Sayfa 1/9 123 ... SonSon
81 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Düşünen İnsan

  1. #1
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.546

    Standart Düşünen İnsan

    Düşünmenin insana dair bir yaşam biçimi olduğu konusunda herkes hem-fikirdir. Herkes düşünür; iyi, kötü, doğru, yanlış...Düşünmeden yaşanır mı? Düşüncelerin insan üzerindeki etkileri nelerdir? Düşüncelerin insanlar üzerindeki etkiler nelerdir? Düşünce bir tabu mudur? Ondan korkulmasının nedenleri nelerdir? Düşünceleri oluşturan tüm etkenler görmezlikten gelinerek salt düşüncenin kendisi yargılanırken, değerlendirilirken hata yapılmış olunmaz mı? İnsan, düşünen bir hayvandır denir, düşüncelerini açıklamaktan korkan da insandır! Açıklanmayan düşünce nasıl anlaşılabilir?
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  2. #2
    __tılsım__ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16 Eylül 2011
    Yaş
    27
    Mesajlar
    27

    Standart

    Düsünmenin eyleme geçmesi ile düsünce olustugu için bu özgürlük aslInda "düsüncenin açIklanmasIndaki özgürlük" anlamIna gelir.
    Düsünme özgürlügünün bir anlam tasIyabilmesi için onun düsündügünü açIklayabilme özgürlügüyle birlikte olmasI gerekir.
    Özgürlük baglI olmamak, bagImlI bulunmamak demektir, Descartes'in "düsünüyorum öyleyse varIm" deyisi bir anlamda insan varlIgInIn düsünme ile birlikteligini de vurgular. Düsüncenin ön ölçütü olan yaratIcI olus onun özgür olmasI ile olanaklIdIr.

    Düsünce özgürlügü, dogustan var olan ama çevrenin pesin yargIlarIyla, inanç, korku, kanI, umutlarIn etkisiyle kolayca kaybedilebilecek bir özgürlüktür.
    Düsünce özgürlügü beraberinde yeni düsünceler getirdiginden, bu yeni düsünceler de o zamana kadar toplumda yerlesmis bulunan inançlarI sarsmaya yöneleceginden insanlar ve toplumlar düsünce özgürlügünü kimi zaman bilinçsizce ve kimi zaman bilinçli bir sekilde fakat genellikle güdümlü olarak tepki ile karsIlamIslardIr.
    CanlIlardan sadece insanoglu doga yasalarInI birer birer bularak dogayI denetim altIna almayI basarmIs, bilgilenme sürecini en aza indirgemistir. Doga yasalarInda oldugu gibi toplum düzeninin yasalarInI da bulmaya çalIsmIs ve düsüncenin sonsuz gücüyle evrenin sIrlarInI da çözmeye baslamIstIr.

    Dil-emek eytisimi ile dünyanIn fizik yükünden kurtulmus olan aklInI, düsünce ve bilincini kullanarak kazandIgI güçle zamanI denetlemis, geçmisle gelecegi birlestirmis, uzagI yakIna getirmistir.

    CanlIlar içinde yalnIzca insanoglu geçmisten ders alabilen ve gelecegini yanlIslardan arIndIrarak yeniden kurabilen canlIdIr. Ínsan bu düzeye aklI, bilinci ve düsüncesiyle gelmistir, bu nedenle emegin ve dilin ortak ürünü olan düsünce insanIn insan olma serüveninde ona yol gösteren tek ögedir. Bir felsefenin, bir dinin, bir doktrinin bütün yeryüzünü kavrayacagInI söylemek dile kolay geliyor belki, ama gerçekte hangi din, felsefe, doktrin bunu basarabildi?

    Düsüncelerin çesitliligi bizler için ortak bir zenginliktir, tIpkI kIr manzaralarInIn, çiçeklerin çesitliligi gibi; ve savas, kin tohumlarI atmamaya basladIgI andan baslayarak ortak bir insancIl zenginlik haline gelecektir. Benim gibi düsünenlere "kardesim" demek, benim gibi düsünmeyenlere de iki kere kardesim dememiz gerekir, düsünce farklIlIklarI kalplerin kardesligine bir engel olmaktan çIktIklarI andan itibaren zenginlestirici bir ilke ortaya çIkacaktIr.

    Toplumsal töre, gelenek, anlayIs ve kurumlarI modern çagIn yeni gereklerine göre ayarlamak için bunlarIn sInIrsIz bir özgürlükle tartIsIlarak elestirilmesi ve en hosa gitmez görüslerin bile toplumun bazI deger yargIlarInI incitecegine bakIlmaksIzIn açIklanmasI gerektigi ortadadIr.

    UygarlIk tarihi bize su dersi vermektedir: ToplumlarIn düsünsel ve töresel evrimleri için en önemli kosul tüm düsünme ve tartIsma özgürlüklerinin kIsItlanmamIs olmasIdIr.

    Bu özgürlügün her toplumda yerlesmesi insan uygarlIgInIn en kutlu yapItI olacaktIr.
    AklIn gericilige, bagnazlIga, karanlIga karsI savasI BatI toplumlarInda utku ile sonuçlanmIs gibi görünüyor ama ülkemizde bu çekisme halâ sürmektedir.
    Bu çatIsmanIn artIk aydInlIk günleri ülkemize de getirmesini dileyelim
    bu dünyada kavranılamaz biriyim ben
    çünkü ölülerin arasında olduğu kadar
    daha doğmamışların da arasındayım
    yaratılışa alışılmıştan biraz daha yakın
    ve yine de çok uzakta

  3. #3
    telrunya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    18 Kasım 2009
    Mesajlar
    559

    Standart

    Farkında olmasa da insan düşünemeden duramaz. Burada kastım düşüncenin kalitesi değil, kendisi.
    Kendisine yakıştırılan bütün değerleri Hiç'e indiren bir yokluk!


    in vino veritas.


    non serviam.

  4. #4
    glsezinrs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12 Aralık 2010
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    1.306

    Standart

    Alıntı nejdet Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Düşünce bir tabu mudur? Ondan korkulmasının nedenleri nelerdir?, düşüncelerini açıklamaktan korkan da insandır! Açıklanmayan düşünce nasıl anlaşılabilir?
    Düşünceden, daha açık ifadesiyle düşünen insandan korkulur, çünkü düşünce bir sonraki adımda eyleme dönüştürecektir kendisini...
    Gün gelir, istiridye incinin değerini anlar.

  5. #5
    Beril - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12 Eylül 2011
    Yer
    İst
    Mesajlar
    152

    Standart

    Alıntı nejdet Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Düşünmenin insana dair bir yaşam biçimi olduğu konusunda herkes hem-fikirdir. Herkes düşünür; iyi, kötü, doğru, yanlış...Düşünmeden yaşanır mı? Düşüncelerin insan üzerindeki etkileri nelerdir? Düşüncelerin insanlar üzerindeki etkiler nelerdir? Düşünce bir tabu mudur? Ondan korkulmasının nedenleri nelerdir? Düşünceleri oluşturan tüm etkenler görmezlikten gelinerek salt düşüncenin kendisi yargılanırken, değerlendirilirken hata yapılmış olunmaz mı? İnsan, düşünen bir hayvandır denir, düşüncelerini açıklamaktan korkan da insandır! Açıklanmayan düşünce nasıl anlaşılabilir?
    Düşünce ! İnsanı insan eden en harikulade fenomen.Düşünce eylemi ruhumuzun kanat çırpışı sonsuzluğa...Salt tüketen kimliğinden sıyrılıp empati kurmak yüzyıllar öncesinde yaşamış (ki inandığı gibi yaşamış kimliklerin dimağından fışkıran ışıklar yok olmazlar) kendiyle özdeşleştirdiği ya da kendisine cephe aldığı düşüncelerle halleş olmak.İşte bu edim insanı insan eder .Anlama eylemi yani.Anladığın kadar insansın çünkü...Kişiye göre değişebilen düşünce mef'umu, çoğunlukla yaşadığı toplumun sosyo-kültürel yapısıyla elbette etkileşim içindedir ve bu böyle olacaktır;ortaya çıkmasına neden olan şartları daima bağrında taşıyacaktır.O şartlar tarafsızca irdelendiğin de en acımasız dahi bulduğun fenomeni ,olguyu,şahsiyeti anlar buluverirsin kendini .Spinoza 'nın bir sözünü burada yazmadan geçemeyeceğim'' Ayıplama,yargılama,kaçma ama anla!''Farz edelim ki düşünce bir tabu! Yıkılması kaderi olan tabuların yerine yenilerinin konulması kaçınılmazdır.Yaşadığı toplumda tek bir tabuyu dahi yıkmayı göğüslememiş bireyin dimağındaki düşünceden de şüphe duyarım.Çünkü düşünce emektir,gözyaşıdır ve kutsaldır.
    Doğrusu düşündür bulduğum da kendimi ne zaman düşünmek istedim ben sorusunu da beraberinde getiriyor kendisini .O halde çoğunlukla düşünür buluyorum kendimi;demek ki düşünmek ruhumun ihtiyacı.Kimisine göre zaman kaybı ;ne gerek var;ya da sen enayisin, ne boş şeylere ömrünü adıyorsun kendini, ve zamanını tüketiyorsun...vb gibi söylemlerle kendine emek vermiş şahsiyetler sıklıkla karşılaşmıştır.Ben bunlara ateş etrafında dolaşan ateş böcekleri
    diyorum.Kendinden habersiz fütursuzca yaşayan günübirlikçi insan, günü birlikçi sevgili günü birlikçi eş ...cinsiyeti mühim değil bunların aynıdırlar değişmezler çünkü düşünceden mahrumdurlar.Ancak aydınlık ,ışık olmuş ruhlardan düşünce çıkar ortaya ,onlar hem sevilir hem sayılırlar ve onlar ışıklarıyla doyururlar bizi ve sonsuza dek yaşarlar.
    İnşallah fazla dağıtmadım son bir şey eklemek istiyorum düşünce konusuna düşüncenin iyisi kötüsü olmasa da eylem safhasında sınırı olmalıdır O sınırlarda kainatın var olma nedeni olan ahlaki erdemler,insani ölçütler olsa gerek
    Saygılarımla

  6. #6
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.546

    Standart

    Server Tanilli’nin belirttiği gibi “Yaratıcı Aklın Sentezi” ni gerçekleştirebilen insan, düşünce ve belleği ile varlığını sürdürebilmiş bir canlı türüdür. Algılamak, anlamak, öğrenerek biriktirmek ve bunları yaparken de neden ve sonuçları var olan ile irdelemek; düşüncenin filizlenmesi için atılan ilk adımlar gibidir.

    ../.

    Sayın _tılsım_,

    Düşünce ve bunun açıklanması düşünce özgürlüğü olarak tanımlanan evrensel ortaklaşmalardan insana dair olan önemli bir olgudur. Açılanmayan bir düşüncenin hiçbir değeri, anlamı ve sonucu olamaz. Düşünceyi açıklama özgürlüğü insanın var-olma biçimi, yaşamsal özüdür. Bunu yasaklamak –her ne sebeple olursa olsun- insanı öldürmektir.

    Düşünce el-dil-ayak-göz-beyin diyalektiği ile ve birikimsel olarak gerçekleştirilmiş insanlaşmanın ortak değerlerinin bir bütünüdür. Bu nedenle tek-el altına alınması ne mümkün ne de doğru bir yaklaşım değildir. Nasıl ki ruhlar kilit altına alınamıyorsa, düşünceler de asla prangalanamaz.

    Düşünce çeşitliliği her zaman vardı ve var olacaktır. Bu çeşitlilik karşılıklı tartışmaya açık olduklarında gelişirler. Değilse düşünce bir tabuya dönüşür.


    ../.

    Sayın telrunya,

    İnsan beyni kendisi gibi tembel değildir; beyin hücrelerinin nöronlar arası elektriklenmelerinde %30 gibi bir oranda çalıştığı söylenmektedir. Doğal yaşamın %30 dengeleyiciliğine yakın bir oran. Evet insan sürekli düşünür; genetik kodlanmalar tarihsel belleği aktif tutmayı sürdürmektedir.


    ../.


    Sayın glsezinrs,

    Bu durum düşüncenin kendisinden korkulduğu sonucunu doğurmaz mı?


    ../.

    Sayın Beril,

    Tabular ölüm sessizliği, top-yekün bir suskunluktur.

    Çocuğun toplumsallaşması sürecinde hata ve yanılgılarından uzaklaştırılmaya çalışılması "terbiye" ve "eğitim" genel başlığında eğilmesini ön-görüyor ise, çocuğun tarihsel belleğini geliştirmesi istenmiyor demektir. Kişi fizik ve düşünsel olarak eğilebilir/eğriltilebilir; ağacın yaş iken eğilmesi/çocuğun küçüklükten başlayarak düşüncelerinin yasaklanması kişide bir korku yaratır ve düşünce bir tabu olarak karşısına geçer. Bu tabu içselleştirildiğinde ise kişi düşünceden bir hortlaktan kaçar gibi uzaklaşır.Ve düşünmek onun yerine düşündüklerini söyleyenlerin tekeline geçer. Tabulardan korkulur ve uzak durulmaya çalışılır. Tabu çözülürse kötücül olguların yaşanacağına dair paradigma/mistifikasyon kişiyi eğer. Eğmek boyun büktürmektir, düzeltmek ise sindirmeden gelişmesine olanak sağlamaktır.

    “Sonsuzluğa kanat çırpan” düşünce tanılamanız onun nasıl bir güce, etkiye sahip olduğunu ve asla sınırlandırılamayacağını göstermektedir. Spinoza’nın alıntıladığınız yargısı önemli bir konuya temas etmektedir. “Anlam/anlama/anlamak” şeklindeki yazımda ayrıntıladığımdan atıf yaparak değinmekteyim. Anlamı anlamak, anlama ile olanaklıdır.

    Zamanda yolculuk bilim-kurgu düzleminde algılanır, anlatılır ve görselleştirilir. Oysa gerçek zamanda yolculuk düşünce ile gerçekleştirilen yolculuklardır; tüm düşünceler eklemlenirler ve yer-yüzünde bir halka gibi tutuşurlar; zaman yok olur...

    “etik” ve “insani” olarak tanımladığınız ölçüler göreceli olduklarından düşünceye ve açıklamasına sınırlandırma getirmezler mi dersiniz?



    ../.
    Düşünmeyi sürdüren insana selam olsun!
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  7. #7
    __tılsım__ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16 Eylül 2011
    Yaş
    27
    Mesajlar
    27

    Standart

    düşünceler tabuya dönüşüyor bunun nedeni sie kişilik yapmızın bozulması egoların tavan yapması kimse tepkiye açık değil kapalıyız hayata
    bu dünyada kavranılamaz biriyim ben
    çünkü ölülerin arasında olduğu kadar
    daha doğmamışların da arasındayım
    yaratılışa alışılmıştan biraz daha yakın
    ve yine de çok uzakta

  8. #8
    glsezinrs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12 Aralık 2010
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    1.306

    Standart

    Alıntı nejdet Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bu durum düşüncenin kendisinden korkulduğu sonucunu doğurmaz mı?

    Düşünce insanla birlikte var.Ama düşünen ölür, düşünceler kalır.Düşünce ölümsüzdür.Düşünen insan "neden?" diye sorduğunda "çünkü...." diye başlayan cevaplar , onu aydınlatır, insan kılar ama mutlu etmez.Niye mi?Düşüneni tepelemek ve ortadan kaldırmak için işleyen sistemin işaret eden parmağını da ayna gibi görmüştür artık...Hiçbir zaman ahmak günlerinde dolaştığı gül bahçesine giremez.
    Konu fides tarafından (21 Eylül 2011 Saat 00:53 ) değiştirilmiştir. Sebep: Düzen
    Gün gelir, istiridye incinin değerini anlar.

  9. #9
    Beril - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12 Eylül 2011
    Yer
    İst
    Mesajlar
    152

    Standart

    ../.

    Sayın Beril,

    Tabular ölüm sessizliği, top-yekün bir suskunluktur.
    Tabulara direndiğimiz an düşünce serüveni başlar gerek kendimizde gerekse yakın çevremizde.Söz gelimi kendinize her bir dokunuşunuz da varlığından kaçtığınız yüzlerce tabuyu bertaraf edersiniz. Bu öyle bir sarmaldır ki çeker kendine hem kendini hem de çevrendekileri; öyle hoş bir kokudur ki yayılır yer bir yana.
    Düşünce sensin ,benim,biziz...kısacası.Düşünc e yaşar ,düşünce yemek yer,beslenir,büyür ve an gelir düşünce hastalanır ,tükenir .....

    Tabulardan korkulur ve uzak durulmaya çalışılır
    .Haklısınız katılırım size tabuları yıkmak gerçekten de bir ömre mal olabilir.Büyük cesaret ister.

    Tabu çözülürse kötücül olguların yaşanacağına dair paradigma/mistifikasyon kişiyi eğer.Budurum o kişinin direnişi ,kararı ve azmi ile ilgilidir.





    Eğmek boyun büktürmektir, düzeltmek ise sindirmeden gelişmesine olanak sağlamaktır. Tabu düzeltilmez yıkılır yepyeni bir maskeyle karşına çıkar.Ve sen yeniden onu da yıkmak için devam etmelisin.Ve bilmelisin ki yıktığın her bir tabu senden de bir parçadır





    “etik” ve “insani” olarak tanımladığınız ölçüler göreceli olduklarından düşünceye ve açıklamasına sınırlandırma getirmezler mi dersiniz?
    Düşüncenin eylem safhası sınırlı olan mekan ve zaman kavramında mümkün,uygulanabilirliği yani.Yoksa zaman ve mekanı olmayan an 'lağımızdan söz etmedim Labaratuarında çalışan bir adamı bulduğu formülü insanlık yararına deneyden geçirir,çalışır çabalar.Bir sonraki aşamada o formül insanlığın panzehiri olabileceği gibi tam tersi zehire de dönüştürülebilir.Kim bilebilir ! Zehire dönüştürülürken vicdan sorgularsın isterdim.Vurgulamaya çalııştığım buydu



    ../.
    Düşünmeyi sürdüren insana selam olsun![/QUOTE]

    Düşünmemize neden olan düşüncelerin varlığına da selam olsun
    Saygılarımla

  10. #10
    İstanbul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    19 Eylül 2011
    Mesajlar
    62

    Standart

    Düşünen kim? İnsana verilen bu muhteşem hediye' düşünceyi ' insan ne kadar kullanabiliyor?
    Düşünceler mi İnsanı yönetiyor yoksa?
    Zihnimizin efendisi kendimiz olmayı başardığımızda düşünen insan olabiliriz..Yoksa düşüncelerin kölesi oluruz.

Sayfa 1/9 123 ... SonSon

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0