Sayfa 1/2 12 SonSon
19 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Fikir hapsi

  1. #1
    iuflsfozkn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    09 Ocak 2011
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    26
    Mesajlar
    675

    Standart Fikir hapsi

    Neden ? Fikir hapsinden kurtaramıyoruz kendimizi. İlla ki birilerini etiketlemek gerekiyor mu? Sen su cu sen bu cu sun seni dinlemeye bile gerek yok!!!! Ne ahmakca bir laf !! Hangi egitim sisteminden geldigimizi bildiğimden birbirimizi dinlemeye tahammül gösteremeyisimizi anlayabiliyorum. En basa gidelim ta en basa hepimiz aynı soydan geliyoruz hepimiz aynı dünya da yaşıyor aynı oksijeni alıp veriyoruz! Hayatta kalmak için birbirimize en az ekmek kadar su kadar ihtiyacımız var! Ekmek olmadan su olmadan yaşanır ama nefretle kin ile karnın tok cebin para dolu olsa da yasayamazsin insanca.! Herkes kendi olacak ki bizler farklılıklar ikliminde yeni duygular yeni yaşayışlar öğrenebilelim . Herkesin Galatasaray li olduğu bir yerde takım tutmaktan bahaedemeyiz. Heryerin aydınlık olduğu bir yerde aydınlıktan ışıktan bahaedemeyiz. Bırakalım herkes inandığı gibi yasasın inandığı gibi giyinip istediği gibi konuşsun kime ne? Devlet neden var? Bırakın farklılıklar arasındaki sorunları hukuk çözsün biz acabildigimiz kadar acalım kucaklarimiZi tüm farklılıklara . Gökkuşağını neden severiz ? O meczetmiyor mu tüm renkleri sinesinde .? Ona güzellik katan tek renk olmaması değil mı? Monoton olmaması değil mı? Bizler insanlarız aklı olan varliklariz bitki gibi hayvan gibi yasayamayuz sadece cisim için yasayamayiz.
    Eğer fikirlerinin haklı olduguna inanıyorsan sen inandığın gibi yasa ve karsına çıkan farklı fikirleri olağan gor ki karşındaki de seni anlamaya Fırsat bulsun . İzlesin sen nasıl yasıyorsun hayattan anladığın ne Bırak görsün seni .
    Son olarak geçenlerde bir arkadas edindim fikri temellerimiz çok farklı ama konuşacak bir sürü ortak yanımız vardı ve çok memnun oldum tanıştığıma . Derken okul yemekhanesine yemeğe indik yemek yerken bir grup ogrenci protesto ettiler hükumetin uygulamalarından birini. Yeni tanıştığım arkadasım Musade istedi yemeğini yarıda bırakıp eyleme katıldı ve sonra yemeğe tekrar dondü . Ne kdar imrendim !!! Hayran oldum !!! İnandığı gibi yaşadığı için !!! Laf ile kalmadığı için. Üzüldüm??? benim inandığım pesinden gitmeye çalıştığım ideallerime daha iyi sahip çıkmam gerektiğini gördüm !!!!

  2. #2
    iuflsfozkn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    09 Ocak 2011
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    26
    Mesajlar
    675

    Standart

    Nietzsche'ye göre İslâm medeniyeti

    "Hıristiyanlık, bizi, kadim dünyanın [antik Yunan ve Ro*ma] kültürünün mahsulünden mahrum bırakmıştı. Üstelik bununla da yetinmemiş, daha sonraları, bizi İslâm kültürü*nün mahsûlünden de mahrum etmişti. Aslında bize [insan olarak bize], Grek kültüründen de, Roma kültüründen de, esasta, temel meseleler açısından daha yakın olan, bizim [insan olarak] duygularımıza, zevklerimize ve seçimlerimize daha doğrudan hitap eden İspanya'daki o harikulâde İslâm kültürü ve İslâm kültürünün eşsiz birikimi ayaklar altına alı*narak çiğnenmiş ve yok edilmişti (-bunu yapan ayağın ne tür bir ayak olduğunu söylemeye dilim varmıyor, ne yazık ki!: İyi de, neden?

    Nedeni şuydu: Çünkü İslâm kültürü, asil bir kültürdü; çünkü İslâm kültürü, kökenlerini, temellerini insan fıtratı*na borçluydu [insanın fıtrî özelliklerini muhafaza edebilme*sine borçluydu]; çünkü İslâm kültürü, İspanya'daki Müslü*man hayatının nâdir bulunan, nefis hazinelerinin üzerinde bile hayata Evet diyordu. Daha sonraları, Haçlılar, estir*dikleri o toz bulutunun ortasında, aslında önünde diz çök*meleri gereken, diz çökmekle daha iyi bir iş yapmış olacak*ları bir şeye karşı, asil bir kültüre karşı, bizim bugünkü 19. yüzyıl kültürümüzle mukayese edildiğinde, bizim çağdaş kültürümüzün, kendisini, İslâm kültürünün yanında son derece yoksul ve oldukça "geç kalmış" bir kültür olarak görebilece*ği böylesine asil ve yüksek bir kültüre karşı savaş açmışlar*dı. Haçlılar, ganimet peşinde koşuşturuyorlardı, hiç şüphe*siz ki. Çünkü Doğu, İslâm dünyası, zengindi." (Deccal/Sahte İsa, Çev. Yusuf Kaplan, Külliyat Yayınları, İstanbul 2009, s. 130).

  3. #3
    iuflsfozkn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    09 Ocak 2011
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    26
    Mesajlar
    675

    Standart

    Malta şövalyeleri Ayasofya'da! (*)
    -Bölge çapında bu yıl düzenleyeceğimiz plan tatbikatı çalışmalarını başlatıyorum arkadaşlar. Âsımcığım kıdem sıralamasına göre ilk söz senin.

    -Sağolun komutanım; bu yılın senaryosu şöyle efendim. Malta Şövalyeleri hakkında tarihi film çekiyoruz ayaklarından bir sinema ekibi imiş gibi gruplar halinde Yeşilköy'den pasaportlarıyla giriş yapıyor ve tramvaya binerek Cankurtaran'da Erol Taş'ın kahvesinde toplanıyorlar. Hedefleri Ayasofya'yı ele geçirerek misyoner âyini düzenlemek...

    -Vay şerefsizler! Demek öyle ha; koyar mıyız yanlarına...

    -Lütfen müdahale etmeyiniz Yusuf Paşa; bu adı üstünde bir senaryo!

    -Özür dilerim komutanım, bir an şey'ettim de heyecanla...

    -Evet, devam ediyorum arkadaşlar. Bunu haber alan dinci, gerici, yobaz güçler, "Hükümet uyuyor; asker ise işin gırgırında plan tatbikatı yapıyor; din elden gidiyor; omuz vermezsek herifler Ayasofya'nın ümüğüne çökecekler" diye Fatih, Eyüp Sultan, Çarşamba ve özellikle Hırka-i Şerif mahallelerinde propaganda yürüterek fırsattan istifade yeni bir 31 Mayıs, yeni bir Menemen olayı yapmak üzere hazırlığa geçerek...

    -Komutanım, Menemen neyse de, bu 31 Mayıs'ı anlayamadım ben; nedir 31 Mayıs?

    -Evet Âsım Paşa, ben de çıkaramadım; nedir 31 Mayıs?

    -Özür dilerim komutanım, 31 Mart olacaktı; planı temize çeken yedeksubay yanlışlık yapmış. Düzeltiyorum. Devam edeyim mi Komutanım?

    -Lütfen sessizlik arkadaşlar... Buyrun Âsım Paşa...

    -Evet, gericiler, dandik Malta Şövalyeleri'nin eylemlerini bahane ederek sabah namazı kılacağız bahanesiyle Sultanahmet Camii'ne 100 bin kişilik mücahit militan yığınağı yapıyorlar. Güyâ Ayasofya'yı şövalyelerden önce işgal edip, minarelere yeşil sancak asacak, kubbelere mitralyöz yerleştirecek kendi akıllarınca nâmussuzlar...

    -Vay vay vay; bak şu rezillere... Eee? Bu esnada bizim elimiz armut mu toplayacak yani?

    -Hayır Paşam. Aslına bakarsanız Malta Şövalyeleri, bizim seçkin personelimizden oluşmaktadır, yani başından sonuna olay bizim kontrolümüzde gelişiyor.

    -Komutanım, itiraz değil de, katkı gibi bir şey yapabilir miyim?

    -Buyrun Volkan Paşa, sizi dinliyorum?

    -Komutanım, iyi güzel de rahmetli Erol Taş'ın Cankurtaran'daki kahvesi, toplantı yığınak noktası olarak elverişli görünmedi bana pek. Ya bizim Malta Şövalyeleri kılığına giren çocuklar, nasıl olsa kahvedir, beklerken bir okey çevirelim derlerse ne olacak, disiplin açısından yani; rezil oluruz valla?..

    -Olur mu komutanım; sekiz aydır biz bu çocuklara eğitim veriyoruz. Başlarda şövalye üniforması giymek istemediler, zor ikna ettik fakat hepsi görevlerinin bilincinde aslan gibi çocuklar...

    -Anlaşıldı, sen devam et Âsımcığım.

    -Bu safhadan sonrasını Faruk Paşa arzedecek komutanım, arzederim.

    -Peki Faruk Paşa, sıra sende...

    -Sağolun komutanım. Bizim Malta Şövalyeleri kuşluk vakti civarında ara yoldan Topkapı'ya, oradan Ayasofya'ya doğru harekete geçerken, Sultanahmet Camii'nde şeriat ayaklanması için bekleyen 100 bin kişiyi, daha önce ayarladığımız sahte vaiz ve hocalarla gaza getiriyoruz; "Haydin Müslümanlar, gazâ günüdür. Şövalyeleri tepeleyip Ayasofya'ya yeşil sancak asalım" numarasından kalabalığı çıkarıyor muyuz şimdi At Meydanı'na?

    -Çıkardık, ne olacak?

    -Dikilitaş'ın dibine yerleştirdiğimiz Rambolar, camideki mürtecilere bomba yağdırıp biçmeye başlıyor, oradan İbrahim Paşa Sarayı'ndaki SAS'larımız yandan çevirme yaparak isyancı mürtecileri Kumkapı'ya doğru geriletmektedir...

    -Güzel! Yav bu İbrahim Paşa, meşhur "Makbul-Maktul İbrahim Paşa" değil mi, hani şu dizide oynaan çocuk vardı... ondan yani...

    -Evet, işte o saray efendim... Bu esnada ara sokaklara dalarak izini kaybettirmeye çalışan gericileri toptan itlâf etmek için hava destek birimlerimiz, Samatya'dan tutun da Kumkapı'ya kadar bütün yerleşim yerlerini napalmla yakıyor bir güzel...

    -Komutanım itiraz ediyorum?

    -Niçin itiraz ediyorsun Yusuf Paşa, mis gibi plan işte...

    -Efendim, seksen-doksan bin gerici kıracağız diye caanım meyhaneler de arada yanıp kül olacak, onu şey'decektim de...

    -Haklı çocuk Faruk Paşa; bu ayrıntıyı ihmâl etmişsiniz, düzeltin o plânı çabuk. Ayrıca hava destek unsurlarımız, hazır havadayken Üsküdar felândaki irticâ yuvalarını gümbürdetsin; hatta elleri değmişken Anadolu yakasını temizlesinler, çoğu bina ruhsatsızmış zaten; onu da ilave edelim plâna.

    -Emredersiniz komutanım. Not aldım komutanım.

    -Tutukluları ne yapacaksınız peki, belki bir milyon kişiyi tutuklamak gerekecek; ne yedirir içiririz onca adama?

    -Valla komutanım, hesap ettirdim arkadaşlara; bir sürü masraf çıkaracak bunlar; esir, pardon tutuklu almayalım diyoruz; değmez, sermayesini kurtarmaz. Hallederiz bir şekilde efendim. Nüfusumuz fazla veriyor zaten, bir şey olmaz.

    -Güzel, aferin çocuklar; bu sene iyi hazırlanmışsınız bakıyorum. Albayım toplayın paşalardan tatbikat evrakını, Başçavuşum siz de video ve ses kayıtlarını deşifre ediniz. Bir nüsha Kozmik odaya gönderin; bir nüsha bende kalsın; isteyenler de birer nüsha alabilirler hâtıra olarak ama evde çoluğa çocuğa göstermeyin ha; sızar mızar, başımıza iş almayalım şimdi. Evet, şimdi de Hüsamettin Paşamızdan bir genel değerlendirme alarak plan tatbikatını kapatalım; buyrun Hüsamettin Paşam, söz sizin...

    -Valla ne desem boş komutanım; arkadaşların ellerine, yüreklerine, bileklerine sağlık. Özellikle Malta Şövalyeleri ve Ayasofya'nın işgali fikri çok kreatif. Kutluyorum arkadaşları. Bir küçük eleştiri getirebilirim belki, Sultanahmet turistik bir yer. O gümbürtüde birkaç turist telef olursa, hükümetleri başımızı ağrıtabilir; bilmem ki turistlerin can güvenliğini sağlayacak bir tedbir şeyedilebilir mi yani. Kaldı ki o kadar kusur, kadı kızında, pardon yargıç kızında da bulunur zaten!

    -Teşekkür ederim Hüsamettinciğim. Toplantı sona ermiştir. Buyrun şimdi lobide çay ve bisküvit ikramına...

    (*) Bu yazı, bir yıl kadar önce Cafcaf dergisinde yayınlanmıştı ve o günün mânâ ve ehemmiyetine uygundu. Yeterince ders alınmayan ülkelerde tarih boyuna tekerrür edip durduğundan bir sene sonra yeniden yayınlamayı uygun gördüm. /ATA

    t.alkan@zaman.com.tr
    İnsanoğlu eğer en iyiye ulaşacaksa hangi yolu izlemelidir

  4. #4
    Süreyya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16 Nisan 2010
    Mesajlar
    463

    Standart

    Yusuf Paşa değiliz tabi.. 'mis gibi plana' itiraz neyin etmeden hangi Zaman buraya da gelir, bi senaryoda burada çiziktirirler ufkumuzu genişletirler! anlayalım hele plan/programı deyi okurken, yok sermayesi kurtarmaz yok hükümetin başı yanar tadında bırakalım... falan filan...yine ikram faslına geçilmiş.

    bu lobi faaliyetleri heç mi bitmez arkadaş!

  5. #5
    Süreyya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16 Nisan 2010
    Mesajlar
    463

    Standart

    Günlük gazete ve köşe yazarlarının okurlarıyla buluştuğu bir mekanları/alanları mevcut iken.. forum sayfalarına, yazılarının üstüne yorum dahi yapılmadan, tamamının alınarak asılmasına forum üyesi olarak sıcak bakmadığımı belirterek, neden...? düşünceme, açıklık getireyim.


    Öncelikle t.alkan 16 Şubat 2011 de yayınlanan köşe yazısında şöyle demiş…

    ''Bundan yaklaşık bir yıl önce Mehmet Baransu'ya ait "Mürüvvetmend olalım" başlıklı bir yazı yayınlandı bu köşede....
    O yazı anlamını kaybetmedi çünkü yargılama usulü, edebi, hatta nezaketi hakkındaydı. Şöyle cümleler vardı: "Darbe zanlılarının bile, usûl hukukunun himâyesi altında, haklarındaki karar kesinleşene kadar şahsiyet ve fikir bütünlüğünü koruyabildikleri bir güvenlik rejimidir hukuk devleti ve biz Türkiye'nin artık böyle bir devlet olmasını arzuluyoruz. Hukuk devletinin egemen olması için mücadele ediyorsak, hukukun nezaket ilkelerine de sonuna kadar riayetkâr davranmak zorundayız. Tek tek her birimiz nasıl şahsen vekar sahibi olduğumuz iddiasında isek, darbe zanlılarının bile, son mahkeme kararına kadar vekar sahibi insanlar olduğuna dair önkabulümüzü kaybetmemeliyiz."
    diyor ve şöyle devam ediyordu: "Gözaltındaki insanlara peşinen kriminal tip muamelesi revâ görmek âdil değildir; bir hatâ, aynı çapta bir başka hatâ ile ıslah edilemez. Bu meselede usûl, esas kadar, hattâ yer yer esastan daha önemli."

    Dileyen arşivde tamamını bulup okuyabilir; o gün ne yazılmışsa bu sütunda, yazarı hâlâ aynı şeyi düşünüyor, "Muzaffer vakt-i fursatta âdûdan intikaam almaz/ Mürüvvet-mend olan nâkâmi-i düşmenle kâm almaz" diyor; "Yargı işini yapsın, biz de kendi işimizi görelim, centilmen olalım, âdil, nâzik ve insaflı olalım. İntikamcılığın ayaküstü lokantasında ucuz nevâlelerle enaniyetimizi avutmayalım; farklı isek farkımız görülsün" diyor.
    Mesele hakkında en doğru ve hakkaniyetli yaklaşım tarzı budur; hepimiz öyle düşünmeliyiz....''

    Yazar ortada bir iddianame ve yargılama süreci olduğuna ! değinirken devamında yargının, uluslararası hukukun usul kurallarına uygun olarak, cereyan etmesini ve bu sıkıntılı berzahtan yüz akıyla çıkılabilmemiz için sürecin hızlandırılmasını ve mâsumların tez vakit ayıklanıp itibarlarının iade edilmesini de belirtmişken( ki gayet güzel ifadeler) yetinmemiş konuya bir de şuradan bakmış

    ''... Eğer!! Balyoz planlarında kararlaştırılan eylemler yapılmış, darbe başarıya ulaşmış olsaydı, şu anda okumakta olduğunuz yazı, bu yazının yazarı ve bütün çalışanlarıyla birlikte elinizde tuttuğunuz gazete ve benzerleri olmayacaktı!! …

    Son sözü de ilginç bağlamış yazar ve ...Zanlı yakınları ve onları destekleyen basın erbabı, toplumu dava etrafında kamplaşmaya zorlamamalı; hele haziran seçimlerine hiç sirayet ettirmemeli çünkü böyle gerginliklerden nihai tahlilde hükümet kârlı çıkıyor.

    Okura 4 gün önce kamplaşmayalım deyip de aynı yazının alt paragrafında safını! tutmuş olan yazar bugün aynı safta hedef atışına devam ediyor.eee nerde kaldı okura/hukuka saygı-ciddiyet adı üstünde zanlı!! Ve zanlı yakınlarına,destekleyenlere aba altından sopa göstermek de hocanın dediğini yap yaptığını yapma şeklinde akıl vermek de böyle oluyor demek

    .......basın erbabı, toplumu dava etrafında kamplaşmaya zorlamamalı; hele haziran seçimlerine hiç sirayet ettirmemeli çünkü böyle gerginliklerden nihai tahlilde hükümet kârlı çıkıyor.

    kar zarar hesabı :confused: pehh

  6. #6
    iuflsfozkn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    09 Ocak 2011
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    26
    Mesajlar
    675

    Standart

    Eğer ben o kose yazılarını paylasiyorsam zaten yorumum yazarın ki yonundedir. Ayrıca siz okumak zorunda değilsiniz ve hatta ben paylaştım ve bu sayede sizi ve fikirlerinizi öğrenmiş oldum . Kötü kısmı neresi?
    İnsanoğlu eğer en iyiye ulaşacaksa hangi yolu izlemelidir

  7. #7
    iuflsfozkn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    09 Ocak 2011
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    26
    Mesajlar
    675

    Standart

    Alıntı MuratSSRG Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Günlük gazete ve köşe yazarlarının okurlarıyla buluştuğu bir mekanları/alanları mevcut iken.. forum sayfalarına, yazılarının üstüne yorum dahi yapılmadan, tamamının alınarak asılmasına forum üyesi olarak sıcak bakmadığımı belirterek, neden...? düşünceme, açıklık getireyim.

    Peki sizce - ben yazarın avukatı değilim ama sizin eksiğinizi gördüm- davanın sonuçlanmasının sizce zanlıların zanlı olmalarına son ver miyor mu ? Evet son veriyor . Bu durumda yazar çizgisini korumuş herhangi bir sorun görünmemekte
    Öncelikle t.alkan 16 Şubat 2011 de yayınlanan köşe yazısında şöyle demiş…

    ''Bundan yaklaşık bir yıl önce Mehmet Baransu'ya ait "Mürüvvetmend olalım" başlıklı bir yazı yayınlandı bu köşede....
    O yazı anlamını kaybetmedi çünkü yargılama usulü, edebi, hatta nezaketi hakkındaydı. Şöyle cümleler vardı: "Darbe zanlılarının bile, usûl hukukunun himâyesi altında, haklarındaki karar kesinleşene kadar şahsiyet ve fikir bütünlüğünü koruyabildikleri bir güvenlik rejimidir hukuk devleti ve biz Türkiye'nin artık böyle bir devlet olmasını arzuluyoruz. Hukuk devletinin egemen olması için mücadele ediyorsak, hukukun nezaket ilkelerine de sonuna kadar riayetkâr davranmak zorundayız. Tek tek her birimiz nasıl şahsen vekar sahibi olduğumuz iddiasında isek, darbe zanlılarının bile, son mahkeme kararına kadar vekar sahibi insanlar olduğuna dair önkabulümüzü kaybetmemeliyiz."
    diyor ve şöyle devam ediyordu: "Gözaltındaki insanlara peşinen kriminal tip muamelesi revâ görmek âdil değildir; bir hatâ, aynı çapta bir başka hatâ ile ıslah edilemez. Bu meselede usûl, esas kadar, hattâ yer yer esastan daha önemli."

    Dileyen arşivde tamamını bulup okuyabilir; o gün ne yazılmışsa bu sütunda, yazarı hâlâ aynı şeyi düşünüyor, "Muzaffer vakt-i fursatta âdûdan intikaam almaz/ Mürüvvet-mend olan nâkâmi-i düşmenle kâm almaz" diyor; "Yargı işini yapsın, biz de kendi işimizi görelim, centilmen olalım, âdil, nâzik ve insaflı olalım. İntikamcılığın ayaküstü lokantasında ucuz nevâlelerle enaniyetimizi avutmayalım; farklı isek farkımız görülsün" diyor.
    Mesele hakkında en doğru ve hakkaniyetli yaklaşım tarzı budur; hepimiz öyle düşünmeliyiz....''

    Yazar ortada bir iddianame ve yargılama süreci olduğuna ! değinirken devamında yargının, uluslararası hukukun usul kurallarına uygun olarak, cereyan etmesini ve bu sıkıntılı berzahtan yüz akıyla çıkılabilmemiz için sürecin hızlandırılmasını ve mâsumların tez vakit ayıklanıp itibarlarının iade edilmesini de belirtmişken( ki gayet güzel ifadeler) yetinmemiş konuya bir de şuradan bakmış

    ''... Eğer!! Balyoz planlarında kararlaştırılan eylemler yapılmış, darbe başarıya ulaşmış olsaydı, şu anda okumakta olduğunuz yazı, bu yazının yazarı ve bütün çalışanlarıyla birlikte elinizde tuttuğunuz gazete ve benzerleri olmayacaktı!! …

    Son sözü de ilginç bağlamış yazar ve ...Zanlı yakınları ve onları destekleyen basın erbabı, toplumu dava etrafında kamplaşmaya zorlamamalı; hele haziran seçimlerine hiç sirayet ettirmemeli çünkü böyle gerginliklerden nihai tahlilde hükümet kârlı çıkıyor.

    Okura 4 gün önce kamplaşmayalım deyip de aynı yazının alt paragrafında safını! tutmuş olan yazar bugün aynı safta hedef atışına devam ediyor.eee nerde kaldı okura/hukuka saygı-ciddiyet adı üstünde zanlı!! Ve zanlı yakınlarına,destekleyenlere aba altından sopa göstermek de hocanın dediğini yap yaptığını yapma şeklinde akıl vermek de böyle oluyor demek

    .......basın erbabı, toplumu dava etrafında kamplaşmaya zorlamamalı; hele haziran seçimlerine hiç sirayet ettirmemeli çünkü böyle gerginliklerden nihai tahlilde hükümet kârlı çıkıyor.

    kar zarar hesabı :confused: pehh

    Peki sizce - ben yazarın avukatı değilim ama sizin eksiğinizi gördüm- davanın sonuçlanmasının sizce zanlıların zanlı olmalarına son ver miyor mu ? Evet son veriyor . Bu durumda yazar çizgisini korumuş herhangi bir sorun görünmemekte
    İnsanoğlu eğer en iyiye ulaşacaksa hangi yolu izlemelidir

  8. #8
    Süreyya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16 Nisan 2010
    Mesajlar
    463

    Standart

    Selam iuflsfozkn,

    herhangi bir köşe yazarının okuru-takipcisi olabilir, fikirlerini şahsen paylaşabiliriz de, ancak forum katılımcısı biz olduğumuz üzre her hangi bir haberi-fikri beyanı alıntılayıp tartışmaya açmak yerine gazete-yazar-köşe yazısını periyodik olarak ve tamamını da alarak foruma taşımak ne derece doğru ben itirazımı belirttim, sonrasında gelişen değerlendirme ise anlayışa kalmış

    ''Ayrıca siz okumak zorunda değilsiniz bu sayede sizi ve fikirlerinizi öğrenmiş oldum''

    ben okumak zorunda değilim tamam da siz asmak zorundamısınız nedir : )) hem bu sayede!!? değil sırf 94 msj.fikir beyanım mevcuttur forumda

    ****

    1)alıntıladığın yazım 3 numaralı yazıya binaen ve yazarın tutarsızlığına!!! (moda tabirle yandaş medya ya )dikkat çekmekte 2 ncisi, yargılama süreci devam etmekte(bilmem yargının bağımsızlığı ön yargılarla baltalanmaması gereken bir süreç olduğuna... cevap vermeme değermi) eksik yokta birileri fazla dolmuş sanki

    selametle

  9. #9
    iuflsfozkn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    09 Ocak 2011
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    26
    Mesajlar
    675

    Standart

    Tepkinizi anlıyorum . Ben beğendiğim seyleri paylaşmamdan hoşlanıyorum siz okumak zorunda olmadığınız gibi cevaplamak zorunda da değilsiniz . Ben yazmak zorunda miyim !? Bana göre evet ! Faydalı olacağına inandığım şeyi yapmak benim icin faydalı bir zaruret oluşturur
    Neyse sizin adınıza üzüldüm siteden ayrılmanız eğer sırf bu sebeple ise saygı duyarım .
    İsin haber boyutu dediğim gibi önceki yaZi sanıklik süreci icinde benim paylaştığım yaZi ise 163 kisinin tutuklanmasından sonra tutarsız bir durum yoktur. Ayrıca milletin Ocağını ateşe veren bu insanları savunmak ne kadar vatan ve millet sevgisine uygun siz kendiniz değerlendirin . Mesele yazarda değil belliki
    Konu iuflsfozkn tarafından (22 Şubat 2011 Saat 00:03 ) değiştirilmiştir.
    İnsanoğlu eğer en iyiye ulaşacaksa hangi yolu izlemelidir

  10. #10
    nırvana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    25 Aralık 2009
    Yaş
    31
    Mesajlar
    60

    Standart

    Konuyu açtığın yazıdan yola çıkarak sözüme başlayayım.
    Zaman yaşanan herşeyin aslında normalin bu olmasından kaynaklı olduğunu gösterecek.Şöyleki herkesin başkasının fikrine saygı gösterme,olduğu gibi kabullenme durumu hiçbir ilerlemeye izin vermez.Aramızda çıkabilecek çatışmaları devlet çözmeliyse,devlet kimdir,kural insan elindense kural nedir?devletin normali adil olan mıdır?
    Lay lay lom bi dünya hiç olmadı kabil ile habilden bu yana.yaşasın dünya barışı diye bir masal var nesilden nesile gelen.doğa büyük balık küçük balığı yutar denklemi üzerine işliyor.sevgi merhamet bana ve benden olana yetiyor ancak herkes için.insanı seviyorum ben diyen onun gelip inat ve ısrarla üzerine pislediğini görse o insanı öldürebilir.aldatıldığını gören eş diğerini aşkına rağmen kıtır kıtır kesebilir.yaşaşın hitler diyene onun kendi doğrusu olduğunu bilsemde rahatlıkla uçan tekmeyle cevap verebilirim.
    Aşka uçma kanatların yanar. Sadi Şirazi
    Aşka uçmadıktan sonra kanatların neye yarar. Mevlana
    Aşka vardıktan sonra kanadı kim arar. Yunus Emre

Sayfa 1/2 12 SonSon

Members who have read this thread : 2

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0