Sayfa 1/2 12 SonSon
13 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: düşünce hangi noktada kirlenmeye başlar.

  1. #1
    dez
    dez çevrimdışı

    Üyelik tarihi
    24 Kasım 2010
    Yaş
    32
    Mesajlar
    18

    Standart düşünce hangi noktada kirlenmeye başlar.

    düşünce idolu olurşturmakta olan bizler için gerekli ....

  2. #2
    ayşenur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    25 Ağustos 2010
    Yer
    ankara
    Yaş
    19
    Mesajlar
    243

    Standart

    yalanlarla gerçekleri ayırt edemediğinde, kimseye güvenemediğinde, ümidini kaybettiğinde ..........
    kalp penceresinden günışığı sızdıkça
    şiiri tutuklayamaz hiçbir gardiyan

    murat menteş

  3. #3
    Feylesof TeCe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    31 Aralık 2010
    Yer
    Sakarya & Bolu
    Yaş
    18
    Mesajlar
    833

    Standart

    Düşüncelerini başkaları kontrol etmeye başladığında. Düşünceler ak zihnimizin sentezleği ilaçlardır ki başkaları sentezlerse bizi zehirler.

  4. #4
    dez
    dez çevrimdışı

    Üyelik tarihi
    24 Kasım 2010
    Yaş
    32
    Mesajlar
    18

    Standart

    OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK

    Kişiye önemli ölçüde rahatsızlık veren düşüncelerin (obsesyonların) olması ve bu düşüncelerden kurtulmak amacıyla bazı davranışların sürekli olarak tekrar edilmesi (kompulsiyonlar) ile kendini gösteren, "takıntı hastalığı" olarak da bilinen bir rahatsızlıktır.
    Bunlar kişi için oldukça sıkıntı vericidir ve kontrol edilmesinde zorluklar yaşanır.
    Obsesyon ( takıntı) ve Kompulsiyon (davranış) Örnekleri
    Bulaşma ve kirlenme takıntıları; dakikalarca ya da saatlerce el yıkamak, banyo yapmak
    Hastalık kapma korkusu; sürekli temizlenmek ya da evi, eşyaları tekrar tekrar temizlemek
    Kendisine ya da ailesine zarar gelecek korkuları; kötü bir olayı önleyeceği düşüncesiyle sayı saymak, sesli olarak bir şeyler tekrar etmek, bir yerlere dokunmak…
    Eşyaların belli bir düzende olmasına yönelik takıntılar; sürekli düzeltmeler, kontrol etmeler
    Bazı eşyaların kapatılmasının unutulduğuna yönelik korkular (ocak, ütü, kapı kilidi, pencere…); ocağın, ütünün düğmelerini defalarca kontrol etmek.
    Dinine ters bir davranışta bulunma korkusu (namaz kılarken, abdest alırken bir şeyleri unuttuğu, aklından kötü sözler geçirdiği, istemeyerek kadınlara baktığı takıntıları); tekrarlayarak abdest almak, namaz kılmak…
    Bazı eşyaların bir gün işe yarayacağı düşünceleri; çeşitli eşyaları işe yaramadığı halde biriktirme
    Sayma takıntıları; kaldırım taşlarını, ağaçları, arabaları sayma, plakaları okuma
    Karşılığında bir davranış geliştirmeden de takıntılı düşünce tek başına bulunabilir.

    Çoğu kişi yaptığı davranışların mantıksız olduğunu kabul etmekte, ancak kendisini kontrol etmekte zorlanmaktadır. Bu rahatsızlıkta; örneğin, aşırı temizlenme davranışında bulunan bir kişi, yakın çevresinde titiz olarak tanınabilmekte, bu nedenle asıl sorun gözardı edildiği için tanı ve tedavileri gecikebilmektedir.
    Çocuklarda ve Ergenlerde Obsesif Kompulsif Bozukluk
    Çocuğunuzun uzun süre banyo yapması, elini uzun süre yıkaması, bir şeyleri sayarak yapması, okul kitaplarıyla, odasıyla ilgili aşırı düzen ve titizlik göstermesi, arkadaşlarına ya da kirli olduğunu düşündüğü şeylere dokunmamak için aşırı kaçınma ve temizlenme davranışlarında bulunması bu bozukluğun başladığının işaretleri olabilir.
    Bu konuda duyarlı olmak, çocuğunuzu utandırmadan, üzerine gitmeden, ancak onu kendi haline de bırakmadan bir uzmandan yardım almak atılabilecek ilk adımdır.

    Ergenlik döneminin, birtakım takıntıların başlayabileceği önemli bir dönem olduğu unutulmamalıdır. Ergen çocuğunuzda gözlediğiniz davranış belirtilerini titiz olması şeklinde yorumlamadan önce mutlaka bir uzmana danışmalısınız.
    Rahatsızlık mevcut ise ve ilerlemeden müdahele edeilirse, tedavinin daha iyi sonuçlar verileceği bilinmelidir.
    Obsesif Kompulsif Bozukluğun Tedavisi Nasıl Olur?
    Tedavide etkili ilaçlar bulunmaktadır. Ancak sadece ilaç tedavisi, kesilen birtakım obsesyonların tekrar başlamasına neden olabilmekte ve bu rahatsızlıkta hastaların önemli bir kısmı da ilaçlardan fayda sağlayamamakta ya da pek az faydalanabilmektedir.
    Bu nedenle ilaç tedavisi yanında, bir psikologdan yardım alındığında kişi rahatsızlığını daha iyi tanımakta, tedaviden aldığı olumlu sonuçlarla kendine güveni de artarak ilerlemektedir.
    ÖNEMLİ!
    Bu rahatsızlıkta göz ardı edilmemesi gereken önemli bir nokta vardır: Örneğin, kirlendiğini düşünüp elini yarım saat kadar yıkayan kişi o an rahatlamış olmaktadır; doğrudur. Ancak bu rahatlama, kirlendiğini düşündüğü bir sonraki ana kadardır. Sonrasında elini tekrar yıkayacaktır. Dolayısıyla bu yıkamalar hiç bitmemekte ve rahatsızlık yıllarca devam edebilmektedir. Bu zinciri bir yerden kırıp davranışlara yön vermek gerekmektedir.
    Kişi çevresiyle olan ilişkilerinde ne tür sorunlar yaşar?
    Zihnindeki obsesyonlarla uğraşan kişiyi düşünün. Bir düşünceye takılıyor ve ondan kurtulmak için bir şeyler yapmaya başlıyor. Dolayısıyla zihni ve bedeni sürekli bir uğraş içinde ve yorgun. Bu kişi dikkatini ve zamanını çevresindekilere veremeyecektir. Bu durumda ortaya çıkan ilk sorun iletişim sorunları olmaktadır. Bu nedenle iş hayatında da sorunlar çıkmaya başlar. En kötüsü ise evden çıkmak hasta için artık çok zor bir hale gelebilir.

    .............................. .............................. ....................sadece googlede bakıp gözüme carpan bir tıbbıı araştımanın ..ortaya koyduklarıı..bu tarz etkenlerin düşüncelerin nasıl oluştugunu ve gercekciligi nasıl etkileyip nasıl insanın düşüncelerini bir noktada sabit hale getirdigini ve bu tarz sabitligin dogrulugunun tartışılır oldugunu ortaya koyuyor burdan bakarakk gecmiş yaşanmış olaylardakii düşüncesel olayların sabit ve kanıtlanmış gibi görünmesi olayının yeniden irdelenmesi gerektigini düşündürüyo şahsi fikrim .. yani yeniden bir düşünce idolü oluşturulmak gerekiyosa veya bir olayı tartışacak ve degerlendirilecek bir beyin modeli oluşturuluyosa bu olay sadece uç noktaların cılgın fikirlerine itat edilerek deildee hayali düşüncelerden sıyrılmış gercekciligi destekleyen bir algı olması gereklii...

  5. #5
    glsezinrs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12 Aralık 2010
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    1.306

    Standart

    Düşüncelerimiz saf formlar (ne demekse) halinde doğarlar.Doğduklarında iyi/kötü vb yargılardan bağımsızdırlar bence.Ancak dile getirilmek veya yazılmak istendiğinde masumiyetlerini sonsuza dek kaybederler.Çünkü artık yargılar, çıkarlarımız, korkularımız vb türümüzün tüm toplumsal öğretileri işin içindedir. Üstelik bu öğretiler sadece şimdiyi değil, arkaik birikintilerimizi ve geleceği ilişkin yatırımlarımızı da eklemler düşünceye..Düşünceler elden geçirilir,törpülenilir, "kabul görecek halde paketlenir-içerik o kadar önemli değil-" bir tür süzgeçten geçirilerek bizim dışımıza çıkarılırlar(hatta akıl-mantık süzgeci görece çok önemlidir).Bundan illa ki kirlendikleri sonucunu çıkarmıyorum ama doğurulduklarında beyazlıklarını yitirmeye başlamışlardır bile...Belki de filozofu üstün kılan, düşüncelerindeki saflığı ve orijinalliği muhafaza etmek için savaşması, en azından ön kabullerinden arınmaya çalışmasıdır.(Cesaret diyeyim kısaca)

  6. #6
    şehrin yabancısı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Şubat 2009
    Yer
    istanbul
    Yaş
    40
    Mesajlar
    431

    Standart

    sabah uyanıp gözlerimizi açtığımızda. ilk nefes alış verişte dışarı ile ilk temasta.
    Sözcüklerin gücünü anlamadan insanların gücünü anlayamazsınız.
    KONFİÇYUS

  7. #7
    dez
    dez çevrimdışı

    Üyelik tarihi
    24 Kasım 2010
    Yaş
    32
    Mesajlar
    18

    Standart

    Düşünce Bozuklukları ve Düşüncenin Etkileri
    Sorun şu; hayal mekanizmam bozuk,düşünce dünyam kendi iradem dışında oluşuyor.

    Meselenin detayı; normalde insanlar istedikleri şeyi hayal edebilirler,eskiden bende de bir sorun yoktu.Ancak 5 yıldır devam eden ağır psikiyatri (işkence) hastalıklarından bu yana artık hayal dünyam kontrolümden çıkmış durumda.Mesela günlük yaşamda,herkes tarafından kötü damgalanmış (gerçekte de öyle),dejenere,iğrenç insanlarla ilgili bir düşünceye girdiğimde onlarla ilgili en ufak bir sorun yaşamıyorum.Hatta hayalimde çok iyi görünüyorlar.Fakat gerçekten temiz,dürüst ve değer verdiğim insanlar ile ilgili bir düşünce sonucu hayal kurmam gerektiğinde o güzel insanlara hayalimde olmadık işkence ve şiddet şekilleri oluşuyor.Yani iyi bir insan hayalimde benim iradem dışında feci şekillerde işkence altında iken görünüyor.Bu da beni oldukça rahatsız ediyor ve bu lanetten o kadar bıktım ki.İşin başka garip kısmı da bu iğrenç insanlardan ne kadar kaçsam da gelip beni mutlaka buluyorlar.Karşıma neredeyse düzgün,temiz insan çıkmaz oldu.Bu insanların pisliğini zaman geçtikten sonra anlayabiliyorum neticede alınlarında yazmıyor.

    Artık bu hayatın iyilik değil de kötülük üzerine kurulduğuna inanmaya başlıyorum istemeden.

    Düşüncede ve Hayalimde Oluşan Şiddet Görüntüleri:

    En çokta geceleyin yatarken oluşuyor ve ukularımdan saatler çalıyor bu hastalık.Buna hastalık ta denmez,çünkü bir sistematiği var.Adeta lanet bir pislik benimle uğraşıyor.Hastalık dediğin kara düzen olur.
    =>Birisini iyi gözle görüp,onun hakkında hep iyi hayaller kurarsam o kişinin gerçekte yaşantısı da düzeliyor.Birisini sürekli kötü hayal edersem o kişinin günlük yaşamında hayatı kötü şekilde etkilenmeye başlıyor!
    Bu lanet hastalıktan kaçmaktan bıktım çünkü ben kötü şeyleri ve kötülüğü asla tasvip etmeyen bir yapıya sahibim.Başkaları hakkında kötü şeyler düşünmeyi asla tasvip etmiyorum.Hem bana ne.Fakat gelin görünki ilgili kişiler hakkında bu kötü düşüncelere girmezsem,bu defa benim tamamen iradem dışında,zorla hayalimde sevdiğim ve değer verdiğim kişilere şiddet ve işkence yapılıyor hayalimde.Gerçek bir tehdit ve şantaj var.Ben eğer ilgili kişilere (değer verdiğim kişiler haricindekiler) şiddet içerikli hayaller kurarsam,değer verdiğim kişilere artık şiddet içerikli hayaller oluşmuyor.Yani iyi insanlara oluşan şiddet içerikli hayallerden kurtulmak için bi takım insanlara kötü hayaller kurmam gerekiyor.Fakat ben ne iyiye ne de kötüye bu denli şiddet içeren hayallerin kafamda zorla oluşmasından aşırı derecede rahatsız oluyorum.Bu lanetten kurtulmak için bir çok şey denedim.Doktoruma anlattım,yeşil reçeteli ilaçlar kullandım,istirahatler vs..Artık bıktım.Gücüm de kalmadı.

    Şiddet içerikli hayalde neler oluyor: Hastalığın yoğun dönemlerinde bu şiddet hayalleri kendim için oluşuyordu.Kendimi bu anlatacağım şiddet ve işkence metodlarının içinde iken görüyordum.Bir insanı (veya kendimi) büyük demir çarklar,hızarlar feci şekilde doğruyor.O kişi feryad figan halinde,çok kötü bir görüntüsü hayalimde oluşuyor.Çok güçlü bir cehennem ateşinde feci şekilde yandığı görünüyor.Midenin kaldıramayacağı kadar pislikte haşereler tarafından tüm vücudunun sarıldığı canlanıyor.Dar bir mezarda bir insan ölmeden yıllarca yaşıyor,ölemiyor ve o acıyı acı bir şekilde yaşıyor.Bir insanın kafası kamyon tekerinin arasında sıkışmış,kafası betonun sivri köşesine sürtülüyor,asfalta sürtülerek acı çekme görüntüleri.....tam bir korku filmi gibi ama hepsi hayalimde oluşuyor.Daha önceleri hep kendimi bu işkenceleri çekerken görürdüm.Şimdiler de ise başkaları için zorla oluşuyor kafamda.Her gece yıllardır bu kahrolası hastalık beni yiyip bitirirken ukularımdan saatler çalıyor.

    Arkadaşlar bu anlattıklarım benim 5 yıldır yaşadığım ağır psikiyatri hastalığında çektiğim gerçekten binlerce işkence ve sıkıntılardan yalnızca bir tanesinin özet olarak açıklamasıdır.İnanın ki 5 yılım,23-29 yaş arası,gençliğim,sağlığım,hayat ım hep bu lanetleri çekmekle geçti.Kaç defa hastaneye gittiğimi,kaç gün yattığımı,kaç torba ilaç içtiğimi inanın hatırlamıyorum.Şu günlerde epeyce rahatlama var ama eski günlere göre,diğer insanlara göre hala bir yığın zulüm var.
    Ağır psikiyatri hastalığı,benim çektiğim,başka hiç kimsede bu denlisine rastalamadığım bu lanet hastalık,aslında dünya şartlarında bir insana açıktan bu kadar işkence yapılamayacağı için gizli kapaklı perde arkası sahtekarlığı olarak bir psikiyatri hastalığının içine gömüldü belki de. Guantanamo da bu kadarının yapıldığını sanmıyorum.İnsana (bana) dünyada iken yapılan bu gerçek cehennemi ne bir kişi ne de bir hastalık yapabilir.Bu giden 5 işkence yılının bedelini ödemeye, bu laneti gönderen zihniyetin ne adaleti ne kişiliği ve nede gücü asla yetmeyecektir! Varlığa,korku altında yaşamaya,işkence çekmeye,daima hayatın en kötü yanları ile yaşamaya ve hatta insan olduğum güne (varolduğum gün) yazıklar olsun.Bu hikayenin tam olarak bittiği gün (yokoluş) en mutlu günümdür. .............................. ....//// düşünce bozuklugunun bu yazıda belirtildigi gibi kişiyi fiziksel zorluklara taşıdıgı ve bu sonucun nerden başladıgı yada nasıl oluştugu konusunun asla bilinmesi mümkün olamayacagı gib care konusundada bazen tıbbın caresiz kaldıgı görülüyo.. bu yüzden insan yaşamını konu alan düşüncenin gercekten kırılma noktaları ve nasıl tedavi edilmesi gerektigini iyi anlamalıyız.. ben buraya yazarken bu arkadaşın yanı yazının kahramanı öznesinin . olayı cok safiyane anlatmasının sebebini tedaviye karşılık bulamayışı vede bu sanal ortamın düşüncesindeki aksaklara yer verildiginde belki bir care olabilme veya rahatlama istegi sonucu oldugunu veyahutta yaşantısının deşifre olmasının bir damgalanma olayına dönüşmeyecegini düşündügü içinn .. ama bizler fikirlerimizi tartışıyoz sonucta biz de bu arkadaş gibi fikirlerinn negatif yada pozitif yönlerini bulup ruhumuzdaki eksikleri tamam lamaya calışıyoruz bu yüzden katılımlarda birazdaha düşüncelerin romantik kısmı veya hayal gücü kısmını gecip gercek fiillerin ve oluşmuş eksiklik veya farklı ama yapıcı olum luu yönlerini alırsak veyahutta inceleme şansımızın oldugu yakın karakterlerden örnekler verebilirsekk belki bu durumuu bir birimize daha acıklayıcı oluruz ve faydalanabiliriz..

  8. #8
    Süreyya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16 Nisan 2010
    Mesajlar
    463

    Standart

    Dış dünyanın sunduğu , Ortamsızlık (sosyo kültürel eğitimin, sağlıklı gelişime kaynak; maddi-manevi yatırımların, tesis edilememesi), çocukluktan başlayarak ilk aile bütünlüğü denilen sosyal birimin içinde, iletişimsizlik- sorunlu ebeveyn(e) güvensizlik.. .dolayısı ile özgüvenin temellendirilememesi riski (eksik-yanlış! özgüven gibi) veya cinsel kimlik sorunu (istismar),bir ilişki-kişi kaybı, alkol-madde bağımlılığı gibi sair kaynaklı baskıların etkilediği duygular/kaygılar..Kaygının kaynağında çözümsüz kalması veya yüzeysel geçişlerin...zamanla düşünceyi daraltması..Yansımasının da; fazlasıyla içe yönelme( dış dünyaya kapanma ) ifade edememe, uyumsuzluk, belki saldırganlık..şekli

    Egonun, bunca kolektif (diğer kişilerin-toplumunda dahil)hezeyana dayanamaması ve sanrısal bozulum (doğal sonuç!)

    Genetik,biyolojik daha farklı bir sorun-engel yoksa düşüncenin kirlenmesi! genelde, böyle giden bir süreçtendir diye düşünmekteyim.

  9. #9

    Üyelik tarihi
    24 Aralık 2010
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    22
    Mesajlar
    2

    Standart

    doqruları qördüğümüz halde, qerçekleri kabullenemediqimiz zaman, düşüncelerimizde davranışlarımızda kirlenmeye başlar,bence...
    ...
    tek suçum
    sap olmamak
    baltanın
    kanlı oyunlarına....

  10. #10
    dez
    dez çevrimdışı

    Üyelik tarihi
    24 Kasım 2010
    Yaş
    32
    Mesajlar
    18

    Standart

    görünüşş öyle kii karakter biçimleri burda ayrılıyo daha henüz ayrışımların farklı dogrularmıı farklı yanlışlarmı yoksa aralarında ki dogru yanlış zıtlıgı ayrışacak kadar net fikirler ve acıklamalar yok bu sadece bir bakış acısıydı konuya irdelemek acısından ..

Sayfa 1/2 12 SonSon

Members who have read this thread : 2

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0