10 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Gökyüzü

  1. #1
    Euhemeros - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    14 Şubat 2010
    Yer
    Keskin Soğukların Derinliklerinden
    Yaş
    70
    Mesajlar
    205

    Standart Gökyüzü

    Yürüyorum her gün aynı yollarda. Gökyüzüne bakıyorum yavaşça attığım adımlarda. Muhteşem ve büyüleyici bir görüntüsü var gözüme yansıyanlarda. Ve devam ediyorum yoluma. Yürüyorum, yürüyorum ve yürüyorum. Taki yerleşim yerine yaklaştıkça binalar sıklaştıkça bir kez daha gök yüzüne bakmak istiyorum. Ve içten içe boğulduğumu hissediyorum aşağıya doğru inen yolda. Yaşadığım yerde yoğun bir varoş görüntüsü hakim. Ve evime giderken izlediğim güzergahtan gökyüzüne bakınca içim kararıyor ve yüreğimdeki sanki bir öfke fabrikası gibi, bana bir boğulma hissi hissettiriyor. Bir haykırma ya da kendimi duvarlara vurmak istiyorum. Çevremdekiler sanki gülüyorlar yakınlarımı öldürmüşcesine. Ve düşünüyorum neden halen burada yaşıyorum. Neden yüksek bir dağın eteklerinde bir yerde yaşamıyorum? Ve ya neden bir deniz kenarında alabildiğince düz denize bakacağım bir yerde değilim? Kışın soğuğunda buz gibi sulara dalmak istiyorum. Ve bunlara benzer milyonlarca şeyi hissediyorum bu insanlar ve beton kulelerin arasında.
    Konu Euhemeros tarafından (05 Mart 2010 Saat 22:15 ) değiştirilmiştir.
    Söyleyebildiklerim yalnızca karnımın açlığı ve tokluğu arasında ufacık bir çizgi. Söyleyemediklerimse Evren ile kendi aramdaki bir döngü.

  2. #2
    Euhemeros - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    14 Şubat 2010
    Yer
    Keskin Soğukların Derinliklerinden
    Yaş
    70
    Mesajlar
    205

    Standart

    Acaba kendi kendimi mi bitiriyorum? Yoksa gerçekten zincirimi kırmış bir durumda mıyım?
    Söyleyebildiklerim yalnızca karnımın açlığı ve tokluğu arasında ufacık bir çizgi. Söyleyemediklerimse Evren ile kendi aramdaki bir döngü.

  3. #3
    serotonin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    01 Mart 2010
    Yaş
    38
    Mesajlar
    119

    Standart

    Ne kendi kendinizi bitiriyorsunuz ne de zincirleriniz kırılıyor...sadece sükunet ve nefes istiyorsunuz. Bundan daha insani bir ihtiyaç olabilir mi?
    kategorize edilemeyen

  4. #4

    Üyelik tarihi
    24 Haziran 2008
    Mesajlar
    20

    Standart

    Asıl niyetiniz içinde bulunduğunuz yerleşkeye ve çevreye bakan gözlerin algılarıyla oynamak sanki...Hissettiğim duygu melankoliden uzak ama trajik bir yer tasvirine yakın,betimlemeniz gököyüzünü kurtarıcı,yeryüzünü savaşçı yapıyor ancak asıl savaşan gökyüzü bence.Her açıdan kaldırılan kafalar aynı maviliği görürken,mavilik sonrası görüntüler öncesi kadar leziz olamayabiliyor.Aynı heyecanı toprakta yaşatmaksa insan olmanın mesaisi diye düşünüyorum.Olmak istediğim yeri hayal ederken kapıldığım ruh halidir bu,kafam yukarıda yürür,ayaklarımın bağlı olduğu çevreyi olmasını istediğim mekana dönüştürürüm,sonra mı? Gözlerimi gökyüzünden koparıp aslında maviden sonranın hep bir umut olduğunu düşünür ve ondan güç alırım,aslında gökyüzü güç aşılar;renk,ışık,algı değil...
    Etrafınızda gördüğünüzü sandığınız oluşumları siz yaratıyorsunuz,var olanla var olmak farklıdır.Var olan yaratılır,var olmak ise size bağlıdır,istediğiniz kadar uzatırsınız,yaşatırsınız istediğiniz nefesleri etrafınızda.Görüntü gerçek değildir,gerçek nerdedir?Algılarda.'Varlık algıdır'Berkeley
    Bana bugün doğru gelen hiçbir şey yoktur ki; yarın yanlış da gelmesin.<br />&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp; MONTAIGNE

  5. #5
    Euhemeros - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    14 Şubat 2010
    Yer
    Keskin Soğukların Derinliklerinden
    Yaş
    70
    Mesajlar
    205

    Standart

    Evet, haklı olabilirsiniz. Ne zaman kendimi düşünsem aklıma aradığım kimseler geliyor. Fakat bir kaç doğru-yanlış elemesi yapınca "neden onlara ihtiyacım olsun?" ve "neden bunca yıldır biriktirdiğim nefreti ve kini onlarla paylaşayım?" diyerek, kendimi kimi zaman 1., kimi zaman 2. plana atıyorum. Fakat uğraşmak zarar vermek ve zarar görmek benim doğamda yok. Risk almaktan hoşlanıyorum. Fakat bedenim ya da duygularımla değil. Mal ve mülke önem vermiyorum. Kimi zaman Pasifik sahillerinde, kimi zaman Sibirya'da, Baykal Gölünde balık tutmak geliyor. O dondurucu soğuklarda yaşamak... Beni götürüyor kendimden. Bulutlarda "umut"dan çok huzur buluyorum. Ölmek ve sevmek daima 2. planda kalıyor hayatımda. Kendi kimliğimi yaratmak istiyorum. Ve bu kimlikle sonsuza dek yaşamak istiyorum...
    "Görünenler yalnızca birer yanılsama" bu doğru fakat bunları anlatmak da bir o kadar saçma geliyor. Daha doğrusu Absürdizmde kendimi buluyorum. Neden bunca düzensizliği düzen içine sokmaya çalışıyoruz. Ve daha sonra herşeyin bir düzeni olduğundan bahsediyoruz. Hayatımda "farkındalık" ön plana çıkıyor. Vs. Vs.
    Söyleyebildiklerim yalnızca karnımın açlığı ve tokluğu arasında ufacık bir çizgi. Söyleyemediklerimse Evren ile kendi aramdaki bir döngü.

  6. #6
    usenenadam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    09 Kasım 2009
    Mesajlar
    79

    Standart

    seninki gündüzlük gecelik
    benimki tersi düzü
    sende benim gibi
    ikiyüzlüsün gökyüzü

  7. #7
    Euhemeros - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    14 Şubat 2010
    Yer
    Keskin Soğukların Derinliklerinden
    Yaş
    70
    Mesajlar
    205

    Standart

    Ahhhhh.... USENENADAM...

    Dilim olsa da konuşsam karşıdaki dağlarla,
    Doğrusu olsa da yaşasam yalnızlığımda,
    Bir avuç kumdu sana ve bana talim olan yaşantımızda,
    Kimi arıyorsun? söyle.
    Kız gibi ağlıyor öfkesinden deliye döndüğünde,
    Attığı çığlıklarla beliriyor kara bulutlar gökyüzünde.
    Ve halen adımızı bilmediğimizden yakınıyoruz;
    Sustuğumuz tek konu olan; yalnızlık dolu yüreğimizde...
    Söyleyebildiklerim yalnızca karnımın açlığı ve tokluğu arasında ufacık bir çizgi. Söyleyemediklerimse Evren ile kendi aramdaki bir döngü.

  8. #8
    usenenadam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    09 Kasım 2009
    Mesajlar
    79

    Standart ah

    Dostum, bu şiiri haketmişsin,
    kabul buyurursan al senin olsun..
    (hemen karşımdaki dağın
    yeşil saçlarını, incecikten bir yağmur altında tararken yazıyorum..
    oh canıma deysin.)

    kuşlaar.. kuşlar
    istemez miyim istemez miyim
    topuklarımdan sıyırıp gölgemi
    uçayım sizler gibi de
    düz olsun şu yokuşlar..

    kuşlaarr.. kuşlar..
    tükürüp de şu şehrin
    tangır tungur mekanlarına
    betonlarına sosyal imkanlarına..
    pırrrrrrr.. süzülüvereyim
    denizlere dağlara ovalara..
    istemez miyim..

    dağ başına koyamadım başım
    gökyüzünde doyamadı bakışım
    ah bulamadım yolunu çıkışın
    kestirmeden..
    küstürmeden..
    kuşlaaarrrrr.. kuşlar..
    benim için de uçuşun..
    benim içimde uçuşun..

    ah...

    (sevgi saygı..)
    içmi şimçor bayıdol durmu şumtor bayısız mış kalmı şımey kaf aaç mıs ıntokmu sun yoksaye rinde yok musunun utmu şumsorma yı..

  9. #9
    Euhemeros - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    14 Şubat 2010
    Yer
    Keskin Soğukların Derinliklerinden
    Yaş
    70
    Mesajlar
    205

    Standart

    Size severek dinlediğim bir şarkı ile karşılık vermek istiyorum;

    Ezginin Günlüğü - 1980

    Sigaramın dumanına sarsam saklasam seni
    Sigaramın dumanına sarsam saklasam seni
    Gitme gitme gittiğin yollardan dönülmez geri
    Gitme gitme el olursun sevdiğim incitir beni

    yokluğun ah yol yol olsa uzasa unutmam seni
    yokluğun ah yol yol olsa uzasa unutmam seni
    Gitme gitme gittiğin yollardan dönülmez geri
    Gitme gitme el olursun sevdiğim incitir beni

    Akşam vakti sardı yine hüzünler
    Kalbim yangın yeri, gel kurtar beni senden
    Akşam vakti dolaştım sokaklarda
    Yırtık bir afiş, seni gördüm duvarda

    Sigaramın dumanına sarsam saklasam seni
    yokluğun ah yol yol olsa uzasa unutmam seni
    Gitme gitme gittiğin yollardan dönülmez geri
    Gitme gitme el olursun sevdiğim incitir beni
    Söyleyebildiklerim yalnızca karnımın açlığı ve tokluğu arasında ufacık bir çizgi. Söyleyemediklerimse Evren ile kendi aramdaki bir döngü.

  10. #10
    Süreyya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16 Nisan 2010
    Mesajlar
    463

    Standart

    Lâ mekan'dan içre
    yerli yerin bilen, mülkte

    hem Sema'da seyran eden
    hem seferi bir mücahit,

    Sultan'dır, Umut' dur O, bana her daim mavi gelen.

    ****

    O MAVİLİK DERDİ

    Beni uykudan uyandırır uyandırmaz
    Dünyanın bütün huyları yüzünde
    Ben bunlardan birini seviyorum en çok
    Sana bir nar kesip uzatıyor ya doğa
    Tutsam tanelerini
    Sevincin gözyaşları derdim buna.

    Bir süre bakışıyoruz karşılıklı
    Ben uykudan uyanır uyanmaz
    Benimle şiir gibidir bu
    Tam karşımda ama yazılmamış
    Durmadan bileniyor aklımda.

    Seni unutarak baktığımda bile
    Dünyanın her yerlerinden geçiyorsun
    Yayılıyorsun kalabalıklara
    Yalnız yayılmak mı
    Aşkın en büyüğü, en dayanılmazı demeli buna.

    Özlenirsin, alabildiğine varsın da
    Daha da var oluyorsun gün günden
    Olgun bir meyve gibi güleceksin zamanla
    Bir kadında değilsin, bir kişide değilsin
    Bir kuş olsa mavilik derdi buna.

    Edip CANSEVER

Members who have read this thread : 0

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0