Sayfa 9/9 İlkİlk ... 789
88 sonuçtan 81 ile 88 arası

Konu: Nonlocality - Mekânsızlık

  1. #81
    evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    27 Eylül 2011
    Yaş
    56
    Mesajlar
    2.770

    Standart

    Alıntı donkişot Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Üstad siz uyum sağlamak / alışkanlık taban tabana zıt derken, hangi tabanı? ' kasdederek zıtlık ve uyumlarından bahsetmiştim..bu iki kavramda davranışsal/sosyal/psikolojik/biyolojik/fiziksel/çevresel/kimyasal bir çok alanda kullanılan kavramlar.örneğin psikolojik açıdan uyum sağlandıktan sonra alışkanlık gelir..yada alışkanlık uyumu doğurur..ama aynı alışkanlıklar geçici uyumsuzluğuna doğurabilir ama sonunda uyum/alışkanlık zorunlu gerekliliktir olmaması çok ciddi sorunlara yol açar..duruma göre değişir derken bunu kasdettim..

    ......Uyum saglamak ile aliskanlik, taban tabana zittir. Cunku alisan yeni sartlara uyum saglayamaz, alistigini arar.....///// sizin bu tanımınıza göre F klavye kullanan biri asla Q klavyeye geçememeli.... ama tabiki yok böle bişi işte kastım kavramların kullanım alanının genişligiydi..

    bu arada şu korku ile ilgili konuyu arayınca bulamadım bir link verebilir misin üstadım.. aklımın duru zamanında bakayım bir ara...
    Ben "taban tabana zit" derken, cagi ve guncelligi yakalama anlaminda ve yenilige acik olma anlaminda kullandim. Cunku aliskanlik sahiplenilen ve savunulan olarak degisimin algilanmasinda bir engeldir. Yoksa aliskanliklarin baskalarina mudahele etmeden sadece kendini memnun etme adina bir dusunce ve davranis olarak kalir. Yeterki degisiklikler "rahatsiz etmesin." Bir de "eski" nesili," yeni"nesilden kopmasin ve onun yenilige uyumunu algilayabilsin. Yoksa ortaya cikacak olan nesil catismasi cagdan, teknikten, bilimsel gelismeden v.s. geri kalmak ve algilayamamak olur.

    Birey ve Birey Bilinci Uzerine
    http://img88.imageshack.us/img88/2130/xsig2.jpg
    Iste bu benim hem kendime hem herkese duydugum saygim. Ne kendime zarar veririm, ne de baskasina. Ben bir bireyim, bireysellikten arinip "insan" olmaktir, dilegim.

  2. #82

    Üyelik tarihi
    09 Eylül 2011
    Mesajlar
    200

    Standart


  3. #83

    Üyelik tarihi
    09 Eylül 2011
    Mesajlar
    200

    Standart

    Alıntı okur-yazar Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Videoda mühim bulduğum yerler:

    "İki atomaltı parçacığı aldığınızda, örneğin iki elektronu, bir tanesine yaptığınız etki, ne kadar uzakta olursa olsun diğerini de etkiliyor.

    Madde için bir araya geldiklerinde ayrılsalar dahi enerji hâlâ oradadır, onları bağlamaktadır.

    Zamanda geri gidersek genişleyen evrendeki bütün parçacıklar ve maddeler, tüm bunlar beraberce bir bezelye büyüklüğü kadar olan tek bir parçacığın içerisindeydi.

    Eğer bütün evrenin içine gidebilseydiniz ve maddenin bütün parçacıklarını alabilseydiniz ve arasındaki tüm uzayı alabilseydiniz ve hepsini bir araya getirerek, ve tek bir bezelyenin büyüklüğüne sıkıştırabilseydiniz, siz ve ben, dinleyicilerimizin herbiri, hepimiz tüm evreni yaratan aynı parçacığın parçalarıyız, ve o parçacıklar şimdi ayrı olsalar ve genişleseler bile biz hepimiz, hâlâ enerji olarak bağlıyız, biriz.

    Bireysellik bir ilizyondur
    ."

  4. #84
    Pyramos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    28 Eylül 2011
    Mesajlar
    653

    Standart Cevap: Nonlocality - Mekânsızlık

    Sevgili Okur Yazar; daha başlangıçta bilem sayılmam ama tasavvufun mekansızlık,ilizyon bakış açıları henüz bunları anlayamamış olmama rağmen aklımda yer etmiş ‘’zamansızlık’’ kavramına bakış açıma tesir ederek kökünden sarstı diyebilirim..

    Yaratıcı mekandan ve zamandan münezzehtir..bunu haliyle önceden de biliyor , kabul ediyor ve anladığımıda sanıyordum ama şimdi anlıyorum ki yanlış anlıyormuşum… yani ben aklımında yer etmiş –fark edemediğim- yanlış bir düşünce temeli üzerine birçok şey inşa etmişim ..tabi o çökünce yada değişince üstündeklerde allak bullak oldu haliyle..

    İşte benim farkına varamadığım yanlış düşünsel çıkarımım şuymuş; ‘’Yaratıcıyı kendi şimdiki zamanımla eş zamanlı düşünmek’’ yani sanki o biryerlerden devamlı bizim şu an ne yaptığımızı izliyormuş gibi düşünmek onu kendi şimdiki zaman boyutumdan ayıramamak .. bunu nasıl fark edemedim inanın bende anlamadım..

    Bu düşünce Yaratıcıyı, bir şeylerin zamanının gelmesini bekleyen (kıyamet,ahiret, vb)bir durumda algılatıyorki insana bu aslında ona eksiklik yüklemek gibi bir şey oluyor..Oysaki Yaratıcı; Benim Ondan Cennette ne dileyeceğimide biliyor yada Cehennemde ne söyleyeceğimi de… (bununla ilgili dinde birçok yerde ifadeler ,haberlerde var ama ben buna rağmen durumu idrak edememişim yani aslında etmişimde Yaratıcı her şeyi bilir şeklinde etmişim Yaratıcının zamanın hakimi olduğunu,onunla düşünülemeyeceğini tam idrak edememişim) bu zaman algısı Kader ve özgür irade arasındaki bağlantıyıda çok net ifade ediyor diyebilirim (kader derken genel anlamında kullanıyorum tam Dini içerik bütünlüğündeki gibi değil)

    tabi özellikle din bilgimin eksiklikleri sebebi ile bu yazdıklarım ne kadar doğru çıkarımlar onuda bilmiyorum malesef..o zaman gelim, yazayım, paylaşayım,sorayım dedim... bu yazdıklarım ve zamanla ilgili görüşlerinizi paylaşabilirseniz sevinirim Sevgili Okur Yazar..

  5. #85

    Üyelik tarihi
    09 Eylül 2011
    Mesajlar
    200

    Standart Cevap: Nonlocality - Mekânsızlık

    Alıntı donkişot Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Yaratıcı mekandan ve zamandan münezzehtir..bunu haliyle önceden de biliyor , kabul ediyor ve anladığımıda sanıyordum ama şimdi anlıyorum ki yanlış anlıyormuşum…
    Kelime-i şehadet bir iki saniyede söylenir fakat şehadet etmek, oradaki mânâya şahit olabilmek bir ömür sürer. Biz hep anladığımızı sanacağız. Bir zandan kurtulacağız başka bir zana tutulacağız fakat gerçeğe daha yakın olan bir zana inşallah, bizim en derinleşebildiğimiz zan bize haktır fakat hakikatte zandır, o yüzden eski bildiklerin şimdi batıl fakat eskiden hak idi, yani bir sorun yok sadece uyanıyorsun o kadar ama unutma en uyanık olduğunu sandığın hale bile güvenme çünkü her şey Allah'tandır.

    Alıntı donkişot Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    yani ben aklımında yer etmiş –fark edemediğim- yanlış bir düşünce temeli üzerine birçok şey inşa etmişim
    O yüzden "sabır et" denir. Bir şeyden uyandın ama neye uyandın? İşte o uyandığına da güvenme, o uyandığın şey ile de yargılama çünkü ondan da uyandığın vakit yine batıl ile hareket ettiğini anlayacaksın, o yüzden işin felsefesi pek mühim değildir, sadece kendimizi tatmin ediyoruz. Mühim olan derinleştikçe sahip olduğumuz ilmi kullanmak değil, derinleştikçe sabır etmesini öğrenmek ve bize gelen ilimleri terk etmesini bilmektir. İlahi ente maksudi ve ridaike matlubi yani Allah'ım maksadım sensin bana bunu nasip eyle, duasında sabit kalmaktır. "Terk" mevzusu Sôfiyye-i Aliyye'de mühim bir mevzudur; sonu "terki terk"tir.

    Alıntı donkişot Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    bunu nasıl fark edemedim inanın bende anlamadım..
    İnşallah bu şaşkınlığını hayat boyu sürdürürsün, bu uyanışların daim olsun inşallah, bu şaşkınlık bitmesin inşallah sevgili donkişot.

    Alıntı donkişot Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    onunla düşünülemeyeceğini tam idrak edememişim
    Ebû Bekir es-Sıddîk (r.a.)'ın güzel bir sözü vardır: "Allah'ı idrak etmek, O'nun idrak edilemeyeceğinin idrakıdır."

    Alıntı donkişot Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    bu yazdıklarım ve zamanla ilgili görüşlerinizi paylaşabilirseniz sevinirim Sevgili Okur Yazar..
    Hakikatte olan olmuştur, çoktan öldük, çoktan dirildik, mahşere toplandık, defterler dürüldü, herkes hakkını buldu, çoktan kıyamet koptu.

    Daha önce bahsettiğim gibi zaman bir film şeridi gibi akıyor, uyuyanlar bu akan film şeridinin kağıdını alabildiğine geniş görüyor fakat uyananlar ise bu kağıdın inceldiğini görüyor, tam uyananlar ise bu akan film şeridinin kağıdını sıfırlanmış olarak görüyor, akış var fakat zamansızlık idrak edilmiştir o anda artık, tek bir ana girilmiştir, yaşayan bir an ve tekamül sadece ana mahsustur, insan böyle tekamül eder, aksi halde edemez, zamanda/uykuda kalır. Hakikatte ilerleyen zaman kişinin bilinçlenme anlarında idrak ettiği ilimleri basamak yapıp onlara basa basa ilerlemesidir yani o ilmi terk etmesidir bir nevi yoksa o ilmi sahiplenip orada kalması değil, aksi halde idrak edilen ilahî ilim kişiye perde olur. O yüzden ancak sabır ehli olanlar selamete çıkabilir.

    Senin temelinin sarsıldığı sözüne gelirsek, eski şeriatın bitti, batıl oldu, yeni şeriatın geldi, şimdiki şeriatın sana hak fakat hakikat planında batıl, bunu da unutma ama sen daha derin bir anlayışa varana kadar sen kendi en derin anlayışına hak diyebilirsin, bu verilen bir haktır kula.

    Sağlıcakla.

  6. #86
    Pyramos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    28 Eylül 2011
    Mesajlar
    653

    Standart Cevap: Nonlocality - Mekânsızlık

    Elinize, yüreğinize sağlık Sevgili Okur Yazar..teşekkür ederim.. Bab'Aziz filminde şöyle bir replik vardı ''Allah’a ulaşmak için yaradılmışlar adedince yollar vardır...Tasavvuf alt dallara ayrılmış olsada özünü bir ana yol kabul edersek bu yolu inanın kendime oldukça yakın bulmaya başladım..

    Söylediklerinizi çok iyi anladım diyebilirim.. bu yüzden sözleriniz üzerine değil ama belki uzaktan alakalı kişisel bir deneyimimi paylaşmak istiyorum;

    bana yaşım küçükken (tahminen 10-19 yaşlar) gerçek hayatta yaşadığım bir an la ilgili ''ben bu anı rüyamda görmüştüm'' durumu sıklıkla oluyordu (sanırım birçok kişide bu durumu yaşamıştır)..ama bir türlü emin alamıyordum..bu o kadar sıklıkla olmaya başladı ki kendimce bunu çözebilmek için tetikte olma moduna geçtim diyebilirim...bir gün gene bir an'da aynı durum oldu..bu kez kendimce sağlama yapabilmek için dedimki kendi kendime ''aha tamam ben bu anı rüyamda görmüştüm şimdi kafamı sağa çevirecegim oradan Askeri bir jep geçiyorsa bu anı rüyamda gördüğüm ''kesindir''(aklımdan saniye içinde geçirdim bu düşünceyi)... evet ..kafamı çevirdim ve aynen rüyamda gördüğüm manzara ile askeri bir cip yeşillikler arasındaki yoldan geçiyor..

    ben okul tatillerinde kısa vadeli (1 ay -2 ay) işlerde çalışıyordum ve o rüyayı gördüğüm dönemde o işte çalışmıyordum bile..yani beynimin bunu üretmesi imkansız..hatta o rüyadan uyandığımda bu ne ya !!! benim ne işim var otla,çim makinası ile demiştim(iş kısaca bahçıvanlık işi diyebilirim )

    yani resmen geleceğimi rüyamda görmüştüm.. bu benim aklımı çok zorladı..bu nasıl olabilirdi? yapım gereği aman rüya işte deyip geçecek biri deilim..geleceğimi görmek her türlü ciddi birşeydi benim içim.. sebeb-sonuç'cu düşünmeye çalışan biriyimdir elimden geldiğince..

    bu durumla ilgili aklımda teoriler var ama en yakını şimdilerde idrak edebilmeye başladığım ''zamansızlık'' durumu sanırım..

    nese efenim lafı uzatmadan birkez daha teşekkürler Sağlıcakla..

  7. #87

    Üyelik tarihi
    09 Eylül 2011
    Mesajlar
    200

    Standart Cevap: Nonlocality - Mekânsızlık

    Tabi biz her ne kadar zamansızlık var desek de zamanda yaşıyoruz, bu bir vehim fakat biz vehimden kurtulmadık ve kurtulmadığımız için de vehim olan şeyler bize gerçek görünüyor çünkü bizden çıkan şeyler bizi bize anlattığı için, bunun bir vehim olduğunı aklımız hayalimiz alamaz, ancak biz tekamül ettikçe hâlimiz alır.

    Rüya konusunda dediğin gibi zamansızlıkla alakalı olabilir, olmayadabilir, rüya konusu benim ilmimi aşan bir konu, henüz yeni yeni rüyalar hakkında konuşabiliyorum.

    Hadis No : 0949
    Ravi: Ebu Rezin el-Ukeyli Lakit İbnu Amir İbni Sabire
    Tanım:Resulullah (sav) buyurdular ki: "Mü'minin rüyası, nübüvvetin (peygamberliğin) kırk cüzünden bir cüzdür. Bu rüya, anlatılmadığı müddetçe bir kuşun ayağında (takılı vaziyette) durur. Anlatılacak olursa hemen düşer."

    Kaynak: Tirmizi, Rü'ya 6, (2279, 2280); Ebu Davud, Edeb 96, (5020)


    Çeşit çeşit rüyalar vardır. Hafızada kalan ve görülen, nefsî olan, ilahî olan ve diğerleri. Kur'an, hadisler, mesnevi falan nasıl mecaz ile hakikati bize anlatırsa rüyalarda mecaz ile hakikati bize anlatır, kendini bulana bu mecazlar açılır ve kişi bu mecazları artık okuyabilir ve bir an gelir mecazlar kalmaz ve sırf kul Kur'an'ı mecazsız olduğu gibi okumaya başlar, bu rüyalar için de geçerlidir ki mecazın olmaması demek artık karışık rüyaların olmadığı anlamına gelir, kişi rüyalarda da o bilinçlilik halini yaşar ve hakikati görmeye başlar, bu konu "gece yürüyenler" konusuna girer ki bu hâli yaşamadığım için bilmiyorum, bilmediğim şey hakkında da fikir yürütmem uygun olmaz.

    Sadece mecazlar hakkında şunu söyleyebilirim ki Rasulullah s.a.v. demişti ki, "rüya ölümün kardeşidir", kişi rüyada çokluktadır, karışıklıktadır fakat uyandığında tektir, birdir... Rüyadaki herkes, herşey rüyayı görenin bir parçasıdır, kendi içini yansıtan karışıklıktır, çokluktur ama kişi uyanınca bunun bir rüya olduğunu ve kendisinin tek olduğunu görür... İşte biz vehimde yaşıyoruz, varı yok yoku var görüyoruz, ve bu hadiste örnek almamız ve biraz tefekkür etmemiz istenmiş, madem rüya ölümün kardeşi, ve benim anladıklarım şu anlattıklarım kadar, o zaman ölümü düşünürsek şimdi de bir rüyadayız ve ölümü tadınca uyanacağız, daha üst boyutları net göreceğiz, demek ki mühim olan uyanmadan evvel tekliği kavramaktır, la ilahe illallah, muhammeden resulullah'a şahit olmak, şehadet etmek demektir... Eşhedü en la ilahe illallah...

    Benim rüya konusunda anlatabileceklerim bu kadar. Bu konu beni aşar. Gerisini bilmiyorum. Gece yürüyenleri idrak etmedim, bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var, gördüğün rüyaları kimseye anlatmamak, sabır etmek; kötü rüyalar zaten vehmîdir, anlatmaya gerek yok fakat güzel rüyalar da sadece ehline anlatılır yoksa sırrı kaçar, bereketini dağıtırsın etrafa anlatırsan, mühim olan sır tutmaktır, bunu öğrendikçe zaten yol alacaksın çünkü ayeti kerimenin dediği gibi emanet ehline teslim edildiği için sen de sana verilen emaneti kime teslim edip kime teslim etmeyeceğini yaşayacağın şeylerle, acılarla pişerek, tecrübelerle öğreneceksin. Sana özellikle tavsiyem yaşadığın mucizeleri, kerametleri kimseye anlatmamak. Bu çok önemli. Ya anlatma ya da dayanamazsan boş bir odaya anlat ya da bir ehil zat bulursan ona anlat. Dayanamayıp bir kuyuya anlatan Hz. Ali (r.a.) efendimiz vardır, güzel bir örnek ki o kimseye anlatılmayıp sadece Rasulullah tarafından iki kişiye anlatılan bir bilginin sahibi idi ki tüm tasavvuf, enbiya silsilesi Ali (r.a.) ile Ebu Bekir (r.a.)'dan gelir bu ilimden ötürü.

    Anlatmamak, fikir yürütmemek, sabır etmek, felsefeye düşmemek bunlar çok önemli. Hâli yaşamadan, ibadat olmadan okunan tefsirler, İbn Arabi'ler falan bir işe yaramaz, sadece bir dolu soru üretir, o mecazların anlatmak istediği hâl ile alakasız istikamete sahip olan bir dolu soru...
    O yüzden tefsir, meal, tasavvufî kitaplar bir yana öncelikle okunması gereken ilmihal kitaplarıdır, ilm-i hâl yani hâlin ilmidir, o hâllerin mânâların tecelli ettirdiği en büyük ilimlerin zahiri kısımları ise şeriattır, ibadat kısımlarıdır.

    Yalnız bu anlatmamak, sabır etmek, falan filan diye saydıklarımdan herkes mesul değildir yanlış anlaşılmasın. Bunlar aşıkların vasıflarıdır. Zaten daha da ötesinde sabır da yoktur, orası ayrı. Fakat bu sözler özellikle sanadır sevgili donkişot başkasını bağlamaz. Ayrıca rüya demişken şunu da söyliyeyim, rüya kitapları olan varsa hepsini çöpe atsın, çünkü rüya yorumu şahsa özeldir, insanlar adedince yolların olduğu gibi, herkesin kendine has rabb-ı hassı vardır, meşrebi vardır, herkese aynı zikir verilmez, herkesin muhabbeti farklıdır.

    Allah'a emanet sevgili donkişot.

  8. #88
    Pyramos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    28 Eylül 2011
    Mesajlar
    653

    Standart Cevap: Nonlocality - Mekânsızlık

    Zamansızlık/vehim..aynen öyle Sevgili Okur Yazar zaten bende bu anlamda belirtmiştim yoksa zamandan kurtulduğum anlamında yazmadım onları efenim yanlış olmasın.. zamansızlıkla yaşayamam elbet ama bunu teorik olarak kafamda kurgulayabiliyor gibiyim.. süreçleri üst üste koyup anı geleceğe taşıyormuş biçimde kayıt yapan ve bu düzende çalışan beynim ''nedeni geçmiş zaman'' ,''sonucu gelecek zaman'' olarak dizayn ediyor..bu böyle olmak zorunda değil ..ben sonucu bilmiyorum/yaşamadım diye sonuç neden hep gelecekte kalıyor ki? sonuçtan-nedene de tersine çalıştırabiliyorum zamanı..

    Rüyalar hakkındaki bilgi ve tavsiyeleriniz için teşekkürler..

    Felsefeye düşmemek konusunda sizi çok iyi anladım ..tarih düşenlerle dolu..çıkabilmişler mi? her felsefe severin aklının bir kenarında bulunması gereken asla unutulmaması gereken bir uyarı bu.. bende tekrar edeyim istedim..

    Sizde Allaha emenet olun Sevgili Okur Yazar.. herşey için birkez daha teşekkürler..

Sayfa 9/9 İlkİlk ... 789

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0