Sayfa 1/2 12 SonSon
11 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Inançlar

  1. #1
    efefel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13 Şubat 2010
    Yer
    İst.
    Yaş
    27
    Mesajlar
    154

    Standart Inançlar

    Bildiğimiz üzere Dünya üzerinde (sayı veremiyorum) birçok inanç ''din,felsefi görüş,ideoloji...'' var.
    Birçok inancın bulunulan coğrafyaya göre tam bağlantılı sayılmasada farklılık gösterdiği açık.
    örn.Türkiye genelinde (inanç ismi vermek istemiyorum) ''X'' inancı hakim İngiltere genelinde ''Y'' inancı hakim,Japonya genelinde ,''z'' inancı ... ve bu inançları takip eden diğer inançlarda var yanısıra.
    Çok açık olan birşey daha var kişi Dünya'ya geldiği ailenin yaşadığı inançla doğar ve yetişir.
    Bu sahip olunan inanca karşı duygusal bir bağ geliştirir.Bunun nedeni dünya üzerinde en çok güvendiği anne ve babasının bu inanca sahip olmasıdır.Yani kişi inanmayı öğrenir ve hayatının her alanında ya doğrudan yada dolaylı olarak inancını yaşar.
    Ben kişisel olarak inancı duygusal bağ açıdan ikinci bir anneye benzetirim.Kişi öz annesiyle bağını sürdürürken ikinci annesiylede bağını güçlendirir.
    Kişinin yaşadığı aile ve çevre bu ikinci annenin kişiye ait olduğunu bilir ve birgün kişi ya kendisi kendisine yada dışarıdan biri kişiye ''senin bu annen gerçektende var ve senin annenmi DNA testi yaptırmak istermisin'' sorusunu yönelttiğinde kişi muhtemelen şaşkınlık,sinirlilik gibi birçok duyguyu aynı anda yaşıycaktır.Kişinin tepki olarak sükuneti seçtiğini ve bu sorunun kişiyi düşünmeye ittiğini varsayalım.
    DNA testi yapmaya karar verdi,test için hastaneye gitti ve uzun bir çalışmadan sonra kişinin şizofreni olduğu ve annesinin sadece bir hayal ürünü olduğu tespit edildi.Bu sonuç kişiye tedavi ile birlikte açıklandı.Duygusal boşluğu doldurma adına annesinden pek farkı olmayan bu ikinci annesinin boşluğunu uzun bir süre hissetti.
    İhtimallerden biri kişi ikinci annesi ile kuvvetli bir bağ kurmadığı için onu çabucak unutabilir diğer ihtimal annesinin başkası olduğunu anlar ve yeni annesiyle yaşar yada bağı çok kuvvetlidir ve inancı gereği bilime güvenmez bu bağlamda tedaviyi kabul etmeyip annesi ile yaşamayı seçer yada hiç test bile yaptırmaya gerek duymaz ihtimallerin çoğaltılabilmesi mümkün.
    Sonuç olarak eğer tüm insanların ortak bir ikinci annesi var ise bu anne birçok sayıda olamaz.Dünya üzerindeki ikinci annelerin biri gerçek diğerleri hayal ürünü olmalı.
    Peki hangisi gerçek.
    ''Benim annem gerçektende var ve hakikaten benim annemmi''
    kulağa hiç hoş gelmiyor değilmi.
    Bu soruyu kendisine soracak olan varsa kolay gelsin çünki bu yolun sonunda annesini kaybetme riskini göze almalıdır.
    Dolunay ışığında,onlarca çam ağacının altında,çiseleyen yağmur ve yapraklar derin sessizliği bozarken,yudumlanan çay KUTSALDIR

  2. #2
    CaN
    CaN çevrimdışı

    Üyelik tarihi
    15 Eylül 2010
    Yaş
    20
    Mesajlar
    7

    Standart

    Çok isabetli bir benzetme. Ancak düşünmek de biraz cesaret işi değil midir?
    Bana göre yalnızca özgür dimağların seçme şansı olabilir.
    Düşünemiyorsan, eleştiremiyorsan, harekete geçemiyorsan özgür değilsin. Bu cesaret her bireye aşılanmalı.

    Annelerden ikincisinin gerçek olmaması onu tamamen unutmak ya da ondan nefret etmeyi gerektirmez. Çocukken anlatılan masallara inanmaz mıydık, çizgi film karakterlerini hiç mi gerçek sanmadık? Bunlar benim zihnimde yer kaplayan en güzel şeylerden biridir. Çürütülmüş inançlar, mitolojiler, efsaneler de böyle olmalıdır. Onlar insanlığın edebi-kültürel zenginliğidir.

  3. #3
    Ate
    Ate çevrimdışı

    Üyelik tarihi
    10 Aralık 2010
    Mesajlar
    18

    Standart

    Yorumlarınız çok güzel. Fakat insanoğlu binlerce kez yaşadı ve öldü. İnsanoğlu sürekli düşündü. İnsanoğlu sürekli yeni bir fikir üretti ve ürettiği fikri destekledi. Günümüzde insanoğlu artık bir çıkmaza dayandı. Ya eskisi gibi fikir üretecek (yani düşünecek) ya da yeni yeni yerine oturttuğu bilimi sırtlayıp hayatına öyle devam edecek.

    Açıkcası, insanoğlu korkuyor. Ölümü düşünmekten korkuyor. Korkulan düşünmek değil, ölümü düşünmek.

    Ve kendilerini koruyacak bir şeylere ihtiyaç duydu. Onları sevecek ve çıkmazda kaldıklarında onlara yol gösterecek. Bu da Tanrı olarak adlandırıldı.

    Yapmak istediği tek şey acizliğini unutmak. Ölümü unutmak ve sadece yaşamak.

    Duygusal bir metin. Ama saçmalık... Çaresiz ve aciz. Ölümsüzlüğü arıyor asırlardır. Ve artık hiç olmadığı kadar yakın...

    İnsanlar hasta. Şizofreni hastası. Bunu yavaş yavaş keşfediyorlar...

  4. #4
    efefel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13 Şubat 2010
    Yer
    İst.
    Yaş
    27
    Mesajlar
    154

    Standart

    Annneeee! Sen'i kaybetmek istemezdim.
    Dolunay ışığında,onlarca çam ağacının altında,çiseleyen yağmur ve yapraklar derin sessizliği bozarken,yudumlanan çay KUTSALDIR

  5. #5
    efefel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13 Şubat 2010
    Yer
    İst.
    Yaş
    27
    Mesajlar
    154

    Standart

    Alıntı efefel Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Annneeee! Sen'i kaybetmek istemezdim.
    Annemi kaybetmem yaklaşık sekiz yıl oldu
    çevremdeki birçok kişi annesiyle birlikte gayet mutlu bişekilde yaşıyor ama benim annem yok
    kişiler anneleriyle çatışsada onun varlığı bile yetiyor bazen.
    İnsan herzaman bir anneye muhtaçmı dersiniz? (2)
    Dolunay ışığında,onlarca çam ağacının altında,çiseleyen yağmur ve yapraklar derin sessizliği bozarken,yudumlanan çay KUTSALDIR

  6. #6
    ayşenur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    25 Ağustos 2010
    Yer
    ankara
    Yaş
    19
    Mesajlar
    243

    Standart insan annesini sever ve tanrıya inanır

    İnsan annesini sever ve tanrıya inanır

    bir orta noktası yoktur dünyanın

    garip şekiller çizilebilir.

    değişim bir yerde mutlaka gereklidir

    su beyaz ama yalnız beyaz değil

    yanında ötekiler var

    yeryüzü dar dünya küçük mü neymiş

    herkes sefertasını alsın

    bozuk paralar hazır olsun diyorlar

    sen mi konuşuyorsun kim konuşuyor

    benim bildiklerimi de sen bilmiyorsun

    ben boşlukları dolduruyorum

    . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

    bazı boşluklar dolmuyor

    üstünü çizdiğim yerler doğruymuş

    mesela Türkiye'yi kimse sevmiyor

    çünkü Ginsberg yalancının tekidir

    (ama o kadar yalanı boşuna mı söyledi?)

    sevgilini dağa kaldırmış haydut bile gelsin

    ona da güleryüz göstereceksin

    felsefesinden hareket ediliyor

    ölü kırlangıçlar bulunuyor yolda

    insan gülerken gömecek sevdiğini çukura

    nasılsa herşey bir gök altında

    bir gökyüzünde güleryüz gösterir

    ışık kırılır... Toprak ağırdır... Su beyaz

    başkası nereye kadar gitmişti

    oraya kadar gösterdin bana

    herkesin elinde tuttuğu kağıtları

    yanındakine göstermeden okuması

    zor biliyorsun ama ben bilmiyordum

    gösterdim ona ve sana niye ben bilmiyordum

    nasıl duruyor yerli yerinde

    diye bir soru sormuştuk bir kubbenin altında

    belki kendime doğru bakarak bir konuşsam

    bir yerde sakallarıyla Fidel

    bir yerde sakallarıyla İmam

    ve Kaddafi rengi gözlerin senin

    nereye doğru bakacaklar?

    diye de sorulabilirdi

    şimdi yalnız soruları kaldırsam

    kendimi görebilirim yalnız

    çığlıklar atarak geçen gençliğimi

    bile bir yere kaldırıyor sorular

    orada o var sen varsın

    burada kendini ayıklayan ben

    yine de kaçmıyorum

    sığınacak bir yer de aramıyorum

    bir hain var aramızda ona yer açıyorum

    ne de olsa sonuna kadar ihanete açığız

    artık iyice anladım

    insan yalnız annesini sever

    ve tanrıya inanır yalnız

    İbrahim Kiras
    kalp penceresinden günışığı sızdıkça
    şiiri tutuklayamaz hiçbir gardiyan

    murat menteş

  7. #7
    efefel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13 Şubat 2010
    Yer
    İst.
    Yaş
    27
    Mesajlar
    154

    Standart

    Şu insanı aşağılık buluyorum;
    Önce annesini yitiren ve sonrasında diğer herkezin annelerini aşağılayan...
    Dolunay ışığında,onlarca çam ağacının altında,çiseleyen yağmur ve yapraklar derin sessizliği bozarken,yudumlanan çay KUTSALDIR

  8. #8
    iuflsfozkn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    09 Ocak 2011
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    26
    Mesajlar
    675

    Standart neden ???inan- mal-ı- yım

    mesajlarınızı okudum yani cogunu anne kaybına üzüldüm efefel kardeşimin.(bu tabirden rahatsuz olmayacagunu umarum) neden inanc konusnda bu kadar kiliitli kaldun? kilitli kelimesi önemli çünkü elbet bir gün her kilit açılıyor.
    zenon u bilir misiniz? adamcağız bir ok paradoksu atmış ortaya belki de kendi bile inanmadığı bir şeydi bilemiyorum ..zenon a göre an lar arasında kesinti olmaması ok un hareketini imkansızlaştırmıstır.ya da sunu soyleyelim bir uzunluğun hep yarısını yürürsek hiçbir zaman son noktaya varamayacgımızı iddia etmiştir..ne kadar saçma olduğu açık sanırım!!!
    zenon ne derse desin bizler istediğimiz yere gidip gelebilmekteyiz.
    gerçek su ki annemiz sahte bile olsa kacınılmaz olan bir ölüm var.insanoğlu buna hazırlanmalı yani madem öleceğiz o halde varlığımızın bir anlamı olmalı ve sanırım bu anlam her nasıl kazanılacaksa bizim tarafımızdan aranıp bulunmalı.arayan rehbere ihtiyaç duyacaktır bu da aşikar..o halde herkes rehberine sorsun ölümden sonra memleket nire????

  9. #9
    iuflsfozkn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    09 Ocak 2011
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    26
    Mesajlar
    675

    Standart

    zenon dan neden bahsettiğimi anlatmayı unuttum ...zenon kendi uydurduğu şeye kendi inanır mıydı bilemiyoruz bir şey biliyorum ki o da zenon pisagora karşı bir fikir ortaya atmaya çalışmış ki pisagor da o zamanın dindar adamlarından...pisagor sayılara mistik kutsallık yüklermiş ve bir inziva hayatı yaşamış denebilir..peki soralım simdi zenon neyle anılıyor ve pisagor neyle anılıyor...ve sonra soralım nasıl anılmak isterdik öldükten sonra.???peki bu nasıl a cevabı rastlantısal bir hayat yaşayarak cevaplayabilir miyiz? yoksa hayatımıza belli bir ölçüt seçip o ölçüte göre yön vermek mi cevaplarız nasıl anılmak isteriz sorusunu?illa bir ölçüt gerekse ölçütü kimden almalıyız_???

  10. #10
    efefel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13 Şubat 2010
    Yer
    İst.
    Yaş
    27
    Mesajlar
    154

    Standart

    Alıntı iuflsfozkn Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    zenon dan neden bahsettiğimi anlatmayı unuttum ...zenon kendi uydurduğu şeye kendi inanır mıydı bilemiyoruz bir şey biliyorum ki o da zenon pisagora karşı bir fikir ortaya atmaya çalışmış ki pisagor da o zamanın dindar adamlarından...pisagor sayılara mistik kutsallık yüklermiş ve bir inziva hayatı yaşamış denebilir..peki soralım simdi zenon neyle anılıyor ve pisagor neyle anılıyor...ve sonra soralım nasıl anılmak isterdik öldükten sonra.???peki bu nasıl a cevabı rastlantısal bir hayat yaşayarak cevaplayabilir miyiz? yoksa hayatımıza belli bir ölçüt seçip o ölçüte göre yön vermek mi cevaplarız nasıl anılmak isteriz sorusunu?illa bir ölçüt gerekse ölçütü kimden almalıyız_???
    bunu ölçüt olarak alamayız
    ben öldükten sonra nasıl anılacağımı önemsemiyorda olabilirim
    Dolunay ışığında,onlarca çam ağacının altında,çiseleyen yağmur ve yapraklar derin sessizliği bozarken,yudumlanan çay KUTSALDIR

Sayfa 1/2 12 SonSon

Members who have read this thread : 1

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0