Sayfa 1/3 123 SonSon
30 sonuçtan 1 ile 10 arası
Like Tree4Teşekkür

Konu: Evlilikler Neden Yürümüyor?

  1. #1

    Üyelik tarihi
    22 Şubat 2010
    Yaş
    35
    Mesajlar
    172

    Standart Evlilikler Neden Yürümüyor?

    Kadın erkek ilişkilerini her yönden sorgulama zamanı geldi diye düşünüyorum. Aklıma gelen soruları sıralamak istiyorum. Konuya bir miktar temel oluşturabilir.

    1- Kadın ve erkeğin yaratılıştan gelen farklılıkları var mıdır?

    2- Kadınların sosyal hayatta daha faal olması evlilikleri nasıl etkiledi?

    3- Kadınların ekonomik özgürlüklerini ele almalarının sonuçları nelerdir?

    4- Neden ataerkil yapı baskın olagelmiştir ve ataerkil yapı fıtri midir?

    5- Kadın erkek ilişkilerinin aşırı iç içe olması nasıl değerlendirilmeli?

    6- Kadın erkek arkadaş olabilir mi?

    7- Çocuk bakımı kadına mı aittir?

    8- Çalışan çiftlerin çocuk dünyaya getirmeleri doğru mudur?

    9- Anne sevgisini, şefkatini ve bakımını bir baba çocuğuna verebilir mi?

    10- Kadına neden şiddet uygulanıyor?

    11- Boşanma modern dediğimiz insanlardaa neden daha fazla?

    vs.vs.vs...

    Hamama giren bir miktar illa terler...

  2. #2
    ufuk8307 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    05 Ocak 2010
    Yer
    ANKARA
    Mesajlar
    57

    Standart

    Ben evlilik müessesesinin son derece gereksiz olduğunu düşünüyorum.2 insan birbirini sevip aynı evde yaşamaya karar verince niye bu ilişkiyi, evlendirme dairesinde belediye görevlisi ve 2 şahitin önünde atacakları imza ile alacakları evlilik cüzdanıyla resmileştirirler ki?Bence birbirine aşık, birbiriyle uyum içinde olan bir çift evlenmeden aynı evi paylaşabilmeli, birbirleriyle kavga etmeye başlayıp birbirlerinden soğudukları zamanda mahkeme avukat falanla uğraşmayıp rahatça ayrılabilmeli.Böyle düşünmeme sebep olan şey ülkemizde ve dünyada mutsuz evliliklerin çok fazla olması ve çoğu evli çiftin aynı evde iki yabancı gibi yaşaması.
    Madem ki intihar edeceğiz,yaşayarak edelim......

  3. #3
    kuzeys
    Ziyaretçi

    Standart

    evliliklerin neden yürümediğinden çok neden yapıldığını sorgularsak bence daha sağlıklı sonuçlar çıkar.

    Bir insan neden evlenir;
    bir insan neden hayatını başka bir insana teslim eder;
    bir birini seven aşık olan insanlar neden evlilik yerine birlikte yaşamayı seçmezler;
    insanlar neden çocuk yaparlar;
    insanların bir evlilikten yeni eşyalar mobilyalar dışında beklentileri nelerdir.

    vs. vs. aklıma gelen gelmeyen yazamadığım bir sürü şey..

    benim türk aile yapısında gördüğüm en açık şey

    bir kadının için evlilik anne-baba evinden çıkıp var olan koşullarından kaçması uzaklaşması iken ; bir erkek içinde yaşı ile orantılı bir şekilde toplumsal dışlanma ve boşluktan kaçmaya çalışmaktır. ha birde her iki taraf için düzenli seks hayatı var ya.. çok şükür o olay bu yüzyılda epeyce kırıldı

    birde doğruluğuna inandığım şöyle bir söz var evlilik adına söyleyebileceğim..

    erkekler yoruldukları zaman, kadınlar ise merak ettikleri zaman evlenirlermiş.
    varın gerisini siz düşünün gayrı..

  4. #4
    iuflsfozkn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    09 Ocak 2011
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    26
    Mesajlar
    675

    Standart

    tekerlekleri olmadığından olabilir mi yürümemesinin sebebi
    İnsanoğlu eğer en iyiye ulaşacaksa hangi yolu izlemelidir

  5. #5
    Süreyya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16 Nisan 2010
    Mesajlar
    463

    Standart

    1- Kadın ve erkeğin yaratılıştan gelen farklılıkları var mıdır?
    4- Neden ataerkil yapı baskın olagelmiştir ve ataerkil yapı fıtri midir?

    'kadın'-' erkek' cinsiyet belirtimi iken insanların,ilişki karakterinin genel yapısı; bireysel insan huy, karakterlerinin çatışmaları şeklinde gelişip, sonuçta güç hiyerarşilerine dönüşmüş giderek cinsiyetçi dayatma-kabullenme-yapılanmalarla da kendi (hastalıklı/ataerkil! ) kültürünü! oluşturmuş.Mantıken, sağlıklı olanı birbirine baskın bir erk'e gerek duyulmamasıdır.

    Bu düşüncem doğrultusunda 1.soruya cevabım

    kadının fiziksel zayıflığının..ilişkilerde bu yönde gelişim göstermesi kadın-erkek fark etmez , insanın akıl/karakter zafiyeti, yine çevresiyle uyumlulukta- dengeyi kurmada ki zorlanımı /kabalaşmadır.

    2- Kadınların sosyal hayatta daha faal olması evlilikleri nasıl etkiledi?
    3- Kadınların ekonomik özgürlüklerini ele almalarının sonuçları nelerdir?

    öncelinde, ağırlıklı olarak, kadının evde erkeğin dışarıda çalışması şeklinde ki rol dağılımı, ekonomik gücün erkeğin tekelinde olmasına sebep ve bu da ( +/- 'erk') kutuplaşmada etkenken

    zaman içinde…kaynak keşifleri , bağlı olarak da tüketim- ihtiyaçlar artmış, kadının ekonomiye katılması elzem olmuştur (burada konu aslında açılım gerektiriyor - aktif sosyal hayattan, eğitimden genelde yoksun bırakılmışken.. zorunlu olarak çalışma hayatına atılması onun, kalifiye eleman/işten ziyade kayıt dışı işlerde sosyal güvenceden yoksun çalışmasına vs. vs...) Sosyal hayatın içine giren kadın, adaptasyonu- kabullenilmesi sürecinde her ne kadar zorluklar yaşamış ise de kendine (sağlıklı /sağlıksız) bir şekilde güven geliştirmiştir. Evliliğe etkisi ise çok kapsamlı bir konu …geçelim : )

    5- Kadın erkek ilişkilerinin aşırı iç içe olması nasıl değerlendirilmeli?
    6- Kadın erkek arkadaş olabilir mi?

    iç içelikten ve de aşırı vurgusundan maksadı! anlamadığım için bu cevabı da es geçiyorum

    Kadın erkek tabii ki arkadaş olur arkadaşlığın, ne anlama geldiği biliniyorsa ( arkadaşlığın temeli
    cinsiyet değil tarafların kafa dengi olmasıdır )
    kaldı ki cinsiyet bağlamında birbirine yakınlık duyan - ilişkide- kişiler içinde ( gecelik-gelgeç bir durum değilse) arkadaşlık edebilmeleri, önemlidir.

    7- Çocuk bakımı kadına mı aittir?
    8- Çalışan çiftlerin çocuk dünyaya getirmeleri doğru mudur?
    9- Anne sevgisini, şefkatini ve bakımını bir baba çocuğuna verebilir mi?

    çocuk dünyaya getirmek ve o çocuğu sosyal hayata hazırlayarak (kendine yeter zamanına değin) sorumluluğunu almak, iki yetişkin- yetkin birey gerektirir. Kadın, hormonal aktivitesi /fizyolojisi doğurduğu üzere, yeni doğana tabiatı ile daha yakındır. Bir baba da, belli ezber rol-kalıpları kırdığı, önce insan olmasının verdiği duyarlılığa, o farkındalığa eriştiği nispette çocuğuna sevgisini,şefkat ve bakımı gösterecektir.

    çocuk dünyaya getirmenin esas kriterlerini yukarıda belirtmişken bu soruya verebileceğim yanıt da çalışmayan ebeveynlerdense çalışan ebeveynlere sahip olmak yeğdir ancak bu çalışan çift de hem kendilerine hem de çocuklarına kalite zaman ayırabileceklerse ,bunun yeterliliğinde,kararında...hem fikir iseler, çocuk arzulasınlar

    10- Kadına neden şiddet uygulanıyor?

    Şiddetin kaynağı UZlaşamayan, ortayı -aklıselim- bulamayan karakterlerin çatışması..dayatma-zorlama acizliğidir!! kadın-erkek iki tarafta etken olabilir.Baskın anlayış! Nobran karakter! vs. psikolojik taciz de bir tür şiddetken, fiziksel kaba kuvvet raddesinde (erkek fiziken daha güçlü olduğu için) gözlemlenebilen erkeğin -baskın-şiddeti olacaktır. Kültür -farkı -ile gelişen mizaç-huy! (her ilişki; kendi içinde,tarafları arasında değerlendirme gerektirse de genel anlamda şiddete bakışım budur)

    11- Boşanma modern dediğimiz insanlarda neden daha fazla?


    Kadın sosyal hayatın içinde aktif ise, kendine güven- yeterliliği de (sosyo/ekonomik-kültürel anlamda- kendince) kazanacak, geleneksel kadın-erkek rol/dayatmasını da sorgulayacaktır. Evliliği tek taraflı- tatmin olmadığı bir ilişki ise veya bu şekle dönüşmüşse kendini kurtarma yolunu da seçebilecektir (tatmin, salt cinsel tatmin değildir)

  6. #6
    Feylesof TeCe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    31 Aralık 2010
    Yer
    Sakarya & Bolu
    Yaş
    18
    Mesajlar
    833

    Standart

    Alıntı ufuk8307 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ben evlilik müessesesinin son derece gereksiz olduğunu düşünüyorum.2 insan birbirini sevip aynı evde yaşamaya karar verince niye bu ilişkiyi, evlendirme dairesinde belediye görevlisi ve 2 şahitin önünde atacakları imza ile alacakları evlilik cüzdanıyla resmileştirirler ki?Bence birbirine aşık, birbiriyle uyum içinde olan bir çift evlenmeden aynı evi paylaşabilmeli, birbirleriyle kavga etmeye başlayıp birbirlerinden soğudukları zamanda mahkeme avukat falanla uğraşmayıp rahatça ayrılabilmeli.Böyle düşünmeme sebep olan şey ülkemizde ve dünyada mutsuz evliliklerin çok fazla olması ve çoğu evli çiftin aynı evde iki yabancı gibi yaşaması.
    Dediklerine katılmakla beraber aynı zamanda katılmıyorum. Birbirlerinden soğuduklarında avukatsız hemen ayrılabilirler ama ya sadece taraflardan biri soğuduysa ve diğeri hala onu seviyorsa? Bağlılık ani kararlar vermeyi önler. Ani karar vermemek beraberinde uzun uzun düşünülmüş sağlıklı kararları getirir. Evlenmeden önce aynı evde kalmak doğru birbirlerini daha iyi tanıyacaklardır ama elbet evlilikle son bulunması gerektiğine inanıyorum...

  7. #7

    Üyelik tarihi
    22 Şubat 2010
    Yaş
    35
    Mesajlar
    172

    Standart

    Aklıma gelen bir konuyu daha arz edeyim müsadenizle. Bence önemli. Bir arkadaş işler ters giderse, resmi muamelelere ihtiyaç kalmadan ayrılıp gidebilecekleri bir yaşam tarzından bahsetmiş. Yani birlikte yaşamaktan. Acaba bu evlilik dışı çözüm insanları kolaycılığa itebilir mi? Yani en ufak bir sarsıntıda herkes kendi limanına dümen kırabilir mi? Birlikte yaşamanın getirdiği rahatlık ilişkileri nasıl etkiler? Biliyorsunuz ki dürtüler var olabilmemizi sağlayan ( yani türümüzü koruyabilmemizi sağlayan ) araç gereçlerdir. Cinsellik dürtüsü sanırım ürememize ve dolayısı ile türümüzü korumamıza yardım ediyor. Çocuk meselesi evlilik dışı beraberliklerde nasıl halledilebilir? Yani olumsuz bir durumda çocuğun hakları nasıl korunacak? Hatta kadın ve erkeğin bizzat kendilerinin kanuni hakları nasıl muhafaza edilmiş olacak? Çocuğun en doğal hakkı olan miras hissesi ne olacak?

    Ancak mesele evliliklerin neden yürümediği idi... Burada evliliğin gereksizliğini vurgulayan arkadaşlar olabilir ve fikirleridir saygı duyarız. Ancak biz evlilik üzerine münazara yaptığımız için gerekliliğini bu başlık altında sorgulamanın yersiz olduğunu düşünüyorum.

    Saygılarımla.

  8. #8
    rainbow64 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    06 Şubat 2010
    Mesajlar
    349

    Standart

    1- Kadın ve erkeğin yaratılıştan gelen farklılıkları var mıdır?
    birinci şık bana en mantıklısı gibi geldi.
    Bilginin peşinden hiç durmadan koşmak ümidiyle.

  9. #9

    Üyelik tarihi
    22 Şubat 2010
    Yaş
    35
    Mesajlar
    172

    Standart

    Şimdi meselenin daha iyi tartışılabilmesi için bir iki düşüncemi paylaşmak istiyorum...

    Kadın ile erkeğin birbirinin tamamlayıcısı olma özelliği gerçekten var mıdır? Bunun cevabı hayır ise durum vahim demektir. Birbiri ile çatışma potansiyeli olan iki insan türü oluşturulmuş anlamı çıkar ki sonu faciadır. Annelerimiz ile kurduğumuz (genel itibarı ile) muhteşem bağ nasıl izah edilebilir erkekler açısından?

    Arkadaşımızın biri, kadın-erkek arkadaşlaıklarının karşımızdakini bir insan olarak görebildiğimiz sürece mümkün olduğunu ifade etmiş. Şimdi soruyorum? Sevdiğiniz kadının başka bir erkekle başbaşa paylaşımlarda bulunmasından rahatsız olur musunuz? Veya annenizin babanız dışındaki bir erkeğin evine arkadaş sıfatı ile gidip paylaşımlarda (cinsellik dışı) bulunmasına onay verir misiniz?

    Ataerkil yapı sırf fiziksel bir üstünlükten doğmuştur desek bile bu yapının yaratılıştan gelen bir özellik olduğunu kabul etmiş olmaz mıyız?

    Ataerkil yapı tasfiye mi edilmeli yoksa ıslah mı edilmeli?

    Erkeklerin kadınları cinselliklerine alet etmek için, özgürlük konusunda teşvik ettikleri bir gerçek midir? Madem bu böyledir, yakınlarımızın içindeki kadınlarımızın da bu cinsel özgürlük haklarından istifade etmesine müsade etmeli değil miyiz? Burada çifte standart uygulanmıyor mu?

    Saygılarımla

  10. #10
    glsezinrs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12 Aralık 2010
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    1.306

    Standart

    Alıntı iuflsfozkn Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    tekerlekleri olmadığından olabilir mi yürümemesinin sebebi
    Çok hoş bir yanıt...Değerli arkadaşlar , evlilik "yürümez" zaten.Yürütülmez de...Evlilik, resmi bir kurumdur ve medeni kanunla evlilik birliğini oluşturanların hak ve ödevleri belirlenmiştir.Yani "devingen" değildir.Yürüyen/yürümeyen evlilik kurumunun tarafları olan eşler arasındaki "ilişki"'dir.İlişki yürümese de evlilik pekala sürdürebilir.Kurumun mu , bireysel taleplerin mi öncelikli olacağı meselesini de evlenecek/evli olan çiftler belirleyecektir.

    "Eğer her iki tarafta evlilikten pek büyük mutluluklar beklemiyorlarsa, mutlu denilen evliliği gerçekleştirmişlerdir." (B.Russel, Evlilik ve Ahlak)
    Gün gelir, istiridye incinin değerini anlar.

Sayfa 1/3 123 SonSon

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0