Kişileri birbirinden ayırt edenin bilgi edinmek için harcanan emek olduğunu, düşünme yeteneğinin gelişmesinin sorgulamaktan geçtiğini bilmemektedir. Fakat o zekidir! Herşeyin üstesinden o anda gelebileceğine güveni tamdır. Herhangi birşeye kanaat getirirken onun üzerinde yeterince kafa yormak gerekliliği, bu kafa yorma işlemi gerçekleşmiş olsa dahi varılan kanaatin doğru olmayabileceği ve daha fazla düşünmek gerekeceği bilincinden yoksundur. Yazdığı herhangi bir yazının çala-kalem olduğunu yazının içerisinde barındırdığı tutarsızlıklar kendisine gösterilse dahi kabul etmez. Çünkü o zekidir!. Hertürlü ideolojik grubun içerisinde kendilerinden bolca mevcuttur zira böyle olmayanlar bir azınlığın üyesidirler. Ancak bu kişiler (genellikle) kolay aidiyetleri seçerler zira onların zihinsel tembelliğine gayet uygun bir tutumdur.
    Ya Irkçı olurlar zira kimsenin örneğin Türklüğünü tartışamazsınız

    -Türkmüsün?
    - Evet
    -Hayır değilsin.. Diyemezsiniz

    Yahut herhangi bir dinin mensubudurlar

    -Müslüman mısın?
    -Elhamdülillah
    -Hayır değilsin Diyemezsiniz

    Bunlar tartışmaya açık değildirler..Easında tartışılabilecek şeyler olsalar da düşünce sistemindeki dogmatiklik ve bu dogmatikliğin toplum tarafından kabul edilmiş olması gibi bir durum vardır. Tam da bu sebeple kolay aidiyetlerdir...

    Forumlara bakıldığında bu durum bizzat gözlenebilecek bir durumdur.Burada dediğim bir inanca sahip olan kişilerin tamamının bir örnekliği değildir. Bahsettiğim bu çala kalemlik durumunun, belirli ideolojik yaklaşımlardaki baskınlığıdır.
    Alıntı ile Cevapla Alıntı ile Cevapla Mesaj Zamanı 09-20-2012, 22:46

  7. Cevap: Çala kalem yazmak

    nejdet Nickli Üyeden Alıntı: bu açığa çıkma halini anlıyorum. ve her hal ve şartta söylediğiniz yetersizliklerden kaynaklı olarak maskelerin düşmesi kaçınılmaz görünmektedir. ancak öyle zaman dilimleri vardır ki kişi amacını aşan söz-dizinlerini kullanır. bunu yaparken bir açıdan yetersiz kaldığından değil de bir şekilde incindiği için karşısındakinin değer-yargılarını sarsacak söz-dizinleri ile onu incitmek için sözlerini havada savurur. çala-kalemin bu yönü bir açıdan soğuk-kanlı ya da sabırlı olmamak ile ilgili bir durumdur. kişi istemediği bir noktaya çekildiğini fark ettiğinde sözcükler de tükenmiş olur. bu açıdan yazın dilinin etkisi, konuşma dilinin etkisinden daha fazla iz bırakır. bu son durum mask/esiz olan kişinin karşılaşacağı bir durumdur.
    Zaten yetersizlik duygusunda olan kişiyi sürükleyen şey incinmektir Sn. nejdet. Bu aşırı alınganlık. Aşırı alınganın kalkanları, zırhları, maskeleri vardır. Neden bu sürüklenme başta olmaz da çok sonra olur? Çünkü kişi artık zırhı taşımaktan yorulur ve hele hele alınganlık baş gösterdiyse zırhlar, kıyafetler düşer ve kişi çırıl çıplak koşmaya başlar deliler gibi. Aylar önce bu forumda bir üye ile bilgi perdesi altında bu şekilde sürüklenirken kendimi yakaladım ve büyük bir yüzleşme yaşadım kendimle ilgili. Bu büyük bir huzur verdi bana. Muazzam bir tamamlanmışlık duygusu verdi. Ve hayattaki saçmalığa şöyle bir kahkaha attım. Biz değerli ve yeterli hissetmek için nasıl da kendimizi hırpalıyoruz ve hayat boyu büyük bedeller ödüyoruz bir bilsek, oturur insanlık için ağlarız. Fakat tamamlanmışlık duygusu sadece kendini bilmekde gizli. Anlık bir farkındalık ile tüm sorunlar çözülüyor. Çala-kalem sürüklenmelerinde insan kendisini ha bire bulmuyor. Bu bir akıntıdır, sürüklenmedir, kısır döngüdür. Sadece forumda değil hayatın her alanında bu böyle. Kişi kendi merkezine dokunduğu vakit bu akıntılarda kaybolmaz. Kişi kendi kısır döngüsünden çıkabilirse anlık farkındalıklar ile o vakit onu kendi dahil kimse kandıramaz. Çünkü affetmiştir ve affeden insan kendini affeder aslında. Affeden insan artık incinmez fakat incinen insan incitir. Alıngan insan incitir. Ve alıngan insan da tamamlanmamış insandır. Tamamlanmamış insan tamamlanmayı dışarıda arayan insandır ve dışarıda arayan insan kendini bilmez. Kendini bilmeyen de kendini bilmez hareketlere devam eder. Kendini sevmez. Kendisini sevmeyen başkasını sevemez ve onu da başkaları sevmez. Kendini sevmeyenler bir araya gelir ve birbirlerini sevdiklerini zannederler. Hayır. Alkolikler nasıl alkolik olduklarını kabul etmezler ise bunlar da aynen öyledir. Fakat birbirlerine olan sevgileri de birer yalandan ibarettir. Birbirlerini bulmuşlardır çünkü benzerler birbirlerini çekerler. Her insan kendisi ile aynı frekansta olan insana çekilir.
    Alıntı ile Cevapla Alıntı ile Cevapla Mesaj Zamanı 09-20-2012, 22:57

  8. Cevap: Çala kalem yazmak

    tembellik -bu konuya başka bir yazımda değinmiştim- insana, insan türüne sonradan eklemlenmiştir. "artık-ürün" ile bağlantılı bir gerileme, yabancılaşma sayılmalıdır. tabuların -ki düşüncenin kendisi de bir tabudur- panzehiri mühürlerinde gizlenmiştir. sığınmak gereksinimi belki de ilk-el insanın doğa güçleri karşısındaki çaresizliği sonucunda ortaya çıkmı ve fakat süreçte normatif kalıplara bürünerek toplumsal dayatmalara dönüşmüşlerdir. tabular sorgulamaktan uzaklaşan kişiler için bir sığınak görevi görme özelliğine de sahiptir. tuğlalar çekildikçe piramitler yıkılmaya başlar ve bu sığınılacak konum yittiğinde ise kişi-ler paniğe kapılırlar. aslında emek harcanmadan hiç bir şey yaratılamaz. ne demiş düşünür "kendini yaratan insan" emeği ile bunu gerçekleştirmiştir. çala-kalem yazmak emek harcanmadan yazmaktan çok bir duyarsızlık, ilgisizlik, kayıtsızlıktır. bilmeme değil, bilip de hatalı, fevri davranmaktır
    Alıntı ile Cevapla Alıntı ile Cevapla Mesaj Zamanı 09-20-2012, 23:03

    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökten acizdir.
  9. Cevap: Çala kalem yazmak

    "alınganlık-etki-tepki/insan" konusuna dönmeyeceğim. avcı-toplumlaşma süreci ile başlayan mask/elenme edimi insanı persona-laştırmıştır. Nietszche nin bir aforizmasını ansımsattınız, diyor ki; "beklemek insanı ahlaksızlaştırır" ( söz dizini farklı da olabilir, içerik olark böyle) her düşünce çıplaklığı ile ortaya çıkmaz. onun yoğrulması, anlamlı bir yapıya kavuşturulması ve sonuç doğurucu olmasının sağlanması için biçimlendirilmesi süreci bir farklılaşmadır ki buna maskelenmiş düşünce dememek gerekir. yetersizliklerden kaynaklı "küfür" yazın dili ile yaterlilikli olunduğu halde bir nedenle söz-dizinlerini denetleyememe halini -çala kelemi- ayırmak gerekir. yoğurduğunda aslında kişi yeterlidir ve fakat yetişme kaygısı ile bunu yapamaz. bir yönü ile Ferdinanad Bardamu'nun söylediği emekten sarfınazar etmek ile ilişkili bir durum bu.
    Alıntı ile Cevapla Alıntı ile Cevapla Mesaj Zamanı 09-20-2012, 23:16

    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökten acizdir.
  10. Cevap: Çala kalem yazmak

    nejdet Nickli Üyeden Alıntı: tembellik -bu konuya başka bir yazımda değinmiştim- insana, insan türüne sonradan eklemlenmiştir. "artık-ürün" ile bağlantılı bir gerileme, yabancılaşma sayılmalıdır. tabuların -ki düşüncenin kendisi de bir tabudur- panzehiri mühürlerinde gizlenmiştir. sığınmak gereksinimi belki de ilk-el insanın doğa güçleri karşısındaki çaresizliği sonucunda ortaya çıkmı ve fakat süreçte normatif kalıplara bürünerek toplumsal dayatmalara dönüşmüşlerdir. tabular sorgulamaktan uzaklaşan kişiler için bir sığınak görevi görme özelliğine de sahiptir. tuğlalar çekildikçe piramitler yıkılmaya başlar ve bu sığınılacak konum yittiğinde ise kişi-ler paniğe kapılırlar. aslında emek harcanmadan hiç bir şey yaratılamaz. ne demiş düşünür "kendini yaratan insan" emeği ile bunu gerçekleştirmiştir. çala-kalem yazmak emek harcanmadan yazmaktan çok bir duyarsızlık, ilgisizlik, kayıtsızlıktır. bilmeme değil, bilip de hatalı, fevri davranmaktır
    Bilmediğinin tamamen farkında olarak fevri davranmak değil de sanki bilmediğini görmemezlikten gelerek, kabullenmeyerek, yok sayarak fevri davranmak da denilebilinir. Sonuç itibari ile çala-kalemde kişiyi konuşturan yaralara basma sonucu gelen tepkiselliktir. Tepkisellikte, öfkede, şehvette düşünce kuvveti biter. Kişi düşünemez ve çala-kalem yazar. Çala-kalem düşünemeyenlerin ya da düşünmek istemeyenlerin yazı türüdür. Çünkü bilmekten korkar. Bilirse bazı şeyleri kabullenmek mecburiyetine çekileceğinden korkar. Bu yüzden bilmeyip aidiyet duygusunu kendi kendine sağlamak yani kendi tüm sorumluluğunu yüklenmek yerine dışta bir yerde aidiyet duygusu sağlayarak sorumluluğu başka yere atmak çok daha kolayına gelir kişinin.

    "Yalnız başına ve sessizlik içindeyken, kulağımıza bir şeylerin fısıldanmasından korkarız. Bu yüzden sessizlikten nefret ederiz ve kendimizi sosyal yaşamla uyuştururuz." Nietzche

    Kişi kendisi ile baş başa kalmaktan, kendisini bilmekten, tanımaktan, anlamaktan ve tüm sorumluluklarını ele almaktan korkar. Tembellik baş gösterir.
    Alıntı ile Cevapla Alıntı ile Cevapla Mesaj Zamanı 09-20-2012, 23:16


123 SonuncuSonuncu

Benzer Konular

  1. çala kürek nedir ?
    Konu Sahibi 5N1K Forum Ç Harfinden Nedir? Başlıkları
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 12-26-2011, 15:17
  2. çala kılıç nedir ?
    Konu Sahibi 5N1K Forum Ç Harfinden Nedir? Başlıkları
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 12-26-2011, 15:17
  3. çala kamçı nedir ?
    Konu Sahibi 5N1K Forum Ç Harfinden Nedir? Başlıkları
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 12-26-2011, 15:17
  4. çala kalem nedir ?
    Konu Sahibi 5N1K Forum Ç Harfinden Nedir? Başlıkları
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 12-26-2011, 15:16
  5. çala nedir ?
    Konu Sahibi 5N1K Forum Ç Harfinden Nedir? Başlıkları
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 12-26-2011, 15:16
Sosyal Linkler
Sistem Bilgileri

Powered by vBulletin® Copyright © 2014 vBulletin Solutions, Inc.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

uyarılar
  • Forum kullanıcıları 5651 sayılı kanun'un ilgili maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.