kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.
Nejdet' in yazısını okudum. Söylediklerine çoğunlukla katılırım. O yazıya Cogito güzel bir yorum yapmış.
İnsan belki kendini varetmek için yapar bunları, tanımak için, ancak "İnsan kendini insanda tanır" der Goethe.Seyretmek, karışmadan bakmaktır.İletişim yerine koyabileceğimiz bir şey değildir seyretmek. Seyretmekte herhangi bir çaba yoktur. Diziler örneğinden ola çıkacak olursak üretmeden, çaba harcamadan, yerimizden dahi kalmadan pek çok duyguyu yaşatır bize. Sistemli bir şekilde belirli konulara maruz bırakılırız. Evimizde otururken bir diğeriyle iletişim kurmak yerine, başka insanların iletişimini seyretmeyi yeğleriz.
Sanırım dizi izlemekle kitap okumak , sanatla uğraşmak aynı şey olmasa gerek. İnsanın yaşamda çok abarttığı bir ilgi alanı olabilir. Odasına kapanıp saatlerce kitap okuyabilir, resim yapabilir, piyano çalabilir bunların hepsi kilşinin kendisini varetme sürecidir ve oldukça da sağlıklıdır.En azından kendi tercihidir. Diziler bizim tercihimiz bile değil. Dizilerle çok rahat mafyaya özendirilebilirim, aşiretlere sempati duyabilirim, ağzımı açıp zengin mutfaklara hayran kalabilirim...vb. Sanırım medya 4. kuvvet olma rolünü bu şekilde yerine getiriyor.
Seyretmek pasif iletişimdir bana göre. İnsanlar bir eylem yapar, siz de bu eylemi izlersiniz. sessizce iletişirsiniz yani. Seyrettiren bir şeyler anlatmak istiyordur, seyreden görmek ve bir şeyler anlamak amacındadır. Anlatmak ve anlama isteği de bir çabadır bu bağlamda. İşte o yüzden seyrettirme çabasında olanın da, seyretme çabası gösterenin de belirli bir kalite arayışında olması çok önemli benim açımdan.
Birkaç yıl önce Çemberimde Gül Oya ve Hatırla Sevgili dizisini izlerdim. Tekrar oynatsalar tekrar kaçırmadan izlerim. Ama şuan bakıyorum o seviyede bir film yok. Ne kadar takip etmesenizde misafirliğe gittiğinizde veya evinizde kanalları değiştirirken dizilerin konusunu anlıyorsunuz. Bu nedenle önyargılı olduğumu da düşünmüyorum. Belki de öyleyimdir. Televizyonda o kadar saçma şeyler varki sebebi benimle onları izleyenin kapasitesi arasındaki farkla açıklanamaz...
Yalnızca akıllılar düşünce sahibidirler.İnsanların geri kalanları düşüncelerinin tutsağıdır.
Coleridge
- hadi gene iyisin, bulaşıkları yalapşap yıkayıp geldin kaçırmadın dizini..
tabak çanakta deterjan atıkları da kaldı ama boşver.. bağışıklık kazandılar gari..
gelecek olan misaafirleri de savdın savuşturdun.. kaykıl şööylee.. ooh.. dizi keyfi haa?
- hee yaa.. valla bi iyi geliyo ki sorma.. sankim afyon yutmuş gibi.. unutturuyo .. koparıyo..
- ama o izlediklerin hep birilerinin felaketi.. var mı bi tane mutlu karakter?
- ??!!
- oh, çocuklar da yayılmış.. dersler?
- ?!?
- peekii.. dizini kaçırmadın daa, başkalarının felaaketini izlemekten mutlusun keyiflisin dee..
hayattan kaçırdıkların n'olacak?
tekraarı da yok..
- !?#*.;&
- dizi keyfi yapacaanaa otur da dizini dövsene..
- ssiiitt*$&½*\#}*!!!!
Boşuna kıskanmayın, adımı ben koymadım.
Osman Osman Ağlak Osman neden ağlıyorsun?
Aç mısın, açıkta mısın?
(Pardon diziymiş.)
Afrikalı çocuk, kara çocuk neden ağlıyorsun?
Aç mısın, açıkta mısın?
(Öl git çocuk, ağlaman sempatik değil!)